<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/10488 E. , 2023/6409 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2019/10488<br>Karar No : 2023/6409 <br><br>DAVACILAR : 1- … Derneği <br>VEKİLİ : Av. …<br> 2- … Derneği <br>VEKİLİ : Av. …<br><br>DAVALI : … Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLLERİ : Huk. Müş. Av. … ,<br> Huk. Müş. … <br><br>DAVANIN KONUSU : Davacılar tarafından, 27/03/2002 tarih ve 24708 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin, 31/05/2019 tarih ve 30790 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle değişik 7. maddesinin 4. fıkrasının 6. ve 7. cümlelerinin, 68. maddesinin 2. ve 5. fıkralarının, Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin 3. cümlesinin, Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (m) bendindeki "Bu fıkra kapsamında özel hastaneye devredilen ünite ve merkezler başka bir özel hastaneye devredilemez." cümlesinin, Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (o) bendinde geçen "...ve 2547 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi..." ibaresinin, Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin 5 numaralı alt bendinde geçen "...bir özel hastane veya tıp merkezinde daha..." ibaresinin, Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (i), (r) ve (s) bentlerini yürürlükten kaldıran 31/05/2019 tarihli Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasında geçen (i), (r), (s) ibarelerinin, Ek 8. maddesinin, geçici 1. maddesinin 4. fıkrasındaki "...bu madde kapsamında..." ibaresinin iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACILARIN İDDİALARI : Davacılar tarafından, Yönetmeliğin 7. maddesinin 4. fıkrasının 6. cümlesi yönünden, özel hastanelerin kadro ihtiyacının on yılı aşkın süredir kronik hale geldiği ve acilen çözüm bekleyen önemli bir sorun olduğu, ancak günün ihtiyaçlarına göre bir özel hastanenin ihtiyaç duyduğu kadroyu daha sonra ihtiyacı kalmamasından dolayı devretmek isteyebileceği, bunların iki hastane arasında sözleşme serbestisi ilkeleri çerçevesinde gerçekleştirilmesi mümkün işlemler olduğu, davalı idarenin bu konuda hastanelerin iradelerini kısıtlayıcı düzenleyici işlem ihdas etmesinin usul ve yasalara aykırı olduğu, Yönetmelik hükmünün, temel hak ve hürriyetlerden olan mülkiyet hakkına kısıtlama getirdiği, Anayasa'nın en temel kurallarından birinin idarenin temel hak ve özgürlükleri etkileyen her türlü eylem ve işlemlerinin kanuna dayanması kuralı olduğu, Anayasa'da sadece kanun ile sınırlanabilmesi öngörülmüş olan temel hak ve özgürlüklerin, davalı Bakanlık tarafından çıkarılmış olan yönetmelik ile sınırlandırıldığı, bu sınırlamanın hiçbir kanun hükmüne de dayanmadığı;<br>Aynı fıkranın 7. cümlesi yönünden, 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 3. fıkrası hekimlerin birden fazla özel hastanede çalışmasına cevaz veriyorken hastanenin kadrosunun becayiş yolu ile ya da devir yolu ile elde edilmesine bağlı olarak hekimin bu hakkının sınırlandırılmasının anılan Kanun'a aykırı olduğu, davalı idare tarafından böyle bir sınırlandırma yapılmasının yasal veya mantıksal bir gerekçesinin de bulunmadığı, 7. cümlede belirtilen kısıtlamanın hekimlerin çalışma özgürlüklerine müdahale etmekle birlikle aynı zamanda vatandaşın sağlık hizmetinden yararlanması önünde de bir engel teşkil ettiği;<br>68. maddesinin 2. fıkrası yönünden, maddenin değişiklik öncesi halinin 2. fıkrasında, “ihtiyaç duyulan sağlık hizmetleri için mevcut kaynakların daha verimli kullanılması amacıyla planlama kapsamındaki özel sağlık kuruluşları, tek başına veya birleşerek toplam otuzüç uzman tabip sayısını sağlamaları halinde aynı il içerisinde veya başka bir ilde yüz yataklı özel hastaneye dönüşebilir. Ancak, başka bir ilde özel hastaneye dönüşüm Bakanlıkça yapılan planlamalara uygun olması halinde yapılabilir.” şeklinde bir düzenlemenin bulunduğu, değiştirilen 68. madde ve yürürlükten kaldırılan ek 5. maddenin 1. fıkrasının (s) bendi birlikte incelendiğinde ortaya şu şekilde bir tablonun çıktığı, yüz yatağın altındaki özel hastaneler için,<br>- Kadro sayısı birleşme ve/veya devralma yolu ile 33'e ulaştığında yüz yatak kapasitesine sahip olma hakkının olduğu,<br>- İlave elde edeceği her 16 kadro için 50 yatak kapasitesi daha elde etme hakkının bulunduğu, ek 5. maddenin 1. fıkrasının (s) bendinin yürürlükten kaldırılması ve 68. maddenin yeni hali ile özel hastanelerin kadro sayılarını arttırmaları yolu ile yatak kapasitelerini arttırma şanslarının kalmadığı, 68. maddenin yeni halinin (a) bendinin özel hastanelerin ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşları ile birleşmeleri halinde yatak kapasitelerinde bir artışa cevaz vermediği, yatak sayısındaki artışın sadece iki özel hastanenin birleşmesi halinde mümkün hale geldiği, yeni yapılan düzenleme ile 100 yatağın altındaki özel hastanelerin kapasitelerini arttırmaları ve büyümelerinin fiilen imkânsız hale geldiği, Yönetmeliğin 68. maddesinin eski hali ve ek 5. maddenin 1. fıkrasının (s) bendinin 22/03/2017 tarihli Yönetmelik değişikliği ile mevzuata girdiği, üzerinden yaklaşık iki yıllık bir zaman geçtikten sonra bu mevzuatın yeniden değiştirildiği, bu kadar sık yapılan mevzuat değişikliğinin hukuki güvenirlik ilkesi ile bağdaşmadığı, 2017 yılında yapılan değişiklikler ile 33 kadro sayısını tamamlayıp 100 yatak kapasitesine ulaşmak için başvuru yapmış pek çok özel hastane bulunduğu, Yönetmelik değişikliği ile mevcut başvuruların durumuna ilişkin bir geçici düzenleme yapılmaksızın 2017 yılında verilen hakların geri alındığı, 68. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde, özel hastanelerin aynı il içerisinde veya başka bir ildeki özel hastane ile birleşebileceğinin ifade edildiği, devamında “Ancak, başka bir ildeki özel hastaneyle birleşme işlemleri Bakanlıkça yapılan planlamalara uygun olması halinde yapılabilir.” şeklinde düzenlendiği, bu bentten anlaşılanın aynı il içerisindeki hastanelerin birleşmesi halinde Bakanlık onayı aranmayacağı olduğu, hal böyleyken maddenin 2. fıkrasının, “Bakanlık taşınma ve birleşme taleplerini, planlama ilkeleri çerçevesinde sağlık hizmeti sunulması için öngörülen asgari nüfus ve/veya ilde verilmesi hedeflenen sağlık hizmetleri ile uzman tabip dağılımı yönünden daha az yoğunluklu bölgeleri öncelikle dikkate alarak değerlendirir. Bakanlıkça başvuru uygun görülür ise birleşme veya taşınma işlemine izin verilir.” şeklinde düzenlendiği, bu hükümden bir başka ile taşınma ve birleşme taleplerinin dışında, aynı il içerisindeki birleşme ve taşınma taleplerinin de Bakanlığın uygun görmesi halinde mümkün olacağının anlamı çıktığı, 2. fıkra hükmü ile 1. fıkranın (b) bendinin çeliştiği;<br>68. maddesinin 5. fıkrasının, "Birleşme veya taşınma talebinde bulunan özel sağlık kuruluşları bu işlemler tamamlanmadan yeni bir birleşme veya taşınma talebinde bulunamazlar." şeklinde düzenlendiği, Yönetmeliğin bu fıkrasının Anayasa'nın 48. maddesinde tanımlanan teşebbüs özgürlüğüne aykırı olduğu, bir özel hastanenin devir veya birleşme ile ilgili bir başvuruda bulunabileceği, bu başvurunun tamamlanması için uzun ve masraflı bir süreç başlatılacağı, ancak, ticari hayatın olağan bir getirisi olarak, yatırım kararı alarak büyüme ya da küçülme takdir yetkisinin idarenin keyfiyetinde olmadığı;<br>Ek 5. maddesinin (b) bendi yönünden, özel hastanelerin mevcut yoğun bakım yataklarının davalı idare tarafından tescil edildiği, mevcut yoğun bakım yatak sayısının toplam yatak sayısına oranının kimi özel hastanelerde %30'u geçmiş durumda olduğu, ancak bu oranın hastaların ihtiyacı doğrultusunda, özel hastanelerin talebi ve davalı idarenin onayı ve tescili ile meydana geldiği, dava konusu Ek 5. maddenin (b) bendinin üçüncü cümlesi ile davalı idare tarafından verilen hakların geri alınmak istendiği, bahse konu düzenlemenin açıkça kazanılmış hak ihlali anlamında olduğu;<br>Ek 5. maddesinin (m) bendi yönünden, bu madde kapsamında özel hastanelerin sahip oldukları bazı özellikli ünite ve merkezleri (örneğin tüp bebek merkezi, radyasyon onkolojisi ünitesi gibi) başka hastanelere devredebilme hakkı tanındığı, böylece hastanelerin sahip olduğu ünite ve merkezlerin de aynı hekim kadroları gibi devredilebilir ve dolayısı ile maddi değeri haiz bir hak olduğunun ortaya çıktığı, devredilebilir bir hakkın bir kez devredildikten sonra bir daha devredilemeyeceğine ilişkin düzenleyici işlemin mülkiyet hakkının ihlali anlamı taşıdığı;<br>Ek 5. maddesinin (o) bendi yönünden, 2547 sayılı Kanun'un 36. maddesinin Devlet üniversitesi öğretim görevlilerinin çalışma esaslarını belirleyen bir madde olduğu, bu maddenin vakıf üniversiteleri için uygulanmasının hukuka aykırı olduğu, hekimlerin özel hastanede çalışma esaslarının 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesinde etraflıca tarif edildiği, 1219 sayılı Kanun'da bulunmayan ve hukuken özel hastanelere uygulanması da mümkün olmayan 2547 sayılı Kanun'un 36. maddesindeki kısıtlamanın Özel Hastaneler Yönetmeliğine alınması nedeniyle dava konusu bentteki "...ve 2547 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi..." ibaresinin iptalinin gerektiği;<br>Ek 5. maddesinin (e) bendinin (5) numaralı alt bendi yönünden, değiştirilen (5) numaralı alt bendin eski halinin, "Özel hastane kadrosunda çalışan tabip\uzman tabipler, hastanedeki çalışma saatleri dışında 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla kurumsal sözleşme yapılarak diğer özel hastane veya tıp merkezlerinde çalıştırılabilir." şeklinde olduğu, 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesinin değişik 3. fıkrasında hekimlerin aynı maddenin 2. fıkrasında belirtilen her bir bendi kapsamında kalmak kaydı ile birden fazla hastanede çalışabileceğinin açıkça belirtildiği, 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesinin "birden fazla” ifadesini kullanarak bu konuda bir üst sınır getirmediği, ancak mevcut yönetmelik değişikliği ile hekimlerin kadrolarının bulunduğu hastane dışında sadece bir özel hastanede daha çalışabileceği, bu değişikliğin 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 3. fıkrasına aykırı olduğu;<br>Ek 5. maddesinin yürürlükten kaldırılan (i) bendi yönünden, iptal edilen hüküm ile hekimlerin bulundukları ilden başka bir ilde çalışmalarına ilişkin düzenlemenin ortadan kalktığı ve yerine bu konuda başka bir hüküm de getirilmediği, hekimlerin en fazla iki hastanede çalışabileceği (Ek 5/e-5) yönündeki yeni düzenleme de göz önüne alındığında gerek hekimlerin çalışma özgürlüğünü kısıtlayan gerekse hastaların hekimlere ulaşmasını kısıtlayan kamu yararına aykırı ve 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesine de aykırı bir durumun ortaya çıktığı;<br>Ek 5. maddesinin yürürlükten kaldırılan (r) bendi yönünden, hastanelerin kadro sayılarını, yatak sayılarını arttırmalarının, 68. maddenin yeni hükümleri, ek 5. maddenin 1. fıkrasının (s) bendinin yürürlükten kaldırılması birlikte değerlendirildiğinde fiilen imkansız hale geldiği, dava konusu bendin 75 yataktan az yatağı ve 25 kadrodan az kadrosu bulunan hastanelere bulundukları binayı değiştirme veya bulundukları binada gerekli revizyonları yapmaları halinde 75 yatak sayısı ve 25 doktor kadrosuna izin vermekte olduğu, bu bent yürürlükten kalkmış olmakla bu bent kapsamında işlemlerine başlamış, taşınmayı veya mevcut binasında restorasyon yapmayı planlamış hastanelerin durumu ile ilgili bir geçici düzenleme de yapılmadığı, Yönetmelik maddesine güvenerek yatırım planı yapan ve işlemlerine başlayan 75 yatak altı hastanelerin yapmış oldukları yatırım ve planlamaların bir anda durduğu, yapılan düzenlemelerle bir hastanenin kadro ve yatak sayısını arttırabilmesinin yegane yolunun bir başka hastane ile birleşmek olduğu, ticaret hayatının temel unsurlarının sürdürülebilir olma ve hukuki güvenlik olduğu, küçük bir hastanenin gerekli sermaye desteğini bulup büyümesinin yolunun yönetmelik değişiklikleri ile kapatıldığı;<br>Ek 5. maddesinin yürürlükten kaldırılan (s) bendi yönünden, Özel Hastaneler Yönetmeliğinin dava konusu yönetmelik ile değiştirilen 68. maddesi ve Ek 5. maddenin (s) ve (r) bentlerinin yürürlükten kalkması ile özel hastanelerin planlı bir şekilde önünün kesildiği, büyümelerinin istenmediği, yeni yatırım planlaması yapmamaları doğrultusunda bir irade ortaya konulduğunun anlaşıldığı, yapılan bu değişikliklerin teşebbüs hürriyetine, hukuki güvenlik ilkesine, hukuk devleti ilkesine aykırı uygulamalar olduğu;<br>Ek 8. maddesi yönünden, Vakıf Üniversiteleri ile özel hastaneler arasında yapılacak işbirliğinin 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun Ek 15. maddesinde düzenlendiği, aynı maddenin son fıkrasındaki "Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Yükseköğretim Kurulunun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenir." hükmü gereği usul ve esasların Sağlık Bakanlığı tarafından 17/05/2017 tarihinde yayımlandığı, Kanun'un açık hükmü karşısında dava konusu düzenlemenin hukuka aykırı olduğu, Vakıf Üniversite Hastanelerinin 2547 sayılı Kanun gereğince hastane değil "Uygulama ve Araştırma Merkezi" statüsünde üniversitenin bir yükseköğretim kurumu olduğu, Özel Hastaneler Yönetmeliği ile yasal bir dayanak olmaksızın bu eğitim kurumlarına yönetmelik ile düzenleme getirilmesinin mümkün olmadığı, Özel Hastaneler Yönetmeliğinin "Kapsam" başlıklı 2. maddesinin, “Bu Yönetmelik; Devlete, il özel idarelerine, belediyelere, üniversitelere ve diğer kamu tüzelkişilerine ait hastaneler hariç olmak üzere: gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişilerine ait hastaneleri kapsar.” hükmünü içerdiği, ancak yapılan yeni düzenlemenin 1. fıkrasında Vakıf Üniversitesi için getirilen hükümlerin, kendi içinde de açık çelişki içerdiği, diğer taraftan Yönetmelik değişikliğinin 2. fıkrası bakımından 2547 sayılı Kanun açısından bir yükseköğretim kurumu olan ve Özel Hastaneler Yönetmeliği hükümlerine tabi olmayan vakıf üniversitelerinin işletme kurallarının Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenmesinin de açık bir hukuka aykırılık içerdiği, değişikliğin 2. fıkrasında Vakıf Üniversiteleri için verilen ön iznin devrine ilişkin getirilen hüküm de söz konusu yapıların 2547 sayılı Kanun bakımından eğitim kurumu olması, Özel Hastaneler Yönetmeliğinin vakıf üniversitelerini kapsamaması nedeniyle hukuka açık aykırılıklar içerdiği, yine değişikliğin 5. fıkra hükmünün tümüyle YÖK tarafından uygulamaya konulacak bir düzenleme olduğu, Sağlık Bakanlığı tarafından düzenleme yapılmasının hukuken mümkün olmadığı;<br>Geçici 1. maddesinin 4. fıkrası yönünden, ön izinlerin 9. maddede tanımlandığı, geçici 1. maddenin ise sektör adına önemli bazı tarihlerden önce Bakanlığa başvuru yapmış hastaneler için istisnai yapılmış bir düzenleme olduğu, hastane ön izinlerinin, genel kural olarak 9. madde kapsamında istisnai olarak ise geçici 1. madde kapsamında yer aldığı, dava konusu yönetmelik ile geçici 1. maddenin 4. fıkrasında yapılan düzenlemede geçen "...bu madde kapsamında..." ibarelerinin, istisnai düzenleme olan geçici 1. maddeye göre ön izin almış hastanelere ikinci bir şans verildiği, genel düzenleme olan 9. maddeye göre ön izin almış hastaneleri ise bu ikinci şanstan mahrum bıraktığı iddia olunmaktadır. <br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Davalı tarafından, Yönetmeliğin 7. maddesinin 4. fıkrasının 6. ve 7. cümleleri yönünden, özel hastanelerin Bakanlık izni ile kadro değişimi yapabilmelerine imkân tanıyan uygulamaya son verildiği, ayrıca, halihazırda Yönetmeliğin Ek 5. maddesinde düzenlenen hastanelerin kendi aralarında kadro devirlerine izin verilmesine yönelik hükmün, konu bütünlüğünü sağlamak adına bu maddeye taşındığı, ancak, özel hastanelerin daha önce 33’ün üstündeki kadrolarını devredebilme zorunluluğu toplam hekim sayısının % 10’una kadar devredebilme şartına çevrildiği, kadro devri veya becayiş yapan özel hastane ve tıp merkezinin kadro devri veya becayiş yaptığı uzmanlık dalında kurumsal sözleşme ile hekim çalıştıramayacağının belirtildiği, sağlık hizmetlerinin, kaliteli, hakkaniyete uygun ve verimli şekilde sunulması, sağlık kurum ve kuruluşlarının hizmet kapasiteleri, sağlık insan gücü ile çağdaş tıbbi bilgi ve teknolojinin ülke düzeyinde dengeli dağılımının sağlanması, koruyucu sağlık ve acil sağlık hizmetleri gibi işbirliği halinde hizmet sunumunun gerekli olduğu alanlarda uygun kapasitenin oluşturulması, kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaması amaçları doğrultusunda yapılan planlama çerçevesinde, mezkûr değişikliğin yapıldığı; özel hastanelerin ve tıp merkezlerinin bu fıkra kapsamında ruhsatlarına işlenen kadroların tekrar bu fıkra kapsamında işleme alınmayacağının belirtildiği, devir ve becayiş işlemlerinde suistimallerin önüne geçilmesi ve planlamanın dışına çıkılmaması amacıyla mezkûr sınırlamanın uygun görüldüğü, 28/09/2019 tarih ve 30902 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesi ile Yönetmeliğin 7. maddesinde değişikliğe gidilerek iller arası kadro devirlerine ilişkin kuralların belirlendiği ve dava konusu 7. maddenin 4. fıkrasının 7. cümlesi olan “Kadro devri veya becayiş yapan özel hastane ve tıp merkezi kadro devri veya becayiş yaptığı uzmanlık dalında kurumsal sözleşme ile hekim çalıştıramaz.” düzenlemesinin yürürlükten kaldırıldığı;<br>68. maddesinin 2. fıkrası yönünden, özel hastane statüsünde birleşme ve taşınmalar ile ilgili 68. maddede düzenlenen hükümlerden bazılarının daha önce dava konusu Yönetmeliğin 68. maddesi ile ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (o), (p), (r) ve (s) bendinde yer almakta olduğu, dava konusu değişiklikle birleşme ve taşınma ile ilgili bütün düzenlemelerin bu maddede toplanarak uygulama kolaylığının sağlandığı, 75 yatağın altında olan özel hastanelerin birleşmelerine teşvik edici olarak %20 yatak sayısı ve %10 uzman hekim kadro sayısı ilavesinin getirildiği, özel hastaneler ve diğer özel sağlık kuruluşları açısından birleşme talep tarihi itibariyle aktif olma zorunluluğunun kaldırıldığı, bahse konu hükümlerin, gerek cihaz ve malzeme temini gerekse sağlık personeli istihdamı hususlarında ekonomik ve sair nedenlerle sağlık tesislerinin işletilmesinde zorluk çekilen sağlık kuruluşlarının kapatılarak hizmetten çekilmeleri yerine gelişerek sistemde devamlılıklarını sağlamanın amaçlandığı, anılan hükümlerin, sağlık kuruluşlarının sağlık insan gücü başta olmak üzere bina ve tıbbi cihaz kapasitelerine yönelik mevcut kaynaklarının daha verimli kullanılması ve böylece vatandaşlarımızın daha nitelikli hizmet almasını sağlamak amacıyla planlama gereğince ihdas edildiği;<br>Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi yönünden, yoğun bakım yatak sayısının, toplam hasta yatak sayısının yüzde 30'unu geçemeyeceği yolundaki düzenlemenin ilk olarak Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 5. maddesinin 22/03/2017 tarih ve 30015 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişik 2. fıkrası ile planlama hükümleri çerçevesinde ilk olarak açılacak olan özel hastanelere münhasıran getirildiği, bilahare Yönetmeliğin, "Özel hastanenin kalite ve verimliliğini artırmak amacıyla izin verilebilecek hususlar" başlıklı Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde dava konusu değişiklik hükmünün sevk olunduğu ve halihazırda ruhsatlı hastaneler bakımından da iki yıllık bir uyum süreci içerisinde belirtilen koşulun sağlamasının öngörüldüğü, ilgili mevzuat hükümleri, kamu yararı ve hizmet gerekleri dikkate alınarak yapılan dava konusu düzenlemenin hukuka uygun olduğu, yoğun bakım yataklarının, hasta sağlığı ve güvenliği açısından normal hasta yataklarından çok farklı değerlendirildiği, yoğun bakım hastalarının, genel sağlık durumu, ileri derecede bozulmuş (ağır) hastalar olduğu, yoğun bakım hastalarının tedavisinde, genellikle, birden fazla uzmanlık dalını ilgilendiren bir tedavi planlamasına ihtiyaç duyulduğu, bunun için, yoğun bakım yatağı bulunduran hastanelerde pek çok uzmanlık dalının bulunmasına gereksinim duyulduğu, her ne kadar, yoğun bakımdaki bir hastanın ilk derece sorumlu tabibi, yoğun bakım uzman tabibi olsa da, yoğun bakım uzman tabibinin uzmanlık alanının dışındaki hususlarda, ilgili diğer uzman tabibin ya da uzman tabiplerin konsültasyonuna (tıbbi görüşüne ve tedavi önerisine) başvurulduğu, bunun için, bir hastanede yoğun bakım yatağının normal hasta yatak sayısından az olmasının, yoğun bakım hastalarının ihtiyaç duyduğu tedaviyi yeterince alabilmesi için önem arz ettiği, aksi takdirde, yoğun bakım yatağının normal hasta yatağına oranla fazla olması durumunda, hastanenin yoğun bakım hastanesine döneceği, pek çok uzmanlık alanının birlikte çalışmasını gerekli kılan yoğun bakım hizmetinin verilmesinde aksaklıklar oluşacağı, bu yöndeki yapılan düzenlemelerin, hasta sağlığı ve hasta güvenliği öncelenerek yapıldığı, bu itibarla, yoğun bakım hizmetlerinin layıkıyla yerine getirilebilmesini teminen yoğun bakım yatak sayısının, toplam yatak sayısının en fazla % 30 una kadar olabileceğine yönelik düzenlemenin yapıldığı, sağlık ile alakalı hususların kazanılmış hakka konu olamayacağı, söz konusu Yönetmelik değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten önce ruhsat almış olan veya ön izin ve ruhsatlandırma işlemleri devam eden özel hastanelerin yatak sayılarının da en geç iki yıl içerisinde uygun hale getirileceğine yönelik düzenleme yapılarak geçiş sürecinin öngörüldüğü ve olası mağduriyetlerin de önüne geçilmesinin amaçlandığı;<br>Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (m) bendi yönünden, Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında sağlığa ayrılan kaynakların rasyonel kullanılması ve atıl kapasite yaratılmaması amacıyla ülkemizin coğrafi yapısı ve nüfus dağılımı, nüfusun sağlık merkezine uzaklıkları, bölgenin ulaşım kriterleri ve mevcut sağlık envanterleri dikkate alınarak bölgesel planlanma çalışmalarının başlatıldığı, bu anlayış çerçevesinde 29 Sağlık Hizmet Bölgesinin oluşturulduğu, bölge merkezli sağlık planlamasında, nüfus yoğunluğu, sosyo-ekonomik yapı, kentleşme ve sanayileşme, ulaşım alt yapısı, sağlık hizmeti sunumunun kalitesi ve kapasitesi gibi temel göstergeler baz alınarak bölge sağlık merkezi statüsünü üstlenebilecek illerin sağlık bölgesinin merkez ili olarak saptandığı, sağlık bölge merkezi olarak belirlenen illerden ileri seviyede sağlık hizmeti almak üzere alt bölge merkezi iller ve sağlık hizmeti sunumu bakımından bu illere bağlı güçlendirilmiş ilçeler tespit edildiği, toplam ve merkez nüfusu ile sosyo-ekonomik yapılanması bakımından ikinci basamak yataklı tedavi kurumu planlanması rantabl olmayan küçük ilçelerin ise sağlık bölgesi yapılanması içerisinde güçlendirilmiş ilçelere bağlandığı, ayrıca, ülke genelinde tesis ve donanım bakımından ileri teknoloji ve yüksek maliyet gerektiren, alanında uzmanlaşmış nitelikli sağlık insan gücü gerektiren özellikli sağlık hizmetlerinin (kemik iliği, organ nakli merkezleri, robotik cerrahi sistemleri, cyberknife, mikrocerrahi uygulamaları vb.) planlanması kapsamında 10 üst bölge merkezinin belirlendiği, sağlık hizmet sunumunda kurumların üstlenecekleri rollerin, bölge merkezli sağlık yapılanması anlayışı içerisinde, Sağlık Bakanlığı, üniversite, kamuya ait diğer yataklı sağlık tesisleri ve özel sektöre ait sağlık kuruluşları ile birlikte bir bütün olarak değerlendirilerek belirlendiği, Sağlık Bakanlığı ve diğer sağlık hizmeti sunanların yatak, klinik, tıbbî teknoloji, uzman tabip ve diğer sağlık insan gücü bakımından sağlık hizmet kapasitesine ilişkin mevcut durum tespitinin yapıldığı, özel sektöre ait mevcut sağlık tesisleri için izin verilecek ilave kapasite ve yeni yatırımlar için azami kapasitenin, mevcut durum tespitine ve yapılan nihai planlamalara göre belirlendiği ve yatırım planlamaları sağlık insan gücü planlaması ile birlikte yürütüldüğü, asıl olarak bölge merkezli sağlık planlaması yapıldığı ve planlamada kamu ve özel sektör tefrikine gidilmediği gibi, ileri teknoloji ve yüksek maliyet ve alanında uzmanlaşmış nitelikli sağlık insan gücü gerektiren özellikli sağlık hizmetlerinin (kemik iliği, organ nakli merkezleri, robotik cerrahi sistemleri, cyberknife, mikrocerrahi uygulamaları vb.) planlanmasının bütüncül bir yaklaşımla birlikte yapıldığı, davaya konu hükümle bu çerçevede özel hastanelerin planlama kapsamındaki ünite ve merkezlerini il içerisinde başka özel hastaneye devrine ilgili mevzuatına uygun olmak kaydıyla Bakanlıkça izin verilebileceğinin öngörüldüğü, hükümde, “Planlama kapsamındaki ünite ve merkezlerin devrinde, devre konu edilen ünite ve merkezlerin Bakanlıkça belirlenen asgari tıbbi cihazları ve asgari uzman hekim kadroları birlikte devredilir.” denilir iken de özellikli sağlık hizmetlerini sunma yetkinliğine sahip olan alanında uzmanlaşmış nitelikli sağlık insan gücünün de birlikte devrinin aynı yaklaşımın sonucunda getirildiği, bu düzenlemelerin dava dilekçesinde yer alan iddialarla alakasının olmadığı, değişiklikten önce sadece hekim kadrolarının devri mümkün iken bu durumun devreden sağlık tesisinde kadrosu devredilen hekimin görev aldığı ünite ve merkezlerdeki tıbbî cihaz ve donanımların atıl hale gelmesine ve kaynak israfına neden olduğu anlaşıldığından ünite ve merkezlerin belirlenen asgari tıbbi cihazları ve asgarî uzman hekim kadroları ile birlikte devredilmesinin kural altına alınarak atıl kapasiteye mahal verilmediği;<br>Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (o), (i), (r) ve (s) bendi yönünden, özel hastane statüsünde birleşme ve taşınmalar ile ilgili 68. maddede düzenlenen hükümlerden bazılarının daha önce dava konusu Yönetmeliğin 68. maddesi ile ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (o), (p), (r) ve (s) bendinde yer almakta olduğu, dava konusu değişiklikle birleşme ve taşınma ile ilgili bütün düzenlemelerin bu maddede toplanarak uygulama kolaylığının sağlandığı, bahse konu hükümlerle, gerek cihaz ve malzeme temini gerekse sağlık personeli istihdamı hususlarında ekonomik ve sair nedenlerle sağlık tesislerinin işletilmesinde zorluk çekilen sağlık kuruluşlarının kapatılarak hizmetten çekilmeleri yerine gelişerek sistemde devamlılıklarını sağlamanın amaçlandığı, anılan hükümlerin sağlık kuruluşlarının sağlık insan gücü başta olmak üzere bina ve tıbbi cihaz kapasitelerine yönelik mevcut kaynaklarının daha verimli kullanılması ve böylece vatandaşlarımızın daha nitelikli hizmet almasını sağlamak amacıyla planlama gereğince ihdas edildiği;<br>Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin (5) numaralı alt bendi yönünden, dava konusu düzenlemedeki “...diğer özel hastane veya tıp merkezlerinde...” ibaresinin “...bir özel hastane veya tıp merkezinde daha...” şeklinde değiştirildiği, dolayısıyla davaya konu Yönetmelikle yapılan değişikliğin bu ibareyle sınırlı olduğu, davacı yanın bu ibare dışındaki hususlardan hareketle yargısal denetimin kapsamı genişletmesine hukuken imkân bulunmadığı, bu bağlamda kurumsal çalışmanın davaya konu Yönetmelikle düzenlenmiş bir husus olmayıp daha önceki Yönetmeliklerle öngörüldüğü, davacının iddialarının da davaya konu ibare ile ilgili olmayıp kurumsal sözleşme yoluyla çalışma/çalıştırmaya ilişkin olduğu, 28/09/2019 tarih ve 30902 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5. maddesi ile Yönetmeliğin ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin (5) numaralı alt bendinin, “Özel Sağlık Kuruluşlarında çalışan tabip/uzman tabipler, 1219 sayılı Kanunun 12. maddesine uygun olmak kaydıyla, çalıştıkları sağlık kuruluşundaki çalışma saatleri dışında başka bir özel hastanenin acil servis, klinik servis ve ünitelerinde nöbet tutabilir. Bu tabiplerin nöbet listesi aylık olarak düzenlenir ve Müdürlükçe onaylanır. Muayenehaneler hariç planlama kapsamındaki özel sağlık kuruluşlarında çalışan tabip ve diş tabipleri, Bakanlığın istihdam planlamaları gereğince, 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesine uygun olmak kaydıyla kadrolu çalıştığı özel sağlık kuruluşu dışında planlama kapsamındaki iki özel sağlık kuruluşunda daha çalışabilir. Bu kuruluşlardan bir tanesi kadrolu çalıştığı il dışındaki planlama kapsamındaki bir özel sağlık kuruluşu da olabilir.” şeklinde değiştirildiği, 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesine uygun olarak istihdam planlamaları çerçevesinde hekimlerin birden fazla yerde çalışma kurallarının yeniden düzenlendiği ve hekimlerin lehine olan bu düzenlemenin kapsamının yine hekimlerin lehine olacak şekilde genişletildiği;<br>Ek 8. maddesi yönünden, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun Ek 15. maddesinde, “Tıp ve/veya diş hekimliği fakültesi bulunan ancak sağlık uygulama ve araştırma merkezi bulunmayan veya sağlık uygulama ve araştırma merkezinde yeterli kapasite ve eğitim altyapısı bulunmayan vakıf üniversiteleri; tıp ve diş hekimliğinde lisans eğitimi, tıp, diş hekimliği ve eczacılıkta uzmanlık eğitimi ile araştırma faaliyetleri için yeterli kapasite ve eğitim altyapısı bulunan özel hastaneler ile bütçeleri ayrı olmak şartıyla işbirliği yapabilir. İlgili üniversite ve özel hastanenin yetkili makamları arasında işbirliği protokolü imzalanır ve Sağlık Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulunun onayıyla uygulamaya konulur. İşbirliği yapılan özel hastane, üniversite için sağlık uygulama ve araştırma merkezi kabul edilir. Burada fiilen görev yapacak olan üniversite öğretim elemanları, ilgili dekan ve hastane yöneticisinin talebi üzerine rektör tarafından görevlendirilir. Görevlendirilen üniversite personeline kendi mevzuatı uygulanır. İşbirliği yapılan özel hastane, öğretim üyelerinin faaliyetleri ve üniversitenin eğitim ve araştırma işlevleri dışında kendi mevzuatına tabi olmaya devam eder. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Yükseköğretim Kurulunun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenir.” hükmünün mevcut olduğu, düzenleme ile Vakıf üniversiteleri ile özel hastane işbirliği maddesinin 3359 sayılı Kanun'un Ek 15. maddesi ile uyumlu hale getirildiği ve işbirliği kapsamındaki öğretim üyelerinin çalışmalarının sadece tıp fakültesinin bulunduğu ille sınırlı olması şartının düzenlendiği, ayrıca, 28/09/2019 tarih ve 30902 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesi ile Yönetmeliğin ek 8. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesinin, “Bakanlıkça vakıf üniversite hastanelerine/ek birimlerine verilen ön izinler, faal en az bir hastanesi olması kaydıyla ön izin alındığı ilden, planlama ilkeleri çerçevesinde sağlık hizmeti sunulması için öngörülen asgari nüfus ve/veya ilde verilmesi hedeflenen sağlık hizmetleri ile uzman tabip dağılımı yönünden daha az yoğunluklu diğer bir ile taşınmak şartı ve Bakanlık onayı ile bir kereye mahsus devredilebilir. En az bir faal hastanesi olan vakıf üniversiteleri, faal diğer hastanelerini/ek birimleri veya askıda olan hastanelerini/ek birimlerini aynı ilde veya planlama ilkeleri çerçevesinde sağlık hizmeti sunulması için öngörülen asgari nüfus ve/veya ilde verilmesi hedeflenen sağlık hizmetleri ile uzman tabip dağılımı yönünden daha az yoğunluklu diğer bir ile taşınmak şartı ve bakanlık onayı ile bir kereye mahsus olmak kaydıyla devredebilir.” şeklinde değiştirildiği, böylece vakıf üniversitelerine verilen ön izinlerin devrine ilişkin şartların ayrıntılı olarak düzenlendiği, ayrıca belirli şartlar dahilinde ruhsatlarının da devrine imkân sağlandığı;<br>Geçici 1. maddesinin 4. fıkrası yönünden, ön izin almış ancak ekonomik ya da idari sebeplerle ruhsatlandırma süresi dolduğu halde ruhsat alamamış özel hastane yatırımcılarına en fazla 5 yıl daha ek süre verilmesinin öngörüldüğü, düzenlemenin bu haliyle özel sağlık tesislerinin lehine olduğu, hizmet gereklerine, planlama kriterlerine ve üst hukuk normlarına aykırılığın söz konusu olmadığı savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …<br>DÜŞÜNCESİ : Kısmen davanın reddine, kısmen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. <br><br>DANIŞTAY SAVCISI : …<br>DÜŞÜNCESİ : Dava, 31/05/2019 tarih ve 30790 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesi ile değişik 27/03/2002 tarihli ve 24708 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin, 7. maddesinin 4. fıkrasının 6. ve 7. cümlelerinin, 7. maddesi ile değişik 68. maddesinin 2. ve 5. fıkralarının, 9. maddesi ile değişik Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin 3. cümlesinin, Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (m) bendindeki "bu fıkra kapsamında özel hastaneye devredilen ünite ve merkezler başka bir özel hastaneye devredilemez." cümlesinin, Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (o) bendinde geçen "ve 2547 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi" ibaresinin, Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin 5 numaralı alt bendinde geçen "bir özel hastane veya tıp merkezinde daha" ibaresinin, Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (i), (r) ve (s) bentlerini yürürlükten kaldıran 31/05/2019 tarihli Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasında geçen (i), (r), (s) ibarelerinin, 10. maddesi ile değişik Ek 8. maddesinin,11. maddesi ile değişik geçici 1. maddesinin 4. fıkrasındaki "bu madde kapsamında" ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır. <br> 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun, 2. maddesinde; bu Kanunun, Milli Savunma Bakanlığı hariç, bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişilerini ve gerçek kişileri kapsayacağı hükme bağlanmış, "Temel Esaslar" başlıklı 3. maddesinde, Sağlık hizmetleriyle ilgili temel esaslar arasında; a) bendinde; "Sağlık kurum ve kuruluşları yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak planlanır, koordine edilir, mali yönden desteklenir ve geliştirilir.", "c) bendinde; "Bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılması esastır. Sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesi bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenlenir. Bu düzenleme ilgili Bakanlığın görüşü alınarak yapılır. Gerek görüldüğünde özel sağlık kuruluşlarının her türlü ücret tarifeleri sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca onaylanır. Kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık kuruluşları veya sağlık işletmelerinde verilen her türlü hizmetin fiyatları Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca tespit ve ilan edilir." hükmü yer almış, aynı Yasanın "Yönetmelikler" başlıklı 9. maddesinin c) bendinde; "Bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususlar Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, çıkarılacak yönetmelikle tespit edilir." hükmü getirilmiş, Ek 15. maddesinde; "Tıp ve/veya diş hekimliği fakültesi bulunan ancak sağlık uygulama ve araştırma merkezi bulunmayan veya sağlık uygulama ve araştırma merkezinde yeterli kapasite ve eğitim altyapısı bulunmayan vakıf üniversiteleri; tıp ve diş hekimliğinde lisans eğitimi, tıp, diş hekimliği ve eczacılıkta uzmanlık eğitimi ile araştırma faaliyetleri için yeterli kapasite ve eğitim altyapısı bulunan özel hastaneler ile bütçeleri ayrı olmak şartıyla işbirliği yapabilir. İlgili üniversite ve özel hastanenin yetkili makamları arasında işbirliği protokolü imzalanır ve Sağlık Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulunun onayıyla uygulamaya konulur.<br>İşbirliği yapılan özel hastane, üniversite için sağlık uygulama ve araştırma merkezi kabul edilir. Burada fiilen görev yapacak olan üniversite öğretim elemanları, ilgili dekan ve hastane yöneticisinin talebi üzerine rektör tarafından görevlendirilir. Görevlendirilen üniversite personeline kendi mevzuatı uygulanır. İşbirliği yapılan özel hastane, öğretim üyelerinin faaliyetleri ve üniversitenin eğitim ve araştırma işlevleri dışında kendi mevzuatına tabi olmaya devam eder.<br> Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Yükseköğretim Kurulunun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenir." hükmüne yer verilmiştir. <br> 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin, "Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü" başlıklı 355. maddesinde; "(1) Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri; a) Her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak, c) Kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek, h) Sağlık hizmetlerinde kalite ve akreditasyon kuralları belirlemek ve uygulanmasını sağlamak, l) Mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek," görev ve yetkisi arasında yer almıştır. <br> Anılan Mevzuat hükümleri ile davalı idareye tanınan yetkiye istinaden, etkin, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasını sağlamak üzere, bütün özel hastanelerin tesis, hizmet ve personel standartlarının tespit edilmesine, sınıflandırılmasına, sınıflarının değiştirilmesine, amaca uygun olarak teşkilatlandırılmasına ve bunların açılmalarına, faaliyetlerine, kapanmalarına ve denetlenmelerine ilişkin usûl ve esasları düzenlemek amacıyla 27/03/2002 tarih ve 24708 sayılı Resmi Gazete'de Özel Hastaneler Yönetmeliği yayımlanmıştır. <br>Dava konusu Yönetmeliğin "Kadroların kullanım izni ve ek kadro tahsisi" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında; "Özel hastanelerin kadroları, Sağlık Kuruluşları Yönetim Sistemine, Bakanlıkça elektronik ortamda kaydedilir. Mesul müdür, bu sistem üzerinden hastanenin her bir uzmanlık dalı için toplam kadrosunu, kullanabileceği kadrosunu ve aktif çalışanını takip eder, hekim ayrılış ve başlayış tekliflerini bu sistem üzerinden yapar ve çalışma belgelerini düzenler. 2. fıkrasında; "Bakanlıkça yapılacak uzman hekim planlaması çerçevesinde ilan edilecek dönemlerde ve belirlenen uzmanlık dallarına göre özel hastanelere ek kadro verilebilir. Bu kadrolar, kamu ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarında uzmanlık dallarına göre mevcut uzman hekim sayıları, bunların kamu ve özel sektördeki dağılımları, özel hastanelerin yatak sayıları ve doluluk oranları, ameliyathane, yoğun bakım ve özellikli üniteleri ile bu birimlerin kullanım durumları, ilgili alanda ve bölgedeki ihtiyaç çerçevesinde ve hizmet biriminin devamlılığı için gerekli asgari kadro sayıları dikkate alınarak, Bakanlıkça belirlenir. Ek kadroların dağıtımına ilişkin usul ve esaslar ilan metninde ayrıca belirtilir." 3. fıkrasında; "İlan edilecek dönemlerde özel hastanelere verilecek ek kadrolar, Bakanlıkça elektronik sistemde tanımlanır ve hekim başlatma talebi mesul müdür tarafından sistem üzerinden yapılır. Hekim başlatma talebi uygun bulunanların çalışma belgesi müdürlükçe onaylanır." kuralı getirilmiş, 4. fıkrasında ise; “Kadro talep tarihi itibarıyla aktif olarak faaliyet gösteren özel hastaneler, ruhsatlarında yazılı uzman hekim kadrolarını aynı il sınırları içerisindeki özel bir hastaneye ve tıp merkezine devredebilir veya karşılıklı olarak uzmanlık dalını değiştirebilirler. Bu şekilde kadro devri veya değiştirilmesinde hastanenin toplam uzman hekim kadrosunun en fazla % 10’una kadar il içerisinde izin verilir. Toplam uzman hekim kadrosunun %10’unun üzerindeki devir ve becayiş işlemleri Bakanlığın iznine tabidir. Hastanenin ve tıp merkezinin faaliyete devam etmesi için zorunlu asgari uzman hekim kadroları ile özellikli ünite ve birimlerin asgari uzman hekim sayılarının devrine izin verilmez. Kadro devri iş ve işlemleri Müdürlükçe Sağlık Kuruluşları Yönetim Sistemi (SKYS) üzerinden sonuçlandırılır ve Genel Müdürlüğe bildirilir. Özel hastanelerin ve tıp merkezlerinin bu fıkra kapsamında ruhsatlarına işlenen kadrolar tekrar bu fıkra kapsamında işleme alınamaz. Kadro devri veya becayiş yapan özel hastane ve tıp merkezi kadro devri veya becayiş yaptığı uzmanlık dalında kurumsal sözleşme ile hekim çalıştıramaz.” kuralı getirilmiştir. <br>(Değişik dördüncü fıkra:RG-28/9/2019-30902) Kadro talep tarihi itibarıyla aktif olarak faaliyet gösteren özel hastaneler, ruhsatlarında yazılı uzman hekim kadrolarını aynı il sınırları içerisindeki özel bir hastaneye ve tıp merkezine devredebilir veya karşılıklı olarak uzmanlık dalını değiştirebilirler. Bu şekilde kadro devri veya değiştirilmesinde, hastanenin toplam uzman hekim kadrosunun en fazla % 10’una kadar il içerisinde izin verilir. Toplam uzman hekim kadrosunun %10’unun üzerindeki devir ve becayiş işlemleri Bakanlığın iznine tabidir. Hastanenin ve tıp merkezinin faaliyete devam etmesi için zorunlu asgari uzman hekim kadroları ile özellikli ünite ve birimlerin asgari uzman hekim sayılarının devrine izin verilmez. İller arası kadro devrine, planlama ilkeleri çerçevesinde sağlık kuruluşu hizmeti sunulması için öngörülen asgari nüfus ve/veya ilde verilmesi hedeflenen sağlık hizmetleri ile uzman ve tabip dağılımı yönünden çok yoğunluklu ilden az yoğunluklu ile olacak şekilde özel sağlık kuruluşunun toplam uzman hekim kadrosunun en fazla % 10’unu geçmemek şartıyla Bakanlıkça uygun görülmesi halinde izin verilir. Özel hastanelerin ve tıp merkezlerinin bu fıkra kapsamında ruhsatlarına işlenen kadrolar tekrar bu fıkra kapsamında işleme alınamaz." olarak yeniden düzenlenmiştir. <br>Hizmetin devamlılığı açısından özel hastanelerin, ruhsatlarında yazılı uzman hekim kadrolarını aynı il sınırları içerisinde veya iller arasında belirlenen koşullarla özel bir hastaneye ve tıp merkezine devredebilmesine veya karşılıklı olarak uzmanlık dalını değiştirebilmesine olanak sağlanmış olmakla birlikte, devralan özel hastane yönünden ne kadar süreyle tekrar devrin yapılmasına izin verilmeyeceği hususunda ise bir belirlemede bulunulmamıştır. Bu itibarla kadroyu devralan özel hastane yönünden süregelen bir kısıtlamadan söz edilemeyeceğinden, tekrar devrin uygun bulunması için hangi koşullara sahip olunması veya ne kadar süre için değişikliğin uygun bulunmadığı konusunda bir açıklamanın getirilmesi gerekmekte, bu fıkra kapsamında altıncı cümlede genel ifadelerle bir devir yasağı hizmetin işleyişi ile bağdaşmamaktadır. <br>Yine Kadro devri veya becayiş yapan özel hastane ve tıp merkezinin, kadro devri veya becayiş yaptığı uzmanlık dalında kurumsal sözleşme ile hekim çalıştırmamasına ilişkin kural ile de hizmetin kadrolu personel ile gördürülmesi esas olup, bir uzmanlık dalında kadro devrini yapan özel hastanenin, bu kez kurumsal sözleşme ile aynı uzmanlık dalında hekim çalıştırmasının uygun bulunmamasında hizmetin gereğine aykırılık bulunmamakla birlikte, dava konusu 7. maddenin 4. fıkrasının 28.09.2019 tarihinde yayımlanan halinde, bu cümlenin kaldırıldığı dolayısıyla sınırlamanın ortadan kaldırılmış olduğu anlaşılmakla, 7. Cümle yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. <br>Dava konusu Yönetmeliğin 68. maddesinin 2. fıkrasında; Bakanlığın, taşınma ve birleşme taleplerini, planlama ilkeleri çerçevesinde sağlık hizmeti sunulması için öngörülen asgari nüfus ve/veya ilde verilmesi hedeflenen sağlık hizmetleri ile uzman tabip dağılımı yönünden daha az yoğunluklu bölgeleri öncelikle dikkate alarak değerlendireceği, Bakanlıkça başvuru uygun görülür ise birleşme veya taşınma işlemine izin verileceği, kurala bağlanmıştır. <br>Anılan maddenin birinci fıkrası (a) bendinde, Özel hastaneler aynı il içerisinde veya başka bir ildeki Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte yer alan planlama kapsamındaki özel sağlık kuruluşları ile birleşebilecekleri, ancak, başka bir ildeki özel sağlık kuruluşuyla birleşme işlemlerinin Bakanlıkça yapılan planlamalara uygun olması halinde yapılabileceği düzenlenmiş, (b) bendinde de; özel hastanelerin aynı il içerisinde veya başka bir ildeki özel hastane ile birleşebileceği, ancak, başka bir ildeki özel hastaneyle birleşme işlemlerinin Bakanlıkça yapılan planlamalara uygun olması halinde yapılabileceği, kurala bağlanmıştır. (c) bendinde ise; özel hastanelerin bulunduğu il içerisinde veya bulunduğu ilden başka bir ile taşınması düzenlenmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında da; Bakanlığın taşınma ve birleşme taleplerini, planlama ilkeleri çerçevesinde sağlık hizmeti sunulması için öngörülen asgari nüfus ve/veya ilde verilmesi hedeflenen sağlık hizmetleri ile uzman tabip dağılımı yönünden daha az yoğunluklu bölgeleri öncelikle dikkate alarak değerlendireceği, Bakanlıkça başvuru uygun görülür ise birleşme veya taşınma işlemine izin verileceği kuralı getirilmiş olmakla, bu kez birinci fıkranın aksine birinci fıkrada "Ancak, başka bir ildeki özel sağlık kuruluşuyla birleşme işlemleri Bakanlıkça yapılan planlamalara uygun olması halinde yapılabilir." cümlesi ile başka bir ildeki birleşme konusunda Bakanlıkça yapılan planlamalara uygunluk aranırken, ikinci fıkrada birleşme için il içi ve iller arası özel hastanelerin birleşmesi konusunda ayrım yapılmaksızın ve taşınma da eklenmek suretiyle Bakanlığın uygun görmesine bağlandığı görülmektedir. <br> Bu halde değerlendirmeye tabi tutulacak halin açıklığa kavuşturulması gerektiğinden madde hükmü fıkralarının kendi içerisinde çelişir olması nedeniyle ikinci fıkra hükmünde hukuki isabet bulunmamıştır. <br>Anılan maddenin 5. fıkrasında; "Birleşme veya taşınma talebinde bulunan özel sağlık kuruluşları bu işlemler tamamlanmadan yeni bir birleşme veya taşınma talebinde bulunamazlar." kuralı getirilmiştir.<br>Bu fıkra da, yeniden bir birleşme ve taşınma başvurusunda bulunulabilmesi için birleşme ve taşınma işlemlerinin tamamlanması ön şart olarak kabul edilmiş olmasına karşın, birleşme ve taşınma başvurusunun eksiksiz yapılması halinde idarece ne kadar süre içerisinde işlemlerin tamamlanacağının ortaya konulması, yeni başvurunun uygun zamanda yapılıp yapılmadığının tespiti açısından gerekli bulunmaktadır. Sürecin denetimini belirleyecek aralık tespit edilmeksizin yeni bir birleşme ya da taşınma için tek yanlı getirilen bir yasaklamada hukuki isabet bulunmamıştır. <br> Aynı Yönetmeliğin Ek 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; "Özel hastanelerin hasta yatağı ve yoğun bakım yatak sayılarının artırılmasına, planlama ilkeleri çerçevesinde sağlık hizmeti sunulması için öngörülen asgari nüfus ve/veya ilde verilmesi hedeflenen sağlık hizmetleri, uzman tabip dağılımı ile özel hastane ve ildeki toplam yatakların kullanım oranları dikkate alınarak Bakanlıkça uygun bulunması halinde izin verilebilir. Ancak yoğun bakım (erişkin, çocuk ve yenidoğan) yatak sayılarının toplamı toplam hasta yatak sayısının %30’unu geçemez. Bu bendin yürürlüğe girdiği tarihten önce ruhsat almış olan veya ön izin ve ruhsatlandırma işlemleri devam eden özel hastanelerin yatak sayıları da en geç iki yıl içerisinde bu maddeye uygun hale getirilir. Yoğun bakım yataklarının tescil işlemlerinde yoğun bakımlarla ilgili Tebliğ hükümleri uygulanır.” kuralı getirilmiştir. <br>Özel hastanelerde gözlem yatakları hariç en az yüz hasta yatağı bulunması ve yoğun bakım yatak sayısı ile kuvöz sayılarının toplamının, toplam hasta yatak sayısının %30’unu geçemeyeceği esası üzerinden Yönetmelik düzenlemesinin yapıldığı ve faaliyet izinlerinin bu doğrultuda düzenlendiği yukarıda yer verilen kurallarla ortaya konulmakta olup, daha önceden ruhsatlandırılmış olan özel hastanelerin hasta yatak sayıları ile yeni ruhsatlandırılan özel hastanelerin hasta yatak sayıları arasındaki uyumun sağlanması adına ve yoğun bakım hastasına sunulacak hizmetin, özellik taşıyan, ileri teknolojiye sahip cihazlarla donatılmış, yaşamsal göstergelerin izlendiği, hasta takip ve tedavisinin 24 saat esasına dayalı olarak kesintisiz sağlanmasını gerekli kılan bir hizmet olduğu dikkate alındığında, hizmetin gerektiği gibi yürütülebilmesi için belirlenen bir oran üzerinden verilmesini öngören ve bu koşulun yerine getirilmesi süresini iki yıl olarak belirleyen ek madde düzenlemesinde, hizmetin gereğine ve amacına aykırılık görülmemiştir. Öte yandan bu süre kapsama dahil olacaklar yönünden yeniden yapılan düzenleme ile hem ruhsat ya da ön izin almış ya da işlemleri devam edenler yönünden 2021 yılına taşınmış hem de uygunluk için öngörülen iki yıllık süre 31/12/2021 tarihine taşınmıştır.<br>Aynı Yönetmeliğin Ek 5. maddesinin (e) bendinin 5. alt bendinde; "(Değişik 22.03.2017- 30015 RG) Özel Sağlık Kuruluşlarında çalışan tabip/uzman tabipler, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla, çalıştıkları sağlık kuruluşundaki çalışma saatleri dışında başka bir özel hastanenin acil servis, klinik servis ve ünitelerinde nöbet tutabilir. Bu tabiplerin nöbet listesi aylık olarak düzenlenir ve Müdürlükçe onaylanır. Özel hastane kadrosunda çalışan tabip ve uzman tabipler, hastanedeki çalışma saatleri dışında 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla kurumsal sözleşme yapılarak diğer özel hastane veya tıp merkezlerinde çalıştırılabilir. Ancak, bu durumda tabip ve uzman tabiplerin muvafakatinin alınması zorunludur. Sözleşme Müdürlüğe bildirilir ve ilgili tabip ve uzman tabiplere çalışma belgesi düzenlenir. Özel hastanenin kadrosunda çalışan sözleşmeye konu tabip ve uzman tabiplerin kadrodan ayrılmaları halinde sözleşme sona erer.” kuralında yer alan "diğer özel hastane veya tıp merkezlerinde" cümlesi dava konusu Yönetmeliğin Ek 5. maddesinin (e) bendi 5. alt bendinde,"bir özel hastane veya tıp merkezinde daha" şeklinde değiştirilmiş, 28/9/2019 tarih ve 30902 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan değişiklikle de; "1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla kadrolu çalıştığı özel sağlık kuruluşu dışında planlama kapsamındaki iki özel sağlık kuruluşunda daha çalışabilir. Bu kuruluşlardan bir tanesi kadrolu çalıştığı il dışındaki planlama kapsamındaki bir özel sağlık kuruluşu da olabilir." olarak yeniden düzenlenmiştir. <br>Dava konusu "bir özel hastane veya tıp merkezinde daha" cümlesi daha sonra yapılan değişiklikle "1219 sayılı Kanunun 12. maddesine uygun olarak kadrolu çalıştığı özel sağlık kuruluşu dışında iki özel sağlık kuruluşunda daha olarak" yeniden düzenlendiğinden bu cümle hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır. <br>Aynı maddenin m) bendinde; "Özel hastaneler Bakanlığın izni ile planlama kapsamındaki ünite ve merkezleri ilgili mevzuatına uygun olmak kaydıyla başka özel hastaneye devredebilir. Ancak, il dışına ve birden fazla sağlık hizmet bölgesi olan illerde bölge dışına ünite ve merkez devri, Bakanlık planlamalarına uygun bulunması halinde yapılabilir. Planlama kapsamındaki ünite ve merkezlerin devrinde, devre konu edilen ünite ve merkezlerin Bakanlıkça belirlenen asgari tıbbi cihazları ve asgari uzman hekim kadroları birlikte devredilir. Devreden özel hastane bünyesinde kalan tıbbi cihaz ve uzman hekim kadroları bu hastaneye ünite ve merkez kurma hakkı vermez. Devir işlemi gerçekleştikten sonra devreden hastanenin faaliyet izin belgesinden özellikli ünite ve merkezler çıkarılır. Bu fıkra kapsamında özel hastaneye devredilen ünite ve merkezler başka bir özel hastaneye devredilemez. Devir alınan planlama kapsamındaki ünite ve merkezler en geç 2 yıl içerisinde faaliyete başlamak zorundadır.” kuralı ile işletilmesi sağlanamayan ünite ve merkezlerin işlerliğinin sağlanması için bir kez asgari uzman hekim kadrosu ile devrine izin verilmesinde, tekrar tekrar devrin uygulamada yaratacağı sorunlar dikkate alındığında, davalı idarenin planlama yükümlülüğü çerçevesinde hizmetin gereğine aykırılık görülmemiştir. <br>Anılan maddenin o) bendinde; Vakıf üniversitesi kadrosunda bulunan tıp ve diş hekimliği fakülteleri öğretim üyelerinin üniversite hastanesi ve işbirliği yapılan özel hastane dışında görev alması, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesi ve 2547 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi hükümlerine tabidir. Ancak kurumsal sözleşme ve bu maddede düzenlenen istisnai çalışma halleri hariç hangi usulle olursa olsun özel hastaneler ruhsatlarında belirtilen uzman hekim kadrosu dışında uzman hekim çalıştıramaz.” kuralı yer almıştır. 28/09/2019 tarihli değişiklikle "kurumsal sözleşme ve" ibaresi düzenlemeden çıkarılmıştır. <br>Anayasamızın 130. maddesinde; "Vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumları, mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tabidir." hükmü getirilmiştir. <br>2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 36. maddesine eklenen fıkrada: "Kamu kurum ve kuruluşlarının ve vakıflara ait olanlar da dâhil olmak üzere yükseköğretim kurumlarının kadro ve pozisyonlarında bulunmayan profesör ve doçentler, tıp ve diş hekimliği fakültelerinin ihtiyaç duyulan alanlarında teorik ve uygulamalı eğitim ve öğretim ile araştırma faaliyetlerinde bulunmak ve bu faaliyetlerin gerektirdiği işleri yapmak üzere diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılmasına ilişkin hükümlerine tabi tutulmaksızın sözleşmeli öğretim üyesi olarak istihdam edilebilir." hükmüne yer verilmiştir. <br>Vakıf yükseköğretim kurumları, 2547 sayılı Kanun ve 2809 sayılı Kanun uyarınca düzenlenmiş olup, vakıf üniversitesi kadrosunda bulunan öğretim üyelerinin 2547 sayılı Kanunun 36. maddesi ile yapılan düzenlemeye yapılan atıfta mevzuata aykırılık bulunmamaktadır. <br>Yönetmeliğin 9. maddesinin 1. fıkrasında geçen (i), (r), (s) ibareleri yönünden; <br>Özel hastanelerin, gözlem yatakları hariç en az yüz hasta yataklı olarak açılabilmesi kurala bağlanmış ve yatak sayısı yüzün altında olan ruhsatlı faal özel hastanelerin en az 33 uzman hekim kadrosuna sahip olmaları ve bina ve fiziki koşulları sağlamaları halinde yatak sayılarının yüze çıkarılmasına izin verileceği esas madde ile düzenlenmiş olmakla ve yukarıda yer verilen mevzuat ile davalı idareye tanınan yetkiye istinaden dava konusu Yönetmeliğin Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (i), (r) ve (s) bentlerinin yürürlükten kaldırılmasına yönelik düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamıştır.<br>Yönetmeliğin Ek-8. maddesi yönünden;<br>Özel Hastaneler Yönetmeliğinin "Kapsam" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Yönetmelik Devlete, il özel idarelerine, belediyelere, üniversitelere ve diğer kamu tüzel kişilerine ait hastaneler hariç olmak üzere; gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişilerine ait hastaneleri kapsar." hükmüne yer verilerek Yönetmeliğin kapsamı belirlenmiş ve vakıf üniversitesi hastanelerine Yönetmelik kapsamında yer verilmemiştir. <br>Diğer taraftan, Anayasa'nın 130. maddesinin 2. fıkrasında, Kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumları kurabileceği belirtildikten sonra aynı maddenin son fıkrasında, vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumlarının, mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tabi olduğu hükme bağlanmıştır.<br> 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 5. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde, üniversiteler ile yüksek teknoloji enstitüleri ve bunlar içindeki fakülte, enstitü ve yüksekokulların, Cumhurbaşkanınca yapılan yükseköğretim planlaması çerçevesinde kanunla kurulacağı belirtilmiş olup; 7. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde, Devlet Kalkınma Planlarının ilke ve hedefleri doğrultusunda ve yükseköğretim planlaması çerçevesi içinde, bir üniversite içinde fakülte, enstitü ve yüksekokul açılmasına, birleştirilmesi veya kapatılması ile ilgili olarak doğrudan veya üniversitelerden gelecek önerilere dayalı kararlar almak ve gereği için Milli Eğitim Bakanlığına sunmak, yükseköğretim kurumları içinde bölüm, anabilim ve anasanat dalları ile uygulama ve araştırma merkezi açılması, birleştirilmesi veya kapatılması, konservatuvar, meslek yüksekokulu veya destek, hazırlık okul veya birimleri kurulması ile ilgili olarak doğrudan veya üniversitelerden gelecek öneriler üzerine karar vermek Yükseköğretim Kurulunun görevleri arasında sayılmıştır. Anılan Kanun'un Ek 2. maddesinde, vakıfların kazanç amacına yönelik olmamak şartıyla ve mali ve idari hususlar dışında akademik çalışmalar, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden bu Kanunda gösterilen esas ve usullere uymak kaydıyla yükseköğretim kurumları kurabilecekleri düzenlenmiş; Ek 6. maddesinde, kurulacak yükseköğretim kurumunun, vakıf tüzel kişiliği dışında ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olacağı belirtilmiş; Ek 8. maddesinde, öğretim elemanlarının niteliklerinin Devlet yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanlarının niteliklerinin aynısı olacağı hüküm altına alınmıştır.<br>Ayrıca, 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu'nun ek maddelerinde, vakıflar tarafından kurulan üniversitelerin kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kuruldukları hükme bağlanmıştır. <br>Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 5. maddesinde; "Vakıf üniversitesi gelirlerini sadece kendi üniversitelerini ve mülkiyeti üniversitelere ait kurum ve kuruluşları geliştirmek amacıyla harcamak kaydıyla, vakıflar tarafından kanunla kurulmuş bulunan kamu tüzel kişiliğine sahip, yüksek düzeyde araştırma, eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapan, fakülte, enstitü, yüksekokul, meslek yüksekokul, destek, hazırlık okulu veya birimleri, benzeri kuruluş ve birimlerden oluşan bir yükseköğretim kurumudur." düzenlemesi yapılmıştır. <br>Bu durumda vakıf üniversiteleri kamu tüzel kişiliğini haiz bir yükseköğretim kurumudur. Özel Hastaneler Yönetmeliğinin dava konusu Ek 8. maddesinin 31/05/2019 tarihli ve 30790 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişik hükmünde; vakıf üniversiteleri hastanelerinin, bu Yönetmelikte öngörülen planlama, ön izin ve ruhsatlandırma şartları ile sağlık insan gücü kriterlerine, bina, fizik yapı, tesis, tıbbi donanım ve hizmet standartlarına uyacağı belirtilerek, bu hastanelerin ruhsatlarının düzenlenmesi ile işletme hak ve usulüne ve personeline ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. <br>Davacı derneklerin kuruluş amaçlarına bakıldığında, dava konusu Yönetmeliğin Ek 8. maddesi ile 2547 sayılı Kanun kapsamında yükseköğretim kurumu olarak kurulan, yükseköğretim mevzuatına tabi olan, ayrı kamu tüzel kişiliğini haiz vakıf üniversiteleri hastaneleri hakkında yapılan düzenlemeyle menfaatlerinin olumsuz etkilenmediği, ancak bu düzenlemeden menfaati olumsuz etkilenenlerce dava konusu edilmesi halinde esasının incelenebileceği sonucuna varılmıştır. <br> Dava konusu Yönetmeliğin 11. maddesi ile değişik geçici 1. maddesinin 4. fıkrasındaki "bu madde kapsamında" ibaresinin iptali istemine yönelik olarak; <br>Anılan madde; "Bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten önce bu madde kapsamında Bakanlıktan ön izin almış özel hastanelerden beş yıllık ruhsatlandırma süresi sonunda ruhsat işlemlerini tamamlayamayanlara, bir kereye mahsus olmak üzere 11/07/2024 tarihine kadar ruhsatlandırma işlemlerini tamamlamak amacıyla ek süre verilebilir." kuralı getirilmiştir. <br>Maddenin içeriğinde ön izin almış olmayı 9. maddeye atfen değil, geçici 1. maddenin içeriğinde daha önceki fıkralarıya aşamaları belirlenmiş, belirtilen tarihler itibariyle Bakanlığa başvuru yapmış, 31/05/2019 tarihinden önce ön izin almış olanlara yönelik bir düzenleme olup, genel olarak Yönetmeliğin 9. maddesi ile düzenlenmiş olan ön izin için başvuruda bulunanların bütününe yönelik bir düzenleme değildir. Dolayısıyla dava konusu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ancak madde kapsamında belirtilen tarihlerde ön izin başvurusu bulunanlar yönünden bir düzenleme yapıldığını belirlemeye yönelik olarak "bu madde kapsamında" cümlesiyle ön izin almış olanları kapsadığını belirleyen düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır. <br>Açıklanan nedenlerle, dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 4. fıkrası 6. Cümlesinin iptaline, 7. Cümlesi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 68. maddesinin 2. fıkrası ve 5. fıkrasının iptaline, Yönetmeliğin Ek 5. maddesinin (e) bendi 5. alt bendinde,"bir özel hastane veya tıp merkezinde daha" cümlesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, Ek 8. maddenin ehliyet yönünden reddine, davanın diğer maddeler yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>Dava konusu düzenlemelerin bir kısmının 28/09/2019, 25/03/2021, 02/04/2022, 06/10/2022 ve 07/04/2023 tarihli Resmi Gazete nüshalarında yayımlanan Yönetmelikler ile değiştirildiği, ancak bu değişikliklerin bir kısmının düzenlemelerin esasını etkilemediği, dava konusu düzenlemelere, 7. maddenin 4. fıkrasının 7. cümlesi ile ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (o) bendinde yer alan "...ve 2547 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi..." ibaresi hariç aynı veya benzer şekilde yer verildiği, ayrıca ek 8. maddenin 1., 2. ve 5. fıkralarının daha önce yargı kararıyla iptal edildiği anlaşıldığından, değişikliğe uğrayan, ancak aynı veya benzer şekilde yeniden düzenlenmiş bulunan düzenlemeler ile yargı kararıyla daha önce iptal edilmiş düzenlemeler yönünden uyuşmazlığın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği sonucuna varılarak işin esasına geçildi:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>MADDİ OLAY :<br> 27/03/2002 tarihli ve 24708 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin bazı maddelerinde, 31/05/2019 tarihli ve 30790 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile birtakım değişiklikler yapılması üzerine davacı tarafından bakılan dava açılmıştır. <br><br>İLGİLİ MEVZUAT :<br>Anayasa’nın 56. maddesinde, Devletin; herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak, insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlardan yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği düzenlenmiştir. <br>3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu; 2. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; 9. maddesinin (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği hükme bağlanmıştır.<br>10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (c) bendinde, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek; (k) bendinde, sağlık insan gücü planlaması yapmak, sayı ve nitelik olarak ihtiyaca uygun insan gücü yetiştirilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak; (l) bendinde ise, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır. <br>Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir.<br>Anılan mevzuat hükümlerine dayanılarak; etkin, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasını sağlamak üzere, bütün özel hastanelerin tesis, hizmet ve personel standartlarının tespit edilmesine, sınıflandırılmasına, sınıflarının değiştirilmesine, amaca uygun olarak teşkilatlandırılmasına ve bunların açılmalarına, faaliyetlerine, kapanmalarına ve denetlenmelerine ilişkin usûl ve esasları düzenlemek amacıyla Özel Hastaneler Yönetmeliği hazırlanmış ve 27/03/2002 tarih ve 24708 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br>Anılan Yönetmeliğin "Sağlık kurum ve kuruluşlarının planlanması" başlıklı ek 4. maddesinin birinci fıkrasında, "Bakanlıkça aşağıdaki amaçlar doğrultusunda, faaliyetine ihtiyaç duyulan sağlık kurum ve kuruluşları ile bunlara ait sağlık insan gücü, tıbbi hizmet birimleri ve nitelikleri ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz dağılımı alanlarında kamu ve özel sektörü kapsayacak şekilde planlama yapılır:<br>a) Sağlık hizmetlerinin, demografik yapı ve epidemiyolojik özellikler de göz önünde bulundurulmak suretiyle kaliteli, hakkaniyete uygun ve verimli şekilde sunulması,<br>b) Sağlık kurum ve kuruluşlarının hizmet kapasiteleri, sağlık insan gücü ile çağdaş tıbbi bilgi ve teknolojinin ülke düzeyinde dengeli dağılımının sağlanması,<br>c) Koruyucu sağlık ve acil sağlık hizmetleri gibi işbirliği halinde hizmet sunumunun gerekli olduğu alanlarda uygun kapasitenin oluşturulması,<br>ç) Kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaması." düzenlemesine yer verilmiştir.<br><br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME : <br>A) Yönetmeliğin 7. maddesinin 4. fıkrasının 6. ve 7. cümlelerinin incelenmesi :<br>27/03/2002 tarihli ve 24708 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin -dava konusu değişiklik tarihinde yürürlükte olan haliyle- “Kadroların kullanım izni ve ek kadro tahsisi” başlıklı 7. maddesinin 4. fıkrasında, “Bakanlık tarafından ilan edilecek uzmanlık dallarından olmak üzere bu kadrolar için belirlenen kriterlere uygun olmak kaydıyla ve özel hastanenin bildireceği kadro iptal edilerek Bakanlıkça kadro değişimi yapılır.” hükmü yer almakta iken; 31/05/2019 tarihli ve 30790 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan dava konusu Yönetmeliğin 2. maddesi ile anılan fıkra, “Kadro talep tarihi itibarıyla aktif olarak faaliyet gösteren özel hastaneler, ruhsatlarında yazılı uzman hekim kadrolarını aynı il sınırları içerisindeki özel bir hastaneye ve tıp merkezine devredebilir veya karşılıklı olarak uzmanlık dalını değiştirebilirler. Bu şekilde kadro devri veya değiştirilmesinde hastanenin toplam uzman hekim kadrosunun en fazla % 10’una kadar il içerisinde izin verilir. Toplam uzman hekim kadrosunun %10’unun üzerindeki devir ve becayiş işlemleri Bakanlığın iznine tabidir. Hastanenin ve tıp merkezinin faaliyete devam etmesi için zorunlu asgari uzman hekim kadroları ile özellikli ünite ve birimlerin asgari uzman hekim sayılarının devrine izin verilmez. Kadro devri iş ve işlemleri Müdürlükçe Sağlık Kuruluşları Yönetim Sistemi (SKYS) üzerinden sonuçlandırılır ve Genel Müdürlüğe bildirilir. Özel hastanelerin ve tıp merkezlerinin bu fıkra kapsamında ruhsatlarına işlenen kadrolar tekrar bu fıkra kapsamında işleme alınamaz. Kadro devri veya becayiş yapan özel hastane ve tıp merkezi kadro devri veya becayiş yaptığı uzmanlık dalında kurumsal sözleşme ile hekim çalıştıramaz.” şeklinde değiştirilmiştir. <br>1) 6. cümle :<br>Davacı tarafından, günün ihtiyaçlarına göre bir özel hastanenin ihtiyaç duyduğu bir kadroyu daha sonra ihtiyacının kalmaması sebebiyle devredebileceği ya da ihtiyacı olmadığı için devrettiği bir kadroyu daha sonra ihtiyacı nedeniyle bir başka hastaneden devralmak isteyebileceği, bu konuda sözleşme serbestisi bulunduğu iddia edilerek düzenlemenin iptali istenilmekte; davalı idare tarafından ise, devir ve becayiş işlemlerinde suistimallerin önüne geçilmesi ve planlamanın dışına çıkılmaması amacıyla dava konusu sınırlamanın uygun görüldüğü savunulmaktadır. <br>Bakılan davada, mevzuatla davalı idareye tanınan planlama ve denetleme yetkisi çerçevesinde, planlamanın işlevsiz kalmasının önlenmesi, istihdamda belirliliğin sağlanması, özel hastanelerin ve tıp merkezlerinin kadrolarının takibinin ve denetiminin yapılabilmesi ve suistimallerin önüne geçilmesini teminen, hekimlerin ülke genelinde dengeli ve adil dağılımının gerçekleştirilmesi amacıyla, özel hastanelerin ve tıp merkezlerinin, kadro değişimi veya kadro devri yoluyla ruhsatlarına işlenen kadroların tekrar devir veya değişime konu edilememesinde üst hukuk normlarına, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir. <br>2) 7. cümle : <br> 28/09/2019 tarihli ve 30902 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesiyle anılan fıkra yeniden düzenlenmiş ve dava konusu cümle madde metninden çıkarılmıştır. <br>Dava konusu cümle ile aynı veya benzer yönde bir düzenlemeye söz konusu Yönetmelikte yer verilmemesi ve davacının haklarını ihlâl eder nitelikte tesis edilen herhangi bir bireysel işlemin de dava konusu edilmemesi karşısında dava hakkında karar verilmesine olanak bulunmamaktadır.<br>Bu durumda, Yönetmeliğin 7. maddesinin 4. fıkrasının 7. cümlesi yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir. <br><br>B) Yönetmeliğin 68. maddesinin 2. ve 5. fıkralarının incelenmesi : <br>Dava konusu Yönetmeliğin “Özel hastane statüsünde birleşme ve taşınmalar” başlıklı 68. maddesinde, "Özel hastane bulunduğu il içerisinde veya başka bir ile taşınabilir. Ancak bulunduğu ilden başka bir ile taşınma işlemi, Bakanlıkça yapılan planlamalara uygun bulunması halinde yapılabilir. Taşınma amacıyla başvuran özel hastaneler, taşınma taleplerinin uygun bulunduğu tarihten itibaren en geç iki yıl içerisinde ön izin belgesi ve ön izin belgesinin alındığı tarihten itibaren ise beş yıl içerisinde ruhsat belgesi alarak taşınma işlemlerini sonuçlandırmak zorundadır.<br>İhtiyaç duyulan sağlık hizmetleri için mevcut kaynakların daha verimli kullanılması amacıyla planlama kapsamındaki özel sağlık kuruluşları, tek başına veya birleşerek toplam otuzüç uzman tabip sayısını sağlamaları halinde aynı il içerisinde veya başka bir ilde yüz yataklı özel hastaneye dönüşebilir. Ancak, başka bir ilde özel hastaneye dönüşüm Bakanlıkça yapılan planlamalara uygun olması halinde yapılabilir." hükmü yer almakta iken; 31/05/2019 tarihli ve 30790 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 7. maddesi ile anılan madde, “Sağlık hizmetlerinin etkin ve kaliteli sunulması, mevcut kaynakların daha verimli kullanılması amacıyla ruhsatlı hastanelere aşağıdaki hususlarda izin verilebilir:<br>a) Özel hastaneler aynı il içerisinde veya başka bir ildeki 15/2/2008 tarihli ve 26788 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte yer alan planlama kapsamındaki özel sağlık kuruluşları ile birleşebilir. Ancak, başka bir ildeki özel sağlık kuruluşuyla birleşme işlemleri Bakanlıkça yapılan planlamalara uygun olması halinde yapılabilir.<br>b) Özel hastaneler aynı il içerisinde veya başka bir ildeki özel hastane ile birleşebilir. Ancak, başka bir ildeki özel hastaneyle birleşme işlemleri Bakanlıkça yapılan planlamalara uygun olması halinde yapılabilir. Özel hastanelerin kendi aralarında birleşmeleri halinde ruhsatlarında kayıtlı yatak sayıları ve kadro sayıları toplanarak birleştirilir. Birleşen hastanelerden kapasitesi daha küçük olan hastanenin yatak sayısının 75 ve altı olması halinde yatak sayısının %15’i; 75 yatak üzerinde olması halinde ise yatak sayısının %5’i oranında yatak ilave edilir. Birleşen hastanelerden kapasitesi daha küçük olan hastanenin yatak sayısının %5’i oranında uzman hekim kadrosu ilave edilir.<br>c) Özel hastaneler bulunduğu il içerisinde veya bulunduğu ilden başka bir ile taşınabilir. Taşınmak isteyen özel hastaneler Bakanlığa başvurur.<br>Bakanlık taşınma ve birleşme taleplerini, planlama ilkeleri çerçevesinde sağlık hizmeti sunulması için öngörülen asgari nüfus ve/veya ilde verilmesi hedeflenen sağlık hizmetleri ile uzman tabip dağılımı yönünden daha az yoğunluklu bölgeleri öncelikle dikkate alarak değerlendirir. Bakanlıkça başvuru uygun görülür ise birleşme veya taşınma işlemine izin verilir.<br>Birleşme ve/veya taşınma amacıyla başvuran özel hastaneler, taleplerinin uygun bulunduğu tarihten itibaren en geç iki yıl içerisinde ön izin belgesi ve ön izin belgesinin alındığı tarihten itibaren ise beş yıl içerisinde ruhsat belgesi alarak birleşme veya taşınma işlemlerini sonuçlandırmak zorundadır.<br>Özel hastane ile birleşme işlemi tamamlanan özel sağlık kuruluşlarının yeniden ayrılmasına izin verilmez.<br>Birleşme veya taşınma talebinde bulunan özel sağlık kuruluşları bu işlemler tamamlanmadan yeni bir birleşme veya taşınma talebinde bulunamazlar.<br>Bu madde kapsamında alınan ön izin belgesinin alındığı tarihten itibaren iki yıl içerisinde ön izne esas adreste değişiklik yapılmak istenmesi halinde ek süre verilmeksizin ön izin adres değişikliğine Bakanlıkça izin verilebilir.” şeklinde değiştirilmiştir.<br>Öte yandan, "Ruhsatın geri alınması" başlıklı 65. maddede, "Denetimlerde tespit edilen eksikliklerin verilen süre içinde giderilmemesi nedeniyle bir kısmında veya tamamında faaliyeti geçici olarak durdurulan hastanede, faaliyet durdurma tarihinden itibaren en geç bir yıl içinde eksiklikler giderilmezse, ruhsat Bakanlıkça askıya alınır. Ruhsatı askıya alınan hastanede eksikliklerin giderilip faaliyete geçilmesi için faaliyet durdurma tarihi bitimi<br> itibariyle en fazla bir yıllık ek süre verilir. Bu sürede de faaliyete geçemeyen hastanenin ruhsatı Bakanlıkça iptal edilir. Ayrıca;<br>a) Faaliyeti geçici olarak kısmen veya tamamen durdurulduğu halde hasta kabulüne devam eden özel hastanenin faaliyeti, iki kat süreyle tamamen durdurulur. Ancak, faaliyeti iki kat süreyle durdurulmasına rağmen hasta kabulü yapan,<br>b) Taşınma amacıyla faaliyetini askıya alan özel hastanelerden, taşınma taleplerinin uygun bulunduğu tarihten itibaren en geç iki yıl içerisinde ön izin belgesi ve ön izin belgesinin alındığı tarihten itibaren ise beş yıl içerisinde ruhsat belgesi almak için gerekli olan şartları sağlayamayan,<br>hastanenin ruhsatı Bakanlıkça iptal edilir." hükmü yer almakta iken; 31/05/2019 tarihli ve 30790 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 2. maddesi ile anılan maddenin 1. fıkrasının (b) bendi, “b) Bu Yönetmeliğin 68 inci maddesinde belirlenen süreler sonunda ön izin ve ruhsat belgesini alamayan” şeklinde değiştirilmiştir. <br>Yönetmeliğin 68. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, özel hastane ile Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte yer alan planlama kapsamındaki özel sağlık kuruluşlarının birleşmesi; (b) bendinde, özel hastanenin diğer bir özel hastane ile birleşmesine yönelik kurallar öngörülmüş, başka illerdeki özel sağlık kuruluşlarının birleşme işlemlerinin Bakanlıkça yapılan planlamalara uygun olması halinde yapılabileceği kurala bağlanmış; aynı fıkranın (c) bendinde ise, taşınmak isteyen özel hastanelerin Bakanlığa başvurması gerektiği belirtilmiştir. <br>Anılan fıkranın (b) bendinin, "birleşen hastanelerden kapasitesi daha küçük olan hastanenin yatak sayısının 75 ve altı olması halinde yatak sayısının %15’i; 75 yatak üzerinde olması halinde ise yatak sayısının %5’i oranında yatak ilave edilmesi" ve "birleşen hastanelerden kapasitesi daha küçük olan hastanenin yatak sayısının %5’i oranında uzman hekim kadrosu ilave edilmesi" yönündeki düzenlemesinin de, kapasitesi küçük olan hastanelerin birleşerek büyümesini, bu suretle de sağlık hizmeti sektöründe var olmalarını teşvik etmek amacını taşıdığı anlaşılmaktadır. <br>Bakılan davada, daha önce Ek 5. maddenin 1. fıkrasının (o) ve (p) bentlerinde yer alan birleşme ve taşınma işlemlerine yönelik kuralların, dava konusu düzenlemenin 2. ve 4. fıkralarına aynı şekilde aktarıldığı, buna göre başka bir ildeki özel hastaneyle birleşme işlemleri ile özel hastanelerin bulunduğu il içerisinde veya bulunduğu ilden başka bir ile taşınma işlemlerinin, Bakanlıkça planlama ilkeleri çerçevesinde sağlık hizmeti sunulması için öngörülen asgari nüfus ve/veya ilde verilmesi hedeflenen sağlık hizmetleri ile uzman tabip dağılımı yönünden daha az yoğunluklu bölgeleri öncelikle dikkate alınarak yapılacak değerlendirmede uygun görülmesi neticesinde gerçekleştirilebileceği; birleşerek taşınma işleminin Yönetmeliğin 65. maddesinin 4. fıkrasındaki süreler içinde tamamlanması gerektiğine yönelik Ek 5. maddenin 1. fıkrasının (o) bendi hükmünün atıf yaptığı fıkrada yer alan kuralın da 68. maddenin 3. fıkrasına birleşme ve/veya taşınma başvurularına uyarlanarak aktarıldığı; bu yapılırken 65. maddenin 1. fıkrasının (b) bendindeki kuralın, 68. maddeye atıf yapar şekilde koşutlaştırılarak düzenlendiği, Yönetmelikte farklı maddelere dağılmış durumda olan birleşme ve taşınma başvurularına yönelik düzenlemelerin aynı maddede toplandığı; 5. fıkradaki, birleşme veya taşınma talebinde bulunan özel sağlık kuruluşlarının bu işlemler tamamlanmadan yeni bir birleşme veya taşınma talebinde bulunamayacakları hükmünün, özel sağlık kuruluşu için köklü bir değişiklik mahiyetinde olan birleşme ve taşınma işlemlerinin takibinin sağlanabilmesine yönelik olduğu, birleşme ve taşınma işlemlerinin niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.<br>Bu nedenlerle, mevzuat ile Sağlık Bakanlığına tanınan planlama yetkisi çerçevesinde ve bu yetkinin kullanılmasına yönelik ilkeler gözetilerek yapıldığı anlaşılan dava konusu düzenlemelerin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu sonucuna varılmaktadır. <br><br>C) Yönetmeliğin Ek 5. maddesinin 1. fıkrasında yapılan dava konusu değişikliklerin incelenmesi :<br>Dava konusu Yönetmeliğin "Özel hastanenin kalite ve verimliliğini artırmak amacıyla izin verilebilecek hususlar" başlıklı Ek 5. maddesinin 1. fıkrasında, "... b) Hasta yatağı ve yoğun bakım yataklarının arttırılmasına, uluslararası standartlar ve ulusal sağlık hizmet sunum planlamaları çerçevesinde Bakanlıkça uygun bulunması halinde izin verilebilir. Ancak yoğun bakım yatak sayısı ile kuvöz sayılarının toplamı toplam hasta yatak sayısının %30’unu geçemez. ...<br>e) Ayrıca;<br>1) Özel hastanelerde çalışan tabip ve diş tabipleri, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla bulunduğu ilde planlama kapsamındaki birden daha fazla özel sağlık kuruluşunda çalışabilir. Diğer sağlık çalışanları ise planlama kapsamındaki en fazla bir özel sağlık kuruluşunda daha çalışabilir.<br> ...<br>5) Özel Sağlık Kuruluşlarında çalışan tabip/uzman tabipler, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla, çalıştıkları sağlık kuruluşundaki çalışma saatleri dışında başka bir özel hastanenin acil servis, klinik servis ve ünitelerinde nöbet tutabilir. Bu tabiplerin nöbet listesi aylık olarak düzenlenir ve Müdürlükçe onaylanır. Özel hastane kadrosunda çalışan tabip ve uzman tabipler, hastanedeki çalışma saatleri dışında 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla kurumsal sözleşme yapılarak diğer özel hastane veya tıp merkezlerinde çalıştırılabilir. Ancak, bu durumda tabip ve uzman tabiplerin muvafakatinin alınması zorunludur. Sözleşme Müdürlüğe bildirilir ve ilgili tabip ve uzman tabiplere çalışma belgesi düzenlenir. Özel hastanenin kadrosunda çalışan sözleşmeye konu tabip ve uzman tabiplerin kadrodan ayrılmaları halinde sözleşme sona erer. ...<br>i) Hekimlerin başka bir ildeki hastanede veya tıp merkezinde hizmet vermek istemeleri halinde;<br>1) Hizmet verilecek hastanenin/tıp merkezinin tıbbi ve fiziki şartları ile personel özelliklerinin uygun olması,<br>2) Tedavi edilen hastaların sonraki bakım ve destek hizmetlerinin aksatılmaması,<br>3) Kadrolu çalıştıkları hastane ve hizmet sunacakları hastane/tıp merkezi ile olan sözleşmelerinde bu durumun açıkça belirtilmesi,<br>zorunludur. Bu durumda hizmet sunacakları hastane/tıp merkezinin bulunduğu İldeki Müdürlükçe tabip adına ek-12’deki personel çalışma belgesi düzenlenir. ...<br>m) Özel hastaneler Bakanlığın izni ile; planlama kapsamındaki ünite ve merkezleri ilgili mevzuatına uygun olmak kaydıyla başka özel hastaneye devredebilir veya özel hastaneler kendi aralarında veya tıp merkezleri ile karşılıklı kadro değişimi yapabilir. Ancak, il dışına ünite ve merkez devri ile karşılıklı kadro değişimi, Bakanlık planlamalarına uygun bulunması halinde yapılabilir. ...<br>o) Birleşme talep tarihi itibariyle aktif olarak faaliyet gösteren planlama kapsamındaki özel sağlık kuruluşları ile özel hastaneler, aynı il sınırları içinde özel hastane bünyesinde birleşebilir. Birleşme işlemi iki yıl içerisinde tamamlanır. Özel hastanenin bulunduğu il dışındaki başka bir kuruluşla birleşmesi halinde ise Bakanlığa başvurulur. Bakanlık başvuruyu planlama ilkeleri çerçevesinde sağlık kuruluşu hizmeti sunulması için öngörülen asgari nüfus ve/veya ilde verilmesi hedeflenen sağlık hizmetleri ile uzman ve tabip dağılımı yönünden daha az yoğunluklu bölgeleri öncelikle dikkate alarak değerlendirir. Başvuru uygun görülür ise birleşerek taşınmaya izin verilir ve birleşerek taşınma işlemi 65 inci maddenin dördüncü fıkrasında belirlenen süre içerisinde tamamlanır. Birleşme işlemi tamamlanan özel sağlık kuruluşları tekrar ayrılma talebinde bulunamaz. ...<br>r) Hastane yatak sayısı 75’ten az olan özel hastanelerden bu Yönetmelikte öngörülen bina şartlarının tamamını sağlayanlar ile taşınarak sağlayanların, talepleri halinde hastane yatak sayısı en fazla 75’e ruhsatlandırma aşamasında tamamlanabilir. Bu şekilde yatak sayısı artan özel hastanelerden uzman tabip kadro sayısı 25’in altında olanlara, bu sayıyı aşmamak ve bir defaya mahsus olmak kaydıyla, ilave edilen yatak sayısının 1/6 sına kadar uzman tabip kadrosu ruhsatlandırma aşamasında verilebilir. <br>s) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren;<br>1) Toplam yatak sayısı yüzün altında olan özel hastanelerin, yüz yatak için gerekli otuz üç uzman hekim kadrosu bulunması veya bu kadroyu aynı il içerisinde planlama kapsamındaki diğer özel sağlık kuruluşları ile birleşerek sağlamaları halinde yatak sayısını yüze tamamlamasına izin verilir. Ancak, başka ilde bulunan planlama kapsamındaki diğer özel sağlık kuruluşları ile birleşme suretiyle sağlanacak ise Bakanlığın planlamaları çerçevesinde talep değerlendirilir ve Bakanlıkça uygun bulunması halinde yapılabilir.<br>2) Toplam yatak sayısı yüzün üzerinde olan özel hastanelerin, aynı il içerisinde planlama kapsamındaki diğer özel sağlık kuruluşları ile birleşerek ilave her onaltı uzman hekim kadrosunu sağlamaları halinde elli yatak ilave etmelerine izin verilir. Ancak, başka ilde bulunan planlama kapsamındaki diğer özel sağlık kuruluşları ile birleşme suretiyle sağlanacak ise Bakanlığın planlamaları çerçevesinde talep değerlendirilir ve Bakanlıkça uygun bulunması halinde yapılabilir.<br>3) Özel hastanelerin kendi aralarında birleşmelerinde ruhsatlarında kayıtlı mevcut toplam yatak ve kadro sayısı korunur. ..." hükmü yer almakta iken; 31/05/2019 tarihli ve 30790 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 9. maddesi ile, Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (b), (m) ve (o) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı fıkranın (e) bendinin (5) numaralı alt bendindeki “diğer özel hastane veya tıp merkezlerinde” ibaresi “bir özel hastane veya tıp merkezinde daha” şeklinde değiştirilmiş ve (i), (r) ve (s) bentleri yürürlükten kaldırılmıştır;<br>“b) Özel hastanelerin hasta yatağı ve yoğun bakım yatak sayılarının artırılmasına, planlama ilkeleri çerçevesinde sağlık hizmeti sunulması için öngörülen asgari nüfus ve/veya ilde verilmesi hedeflenen sağlık hizmetleri, uzman tabip dağılımı ile özel hastane ve ildeki toplam yatakların kullanım oranları dikkate alınarak Bakanlıkça uygun bulunması halinde izin verilebilir. Ancak yoğun bakım (erişkin, çocuk ve yenidoğan) yatak sayılarının toplamı toplam hasta yatak sayısının %30’unu geçemez. Bu bendin yürürlüğe girdiği tarihten önce ruhsat almış olan veya ön izin ve ruhsatlandırma işlemleri devam eden özel hastanelerin yatak sayıları da en geç iki yıl içerisinde bu maddeye uygun hale getirilir. Yoğun bakım yataklarının tescil işlemlerinde yoğun bakımlarla ilgili Tebliğ hükümleri uygulanır.”<br>“m) Özel hastaneler Bakanlığın izni ile planlama kapsamındaki ünite ve merkezleri ilgili mevzuatına uygun olmak kaydıyla başka özel hastaneye devredebilir. Ancak, il dışına ve birden fazla sağlık hizmet bölgesi olan illerde bölge dışına ünite ve merkez devri, Bakanlık planlamalarına uygun bulunması halinde yapılabilir. Planlama kapsamındaki ünite ve merkezlerin devrinde, devre konu edilen ünite ve merkezlerin Bakanlıkça belirlenen asgari tıbbi cihazları ve asgari uzman hekim kadroları birlikte devredilir. Devreden özel hastane bünyesinde kalan tıbbi cihaz ve uzman hekim kadroları bu hastaneye ünite ve merkez kurma hakkı vermez. Devir işlemi gerçekleştikten sonra devreden hastanenin faaliyet izin belgesinden özellikli ünite ve merkezler çıkarılır. Bu fıkra kapsamında özel hastaneye devredilen ünite ve merkezler başka bir özel hastaneye devredilemez. Devir alınan planlama kapsamındaki ünite ve merkezler en geç 2 yıl içerisinde faaliyete başlamak zorundadır.”<br>“o) Vakıf üniversitesi kadrosunda bulunan tıp ve diş hekimliği fakülteleri öğretim üyelerinin üniversite hastanesi ve işbirliği yapılan özel hastane dışında görev alması, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesi ve 2547 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi hükümlerine tabidir. Ancak kurumsal sözleşme ve bu maddede düzenlenen istisnai çalışma halleri hariç hangi usulle olursa olsun özel hastaneler ruhsatlarında belirtilen uzman hekim kadrosu dışında uzman hekim çalıştıramaz.”<br>1) (b) bendinin 3. cümlesi :<br>İlk defa ruhsat / ön izin alacak özel hastanelerin yoğun bakım (erişkin, çocuk ve yenidoğan) yatak sayılarının toplamının toplam hasta yatak sayısının %30'unu geçemeyeceğine ilişkin hükmün 22/03/2017 ve 30015 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 36. maddesiyle söz konusu bende eklendiği, dava konusu düzenleme ile de, daha önce ruhsat almış olan veya ön izin ve ruhsatlandırma işlemleri devam eden özel hastanelerin bu kurala uyum sağlamaları için iki yıllık bir süre tanındığı görülmüş olup, birden çok uzmanlık dalını ilgilendiren tedavi planlamasına ihtiyaç duyan yoğun bakım hastalarının gerekli sağlık hizmetini alabilmeleri için kısıtlama getiren ve geçiş için makul bir süre öngören düzenlemede üst norma, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır. <br>Öte yandan, davacı tarafından, düzenlemenin kazanılmış haklara saygı ilkesine aykırı olduğu iddia edilmekte ise de, dava konusu düzenlemenin kamu sağlığını ilgilendirmesi, hizmet niteliğinin artırılmasına yönelik öngörülmesi ve 22/03/2017 yılında getirilen kurala 31/05/2019 tarihinden itibaren iki yıllık uyum süresinin tanınması karşısında, bu iddiaya itibar edilmemiştir. <br>2) (e) bendinin (5) numaralı alt bendinde yer alan "...bir özel hastane veya tıp merkezinde daha..." ibaresi :<br> 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 12. maddesi 2. fıkrasında, "Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar; 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesi, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 27 nci maddesi, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 36 ncı maddesi ile 17/11/1983 tarihli ve 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun 32 nci maddesi saklı kalmak kaydıyla, aşağıdaki sağlık kurum ve kuruluşlarında mesleklerini icra edebilir:<br> a) Kamu kurum ve kuruluşları. <br> b) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan vakıf üniversiteleri. <br> c) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan vakıf üniversiteleri, serbest meslek icrası." düzenlemesine yer verilmiş; aynı maddenin 3. fıkrasında, tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların, Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamaları çerçevesinde ve ikinci fıkranın her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabileceği hüküm altına alınmıştır.<br> Yukarıda yer verilen 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 3. maddesi, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesi ve bu düzenlemelere dayanılarak çıkarılan Özel Hastaneler Yönetmeliği hükümleri gereği Sağlık Bakanlığının, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamaya ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini sağlamaya ve bunu denetlemeye yetkili olduğu hususu yerleşik Danıştay içtihatları ile sabittir. <br>Dava konusu bentte, kadrolu çalışmanın istisnalarının düzenlendiği, anılan bendin, (1) numaralı alt bendinde, özel hastanelerde çalışan tabip ve diş tabiplerinin, planlama kapsamındaki birden daha fazla özel sağlık kuruluşunda çalışabileceği kuralı belirtildikten sonra, (5) numaralı alt bendinde, özel hastanedeki çalışmanın dışında diğer özel sağlık kuruluşlarında yapılacak çalışmanın şartlarına/detaylarına yer verildiği, bu kapsamda da bir özel hastanede kadrolu çalışan tabibe, kurumsal sözleşme yapılarak, kadro şartı aranmaksızın bir özel hastane veya tıp merkezinde daha çalışma imkânı sağlandığı, bu şekilde çalışmanın hekimin muvafakati şartına bağlandığı, ayrıca tabiplere çalıştıkları sağlık kuruluşundaki çalışma saatleri dışında bir özel hastanenin acil servis, klinik servis ve ünitelerinde nöbet tutabilme imkânı getirildiği de dikkate alındığında, dava konusu değişiklik ile planlama kapsamındaki kısıtlı tabip insan gücünün kaliteli ve verimli kullanılabilmesinin, hastaların sağlık hizmetine yeterli ve nitelikli düzeyde erişebilmesinin amaçlandığı ve değişikliğin 1219 sayılı Kanun'a uygun olduğu anlaşılmakla anılan düzenlemede kamu yararı ve hizmet gerekleri ile hukuka aykırılık görülmemiştir.<br>3) (m) bendinde yer alan "Bu fıkra kapsamında özel hastaneye devredilen ünite ve merkezler başka bir özel hastaneye devredilemez." cümlesi :<br>Davacı tarafından, dava konusu düzenleme ile mülkiyet hakkının ihlal edildiği, iki hastane arasında sözleşme serbestisi kapsamında yapılabilecek işlemlerin kısıtlandığı iddia edilerek düzenlemenin iptali istenilmekte; davalı idare tarafından ise, ünite ve merkezlerdeki tıbbî cihaz ve donanımların atıl hale gelmesinin ve kaynak israfının engellendiği savunulmaktadır. <br>Dava konusu kuralın, mevzuatla davalı idareye tanınan planlama ve denetleme yetkisi çerçevesinde, planlamanın işlevsiz kalmasının önlenmesi, istihdamda belirliliğin sağlanması, özel hastanelerin özellikli sağlık hizmetlerinin sunulduğu ünite ve merkezlerinin takibinin ve denetiminin yapılabilmesi ve suistimallerin önüne geçilmesini teminen, ünite ve merkezlerin ülke genelinde dengeli ve adil dağılımının gerçekleştirilmesi amacıyla getirildiği açık olup, özel hastanelerin devraldığı ünite ve merkezlerin tekrar devre konu edilememesinde üst hukuk normlarına, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir. <br><br>4) (o) bendinde yer alan "...ve 2547 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi..." ibaresi :<br> 06/10/2022 tarihli ve 31975 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesiyle anılan fıkra yeniden düzenlenmiş ve dava konusu ibare madde metninden çıkarılmıştır. <br>Dava konusu ibare ile aynı veya benzer yönde bir düzenlemeye söz konusu Yönetmelikte yer verilmemesi ve davacının haklarını ihlâl eder nitelikte tesis edilen herhangi bir bireysel işlemin de dava konusu edilmemesi karşısında dava hakkında karar verilmesine olanak bulunmamaktadır.<br>Bu durumda, Yönetmeliğin ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (o) bendinde yer alan "...ve 2547 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi..." ibaresi yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir. <br>5) (i) bendi :<br>Davacı tarafından, hekimlerin bulundukları ilden başka bir ilde çalışmalarına ilişkin düzenlemenin yürürlükten kaldırıldığı, yerine bu konuda başka bir hüküm de ihdas edilmediği iddia edilerek anılan değişikliğin iptali istenilmektedir. <br>Söz konusu düzenlemede, hekimlerin kadrolu çalıştıkları hastaneden başka bir ildeki hastanede veya tıp merkezinde hizmet vermek istemeleri halinde, çalışma koşulları ve hasta sağlığının korunması açısından özel sağlık kuruluşlarının standartlarının bu duruma uygun olması kurala bağlanmışken dava konusu değişiklik ile bu düzenleme yürürlükten kaldırılmıştır. <br>1219 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların, anılan maddenin 2. fıkrasının her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışma hakkına sahip olduğu, bu çalışmada da Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamalarının esas alınacağı, Yönetmeliğin dava konusu Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde, hekimin başka bir ilde çalışmak istemesi halinde uyulması zorunlu olan çalışma koşulları ile kuruluş standartlarının belirtildiği ve bunun işin doğasından kaynaklandığı, bu düzenlemenin yürürlükten kaldırılmasının da, Yönetmelikte bu hususu kısıtlayan başka bir hükme de yer verilmemesi karşısında, hekimin başka bir ilde çalışmasının engellendiği anlamına gelmeyeceği anlaşılmaktadır. <br>Nitekim, 28/09/2019 tarih ve 30902 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmeliğin 5. maddesi ile, Ek 5. maddenin 1. fıkrasının (e) bendinin (5) numaralı alt bendi, "Özel Sağlık Kuruluşlarında çalışan tabip/uzman tabipler, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla, çalıştıkları sağlık kuruluşundaki çalışma saatleri dışında başka bir özel hastanenin acil servis, klinik servis ve ünitelerinde nöbet tutabilir. Bu tabiplerin nöbet listesi aylık olarak düzenlenir ve Müdürlükçe onaylanır. Muayenehaneler hariç planlama kapsamındaki özel sağlık kuruluşlarında çalışan tabip ve diş tabipleri, Bakanlığın istihdam planlamaları gereğince, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla kadrolu çalıştığı özel sağlık kuruluşu dışında planlama kapsamındaki iki özel sağlık kuruluşunda daha çalışabilir. Bu kuruluşlardan bir tanesi kadrolu çalıştığı il dışındaki planlama kapsamındaki bir özel sağlık kuruluşu da olabilir.” şeklinde değiştirilmiş, böylece özel sağlık kuruluşlarında çalışan tabip ve diş tabiplerinin il dışında çalışabilmelerine ilişkin yeni bir kural ihdas edilmiştir.<br>Bu nedenlerle, dava konusu değişiklikte üst norma, hasta sağlığı ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. <br>6) (r) ve (s) bentleri : <br>Söz konusu düzenlemelerde, hastane yatak sayısı esas alınarak bazı şartları sağlayan özel hastanelere yatak sayısı ve uzman tabip kadrosu ilavesi imkanı tanınmışken, bu istisnai düzenlemeler dava konusu değişiklik ile yürürlükten kaldırılmış, (r) bendindeki düzenleme, küçük kapasiteli hastanelerin birleşerek büyümelerini sağlama amacına uyarlanarak Yönetmeliğin 68. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine aktarılmıştır.<br>Bu haliyle, özel hastanelerin yatak sayılarını artırmalarının imkansız hale geldiğinden bahsedilemeyeceği, davalı idarece planlama yetkisinin sağlık hizmet alanının güncel ihtiyaçları gözetilerek kullanıldığı anlaşıldığından, dava konusu değişikliğin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu sonucuna varılmıştır. <br>Davacı tarafından hukuki güvenlik ilkesine aykırı düzenleme yapıldığı iddia edilmekte ise de, özel hastanelere yatak sayısı ve uzman tabip kadrosu ilavesine yönelik düzenlemenin istisnai nitelikte olması, kamu sağlığını ilgilendirmesi, dava konusu değişikliğin hizmet niteliğinin artırılmasına yönelik öngörülmesi karşısında, bu iddiaya itibar edilmemiştir.<br><br>D) Yönetmeliğin Ek 8. maddesinin incelenmesi :<br>Dava konusu Yönetmeliğin ek 8. maddesi, 31/05/2019 tarih ve 30790 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 10. maddesi ile, başlığı ile birlikte değiştirilerek, “Vakıf üniversitelerine ait hastaneler ve vakıf üniversiteleri ile özel hastane işbirliği" başlığı altında; <br> "Vakıf üniversitelerine ait hastaneler ilgili mevzuattan kaynaklanan muafiyetleri saklı kalmak kaydıyla bu Yönetmelikte öngörülen planlama, ön izin ve ruhsatlandırma şartları ile sağlık insan gücü kriterlerine, bina, fizik yapı, tesis, tıbbi donanım ve hizmet standartlarına uyar.<br> Vakıf üniversitelerine ait hastanelerin ruhsatları üniversitenin adıyla düzenlenir ve hastane yalnızca üniversite tarafından işletilir. Hastane ruhsatında yazılı isim dışında isim kullanılamaz. Laboratuvar ve görüntüleme hizmetleri dışında tüm tıbbi hizmet birimlerinin ruhsat sahibi üniversite tarafından işletilmesi zorunludur. İşletme hakkının kısmen veya tamamen gerçek veya tüzel kişilere hiçbir şekilde devri mümkün değildir. Bu maddenin yürürlüğü girdiği tarihten önce Bakanlıkça vakıf üniversitelerine verilmiş hastane ön izinleri bir kereye mahsus olmak üzere ön izne esas projelerindeki kapasiteleriyle sınırlı olmak ve 68 inci maddede öngörülen sürelerde ruhsatname alınmak kaydıyla devredilebilir.<br> Tıp ve diş hekimliğinde lisans eğitimi, tıp, diş hekimliği ve eczacılıkta uzmanlık eğitimi ile araştırma faaliyetleri için yeterli kapasite ve eğitim altyapısı bulunan özel hastaneler; tıp ve/veya diş hekimliği fakültesi bulunan ancak hastanesi bulunmayan veya hastanesinde yeterli kapasite ve eğitim altyapısı bulunmayan vakıf üniversiteleri ile bütçeleri ayrı olmak şartıyla işbirliği yapabilir.<br> Vakıf üniversiteleri ile işbirliği yapan özel hastanelere üniversiteden görevlendirilecek doçent ve profesör unvanlı öğretim üyeleri için hastanenin ruhsatında kayıtlı mevcut uzman hekim kadroları kullanılmak zorundadır. Hastane uzman hekim kadrosunun YÖK tarafından belirlenen asgari eğitim standardı için yetersiz olması halinde hastane, kendi kadrosunda bulunan başka bir uzmanlık dalı kadrosunu Bakanlık ile becayiş yoluyla değiştirerek asgari eğitim standardını sağlayabilir. İşbirliği protokolü kapsamında hastaneye planlamadan istisna uzman hekim kadrosu, tıbbi hizmet birimi ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz verilmez. Bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten önce vakıf üniversitesi ile işbirliği protokolü bulunan hastanelere Bakanlıkça planlamadan istisna olarak verilmiş bulunan uzman hekim kadroları ve uzmanlık dallarının gerektirdiği tıbbi hizmet birimleri ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihazlar protokol süresinin bitiş tarihinde herhangi bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır. Ancak, protokolün bitmesine iki yıldan az süre kalmış hastanelerin iptal işlemleri bu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihten itibaren ikinci yılın sonunda uygulanır.<br> Vakıf üniversiteleri kadrolarında bulunan öğretim üyesi tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar tıp fakültesi/diş hekimliği fakültesinin bulunduğu il dışındaki özel hastanelerde çalışamaz. Bu fıkranın hükümlerine aykırı olarak çalışan öğretim üyelerinin görevlendirmeleri 31/12/2019 tarihinde sonlandırılır.” şeklinde yeniden düzenlenmiştir.<br> 1) 1., 2. ve 5. fıkralar :<br> Aynı düzenlemenin iptali istemiyle açılan davada, daha önce Danıştay Onuncu Dairesinin 21/06/2022 tarih ve E:2020/5323, K:2022/3394 sayılı kararıyla, söz konusu maddenin 1., 2. ve 5. fıkralarının iptaline karar verildiğinden, anılan fıkralar yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.<br>2) 3. ve 4. fıkralar :<br>3359 sayılı Kanun'a, 20/08/2016 tarih ve 6745 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile eklenen ek 15. maddesinde, "Tıp ve/veya diş hekimliği fakültesi bulunan ancak sağlık uygulama ve araştırma merkezi bulunmayan veya sağlık uygulama ve araştırma merkezinde yeterli kapasite ve eğitim altyapısı bulunmayan vakıf üniversiteleri; tıp ve diş hekimliğinde lisans eğitimi, tıp, diş hekimliği ve eczacılıkta uzmanlık eğitimi ile araştırma faaliyetleri için yeterli kapasite ve eğitim altyapısı bulunan özel hastaneler ile bütçeleri ayrı olmak şartıyla işbirliği yapabilir. İlgili üniversite ve özel hastanenin yetkili makamları arasında işbirliği protokolü imzalanır ve Sağlık Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulunun onayıyla uygulamaya konulur.<br>İşbirliği yapılan özel hastane, üniversite için sağlık uygulama ve araştırma merkezi kabul edilir. Burada fiilen görev yapacak olan üniversite öğretim elemanları, ilgili dekan ve hastane yöneticisinin talebi üzerine rektör tarafından görevlendirilir. Görevlendirilen üniversite personeline kendi mevzuatı uygulanır. İşbirliği yapılan özel hastane, öğretim üyelerinin faaliyetleri ve üniversitenin eğitim ve araştırma işlevleri dışında kendi mevzuatına tabi olmaya devam eder.<br>Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Yükseköğretim Kurulunun görüşü alınarak Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenir.” hükmü yer almaktadır.<br> Anılan Kanun hükmünde, vakıf üniversitesi ile özel hastane arasında yapılacak olan işbirliği yasal dayanağa kavuşturulmuş, bu işbirliğine ilişkin ana esaslar ve koşullar belirlenmiştir.<br> Dava konusu Yönetmeliğin ek 8. maddesinin, 31/05/2019 tarih ve 30790 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişik 3. fıkrasında, tıp ve diş hekimliğinde lisans eğitimi, tıp, diş hekimliği ve eczacılıkta uzmanlık eğitimi ile araştırma faaliyetleri için yeterli kapasite ve eğitim altyapısı bulunan özel hastanelerin, tıp ve/veya diş hekimliği fakültesi bulunan ancak hastanesi bulunmayan veya hastanesinde yeterli kapasite ve eğitim altyapısı bulunmayan vakıf üniversiteleri ile bütçeleri ayrı olmak şartıyla işbirliği yapabileceği; 4. fıkrasında ise, vakıf üniversiteleri ile işbirliği yapan özel hastanelere üniversiteden görevlendirilecek doçent ve profesör unvanlı öğretim üyeleri için hastanenin ruhsatında kayıtlı mevcut uzman hekim kadrolarının kullanılmak zorunda olduğu, hastane uzman hekim kadrosunun YÖK tarafından belirlenen asgari eğitim standardı için yetersiz olması halinde hastanenin, kendi kadrosunda bulunan başka bir uzmanlık dalı kadrosunu Bakanlık ile becayiş yoluyla değiştirerek asgari eğitim standardını sağlayabileceği; işbirliği protokolü kapsamında hastaneye planlamadan istisna uzman hekim kadrosu, tıbbi hizmet birimi ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz verilmeyeceği, bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten önce vakıf üniversitesi ile işbirliği protokolü bulunan hastanelere Bakanlıkça planlamadan istisna olarak verilmiş bulunan uzman hekim kadroları ve uzmanlık dallarının gerektirdiği tıbbi hizmet birimleri ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihazların protokol süresinin bitiş tarihinde herhangi bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılacağı, ancak, protokolün bitmesine iki yıldan az süre kalmış hastanelerin iptal işlemlerinin bu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihten itibaren ikinci yılın sonunda uygulanacağına ilişkin düzenlemeler yapıldığı görülmektedir.<br> Bu durumda, 3359 sayılı Kanun'un ek 15. maddesinin uygulanmasını göstermek amacıyla ve dayanağı hükme uygun olarak getirilen dava konusu ek 8. maddenin 3. ve 4. fıkralarında hukuka aykırılık görülmemiştir. <br> Öte yandan, 3359 sayılı Kanun'da verilen yetkiye dayanılarak, dava konusu Yönetmeliğin ek 8. maddesinin 4. fıkrasında düzenlenen hususların vakıf üniversiteleri ile işbirliği yapan özel hastanelerde verilecek sağlık hizmetinin düzenli, kaliteli ve verimli sunulabilmesi için getirildiği ve kamu yararı ile hizmet gereklerine uygun olduğu anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede bu yönüyle de hukuka aykırılık bulunmamaktadır. <br><br>E) Yönetmeliğin geçici 1. maddesinin 4. fıkrasındaki "...bu madde kapsamında..." ibaresinin incelenmesi :<br>Dava konusu Yönetmeliğin geçici 1. maddesinin daha önce yürürlükten kaldırılan 4. fıkrası, 31/05/2019 tarihli ve 30790 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 11. maddesiyle, “Bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten önce bu madde kapsamında Bakanlıktan ön izin almış özel hastanelerden beş yıllık ruhsatlandırma süresi sonunda ruhsat işlemlerini tamamlayamayanlara, bir kereye mahsus olmak üzere 11/7/2024 tarihine kadar ruhsatlandırma işlemlerini tamamlamak amacıyla ek süre verilebilir.” şeklinde yeniden düzenlenmiştir.<br>Dava konusu düzenleme ile, geçici 1. madde kapsamında daha önce ön izin almış özel hastanelerden beş yıllık ruhsatlandırma süresi sonunda ruhsat işlemlerini tamamlayamayanlara bir kereye mahsus olmak üzere, ruhsat işlemlerini tamamlamak amacıyla ek süre verilebileceği öngörülmüştür. <br>Bu haliyle, son yıllarda koronavirüs pandemisinin de etkisiyle dünya çapında oluşan ve öngörülemeyen ekonomik sıkıntılar dikkate alınarak sağlık hizmet sunucularının kamu sağlığını doğrudan ilgilendiren sistemdeki varlıklarını korumaları ve mevcut yatırımların tamamlanması amacıyla yapılan düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır. <br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. 27/03/2002 tarihli ve 24708 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin, 31/05/2019 tarihli ve 30790 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değişik 7. maddesinin 4. fıkrasının 7. cümlesi, ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (o) bendinde yer alan "...ve 2547 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi..." ibaresi ile ek 8. maddesinin 1., 2. ve 5. fıkralarının iptali istemi yönünden dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2. Yönetmeliğin diğer maddeleri yönünden DAVANIN REDDİNE,<br>3. Netice itibarıyla kısmen davanın reddine, kısmen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği ve dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 4. fıkrasının 7. cümlesi, ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (o) bendinde yer alan "...ve 2547 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi..." ibaresi ile ek 8. maddesinin 1., 2. ve 5. fıkraları yönünden davanın açılmasına davalı idarenin sebebiyet verdiği göz önünde bulundurulduğunda, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin … TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, geriye kalan … TL'sinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, <br>4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL duruşmalı vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, aynı Tarife uyarınca … TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine,<br>5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,<br>6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 02/11/2023 tarihinde, ek 8. maddenin 1., 2. ve 5. fıkraları yönünden oy çokluğuyla, diğer düzenlemeler yönünden oy birliğiyle karar verildi.<br><br><br> (X) - KARŞI OY :<br><br>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması" başlıklı 56. maddesinin 1. fıkrasında, herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu; 3. fıkrasında, Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği hükme bağlanmıştır.<br>3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde; bu Kanun'un, Milli Savunma Bakanlığı hariç, bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişilerini ve gerçek kişileri kapsadığı belirtilmiş, "Temel Esaslar" başlıklı 3. maddesinin (a) bendinde; sağlık kurum ve kuruluşları yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak planlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği, (c) bendinde; bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu hüküm altına alınmıştır.<br>Anılan Kanun'un 9. maddesinin (c) bendinde ise; bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususlar Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği hükmüne yer verilmiştir.<br>Öte yandan, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun Ek 3. maddesine, 16/10/2020 tarih ve 31276 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7254 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 6. maddesiyle eklenen (e) bendinde;<br>"Tıp fakültesi kurmak isteyen vakıf yükseköğretim kurumlarının; eğitim ve öğretim faaliyetleri ile sağlık hizmetleri sunumu için asgari iki yüz yatak kapasitesine sahip, Yükseköğretim Kurulunun tıp eğitimi için gerekli gördüğü asgari fiziki mekân ve donanım şartlarını sağlayan, Sağlık Bakanlığının planlama ilkeleri çerçevesinde kendi mülkiyetinde yapacağı hastaneye ait ön izin belgesi veya yukarıdaki şartları haiz, mevcutta faaliyet gösteren bir hastanenin, tıp fakültesi kurulmasını takiben üniversiteye devredileceğine dair belgeler; açılmış olan tıp programına öğrenci alabilmek için ise vakıf üniversitesinin kendi mülkiyetinde, ruhsatı ve işletme hakkı kendisine ait bulunan yukarıdaki şartları haiz hastanesinin varlığını gösteren belgeler." vakıf veya birden fazla vakfın yetkili yönetim organları tarafından, yükseköğretim kurumu kurma ile ilgili kararı ve Vakıflar Genel Müdürlüğünün olumlu yazısı ile birlikte Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına sunacakları belgeler arasında sayılmıştır.<br>Dava konusu 27/03/2002 tarih ve 24708 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinin, 31/05/2019 tarih ve 30790 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle değişik “Vakıf üniversitelerine ait hastaneler ve vakıf üniversiteleri ile özel hastane işbirliği" başlıklı Ek 8. maddesinin 1., 2. ve 5. fıkralarında ise;<br>"Vakıf üniversitelerine ait hastaneler ilgili mevzuattan kaynaklanan muafiyetleri saklı kalmak kaydıyla bu Yönetmelikte öngörülen planlama, ön izin ve ruhsatlandırma şartları ile sağlık insan gücü kriterlerine, bina, fizik yapı, tesis, tıbbi donanım ve hizmet standartlarına uyar.<br> Vakıf üniversitelerine ait hastanelerin ruhsatları üniversitenin adıyla düzenlenir ve hastane yalnızca üniversite tarafından işletilir. Hastane ruhsatında yazılı isim dışında isim kullanılamaz. Laboratuvar ve görüntüleme hizmetleri dışında tüm tıbbi hizmet birimlerinin ruhsat sahibi üniversite tarafından işletilmesi zorunludur. İşletme hakkının kısmen veya tamamen gerçek veya tüzel kişilere hiçbir şekilde devri mümkün değildir. Bu maddenin yürürlüğü girdiği tarihten önce Bakanlıkça vakıf üniversitelerine verilmiş hastane ön izinleri bir kereye mahsus olmak üzere ön izne esas projelerindeki kapasiteleriyle sınırlı olmak ve 68 inci maddede öngörülen sürelerde ruhsatname alınmak kaydıyla devredilebilir.<br>...<br>Vakıf üniversiteleri kadrolarında bulunan öğretim üyesi tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar tıp fakültesi/diş hekimliği fakültesinin bulunduğu il dışındaki özel hastanelerde çalışamaz. Bu fıkranın hükümlerine aykırı olarak çalışan öğretim üyelerinin görevlendirmeleri 31/12/2019 tarihinde sonlandırılır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.<br>Dava konusu düzenlemelerde, özetle; vakıf üniversitesi hastanelerinin, ruhsatlandırılırken uymakla yükümlü oldukları standartların ve bu yerlerde çalışacak hekimlere ilişkin kuralların belirlendiği görüldüğünden, öncelikle davalı Sağlık Bakanlığının bu alanda düzenlemeye yapmaya yetkili olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.<br>Yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, Anayasa'nın 56. maddesinde, insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemek görevini yerine getiren ve ülkemizde sağlık otoritesi olan Sağlık Bakanlığının, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel gibi kıstaslarını belirleme ve bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılması yetkisini haiz olduğu, 3359 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, yalnızca Milli Savunma Bakanlığına ait sağlık kuruluşlarının bu yetkinin kapsamı dışında tutulduğu; 3359 sayılı Kanun'un 3. maddesinin (a) bendinde vurgulandığı üzere, Sağlık Bakanlığı tarafından düzenleme yapılırken sağlık insan gücü, atıl kapasitenin önlenmesi, sağlık hizmetinin eşit ve dengeli dağılımını sağlamak gibi hususlar gözetilerek sağlık kuruluşlarının açılması ve çalışacak personele ilişkin planlamalar yapılmasının zorunlu olduğu; dava konusu düzenlemelerde de vakıf üniversitesi hastanelerinin, Özel Hastaneler Yönetmeliğinde öngörülen planlama, ön izin ve ruhsatlandırma şartları ile sağlık insan gücü kriterlerine, bina, fizik yapı, tesis, tıbbi donanım ve hizmet standartlarına tabi olduğu belirtilerek bu yerlerin de özel hastaneler gibi planlama kapsamına alındığı; dava konusu Yönetmelik değişikliğinden sonra 2547 sayılı Kanun'un Ek 3. maddesine 7259 sayılı Kanunla eklenen (e) bendinde de tıp fakültesi kurmak isteyen vakıf yükseköğretim kurumlarının, eğitim ve öğretim faaliyetleri ile sağlık hizmetleri sunumu için asgari standartlara yer verildikten sonra Sağlık Bakanlığının planlama ilkeleri çerçevesinde hastaneye ait ön izin belgesinin alınacağı belirtilerek davalı Bakanlığın planlama yetkisinin özel olarak hüküm altına alındığı; dava konusu düzenlemelerde, vakıf üniversitesi hastanelerinde sunulan sağlık hizmeti ile özel hastanelerde sunulan sağlık hizmetlerinin nitelikleri dikkate alınarak vakıf üniversitesi hastanelerinin, özel hastaneler ile bina, fizik yapı, tesis, tıbbi donanım gibi kriterlerde aynı standartlara tabi olduğu belirtilerek aynı planlama ilkelerine tabi olacak bu sağlık kuruluşları için aynı standartlar öngörülmesinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda, davalı Sağlık Bakanlığının, yukarıda belirtilen bir istisna hariç, bütün sağlık kuruluşları hakkında düzenleme yapma yetkisini, vakıf üniversiteleri tarafından kurulan hastaneler hakkında da kullanmak suretiyle tesis ettiği dava konusu düzenlemelerde hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.<br>Öte yandan, vakıf üniversiteleri hastanelerinin öğretim faaliyetleri yanında aynı zamanda sağlık hizmeti sunma nitelikleri ve sağlık hizmeti sunumu yönünden de Sağlık Bakanlığının genel planlama yetkisinin bulunması nedeniyle bu yerlerin, öğretim faaliyetleri nedeniyle kuruldukları vakıf üniversitesi bünyesinde araştırma ve uygulama merkezi olarak 2547 sayılı Kanun'a tabi olmasının, Sağlık Bakanlığının, vakıf üniversitesi hastaneleri hakkında düzenleme yapma yetkisini ortadan kaldırmayacağı değerlendirilmektedir.<br>Açıklanan nedenlerle, dava konusu Yönetmeliğin Ek 8. maddesinin 1., 2. ve 5. fıkralarının iptali istemi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla, Daire kararının bu kısmına katılmıyorum.</font></p></body></html>
müdür