<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2024/4080 E.  ,  2024/4799 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>DOKUZUNCU DAİRE<br> Esas No : 2024/4080<br> Karar No : 2024/4799 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı-...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: ... Gıda Tekstil İnşaat Elektrik Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Danıştay Dokuzuncu Dairesince verilen bozma kararına uyularak, Dairelerinin E:2021/1393 sayılı dosyasında yer alan evrakların yanı sıra Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin web sitesinde yapılan araştırmalar sonucunda asıl borçlu şirketin sicilden silindiğine dair bir tescil kararının bulunmadığı, 30/04/2014 tarihli terkin işleminin mükellefiyet terkini olduğu, dolayısıyla tüzel kişiliğin halen devam ettiği anlaşıldığından yeniden yapılan değerlendirmede; dava konusu amme alacaklarının, 2012 yılının muhtelif dönemlerine ait olduğu, 2011 yılındaki kuruluş ile şirket müdürü olan ve 18/11/2013 tarihine kadar bu görevi devam eden davacının kamu alacaklarının doğumuna kusurlu davranışı ile sebebiyet verdiğinin kabulü gerektiği, ancak söz konusu alacakların davacıdan tahsil edilebilmesi için şirket adına yapılan takip işlemlerinin de hukuka uygunluğunun denetiminin gerektiği, dava konusu ödeme emri içeriği amme alacakları için asıl borçlu şirket adına düzenlenen 16/02/2018 tarih ve 2018/945 sayılı ödeme emri ile ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin şirket adresinde tebliğinin mümkün olmadığından bahisle ilanen tebliğ edildiği, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 101/3.maddesinde iş yerinde tebligat yapılamaması halinde yasal temsilcinin mernis adresinde tebliğ yapılacağının belirtildiği, davalı idarece ise tebliğ tarihindeki yasal temsilcinin adres kayıt sisteminde yer alan ikamet adresinde tebliğ usulü denenmeksizin ilan yolu ile tebliğ yoluna başvurulması karşısında, cebri takip işlemlerinin asıl borçlu şirket adına usulüne uygun şekilde tamamlanmadığı, dolayısıyla kanuni temsilci adına cebri takip işlemlerine başlanmasının koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk, vergi mahkemesi kararında ise sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: İdarelerince yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğu iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br> TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY: <br>... Gıda Tekstil İnşaat Elektrik Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istenilmektedir.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>213 saylı Vergi Usul Kanunu'nun "Tebliğ esasları" başlıklı 93. maddesinde, "Tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilümum vesikalar ve yazılar adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasiyle ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmiyenlere ilan yolu ile tebliğ edilir.Şu kadar ki, ilgilinin kabul etmesi şartiyle, tebliğin daire veya komisyonda yapılması caizdir." düzenlemesine, "Tebliğ yapılacak kimseler" başlıklı 94. maddesinde, "Tebliğ mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılır. Tüzel kişilere yapılacak tebliğ, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmıyan teşekküllerde bunları idare edenlere veya temsilcilerine yapılır. Tüzel kişilerin mütaaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılması kafidir. Tebliğ, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müsdahdemlerinden birine yapılır. (Muhatap yerine bu şekilde kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerekir.)" kuralına yer verilmiş, "Bilinen adresler" başlıklı 101. maddesinin 1, fıkrasının 3.bendinde 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'na göre oluşturulan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinin de bilinen adreslerden olduğu belirtilmiş, aynı maddenin 3. fıkrasında "İşyeri adresinde tebliğ yapılacak olanların bu adresinde bulunamaması, işin bırakılması veya işin bırakılmış addolunması hallerinde tebliğ, gerçek kişilerde kendisinin, tüzel kişilerde bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerinden birinin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları idare edenler veya varsa temsilcilerinden herhangi birinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılır." düzenlemesine, 102. maddesinde ise "Bu Kanunun 101. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde sayılan adrese tebliğe çıkılan hallerde, tebliğ yapılacak kişinin adresinde bulunamaması durumunda (Bulunamama durumu o adresten geçici ayrılmaları da kapsar.) durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı gönderildiği idareye iade edilir. Bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılır. İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusula kapıya yapıştırılır. Bu durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı, gönderildiği idareye iade edilir. Tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılır." hükmüne yer verilmiştir. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Yukarıda yer verilen yasal düzenlemelere göre, bir tebligatın geçerli sayılabilmesi için, öncelikle muhatabın bilinen adreslerinde, muhataba veya Kanun'da sayılan bazı özel durumlar için muhatap yerine tebligatı kabule yetkili kimselere yapılmış olması gerekir. Kanun, muhatap yerine tebligatı kabule yetkili kimselere yapılacak tebliğin, muhataba yapılmış sayılacağını öngörmüştür. Ayrı bir tüzel kişiliği olan şirket adına yapılacak tebligatın da kural olarak öncelikle şirketin bilinen adresinde tebliği yoluna gidilerek ilgilinin adreste bulunamaması veya adresin boş ve kapalı olduğu hususlarının usulüne uygun şekilde tespit edilmesi durumunda, kanuni temsilcisinin ikâmet adresinde bulunanlardan birine yapılabileceği açıktır. İkâmet adresinde yapılacak tebligatlarda da tebliğ yapılabilecek kişiler bakımından, görünüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmama ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmama şartları dışında herhangi bir sınırlama getirilmemiştir.<br>Dosyanın incelenmesinden; asıl borçlu şirketin mükellefiyetinin 30/04/2014 tarihinde re'sen terkin edildiği görüldüğünden, şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin, mükellefiyet kaydının re'sen terkini nedeniyle bilinen iş yeri adresinde bulunmayan asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisinin ikâmet adresinde tebliğe gönderilmesinde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 101/3. maddesi uyarınca hukuka aykırılık bulunmamaktadır.<br>Bununla birlikte, kanuni temsilciye gönderilen tebliğ evraklarının incelenmesinden; dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan ve asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emri ile ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin anılan şirket adına şirket müdürü sıfatıyla ...'e tebliğ edildiği görülmüş olup; şirket adına yapılacak tebliğlerin, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine yapılabileceği ancak 28/11/2013 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yer alan ilana göre, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğ edildiği ...'in şirketteki hisselerini devrettiği ve şirket müdürlüğünün sona erdiği, yerine ... adlı kişinin müdür olarak atandığı, şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin, yıllar önce şirket müdürlüğünden ayrılan yetkisiz kanuni temsilciye tebliğinin usulsüz olduğu görüldüğünden, dava konusu ödeme emri içeriği amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsili amacıyla tüm takip yollarının usulüne uygun olarak tüketilmediği ve amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsili için gereken işlemlerin usulüne uygun yapılmadığı anlaşıldığından, kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık, davanın kabulü yolundaki mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu gerekçeli reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibariyle hukuka aykırılık bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1.Davalının temyiz isteminin reddine,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,<br>3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 03/10/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. <br><br></font></p></body></html>

müdür