<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/1552 E. , 2024/1304 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2019/1552<br>Karar No:2024/1304<br><br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı <br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: ... Petrol Lojistik Kuyumculuk İletişim Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ye Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (Kurul) ... tarih ve... sayılı kararı ile verilen 225.608,00-TL idari para cezasının anılan şirketten tahsil edilememesi üzerine 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un Mükerrer 35. maddesi uyarınca, kanunî temsilci sıfatıyla davacıdan tahsiline yönelik olarak düzenlenen... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu ödeme emrinin 145.502,00-TL'ye ilişkin kısmı yönünden, söz konusu idari para cezasının 21/02/2014 tarihli tespite dayanılarak tesis edildiği, davacının asıl borçlu ... Petrol Lojistik Kuyumculuk İletişim Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ne 27/03/2014 tarihinden itibaren ortak ve şirket müdürü olduğu, idari yaptırıma konu fiilin işlendiği tarihte şirket müdürünün ... olduğu, dolayısıyla idarî yaptırıma konu fiilin davacının şirkette temsil yetkisinin olmadığı bir dönemde gerçekleştiği, davacının hukuken ve fiilen şirketin yetkili temsilcisi olmadığı dönemde işlenen fiillerden kaynaklanan kamu alacağından sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığı anlaşıldığından, dava konusu ödeme emrinin bu kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı; dava konusu ödeme emrinin 80.106,00-TL'ye ilişkin kısmı yönünden ise, ödeme emrinin asıl borçlu şirkete tebliğ edilerek kesinleşmesinin ardından söz konusu şirket hakkında yapılan malvarlığı araştırması sonucunda amme alacağının şirketten tahsil imkânının kalmadığının anlaşılması üzerine kanuni temsilci olan davacının temsil yetkisinin bulunduğu dönemde doğan borçlardan sorumlu olduğu anlaşıldığından, dava konusu ödeme emrinin bu kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. <br>Belirtilen gerekçelerle dava konusu ödeme emrinin, 145.502,00-TL'ye ilişkin kısmı yönünden dava konusu işlemin iptaline; 80.106,00-TL'ye ilişkin kısmı yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu ödeme emrinin içeriğindeki kamu alacağının tahsiline yönelik olarak davacının kanuni temsilcisi olduğu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin kesinleştiği, söz konusu idari para cezasına ait fiilin işlendiği tarih her ne kadar 2014/2 dönemi olarak gözükse de ödeme vadesinin 20/11/2016 olduğu, bu dönemde kanuni temsilci olarak görev yapan davacının, alacağın vadesi içerisinde ödenmemesinden sorumlu olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY : <br> Bayilik lisansı sahibi ... Petrol Lojistik Kuyumculuk İletişim Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ne (... Ltd. Şti.) ait akaryakıt istasyonunda 21/02/2014 ve 29/05/2015 tarihlerinde denetim yapılmış, anılan denetimlerde istasyon otomasyon sistemine müdahale ederek ve/veya otomasyon sisteminde meydana gelen arızayı süresi içerisinde dağıtıcısına bildirmeyerek, istasyon otomasyon sisteminin fiilen faaliyette bulunmadığı akaryakıt tanklarından akaryakıt satışı gerçekleştirildiğinin tespit edildiğinden bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca 21/02/2014 tarihli tespite göre 72.751,00-TL, 29/05/2015 tarihli tespite göre 80.106,00-TL; yine 21/02/2014 tarihli denetimde dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal ettiğinin tespit edildiğinden bahisle aynı fıkra uyarınca 72.751,00-TL olmak üzere toplam 225.608,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı alınmıştır.<br>Anılan Kurul kararı, 20/09/2016 tarihinde ... Ltd. Şti.'ne tebliğ edilmiş, tebliğ tarihini izleyen 60 gün içerisinde söz konusu idari para cezasının ödenmemesi üzerine 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca idari para cezasının tahsili amacıyla şirket adına... tarihli ve ..., ... sayılı ödeme emirleri düzenlenmiştir.<br> Söz konusu şirkete ait borcu karşılamaya yetecek haczi kabil mal varlığına rastlanılmaması sebebiyle şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borçlarından dolayı 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesine istinaden kanuni temsilciler adına ödeme emri düzenlenerek takibat işlemlerine başlanılmasına karar verilmiştir.<br>Bunun üzerine 225.608,00-TL idari para cezasının 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesi uyarınca, kanunî temsilci sıfatıyla davacıdan tahsiline yönelik olarak... tarih ve ... sayılı ödeme emri düzenlenmiş, bu işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br>6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un Mükerrer 35. maddesinde, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.<br>"; 54. maddesinin birinci fıkrasında, "Ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur."; 55. maddesinin birinci fıkrasında, "Amme alacağını vadesinde ödemiyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumu bir “ödeme emri” ile tebliğ olunur."; 58. maddesinin birinci fıkrasında, "Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir." düzenlemeleri yer almıştır. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesinde, amme alacaklarının tahsili bakımından kanunî temsilcilerin sorumluluğu düzenlenmiştir. Bu madde gereğince bir tüzel kişiden tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tamamen veya kısmen tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından bu tüzel kişinin kanunî temsilcisi sorumlu tutulabilecektir.<br>Temsilci, başkasının nam ve hesabına hareket ederek ve irade beyanında bulunarak, temsil ettiği kişiyi hak sahibi veya borçlu kılabilen kişidir. Temsil yetkisinin kanundan kaynaklanması durumunda kanunî temsil söz konusu olur. Böyle bir yetkiye sahip kişi ise kanunî temsilcidir. Öte yandan, ancak gerçek kişiler kanunî temsilci olabilir. Kanunî temsilcilerin yetkilerinin sınırı ve bu yetkilerinden kaynaklanan sorumlulukları kanunla belirlenmiştir. Bu sebeple, kaynağını kanundan alan kanunî temsil durumunda, temsil edilenin istek ve iradesi kanunî temsilci olarak görev yapan kişiyi bağlamamaktadır. (Turgut CANDAN, Kanuni Temsilcinin Vergi ve Diğer Kamu Alacaklarından Sorumluluğu, Maliye ve Hukuk Yayınları, 2006, Ankara, s.7)<br>Hukuk düzenince tüzel kişilik vasfı tanınan ticarî şirketlerin hukukî iş ve işlemleri, bunlar adına bunların idaresinden sorumlu gerçek kişiler tarafından yapılır. Şirketin kanunî temsilcisi sayılan bu gerçek kişiler; temsil ettikleri tüzel kişiliğin hukukî işlemlerini yürütmek, personelini ve mal varlığını idare etmek, yatırım ve faaliyetlerinin yönünü tayin etmek, iktisadî ve mâlî durumunun gerektirdiği tedbirleri almak gibi imkân ve kudreti haizdirler. Bununla bağlantılı olarak, şirketin kamusal ödevlerini ifa etmek ve kamuya olan borçlarını kanunî süreleri içinde ödemek de kanunî temsilcinin temel ödevleri arasındadır.<br>Kanunî temsilci, kamu alacağının doğmasına yol açan işlem veya fiilin nihaî sorumluluğunu taşıyan kişi olup sahip olduğu imkân ve gücü kullanarak, alacağı doğuran işlem veya fiilin ortaya çıkmasını önleyebilecek veya doğan kamu alacağının ödenmesini temin edebilecek en etkin konumdaki kişidir. Bu nedenle, ticarî şirketleri yöneten, şirketi temsilen iş ve işlemler yapan ve zararı doğuran olayın gerçekleştiği tarihte görev yapan kanunî temsilci, kamu alacağının doğmasına yol açan işlem veya fiilin sorumluluğunu taşıyan kişi olduğundan ve sahip olduğu imkân ve gücü kullanarak, alacağı doğuran işlem veya fiilin ortaya çıkmasını önleyebilecek en etkin kişi konumunda bulunduğundan, şirketten tahsil imkânı bulunmayan kamu alacaklarından müteselsil sorumluluk esasına göre sorumlu tutulması gerekmektedir. <br>6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesinde öngörülen sorumluluk kusursuz sorumluluk hâlidir. Yani Mükerrer 35. madde kapsamında sorumlu tutulacak olan kanunî temsilci, kusursuzluğunu ispatlayarak sorumluluktan kurtulamayacaktır. Kamu alacağının tahsil edilebilir aşamaya geldiği zamanda kanunî temsilci olarak görev yapması, kanunî temsilcinin amme alacağından sorumlu tutulması için yeterlidir.<br>Dosyanın incelenmesinden, bayilik lisansı sahibi ... Ltd. Şti.'ne ait akaryakıt istasyonunda 21/02/2014 ve 29/05/2015 tarihlerinde yapılan denetimler sonucunda, anılan şirkete 18/08/2016 tarih ve... sayılı Kurul kararıyla 21/02/2014 tarihli tespite göre toplam 145.502,00-TL, 29/05/2015 tarihli tespite göre ise 80.106,00-TL olmak üzere toplamda 225.608,00-TL idari para cezası verildiği, anılan kararın 20/09/2016 tarihinde ... Ltd. Şti.'ne tebliğ edildiği, tebliğ tarihini izleyen 60 gün içerisinde söz konusu idari para cezasının ödenmemesi üzerine 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca idari para cezasının tahsili amacıyla şirket adına 15/05/2017 tarihli ve ..., ... sayılı ödeme emirlerinin düzenlendiği, söz konusu şirketin borcu karşılamaya yetecek haczi kabil mal varlığına rastlanılmaması sebebiyle şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borçlarından dolayı 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesine istinaden kanuni temsilciler adına ödeme emri düzenlenerek takibat işlemlerine başlanılmasına karar verildiği, bunun üzerine 225.608,00-TL idari para cezasının kanunî temsilci sıfatıyla davacıdan tahsiline yönelik olarak düzenlenen dava konusu ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br>Her ne kadar İdare Mahkemesi'nce dava konusu ödeme emrinin 145.502,00-TL'ye ilişkin kısmı yönünden yapılan değerlendirmede, "idari para cezasının döneminin 02/2014 olduğu ve 21/02/2014 tarihli tespite dayanılarak tesis edildiği, davacının ise şirkete 27/03/2014 tarihinden itibaren ortak ve şirket müdürü olduğu, dolayısıyla idari yaptırıma konu fiilin davacının şirkette temsil yetkisinin olmadığı bir dönemde gerçekleştiği, davacının hukuken ve fiilen şirketin yetkili temsilcisi olmadığı dönemde işlenen fiillerden kaynaklanan kamu alacağından sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığı" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu da Bölge İdare Mahkemesi'nin temyize konu kararıyla reddedilmişse de, söz konusu amme alacağının tahsili amacıyla asıl borçlu şirkete 15/05/2017 tarihinde ödeme emrinin düzenlenerek gönderildiği, 03/04/2014 tarih ve 8542 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde, 27/03/2014 tarihinde ticaret siciline tescil edilen 26/02/2014 tarihli Genel Kurul kararıyla, davacının, ... Ltd. Şti.'ne "aksi karar alınıncaya kadar müdür" olarak seçildiğinin ilan edildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, amme alacağının tahsil edilebilir aşamaya geldiği dönemde asıl borçlu şirkette kanunî temsilci olarak görev yapan davacının söz konusu borçtan sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.<br>Bu itibarla, dava konusu işlemin kısmen iptali, kısmen davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararının iptale ilişkin kısmına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukukî isabet bulunmamaktadır.<br><br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalının temyiz isteminin kabulüne;<br>2. Kısmen dava konusu işlemin iptali, kısmen davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararının iptale ilişkin kısmına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 18/03/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. <br> <br><br><br></font></p></body></html>
müdür