<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2021/3188 E. , 2024/296 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ÜÇÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2021/3188<br>Karar No : 2024/296<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Bilgisayar Elektronik Telekomünikasyon Sanayi Ticaret Limited Şirketi<br>VEKİLİ : Av. …<br> <br>KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü/… <br>VEKİLİ : Av. …<br><br>İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Davacı adına, yasal defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediğinden bahisle katma değer vergisi indirimlerinin reddedilmesi suretiyle yeniden oluşturulan beyan tablosu uyarınca 2012 yılının Ocak ila Aralık dönemleri için re'sen salınan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemine ilişkindir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Yasal defter ve belgelerin istenilmesine dair yazının usulüne uygun biçimde tebliğ edilmesine karşın mücbir sebep hali olmaksızın incelemeye ibraz edilmediği anlaşıldığından yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Defter ve belgelerin mücbir sebep hali olmaksızın ibraz edilmediği hususunun somut tespitlerle ortaya konulmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … 'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE: <br> MADDİ OLAY : <br> Davacının 2012 yılı hesap ve işlemlerinin sahte belge kullanımı yönünden sınırlı olarak incelenmesi kapsamında yasal defter ve belgelerinin ibrazının istenildiği … tarih ve … sayılı yazının, davacı şirketin ortağı … 'nun ikametgah adresinde eşi … 'ya tebliğ edildiği, söz konusu yazının belirtilen şekilde tebliğ edilmesine rağmen defter ve belgelerin ibraz edilmediğinden bahisle dava konusu tarhiyatın yapıldığı anlaşılmıştır.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun re’sen vergi tarhını düzenleyen 30. maddesinde re’sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir olunan veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlandıktan sonra, 3 numaralı bendinde, bu kanuna göre tutulması zorunlu olan defterlerin hepsi veya bir kısmının tutulmamış veya tasdik ettirilmemiş olması veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara herhangi bir sebeple ibraz edilmemesi hali re’sen tarh nedenleri arasında sayılmıştır.<br> Aynı Kanun'un 93 ilâ 109. maddelerinde; tebliğ esasları, tebliğin muhatapları, posta ve ilan yoluyla tebliğler ile memur eliyle tebliğ ve tebliğ yerine geçen işlemler düzenlenmiş, tebligatın nerede, nasıl ve kimlere yapılacağı belirlenmiş, 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri vergilendirme ile ilgili olup hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların, adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasiyle ilmühaberli taahhütlü olarak tebliğ edileceği, şu kadar ki ilgilinin kabul etmesi şartiyle tebliğin daire veya komisyonda yapılmasının mümkün olduğu kuralına yer verilmiş, “Tebliğ yapılacak kimseler” başlıklı 94. maddesinin 1.fıkrasında, tebliğin, mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılacağı, 2. fıkrasında, tüzel kişilere yapılacak tebliğin, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde idare edenlere veya temsilcilerine yapılacağı, tüzel kişilerin müteaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılmasının yeterli olacağı, 2365 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen 3. fıkrasında ise, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde tebliğin, ikametgah adresinde bulunanlardan veya iş yerlerindeki memur ya da müstahdemlerden birine yapılacağı kural altına alınmıştır.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Tebliğ, hukuki bir işlemden ilgili kimsenin haber almasını sağlamak için, yetkili makamın kanuni şekilde yazı veya ilan ile yapacağı bilgilendirme işlemi olup amaç, ilgilinin yasal haklarını kullanabilmesine imkan tanımaktır. Bu nedenle, 2365 sayılı Kanun'la 3. fıkra eklenmeden önceki 94.madde düzenlemesinde, sadece dava açabilecek kişiler, adına tebligat yapılacak kişiler kapsamında sayılmıştır. Değişiklik öncesi 94. madde hükmü genel bir düzenleme gibi görünmekle beraber, muhatabın kendisine ya da onun adına dava açma konusunda yetkili ve görevli kimselere yer veren birinci fıkra hükmünün gerçek kişilere yönelik olduğu; ikinci fıkranın ise tüzel kişiler adına dava açabilecek dolayısıyla tebligat yapılabilecek kimseleri düzenlediği sonucuna varılmaktadır.<br>Kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde, tebliğin kimlere yapılacağı, 2365 sayılı Kanun'la eklenen 3. fıkrada belirlenmiştir. Düzenleme; muhatabın bulunmaması halinde, ikametgah adresinde bulunanlara veya işyerinde bulunan memur ve müstahdemlere tebligat yapılacağı ancak, tebligat yapılacak kişinin on sekiz yaşından büyük görünmesi ve açık bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerektiği şeklindedir. <br>Madde; aile fertlerine tebliğ yapılması halinde, tebliğ muhatabının haberdar olma ihtimalinin, ilanen tebligata göre daha fazla olacağı gerekçesine dayandırılmış, Bütçe Plan Komisyonunda maddeye “veya işyerinde memur ya da müstahdemlerinden birine yapılır.” ifadesi eklenmiş, böylece fıkra hem gerçek hem de tüzel kişiler için uygulanır duruma gelmiştir.<br>“İkamet adresinde yapılacak tebliğ” ifadesi, 1. fıkranın da işaret ettiği gerçek kişilere tebligat yapılamaması halini düzenlemektedir. Tüzel kişiler yönünden ise “işyerinde”, “tebliğ yapılacak kimsenin bulunmaması”, “memur veya müstahdem” kriterlerinin esas alınması gerekmekte olup, düzenlemeden; tüzel kişilerle ilgili tebliğin, tüzel kişilerin temsilcilerinin ikamet adreslerinde yapılabileceği gibi bir sonuç çıkarılması mümkün değildir.<br> Buna göre tüzel kişilerde asıl muhatap, yasal temsilcilerdir. Bu temsilciler mutad iş saatlerinde "işyerinde" bulunamadıkları veya tebligatı bizzat alamayacak durumda oldukları takdirde "orada hazır bulunan" "memur veya müstahdemlere" tebliğ yapılması, bu şekilde işyerinde tebligat mümkün olmaması halinde ilan yoluyla tebliğ yoluna gidilmesi gerekmektedir. <br> Bu durumda, defter ve belgelerin istenmesine ilişkin yazının davacı şirketin ortağı ...'nun ikametgah adresinde eşi ...'ya tebliğ edilmesinin, 213 sayılı Kanun'un 94.maddesindeki usule uygun olduğundan söz edilemeyeceği dolayısıyla defter ve belge ibraz etmeme eyleminden kaynaklı re'sen tarh nedeninin bulunmadığından yazılı gerekçeyle davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddinde hukuka uyarlık görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1.Temyiz isteminin kabulüne,<br> 2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 06/02/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.<br> <br> <br>(X)-KARŞI OY :<br>213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri vergilendirme ile ilgili olup hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların, adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasiyle ilmühaberli taahhütlü olarak tebliğ edileceği, şu kadar ki ilgilinin kabul etmesi şartiyle tebliğin daire veya komisyonda yapılmasının mümkün olduğu kurala bağlanmıştır.<br> “Tebliğ yapılacak kimseler” başlıklı 94, maddenin birinci fıkrasında, tebliğin, mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılacağı; ikinci fıkrasında, tüzel kişilere yapılacak tebliğin, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine; tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde idare edenlere veya temsilcilerine yapılacağı, tüzel kişilerin müteaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılmasının yeterli olacağı, 2365 sayılı Kanunun 18. maddesiyle eklenen üçüncü fıkrasında ise kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde tebliğin, ikametgah adresinde bulunanlardan veya iş yerlerindeki memur ya da müstahdemlerden birine yapılacağı düzenlemelerine yer verilmiştir.<br> Dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin mükellefiyet kaydının 30/11/2016 tarihinde re'sen terkin edildiği, 2008 yılına ait defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmesine ilişkin defter ve belge isteme yazısının şirket yetkilisinin ikametgah adresinde eşine tebliğ edildiği, defter ve belgelerinin geçerli bir neden olmaksızın yasal süresinde ibraz edilmediğinden bahisle 2012 yılına ait katma değer vergisi indirimlerinin reddedilmesi üzerine dava konusu cezalı verginin salındığı anlaşılmıştır.<br> Asıl borçlu şirketin mükellefiyetinin 30/11/2016 tarihinde re'sen terkin edildiği ve bu nedenle şirketin faaliyet gösterdiği adreste tebliğ imkansızlığının ortaya konulduğu olayda, defter ve belge isteme yazısının şirket yetkilisinin ikametgah adresinde tebliğinin usulüne uygun olduğu ve söz konusu defter ve belgelerin mücbir sebep hali olmaksızın incelemeye ibraz edilmediği anlaşıldığından temyiz isteminin reddi ile Vergi Dava Dairesi kararının onanması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyoruz.<br></font></p></body></html>
müdür