<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/2668 E.  ,  2025/45 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU <br>Esas No : 2023/2668<br>Karar No : 2025/45 <br><br>TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) : ... Nolu Barosu <br><br> 2- (DAVALI) : ... Kurumu <br> VEKİLİ: Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: Danıştay Onuncu Dairesinin 12/10/2022 tarih ve E:2018/3190, K:2022/4383 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: 14/06/2018 tarih ve 30451 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değişik asıl Yönetmelik'in 13. maddesinin 6. fıkrasında yer alan "beş yılda" ibaresinin, 16. maddesinin 5. ve 12. fıkralarının, 19. maddesinin başlığı ile 4., 5., 6. ve 7. fıkralarının iptali istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 12/10/2022 tarih ve E:2018/3190, K:2022/4383 sayılı kararıyla; <br>Davalı idarenin usule yönelik süre itirazı yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,<br>5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 1. maddesinin 1. fıkrası, 2. maddesinin 1. fıkrasının (n), (o) ve (ö) bentleri ile 30. maddesinde yer alan kurallar aktarılarak,<br>Yönetmelik'in 13. maddesinin 6. fıkrasında yer alan "beş yılda" ibaresi yönünden;<br>Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 13. maddesinin 6. fıkrası "Hakemliğe devam edilebilmesi Müsteşarlıkça belirlenecek kriterler çerçevesinde, atanma tarihinden itibaren her on yılda bir Komisyon Başkanlığının görüşleri de dikkate alınmak suretiyle Müsteşarlıkça yapılacak değerlendirmeye bağlıdır." şeklinde iken, dava konusu Yönetmelik değişikliği ile maddede geçen "on yılda" ibaresinin "beş yılda" olarak değiştirildiği; 18/04/2019 tarih ve 30749 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile anılan fıkra yürürlükten kaldırılmış ise de, aynı düzenlemeye Yönetmelik'in 13/B maddesinin 6. fıkrasında yer verildiği, bu nedenle, uyuşmazlığın esasının incelenmesinin uygun görüldüğü,<br>5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun "Sigortacılıkta tahkim" başlıklı 30. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında, sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden veya Hesaptan faydalanacak kişiler ile Hesap arasında doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde Sigorta Tahkim Komisyonu oluşturulacağı ve Komisyonun, bir Müsteşarlık temsilcisi, iki Birlik temsilcisi, bir tüketici derneği temsilcisi ile Müsteşarlıkça belirlenecek bir akademisyen hukukçu temsilcinin katılımı ile teşekkül edeceğinin belirtildiği; 3. fıkrasında, Komisyonun görevlerinin sayıldığı; 7. fıkrasında, uyuşmazlıkların hayat ve hayat dışı sigorta gruplarının sadece birinde görev yapacak olan sigorta hakemleri ve raportörler aracılığıyla çözüleceği düzenlemesine yer verildiği; 8. fıkrasında ise, sigorta hakemlerinin; malî güç dışında sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan nitelikleri taşıması, en az dört yıllık yüksek okul mezunu olması, sigorta hukukunda en az beş yıl veya sigortacılıkta en az on yıl deneyimi olması gerektiğinin belirtildiği ve 13/06/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6327 sayılı Kanun'un 58. maddesi ile de bu fıkraya "Müsteşarlık bu fıkra uyarınca aranacak deneyim ve bu deneyime esas teşkil eden bilginin tespitine ilişkin ölçütleri belirlemeye yetkilidir.'' hükmünün eklendiği,<br>Söz konusu "Müsteşarlık bu fıkra uyarınca aranacak deneyim ve bu deneyime esas teşkil eden bilginin tespitine ilişkin ölçütleri belirlemeye yetkilidir." hükmünün Anayasa'nın 2., 36. ve 123. maddelerine aykırı olduğu iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla başvurulmuş olup, Anayasa Mahkemesinin 01/04/2015 tarih ve E:2014/139, K:2015/36 sayılı kararıyla, "Kanun'un gerekçesinde konuyla ilgili olarak, sigorta ettirenler veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasındaki uyuşmazlıkların adli yargı mekanizmalarıyla çözümlendiği ancak, sigortacılık alanında ihtisas mahkemelerinin olmaması, yargı sürecinin uzun zaman alması ve masraflı olması nedeniyle, sigortalıların bazı uyuşmazlıklarda riski üstlenen tarafların haksız da olsa önerdikleri tazminatı kabul etmek durumunda kaldıkları, bu durumun da sigortalıları mağdur ettiği ve sigortacılık sektörüne duyulan güveni sarstığı, getirilen tahkim sistemi ile sigorta sözleşmesinden doğan tüm uyuşmazlıkların çözümünün amaçlandığı, tahkim sisteminin işleyişe kavuşması ve uygulama alanı bulabilmesi için de sigortalıların sistemin tarafsızlığına olan güveninin sağlanması gerektiği, bu amaçla sigorta hakemliği müessesesinin tasarlandığının ifade edildiği; öte yandan, 4059 sayılı Hazine Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, Hazine Müsteşarlığının, maddede belirtilen diğer görevler yanında, sigorta sektörüne ilişkin faaliyetleri düzenlemek, uygulamak, uygulamanın izlenmesi ve geliştirilmesine ilişkin esasları tespit etmek amacıyla kurulduğunun hüküm altına alındığı, bu bağlamda itiraz konusu kuralla, Hazine Müsteşarlığı'na sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların sigorta hukukunda veya sigortacılıkta belirli bir bilgi birikimi ve deneyime sahip kişiler tarafından çözülmesini sağlamak amacıyla verilen yetkinin, işin özelliğinden kaynaklanan, uzmanlık gerektiren, teknik konuları içeren, objektif bir düzenleme yetkisi olduğu; Kanun koyucunun, sigorta hakemlerinin; malî güç dışında sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan nitelikleri taşıması, en az dört yıllık yüksek okul mezunu olması ve sigorta hukukunda en az beş yıl veya sigortacılıkta en az on yıllık deneyimi olması gerektiğini belirterek, bu kişilerde bulunması gereken niteliklerle ilgili asli düzenlemeyi yaptığı ve bu şekilde Hazine Müsteşarlığına verilen yetkinin çerçevesini belirlediği, buna göre, itiraz konusu kuralla sigorta hakemi olabilmek için sigorta hukukunda veya sigortacılıkta sahip olunması gereken deneyimin ve bu deneyime esas teşkil eden bilginin tespitine ilişkin ölçütlerin belirlenmesi yetkisinin sigorta sektörünü düzenlemekle görevli kılınan Hazine Müsteşarlığına verilmesinin, yasama yetkisinin devri olarak nitelendirilemeyeceği, bu nedenlerle itiraz konusu kuralın Anayasanın 7. maddesine aykırı olmadığı" gerekçesiyle kuralın Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine karar verildiği,<br>Görüldüğü üzere, kanun koyucunun, sigorta hakemlerinin, malî güç dışında sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan nitelikleri taşımaları, en az dört yıllık yüksek okul mezunu olmaları ve sigorta hukukunda en az beş yıl veya sigortacılıkta en az on yıllık deneyimlerinin bulunması gerektiğini hüküm altına alarak, bu kişilerde hakemliğe kabul esnasında bulunması gereken niteliklerle ilgili asli düzenlemeyi yaptığı, sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların sigorta hukukunda veya sigortacılıkta belirli bir bilgi birikimi ve deneyime sahip kişiler tarafından çözülmesini sağlamak amacıyla da sigorta hakemlerinde aranacak deneyim ve bu deneyime esas teşkil eden bilginin tespitine ilişkin ölçütleri belirleme konusunda Hazine Müsteşarlığına yetki verdiği,<br>Davalı idare tarafından, Kanun'la verilen bu yetkiye dayanılarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 13. maddesinde 24/07/2013 tarihinde yapılan değişiklik ile, Müsteşarlıkça yapılacak veya yaptırılacak sınavda başarılı olanların sigorta hakemliği için Komisyona başvurabileceğinin belirtildiği ve sigorta hakemlerinde aranacak deneyim şartının belirlenmesinde esas alınacak ölçütlerin belirlendiği, hakemliğe devam edilebilmesinin de Müsteşarlıkça belirlenecek kriterler çerçevesinde atanma tarihinden itibaren her on yılda bir Komisyon Başkanlığının görüşü alınarak Müsteşarlıkça yapılacak değerlendirmeye bağlı olduğunun düzenlendiği, başka bir ifadeyle, sigorta hakemliğine ilk kabul esnasında sigorta hakemlerinin deneyimini ve bu deneyime esas teşkil eden bilginin tespitine ilişkin ölçütleri belirleme konusunda Kanun ile Müsteşarlığa yetki verildiği, Anayasa Mahkemesi tarafından da söz konusu Kanun hükmünde Anayasa'ya aykırılık görülmediği,<br>Sigorta sektörüne ilişkin faaliyetleri düzenlemek, uygulamak, uygulamanın izlenmesi ve geliştirilmesine ilişkin esasları tespit etmek amacıyla kurulan, bu bağlamda sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların sigorta hukukunda veya sigortacılıkta belirli bir bilgi birikimi ve deneyime sahip kişiler tarafından çözülmesini sağlamak amacıyla deneyimin tespiti konusunda yetki verilen Müsteşarlık tarafından, sonradan sınavla kazanılan bir unvan ve meslek olan sigorta hakemliğinin devam ettirilebilmesi için, belirlenecek kriterlere göre değerlendirme yapılmasında hukuki bir sakınca görülmediği gibi, gelişen dünyada sigortacılık sektöründe ve mevzuatında yaşanan hızlı gelişme ve değişmeler dikkate alındığında her on yılda bir yapılacak olan değerlendirmenin beş yılda bir yapılması yönündeki Yönetmelik değişikliğinde de hukuka aykırılık bulunmadığı, <br>Yönetmelik'in 16. maddesinin 5. fıkrasında yer alan "Değer kaybı talepleri ilgili mevzuatında önceden belirlenen formül, yöntem veya ölçütlere göre başvuru sahibinin isteğine bağlı olarak, Komisyonun danışmanlık hizmetleri çerçevesinde raportörler tarafından sonuçlandırılır. Bu kapsamda yer alan dosyalar için raportörler tarafından komisyon listesine kayıtlı sigorta eksperlerinden sıra usulüne göre danışmanlık hizmeti alınır. Bu çerçevede hazırlanacak raporlar, ilgili mevzuatına uygun hesaplama yapıldığı belirtilmek suretiyle raportörler tarafından onaylanarak sonuçlandırılır. Buna rağmen, başvuru sahibi tarafından hakeme gidilmesinin talep edilmesi halinde hakemler tarafından yeniden bilirkişi tayin edilemez. Bu fıkra çerçevesinde verilecek danışmanlık hizmeti için, sigorta eksperlerine ödenecek ücret ile Komisyonun belirleyeceği başvuru ücreti başvuru yapanlardan alınır. Ücret ve masraf payı maktu olarak Komisyon tarafından önerilir ve Müsteşarlıkça onaylanır." cümleleri yönünden; <br>Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verildiği,<br>Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabileceği,<br>Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeninin, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içerdiği ve her normun geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan aldığı, normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hususunun hukukun genel ilkelerinden olduğu,<br>Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16. maddesinin 5. fıkrası, "Ön incelemeyi tamamlayan raportör dosyayı, uyuşmazlığın çözümü için gerekli olan bilgi ve belge eksikliği açısından inceler. Uyuşmazlığın bilgi ve belge eksikliğinden kaynaklandığının anlaşılması halinde raportör durumu taraflara bildirir ve taraflara bilgi vermek kaydıyla dosyayı kapatır. Bu durumda, başvuru ücretinin yüzde ellisi başvuru sahibine iade edilir." şeklinde iken, 14/06/2018 tarih ve 30451 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklik ile ilk üç cümlesi aynen korunmak suretiyle "Ön incelemeyi tamamlayan raportör dosyayı, uyuşmazlığın çözümü için gerekli olan bilgi ve belge eksikliği açısından inceler. Uyuşmazlığın bilgi ve belge eksikliğinden kaynaklandığının anlaşılması halinde raportör durumu taraflara bildirir ve taraflara bilgi vermek kaydıyla dosyayı kapatır. Bu durumda, başvuru ücretinin yüzde ellisi başvuru sahibine iade edilir. Değer kaybı talepleri ilgili mevzuatında önceden belirlenen formül, yöntem veya ölçütlere göre başvuru sahibinin isteğine bağlı olarak, Komisyonun danışmanlık hizmetleri çerçevesinde raportörler tarafından sonuçlandırılır. Bu kapsamda yer alan dosyalar için raportörler tarafından komisyon listesine kayıtlı sigorta eksperlerinden sıra usulüne göre danışmanlık hizmeti alınır. Bu çerçevede hazırlanacak raporlar, ilgili mevzuatına uygun hesaplama yapıldığı belirtilmek suretiyle raportörler tarafından onaylanarak sonuçlandırılır. Buna rağmen, başvuru sahibi tarafından hakeme gidilmesinin talep edilmesi halinde hakemler tarafından yeniden bilirkişi tayin edilemez. Bu fıkra çerçevesinde verilecek danışmanlık hizmeti için, sigorta eksperlerine ödenecek ücret ile Komisyonun belirleyeceği başvuru ücreti başvuru yapanlardan alınır. Ücret ve masraf payı maktu olarak Komisyon tarafından önerilir ve Müsteşarlıkça onaylanır." şeklinde değiştirildiği; davacı tarafından yalnızca dava konusu Yönetmelik değişikliği ile eklenen kısımların hukuka aykırılığı ileri sürüldüğünden, hukuka uygunluk denetiminin bu kısma hasren, davacının iddiaları ile sınırlı olarak yapıldığı,<br>5684 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasında, sigorta raportörünün, sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla Komisyona intikal etmiş şikâyetler üzerinde ön incelemeyi yapan kişi; sigorta hakeminin, sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkları çözen kişi olarak tanımlandığı; aynı Kanun'un 30. maddesinin 15. fıkrasında, sigortacılık yapan kuruluşla uyuşmazlığa düşen kişinin Komisyona başvurusunun, öncelikle raportörler tarafından inceleneceği, raportörler tarafından çözümlendirilemeyen başvuruların sigorta hakemine iletileceği, uyuşmazlığa hangi sigorta hakeminin bakacağı hususunun, Komisyon tarafından belirleneceği hükümlerine yer verildiği,<br>5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin uygulanması amacıyla çıkarılan ve 17/08/2007 tarih ve 26616 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 4. maddesinde de, aynı tanımlara yer verildikten sonra, 8. maddesinin 3. fıkrasında, sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin ilk incelemenin raportörler tarafından yerine getirileceği, raportörlerin uyuşmazlığın esasına dair karar veremeyeceği hükmünün yer aldığı,<br>Buna göre, sigorta raportörlerinin yalnızca ön inceleme yapmakla görevli oldukları, uyuşmazlığın esası hakkında karar verme yetkilerinin bulunmadığı açık olmasına rağmen, değer kaybı taleplerine ilişkin uyuşmazlıkların Komisyonun danışmanlık hizmetleri çerçevesinde raportörler tarafından sonuçlandırılması, çıkan sonuca göre başvuru sahibi tarafından hakeme gidilmesinin talep edilmesi halinde hakemler tarafından yeniden bilirkişi tayin edilememesi yönündeki dava konusu düzenlemede, raportörlere Kanun hükmünü aşar bir şekilde yetki tanınmasının, 5684 sayılı Kanun ve Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik ile oluşturulan sigorta tahkim sistemi ile bağdaşmaması, sigorta hakemlerinin ve sigorta raportörlerinin Kanun ve Yönetmelik ile belirlenmiş olan görev tanımlarıyla çelişmesi nedenleriyle hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığı,<br>Her ne kadar davalı idare tarafından, düzenlemeyle getirilen yeni prosedürün, başvurucunun isteğine bağlı olarak ve Komisyonun danışmanlık hizmeti çerçevesinde işletildiği iddia edilmekte ise de; Yönetmelik'in 6. maddesinin 3. fıkrasına göre, uyuşmazlık konusunda tahkime gidilmeden önce ön bilgi vermek amacıyla sağlanabilecek danışmanlık hizmetinin sınırlarının aşıldığı, dava konusu düzenlemenin bu yönüyle de hukuka aykırı olduğu anlaşıldığından, anılan iddiaya itibar edilmediği,<br>Öte yandan, dava konusu düzenlemenin son iki cümlesinde, verilecek danışmanlık hizmeti için sigorta eksperlerine ödenecek ücret ile Komisyonun belirleyeceği başvuru ücretinin başvuru yapanlardan alınacağı kurala bağlanmış olup, tarafların haklılık durumuna göre bu giderlerin nasıl paylaştırılacağı konusunda da bir düzenleme yapılmadığı, böylelikle başvuru ücreti ve eksper ücretinin her halükarda başvurucu üzerinde bırakılması sonucunun doğduğunun anlaşıldığı,<br>Bu durumda, Yönetmelik'in 16. maddesinin 3. fıkrasında, yapılan ön inceleme sonucunda dosyanın Komisyon tarafından değerlendirmeye alınamayacağının anlaşılması halinde başvuru ücretinin yüzde doksanının; 5. fıkrasında da, uyuşmazlığın bilgi ve belge eksikliğinden kaynaklandığı gerekçesiyle dosyanın kapatılması durumunda başvuru ücretinin yüzde ellisinin başvurana iade edileceği düzenlenmiş iken; değer kaybına ilişkin uyuşmazlıkların esası hakkında raportör tarafından karar verilmesi halinde, yargılama gideri olarak değerlendirilmesi gereken başvuru ücreti ve eksper ücretinin, tarafların haklılık durumuna göre bölüştürülmeyerek her durumda başvurucu üzerinde bırakılmasının öngörülmesi nedeniyle de dava konusu düzenlemede hukuka ve hakkaniyete uygunluk görülmediği,<br>Yönetmelik'in 16. maddesinin 12. fıkrası yönünden;<br>Yönetmelik'in 16. maddesinin 12. fıkrası, "Hakem, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakemler hakkındaki yasaklılık ve ret sebepleriyle ilgili kurallar, bilirkişiler bakımından da uygulanır. Bu kapsamda, hakem ve bilirkişi ile taraf ve bilirkişi arasındaki ilişki bakımından 17 nci ve 18 inci maddeler kıyasen uygulanır. Komisyon Müdürü Müsteşarlığın belirleyeceği esaslar çerçevesinde her yıl hakemlerin başvuracakları bilirkişi listesini düzenler. Bilirkişiler bu listelerden seçilir. Bilirkişiye, sarf etmiş olduğu emek ve mesaiyle orantılı bir ücret ile varsa diğer giderleri ödenir. Bu konuda, Adalet Bakanlığınca çıkarılan ve her yıl güncellenen tarifenin asliye ticaret mahkemelerinde görülecek işler için uygulanacak kısmı esas alınır. Komisyon Müdürü, Müsteşarlığın belirleyeceği esaslar çerçevesinde söz konusu tarifenin uygulanmasına ilişkin işlemleri yürütür." şeklinde iken, 14/06/2018 tarih ve 30451 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan dava konusu Yönetmelik değişikliği ile "Hakem, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakemler hakkındaki yasaklılık ve ret sebepleriyle ilgili kurallar, bilirkişiler bakımından da uygulanır. Bu kapsamda, hakem ve bilirkişi ile taraf ve bilirkişi arasındaki ilişki bakımından 17 nci ve 18 inci maddeler kıyasen uygulanır. Komisyon Başkanlığı Müsteşarlığın belirleyeceği esaslar çerçevesinde her yıl hakemlerin başvuracakları bilirkişi listesini düzenler. Müsteşarlığın belirleyeceği esaslar doğrultusunda bilirkişiler bu listelerden seçilir. Bilirkişi ücret tarifesi Komisyon Başkanlığının görüşü alınarak Müsteşarlıkça belirlenir. Fiilen sigorta hakemliği ya da itiraz hakemliği yapan kişi, Komisyon tarafından oluşturulan bilirkişi listesinde yer alamaz." şeklinde değiştirildiği,<br>Her ne kadar anılan düzenleme 10/08/2021 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değiştirilmiş ise de; söz konusu değişikliklerin esasa ilişkin değil, kurumların isim değişikliklerine yönelik olduğu görüldüğünden, iptal isteminin esasının incelenmesinin uygun görüldüğü,<br>Anayasa'nın 124. maddesinde yer alan "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler. Hangi yönetmeliklerin Resmi Gazete'de yayımlanacağı kanunda belirtilir." hükmünün, idarenin özerk ve türev düzenleme yetkisinin Anayasal dayanağını oluşturduğu,<br>5684 sayılı Kanun'un "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Kanunun amacı, ülkemiz sigortacılığının geliştirilmesini sağlamak, sigorta sözleşmesinde yer alan kişilerin hak ve menfaatlerini korumak ve sigortacılık sektörünün güvenli ve istikrarlı bir ortamda etkin bir şekilde çalışmasını temin etmek üzere bu Kanuna tabi kişi ve kuruluşların, faaliyete başlama, teşkilat, yönetim, çalışma esas ve usulleri ile faaliyetlerinin sona ermesi ve denetlenmesine ilişkin hususlar ve sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesine yönelik olarak sigorta tahkim sistemi ile ilgili usul ve esasları düzenlemektir." hükmüne yer verildiği, <br>5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinde, sigortacılıkta tahkim müessesesi düzenlenerek, sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden veya hesaptan faydalanacak kişiler ile hesap arasında doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde Sigorta Tahkim Komisyonu oluşturulacağının kurala bağlandığı; anılan maddenin 21. fıkrasında, Komisyonun yapısı ve görevleri ile Komisyon müdürü ve Komisyon müdür yardımcılarının nitelikleri, çalışma usûl ve esasları, raportörlerin, sigorta hakemlerinin çalışma usûl ve esasları, kararların ne şekilde düzenleneceği, Komisyona başvuru esasları, Liste tutulmasına ve bütçeye ilişkin esaslar ile katılım ücreti gibi hususların yönetmelikle belirleneceği kuralının yer aldığı,<br>Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden; Müsteşarlığa, Komisyonun görevleri, Komisyon müdürünün çalışma usul ve esasları konularında yönetmelikle düzenleme yapma yetkisinin verildiği, başka bir ifadeyle, bilirkişi görüşüne başvurulacak haller, hakemler hakkındaki yasaklılık ve ret sebepleri, bilirkişi listesinin düzenlenmesi konusunda Komisyon Başkanlığına görev verilmesinin de 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin 21. fıkrası ile Müsteşarlığa tanınan yetki kapsamında olduğu anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı,<br>Yönetmelik'in 19. maddesinin başlığı ile 4., 5., 6. ve 7. fıkraları yönünden;<br> Dava konusu 14/06/2018 tarih ve 30451 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 3. maddesi ile Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 19. maddesinin "Bilgilendirme" olan başlığının "Bilgilendirme ve Eğitim" olarak değiştirildiği ve söz konusu maddeye "(4) Sigorta ve itiraz hakemleri ilk defa görevlendirilmeye başlamadan önce düzenlenen eğitime katılmak zorundadır.<br>(5) Sigorta ve itiraz hakemleri tarihi ve programı önceden duyurulacak yenileme eğitimine beş yılda bir katılır. Beş yıllık sürenin hesabında ilk görevlendirilme veya yenileme tarihi esas alınır.<br>(6) Bu maddenin beşinci fıkrasında belirtilen eğitimi süresi içerisinde almamış olan hakemlere eğitim tamamlanıncaya kadar yeni görevlendirme yapılmaz.<br>(7) Sigorta ve itiraz hakemlerine verilecek eğitimin kapsamı ve süresi Komisyon başkanlığının önerisi üzerine Müsteşarlıkça belirlenir." fıkralarının eklendiği,<br>Yönetmelik'in 19. maddenin 7. fıkrasındaki "Müsteşarlıkça" ibaresi, 10/08/2021 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklik ile "Kurum" olarak değiştirilmiş ise de; söz konusu değişikliğin esasa ilişkin olmadığı görüldüğünden, iptal isteminin esasının incelenmesinin uygun görüldüğü,<br>Uyuşmazlıkta, dava konusu Yönetmelik'in 19. maddesinde yapılan değişiklik ile, ilk defa göreve başlayacak sigorta hakemleri ile itiraz hakemlerine eğitim zorunluluğunun getirildiği görülmekte olup; her beş yılda bir yapılacak yenileme eğitimine katılımın zorunlu olduğu, süresi içinde eğitime katılım sağlanmadığı takdirde eğitime katılım sağlanıncaya kadar yeni bir görevlendirme yapılmayacağı, sigorta ve itiraz hakemlerine verilecek eğitimin kapsamı ve süresinin Komisyon Başkanlığının önerisi üzerine Müsteşarlıkça belirleneceğine ilişkin hususlara yer verildiği,<br>5684 sayılı Kanun'da, sigorta hakemlerinin çalışma usûl ve esasları ile hakemlerde aranacak deneyim ve bu deneyime esas bilginin tespitine ilişkin ölçütleri belirleme konularında yönetmelikle düzenleme yapma yetkisinin verildiği, dava konusu düzenlemelerde yer verilen hususların 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin 8. ve 21. fıkraları ile Müsteşarlığa tanınan yetki kapsamında yer aldığı ve dava konusu Yönetmelik'in 19. maddesinde yapılan değişikliklerin Yönetmeliğin 13. maddesinin 6. fıkrasında yer verilen düzenleme ile uyumlu olduğunun anlaşıldığı,<br> Sigortacılık faaliyetinin teknik bir konu olması nedeniyle bu konudaki mevzuat ve içtihat değişikliklerinden zamanında haberdar olunması, mevzuat ve içtihatların uyuşmazlıkların çözümünde görev yapan bütün hakemler tarafından yeknesak bir şekilde uygulanması gerekliliği dikkate alındığında, sigorta hakemliği görevine devam edilecek süreçte, hakemler tarafından sahip olunması gereken bilgi ve tecrübenin verilecek eğitimler yoluyla güncel mevzuat ve gelişmelere uygunluğunun sağlanmasını öngören, bu haliyle Yönetmelik'in 13. maddesinin 6. fıkrasında yapılan değişiklik ile aynı amaç ve doğrultuda olan dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle,<br>Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16. maddesinin 5. fıkrasında yer alan "Değer kaybı talepleri ilgili mevzuatında önceden belirlenen formül, yöntem veya ölçütlere göre başvuru sahibinin isteğine bağlı olarak, Komisyonun danışmanlık hizmetleri çerçevesinde raportörler tarafından sonuçlandırılır. Bu kapsamda yer alan dosyalar için raportörler tarafından komisyon listesine kayıtlı sigorta eksperlerinden sıra usulüne göre danışmanlık hizmeti alınır. Bu çerçevede hazırlanacak raporlar, ilgili mevzuatına uygun hesaplama yapıldığı belirtilmek suretiyle raportörler tarafından onaylanarak sonuçlandırılır. Buna rağmen, başvuru sahibi tarafından hakeme gidilmesinin talep edilmesi halinde hakemler tarafından yeniden bilirkişi tayin edilemez. Bu fıkra çerçevesinde verilecek danışmanlık hizmeti için, sigorta eksperlerine ödenecek ücret ile Komisyonun belirleyeceği başvuru ücreti başvuru yapanlardan alınır. Ücret ve masraf payı maktu olarak Komisyon tarafından önerilir ve Müsteşarlıkça onaylanır." cümlelerinin iptaline, Yönetmelik'in dava konusu edilen diğer kısımları yönünden davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : <br>Davacı tarafından, sigorta hakeminin isminin hangi hallerde listeden silineceği hususunun 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin 11. fıkrasında düzenlendiği, Kanun'da bunun dışında hakemlerin sınırlandırılması veya listeden çıkarılmasına ilişkin davalı idareye verilen bir yetkinin bulunmadığı, bu nedenle hakemliğe devam edilebilmesinin, her beş yılda bir Müsteşarlıkça yapılacak değerlendirmeye bağlı olduğuna ilişkin Yönetmelik hükmünün Kanun'a aykırı olduğu, Kanun'da hakemlerin bilirkişi incelemesi yaptırabileceğine ve hakemlere eğitim verileceğine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığından, söz konusu düzenlemelerin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.<br>Davalı idare tarafından, Yönetmelik'in 16. maddesinin 5. fıkrasında, raportörlere yargılama yetkisi verilmediği, Yönetmelik'in 6. maddesinin 3. fıkrasında verilen yetki uyarınca danışmanlık mekanizması oluşturulduğu, danışmanlık hizmetine başvurulmasının isteğe bağlı olduğu, Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvuruların son yıllarda artış göstermesi nedeniyle, uyuşmazlıkların nitelikleri dikkate alınarak söz konusu danışmanlık hizmeti uygulamasının getirildiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :<br>Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.<br>Davalı idare tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın davanın reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br> <br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br>"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br>b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br>c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. <br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,<br>2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen davanın reddine, kısmen iptale ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 12/10/2022 tarih ve E:2018/3190, K:2022/4383 sayılı kararının ONANMASINA,<br>3. Kesin olarak, 16/01/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br></font></p></body></html>

müdür