<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/3330 E.  ,  2024/218 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2022/3330<br>Karar No : 2024/218 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI): …<br>VEKİLİ: Av. …<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI): … Bakanlığı<br>VEKİLİ: Av. …<br><br>İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 09/11/2021 tarih ve E:2017/6742, K:2021/3515 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br> <br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin, 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4(8)b maddesi ile değişik 3/1. maddesi uyarınca davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin, aynı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca oluşturulan Komisyonun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi, söz konusu Kararname'nin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.<br>Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 09/11/2021 tarih ve E:2017/6742, K:2021/3515 sayılı kararıyla; <br>Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş,<br>"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "667 sayılı KHK Uyarınca Oluşturulan Komisyonun Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı", "FETÖ'nün Askeri Yargı Yapılanmasına İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,<br>Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; <br> Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu davacı hakkındaki resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından yürütülen ceza yargılamasının ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında devam ettiğinin görüldüğü,<br>Sıkıyönetim mahkemesi görevlendirmeleri yönünden, davacının Kara Kuvvetleri Komutanlığı Adli Müşavirliği Hukuk İşleri Şube Müdür Yardımcılığı görevine devam edecek şekilde görevlendirilmiş olmasının, örgüt ile olan iltisakı ve irtibatını ortaya koyduğu,<br>Ankesörlü/sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, Dairelerinin 20/01/2021 tarihli ara kararına cevaben Emniyet Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısı ekinde sunulan, davacıya ilişkin ankesör/büfe sorgu raporunun incelenmesinden, aranma tarihinde davacının kendi adına kayıtlı ve kullanımında olan … GSM numaralı hattının Ankara ve Kars illerinde bulunan (4) ayrı ankesörlü telefondan, 25/02/2012-19/11/2014 tarihleri arasında toplam (12) kez arandığı, bu aramalarda T.G., M.A., O.U., S.E. ve A.D. isimli şahıslarla (10) ardışık aramasının bulunduğu, bu kayıtların incelenmesinden davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu,<br>Unvanlı/Kritik görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün etkin olduğu dönemde Kara Kuvvetleri Komutanlığı Adli Müşavirliği Hukuk İşleri Şube Müdür Yardımcısı olarak görevlendirilmesinin, kararda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,<br>Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br> <br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, makul sürede yargılanma, mahkemeye erişim ve etkili başvuru yapma haklarının ihlal edildiği; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ilgili olarak ileri sürdüğü Anayasa'ya aykırılık iddiasının değerlendirilmediği; gerekçeli kararın, karar verildikten çok uzun bir süre sonra tebliğ edildiği; Dairece istinaf yolu yerine doğrudan temyiz yolu açık karar verilmesinin usule aykırı olduğu; işlem tarihinde mevcut olmayan delillere dayanıldığı; kesinleşmemiş ceza yargılamasındaki tartışmalı delillere ve bu yargılamaya atıf yapıldığı; isminin görevlendirme listesinde özel olarak mevcut olmadığı; bu listeyle ilgili atıf yapılan ceza yargılamasındaki bilirkişilerin bilirkişilik yapmalarının mümkün bulunmadığı; darbe teşebbüsünden önce atandığı bir göreve devam etmesi sebebiyle suçlandığı; bu listenin kim tarafından hazırlandığının belli olmadığı; listedeki notta yer almanın tek başına delil sayılamayacağına ilişkin yargı kararı bulunduğu; listede bulunup beraat eden kişiler olduğu; bu listeyle ilgili bilirkişilerin bilirkişilik yapamayacakları ve bu bilirkişilerin hazırladığı raporların hükme esas alınamayacağı; bu bilirkişi raporunun esas yönünden de hukuka aykırılıklar ve çelişkiler taşıdığı; aynı listenin bazı yargı kararlarında delil olarak kabul edilmediği; listede bulunanlar ile ilgili anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan beraat kararı verildiği; bu listedeki bazı hakimlerin görevlerine devam ettikleri; ankesörlü telefon iddialarına yönelik olarak bu aramaların görüşme içeriklerinin mevcut olmadığı; elde ediliş şekilleri itibarıyla hukuka uygun olmadıkları; ankesör aramalarına ilişkin yargı kararlarıyla belirlenen çeşitli kriterler bulunduğu; çalıştığı pozisyona ilişkin olarak Dairece bir açıklama ve değerlendirme yapılmadan bu durumun karara gerekçe yapıldığı; işlemin mevzuata ve hukuka aykırı olduğu; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu; olağanüstü hal sona ermesine rağmen tesis edilen işlemlerin yürürlüğünü korumaya devam ettiği; kurulan Komisyonun da mevzuata uygun olmadığı; savunma alınmadığı; işlemin şahsileştirilmediği; isnat edilen fiillerin ve delillerin bildirilmediği; masumiyet karinesine aykırı işlemler yapıldığı; başta aile ve özel hayata saygı hakkı olmak üzere temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edildiği; işlem cezai nitelikte olduğundan ceza muhakemesi teminatlarının uygulanması gerektiği; olağanüstü hal süreci göz önüne alındığında, işlemin kanunilik ilkesine aykırı olarak tesis edildiği, kalıcı ve sürekli etki yapan tedbirler alındığı; olağanüstü hal sona erdiğinden işlemin anayasal dayanağının kalmadığı; oluşturulan komisyonun bağımsız ve tarafsız olmadığı; darbe girişimine doğrudan ya da dolaylı müdahil olduğunu gösteren en küçük bir delil bulunmadığı; suç ve cezaların şahsiliği, kanuniliği ve geçmişe yürümezliği ilkelerinin, ayrımcılık yasağının ihlal edildiği; sivil ölüm oluşturur şekilde kamu görevinden çıkarılma cezasına mahkum edildiği; işlemin demokratik bir toplum düzeninin gerekliliklerine uygun olmadığı, ölçülü de bulunmadığı; atfedilen fiillerin işlendiği zaman yasal olduğu; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nden gelen hak ve güvencelerin çiğnendiği; eğitim ve mülkiyet haklarının, bir suçtan iki ceza olmayacağı ilkesinin ihlal edildiği; Dairenin kanuni, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğinde bulunmadığı belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br>"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br>b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br>c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br>UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacı hakkındaki ceza yargılamasının devam ettiği anlaşılmıştır.<br>668 sayılı KHK ile değişik 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca, askeri hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.<br>Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.<br>Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olma'' isnadıyla açılan ceza davasında verilecek kararın beklenmesi gerekmemektedir.<br>Diğer taraftan, davacı tarafından temyiz dilekçesinde, Anayasa'ya aykırılık iddiasının Dairece karşılanmadığı belirtilmiş ise de Kurulumuzca davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmediğinden, bu iddiaya itibar edilmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin reddine,<br>2. Davanın reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 09/11/2021 tarih ve E:2017/6742, K:2021/3515 sayılı kararının ONANMASINA,<br>3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,<br>4. Kesin olarak, 07/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>

müdür