<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/3698 E.  ,  2024/2314 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU <br>Esas No : 2022/3698<br>Karar No : 2024/2314<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu <br>VEKİLİ : Av....<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 19/04/2022 tarih ve E:2017/4471, K:2022/2347 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 19/04/2022 tarih ve E:2017/4471, K:2022/2347 sayılı kararıyla;<br>Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,<br>"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,<br>Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; <br> Davacının, ceza yargılaması sonucunda ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği,<br> Tanık beyanları yönünden, ... isimli tanığın, davacının aynı adliyede görev yapan ve daha sonra meslekten çıkarılmasına karar verilen meslektaşlarıyla görüştüğünü beyan etmekle birlikte, bu kişilerle örgütsel amaçlarla görüştüğüne ve birlikte hareket ettiğine yönelik bir iddiada bulunmadığı gibi davacının örgütle irtibatlı/iltisaklı olduğu yönünde bir beyanda da bulunmadığı görüldüğünden, ... isimli tanığın beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği; davacının FETÖ ile bağlantısına dair somut herhangi bir bilgiye yer verilmeyen ...isimli tanığın beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği; ... isimli tanığın beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantısı bulunduğu ve 2014 yılı HSK seçimleri döneminde örgütün sözde "bağımsız" adaylarını desteklediği yönünde somut bir veriye dayanmaması nedeniyle, davacının örgüt ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği; davacı hakkında somut herhangi bir bilgiye sahip olmadığı anlaşılan ... isimli tanığın beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği; ... isimli tanığın beyanının, davacının örgüt içerisinde yer aldığına ilişkin somut bir veriye dayanmaması nedeniyle, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,<br> Davacı hakkındaki iddianame ve beraat kararı içeriğinde yer alan deliller yönünden, davacı hakkında düzenlenen iddianame ve beraat kararı içeriğinde yer alan hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,<br> Davacının eşi ...'nin FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması yönünden, davacı tarafından 28/08/2019 tarihli dilekçe ekinde sunulan Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunun 10/07/2019 tarihli kararına göre, eşinin, terör örgütleri ile Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti yahut bunlarla irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belge elde edilemediği gerekçesiyle kamu görevine iade edilme talebinin kabulüne karar verildiği; anılan Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kararında yer verilen davacının eşi hakkındaki tespitlerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği ve neticesinde davacının eşinin FETÖ/PDY ile irtibatının tespit edilemediği gerekçesiyle kamu görevine iade edilmesine karar verildiği anlaşıldığından, davacının eşinin meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olmasının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı,<br> Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince yapılan 14/12/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 21/02/2022 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu...Dairesinin ... sayılı) soruşturma dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,<br> Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespit içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,<br> Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece, bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 14/12/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı,<br>Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı,<br> Davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının yerinde görülmeme gerekçesinin kararda yer almadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin disiplin işlemi kapsamında yapılamayacağı, dava dosyasına sunulan delillerin, idarelerince davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koymaya yeterli görüldüğü, davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan başlatılan adli süreç mahkûmiyet dışında bir kararla sonuçlanmış ise de, dava konusu işlem "üyelik" değil "iltisak ve irtibat" isnadına dayandığından söz konusu kararın davacının hukuki durumunu değiştirmediği; meslekten çıkarılan ilgililer hakkında işlem tesis edildiği tarihte idarelerince yapılan değerlendirmeyi destekleyen ve idari/adli süreçte taraflarına gönderilen bilgi ve belgelerin yargı yeri ile paylaşılmasının, işlemin dayanağı delillerin sonradan tespit edildiği anlamına gelmeyeceği, bu şekildeki bir ifadenin hukuki dayanaktan yoksun olduğu; tanık beyanları; davacının beraatine dair kararda yer alan "Sanık hakkında MASAK tarafından mali analiz raporunun düzenlenip mahkememize gönderildiği, raporun yapılan incelemesinde; hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü suçlamasıyla işlem yapılan ... … ile aralarında para transferleri bulunduğu tespitlerine yer verilmiş" ve "Dosya içerisinde bulunan 14/11/2016 tarihli HTS analiz raporunun incelenmesinden sanık ...'ın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kapsamında hakkında işlem yapılan kişilerle iletişim kayıtlarının bulunduğu tespitlerine yer verildiği anlaşılmış olup..." şeklindeki tespitler; davacının sosyal çevresi anlamında en yakını kabul edilebilecek eşinin Hazine Avukatı iken meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması birlikte değerlendirildiğinde Kurul kanaatinin, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı olduğu yönünde oluştuğu; davacının seçim dönemindeki hal ve hareketlerine, adliye içerisinde ve sosyal hayatta birlikte hareket ettiği ve zaman geçirdiği kişilerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı kişiler olduğuna ve 2014 HSYK seçimlerinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne karşı mücadele eden Yargıda Birlik Platformunun çalışmalarına karşı takındığı tavra ilişkin somut tespitler içeren tanık ifadelerinin münferit bir eylem, hal, hareket veya tavır olarak nitelendirilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gibi benzer dosyalarda bu durumun aleyhe değerlendirildiği; öte yandan tanık ifadelerinin incelenmesinden, davacının seçim dönemindeki tavrının yer, zaman ve birliktelik görüntüsü veren şahıs bazlı anlatımlara dayanması sebebiyle, somut verileri içermediğinden bahisle dikkate alınmamasının da başka bir çelişkiye sebebiyet verdiği, bu cihetle anılan tanık beyanlarının delil olarak kabul edilmeyip davacı lehine hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiği; davacı hakkındaki tespit ve deliller, aile bireyleri başta olmak üzere sosyal çevre bilgileri ve Kurul kayıtlarının bir bütün olarak değerlendirildiği ve neticesinde Kurulun davacıyla ilgili kanaatinin olumsuz yönde oluştuğu; davacı hakkında mevcut olan, davacının, hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü suçlamasıyla işlem yapılan ... isimli kişi ile para transferi olduğuna işaret eden MASAK raporu ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kapsamında hakkında işlem yapılan kişilerle iletişim kayıtlarını gösteren HTS analiz raporu yönünden Daire kararında herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisakına delil teşkil eden bu hususlar değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verilmiş olduğu ve bu cihetle Daire kararının isabet kesbetmediği belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Davacı tarafından, usul yönünden, süresinde temyiz yoluna başvurulmadığı; esas yönünden ise ilk derece mahkemesindeki esasa etkisiz iddiaların, magazinel boyuttan öteye geçemeyen ve delil olduğu iddia edilen hususların aynen tekrarlandığı; OHAL Komisyonunca mesleğe iade edildiği halde üzüntüsünden kanser hastalığına yakalanan ve kaybettiği eşinin durumunu ilk derece mahkemesinde paylaştığı halde halen daha “en yakını eşi irtibat/iltisaktan meslekten ihraç edilmiştir” denildiği, iddiaları tümden reddettiği, usul ve kanuna uygun kararın onanması gerektiği belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 20/12/2023 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevabın dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br> "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,<br>2. Dava konusu kararın yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 19/04/2022 tarih ve E:2017/4471, K:2022/2347 sayılı kararının ONANMASINA, <br>3. 14/10/2024 tarihinde oyçokluğu ile kesin olarak karar verildi.<br><br><br><br><br>KARŞI OY <br><br>X- Dava; yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br> Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir. <br> 1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır.<br> Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden, <br> Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan ...'ye ait, Hakimler ve Savcılar Kurulu müfettişlerince düzenlenen 21/03/2017 tarihli tanık ifade tutanağında, "... Şu an halen ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı ve aynı zamanda Adalet Komisyonu Başkanı olarak görev yapmaktayım. HSYK Genel Kurulunca FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılmasına karar verilen ...’ı .... Adliyesinde Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olduğum esnada kendisinin ... Adliyesine hakim olarak tayinen atanmış olması nedeniyle tanırım. Kendisi 2015 yılı yaz kararnamesi ile ... Adliyesine atanmıştı, aynı yıl bir süre sonra gelerek fiilen görevine başlamıştı. Ben 2016 yılı Haziran ayına kadar Şırnak’taki görevime devam ettim, kendisiyle yaklaşık 10 ay kadar aynı adliyede bu şekilde çalışmış oldum. Kendisinin evveliyatını bilemiyorum. 2014 yılı HSYK seçimleri sürecindeki tutumunu bilemiyorum. Kendisine... Adliyesinde komisyon asıl üyeliği görevi verilmişti. Kendisi ile tanışmamızdan kısa bir sonra ... bana bizzat HSYK Tetkik Hakimi olup daha sonra FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılan ...'yi yakınen tanıdığını, Ankara’ya gidip geldikçe ziyarete gittiğini söylüyordu. Nasıl ve ne nedenle tanıdığını da ifade etmişti, ancak şu an net olarak hatırlayamıyorum. ..., Yargıda Birlik Platformu çizgisinde olduğunu bizzat bana ifade etmişti. Kendisine komisyon üyeliği görevi de verilmiş olduğundan güvenilir biri olduğunu düşünmüştüm. Ancak 2015 yılı yaz kararnamesinde ... ile birlikte ... Adliyesine atanan hakim ve savcılar mevcuttu, benimle Ağır Ceza Mahkemesinde görev yapan bir üye dışında tüm hakimler 2015 yılı yaz kararnamesi ile değişmişti, bir Cumhuriyet Savcısı dışında diğer Cumhuriyet Savcıları da 2015 yılı yaz kararnamesi ile ...Adliyesine gelmişlerdi. 2015 yılı yaz kararnamesinde bu şekilde gelen hakim ve savcılar ilk geldiklerinde birbirleri ile görüşüyorlardı, ancak birbirlerini tanıdıktan sonra ayrışmaya başladılar, 2015 yılı Ekim ya da Kasım aylarında o tarihteki ... Cumhuriyet Başsavcısı olup şu anda ...Cumhuriyet Başsavcısı olan ... bir iş bölümü yapmış, bu iş bölümüne Cumhuriyet Savcılarının bir kısmının bu dönemin nimetlerinden siz istifade ediyorsunuz, külfetlerine de siz katlanacaksınız diyerek itiraz ettiklerini duymuştum. Bunu bu olayın gerçekleştiği söylenen tarihin hemen akabinde duymuştum, ancak kimden duyduğumu hatırlayamıyorum, bu şekilde itiraz eden Cumhuriyet Savcılarının eşlerinden de hakim olanlar vardı, bu iş bölümüne itiraz eden Cumhuriyet Savcıları ve eşleri ile bu iş bölümüne itiraz etmeyen diğer hakim ve savcılar arasında bir ayrışma bu şekilde oluştu. Bu şekilde iş bölümüne itiraz eden Cumhuriyet Savcıları ve hakim olan eşleri sürekli olarak birlikte geziyorlardı, birbirlerinin odalarına gidip geliyorlardı. Bu hakim ve savcılar daha sonra FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılan kişilerdir. ...’ta hem bu hakim ve savcılarla görüşüyordu, hem de adliyedeki diğer hakim ve savcılarla görüşüyordu, bu hakim ve savcılarla benim ve bu yapıyla irtibatı olmayan hakim ve savcıların bir görüşmesi olmadığı halde ...’ın bu kişilere karşı da olumsuz bir tavrı yoktu. Örneğin sonrasında FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılmasına karar verilen hakim ve savcılar beni gördüklerinde selam vermezler, yollarını dahi değiştirirlerdi. Bu şekilde FETÖ irtibatı olmayan bir kişiye karşı bu kişiler açıktan olumsuz tavır sergiledikleri halde ... bu kişilere karşı bir olumsuz tutum takınmamıştı. Ancak ... belirttiğim üzere bu yapı ile irtibatı olmayan hakim ve savcılarla da muhabbet eden birisiydi. ..., şu an FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılmış olan, o tarihlerde ... Adliyesinde görev yapan soyadını hatırlamadığım savcı ... ve hakim ... ile samimi olduğunu hatırlıyorum. ...’ın FETÖ lehine bir söylemine şahit olmadım. ..., lüzum olmadığı halde, o konuda bir muhabbet olmadığı halde ortamda kendisinin FETÖ irtibatı olmadığı, FETÖ’ye karşı olduğu ve Yargıda Birlik Platformu çizgisinde olduğuna dair söylemlerde bulunurdu...., FETÖ irtibatı nedeniyle görevden uzaklaştırılınca ben ...’tan daha önce bu kişiyi yakınen tanıdığını, Ankara’ya gittikçe ziyaret ettiğini söylediği için şüphe duymaya başlamıştım. Şırnak’ta çalışırken Cuma namazlarına gittiğini görmedim, ancak kendisi muhafazakar bir yapıda olduğu yönünde bir izlenim de vermiyordu. ..." şeklinde beyanda bulunulmuştur.<br> Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan ...'ye ait, Hakimler ve Savcılar Kurulu müfettişlerince düzenlenen 27/04/2017 tarihli tanık ifade tutanağında, "... Şu an ... Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapmaktayım. Ben 2014 yaz ara kararnamesi ile ... Cumhuriyet Başsavcılığına atandım, 2016 yılı yaz kararnamesine kadar... Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yaptım. HSYK Genel Kurulunca FETÖ irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılan ...’ı yaklaşık 1 yıl kadar ...Adliyesinde görev yapmış olmamız nedeniyle tanıyorum. ...’ın, Devrekli olup İmam Hatip Lisesi mezunu olduğunu biliyorum. Şu an...Müdür Yardımcısı olan....'nın referansı ile avukatlıktan mesleğe geçmiş. Ben Çorlu'ya atandıktan sonra 2014 yılı HSYK seçim süreci başladı. Odasına giderek ziyaret ettim. "İmam Hatip Lisesi mezunusun. ... referansı ile mesleğe geçtin, seçim çalışmalarında bize destek ver, çalışmalara katılmaz isen de en azından oyunu bize ver" dedim. Hiç cevap vermedi. Oy veririm veya vermem demedi. Çorlu'da o tarihte hâkim olup sonrasında FETÖ irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılan ... ile çok samimi idi. Sosyal hayatta birlikte idiler, birlikte spora, yemeğe gittiklerini görüyordum. Ailecek de görüştüklerini duyuyordum. ..., HSYK seçim süreci boyunca odama gelmedi. Yargıda Birlik Platformu adaylarına destek veren hakim ve savcıların yanında durmadı. Bağımsız görünümlü paralel adayları destekleyen hakim ve savcılarla seçim çalışması yaptığına şahit olmadım, ancak sürekli bu grupla beraberdi, sosyal çevresinde bu gruptan kişiler vardı. HSYK seçim sürecinde o tarihte ve hâlen Çorlu hâkimi olan hakim ... ile birlikte Yargıda Birlik Platformu adayları lehine seçim çalışmalarını yürütüyorduk, ...’ın durumunu istişare ettiğimizde, ya paralel yapıdan korktuğu ya da kripto olduğu, yahut FETÖ’nün elinde kendisinin özel hayatına ilişkin bir veri olabileceği değerlendirmesinde bulunduk. HSYK seçimlerinde Yargıda Birlik Platformu adaylarına oy vermediğini, paralel adaylara oy verdiğini düşünüyorum. ...’tan Yargıda Birlik Platformu adayları için oy ve destek istediğimde kendisi, FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılan diğer hâkim ve savcılar ile benzer şekilde tepkiler verdi, seçim döneminde sessiz kalmayı tercih etti. ..., gerek seçim süreci gerekse sonrasında Yargıda Birlik Platformunu destekleyen biz meslektaşları hiç ziyaret etmedi, daha ziyade paralel yapıdan olan hakim ve savcılarla beraberdi. Hatta bu kişilerle gezmemesi hususunda kendisini uyarmıştım, kendisi bana bu kişilerle özel bir bağı olmadığını söylemişti. ..., önce Silopi sonra Şırnak'a tayin oldu. ..., Silopi'ye atandıktan birkaç ay sonra Çorlu'ya gelip, araç kiraladığını, 1 gün kalıp geri döndüğünü, adliye ile iş yapan bir esnaftan duydum. ... ile aynı kararname ile Hakkari’ye tayini çıkan ve sonrasında FETÖ irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılan ... de tayin sonrası eşiyle Çorlu'ya gelip yine paralel yapıdan olan hâkim ve savcılarla görüşmüştü, eşinin paralel yapıdan hâkim ve savcıları ziyaret ettiğini ben bizzat gördüm. Hatta S. beni de nezaketen ziyaret etmişti. ... ise adliyeye geldiğinde Çorlu'ya gelip adliyeden kimseyi ziyaret etmeden geri dönünce bende kendisinin paralel yapıdan olan kişilerle görüşmek üzere geldiği yönünde kanaat oluşmuştu. ..., İmam Hatip Lisesi mezunu olmasına rağmen dindar bir görünüm sergilemiyordu. Adliyenin hemen yanında cami vardı, tüm meslektaşlar Cuma namazına buraya giderdik. ...’ı Cuma namazında gördüğümü hatırlamıyorum. ...’ın ... Adliyesine tayini çıkınca ... hakim ile odasına hayırlı olsun ziyaretine gitmiştim. Kendisine hitaben "Burada doğru tarafta yer almadın, bizimle dirsek temasına geçmedin. Artık yeni bir yere gidiyorsun, hakkındaki olumsuz tavrı değiştirmek senin elinde. Sana referans olanları mahcup etme" dedim. Kendisi, "Haklısınız, yanlış anlaşıldım, kusura bakmayın, keşke beraber olsaydık, seçimde yanlış yaptık vb" hiç bir şey söylemedi, bir pişmanlık emaresi göstermedi. ...’ın evveliyatında paralel yapıdan olmadığını duymuştum. Bu haliyle devşirildiği yahut bir açığı olduğu için ya da bu yapıdan korktuğu için bu yapıdan olan kişilerle birlikte hareket ettiğini düşünüyorum. ..." şeklinde beyanda bulunulmuştur.<br> Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan...'ye ait, Hakimler ve Savcılar Kurulu müfettişlerince düzenlenen 17/05/2017 tarihli tanık ifade tutanağında, "... Ben, halen ... hakimi olarak görev yapmaktayım. FETÖ/PDY irtibatı nedeni ile HSYK tarafından meslekten çıkarılmasına karar verilen ...’ı 2014 ile 2016 yılları arasında iki yılı aşkın süre ile ... Adliyesinde birlikte çalışmış olmamız nedeni ile tanırım. ...’ın evveliyatını bilmem. Ancak HSYK seçimleri sürecinde YBP safında yer almadı. Açıkça ve ısrarla davet etmemize rağmen tertip ettiğimiz yemeklere vesair organizasyonlarımıza iştirak etmezdi. Tam aksine bağımsız görünümlü paralel yapı adaylarını destekleyen hakim ve savcılara yakın durdu. FETÖ/PDY irtibatı nedeniyle HSYK tarafından meslekten çıkarılmalarına karar verilen ve seçim dönemde ...Adliyesinde görev yapan ... ve ... ile samimiydi. Adliye içerisinde münasebet içinde olduğu hakim ve savcılar itibari ile 2014 yılı HSYK seçimi sürecinde karşı tarafta yer aldığı noktasında tereddüt yok. Benim bu konuda bütün bilgim ve görgüm bunlardan ibarettir..." şeklinde beyanda bulunulmuştur.<br> Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan ...'ya ait, Hakimler ve Savcılar Kurulu müfettişlerince düzenlenen 17/05/2017 tarihli tanık ifade tutanağında, "... Ben, halen ...Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görev yapmaktayım. FETÖ/PDY irtibatı nedeni ile HSYK tarafından meslekten çıkarılmasına karar verilen ...'ı aynı dönemde çalışmış olmamız nedeni ile tanırım. Ben, ... Adliyesine 2010 yılı yaz kararnamesi ile atandım. ... ise hatırladığım kadarı ile 2012 yılında ... adliyesine tayinen geldi ve 2015 yılı yaz kararnamesi ile ... Adliyesine tayin oldu. Böylece yaklaşık üç yıl aynı adliyede çalıştık. 2014 yılı HSYK seçimlerinde net bir tavır sergilemedi. Ancak Yargıda Birlik Platformu adaylarını destekleyen benim de içinde bulunduğum hakim ve savcı grubuna da yakın durmadı. Bağımsız görünümlü paralel yapı adaylarını destekleyen hakim ve savcılar ile de yakınlığı olduğunu görmedim. 2014 yılı HSYK Seçim sonrası ...’ın tayini çıkmadan önce o dönem ...Cumhuriyet Başsavcısı olup halen ... Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapan ... ile birlikte odasına gittik. Başsavcı Bey kendisine "Sen bize yakın durmadın, gelip gitmedin" gibi sözler söyledi. Bunun üzerine ... “Benim onlarla alakam yok. Beni yanlış tanıdınız. Belki gelip gitmedim ondan yanlış anladınız” dedi. Benim bu konuda bütün bilgim ve görgüm bunlardan ibarettir ..." şeklinde beyanda bulunulmuştur.<br> Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan ...'ye ait, Hakimler ve Savcılar Kurulu müfettişlerince düzenlenen 06/04/2017 tarihli tanık ifade tutanağında, "... Adliyede keskin bir şekilde iki grup mevcuttu. Bir grupta ben, eşim, Savcı ..., Savcı ... ve eşi ..., Hâkim ..., Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı ...., Ağır Ceza Mahkemesi Üyemiz... hanım ve Başsavcımız... vardık. Diğer grupta ise ...hanım ve eşi ... bey, ... ve eşi ... ... ve eşi ..., ..., ..., ... varlardı. ... belirttiğim gibi gruplaşma net ve keskindi. ..." şeklinde beyanda bulunulmuştur.<br> Tanık beyanlarının değerlendirilmesinden, beyanların somut, görgüye dayalı ve birbiriyle uyumlu olduğu; davacının sosyal çevresinin FETÖ ile iltisak ve irtibatlı yargı mensuplarından oluştuğu; 2014 HSK seçimleri döneminde ve sonrasında da bu sosyal çevre ile samimi olduğu; Şırnak'ta görev yaptığı dönemde, FETÖ ile iltisak ve irtibatı bulunan ve bulunmayan yargı mensupları arasında keskin bir ayrışma yaşandığı ve davacının bu dönemde de daha çok FETÖ ile iltisak ve irtibatlı yargı mensuplarının bulunduğu grup içerisinde yer aldığı anlaşılmaktadır.<br> Davacının gerek 2014 yılı HSK seçimi dönemindeki gerekse sonrasındaki sosyal çevresi ve tutumu dikkate alındığında, FETÖ ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır. <br> Açıklanan nedenlerle; yukarıda belirtilen delillerin davacının anılan örgüt ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte bulunduğu ve davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun dava konusu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.<br> <br><br><br></font></p></body></html>

müdür