<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/176 E. , 2024/320 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2023/176<br>Karar No : 2024/320<br><br>Temyiz İsteminde Bulunan (Davacılar) : <br>1) Kendi Adlarına Asaleten …, …, … , …, …, …, …'ya velayeten …, … <br>2) … <br>Vekili: Av. …<br><br>Karşı Taraf (Davalı): … Valiliği<br>Vekili: Av. …<br><br>İstemin Özeti : ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.<br><br>Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.<br><br>Danıştay Tetkik Hakimi: …<br>Düşüncesi: İstemin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:<br>Dava, davacılar tarafından, çocukları ve kardeşleri olan …'nın 26/02/2013 tarihinde öğrenim gördüğü Van ili, Bahçesaray ilçesi, Hakkıbey İMKB Yatılı Bölge Okulunda intihar ederek yaşamına son vermesi nedeniyle, anne … ve baba … için toplam 15.000,00-TL maddi tazminat ile anne … ve baba …'ın her biri için 100.000,00-TL manevi, kardeşleri …, …, …, …, …, …, … ve …'nin herbiri için 30.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 455.000,00-TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır.<br>İdare Mahkemesince, müntehirin sistematik ve organize olarak psikolojik baskı altına alınması gibi bir durumun yaşanmadığı, müntehirin kendi yazdığı intihar mektubunda "yaptığı işten dolayı ailesinin karşısına çıkmaktan dolayı utandığı, intiharından dolayı kimseyi suçlamadığı, özellikle babasının karşısına çıkamayacağını" beyan ettiği, davacılar yakınının intihar etmesi ile idari ajanın eylemi arasında illiyet bağının kurulamadığı, eylemin idariliğinin somut ve sabit delillerle ortaya konulamadığı, davacılar yakınının 26/02/2013 tarihinde intihar etmesi olayında, intihar etme eylemi ile idare arasında illiyet bağı bulunmadığı, talep edilen tazminata hükmedilmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>Anayasamızın 'Yargı yolu' başlıklı 125. maddesinin 7. fıkrasında; "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." hükmüne yer verilmiştir.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, tam yargı davaları, idarenin eylem ve işlemlerinden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.<br>1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 'Türk Milli Eğitiminin Amaçları' üst başlıklı 'Genel amaçlar' başlıklı 2. maddesinde; "Türk Milli Eğitiminin genel amacı, Türk Milletinin bütün fertlerini, Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek; beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek; ilgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak; böylece bir yandan Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve mutluluğunu artırmak; öte yandan milli birlik ve bütünlük içinde iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ve nihayet Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı, seçkin bir ortağı yapmaktır." hükmüne yer verilmiştir.<br>Olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan (mülga) 31/07/2009 tarih ve 27305 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 'İlkeler' başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde; "Öğrencilerin rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri yoluyla zihinsel, duygusal, sosyal ve fiziksel yeteneklerinin fark edilmesi, becerilerinin geliştirilmesi ve yönlendirilmesi; sosyal, kültürel, eğitsel ve akademik gelişmelerinin sağlanması için okul ve aile ile iş birliği yapılır." hükmü yer almıştır.<br>Olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan (mülga) 17/04/2001 tarih ve 24376 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönetmeliği'nin 'Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetlerinin Amacı' başlıklı 6. maddesinde; "Türk Eğitim Sisteminin genel amaçları çerçevesinde eğitimde rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri temelde; öğrencilerin kendilerini gerçekleştirmelerine, eğitim sürecinden yetenek ve özelliklerine göre en üst düzeyde yararlanmalarına ve gizilgüçlerini en uygun şekilde kullanmalarına ve geliştirmelerine yöneliktir. Öğrencilere yönelik olarak düzenlenen her türlü rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri bu amaçlar doğrultusunda bütünleştirilerek verilir." düzenlemesi bulunmaktadır.<br>Dava dosyasının incelenmesinden; 26/02/2013 tarihinde Van ili, Bahçesaray ilçesi, Hakkıbey İMKB Yatılı Bölge Okulunda meydana gelen intihar olayı nedeniyle başlatılan inceleme sonucunda düzenlenen raporda yer alan okul müdür yardımcısı S.E.'nin ifadesinde; 22/02/2013 tarihinde okulda bulunan dikiş makinalarının parçalarının alındığının görülmesi üzerine konuya ilişkin öğrencilerle konuştuğu, müteveffa ...'nın önce bu parçaları köyden getirdiğini söylediği, öğrencilerden T.H.'nin parçaları müteveffa ...'dan aldığını söylemesi üzerine ...'yı tekrar yanına çağırdığı, müteveffanın korktuğundan gerçeği söyleyemediğini belirttiği, kendisinin öğrenci davranışları değerlendirme kuruluna sevk edileceğini söylediğini; öğrenci T.H.'nin alınan ifadesinde; rehber öğretmen S.Ç.nin yanına gittiklerini, rehber öğretmenlerinin disiplin kuruluna sevk edilmelerinin disipline verilecekleri anlamına gelmediğini söylediği, "sizi 8.sınıfa kadar okuttuk, burada kalmış 3 ayınız, sizi kolay kolay disipline vermeyiz" dediğini, dikiş makinelerinden dolayı hiçbir idareci ve öğretmenlerinin kendilerine kızmadıklarını, herhangi bir şiddet uygulamadıklarını, müteveffanın babasına karşı böyle bir davranışın duyulunca üzüleceğini söylediğini; rehber öğretmen S.Ç.nin alınan ifadesinde; müteveffa ... ve T.H.yi görüşme yapmak üzere rehberlik servisine çağırdığını, …'ın ağladığını, "beni okuldan atacaklarmış, çocuklar hep öyle diyor" dediğini, kendisinin de bunu nereden çıkarıyorsunuz, son sınıftasınız, okuldan atılmak bu kadar kolay değil dediğini, konuya ilişkin herhangi bir öğretmen ya da yöneticiden şiddet görmediklerini, idarecilerin biraz kızdıklarını kendisine söyledikleri, ifadelerine başvurulan diğer öğrenci ve idareciler tarafından da benzer ifadelere yer verildiği anlaşılmaktadır.<br>İdare, yasalarla kendi yetki ve sorumluluğuna bırakılan kamu hizmetini yasal yetkileri içinde ve gereği gibi yürütmek amacıyla önceden gerekli teşkilatı kurmak ve bu teşkilatın ve hizmetin gerektirdiği araç, gereç ve personeli her an hizmete hazır tutmak ve hizmetin iyi bir şekilde yürütülmesi için gerekli tüm özeni göstermekle yükümlüdür.<br>Hizmetin kötü, geç veya hiç işlememesi yüzünden kişilerin zarara uğramaları halinde idarenin hukuksal sorumluluğu söz konusudur ve uğranılan bu zararın hizmeti yürütmekle görevli idarece tazmini gerekmektedir.<br>Kamu hizmetinin yürütülmesi dolayısıyla idarelerin, tazminat ödemekle yükümlü tutulabilmesi için de, ortada bir idari eylemin veya işlemin (idare tutum ve davranışın) bulunması, bu eylem veya işlemden zarar meydana gelmesi, bu idari eylem ve işlem ile zarar arasında nedensellik bağının bulunması gerekir ve zarar doğuran eylem ya da işlemin idareye bağlanabilmesi durumunda, kusurlu ve kusursuz sorumluluk ilkelerine göre tazmini cihetine gidilmesi icap etmektedir.<br>Bu kapsamda, tazminat hukukunun amacının idarenin yürütmekle görevli ve yetkili olduğu hizmeti kusurlu yürütmüş olması nedeniyle kişilerin uğradığı zararların karşılanması olduğu şüphesizdir. <br>Tam yargı davalarında, öncelikle; zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas olduğundan, olayın oluşumu ve zararın niteliğinin irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerekmektedir. <br>İdarelerin hukuki sorumluluğu, kamusal faaliyetlerin sonucunda, idare ile bireyler arasında birey zararına bozulan ekonomik dengenin yeniden kurulmasını, idari etkinliklerden dolayı bireylerin uğradığı maddi zararlar yanında manevi zararların da idarece tazmin edilmesini sağlayan bir hukuki kurumdur. Bu kurum, kamusal faaliyetler nedeniyle bireylerin malvarlığında ortaya çıkan eksilmelerin/çoğalma olanağından yoksunluğun giderilebilmesini, yine bu surette oluşan manevi zararların karşılanabilmesi için aranılan koşulları, uygulanması gereken kural ve ilkeleri içine almaktadır.<br>Uyuşmazlıkta; müteveffanın yapmış olduğu davranıştan dolayı kendisini aşırı derecede sorumlu hissettiği, okul idaresi tarafından disipline verileceği ve olayın ailesi tarafından öğrenileceği korkusuyla intihar ettiği, bu durumun intihar mektubundan da anlaşıldığı açık olmakla birlikte müteveffa ...'nın olay tarihinde 13 yaşında olduğu, içinde bulunduğu ergenlik döneminin hassasiyeti dikkate alındığında sağlıklı karar verme yetisini kaybettiği, olayın öğrenilmesinden dört gün sonra intihar ettiği hususları dikkate alındığında, bu süreçte davranışlarının rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri aracılığıyla takip edilerek çözüme kavuşturulması, çözüme ulaştırılamaması halinde öğrenci velisiyle iletişime geçilerek diğer çözüm yollarının araştırılması gerektiği açık olmakla birlikte; yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, öğrencilerin, hem bedenen, hem zihnen, hem de ruhen sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan kişiler olarak yetiştirmek amacıyla kurulacak eğitim ve öğretim hizmetinde idarenin görev ve sorumluluğunun bulunduğu, dolayısıyla denetim ve gözetim yükümlülüğünün sonucu olarak davalı idarenin olayın meydana gelmesinde hizmet kusurunun bulunduğu, oluşan zarardan kusur sorumluluğu çerçevesinde sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda; davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu açık olduğundan, aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.<br>Bu itibarla, Mahkemece talep edilen maddi tazminat miktarlarına yönelik olarak gerekli araştırmalar yapıldıktan ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra; manevi tazminat istemi için ise olayın gerçekleşme şekli, zararın niteliği ve kusurun ağırlığı dikkate alınarak hüküm kurulacağı açıktır.<br>Açıklanan nedenlerle; ... İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 01/02/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. <br><br><br>KARŞI OY : (X)- İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.<br>İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği oyu ile aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum.</font></p></body></html>
müdür