<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2025/4599 E.  ,  2025/6457 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2025/4599<br>Karar No : 2025/6457<br> <br>Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...<br>Vekili : Av. ...<br><br>Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA<br>Vekili : Av. ...<br><br>İstemin Özeti : 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br> <br>Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı veya iltisakının bulunmadığı, hiçbir yasa dışı oluşum içerisinde olmadığı, savunma hakkı tanınmadan tesis edilen kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu, herhangi bir yan delille desteklenmeyen yalnızca birkaç tanık beyanına dayalı olarak kanlı FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile ilişkilendirilmeye çalışılmasının kabulünün mümkün olmadığı, hakkında kuvvetli suç şüphesinin olmadığı, örgüt suçunu işlediğine dair hiçbir yasal unsurun gerçekleşmediği, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edildiği, işlemin suç ve cezaların geçmişe yürümezliği, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi ve hukuk devleti ilkesi gibi temel hukuk ilkelerini ihlal ettiği, masumiyet karinesinin ve suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği iddia edilmektedir.<br><br>Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>Danıştay Tetkik Hakimi : ...<br>Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: <br>Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.<br> Diğer yandan, olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamelerinin eki listelerinde ismine yer verilmek suretiyle olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak kamu görevinden doğrudan çıkarılmalarına karar verilen kamu görevlileri hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibariyle aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca ''Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma'', ''Silahlı Terör Örgütüne Yardım Etme'' ya da "kamu kurum ve kuruluşların zararına dolandırıcılık" suçlarından ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.<br> Bununla birlikte, olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleri uyarınca bir kamu görevlisi hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan kamu görevlisi hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" ya da "silahlı terör örgütüne yardım etme" suçundan açılan ceza davasında beraat kararı verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.<br>Her ne kadar İdare Mahkemesi kararında davacı hakkında yapılan ceza kovuşturması sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararı ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine, kamu kurum ve kuruluşların zararına dolandırıcılık suçlarından ise adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği belirtilmiş ise de, dava dosyasının ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacı hakkında, atılı suçlardan kamu kurum ve kuruluşların zararına dolandırıcılık suçlarından, adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleştiği ancak FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen beraat kararına kararına karşı yapılan istinaf başvurusu neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davacı hakkında düzenlenen veri inceleme raporunun güncel durumunda "B4" olarak nitelendirilmesi karşısında, sanık ile ilgili UYAP'ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda araştırma yapılarak silahlı terör örgütü FETÖ/PDY'nin kamuoyunca da bilinen operasyonel eylemlerinden sonra örgütsel herhangi bir faaliyetinin olup olmadığının tespit edilebilmesi açısından, davacı hakkında herhangi bir şüpheli beyanı bulunup bulunmadığı araştırılarak varsa aşama beyanları dosyaya getirtilip tanık sıfatıyla ifadelerine başvurulduktan sonra tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın ikrar içeren beyanları da dikkate alınarak, hukuki durumunun değerlendirilmesi ile hakkında 5237 sayılı Kanun'un 221. maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmasında zorunluluk bulunduğu gerekçesiyle bozulduğu, bozma kararı sonrasında yapılan yargılamanın Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyası ile derdest olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir.<br>Öte yandan, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan; "....Birleştirilen Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama aşamasında Sanık ... savunmasında; "Savcılık ve sulh ceza hakimliğinde vermiş olduğum ifadelerimi aynen tekrar ederim. 2007 - 2014 yılları arasında bu yapının sohbetlerine katılıyordum. Sohbetler müsait olan evlerde yapılırdı. Sohbet imamamımız Gümrüm Memurluğu'nda çalışırdı. Ayrıca ... Esas sayılı dosyada da yargılanmaktayım. Orada da bildiğim her şeyi anlattım. Bize soruları veren şahıs M.A. isimli şahıstır. Ben M.A.'nın verdiği sorulara çalışmıştım. Genelde bu sorulardan çıktı. 86 puan almıştım ve bu sayede komiser yardımcısı oldum. Himmet vermedim, çocuğumu okullarına göndermedim, Bank Asya'ya para yatırmadım, okullarına ve dershanelerine gitmedim. Kamu zaranını giderdiğimde hakkımda TCK 168. maddesinin uygulanmasını kabul ederim"; Şeklinde savunmada bulunmuştur. Soruşturma aşamasında kolluk tarafından tespit edilen savunmasında; 2010 yılında komiser yardımcılığı sınavını kazanarak İstanbul Etiler Eğitim Merkezinde yaklaşık 9 ay kadar eğitim aldıktan sonra 2011 yılında Çaycuma İlçe Emniyet Müdürlüğüne komiser yardımcısı olarak atamasının yapıldığını, M.M.Ç. isimli komiser yardımcısının Çaycuma'nın güzel bir yer olduğunu, piknik yapılacak yerler bulunduğunu, pikniğe gelmek istediklerini söylediğini, tahmini birkaç hafta sonra Çaycuma Kent Ormanına geldiklerini, kendisininde gelmesini istediklerini, kendisinin de eşini ve çocuğunu alarak Kent ormanına gittiğini, burada M.M.Ç., o dönemde asayişte çalışan Erkan isimli komiser, istihbarat şubeden A.A., Güvenlik Şube Müdürlüğüne bakan S.D., Bölge Trafik Şube Müdürlüğünde çalışan E.B. ve hastanede müdür olduğunu söyledikleri O.K. isimli sivil bir vatandaş ve ailelerinin olduğunu, O.K. için diğerlerinin iyi bir abimiz dediklerini, yaklaşık 1-2 ay kadar sonra M.M.Ç.'nin kendisini arayarak müsaitsen çay içmeye geleceğiz dediğini, kendisinin kabul ettiğini, evine O.K., E. komiser ve M.M.Ç. geldiğini, O.K.'nin Kur'an-ı Kerim'den birkaç sayfa okuduğunu, tekrar normal muhabbet ettikten sonra risale çıkarıp bazı kısımları okumaya başladığını, biraz daha oturduktan sonra ayrıldıklarını, bu ilk sohbetten sonra onlara karşı soğuk davrandığını, hangi cemaatten olduklarını anlamadığını, M.M.Ç.'nin ısrarlı bir şekilde görüşmek istediğini, gönülsüz de olra ara ara bu sohbetlere katıldığını, bu toplantılardan birkaç ay sonra O. K. isimli şahsın yanında gelen ve yapılan sohbette "Bu da Zonguldak Gümrükte çalışan iyi abilerimizden biridir" denilen ... isimli şahsın bir müddet dini sohbet edildikten sonra sadaka ve sadakanın öneminden bahsettikten sonra kendisinden imkanın varsa para verebilirmisin dediğini, kendisinin de konut kredisi ödediğinden dolayı veremeceğini söylediğini, para verecek imkanının olduğunu ancak kendisinin zaten arkadaşlarının ısrarı üzerine sohbetlere katıldığı için vermediğini, ilk başlarda iki ayda bir sohbet olduğunu, 2012 yılında evinde misafirleri olduğu için sohbetlere katıldığını hatırlamadığını, 2013 yılında sohbetlere devam ettiğini, 17/25 Aralık sürecinden sonra S.T., ... ve ... isimli şahıslar ile yaptıkları bir sohbetin akabinde ... isimli şahsın bir program var bu programdan dini içerikli sohbetler dualar göndereceğiz bu programı yükleyelim dediğini ve S.T'nin telefonuna bu programı yüklediğini, ...'ın kendisine de sana akıllı telefon alalım bu programı yükleriz dediğini ancak kendisinin akıllı telefon kullanmayacağını ve yüklemeyeceğini söylediğini, yine 17/25 Aralık sürecinden sonra yapılan bir sohbette ... ve ... isimli şahısların hükümet aleyhine konuşmalar yapmaları üzerine Selami ve kendisinin tepki göstererek bir daha sohbetlere katılmayacaklarını söylediklerini, iki kez katılmış olduğu piknik dışında herhangi bir geziye katılmadığını, FETÖ/PDY'ye ait Zaman Gazetesi, Sızıntı Dergisi ve Yeni Bahar Dergisi'ne aboneliği olmadığını, Bank Asya'da hesabı olmadığını, gizli iletişim programları olan Bylock, Eagle ve Tango isimli programları kullanmadığını, darbe girişiminden sonra bilgi veren sıfatıyla ifade verdiğini ve bildiği herşeyi anlattığını, FETÖ/PDY ile Zonguldak İl Emniyet Müdürlüğüne gelene kadar hiçbir irtibatının olmadığını, devresi olan M.M.Ç'yi kıramaması nedeniyle dini içerikli sohbetlere katıldığını..."belirmiştir. Tanık M.O.T. "...ben, sanık ...'yı 2010-2011 yılında komiser yardımcılığı için İstanbul'da düzenlenen kurs vesilesiyle tanırım. Bu kurs, komiser yardımcılığı sınavını kazananlar için emniyet teşkilatı tarafından düzenlenen hizmet içi eğitim kursu niteliğindeydi. Ben bu kurs döneminde İstanbul ilinde o zamanki adıyla cemaat olarak bilinen yapının evlerinde kalmıştım. Kalmış olduğumuz evde sohbet toplantıları düzenleniyordu. Bizim kurstaki bizim sınıfa ait üç tane terör örgütüne ait ev bulunuyordu. Bu evlerde de zaman zaman sohbetler olurdu. Buraya katılanların hepsi komiser yardımcılığı sınavına katılan kişilerdi. Sohbetlerimizi, dışarıdan sivil olan Hamza diye ismini hatırladığım bir şahıs yapardı. Sanık ... da bu yapılan sohbetlere katılırdı. Ancak sanık ...'in sohbet toplantılarına bir defa katıldığını hatırlıyorum. Sanık ...'in tayini, komiser yardımcılığı kursundan sonra Zonguldak ili Devrek ilçesine çıkmıştır. Katılmış olduğumuz sohbet toplantılarında kuran ı kerim ve risaleler okunurdu. Zaman zaman fetullah gülen'e ait kitaplar okunur, video ve CD'ler seyrettirilirdi. Sanık ...'nın komiser yardımcılığı sınavı döneminde terör örgütüne ait evde kalmadığını biliyorum. Ancak kendi imkanlarıyla tuttuğu bir evde mi ya da ailesinin yanında mı kaldığı konusunda bir bilgiye sahip değilim. Benim sanık ... ile bildiklerim sadece bundan ibarettir. Komiserlik kursu bittikten sonra kendisiyle herhangi bir irtibatım olmamıştır. Bu yapıyla bağlantısını da sohbet toplantılarına katılan komiser yardımcılığı sınavına katılan polis memuru olarak biliyorum"; Tanık S.T.; "...sohbet toplantılarına katılmam ve 2011 komiser yardımcılığı sınavındaki usulsüzlüklere ilişkin olarak yargılanmaktayım. Terör örgütü fetönün komiser yardımcıları için düzenlemiş olduğu sohbetlere 2012 yılından itibaren sanık ... ile katılmaktayız. Terör örgütüne bağlı Çaycuma ilçesinde sanık ... ile birlikte iki kişi, Gökçebey ilçesinde de sadece ben bulunduğumdan dolayı ve ildeki komiser yardımcılarından da ... kod adlı R. G.'nin vermiş olduğu sohbetlere katılırdık. Bu sohbet toplantılarında, risale okunur ve fetullah gülen'in haftalık video ve kasetlerini izlerdik. Bu yapının içerisinde sanık ...'in herhangi bir pozisyonu ve görevi yoktu. Benim gibi sohbetlere katılan bir kişiydi. Bana ByLock programının yüklendiği dönemde sanık ...'in akıllı telefonu olmadığı için kendisine ByLock yüklenmediğini biliyorum. Bana ByLock programı yüklendiğinde sanık ... de benim yanımdaydı. Hatta birlikte karşı çıktık. Daha sonra ben bu programı sildim. Şüpheli olarak vermiş olduğum ifadede ... kod adlı kişi A.K.'dir. ... kod adlı kişi ise R.G.'dir. Bu kişiler, bizim katıldığımız sohbet toplantılarını yapan şahıslardı. 17/25 Aralık sürecinden sonra o zamanki adıyla cemaatin hükümet arasındaki problemlerinden dolayı sohbet hocalarımızla aramızda tartışmalar yaşanmaya başlamıştı. Ben ve sanık ..., tarafımıza iletilen söylemlere karşı itirazlarımızı sunuyorduk. En son bizim gibi sohbetlere katılan E.B. isimli komiser yardımcısı arkadaşımız da sohbetlere gelmememiz üzerine beni ve ...'i arayarak sohbetlere katılmamızı sağlamak konusunda girişimlerde bulunmuştu. Ancak ben ve ... gelen bu teklifleri reddetmeye çalışıyorduk. En son her ikimizde bu yapıyla bağlantımızı 2014 yılı yaz aylarında bitirdik. Bildiklerim bunlardan ibarettir...." tespitleri dikkate alındığında davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.<br>Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 29/05/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br></font></p></body></html>

müdür