<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2023/11369 E.  ,  2024/19692 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2023/11369<br>Karar No : 2024/19692<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı / ANKARA<br> 2- ... Genel Komutanlığı / ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; Dosya kapsamındaki belgelerden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak suçlamasıyla yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararında davacı hakkında beraat kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği, davacı hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... sayılı soruşturma dosyasında ise hakkında aynı suçtan daha önce gerekli soruşturmanın yapıldığı, yapılan soruşturma sonunda davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açıldığı ve beraatine hükmedildiği gerekçesiyle kamu davası açılmasına yer olmadığına dair karar verildiği, UYAP entegrasyon sisteminde yapılan incelemede şüpheli ya da sanık sıfatıyla davacı hakkında başkaca herhangi bir soruşturma ve kovuşturmanın bulunmadığının anlaşıldığı, bu durumda, dava konusu işlemin sebep unsuru olan davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatı ya da iltisakının soruşturma ve kovuşturma sırasında ortaya kesin bir şekilde konulamaması ve idari soruşturmada davacının terör örgütleriyle irtibat ve iltisakının tespit edilememesi karşısında davacının kamu görevinden çıkarılmasına yönelik dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline, davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarını dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesi uyarınca işlem tesis edilebilmesi için terör örgütleriyle irtibat veya iltisakın yeterli olduğu, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraat etmesinin işlemin tesisine engel olmayacağı, davacı hakkındaki tespitler incelendiğinde FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının bulunduğunun açık olduğu, davacının Anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu işlemin Anayasa'ya ve mevzuat hükümlerine uygun olarak tesis edildiği, davacının kamu görevinden çıkarılmasının kamu yararının gereği olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NÜN DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Jandarma Genel Komutanlığının yanında İçişleri Bakanlığı da hasım mevkiine alınarak ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeyerek gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> <br> MADDİ OLAY: <br> Davacı, Jandarma Teğmen olarak görev yapmakta iken 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca İçişleri Bakanlığının...tarih ve ...sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır. <br> Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kalınan özlük haklarının iadesine ve mali haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.<br>Diğer yandan, davacının, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, anılan suçun davacı tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verildiği ve söz konusu kararın istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği görülmüştür. <br> <br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. <br> Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.<br> MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde sona ermiştir.<br> 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(b) maddesinde; terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen, 10/03/1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununa tabi personelin, Jandarma Genel Komutanının teklifi, İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br> Diğer yandan, olağanüstü halin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;...6) Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personeli İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır.<br>'' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(b) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. <br> Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir uygulanmakta iken, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. <br> AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). <br>Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. <br> Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. <br>Yukarıda yer verilen mevzuat, karar ve tespitler uyarınca; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler ve olağanüstü halin sona ermesinden sonra yürürlüğe giren 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle uygulama alanı bulan kamu görevinden çıkarma yaptırımı kapsamında, kamu görevlilerinin Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin en hassas ve azami şekilde yapılması ve disiplin ile emir ve direktiflere mutlak itaat gerektiren askerlik mesleğini ifa eden ve ülkenin güvenliğinden sorumlu olan Jandarma Genel Komutanlığı personeli açısından Devlete sadakatlerinden herhangi bir kuşku duyulmamasını temin edecek şekilde uygulanması gerekmektedir. <br>Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de kişilere tanınan temel hak ve özgürlüklerin, kamu görevinin yerine getirilmesi sırasında devletin geniş takdir yetkisiyle sınırlandırılabileceğini, ayrıca bazı kamu görevlileri açısından, özellikle üst düzey yetkililer, silah kullanma yetkisini haiz kamu görevlileri, hâkimler, savcılar ve istihbari faaliyette bulunan veya ülkenin güvenliği için kritik öneme sahip kurumlarda çalışan kamu görevlileri yönünden daha geniş ve takdir yetkisine dayalı sınırlamalar getirilebileceğini kabul etmektedir. Bu kapsamda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına ilişkin başvurularda, devletin egemenlik yetkilerini doğrudan veya dolaylı olarak kullanan veya kamu otoritelerinin genel menfaatini korumaktan sorumlu, devlete özel bir sadakat ilişkisiyle bağlı olan asker ve polis gibi görevliler yönünden özlük ve parasal haklar dışında Sözleşme'nin tarafı olan devletin daha geniş yetkilere sahip olduğu hususunun vurgulandığı görülmektedir. (Vilho Eskelinen ve Diğerleri/Finlandiya, B. No: 63235/00, 19/04/2007).<br>Dosyanın incelenmesinden; davacının yargılandığı .... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında tanık sıfatıyla ifadesine başvurulan O.A. isimli şahsın, davacı ile ilgili olarak; "...Ben Eskişehir de o dönem için öğretmen isimli bir pozisyonda bulundum daha sonra Müdür yardımcısı pozisyonunda bulundum Öğretmen denilen kişi asker konumundaki kişiler ile ilgileniyordu. Toplantılarımız oluyordu toplantılarımıza ümit grubu denen kişilerle oluyordu. Bu ümit grubu ile ilgili bilgiler sorulurdu bunun amacı o kişilerle bir şekilde temas sağlamaya çalışmak için bizden bilgi istenirdi sanığın ismini oradan hatırlıyorum. Sanık(davacı) ile şahsen hiç görüşmedim emniyette bana fotoğrafını göstererek ismini söylediler ve bilgim olup olmadığını sordular oradan biliyorum sanığı. Ümit grubundakilerin bir şekilde yapıyla temasta bulunduğu bir sefer bile olsa, çay içme amaçlıda gelebilecekleri bu grupta sanık ile ilgili bilgi sorular kişilerden olduğundan dolayı sanık ile ilgili ifade vermiştim kendisi ile birebir görüşme yapmadım ümit grubundaki kişiler 15 sene önce gelmeyi bırakmışta olabilir, bir sefer gelip daha sonra gelmemişte olabilir yada çok düzenli bir şeklide gelip son bir yıldır görüşülmeyen kişiler şeklinde de olabilir. Ben Eskişehir ilindeki Jandarma uzman ve Astsubay olan kişilerden sorumluydum müdür yardımcısı olarak sanığın Jandarma Astsubay olarak merkezde çalışır diye biliyorum Ümit grubu çok geniş bir sıkalayı kapsamaktadır Ümit grubunda bulunan kişiler yapıyla teması olmayıp başkalarının kendilerinden olduğuna dair beyanları üzerine de gruba alınmış olabilir ama bu kısmı biz bilememekteyiz. Bizde bu kişinin bilgileri bulunsa net olarak kaç defa yapıyla temas ettiği hakkında bilgi sahibi oluyorduk ancak bizde bilgileri bulunmayan kişiler ile ilgili net bilgi sahibi olmadığımızdan bize sadece Ümit grubunda bulunduğu ve bilgi sahibi olup olmadığımız hususu bildiriliyordu ayrıcı Ümit grubunda bulunan kişiler örgüt yapısını biliyor olabilecekleri gibi bilmiyor da bilmiyor ama Ümit grubunda bulunan kişiler kendilerinin Ümit grubunda bulunduklarını bilmiyorlardır. Sanığın yapı içinde herhangi bir görevi olup olmadığını ben bilmiyorum ayrıca Ümit grubunda olduklarından yapıda bir görevi olup olmadıkları hususunda herhangi bir bilgi sahibi değilim." beyanda bulunduğu görülmüştür.<br>Diğer yandan, davalı idarenin dosyaya sunduğu bilgi ve belgeler ile UYAP Örgütlü Suçlar Bankasından yapılan incelemeler neticesinde davacı ile birlikte sabit/ankesörlü telefon hatlarından aranan H.K.'nın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı dava sonucunda verilen ...Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E..., K... sayılı kararında, "... Sanığın adına kayıtlı ... numaralı Gsm hattı ile Van il merkezinde bulunan Ankesörlü Büfelerde bulunan telefonlar ile ankesörlü ve Voip telefonlardan (...) ardışık olarak: 19/04/2013 tarihinde saat:19.28.12 sıralarında sanığın, 19.29.58 sıralarında ve 28/04/2013 tarihinde saat 16.26'da ... isimli şahsın ardışık olarak toplamda 2 kez arandığı, ardışık olmayacak şekilde 5 adet ankesörlü telefonlardan arandığının..." tespit ve değerlendirmelerine yer verildiği görülmüştür.<br>Yine, davacı ile birlikte sabit/ankesörlü hatlardan aranan S.U.'un silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı dava sonucunda verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:...sayılı dosyasına sunulan Cumhuriyet Savcısı esas hakkındaki mütalasında "... Sanığın Tokat ilinde kurulu bulunan ankesörlü, büfelerde bulunan telefonlar ile ankesörlü ve voip telefonlardan ...-...-...-...-... numaralı hatlardan yine askeri personel ankesör aramalarının tespit edildiği, söz konusu aramaların 21/02/2009-26/02/2012 tarihleri arasında olduğu, bu aramalardan 28/01/2011 tarihli aramada sanığın kendisi gibi asker olan ...(davacı) ile ardışık arandığı, ardışık nitelikte olmayacak şekilde 12 kez arandığının tespit edildiği..." tespit ve değerlendirmelerine yer verildiği, aynı yargılamada davacının tanık sıfatıyla alınan beyanına başvurulduğu görülmüştür.<br><br>Bu kapsamda, davacı ile birlikte sabit/ankesörlü telefon hatlarından aranan H.K. ve S.U. hakkında yukarıda yer verilen hususlar, ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:... sayılı kararında ve ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E..., K... sayılı kararında belirtildiği üzere, davacının, sabit/ankesörlü hatlardan kendisi gibi askeri personel olan bazı şahıslar ile arandığı hususu, tanık O.A.'nın davacının ümit yapılanması içerisinde yer aldığına ilişkin beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakının bulunduğu sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.<br> Bu durumda, dava konusu işlemin iptaline, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.<br> <br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarelerin temyiz isteminin kabulüne; <br> 2. Dava konusu işlemin iptaline, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, <br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 27/11/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. <br> <br><br> <br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>

müdür