<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/254 E. , 2025/385 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2024/254<br>Karar No : 2025/385 <br> <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu<br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>KARŞI TARAF (DAVACI) :...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 13/02/2023 tarih ve E:2021/1557, K:2023/775 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının yeniden incelenmesi talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararına yönelik itirazının reddine ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının iptali istenilmiştir. <br>Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 13/02/2023 tarih ve E:2021/1557, K:2023/775 sayılı kararıyla;<br>2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Disiplin Cezaları" başlıklı 62. maddesinde, hâkim ve savcılara, sıfat ve görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre Hakimler ve Savcılar Kurulunca, uyarma, aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesini durdurma, derece yükselmesini durdurma, yer değiştirme ve meslekten çıkarma cezalarından birinin verileceğinin düzenlendiği,<br>Anılan Kanun'un "Meslekten Çıkarma Cezası" başlıklı 69. maddesinin 1. fıkrasında, "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir."; son fıkrasında da, "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verildiği,<br><br>Olayda, davacının, dava konusu disiplin cezasının dayanağı olan fiillerine ilişkin olarak "görevi kötüye kullanma" suçu nedeniyle hakkında yürütülen ceza yargılaması sonucunda Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile "...Sanık ...'in mahkeme devir işleri sırasında kalemde bulunan gizli tanık '... ' kod adlı H.A. isimli kişinin ifadesini zabıt katibi ile birlikte aldığı, 01.07.2011 tarihli bu ifadede o dönemde bir siyasi parti içerisinde faaliyet gösteren ve milletvekili olan bir siyasetçi ile ilgili bazı beyan ve iddiaların yer aldığı ancak bu gizli tanık ifadesine ilişkin olarak kayıtlı bir soruşturma ve kovuşturma evrakının bulunmadığı, gizli tanık ifade tutanağında 'Soruşturma No:...' yazmasına rağmen numara almadığı, CMK 160/1. maddede düzenlenen 'Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.' maddesi gereğince iddia ve beyanların araştırılmak üzere soruşturma defterine kayıt edilmesi gerektiği, oysa bu işlemin gerçekleştirilmediği, ayrıca tanığın beyanında geçen olayların Ankara'da meydana geldiğinin anlaşılması üzerine yetkisizlik kararı vererek evrakı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına göndermesi gerekirken bunu da yapmadığı, bu hususların görevlerinin gereklerine ve kanuna aykırılık oluşturduğunun kabul edilmesi gerektiği, ancak sanığın kanuna ve görevin gereklerine aykırı davranışları sonucunda meydana gelen bir kamu zararı, kişi mağduriyeti, haksız kazanç veya kişilere haksız bir menfaat sağlanmasından söz etmenin mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır..." tespit ve değerlendirmelerine yer verilerek, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-a maddesi uyarınca anılan suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacının beraatine karar verildiğinin görüldüğü, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, anılan kararın taraflarca temyiz kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiğinin anlaşıldığı,<br>Bu itibarla, disiplin soruşturma raporu ve ekleri ile ceza yargılamasında yer verilen tespitler ve dava dosyasında mevcut tüm bilgi ve belgeler bir arada değerlendirildiğinde; davacının, Erzurum Cumhuriyet Savcısı (CMK 250. madde ile yetkili) olarak görev yaptığı dönemde, H.A. isimli kişinin ifadesini gizli tanık "..." kod adıyla almasına ve tanık ifade tutanağında "Soruşturma No:..." yazmasına rağmen, mevzuat hükümlerine aykırı olarak o dönemde bir siyasi parti içerisinde faaliyet gösteren ve milletvekili olan bir siyasetçi ile ilgili bazı beyan ve iddiaların yer aldığı bu gizli tanık ifadesini işleme koymayarak numara almadığı ve söz konusu ifadeye ilişkin olarak kayıtlı bir soruşturma ve kovuşturma evrakının bulunmadığı hususlarının, gerek davacının savunması ve gerekse de dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden sabit olduğu görülmekle birlikte; davacının sübuta eren söz konusu eylemlerinin hakimlik ve savcılık mesleğinin kamuoyu nezdinde saygınlığının zedelenmesine neden olacak, mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte ve ağırlıkta bulunmadığı anlaşıldığından, davacının, eylemine uygun başka bir disiplin cezası ile cezalandırılması gerekirken, 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı,<br>Diğer yandan, davalı idare tarafından, söz konusu disiplin soruşturması kapsamında davacının sübut bulmuş eylemine uyan başka bir disiplin cezası verilebileceği hususunun da açık olduğu gerekçesiyle,<br>dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, temyize konu Daire kararında, davacının 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrası uyarınca cezalandırılması yerine eylemine uyan başka bir disiplin cezası ile cezalandırılması gerektiği belirtilmek suretiyle yerindelik denetimi yapıldığı, yargı yerince, hem idari soruşturma usulü hem de davacının disipline konu eyleminin sabitliği hususunda hukuka aykırı bir durumun saptanmadığı, eyleme uyan disiplin cezasının yargısal denetimini yapan Dairenin, fiilin karşılığı olan yaptırımı somut olarak ortaya koyamadığı, ancak cezanın eyleme uygun olmadığını vurgulamakla yetindiği, davacının eylemleri ortaya konularak hakkında soruşturma raporu düzenlendiği, savunmasının alındığı, eylem ve etkilerinin özel olarak değerlendirildiği, yapılan eylemin nasıl ve ne şekilde sübuta erdiği hususunun açıklandığı ve en nihayetinde Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, temyize konu kararda, davacının eylemlerinin sübut bulduğunun kabul edildiği, ancak söz konusu eylemlerin mesleğin şeref ve onurunu bozacak nitelikte eylemler olmadığına hükmedildiği, hukuki olarak davacının eylemlerinin hangi cezayı gerektirdiğine karar verme ve takdir etme yetkisinin idarelerine ait olduğu, söz konusu takdir yetkisinin sorumsuzca kullanılmadığı müddetçe yargı kararları ile müdahale edilmemesi gerektiği, 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin 2., 3. ve 4. fıkralarında ayrıca ceza mahkumiyeti durumlarında meslekten çıkarmanın şartlarının düzenlendiği, son fıkrasında ise bunlardan tamamen bağımsız bir şekilde Kurulun kişinin eylemini "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" gördüğü takdirde, eylemin suç teşkil edip etmediğine, kişinin hüküm giyip giymediğine bakmadan meslekten çıkarma cezası verme yetkisine sahip olduğunun düzenlendiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: <br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br><br>MADDİ OLAY : <br>Davacının, Erzurum Cumhuriyet Savcısı (CMK 250. madde ile yetkili) olarak görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği eylemler nedeniyle hakkında düzenlenen soruşturma raporu üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile "...H.A. isimli kişinin Erzincan ilinde bulunduğu esnada emniyet görevlilerinin Cumhuriyet Savcısının kendisiyle görüşmek istediğini söylemeleri üzerine emniyet görevlileriyle birlikte (CMK 250. madde ile yetkili) Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına götürüldüğü, burada H.A.'nın ilgili Cumhuriyet Savcısı (CMK 250. madde ile yetkili) ... (davacı) tarafından "..." kod ismi kullanılarak gizli tanık sıfatıyla 01/07/2011 tarihinde beyanının alındığı fakat ifadeye "Soruşturma No:..." yazmasına rağmen numara verilmediği, Erzurum CMK 250. maddesi ile görevli ... Ağır Ceza Mahkemesinin kapatılması ve genel görevli ... Ağır Ceza Mahkemesinin işlerinin de ... Ağır Ceza Mahkemesine devredilmesi üzerine taşınma esnasında söz konusu ifadenin ve gizli tanık tutanağının bulunduğu ve bu hususun tutanak altına alındığı, söz konusu 01/07/2011 tarihli ve soruşturma numarası bulunmayan ifadede; o dönem bir siyasi parti içerisinde faaliyet gösteren ve milletvekili olan bir kişi ile ilgili bir takım beyan ve iddiaların bulunduğu, CMK'nın 160. maddesinin "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." amir hükmü gereğince iddia ve beyanların araştırılmak üzere evrakın soruşturmaya kayıt edilmesi gerektiği fakat ilgili tarafından bu hususun gözardı edildiği, ilgilinin savunmalarında söz konusu tanığın anlatımlarının soyut nitelikte olması sebebiyle doğrudan soruşturmaya girişilmediğini ve gerekli istihbarat çalışmaları için yazıyı görevli polis memurlarına verdiğini ayrıca iddia edilen olayların Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı yetki sınırları içerisinde gerçekleşmesi sebebiyle ifadenin Ankara Emniyeti İstihbarat Şubesi'ne de iletilmesi talimatını verdiğini beyan etmiş ise de; böyle bir talimat verildiğine ilişkin delil olmadığı gibi yapılan araştırmalarda da böyle bir yazıya rastlanmadığı, ifadede anlatılan olaylar savunmada da kabul edildiği üzere Ankara il sınırları içinde olmasına rağmen beyanın soruşturmaya kayıt edilip CMK 12 vd. maddeleri mucibince yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğinin de görmezden gelindiği, bir yandan tanığın iddialarının soyut nitelikte olduğu ve lekelenmeme hakkı çerçevesinde soruşturmaya kaydedilmediği belirtilmesine rağmen, bir yandan da tanığın beyanının "gizli tanık" sıfatıyla alınmasının da çelişkili olduğu, ilgilinin söz konusu eylemleri usul ve esas açısından açıkça mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil ettiği gibi ifadenin alındığı tarihlerde ülke gündemini meşgul eden ve sonradan kumpas olduğu ortaya çıkan soruşturma ve kovuşturmalar da göz önünde bulundurulduğunda, özel bir saik doğrultusunda, söz konusu gizli tanık ifadesinin uygun görülen zamanda ve uygun görülen kişiler dahil edilerek soruşturma numarası verilmek suretiyle kullanılacağı yönünde yoğun şüphe oluşturduğu..." gerekçesiyle davacının, sabit görülen söz konusu eylemlerinin, hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğünden bahisle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.<br>Davacı tarafından bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi aynı Dairenin ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararı ile reddedilmiş, itiraz talebi ise Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararı ile reddedilmiştir.<br>Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.<br>Öte yandan, dava konusu disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle davacı hakkında "görevi kötüye kullanma" suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararı ile, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-a maddesi uyarınca anılan suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle davacının beraatine karar verildiği, UYAP kayıtlarının incelenmesinden anılan kararın taraflarca temyiz kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği görülmüştür.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT :<br>2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69. maddesinde, "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.<br>68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.<br>Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.<br>Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.<br>Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmüne yer verilmiştir.<br>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi" başlıklı 160. maddesinin 1. fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." hükmü yer almıştır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Hâkimlik ve savcılık mesleği, kariyer bir meslek olup, bu görevi ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder. <br>Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.<br>Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile davacı hakkında yürütülen soruşturma kapsamında ortaya koyulan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının, mahkeme devir işleri sırasında kalemde bulunan gizli tanık "..." kod adlı H.A. isimli kişinin ifadesini zabıt katibi ile birlikte aldığı, 01/07/2011 tarihli bu ifadede o dönemde bir siyasi parti içerisinde faaliyet gösteren ve milletvekili olan bir siyasetçi ile ilgili bazı beyan ve iddiaların yer aldığı ancak bu gizli tanık ifadesine ilişkin olarak kayıtlı bir soruşturma ve kovuşturma evrakının bulunmadığı, gizli tanık ifade tutanağında "Soruşturma No:..." yazmasına rağmen numara almadığı görülmektedir.<br>Gizli tanık "..." kod adlı kişinin ifadesinde, söz konusu siyasetçi ile Ankara'da yaptığı görüşmedeki bazı olaylardan ve konuşmalardan bahsedildikten sonra bu kişinin niyetinin ülkücüleri sokağa dökmek, onları terör örgütü PKK sempatizanları ve aleviler ile karşı karşıya getirmek suretiyle ülkede kaos oluşturmak olduğu beyan edilmiştir.<br>Gizli tanık "..." kod adlı kişiye ait Erzincan Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 03/05/2017 tarihli bilgi alma tutanağında ise; Erzincan ilinde bulunduğu esnada emniyet görevlilerinin Cumhuriyet savcısı O.Ş.'nin kendisiyle görüşmek istediğini söylemeleri üzerine emniyet görevlileriyle birlikte Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına götürüldüğü, burada Cumhuriyet savcısı O.Ş. tarafından "..." kod ismi kullanılarak gizli tanık sıfatıyla ifadesinin alındığı, davacıyı hiç görmediği ve tanımadığı, ifadede belirtilen hususların doğru olduğu belirtilmiştir.<br>Uyuşmazlıkta; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." hükmü uyarınca gizli tanık ifadesinde belirtilen iddia ve beyanların araştırılması için bu ifadenin soruşturma defterine kaydedilmesi ve ifadede geçen olayların Ankara'da meydana geldiğinin anlaşılması üzerine yetkisizlik kararı verilerek evrakın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi gerekirken bunun yapılmadığı, ayrıca, gizli tanık ifadesinin Cumhuriyet savcısı O.Ş. tarafından alınmasına rağmen ifade tutanağında davacının isminin ve imzasının yer aldığı anlaşılmaktadır.<br>Netice itibarıyla, davacının, ülkede kaos oluşturulacağı yönünde önemli bir iddiayı içeren gizli tanık ifadesi hakkında işlem yapmaması ve ifade alma sırasında bulunmadığı halde ifade tutanağına kendisi ifade almış gibi imza atması şeklindeki eylemlerinin, kamuoyu nezdinde hakimlik-savcılık mesleğinin saygınlığını yitirmesi sonucunu doğuracak nitelik ve ağırlıkta olduğu, dolayısıyla 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrasında belirtilen meslekten çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçuna uyduğu sonucuna varılmıştır.<br>Bu durumda; eylemlerinin "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" olduğundan, davacının, 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yeniden incelenmesi talebinin reddine dair aynı Dairenin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararına yönelik itirazının reddine ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve E..., K:... sayılı kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.<br>Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. <br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;<br>2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 13/02/2023 tarih ve E:2021/1557, K:2023/775 sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,<br>4. Kesin olarak, 20/02/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.<br> <br><br>KARŞI OY<br><br>X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.<br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>
memur