<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/7120 E.  ,  2023/5065 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2019/7120<br>Karar No : 2023/5065 <br><br>DAVACI : …<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>DAVALILAR : 1- …/ …<br> 2- … Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri Yrd. …<br><br>DAVANIN_KONUSU : 21/03/1991 tarihli ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu kararı eki Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin, 17/07/2017 tarihli, 2017/10643 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile değişik 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, silah ruhsat başvurusunun reddi işleminin dayanağı olarak gösterilen 15 ay hapis cezasının sebebinin “sabit olan defter ve belgeleri ibraz etmemek suçu” olduğu, verilen cezanın kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü olmadığı, hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı verildiği, dava konusu Yönetmeliğin 16. maddesinde “bu maddede belirtilen mahkumiyet, kesinleşmiş mahkumiyettir” hükmü yer almasına rağmen Vergi Usul Kanunu 359/a-2 maddesinin kaçakçılık suçları ve cezaları başlığı altında olması ve dava konusu Yönetmeliğin 16/1-d bendinde “her türlü kaçakçılık" ibaresi bulunması sebebiyle ruhsat başvurusunun reddedildiği, Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’un 7. maddesindeki sınırlar aşılarak hapis cezası dışında adli para cezasına mahkumiyetin de ruhsat almaya engel haller arasında sayıldığı, Yönetmelikte tahdidi olarak sayılan suçların hangi nitelik ve nicelik nazara alınarak belirlendiğinin anlaşılamadığı, ruhsat talebinin reddine dayanak olan ... Sulh Ceza ve … Sulh Ceza mahkemesi kararlarının konusunu oluşturan suçun “çekin muhattaba iade edilmemesi” olduğu ve Çek Kanunu ile bu durumun suç olmaktan çıkarıldığı, davacının adli sicil kaydı bulunmadığı ileri sürülmektedir.<br><br>DAVALILARIN_SAVUNMASI : İçişleri Bakanlığı tarafından, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’un 7. maddesi ile silah taşıma belgelerinin yenilenmesi ve geri alınmasına ilişkin usul ve esasların Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca müştereken hazırlanacak Yönetmelikle düzenleneceğinin öngörüldüğü, Bakanlıklarının 18/04/2013 tarihli ve 2013/20 sayılı Birleştirilmiş Genelgesinde Vergi Usul Kanununa muhalefetin Yönetmeliğin 16/1-d maddesi kapsamında değerlendirileceği hususunun düzenlendiği, yine aynı Genelgede hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı verilenlerin “yargılaması devam edenler” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, denetim süresinin sonunda kamu davasının düşürülmesine dair karar verilmesinin ardından silah ruhsatı işlemlerinin yapılabileceğinin kurala bağlandığı, daha önce dava konusu Yönetmelik hükmünün iptali istemiyle açılan davaların reddedildiği savunulmuş; Cumhurbaşkanlığı tarafından savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …<br>DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI : …<br>DÜŞÜNCESİ : Dava; 91/1779 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 17.07.2017 tarihli, 2017/10643 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile değişik 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin iptali istemiyle açılmıştır.<br>6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 7. maddesinde, ateşli silahları kimlerin taşıyacakları beş bent halinde belirlenmiş, beş bendinde, Cumhurbaşkanınca (Bakanlar Kurulunca) çıkarılacak Yönetmelikte belirlenecek esaslara göre Valiler tarafından verilecek izin vesikasını alanların da ateşli silahları taşıyabilecekleri veya mesken ya da işyerinde bulundurabilecekleri açıklanmış, maddenin devamında silah taşımaya yetki veren kimlik kartları ile belgelerin düzenlenmesi ve gerektiğinde yenilenmesi ya da geri alınmasına ilişkin usul ve esasların Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıklarınca müştereken hazırlanacak bir yönetmelikle düzenleneceği kuralı yeralmıştır.<br>Anılan maddenin 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirilen 7070 sayılı Kanun ile aynen kabul edilen son fıkrasında: “Ateşli silahla işlenen suçlardan hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hapis cezasına mahkûm olanlara, affa uğramış olsalar bile ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilemez.” kuralı getirilmiştir. Bu haliyle kesinlikle izin verilemeyecekler saptanarak, diğer engel hallerin yönetmelikle düzenlenmesi konusunda Cumhurbaşkanına (Bakanlar Kuruluna) yetki verilmiştir. <br>91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik'in davaya konu edilen 16. maddesinde; silah ruhsatı verilmesini engelleyen durumlar maddeler halinde sayılmış, bu kapsamda maddenin (d) bendinde; taksirli suçlar hariç bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olanlar ile zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla her türlü kaçakçılık, kara para aklama, hayali ihracat, elektronik alet ve cihazlarla işlenen suçlar, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, devlet sırlarını açığa vurma, ideolojik, anarşik, terör ve benzeri yaygın şiddet eylemlerine katılma ve bu gibi fiilleri tahrik ve teşvik suçlarından birinden hüküm giymiş olanlara ateşli silah taşıma ya da bulundurma izni verilmeyeceği, aynı maddenin 2. fıkrasında; yukarıdaki fıkranın (a), (b), (c), (d), (e) bentleri kapsamına girenlere affa uğramış olsalar veya mahkumiyetleri bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalksa ya da mahkemelerce verilen karar üzerine adli sicilden silinmiş olsa bile hiçbir surette ateşli silahlarla mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmeyeceği, bu fıkra hükmünün 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 2. maddesi uyarınca suç olmaktan çıkan bir fiil nedeniyle hüküm giymiş olanlara uygulanmayacağı, 4. fıkrasında; bu madde kapsamında sayılan fiilerden dolayı yargılanması devam eden şahısların ruhsat verilme ve yenileme işlemlerinin, yargı kararı kesinleşinceye kadar durdurulacağı ve yargılama sonucuna kadar silahın ilgili birimce emanete alınacağı, son fıkrasında ise; mahkemelerce verilen hapis cezaları, adli para cezasına çevrilmiş olsa dahi bu maddenin uygulanmasında hapis cezası esas alınacağı düzenlenmiştir.<br>Dosyanın incelenmesinden, davacının üç adet adli para cezası ile bir adet hükmün açıklanması geri bırakılmış olan 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 359. maddesinin a) fıkrasının 2. bendine muhalefetten 15 ay hapis cezası ile cezalandırılması nedeniyle silah taşıma ruhsatı alma talebinin reddi üzerine Yönetmeliğin 91/1779 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 17.07.2017 tarihli, 2017/10643 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile değişik 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin iptali istemiyle görülen davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br> 6136 sayılı Yasanın silah ruhsatı verilmesini engelleyen hususların yönetmelikle düzenlenmesi konusunda Cumhurbaşkanına (Bakanlar Kuruluna) verdiği yetki kamu güvenliğiyle esenliğinin sağlanması ve suç işleme eğiliminin önlenmesi amacına yöneliktir. Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler hakkında Yönetmeliğin dava konusu edilen 16. maddesinin (d) bendinde bu amaç kapsamında, objektif esaslara dayanılarak, mevzuatımızdaki genel hukuksal yaklaşımlara uygun düzenleme yapılmış olup dayanağı Yasaya ve yukarıda belirtilen amaca aykırılık görülmemiştir.<br>Dava dilekçesinde, davacının silah taşıma ruhsatı başvurusunun 213 sayılı Kanunun Kaçakçılık Suçları ve Cezaları başlıklı hüküm ve Yönetmeliğin anılan düzenlemesinin “her türlü kaçakçılık” ibaresine dayanılarak reddedildiği, ancak hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı ve dava konusu düzenlemenin amacı aşan bir kural getirdiğinin ileri sürülmekteyse de; maddede dava konusu edilen düzenlemenin “hüküm giymiş" ve "mahkumiyeti kesinleşmiş" olanlara ilişkin olduğu, “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesinin ise farklı bir durumu ifade ettiği, bireysel işlemin dava konusu edilmesi halinde ele alınabileceği, düzenleyici işlemi kusurlandırıcı nitelik taşımadığı görüldüğünden aksi yöndeki bu iddiaya itibar edilmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :<br>Dosyanın incelenmesinden;<br>-Davacı tarafından 09/02/2018 tarihinde can güvenliği nedeniyle silah taşıma ruhsatı için Kastamonu Valiliğine başvuru yapıldığı,<br>- Davacının başvurusunun, yapılan araştırma sonucu hakkında, "1-) ... Sulh Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile 'Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanuna Muhalefet' suçundan 489 TL adli para cezası verildiği, 2-) ... Sulh Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile 'Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanuna Muhalefet' suçundan 450 TL adli para cezası verildiği, 3-) ... Sulh Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile 'Yedieminlik Görevini Suistimal' suçundan 2.000 TL adli para cezası verildiği, 4-) … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile 'Vergi Usul Kanuna Muhalefet' suçundan 15 ay hapis cezası ile cezalandırılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararların kesinleştiği" gerekçesiyle Kastamonu Valilik makamının 16/04/2018 tarihli oluruyla reddedildiği, <br>-Davacı tarafından, ... Sulh Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile ... Sulh Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ortadan kalktığından bahisle Valilik işleminin yeniden değerlendirilmesi için 30/04/2018 tarihinde başvuru yapıldığı, <br>- Kastamonu Valiliğince bu kez başvurunun, davacı hakkında ... Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile 'Vergi Usul Kanuna Muhalefet' suçundan verilen 15 ay hapis cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının devam ettiğinden bahisle 91/1779 sayılı Yönetmeliğin 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca 09/05/2018 tarihli olurla reddedildiği,<br>- Söz konusu uygulama işlemine karşı Kastamonu İdare Mahkemesinde açılan davanın reddedildiği, istinaf başvurusunun reddi ile kararın kesinleştiği,<br>- Bunun üzerine uygulama işlemine dayanak alınan 91/1779 sayılı Yönetmeliğin 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin iptali istemiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br> Her ne kadar dava dilekçesinde dava konusu Yönetmeliğin 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin iptali istenilmiş ise de, gerek dava dilekçesindeki iddialar gerekse uygulama işleminin dayanağını teşkil eden kısım dikkate alınarak iptal istemi, anılan bendin "her türlü kaçakçılık" ibaresine hasren yapılmıştır.<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> ESAS YÖNÜNDEN:<br>İlgili Mevzuat:<br>6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 6. maddesinin 5. fıkrasında, "Ruhsatların renk, şekil, muhtevası ile diğer hususlar yönetmelikte belirlenir." hükmüne; 7. maddesinde,<br>"Ateşli silahları ancak;<br>1. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Cumhurbaşkanı yardımcıları, Bakanlar, Yasama Organı üyeleri ve Bakan yardımcıları ile bu görevlerde bulunmuş olanlar,<br>2. Özel kanunlarına göre silah taşıma yetkisine sahip bulunanlar,<br>3. Cumhurbaşkanı kararı ile silah taşıyabileceklerine karar verilen Devlet, belediye, özel idare ve kamu iktisadi teşebbüsleri memur ve mensupları,<br>4. A) Mahkeme kararı ile ya da haklarında verilen mahkûmiyet kararının sonucu olarak Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından tart ve ihraç edilenler, rütbesinin geri alınmasına hükmolunanlar ile 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu hükümleri uyarınca ayırma işlemine tabi tutulanlar, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının mülga (c) bendi, 18/3/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası ve 28/5/1988 tarihli ve 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanununun mülga 15 inci maddesi uyarınca disiplinsizlik veya ahlaki durumları sebebiyle ayırma işlemine tabi tutulanlar, 3269 sayılı Kanunun 12 nci maddesi uyarınca başarısız görülenler ile 3466 sayılı Kanunun 13 ve 16 ncı maddeleri uyarınca ilişikleri kesilenler veya mülga 13/5/1971 tarihli ve 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununun 2 nci maddesi uyarınca emekli edilenler ile 31/1/2018 tarihli ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun gereğince meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarılanlar hariç olmak üzere; emekli subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlar ile mecburi hizmetini tamamlayarak istifa etmek suretiyle Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından ayrılan subay, astsubay ve uzman jandarmalar ile en az on yıl görev yapıp sözleşmelerinin uzatılmaması sonucu veya kendi isteğiyle Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığından ayrılan uzman erbaşlar ile en az on yıl görev yapmış olmak kaydıyla istifa etmek veya kurum değiştirmek suretiyle Emniyet Genel Müdürlüğünden ayrılan emniyet hizmetleri sınıfı personeli,<br>B) Disiplin kurulları veya mahkeme kararıyla meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarılanlar ya da haklarında verilen mahkûmiyet kararı sonucu memuriyetle ilişiği kesilenler veya sicilen ya da mülga 1402 sayılı Kanunun 2 nci maddesi gereğince emekli edilenler hariç olmak üzere,<br>a) Vali, vali muavini, kaymakam ve bucak müdürlüğünden veya mülki idare amirliği hizmetlerinden,<br>b) Hakim ve Cumhuriyet savcısı ile bu meslekten sayılanlardan,<br>c) Emniyet hizmetleri sınıfına dahil kadrolarda çalışan personelden,<br>d) MİT hizmetleri mensuplarından,<br>e) Büyükelçi unvanlarından,<br>f) Cumhurbaşkanlığı merkez teşkilatında Cumhurbaşkanı Özel Kalem Müdürü ve Cumhurbaşkanlığına bağlı kurum ve kuruluşların en üst yöneticileri ile Cumhurbaşkanı başdanışmanlarından,<br>g) Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğünde Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı ile merkez ve taşra teşkilatında görevli Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürü, Bölge Amiri, Kısım Amiri ve Gümrük Muhafaza Memuru unvanlarından,<br>ğ) Ceza İnfaz Kurumu başkontrolörleri ve kontrolörleri, birinci ve ikinci müdürleri, idare memurları, infaz ve koruma başmemurları ve memurları ile denetimli serbestlik müdür ve müdür yardımcılarından,<br>h) Orman muhafaza memurları ve orman bölge şeflerinden, emekli olanlar.<br>5. Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirlenecek esaslara göre valiler tarafından verilecek izin vesikasını alanlar,<br>6. 18/3/1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanununun 74 üncü maddesine göre görevlendirilen güvenlik korucularından hâlihazırda görevde bulunanlar ile aynı Kanunun mülga ek 16 ncı maddesinin birinci fıkrasına ve 27/5/2007 tarihli ve 5673 sayılı Köy Kanununda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesine göre görevleriyle ilişiği kesilenler,<br>7. Yapılan soruşturma sonucu veya kesinleşmiş yargı kararı üzerine görevine son verilenler ile terör örgütlerine veya Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olanlar hariç olmak üzere, en az bir dönem köy veya mahalle muhtarlığı ya da belediye başkanlığı yapmış bulunanlar,<br>taşıyabilirler veya mesken ya da işyerinde bulundurabilirler.<br>...<br>Silah taşımaya yetki veren kimlik kartları ile belgelerin düzenlenmesi ve gerektiğinde yenilenmesi ya da geri alınmasına ilişkin usul ve esaslar Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca müştereken hazırlanacak bir yönetmelikte düzenlenir.<br>26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 3713 sayılı Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlara affa uğramış olsalar bile ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilemez. Ateşli silahla işlenen suçlardan hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan fazla hapis cezasına mahkûm olanlara, mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren beş yıl geçmedikçe ve haklarında yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin karar verilmedikçe, ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilemez.<br>8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında haklarında tedbir kararı verilenlere tedbir kararı süresince ateşli silahları taşıma ve bulundurma izni verilmez, varsa ruhsat verilmesine ve yenilemesine ilişkin işlemler bekletilir. Bunların ruhsata bağlanmış silahları ise tedbir kararı kalkıncaya kadar genel kolluk kuvvetleri tarafından muhafaza altına alınır." hükümlerine yer verilmiştir.<br> Anılan hükümlere istinaden 01/06/1991 tarih ve 20888 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 21/03/1991 tarihli ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu eki Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Yönetmeliğin amacı, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamında bulunan her türlü ateşli silahlarla mermilerinin ve bıçaklarla salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak yapılmış bulunan diğer aletlerin memlekete sokulması, yapılması, satılması, satın alınması, taşınması veya bulundurulmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.<br>Bu Yönetmelik, Kanun kapsamındaki silahlarla ilgili ruhsatların düzenlenmesini, yenilenmesini, gerektiğinde geri alınmasını veya iptalini, bağış, satış veya veraseten intikal yolu ile el değiştirmesini, ruhsata bağlanan silahların kayıt ve tescilini, bıçak ve diğer aletler ile benzerlerinin yapım, kullanım ve naklini, armağan, hatıra ve antika silahların neler olduğunu, silah ve mermi edinilmesini, silahların yurdumuza daimi ya da geçici olarak ithal edilmesini, trap-skeet atış alanı ile tabanca ve tüfek atış poligonu açılmasını ve bunların denetlenmesini, ateşli silahlar için tamir yeri açılmasını, yivli ve yivsiz av ve spor silahları ile aksamlarının ve bunlara ait mermilerinin yurda sokulması esaslarını, bunlarla ilgili izin, kayıt ve tescil işlemlerini kapsar." hükmüne; "Can güvenliği nedeniyle silah taşıma ruhsatı verilmesi" başlıklı 7. maddesinde, İçişleri Bakanı;<br>a) Yaptıkları iş, sosyal, ekonomik, kültürel ve mesleki faaliyetleri ya da bulundukları yer ve zaman itibarıyla can güvenliklerinin ciddi ve harici tehdit ve tehlikelere maruz kalacağı kuvvetle muhtemel olduğu anlaşılan Türk vatandaşları ile karşılıklılık esasına göre ülkemizde çalışma ve ikamet izni sahibi yabancı uyruklu şahıslara,<br>b) Şehit olan kamu görevlilerinin, korucuların, Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları ile er ve erbaşların eş ve çocukları ile anne ve babalarına,<br>c) 29/7/2003 tarihli ve 4959 sayılı Topluma Kazandırma Kanunu uyarınca teslim olan veya güvenlik kuvvetlerine yardımcı oldukları için koruma altına alınanlara,<br>ç) Güvenlik korucusu olanlar ile emekli güvenlik korucusu olanlara,<br>talepleri halinde silah taşıma ruhsatı verebilir.<br>Bu ruhsatlar, gerektiğinde veya veriliş sebebinin ortadan kalkması halinde, geçerlilik süresine bakılmaksızın geri alınabilir.<br> İçişleri Bakanı gerekli gördüğü takdirde, birinci fıkrada belirtilen yetkisini yazılı olarak Bakan Yardımcıları veya il valilerine tamamen veya kısmen devredebilir." hükmüne; dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle "Silah ruhsatı verilmesini engelleyen haller" başlıklı 16. maddesinde,<br>Aşağıda belirtilen kişilere hiçbir şekilde ateşli silah ve mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmez ve verilmiş ruhsatlar iptal edilir.<br>a) Ateşli silahla işlenen suçlardan mahkum olanlara.<br>b) Ruhsatlı silahıyla suç işleyenlere veya silahın muhafazasındaki ihmali ya da kusuru neticesi başkaları tarafından bir suç işlenmesine veya intihar ya da intihara teşebbüs edilmesine neden olanlara.<br>c) Taksirli suçlar hariç bir yıldan fazla hapis cezasına mahkum olanlara.<br>d) Zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, her türlü kaçakçılık, bilişim alanındaki suçlar, ihaleye fesat karıştırma, yağma, uyuşturucu, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 282 nci maddesinin ikinci fıkrası hariç olmak üzere suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, suç işlemek amacıyla örgüt kurma veya yönetme ya da üye olma, insan ticareti, organ ve doku ticareti, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme veya patlayıcı madde kullanma, fuhuş, sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme, kasten öldürme, silahla kasten yaralama veya çocukların cinsel istismarı suçlarından en az birinden dolayı mahkum olanlara.<br>e) Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, terör eylemlerine katılma veya bu gibi eylemleri tahrik ve teşvik suçlarından en az birinden dolayı mahkum olanlara.<br>...<br>k) Kısıtlı olanlar ile kamu hizmetinden yasaklılara.<br>l) Psikolojik, nörolojik ve fiziki rahatsızlıkları olanlara.<br>m) Yirmibir yaşını bitirmemiş olanlara.<br>Birinci fıkranın (a) bendi ile (c) bendi kapsamına girenlere affa uğramış olsalar bile ateşli silahlar ile mermilerini taşıma ya da bulundurma izni verilmez. Bu fıkra hükmü suç olmaktan çıkan bir fiil nedeniyle hüküm giymiş olanlar hakkında uygulanmaz. Birinci fıkranın (ı) bendi kapsamına girenlere Kanunun 6'ncı maddesinin birinci fıkrasında belirlenen idari para cezasını ödemeleri kaydıyla tekrar ruhsat verilebilir.<br>...<br>Birinci fıkranın (a), (b), (d) ve (e) bentlerinde belirtilen suçlardan dolayı hakkında kovuşturma yapılan kişiye kovuşturma sonuçlanıncaya kadar, milli güvenliğe tehdit oluşturacak terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle görevden uzaklaştırılan kişiye ise tekrar göreve iade edilinceye kadar silah ruhsatı verilmesine ve yenilenmesine ilişkin işlemler bekletilir ve silah ilgili birimce emanete alınır.<br>Bu maddede belirtilen mahkumiyet, kesinleşmiş mahkumiyettir.<br>Mahkemelerce verilen hapis cezaları, adli para cezasına çevrilmiş olsa dahi bu maddenin uygulanmasında hapis cezası esas alınır.<br>" hükümlerine yer verilmiştir.<br>Yönetmeliğin 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yer alan "her türlü kaçakçılık" ibaresinin incelenmesi:<br>6136 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 1. fıkrasında, kimlerin silah taşıma ya da bulundurma ruhsatı alabileceği yedi bent halinde belirlenmiş olup, fıkranın 5. bendinde, Cumhurbaşkanınca (mülga Bakanlar Kurulunca) çıkarılan yönetmelikte belirlenecek esaslara göre valiler tarafından verilecek izin vesikasını alanların da ateşli silahları taşıyabilecekleri veya mesken ya da işyerinde bulundurabilecekleri açıklanmış; maddenin 4. fıkrasında, silah taşımaya yetki veren kimlik kartları ile belgelerin düzenlenmesi ve gerektiğinde yenilenmesi ya da geri alınmasına ilişkin usul ve esasların Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıklarınca müştereken hazırlanacak bir yönetmelikle düzenleneceği hükmü yer almıştır. Aynı Kanunun 6. maddesinin 5. fıkrasında, ruhsatların renk, şekil, muhtevası ile diğer hususların yönetmelikle belirleneceği kurala bağlanmıştır.<br> Yukarıda açıklanan Kanun hükümleri doğrultusunda hazırlanarak yürürlüğe konulan 21/03/1991 tarih ve 91/1779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 8, 9 ve 10. maddelerinde, Kanun gereği ve vali iznine tabi olarak silah taşıma ruhsatı alabilecekler belirlenirken, 16. maddesinde de, bütün başvuru sahipleri bakımından silah ruhsatı verilmesini engelleyen haller sıralanmıştır.<br> Söz konusu maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, her türlü kaçakçılık, bilişim alanındaki suçlar, ihaleye fesat karıştırma, yağma, uyuşturucu, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 282. maddesinin ikinci fıkrası hariç olmak üzere suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, suç işlemek amacıyla örgüt kurma veya yönetme ya da üye olma, insan ticareti, organ ve doku ticareti, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme veya patlayıcı madde kullanma, fuhuş, sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme, kasten öldürme, silahla kasten yaralama veya çocukların cinsel istismarı suçlarından en az birinden dolayı mahkum olanlara ateşli silahlarla mermilerini taşıma ya da bulundurma ruhsatı verilmeyeceği, anılan maddenin son iki fıkrasında ise, bu madde hükümlerinin uygulanmasında, mahkumiyetten kesinleşmiş mahkumiyet anlaşılması gerektiği, ayrıca mahkemelerce verilen hapis cezaları paraya çevrilmiş olsa dahi hapis cezasının esas alınacağı kurala bağlanmıştır.<br>Kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının korunması amacıyla temel hak ve hürriyetlerin, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak kanunla sınırlanabileceği Anayasa kuralıyla benimsenmiş olup, bir temel hak ve özgürlük olarak tanımlanamayacak olan silah taşıma ya da bulundurma ruhsatı almanın, herkese tanınmış bir hak olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Buna göre, silah taşıma ve bulundurmaya ilişkin düzenlemelerde konuya özgü ve takdir yetkisi içinde kurallara yer verilebileceği ve dayanağı Kanun hükümlerini aşmamak üzere sınırlamalar yapılabileceği açıktır. <br>Uyuşmazlık aktarılan çerçevede değerlendirildiğinde; 6136 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 1. fıkrasının 5 numaralı bendi ile 5. fıkrasında verilen takdir yetkisine istinaden Cumhurbaşkanınca (mülga Bakanlar Kurulunca) çıkarılan dava konusu Yönetmelik ile, silah taşıma ve bulundurma ruhsatı verilecek olan kişilerde aranılacak niteliklerin; ilgilinin bulunduğu görev veya sosyal konumu, fiziksel özellikleri, suç işleme konusundaki eğilimi değerlendirilmek, toplumun güven duyacağı kişilerin bu haktan yararlanması sağlanmak, dolayısıyla kamu yararı ve güvenliği gözetilmek suretiyle tespit edildiği; Kanun'un 7. maddesinde sayılanlar dışında kalanlara silah taşıma ruhsatı verilebilmesi konusunda valilere tanınan takdir yetkisinin, işin mahiyeti gereği gözetilmesi gereken kamu yararına yönelik objektif bazı esaslara bağlandığı görülmektedir.<br>Her ne kadar Kanun'un 7. maddesinin 5. fıkrasında, ateşli silah taşıma ve bulundurma izni verilmeyecekler sayılmış ise de; bu belirleme tahdidi olarak (sınırlayarak) yapılmamış, silah ruhsatı almaya engel diğer hallerin tespitinde -Yönetmelik koyucuya verilen takdir yetkisinin kullanımı sırasında- esas alınacak ölçütlere yönelik çerçeveyi çizmek için tadadi olarak (örnekleyerek) yapılmıştır.<br>Başka bir ifadeyle, 6136 sayılı Kanun'un 7. maddesinde, silah ruhsatı almasına kesinlikle izin verilmeyecekler belirlendikten sonra, ruhsat almaya engel diğer hallerin yönetmelikle düzenlenmesi konusunda (mülga) Bakanlar Kuruluna yetki verilmiş olup, verilen bu yetki çerçevesinde silah taşıma ve bulundurmaya ilişkin yapılan düzenlemelerde, konuya özgü kurallara yer verilirken Kanun hükümlerini aşmamak üzere sınırlamalar yapılması mümkündür.<br>Bu durumda, Kanun'un 7. maddesiyle verilen yetkiyi kullanan (mülga) Bakanlar Kurulu tarafından çıkartılan dava konusu Yönetmelikle bazı hususi durumlar yönünden valilerin takdir yetkisinin sınırlandırılmasının, eşitlik ve objektiflik ilkelerinin sağlanması açısından hukuka uygun olduğu, Kanun'un 7. maddesinin 5. fıkrasında kesinlikle ruhsat verilemeyecekler belirtilmekle birlikte Yönetmelik hükmüyle de takdir yetkisinin sınırlarını belirleme açısından getirilen kısıtlayıcı düzenlemenin hukuka uygun bulunduğu sonucuna varıldığından, dava konusu Yönetmeliğin 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yer alan "her türlü kaçakçılık" ibaresinde hukukun genel ilkelerine ve 6136 sayılı Kanun hükümlerine aykırılık görülmemiştir. <br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. DAVANIN REDDİNE,<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı İçişleri Bakanlığına verilmesine,<br>4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,<br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 04/10/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>

müdür