<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2021/148 E.  ,  2024/184 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br> ONİKİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2021/148<br>Karar No : 2024/184 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … <br>VEKİLİ : Av. …<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : … Fonu<br>VEKİLİ : Av. … <br><br>İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunda fon uzmanı olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… kararıyla; davacının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun yönetim ve denetimi altında bulunan … Turizm ve Ticaret A.Ş.'nin yönetim kurulu üyeliğine getirildiği, şirkette muhasebe müdürü olan kişinin istifa etmesi üzerine, pek çok suçtan yargılanan ve bunların bir kısmından da hüküm giyen, kardeşinin eski eşi olan kişiyi bu göreve önerdiği ve bu kişinin göreve başlatıldığı, yine davacının referans olmasıyla bu kişinin, şirketin mali işlerden sorumlu genel müdür yardımcılığına getirildiği ve mahkum olduğu bir suç nedeniyle aranması üzerine bu durumun ortaya çıktığı, bunun üzerine geriye doğru şirket hesaplarının incelenmeye alındığı ve organize bir yapı aracılığı ile 1,5 yıllık süre içerisinde şirketin yaklaşık 6.213.506,50-TL tutarında zarara uğratıldığının tespit edildiği, davacının, bu kişinin eylem ve işleri ile hakkında açılan davalardan habersiz olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının anılan kişiye referans olarak şirket yönetimine alınmasını sağlama eyleminin, yakın akrabaları olan diğer kişilerin eylemlerinden bağımsız olarak düşünülemeyeceği, bu eyleminin, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici nitelikte olduğu ve devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Şirkete mali müşavir olarak alınacak kişi için öneride bulunmasının suç olarak nitelendirildiğini, söz konusu şirketin fon iştiraki olmadığı, soruşturma sürecinin usul ve hukuka uygun olmadığı, ceza mahkemesi sürecinin doğru değerlendirilmediği belirtilerek, temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacının fiillerinin memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici nitelikte olduğu, disiplin soruşturması sürecinin usule ve hukuka uygun olduğu, gerçekleştirilen usulsüz işlemlerin soruşturma raporu ile ortaya konulduğu belirtilerek, temyiz istemin reddi ile İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek, işin gereği görüşüldü:<br> <br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> MADDİ OLAY : <br> Davacı, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunda fon uzmanı olarak görev yapmakta iken, Fon Kurulunun kararı ile … Turizm ve Ticaret A.Ş.'nin %75 hissesinin Fon adına tesciline karar verilmiş ve davacı da anılan şirketin yönetim kurulu üyeliğine getirilmiştir. Şirkette muhasebe müdürü olarak görev yapan kişinin istifası üzerine davacı, muhasebe müdürlüğü görevine kardeşinin eski eşi B.T.'yi önermiş, bunun üzerine bu kişi, 29/02/2008 tarihinde muhasebe müdürü olarak göreve başlamış ve 19/03/2008 tarihinde de şirketin mali işlerden sorumlu genel müdür yardımcılığına getirilmiştir. B.T.'nin dolandırıcılık, dolandırıcılığa teşebbüs, sahte noter belgesi düzenlemek, sahte kimlik belgesi düzenlemek ve kullanmak, resmi evrakta sahtekarlık ve cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak gibi pek çok suçtan yargılandığı ve bir kısmından hüküm giydiğinin tespit edilmesi üzerine yapılan hesap incelemesinde, bu kişinin eski eşinin de aralarında bulunduğu organize bir yapı aracılığıyla 1,5 yıllık süre içerisinde yaklaşık 6.213.506,50-TL tutarında usulsüzlüğe ve kamu zararına sebebiyet verdiği tespit edilmiş ve 21/12/2010 tarih ve DS-1, DS-1 sayılı soruşturma raporunda; davacının, B.T. ile yakın ilişkisini devam ettirdiği, bu kişi hakkında devam eden yargılamalardan haberi olduğu halde olumlu özelliklerini gündeme getirerek yönetim kurulunu etkilediği ve muhasebe müdürlüğü gibi bir pozisyona atanmasını sağladığı, bunun sonucunda şirketin 6.213.506,50-TL tutarında zarara uğradığı, normal koşullarda işe alınmaması gereken bir kişinin işe alınmasını sağlayarak kendi aile fertlerine de haksız kazanç sağladığı tespitlerine yer verilerek, davacının bu eylemi nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiş ve Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlem tesis edilmiştir. <br> Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun "fon personeli" başlıklı 121. maddesinin ikinci fıkrasında; "Başkan yardımcıları, daire başkanları, müdürler, başkanlık müşavirleri ve meslek<br>personeli kadro karşılığı sözleşmeli statüde istihdam edilir. Kadro karşılığı sözleşmeli çalışan<br>Fon personeli ücret, malî ve sosyal haklar dışında her türlü hak ve yükümlülükleri yönünden<br>657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tâbidir." hükmüne yer verilmiştir.<br> 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde; "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır. <br> Aynı Kanunun 131. maddesinde, "Aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması disiplin kovuşturulmasını geciktiremez. Memurun ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz." hükmüne yer verilmiştir.<br> <br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> 657 sayılı Kanunun yukarıda metinine yer verilen hükmü kapsamında ceza mahkemesi kararlarının, disiplin cezalarına etkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Disiplin cezasının sebebini oluşturan eylem ve davranışlar, aynı zamanda ceza kanununda suç sayılabilir. Bu durumda, disiplin cezası yaptırımı ile birlikte ceza yaptırımı da uygulanabilir. Bu iki yaptırım türünün hukuki dayanağı, amaç ve sonuçları birbirlerinden farklıdır. Ceza yargılamasında suçun niteliği ve delillerin takdirinde uygulanan ilke ve kurallar ile disiplin hukuku açısından uygulanan ilke ve kurallar birbirinden farklı olduğundan, idarenin, kamu görevlisi hakkında disiplin cezası vermemesi, ceza mahkemelerince ceza verilmesine hukuki engel oluşturmayacağı gibi, aynı şekilde, ceza yargılaması sonucu beraat kararı verilmiş olmasının da, kuramsal olarak, disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmeyeceği açıktır.<br> Uyuşmazlık konusu olayda; davacının, dava konusu işlemin tesis edilmesine konu eylemi nedeniyle yargılandığı davada, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na aykırılık suçundan dolayı dava açılmış ise de suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı, eylemin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçuna iştirak olabileceği ancak bu suçu da işlediğine ilişkin cezalandırılmasına yeter ölçüde, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraat ettiği ve bu kararın Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. <br>Bu durumda; davacının disiplin cezasına konu eylemlerinin karşılığında verilen disiplin cezası irdelenirken, ceza hukuku yönüyle suç tipinin hukuki nitelendirmesini yapacak olan ceza mahkemesi kararının göz önünde bulundurulması önem arz ettiğinden, uyuşmazlık hakkında, sözü edilen beraat kararı da değerlendirilmek suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış olup, İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,<br>2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,<br>4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 23/01/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.<br> <br><br> (X) KARŞI OY :<br><br>Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı usul ve hukuka uygun olduğundan, temyiz isteminin reddi ile kararın onanması gerektiği görüşüyle, karara katılmıyorum.</font></p></body></html>

müdür