<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2023/2196 E.  ,  2024/4451 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2023/2196<br>Karar No : 2024/4451 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... <br>VEKİLİ : Av. ... <br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı <br>VEKİLİ : Av. ... <br><br>DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... <br>VEKİLLERİ : Av. ... <br> Av. ... <br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: ... Lisesi'nde müdür yardımcısı olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, görev yaptığı okulda açıköğretim sınavı bina komisyon yardımcısı görevini ifa etmekte iken binanın birinci kat merdivenlerinden, merdivenlerin temizlik sonrası ıslak bırakılması nedeniyle kayarak düştüğü, bunun neticesinde kendisine maluliyet raporu verildiği, anılan olay nedeniyle maddi ve manevi zararının karşılanması gerektiğinden bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000-TL (ıslah ile 184.895,64-TL) maddi ve 100.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla; Mahkemenin 28/01/2021 tarihli Ara Kararı ile davacıda meydana gelen hasarın kalıcı olup olmadığı, kalıcı ise özür durumu ve oranı ile iş gücü kaybı ve efor güç kaybı oranını ortaya koyan bir raporun Mahkemeye gönderilmesine ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, düzenlenen 10/08/2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacının 16/04/1972 doğumlu olduğu, olayın gerçekleştiği 10/12/2017 tarihinde 45 yaşında olduğu, 2010 tarihli TRH-2010 Kadın Türkiye Hayat Tablosuna göre bakiye ömrünün 34 yıl, 5 ay olarak tespit edildiği, yerleşik içtihatlar uyarınca 60 yaşına kadar çalışacağının kabul edildiği, 15 yıl aktif dönemi, 19 yıl 5 ay ise pasif döneminin olduğu, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 30/03/2021 tarihli rapora göre, davacının maluliyet oranının %9 olarak tespit edildiği, hesaplamaların belirlenen maluliyet oranına göre yapılacağı belirtilerek, geçici iş görmezlik dönemi için 12.686,53-TL, işlemiş dönem için 23.418,12-TL, işleyecek dönem için 95.157,16-TL ve pasif dönem için 53.633,83-TL olmak üzere toplam 184.895,64-TL maddi zarar hesaplandığının belirtildiği, davacı vekili tarafından 14/02/2022 tarihinde kayda alınan dilekçe ile maddi tazminat talebi 183.895,64-TL arttırılarak, 184.895,64-TL olarak ıslah edildiği, davalı idarenin hizmet kusuru sonucunda davacının iş gücünde meydana gelen azalma nedeniyle oluşan toplam 184.895,64-TL maddi tazminatın 1.000,00-TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 29/11/2018 tarihinden itibaren, 183.895,64-TL'lik kısmının ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 04/03/2022 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerektiği; davacının duyduğu acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılıyabilmek amacıyla, sebepsiz zenginleşmeye de yol açmayacak şekilde, talep ettiği 100.000,00-TL manevi tazminattan 15.000,00-TL'sinin, idareye başvuru tarihi olan 29/11/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile, 184.895,64-TL maddi tazminatın 1.000,00-TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 29/11/2018 tarihinden itibaren, 183.895,64-TL'lik kısmının ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 04/03/2022 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 15.000,00-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 29/11/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin ise reddine karar verilmiştir. <br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla; dosya içeriğinde mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden, kazanın bina komisyon görevinin bitmesinden sonra meydana gelmiş olması nedeniyle olayla ilgili tutanak tutulmadığı ve yine olaya ilişkin soruşturma yapılmadığının beyan edildiği, olay gününe ait kamera görüntülerinin olayın üzerinden geçen sürede silinmiş olması nedeniyle Mahkemeye ibraz edilmediği ve olayla ilgili adli bir soruşturma yürütüldüğüne ilişkin taraflarca bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı, davacı tarafından, merdivenlerin iyi kurulanmadığı, uyarı levhası konulmadığı, personele iş güvenliği eğitimi verilmediği iddia edilmekle birlikte davalı idare tarafından dosyaya sunulan 12/02/2020 tarihli yazıda, temizlik görevlisinin koridorlara kaygan zemin tabelası yerleştirdiği, basamaklarda kaydırmaz bantların mevcut ve sağlam olduğu, ilgilinin kaymasında zemin ıslaklığının bir etkisinin olmadığının belirtildiği, olayla ilgili herhangi bir tutanak tutulmaması, soruşturma raporu düzenlenmemesi ve olay anına ilişkin görüntü kayıtlarının bulunmaması nedeniyle, meydana gelen olayda davalı idare görevlilerince üstlenin görevin gereği gibi yapılıp yapılamadığı tespit edilemediği, bu durumda, davacının yaralanmasına sebebiyet veren olayın, okulda görevli personelin ihmal ve kusurundan kaynaklandığı yolunda somut bir tespit bulunmadığından, idarenin hizmet kusurundan kaynaklı tazmin sorumluluğundan bahsedilmesine olanak bulunmadığı, öte yandan Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinin 80. maddesinde, müdür yardımcısının; eğitim, öğretim ve yönetim işlerinin planlı, düzenli ve amacına uygun olarak yürütülmesinden müdür ve müdür başyardımcısına karşı sorumlu olduğu belirtilerek, okul ile ilgili yürütülecek işlerde sorumluluk yüklendiği dikkate alındığında; görev yaptığı okulda müdür yardımcısı sıfatı ile yönetici konumunda olan davacının, okul içinde yürütülecek işlerle ilgili diğer okul yöneticileri ile birlikte kollektif denetim ve gözetim görevinin bulunduğunun kabulünün gerektiği, olay günü gerçekleştirilen okul temizliğine yönelik alınması gereken önlemleri almayan personele karşı gerekli uyarı ve ihtarda bulunmayarak yönetmelikle yüklenen sorumluluğu yerine getirmediği ve bu haliyle meydana gelen zararın kusursuz sorumluluk ilkesi kapsamında tazmini yoluna gidilmesine de olanak bulunmadığı gerekçesiyle... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... , K:... sayılı kararına davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine; davalı tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, başvuruya konu kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm tesis suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, binanın birinci kat merdivenlerinden, merdivenlerin temizlik sonrası ıslak bırakılması nedeniyle kayarak düştüğü, kaza nedeniyle malul hale geldiği, idare bünyesinde çalışan görevlilerin kusurundan kaynaklı oluşan zararın idarece tazmini gerektiği, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle,<br>1. Temyiz isteminin reddine,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, <br>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,<br>4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br>5. Kesin olarak, 12/09/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. <br> <br><br>KARŞI OY :<br><br> (X)- Mesleki risk; bir mesleğin doğası gereği o meslek erbabının karşı karşıya bulunduğu riski ifade eder. Kamu görevlisinin görevini yaparken görevi nedeniyle uğradığı zararlar (Danıştay 10. D. E:2020/860) olayda hizmet kusuru bulunmuyor ise mesleki ilkesi gereğince tazmin edilmektedir.<br> Mesleki risk ilkesi, idarenin risk sorumluluğunun özel bir görünümü olup, münhasıran kamu hizmetine katılanların zararlarının giderilmesini öngörür. Bu ilke aynı zamanda görevin içerdiği riskten kamu görevlisini korumayı amaçlar ve bir yönüyle iŞ kazası ve meslek hastalığının doğurduğu zararların yasal düzenlemeler yoluyla karşılanmadığı durumlarda idari yargı yerlerince zararın giderimi için kullanılan bir ilkedir.<br> Bu risk, bazen mesleğin kendi bünyesinden (içsel, dahili, özel inherent risk), bazen mesleğin icra edildiği ortam ya da mekandan (mekânsal, external risk) bazen de mesleğin icrası sırasında zorunlu olarak temas edilen diğer etkileyicilerden (dışsal, environmental risk) kaynaklanır.<br> O halde mesleki risk ilkesi, hukuka uygun şeklide yürütülen bir kamu hizmetinin yürütümüne ister geçici isterse daimi şekilde katılmış olanların, kamu hizmetinin görülmesinden dolayı veya kamu hizmetinin görülmesi sırasında kamu hizmeti görmenin neden ve etkisiyle uğradıkları ve başka bir şekilde karşılanmayan zararlarının giderimini amaçlayan idari yargı ilkesi olarak tanımlanabilir.<br> Mesleki riskin en belirgin olduğu meslek grubu güvenlik hizmeti yürüten kamu görevlilerinin karşı karşıya oldukları risk olup, içsel mesleki riskin başat örneği olarak kabul edilmelidir.<br> Güvenlik hizmeti bu hizmeti yürüten kamu görevlileri yanında hizmetten yararlananların hatta hizmetin yürütüldüğü ortamda her nasılsa bulunanlar yani üçüncü kişiler bakımından da risk taşımaktadır. Burada mesleki riskin, genel risk kavramından ayrıcı yönünü ortaya koymak gerekmektedir. Temel ayrım, kamu görevini yürütenlerin zararlarının mesleki risk ilkesine göre tazmini gerekirken diğerlerinin zararının genel risk (riskli kamusal faaliyet nedeniyle zarar) ilkesi gereğince tazmininin gerekliliği şeklinde ortaya çıkmaktadır.<br> Böyle bir ayrımın yapılması zorunlu mudur? Çoğu zaman evet. Zira; idarenin sorumluluğunu azaltan ya da ortadan kaldıran hallerin "mesleki risk” veya "genel risk” ilkesi gereğince tazmini aşamasında farklı sonuçlar ortaya çıkabilmektedir. Örneğin; mesleki risk ilkesi gereğince idarenin tazmin sorumluluğu belirlenirken kamu görevlisinin kendi kusuru idarenin sorumluluğunu azaltırken (Bkz. Danıştay 10.D. 2019/179; 10. D. 2008/4007; 10.D. 2008/0694) üçüncü kişinin kusuru idarenin zarar görene karşı sorumluluğunu azaltmamaktadır. Oysa; riskli kamusal faaliyet sonucu kamu hizmetinin yürütümüne katılmamış kişilerin uğradıkları zararların tazmininde hem zarar görenin davranışı hem de üçüncü kişinin davranışı idarenin sorumluluğunu azaltıcı etki yapmaktadır.<br> Bunun yanında güvenlik hizmeti dışındaki kamu görevleri de içsel, mekansal ya da çevresel risk taşıyabilmektedirler. Bu nedenle mesleki risk ilkesi sadece güvenlik hizmeti yürütenlerin karşılaştıkları riskler olarak dar şekilde yorumlamak diğer meslek erbabı bakımından önlenemez hak kayıplarına sebep olacaktır.<br> Somut olayda; davacı, kamu hizmeti görevlisi olarak (sınav komisyonu üyesi ve bina sorumlusu), kamu hizmetinin yürütüldüğü bir mekânda (sınav yapılan okul binası) kamu hizmetini yürütürken (binanın içinde kontrol amaçlı yürümekte iken) zarar görmüş olup bu hususlarda bir ihtilaf bulunmamaktadır. İdareye atfedilen sübuta ermiş bir kusur da bulunmadığına göre davacının zararının kusursuz sorumluluk (mesleki risk) ilesine göre tazmin edilmesi gerektiği düşüncesiyle aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmamaktayım.<br><br><br><br></font></p></body></html>

müdür