<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/7857 E. , 2023/5662 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2019/7857<br>Karar No : 2023/5662 <br><br>DAVACILAR : <br>1- … <br>2- … <br>…<br>7- …<br>8- … <br>VEKİLİ: Av. …<br><br>DAVALI: … Bakanlığı <br>VEKİLLERİ: Huk. Müş. … Huk. Müş. Av. …<br><br>DAVANIN_KONUSU: 01/03/2019 tarih ve 30701 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Diyaliz Merkezleri Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi, 22. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi, geçici 1. maddesi ve 37. maddesinin iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACILARIN_İDDİALARI: Davacılar tarafından, dava konusu Yönetmelikte diyaliz tedavi ve uygulamalarında işin ehli olmayan diyaliz teknikerlerine görev verildiği, hemşireler ve diyaliz hemşirelerinin bu alandan uzaklaştırıldığı, önceden hekimler yanında hemşireler görevli iken, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi ile periton diyalizinde diyaliz teknikerine de görev verildiği, 22. maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi ile diyaliz teknikerlerinin hemodiyaliz uygulama yapmalarının önünün açıldığı, 37. maddesinde diyaliz eğitimi alacak personel içerisinde hemşirelerin sayılmadığı ve geçici 1. madde ile de hemşirelere diyaliz sertifika eğitimi verilmeyeceği sadece mevcut sertifikası olanların haklarının saklı tutulduğunun düzenlendiği, dava konusu hükümlerin Anayasa ile Hemşirelik Kanunu'na aykırılık teşkil ettiği, Yönetmelikle periton diyalizi konusunda diyaliz teknikerlerine açıktan bir yetki verilmişken, hemodiyaliz yapmalarının da önünün açıldığı, oysa ki, diyaliz uygulama ve tedavisinin konusunda uzman ve sertifikalı doktorlar ile sertifikalı hemşireler tarafından yapılmasının zorunlu olduğu, diyaliz teknikerlerinin almış oldukları eğitim süresi, aldıkları eğitimin nitelik ve içeriği ile amacı dikkate alındığında doğrudan hasta ile ilgilenmelerinin, fiziksel bir müdahalede bulunmalarının kabul edilemeyeceği, diyaliz teknikerliğinin iki yıllık ön lisans eğitimi ile alınan bir unvan olduğu, hemşirelik unvanının ise dört yıllık lisans eğitimi sonrasında diyaliz teknikerleri ile kıyaslanamayacak bütüncül yaklaşımla sağlık dersleri aldıkları ve pratik yaptıkları, idari işlemlerin amacının kamu yararı olduğu, ancak dava konusu Yönetmelik hükümleri ile kamu yararı amacının terk edilerek sadece konusunda ehil olmayan diyaliz teknikerleri için yeni bir iş sahası yaratıldığı, anılan nedenlerle dava konusu düzenlemelerin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>DAVALININ_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, öncelikle dava konusu Yönetmeliğin davacı hemşire ve diyaliz hastalarının mevcut statüsü ve menfaatlerine tesiri olmadığı, davanın ehliyet bakımından reddi gerektiği, dava konusu Yönetmelik ile daha önce periton diyalizi alanında görevlendirilmeyen diyaliz teknikerlerinin bu alandaki bilgi ve becerilerinin geliştirilerek periton diyalizi sertifikalı eğitim programı sonrası periton diyaliz alanında da çalışmalarına imkân tanındığı, diyaliz teknikerlerinin istihdam sorununun çözümlenmesi açısından hemodiyaliz ve periton diyaliz hemşireliği sertifika programlarının sonlandırılarak diyaliz teknikerlerinin periton diyalizi sertifika eğitim programına katılmaları suretiyle diyaliz merkezlerinde diyaliz teknikerliği mezunlarının önünün açılmasının öngörüldüğü, Yönetmeliğin yayım tarihinden önce sertifika alarak çalışan hemşirelerin sertifika geçerlilik süresi boyunca çalışma haklarının korunduğu, dava konusu Yönetmelikte de hali hazırda merkezlerde hemodiyaliz uygulaması için üniversitelerin sağlık hizmetleri meslek yüksekokulu diyaliz bölümlerinden mezun diyaliz teknikeri, sertifikalı hemşire, periton diyalizi için ise periton diyalizi sertifikalı hemşireler ve sertifikalı diyaliz teknikerlerinin tabip dışı sağlık personeli olarak görevlendirildiği, 08/05/2005 tarihli Yönetmelikte diyaliz teknikeri sayısının yetersizliği nedeniyle diyaliz hizmetlerinin bu konuda genel mesleki eğitime ilave olarak ayrıca eğitim almış personel eliyle yürütülmesinin temini amaçlanarak personel açığının kapatılabileceği bir uygulamaya gidildiği ve hemşirelerin sertifika almak kaydıyla diyaliz merkezlerinde çalışmalarının uygun görüldüğü, bu Yönetmeliği yürürlükten kaldıran ve dava konusu Yönetmelik ile de yürürlükten kaldırılan 18/06/2010 tarihli Yönetmelik ile yine diyaliz teknikeri sayısının yetersizliği nedeniyle benzer bir düzenlemeye gidilerek merkezlerde hemodiyaliz uygulaması yapmak üzere münhasıran üniversitelerin sağlık hizmetleri meslek yüksekokulu diyaliz bölümlerinden mezun olan diyaliz teknikeri, sertifikalı hemşire ve sertifikalı acil tıp teknisyeni, periton diyalizi için ise periton diyalizi sertifikalı hemşirelerin tabip dışı sağlık personeli olarak görevlendirilmesine olanak tanındığı, zaman içerisinde diyaliz teknikerliği ön lisans programı bulunan üniversitelerin sayısının artışı ile birlikte diyaliz teknikerliği mezunlarının sayısının hızla arttığı, tüm sağlık meslek mensuplarının görevlerini, almış oldukları eğitim ve kazanmış oldukları bilgi ve beceriler doğrultusunda verimlilik ve kalite gereklerine uygun, diğer çalışanlar ile birlikte ekip anlayışı içerisinde multidisipliner yaklaşımla yapmasının sağlık hizmeti sunumunun devamlılığını ve kalitesini artıracağı, bu bağlamda dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı, böylece her sağlık meslek mensubunun eğitim aldığı kendi alanında çalışmasının sağlanmasının amaçlandığı, diyaliz sertifikası bulunmasının dava konusu Yönetmelikten önce olduğu gibi yeni düzenlemede de hemşireler için diyaliz merkez ve ünitelerde görevlendirme hususunda idare için bağlayıcı bir durum olmadığı, idarenin sağlık hizmeti sunumunu en verimli ve kaliteli şekilde vermek üzere ihtiyaç doğrultusunda görevlendirme yapacağı, dava konusu düzenlemelerin üst hukuk normlarına uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …<br>DÜŞÜNCESİ:Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. <br><br>DANIŞTAY SAVCISI: …<br>DÜŞÜNCESİ: Dava, 01/03/2019 tarihli ve 30701 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, Diyaliz Merkezleri Hakkında Yönetmeliğin, 4. maddesinin (ı) bendinin, 22. maddesinin (ç) bendinin, Geçici 1. ve bununla bağlantılı 37. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.<br>3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun 3'üncü maddesinde, "....Sağlık hizmetleriyle ilgili temel esaslar şunlardır: a) Sağlık kurum ve kuruluşları yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak planlanır, koordine edilir, mali yönden desteklenir ve geliştirilir. b)Koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik verilmek suretiyle kamu ve özel bütün sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinde kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaksızın gerektiğinde hizmet satın alınarak kaliteli hizmet arzı ve verimliliği esas alınır. Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı ilgili Bakanlığın muvafakatini alarak, kamu ve özel bütün sağlık kurum ve kuruluşlarına koruyucu sağlık hizmeti görevi verir ve bu kurum ve kuruluşların bütün sağlık hizmetlerini denetler... c) Bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılması esastır. Sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesi bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenlenir... i) Sağlık hizmetlerinin yurt çapında istenilen seviyeye ulaştırılması amacıyla; bakanlıklar seviyesinden en uçtaki hizmet birimine kadar kamu ve özel sağlık kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları arasında koordinasyon ve işbirliği yapılır. Sağlık kurum ve kuruluşları coğrafik ve fonksiyonel hizmet alanları, verecekleri hizmetler, yönetim, hizmet ilişki ve bağlantıları gibi konularda tespit edilen esaslara uymak ve verilen görevleri yapmakla yükümlüdürler. Çağdaş tıbbi bilgi ve teknolojinin ülkeye getirilmesi ve teşviki sağlanır.” hükümlerine, aynı Kanunun 9'uncu maddesinin 1'inci fıkrasının (c) bendinde; "...Bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususlar Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, çıkarılacak Yönetmelikle tespit edilir." hükmüne yer verilmiştir.<br>Öte yandan, 10.07.2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan I numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 355'inci maddesinde Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri 1'inci fıkranın (b) bendinde; "Organ ve doku nakli, kan ve kan ürünleri, diyaliz, üremeye yardımcı tedavi, evde sağlık, yanık, voğun bakım gibi özellikli planlama gerektiren sağlık hizmetlerini planlamak ve bu hizmetleri sunan kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak", (c) bendinde, "Kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek", (f) bendinde. "Planlama ve standartlar oluşturulması için gerekli komisyonları kurmak” şeklinde sayılmıştır.<br>Anılan mevzuat hükümlerine dayanılarak 1.3.2019 tarih ve 30701 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulan Diyaliz Merkezleri Hakkında Yönetmeliğin 1'inci maddesinde; akut ve kronik böbrek yetmezliği bulunan hastalarda ve gerekli diğer tıbbi durumlarda diyaliz tedavi yöntemlerini uygulayacak ünite ve merkezlerin planlamalarına, açılmalarına, faaliyetlerine, denetlenmelerine, ünite ve merkezde görev alacak sağlık personelinin eğitimi ve sefiifikalandırılmasını sağlayacak diyaliz eğitim merkezlerine ve diyaliz tedavi yöntemlerinin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla söz konusu yönetmeliğin yayımlandığı belirtilmiştir.<br>Yukarıda yer verilen yasal düzenlemelere göre, böbrek yetmezliği veya başka sebeplerle insan vucudunda biriken toksit maddelerin temizlenmesi amacıyla hizmet veren sağlık kurumlarında gelişen tıp teknolojisine uygun olarak ünitelerin kurulması, planlanması, hizmet veren sağlık kurumlarında görev alan personelin belirlenmesi ve personele eğitim verilmesi gerektiği kuşkusuzdur.<br>Dava konusu yönetmeliğin 4. Maddesinin( ı) bendinde," Sertifikalı diyaliz teknikeri: Periton diyalizi uygulamalarıyla ilgili Bakanlıkça yetkilendirilen diyaliz eğitim merkezleri tarafından verilen periton diyaliz eğitimi sonucu sertifikalandırılan diyaliz teknikerini" ifade edeceği hükmü, 22. Maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde," Merkezlerde/ünitelerde diyaliz işlemini uygulayacak; hemodiyaliz uygulaması için üniversitelerin sağlık hizmetleri meslek yüksekokulu diyaliz bölümlerinden mezun diyaliz teknikeri ve sertifikalı hemşire, periton diyalizi için ise periton diyalizi sertifikalı hemşireler ve sertifikalı diyaliz teknikerleri tabip dışı sağlık personeli olarak görevlendirilir. Bu branşın dışında tabip dışı sağlık personeli çalıştırılamaz. Tabip dışı sağlık personeli aşağıda belirtilen sayıda bulundurulur:<br>1) Hemodiyaliz yapılan merkezlerde/ünitelerde faaliyet iznine esas tabip dışı sağlık personeli sayısı, merkezdeki/ünitedeki hemodiyaliz cihazının sayısına göre belirlenir. İlk on cihaza kadar iki, bu sayının üzerinde ilâve her beş cihaz için ilâve bir tabip dışı sağlık personeli bulunur.<br>2) Merkezlerde/ünitelerde her tedavi seansında beş hastaya kadar en az bir; daha sonraki her beş hasta için ilâve bir tabip dışı sağlık personeli bulunur. Ancak ilk on cihaz için gerekli faaliyet iznine esas personel haricinde, tabip dışı sağlık personeli bulunmaması hallerinde, her tedavi seansında ön görülen sayının yarısını aşmayacak şekilde bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en fazla bir yıl boyunca sertifikasız hemşire çalıştırılabilir. Bu durumda çalışacak personelin gözetiminden sorumlu, o seans için en az bir diyaliz teknikeri veya sertifikalı hemşire bulunur.<br>3) Periton diyalizi yapılacak merkezde tabip dışı personel sayısı merkezdeki hasta sayısına göre belirlenir. İlk elli hasta için bir; ilâve her elli hasta için bir sertifikalı hemşire veya sertifikalı diyaliz teknikeri çalıştırılır. Hemodiyaliz ve periton diyalizinin birlikte yapıldığı merkezde, sertifikalı hemşire veya sertifikalı diyaliz teknikeri hem hemodiyaliz hem de periton diyalizi bakımından faaliyet iznine esas personel olarak kabul edilir. Ancak bu durumdaki sertifikalı hemşireler ve sertifikalı diyaliz teknikerleri eş zamanlı mesai yapamaz.<br>d) Merkezde/ünitede, diyaliz cihazları ve müştemilatı ile su sistemi konusunda en az üç ay süre ile eğitim gördüğüne dair belge veya diplomayı haiz bir teknisyen veya tekniker bulundurulur veya teknik servis ile bakım anlaşması yapılır." hükmü, 37. Maddesinde, "(1) Hemodiyaliz eğitimine aşağıdaki sıralamaya göre;<br>a) Kamu veya özel hemodiyaliz merkezlerinde/ünitelerinde çalışan,<br>b) Yeni açılacak hemodiyaliz merkezlerinde/ünitelerinde çalışacağı müdürlük tarafından bildirilen,<br>c) Herhangi bir resmî veya özel kurum ve kuruluşta çalışmayan,<br>ç) Diyaliz merkezlerinin/ünitelerin denetimlerinde yer alacak,<br>d) Kamu veya özel sağlık kuruluşunda diyaliz merkezi dışında görevli,<br>iç hastalıkları uzmanı, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı, yoğun bakım uzmanı ve tabip unvanını haiz kişiler başvurabilir.<br>(2) Periton diyaliz eğitimine aşağıdaki sıralamaya göre;<br>a) Kamu veya özel periton diyaliz merkezlerinde çalışan,<br>b) Yeni açılacak periton diyaliz merkezlerinde çalışacağı müdürlük tarafından bildirilen,<br>c) Herhangi bir resmî veya özel kurum ve kuruluşta çalışmayan,<br>ç) Kamuda veya özel sağlık kuruluşunda diyaliz merkezi dışında görevli,<br>diyaliz teknikeri unvanını haiz kişiler başvurabilir.<br>(3) Devlet hizmeti yükümlülüğü bulunan tabipler ve aile hekimliği yapan tabiplerin diyaliz eğitimine başvurması durumunda, öncelikle tabi oldukları mevzuat hükümleri geçerlidir.<br>(4) Eğitim başvuruları bu Yönetmelik eki Ek-8’de yer alan eğitim başvuru evrakları ile birlikte doğrudan eğitim merkezlerine yapılır.<br>(5) İnceleme ve denetimlerde görev almak üzere Bakanlık ilgili biriminde çalışan ve bu Yönetmeliğe göre eğitim alma şartını haiz bulunan personel, asli idari görevlerini aksatmayacak şekilde Bakanlıkça düzenleme yapılmak kaydıyla ve eğitim kontenjanı nispetine bağlı kalmaksızın eğitime alınır. Söz konusu personelin eğitim başvuru işlemleri Genel Müdürlükçe yapılır.<br>(6) Eğitim başvurularında, eğitim merkezlerince ihtiyacın önceliği göz önüne alınarak eğitim planlaması yapılır.<br>(7) Eğitim sonunda başarılı olanlara ilgili eğitim merkezince sertifikası düzenlenir. Eğitim merkezince düzenlenecek sertifikalar için, eğitim merkezinin bulunduğu ilde bulunan Müdürlük aracılığıyla liste halinde Bakanlıktan sertifika numarası talep edilir. Bakanlıkça sertifika numaraları belirlenerek ilgili müdürlüğe bildirilir.<br>(8) Yabancı ülke vatandaşı olarak diyaliz eğitimi talebinde bulunup, sağlık alanında işbirliği anlaşmaları çerçevesinde bu eğitime alınan uzman tabip ve tabiplere sadece eğitim gördüğü yerden katılım yazısı verilebilir, sertifika düzenlenmez.<br>(9) Diyaliz sertifikalandırma eğitimleri ve resertifikasyon sınavına ilişkin iş ve işlemler 4/2/2014 tarihli ve 28903 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı Sertifikalı Eğitim Yönetmeliği kapsamında hazırlanan eğitim standartları doğrultusunda yürütülür." hükmü yer almıştır.<br>Davacı tarafından, anılan Yönetmeliğin, 4/ı maddesinde periton diyalizinde diyaliz teknikerlerinin görevlendirileceği, 22 /ç maddesiyle diyaliz teknikerlerine hemodiyaliz yapmalarının önünün açılması, 37. Maddesinde hemşirelerin sayılmaması, geçici 1. Maddesinde de hemşirelere diyaliz sertifika eğitimi verilmemesi sadece mevcut sertifikası olanların haklarının saklı tutulduğuna ilişkin düzenlemelerin diyaliz teknikerinin sağlık sistemine hemşire yerine dahil edilmeye çalışılmasının, nitelikli tedaviye ulaşım hakkını ihlal ettiği, yeterli sağlık eğitimini almayan söz konusu meslek grubunun işsizlik sorunu nedeniyle bu şekilde çalıştırılmasının kamu yararına olmadığı ileri sürülerek davacı tarafından iptali istenilmektedir.<br>Sağlık kurum ve kuruluşlarının ülke genelinde eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde planlanmasını koordine etmekle ve kamu ve özel bütün sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinde kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaksızın kaliteli hizmet arzı ve verimliliğini esas almakla yükümlü davalı idare tarafından, diyaliz merkezlerinin tam kapasiteye yakın çalışması, atıl kapasiteye meydan verilmemesi, diyaliz hizmetinin ülke genelinde eşit, dengeli ve aynı kalite standartları içerisinde sunumunu ve idari işleyişte düzeni sağlamak üzere dava konusu edilen düzenlemelerin uygulamaya konulduğu, ülkemizdeki doktor açığı göz önüne alınarak sağlık kurumlarının etkin bir şekilde çalışmasının, üniversitelerin sağlık hizmetleri meslek yüksekokulu diyaliz bölümlerinden mezun olan diyaliz teknikerlerinin almış oldukları eğitime uygun olarak istihdam edilmelerinin, geçici maddeyle de sertifikalı eğitim almış olanların haklarının korunmasının amaçlandığı, dolayısıyla daha etkin, kaliteli, kesintisiz ve öngörülebilir bir sağlık hizmeti sunumunun gerçekleştirilmeye çalışıldığı anlaşıldığından, söz konusu kriterler gözönünde bulundurularak uygulamaya konulan hükümlerde kamu yararına, hizmetin gereklerine, üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, davanın reddi yönünde karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, duruşma için önceden taraflara bildirilen 17/10/2023 tarihinde davacıları temsilen Av. … ile davacı asillerden … ve …'ın, davalı Sağlık Bakanlığını temsilen Hukuk Müşaviri Av. …'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle açık duruşmaya başlandı. Hazır bulunan taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra hazır bulunan taraflara son kez söz verilip duruşma tamamlandı. Tetkik hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br>Davalı idarenin usul itirazı yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi. <br><br>MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :<br>Diyaliz Merkezleri Hakkında Yönetmelik, 01/03/2019 tarih ve 30701 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup, anılan Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinin, 22. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin, geçici 1. maddesinin ve 37. maddesinin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. <br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>İlgili Mevzuat:<br>3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu; 2. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; 9. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği hükme bağlanmıştır.<br>10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (b) bendinde, organ ve doku nakli, kan ve kan ürünleri, diyaliz, üremeye yardımcı tedavi, evde sağlık, yanık, yoğun bakım gibi özellikli planlama gerektiren sağlık hizmetlerini planlamak ve bu hizmetleri sunan kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak; (c) bendinde, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek; (f) bendinde, planlama ve standartlar oluşturulması için gerekli komisyonları kurmak; (k) bendinde, sağlık insan gücü planlaması yapmak, sayı ve nitelik olarak ihtiyaca uygun insan gücü yetiştirilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak; (l) bendinde ise, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır. <br>Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir.<br>Anılan mevzuat hükümlerine dayanılarak akut ve kronik böbrek yetmezliği bulunan hastalarda ve gerekli diğer tıbbi durumlarda diyaliz tedavi yöntemlerini uygulayacak ünite ve merkezlerin planlamalarına, açılmalarına, faaliyetlerine, denetlenmelerine, ünite ve merkezde görev alacak sağlık personelinin eğitimi ve sertifikalandırılmasını sağlayacak diyaliz eğitim merkezlerine ve diyaliz tedavi yöntemlerinin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla Diyaliz Merkezleri Hakkında Yönetmelik hazırlanmış ve 01/03/2019 tarih ve 30701 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br><br>Hukuki Değerlendirme:<br>Dava konusu Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde, sertifikalı diyaliz teknikeri, periton diyalizi uygulamalarıyla ilgili Bakanlıkça yetkilendirilen diyaliz eğitim merkezleri tarafından verilen periton diyaliz eğitimi sonucu sertifikalandırılan diyaliz teknikeri olarak ifade edilmiştir. <br> Yönetmeliğin "Faaliyet iznine esas personel" başlıklı 22. maddesinin birinci fıkrasında diyaliz merkezlerinde bulunması gereken faaliyet iznine esas personel ayrıntılı olarak belirlenmiş; anılan fıkranın (a) bendinde, merkezin tıbbî, idarî ve teknik hizmetlerinin tabip bir mesul müdür sorumluluğunda yürütüleceği; (b) bendinde, merkezlerde asgari bulunması gerekli sertifikalı tabip sayısının, aktif hemodiyaliz cihazı sayısına göre belirleneceği; (c) bendinde, hemodiyaliz tedavisi gören her hastanın, en az ayda bir kez tercihen nefroloji uzmanı veya sertifikalı uzman tabip tarafından muayene edilerek değerlendirileceği ve her türlü ilaç ve diyaliz tedavisinin düzenleneceği (10/12/2022 tarih ve 32039 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Diyaliz Merkezleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesi ile “sertifikalı uzman tabip” ibaresi “uzman tabip” olarak değiştirilmiştir.) kurala bağlanmış; dava konusu (ç) bendinde ise, "Merkezlerde/ünitelerde diyaliz işlemini uygulayacak; hemodiyaliz uygulaması için üniversitelerin sağlık hizmetleri meslek yüksekokulu diyaliz bölümlerinden mezun diyaliz teknikeri ve sertifikalı hemşire, periton diyalizi için ise periton diyalizi sertifikalı hemşireler ve sertifikalı diyaliz teknikerleri tabip dışı sağlık personeli olarak görevlendirilir. Bu branşın dışında tabip dışı sağlık personeli çalıştırılamaz. Tabip dışı sağlık personeli aşağıda belirtilen sayıda bulundurulur:<br>1) Hemodiyaliz yapılan merkezlerde/ünitelerde faaliyet iznine esas tabip dışı sağlık personeli sayısı, merkezdeki/ünitedeki hemodiyaliz cihazının sayısına göre belirlenir. İlk on cihaza kadar iki, bu sayının üzerinde ilâve her beş cihaz için ilâve bir tabip dışı sağlık personeli bulunur.<br>2) Merkezlerde/ünitelerde her tedavi seansında beş hastaya kadar en az bir; daha sonraki her beş hasta için ilâve bir tabip dışı sağlık personeli bulunur. Ancak ilk on cihaz için gerekli faaliyet iznine esas personel haricinde, tabip dışı sağlık personeli bulunmaması hallerinde, her tedavi seansında ön görülen sayının yarısını aşmayacak şekilde bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en fazla bir yıl boyunca sertifikasız hemşire çalıştırılabilir. Bu durumda çalışacak personelin gözetiminden sorumlu, o seans için en az bir diyaliz teknikeri veya sertifikalı hemşire bulunur.<br>3) Periton diyalizi yapılacak merkezde tabip dışı personel sayısı merkezdeki hasta sayısına göre belirlenir. İlk elli hasta için bir; ilâve her elli hasta için bir sertifikalı hemşire veya sertifikalı diyaliz teknikeri çalıştırılır. Hemodiyaliz ve periton diyalizinin birlikte yapıldığı merkezde, sertifikalı hemşire veya sertifikalı diyaliz teknikeri hem hemodiyaliz hem de periton diyalizi bakımından faaliyet iznine esas personel olarak kabul edilir. Ancak bu durumdaki sertifikalı hemşireler ve sertifikalı diyaliz teknikerleri eş zamanlı mesai yapamaz." kuralına yer verilmiştir. (10/12/2022 tarih ve 32039 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Diyaliz Merkezleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesi ile “sertifikalı diyaliz teknikerleri” ibareleri “diyaliz teknikerleri” olarak, “sertifikalı diyaliz teknikeri” ibareleri “diyaliz teknikeri” olarak değiştirilmiştir.)<br>Söz konusu Yönetmeliğin 37. maddesinde "(1) Hemodiyaliz eğitimine aşağıdaki sıralamaya göre; a) Kamu veya özel hemodiyaliz merkezlerinde/ünitelerinde çalışan, b) Yeni açılacak hemodiyaliz merkezlerinde/ünitelerinde çalışacağı müdürlük tarafından bildirilen, c) Herhangi bir resmî veya özel kurum ve kuruluşta çalışmayan, ç) Diyaliz merkezlerinin/ünitelerin denetimlerinde yer alacak, d) Kamu veya özel sağlık kuruluşunda diyaliz merkezi dışında görevli, iç hastalıkları uzmanı, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı, yoğun bakım uzmanı ve tabip unvanını haiz kişiler başvurabilir.<br>(2) Periton diyaliz eğitimine aşağıdaki sıralamaya göre; a) Kamu veya özel periton diyaliz merkezlerinde çalışan, b) Yeni açılacak periton diyaliz merkezlerinde çalışacağı müdürlük tarafından bildirilen, c) Herhangi bir resmî veya özel kurum ve kuruluşta çalışmayan, ç) Kamuda veya özel sağlık kuruluşunda diyaliz merkezi dışında görevli, diyaliz teknikeri unvanını haiz kişiler başvurabilir.<br>(3) Devlet hizmeti yükümlülüğü bulunan tabipler ve aile hekimliği yapan tabiplerin diyaliz eğitimine başvurması durumunda, öncelikle tabi oldukları mevzuat hükümleri geçerlidir.<br>(4) Eğitim başvuruları bu Yönetmelik eki Ek-8’de yer alan eğitim başvuru evrakları ile birlikte doğrudan eğitim merkezlerine yapılır.<br>(5) İnceleme ve denetimlerde görev almak üzere Bakanlık ilgili biriminde çalışan ve bu Yönetmeliğe göre eğitim alma şartını haiz bulunan personel, asli idari görevlerini aksatmayacak şekilde Bakanlıkça düzenleme yapılmak kaydıyla ve eğitim kontenjanı nispetine bağlı kalmaksızın eğitime alınır. Söz konusu personelin eğitim başvuru işlemleri Genel Müdürlükçe yapılır.<br>(6) Eğitim başvurularında, eğitim merkezlerince ihtiyacın önceliği göz önüne alınarak eğitim planlaması yapılır.<br>(7) Eğitim sonunda başarılı olanlara ilgili eğitim merkezince sertifikası düzenlenir. Eğitim merkezince düzenlenecek sertifikalar için, eğitim merkezinin bulunduğu ilde bulunan Müdürlük aracılığıyla liste halinde Bakanlıktan sertifika numarası talep edilir. Bakanlıkça sertifika numaraları belirlenerek ilgili müdürlüğe bildirilir.<br>(8) Yabancı ülke vatandaşı olarak diyaliz eğitimi talebinde bulunup, sağlık alanında işbirliği anlaşmaları çerçevesinde bu eğitime alınan uzman tabip ve tabiplere sadece eğitim gördüğü yerden katılım yazısı verilebilir, sertifika düzenlenmez.<br>(9) Diyaliz sertifikalandırma eğitimleri ve resertifikasyon sınavına ilişkin iş ve işlemler 4/2/2014 tarihli ve 28903 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı Sertifikalı Eğitim Yönetmeliği kapsamında hazırlanan eğitim standartları doğrultusunda yürütülür." kuralı yer almaktadır. <br>Bununla birlikte Yönetmeliğin "Sertifika almış personel ile ilgili muafiyetler" başlıklı geçici 1. maddesinde ise, hemşireler için sertifikalı eğitim programlarının kaldırıldığı, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce hemodiyaliz sertifikası almış, geçerli sertifası olan hemşirelerin ise tüm haklarının saklı tutulduğu düzenlenmiştir. <br>Davacılar tarafından, diyaliz tedavi ve uygulamalarında işin ehli olmayan diyaliz teknikerlerine görev verildiği, hemşireler ve diyaliz hemşirelerinin bu alandan uzaklaştırıldığı, diyaliz uygulama ve tedavisinin konusunda uzman ve sertifikalı doktorlar ile sertifikalı hemşireler tarafından yapılmasının zorunlu olduğu, diyaliz teknikerlerinin almış oldukları eğitim süresi, aldıkları eğitimin nitelik ve içeriği ile amacı dikkate alındığında doğrudan hasta ile ilgilenmelerinin, fiziksel bir müdahalede bulunmalarının kabul edilemeyeceği, dava konusu Yönetmelik hükümleri ile kamu yararı amacının terk edilerek konusunda ehil olmayan diyaliz teknikerleri için yeni bir iş sahası yaratıldığı iddiasıyla dava konusu düzenlemelerin iptali istenilmektedir.<br>6283 sayılı Hemşirelik Kanunu'nun 4. maddesinde "Hemşireler; tabip tarafından acil haller dışında yazılı olarak verilen tedavileri uygulamak, her ortamda bireyin, ailenin ve toplumun hemşirelik girişimleri ile karşılanabilecek sağlıkla ilgili ihtiyaçlarını belirlemek ve hemşirelik tanılama süreci kapsamında belirlenen ihtiyaçlar çerçevesinde hemşirelik bakımını planlamak, uygulamak, denetlemek ve değerlendirmekle görevli ve yetkili sağlık personelidir. Ayrıca aile hekimliği uygulamasına ilişkin kanun hükümleri ile bu Kanuna dayanılarak yürürlüğe konulan mevzuattaki görevleri de yaparlar.<br>Hemşirelerin birinci fıkrada sayılan hizmetlerde çalışma alanlarına, pozisyonlarına ve eğitim durumlarına göre görev, yetki ve sorumlulukları Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükmü yer almaktadır. <br>Buna dayanılarak 08/03/2010 tarih ve 27515 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Hemşirelik Yönetmeliğinde, sağlık hizmeti sunulan kurum ve kuruluşlarda görev yapan hemşirelerin, çalışma alanlarına, pozisyonlarına ve eğitim durumlarına göre görev, yetki ve sorumlulukları düzenlenmiş; anılan Yönetmeliğin eki "Çalışılan Birim/Servis/Ünite/Alanlara Göre Hemşirelerin Görev, Yetki ve Sorumlulukları" başlıklı ek-2'de "İç Hastalıkları Hemşireliği" başlığı altında diyaliz hemşiresine yer verilmiş ve görev, yetki ve sorumlulukları belirlenmiştir. <br>Öte yandan, 1219 sayılı Kanun'un ek 13. maddesinin (n) bendinde, "Diyaliz teknikeri; ön lisans seviyesindeki diyaliz programından mezun; tabibin yönlendirmesine göre hastaya diyaliz uygulamalarını yapan sağlık teknikeridir." şeklinde tanımlanmıştır.<br>22/05/2014 tarih ve 29007 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmeliğin sağlık meslek mensuplarının iş ve görev tanımlarının yapıldığı EK-1/B’de diyaliz teknikerinin görevleri; <br>"a) Diyaliz tedavisine ilişkin tıbbi bakımı sorumlu hekimin direktiflerine göre yapar.<br>b) Diyaliz hastalarını diyaliz uygulamaları hakkında bilgilendirir. <br>c) Hemodiyaliz cihazlarını her hasta için diyalize hazırlar.<br>ç) Hemodiyaliz cihazının her işlem sonrasında iç ve dış dezenfeksiyonu ile malzemelerin sterilizasyon işlemlerini yürütür. <br>d) Hemodiyaliz cihazlarını kullanıma hazır halde bulundurur, arıza durumunda teknik birime bildirir.<br>e) Diyaliz işlemi öncesinde ve sonrasında hastayı tartar, diyaliz işlemi süresince hastanın yaşam bulgularının takiplerini yapar ve tedavilere ilişkin kayıtları tutar.<br>f) Hastayı diyalize almadan önce damar yolunu değerlendirir, diyaliz giriş yerinin bakımını yapar, hemodiyaliz işlemini başlatır ve bitirir.<br>g) Diyaliz işlemi sırasında oluşabilecek istenmeyen etkiler ve komplikasyonlar için gerekli önlemleri alır, oluşması halinde hekime haber verir. <br>ğ) Su sisteminden elde edilen suyun bakteriyolojik, kimyasal analizlerin takibinin yapılmasında görev alır ve kayıtlarını tutar.<br>h) Hekimin istemi doğrultusunda uygun diyalizör ve diyalizatı hazırlar.<br>ı) Periton diyalizi alanında, sorumlu uzmanın gözetimi ve denetiminde periton diyaliz kateter bakımını yapar, transfer set değişimi ve solüsyonların değişimini sağlar, hastanın evde ziyaretlerine gider, rutin takiplerini yapar ve eğitim verir." şeklinde sayılmıştır.<br>Ülkemizdeki akut ve kronik böbrek yetmezliği bulunan hastalarda ve gerekli diğer tıbbi durumlarda diyaliz tedavi yöntemlerini uygulayacak ünite ve merkezler ile buralarda görev alacak personeli ve diyaliz hizmeti ile ilgili faaliyetlere ilişkin usul ve esasların düzenlendiği dava konusu Yönetmelik incelendiğinde, diyaliz merkezlerinde faaliyet gösterecek olan personelin ve bu personelin görev, yetki ve sorumluluklarının ayrıntılı olarak belirlendiği görülmektedir. Buna göre Yönetmeliğin 22. maddesinde, merkezlerde görev alacak tabip olan sağlık personeli dışında, merkezlerde ya da ünitelerde diyaliz işlemini uygulayacak, hemodiyaliz uygulaması için üniversitelerin sağlık hizmetleri meslek yüksekokulu diyaliz bölümlerinden mezun diyaliz teknikeri ve sertifikalı hemşirenin, periton diyalizi için ise periton diyalizi sertifikalı hemşireler ve sertifikalı diyaliz teknikerlerinin tabip dışı sağlık personeli olarak görevlendirileceği; bu branşın dışında tabip dışı sağlık personelinin çalıştırılamayacağı düzenlenmiştir. <br>Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri dikkate alındığında, dava konusu Yönetmelik kapsamında diyaliz merkezlerinde tabip dışı sağlık personeli arasında diyaliz teknikeri unvanını haiz kişilere yer verilmesinin, 1219 sayılı Kanun'un ek-13. maddesi ile Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmeliğinde sınırları belirlenen iş ve görevler ile bağdaşır nitelikte olduğu, diyaliz teknikerlerinin aldıkları eğitim sonucu edindikleri bilgi, beceri ve tecrübe ile diyaliz merkezlerinde görevlendirilmelerinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu anlaşılmaktadır. <br>Bununla birlikte, davacılar tarafından, söz konusu alanda yetkin olan meslek grubunun diyaliz hemşireleri olduğu, dava konusu hükümlerde diyaliz hemşirelerine yer verilmemesinin eksiklik olduğu, yine geçici madde ile diyaliz hemşireleri için sertifikalı eğitim programlarının kaldırıldığı, bu nedenle anılan düzenlemelerin iptali gerektiği iddia edilmekte ise de, davalı idarenin savunma dilekçesi ve ekinde sunulan dava konusu Yönetmeliğin gerekçesine bakıldığında, diyaliz hemşireliği sertifika programının sonlandırılmasının, diyaliz teknikerlerinin istihdam sorununun çözümlenmesi amacıyla yapıldığı, ülkemizde yeterli sayıda diyaliz teknikeri bulunması sebebiyle diyaliz merkezlerinde anılan meslek grubunun istihdamının sağlanmasının amaçlandığı görüldüğünden, davacıların hemşirelere ait görev ve yetkilerin diyaliz teknikerlerine aktarıldığına ilişkin iddialarına itibar edilmemiştir. <br>Öte yandan, tabip dışı sağlık personeli arasında, hemodiyaliz veya periton diyalizi uygulamalarıyla ilgili Bakanlıkça yetkilendirilen diyaliz eğitim merkezleri tarafından verilen diyaliz eğitimi sonucu sertifikalandırılan hemşirelerin, dava konusu Yönetmelik kapsamında halen görevlendirilmelerinin mümkün olduğu, geçici 1. madde uyarınca Yönetmeliğin yayımı ile birlikte hemşireler için sertifikalı eğitim programlarının kaldırıldığı, ancak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce hemodiyaliz sertifikası almış, geçerli sertifası olan hemşirelerin haklarının saklı tutulduğu, bu anlamda sertifikası olan hemşirelerin kazanılmış haklarının da korunduğu anlaşıldığından, herhangi bir hak kaybının ve mağduriyetin oluştuğundan da söz edilemeyecektir. <br> Bu durumda, sağlık kurum ve kuruluşlarının ülke genelinde eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde planlanmasını koordine etmekle ve kamu ve özel bütün sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinde kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaksızın kaliteli hizmet arzı ve verimliliğini esas almakla yükümlü davalı idare tarafından, mevcut diyaliz teknikerlerinin 1219 sayılı Kanun'da belirlenen iş ve görev tanımı kapsamında diyaliz merkezlerinde verilecek diyaliz hizmetlerini karşılayacak sayıda olmaları ve Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte hemodiyaliz sertifikası almış, geçerli sertifası olan hemşirelerin haklarının korunuyor olması karşısında, dava konusu edilen düzenlemelerde kamu yararına, hizmetin gereklerine ve hukuka aykırılık görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. DAVANIN REDDİNE,<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, <br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, <br>4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacılara iadesine,<br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 17/10/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>
müdür