<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2022/3009 E.  ,  2024/1565 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> ONİKİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2022/3009<br>Karar No : 2024/1565 <br><br>DAVACI : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALILAR : 1- ...<br> 2- ... Başkanlığı<br>VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri ...<br><br>DAVANIN KONUSU : Aksaray İli, ... Mahallesi, ... Camii müezzin-kayyımı olarak görev yapan davacı tarafından;<br>1- Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan "Atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak" şartını kaybettiğinden bahisle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca görevine son verilmesine ilişkin Diyanet İşleri Başkanlığının ... tarih ve E.. sayılı işleminin iptali ile;<br>2- Bu işlemin dayanağı olan ve 15/04/2015 tarih ve 29327 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin "Genel şartlar" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin iptaline karar verilmesi,<br>3- 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığının Kuruluş ve Görevlerine Hakkında Kanun’un 9. maddesinin ikinci fıkrasının iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : 2012 yılında müezzin - kayyım olarak atanmasından yaklaşık 6 yıl önce yaşanan bir olay nedeniyle görevine son verildiği, bu olayın birkaç kişi dışında bilinmediği ve dolayısıyla olayın çevresinde bilinmesinin söz konusu olmadığı, dava konusu işlemin ölçüsüz ve orantısız olduğu, Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin, herkes için eşit ve objektif bir uygulama sağlayacak açıklık ve belirlilikte olmadığı, maddedeki "çevresinde" ibaresinin kapsamının belirli olmadığı, dolayısıyla, anlam ve sınırlarının belirsiz olması nedeniyle subjektif uygulamalara neden olduğundan, hukuk devleti ilkesine, öngörülebilirlik ve kestirebilirlik ilkelerini taşımaması nedeniyle de hukuka aykırı olduğu; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 5. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “Avukatlık mesleğine yaraşmayacak tutum ve davranışların çevresince bilinmiş olmak” hükmünün, Anayasa Mahkemesinin 13/08/2013 tarih ve 28734 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 28/02/2013 tarih ve E:2012/116, K:2013/32 sayılı kararı ile hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğu gerekçesi ile iptaline karar verildiği; 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığının Kuruluş ve Görevlerine Hakkında Kanun’un "Personelin nitelikleri" başlıklı 9. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Başkanlık personelinin 657 sayılı Kanunda ve bu Kanunda yer almayan diğer nitelikleri ile atanmalarında dinî öğrenim şartı arananlara ilişkin ortak nitelikler yönetmelikle düzenlenir.” hükmünün Anayasa'nın 2., 7. ve 128. maddelerine aykırı olduğu, ortak nitelik şartının yönetmelikle değil, kanunla düzenlemesi gerektiği ileri sürülmüştür. <br><br>DAVALI İDARELERİN SAVUNMASI :657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin birinci fıkrasının "Özel şartları" belirleyen (B) bendinin (2) numaralı alt bendine ve 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 9. maddesine dayanan Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin iptali istenilen maddesinin amacının, objektif kurallar çerçevesinde işin ehline verilmesi, din hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde gerçekleştirilmesi için hizmetin liyakatli din görevlilerince yerine getirilmesinin temin edilmesi olduğu; gerek laiklik, gerekse Anayasa ve diğer üst hukuk normlarına aykırı olmadığı, Danıştay Beşinci Dairesinin 31/03/2003 tarih ve E:2000/1610, K:2003/1079 sayılı kararının da bu yönde olduğu, din görevlisi olan davacının görevine son verilmesi işleminde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunlu olduğundan, bozma gerekçesi doğrultusunda, bireysel işlemin iptali isteminin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. <br><br><br>DANIŞTAY SAVCISI : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Aksaray İli, ... Mahallesi, ... Camii müezzin-kayyımı olarak görev yapan davacının tarafından; Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan "Atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak" şartını kaybettiğinden bahisle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca müvekkilinin görevine son verilmesine ilişkin Diyanet İşleri Başkanlığının ... tarih ve E.. sayılı işleminin ve Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin "Genel şartlar" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin iptaline karar verilmesi ile 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığının Kuruluş ve Görevlerine Hakkında Kanun’un 9. maddesinin ikinci fıkrasının iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.<br> Dosyanın incelenmesinden, Danıştay Onikinci Dairesinin 18/03/2021 tarih ve E:2021/1842, K:2021/1472 sayılı kararıyla; Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin "Genel şartlar" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin iptali isteminin reddine, Diyanet İşleri Başkanlığının ... tarih ve E.. sayılı dava konusu işleminin iptaline hükmedildiği, bu kararın davacının vekili ile davalı idarelerden Diyanet İşleri Başkanlığı vekilince temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca yapılan temyiz incelemesi sonucu 28/02/2021 gün ve E:2021/3496, K:2022/664 sayılı kararla, davacının temyiz isteminin reddedildiği, Diyanet İşleri Başkanlığının temyiz isteminin kabulü ile Danıştay Onikinci Daire kararının, davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasının onandığı, iptale ilişkin hüküm fıkrası yönünden bozulduğu anlaşılmaktadır.<br> 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında; Danıştay dava daireleri kararlarına karşı Danıştay'da temyiz yoluna başvurulabileceği, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde; Danıştay idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca temyizen inceleneceği, 2577 sayılı Yasanın 49. maddesinin 4. fıkrasında, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde, bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı, hükme bağlandığından; ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakılan davalarda verilen kararların, temyiz incelemesi sonucunda ilgili dava daireleri kurulunca; usul veya esas bakımından yeniden bir araştırma, inceleme yapılmasını veya maddi ve hukuki olayın yeniden yorumlanmasını gerektirmeyecek sebeplerden biri nedeniyle bozulması durumunda, ilk kararı veren Danıştay dava dairesine “ısrar hakkı” tanınmamıştır. Dolayısıyla, kararı bozulan Danıştay dava dairesinin bu tür bozma kararlarına uyması yasa gereğidir.<br> Bu durumda 2577 sayılı Yasanın anılan maddeleri uyarınca Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların bozulması halinde ısrar olanağı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma kararında yer alan gerekçelerle, davacı hakkında tesis edilen bireysel işlemin iptali isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Dairemizin 18/03/2021 tarih ve E:2021/1842, K:2021/1472 sayılı, Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin "Genel şartlar" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin iptali istemi yönünden davanın reddine, Diyanet İşleri Başkanlığının ... tarih ve E.. sayılı dava konusu göreve son verme işleminin iptaline dair kararına karşı, davacı ve davalı Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından temyiz yoluna başvurulması sonucunda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 28/02/2022 tarih ve E:2021/3496, K:2022/664 sayılı kararıyla; Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin "Genel şartlar" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin iptali istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmının onanmasına; Diyanet İşleri Başkanlığının ... tarih ve E.. sayılı işleminin iptaline ilişkin kısmının bozulması üzerine; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca bozma kararına uyularak, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra bozulan kısım yönünden işin gereği görüşüldü:<br><br>MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : <br> Aksaray İli, ... Mahallesi, ... Camii müezzin-kayyımı olarak görev yapan davacı hakkında, göreve başladığı 19/07/2012 tarihinden önce evli bir kadınla 2008 - 2012 yılları arasında gayrimeşru ilişki yaşadığına ilişkin iddialar içeren 15/10/2014 tarihli şikayet dilekçesi sunulmuştur. <br> Şikayet konusuyla ilgili yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen ... tarih ve ... sayılı raporda; davacının 19/07/2012 tarihinde 4/B statüsünde sözleşmeli müezzin kayyım olarak göreve başlamadan önce, eşi yurt dışında olan evli bir kadın ile 2008 - 2012 yılları arasında gayrimeşru ilişki yaşadığı, bu ilişkinin anılan kadının eşi tarafından öğrenilmesi üzerine açılan boşanma davası sonucunda 26 yıllık evliliğinin sona erdiği, bu olayın çevrede duyulduğu ve dedikodu şeklinde konuşulduğu hususunun tanıkların ve davacının ifadelerinden anlaşıldığı tespitlerine yer verilmiş ve Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde sayılan ortak nitelik şartını göreve alınmadan önce kaybettiğinden bahisle davacının görevine, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca son verilmesi teklif edilmiş, bu teklif uyarınca, Diyanet İşleri Başkanlığının dava konusu ... tarih ve E.. işlemi ile davacının görevine son verilmiştir.<br> Bunun üzerine davacı tarafından, görevine son verilmesi işlemi ile Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin iptaline ve 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığının Kuruluş ve Görevlerine İlişkin Kanun’un 9. maddesinin ikinci fıkrasının iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br> <br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>İLGİLİ MEVZUAT :<br> Anayasa’nın “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz." düzenlemesine yer verilmiştir.<br> Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8. maddesinde;<br> “(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.<br> (2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.” ibareleri yer almıştır.<br> 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Memurluğun sona ermesi" başlıklı 98. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde:<br> "b)Memurluğa alınma şartlarından her hangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan her hangi birini kaybetmesi;<br> ... hallerinde memurluğu sona erer." düzenlemesine yer verilmiştir.<br> 02/07/1965 tarih ve 12038 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un "Personelin nitelikleri" başlıklı 9. maddesinde ise;<br> "Başkanlık personelinde, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda belirtilen genel şartlar yanında; Başkan, başkan yardımcısı, genel müdür, Rehberlik ve Teftiş Başkanı, il ve ilçe müftüsü, Başkanlık vaizi ve vaizlerin en az lisans düzeyinde dinî yüksek öğrenim mezunu olması gerekir. Yönetim Hizmetleri Genel Müdürü için ise dört yıllık yüksek öğrenim mezunu olması şartı aranır.<br> Başkanlık personelinin 657 sayılı Kanunda ve bu Kanunda yer almayan diğer nitelikleri ile atanmalarında dinî öğrenim şartı arananlara ilişkin ortak nitelikler yönetmelikle düzenlenir." hükmü öngörülmüştür.<br> 15/04/2015 tarih ve 29327 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin "Genel şartlar" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihteki yürürlükteki halinde:<br> "b) Atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak." koşulu aranmıştır.<br> 13/09/2023 tarih ve 32308 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle, Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi; "Atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlar bakımından; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslam törelerine uygun olduğu şeklinde ortak nitelik taşımak." şeklinde değiştirilmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Kamu görevlisi olarak atanmak için aranan genel şartlar yanında ifa edilecek görevin niteliği gözetilerek özel şartlar öngörülmesinde ve Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin dava konusu olan ve iptali istenilen 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde hukuka aykırılık görülmemiş ve Dairemizin 18/03/2021 tarih ve E:2021/1842, K:2021/1472 sayılı kararı ile bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmiş ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 28/02/2022 tarih ve E:2021/3496, K:2022/664 sayılı kararıyla da davacının temyiz istemi reddedilerek, kararın bu kısmının onanmasına karar verilmiştir.<br> Dava konusu olayda, davacının kendisi tarafından da bizzat kabul edilen, kamu görevine girmeden önce gayrı meşru ilişki yaşadığına dair iddiaların ve özel hayatına dair mahrem konuların, göreve son verme işleminin sebebi olduğu; ifa ettiği görev için belirlenen özel şartları, bu göreve atanmadan önce taşımadığının görevde iken anlaşıldığı gerekçesiyle davacının görevine son verilmiştir.<br> Davacı hakkındaki iddialara ilişkin yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen raporda, davacının beyanları ile tanık ifadeleri ve telefon görüşme kayıtları gözetilerek yapılan değerlendirme sonucunda; davacının ilişkisinin 2012 yılı Nisan ayına kadar devam ettiği, davacının aynı yılın Temmuz ayında müezzin - kayyım olarak atandığı, olayın çevrede duyulduğu ve dedikodu şeklinde konuşulduğu, dinen ve ahlaken toplumda nefretle karşılanan davranışıyla davacının göreve atanma şartını atanma tarihi itibariyle taşımadığı tespitleri yapılmıştır.<br> Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Fernandez Martinez/İspanya (B. No:56030/07, 12/6/2014) kararında, özel hayat haklarını diğer Sözleşme haklarıyla dengelerken, Devletten her iki hakkı da temin etmesinin ve birinin korunması diğerine bir müdahale ile sonuçlandığında, bu müdahaleyi güdülen amaçlarla orantılı hale getirmek için uygun tedbirleri seçmesinin beklendiğini belirlemiştir. Bu dava özel hayat/aile hayatı ve dini kuruluşların özerklik hakkına ilişkindir. Mahkeme Katolik dinini ve değerlerini benimseyen bir öğretmenin sözleşmesini, öğretmen duruşunu “evli bir rahip” olarak alenen ortaya koyduktan sonra yenilemeyi reddetmenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8. maddesini ihlal etmediğine karar vermiştir (§ 89). Kararda, görevine son verilen kişinin çıkarlarıyla toplumun veya diğer bireylerin menfaatleri arasında adil bir denge kurulması gereğine dikkat çekilmektedir. AİHM, Katolik inancını öğretmenin sadece teknik anlamda öğretme yeteneğinden ibaret olmadığını, Kilise kurallarına bağlı olmayı da gerektirdiğini vurgulamıştır (§§ 111, 138). Ayrıca başvurucunun Katolik Kilisesi doktrininin bir parçası olan bilgi ile kişisel görüşüne karşılık gelen bilgiyi birbirinden ayırmak için henüz yeterli olgunlukta olmayan öğrencileri eğittiğine dikkat çekmiştir (§ 142).<br> Din hizmetleri sınıfında görev yapan din görevlilerinden, topluma örnek davranışlarda bulunmaları beklenildiğinden, örnek kişilik özellikleri sergilemeleri gerekir. Toplumda kabul gören değerlere ters düşmek yerine inanç, ibadet ve davranış bütünlüğü içinde örnek olma görevi; Anayasa'nın 20. maddesi ile güvenceye alınan özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı ile birlikte değerlendirildiğinde, bu görevin gereklerine aykırı davranıldığının tespiti halinde uygulanan tedbirin, Anayasa'nın 20. maddesine aykırılığından bahsedilemez.<br> Bakılan uyuşmazlıkta, davacının müezzin-kayyım olarak atandığı tarihten önce yaşadığı ve hem soruşturma kapsamındaki kendi ifadesinden hem de tanık ifadelerinden çevrede bilindiği anlaşılan evli bir kadınla yaşadığı ilişki nedeniyle, Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte; "Atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak." şeklinde düzenlenen şartı göreve atanırken taşımadığı anlaşılmakta olup, halkı din konusunda aydınlatan din görevlisi sıfatını haiz davacının, söz konusu gayri ahlaki eyleminin doğrudan görevinin gereklerine ve dolayısıyla göreve atanma şartlarına aykırılık teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.<br> 657 sayılı Kanun'un 98. maddesinde yer alan, devlet memurlarının memurluğa alınma şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması halinde memurluğun sona ereceği düzenlemesi uyarınca; yukarıda belirtilen eylemlerinin, ifa edilen görevin özelliklerine göre belirlenen niteliklerin taşınmaması/kaybedilmesi sebebi olarak kabul edilmesi ile kurum disiplinini ve itibarını olumsuz yönde etkileyen bir unsur olarak değerlendirilmesinde ve kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla alınması zorunlu bir tedbir olarak görevine son verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. <br><br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Diyanet İşleri Başkanlığının ... tarih ve E.. sayılı işleminin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ...TL temyiz yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br> 3. Davanın ret kararı ile sonuçlanan ve kesinleşen kısmı nedeniyle daha önce davalı idareler lehine vekâlet ücretine hükmedildiğinden, bu aşamada Diyanet İşleri Başkanlığı lehine yeniden vekâlet ücretine hükmedilmemesine, <br>4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,<br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/03/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. <br><br><br></font></p></body></html>

müdür