<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/4070 E.  ,  2023/2708 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2019/4070<br>Karar No : 2023/2708 <br><br>TEMYİZ EDEN TARAFLAR: 1- … Vergi Dairesi Başkanlığı …<br> (…Vergi Dairesi Müdürlüğü) <br> VEKİLİ: Av. …<br> 2- …<br><br>İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı adına, asıl borçlu … Büro Makinaları Tic. Ltd. Şti'nin borçları nedeniyle, kanuni temsilci sıfatıyla adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacıya düzenlenen … sayılı ödeme emri içeriği şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinde tespit edilemeyen …ve … sıra numaralı; … sayılı ödeme emrinde yer alan …ve …sıra numaralı alacaklar için önce borçlu şirket adına ödeme emri düzenlenerek takip yapılması gerekirken, doğrudan kanuni temsilci davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uyarlık; dava konusu olan … sayılı ödeme emri ile … ve … sayılı ödeme emirlerindeki yukarıda sıra numararaları yazılı alacaklar dışındaki amme alacaklarına gelince; davacının 21/01/2008 tarihinde asıl borçlu şirkete müşterek imza ile temsile yetkili müdür olarak atandığı, 19/01/2017 tarihinde müdürlük görevinin sona erdiği, asıl borçlu …Büro Makinaları Tic. Ltd. Şti'nin, 24/11/2016 tarihinde 6736 sayılı Kanun uyarınca yapılandırma başvurusunda bulunduğu, bu kapsamda yapılandırılan borçlarla ilgili dava açmayacağını ve açılmış davalardan vazgeçeceğini yazılı olarak beyan ettiği, buna istinaden şirketin borçlarının yapılandırıldığı; yapılandırma dilekçesine konulan imzalardan birinin müşterek müdür olan davacıya ait olduğu, alacakların tahsili için şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin şirkete sırasıyla 06/10/2015 tarihinde posta yoluyla, 28/05/2017, 12/07/2017 ve 27/09/2017 tarihlerinde de elekteronik tebligat yoluyla tebliğ edildiği, daha sonra yapılan malvarlığı araştırmasında şirketin borca yeter malvarlığına rastlanmadığı ve davacı kanuni temsilci adına dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği anlaşıldığından dava konusu ödeme emrinin bu kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; dava konusu … sayılı ödeme emrinin ve … sayılı ödeme emrinin … sıra numaraları dışında kalan sıra numaralarında yer alan amme alacaklarının iptali isteminin reddine ilişkin hüküm fıkrasına davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu ile …. sayılı ödeme emrinin … ve … sıra numaralı, … sayılı ödeme emrinin … ve … sıra numaralı alacaklara dair iptal isteminin kabulüne ilişkin hüküm fıkrasına davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusu yönünden; davacı ve davalı idare istinaf başvurularının bu kısımlar yönünden reddine, dava konusu … sayılı ödeme emrinin … sıra numaralı alacaklara dair iptali isteminin reddine ilişkin hüküm fıkrasına davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu yönünden; şirket tarafından söz konusu amme alacaklarının yapılandırılması için başvuruda bulunulması üzerine borçların yapılandırıldığı, yapılandırma başvurusuyla şirkete ait borçlara ilişkin yeni bir hukuki durum ortaya çıktığından asıl borçlu şirketten tahsili için şirket adına ödeme emri düzenlenmesi akabinde asıl borçlu şirketten amme alacağının tahsil edilememesi halinde kanuni temsilciden amme alacağını tahsil etmeye çalışması gerekmekte iken doğrudan kanuni temsilci olan davacıdan tahsil etme yoluna gidilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı; istinaf başvurusuna konu kararın, dava konusu … sayılı ödeme emrinin … ve … sıra numaralı alacaklara dair iptal isteminin kabulüne ilişkin hüküm fıkrasına davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusu yönünden ise; söz konusu amme alacaklarının davacıdan tahsil edilme yoluna başvurulmadan önce asıl amme borçlusu şirketten … sayılı ödeme emriyle tahsil edilmeye çalışıldığı, söz konusu ödeme emrinin 22/09/2017 tarihinde elektronik tebligat yoluyla tebliğ edildiği ancak vadesinde ödenmediği bunun üzerine yapılan malvarlığı araştırmasında şirketin borca yeter malvarlığına rastlanmadığı ve davacı kanuni temsilci adına dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği, sonuç olarak bu amme alacakları için kanuni temsilcinin sorumluluğuna gidilmesi için gereken şartların oluştuğu ve düzenlenen ödeme emrilerinde bu alacaklar bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurularının kısmen kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, adına yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka uyarlık bulunmadığı, temyiz isteminin kabulü ve Vergi Dava Dairesi kararının aleyhe olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Davacı adına yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu, temyiz isteminin kabulü ve Vergi Dava Dairesi kararının aleyhe olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. <br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. <br><br>TETKİK HÂKİMİ : …<br>DÜŞÜNCESİ : Taraflarca temyiz dilekçelerinde öne sürülen hususlar, temyize konu Kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından taraflar temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni Temsilcilerin Ödevi" başlıklı 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi veya buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı kurala bağlanmıştır.<br>6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı; 62. maddesinde ise borçlunun mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı hüküm altına alınmıştır.<br>Öte yandan, 6183 sayılı Kanun'un "Kanundaki terimler" başlıklı 3. maddesinde, "tahsil edilemeyen amme alacağı" teriminin, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını; "tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı" teriminin, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği belirtilmiştir. <br>Yukarıda yer verilen yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden; şirket borçlarından dolayı kanuni temsilcilere başvurulabilmesi için öncelikle şirket adına kesinleştirilmesi ve usulüne uygun tüm takip yollarının tüketilmesine karşın, borcun şirketin malvarlığından kısmen ya da tamamen tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin ortaya konulması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.<br> Dosyanın incelenmesinden, asıl amme borçlusu … Büro Makinalari Ticaret Limited Şirketi tarafından kanuni temsilci olarak şirket ortaklarından … ile dışarıdan … ve davacı …’in atandığı bu üç kişiden herhangi ikisinin imzası ile şirketin temsil edilebileceğine dair 26/12/2007 tarihli şirket ortaklar kurulu kararının 25/01/2008 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiği, davacı … ile … ve …’ın şirket müdürlüklerinin sona ermesine, şirket müdürü olarak …’ın atanarak şirketi temsil yetkisi verilmesine dair 12/05/2016 tarihli şirket ortaklar kurulu kararının ise 25/01/2017 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlandığı, şirket borçlarının 6736 sayılı Kanunun 2. ve 3. maddesi kapsamında 22/11/2016 ve 25/11/2016 tarihlerinde … ile … tarafından imzalanan dilekçelerle yapılandırıldığı, 6736 sayılı Kanun'un 3. maddesi kapsamında yapılandırmaya konu edilen vergi ve cezalara karşı açılan davalarda … ve … Vergi Mahkemelerince 29/11/2016 ve 30/11/2016 tarihli kararlarla feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, kararların şirket adresine tebliğ edildiği ve temyiz edilmeyerek kesinleştiği, sonrasında asıl amme borçlusu şirket tarafından yapılandırılan borçların ödenmemesi üzerine yapılandırmanın 20/06/2017 tarihinde iptal edildiği, şirkete düzenlenen ödeme emirlerinin ise 06/10/2015 tarihinde posta yoluyla, 28/05/2017, 12/07/2017 ve 27/09/2017 tarihlerinde elektronik tebligat yoluyla tebliğ edildiği, şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırması sonucunda amme borcunun şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığından bahisle kanuni temsilcinin sorumluluğu kapsamında amme alacaklarının davacıdan tahsili için dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği anlaşılmıştır.<br>Bu itibarla, davacının ödeme emri içeriği borçların dönemi itibariyle şirketin kanuni temsilcisi olduğu, kanuni temsilci olan üç kişiden herhangi ikisinin imzası ile şirketin temsil edilebileceği, dolayısıyla … ile …'ın imzası ile yapılandırılan borçtan davacının da sorumlu olduğunun kabulünün gerekeceği, kaldı ki şirketin ihbarnamelere karşı açmış olduğu davalarda verilen karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararlarının şirkete tebliğ edildiği ve şirketin bu karara itirazının görülmediği, yine şirkete düzenlenen ödeme emirlerinin yapılandırma sonrasında şirkete e-tebliğ edildiği görüldüğünden ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edilerek kesinleştirilip kesinleştirilmediği, borcun zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususları da dikkate alınarak incelenmek suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekeceğinden, aksi yöndeki Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1.Temyiz istemlerinin kabulüne,<br>2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 18/05/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.<br><br> <br>(X) KARŞI OY :<br>Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.<br> <br><br>(XX) KARŞI OY :<br> Asıl amme borçlusu … Büro Makinalari Ticaret Limited Şirketi'nin kanuni temsilcileri olan …, … ve …’ın şirket müdürlüklerinin sona ermesine ve şirket müdürü olarak …’ın atanarak şirketi temsil yetkisi verilmesine dair 12/05/2016 tarihli şirket ortaklar kurulu kararının ise 25/01/2017 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlandığı, şirket borçlarının 6736 sayılı Kanunun 2. ve 3. maddesi kapsamında 22/11/2016 ve 25/11/2016 tarihlerinde … ile … tarafından imzalanan dilekçelerle yapılandırıldığı, bu durumda yetkisiz temsilciler tarafından imzalanan yapılandırma dilekçesinin hukuken yok hükmünde olduğu, bu husus gözetilerek yeniden bir karar verilmesi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.<br><br></font></p></body></html>

müdür