<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2019/1777 E. , 2023/3622 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONİKİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2019/1777<br>Karar No : 2023/3622 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı<br>VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : …<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Niğde ili, … Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünde memur olarak görev yapan davacının müdür yardımcısı … ve kursiyer …'ye sözle ve mesajla sarkıntılık yaptığından bahisle 657 sayılı Kanununun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi gereğince Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; davacının sarkıntılık ettiği iddia olunan bahsi geçen kişilere karşı devlet memuruna yakışmayacak tarzda tavır gösterdiği hususu sübut bulmuş ise de, davacının söz ve eylemlerinin devlet memurluğundan çıkarmayı gerektiren yüz kızartıcı ve utanç verici harekette bulunmak kapsamında değerlendirilmesinin orantısız olacağı değerlendirildiğinden, bu fiiller nedeniyle verilen Devlet memurluğundan çıkarma cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemin usul ve mevzuata uygun olarak tesis edilmiş olduğu, karardaki maddi ve hukuki değerlendirmenin dosya kapsamı ile örtüşmediği belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : … Cumhuriyet Savcılığınca hakkında Kovuşturma Yapılmasına Yer Olmadığına karar verildiği, aynı fiilden beraat etmiş kişilere disiplin cezası verilemeyeceği belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …<br> DÜŞÜNCESİ : İdari yargı merciileri tarafından, davanın öncelikle usul bakımından incelenmesi, usule ilişkin bir hukuka aykırılık bulunması halinde davanın esasına girilmeyerek, usuldeki aykırılık gerekçesi ile iptal kararı verilmesi, ancak usul bakımından bir hukuka aykırılık bulunmaması halinde esası hakkında inceleme yaparak karar verilmesi idari yargının yerleşik ilkelerindedir.<br> İdarenin bir yargı kararına gerek olmaksızın yasaların açıkça verdiği bir yetkiye dayanarak tesis ettiği disiplin cezaları, devletin egemenlik yetkisinin bir uzantısıdır ve kamu gücü kullanılarak uygulanır. Disiplin cezalarını tesis ederken, idarenin genel idari usul kurallarına bağlı hareket etmesi, demokratik hukuk devletinin bir gereği olarak kabul görmektedir. Bu şekilde bireyin, kamu gücü ile donatılmış olan idare karşısında korunması sağlanır. İdari yargıda, önemli idari usul ilkelerinden biri olan savunma hakkı gereğince de, hakkında tesis edilen idari işlemden etkilenecek ilgililere, idare tarafından kendini savunma ve açıklama imkânı verilmesi gerekir. Savunma alınmadan ceza verilmemesi evrensel düzeyde kabul gören ve temel hak ve hürriyetler açısından güvence niteliğinde “hukukun bir genel ilkesi” olarak ifade edilmektedir. <br>657 sayılı Kanun’da düzenlenmiş olan disiplin cezalarının en ağırı olan Devlet memurluğundan çıkarma cezasında, yasa koyucu, diğer disiplin cezaları için öngörülmüş ve anılan Kanun’un 130. maddesinde düzenlenmiş olan savunma hakkından daha geniş hakları kapsayacak şekilde anılan Kanun’un 129. maddesinde son savunma hakkı tanımıştır. Buna göre; Devlet memurunun veya diğer kamu görevlilerinin görevine son verilmesi sonucunu doğuran disiplin cezalarının verilebilmesi için, söz konusu disiplin cezalarını vermeye yetkili merciiler tarafından, ilgili kamu görevlisinin hakkındaki iddiaları, bu iddiaların dayandığı delilleri, üzerine atılı fillerin hukuki nitelendirmesini ve önerilen disiplin cezasını öğrenmesi sağlanarak, savunma yapmasına imkan tanınmasının hukuken zorunlu olduğu anlaşılmaktadır. Böylece, hakkında devlet memurluğundan çıkarılma sonucu doğuracak bir işlem hakkında önceden bilgi sahibi olup işlemin tesisi sürecine katılabilir ve kendini ifade etme imkânı bulur. Bu şekilde idarenin de doğru bilgilenmesi sağlanarak, yargı aşamasından önce, bireyin haklarının korunmasına hizmet edilir. Doktrinde ilgiliye idari makamca görüşünü açıklama imkânı verilmesi idare açısından bir yükümlülük olarak ifade edilmektedir. Görüldüğü üzere, 657 sayılı Kanun’un 129. maddesindeki son savunma hakkı, hukuk devleti ilkeleri gereğince, bireyi kamu otoritesinden koruma amacı güden, birey lehine getirilen, idareyi ise yükümlülük altına sokan bir düzenlemedir. <br>“Nemo auditur propriam turpitudinem allegans”, kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağını ifade eden bir evrensel hukuk terimidir. Hukukun genel prensiplerinden olan “kimse kendi kusurundan yararlanamaz” kişinin kendi kusuruna dayanarak hak elde etmesini engelleyen bir ilkedir. Bir toplumsal ilişkiler ağında kusurlu hareket eden ya da bir yükümlülüğünü yerine getirmeyerek bir haksızlık oluşturan kişi, bu kusurunun yarattığı yeni durumdan bir menfaat veya hak elde edememelidir. Bazen, kusurlu haksız davranışı yapan lehine görünüşte bir menfaat veya hak doğurabilecek bir izlenim ortaya çıkarabilir. Ancak, adalet ve hakkaniyet ilkelerine bağlı kalınarak, yasal durum, kusurlu haksız davranışı yapan kişi lehine yorumlanmamalıdır.<br>Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının savunmasının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 130. maddesi uyarınca alındığı, anılan Kanun’un 129. maddesi uyarınca savunma hakkı tanınmamış olduğu görülmektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 130. maddesinde diğer cezalar bakımından memura sadece 7 günden az olmamak üzere savunma hakkı tanınmışken memuriyetten çıkarma cezası açısından 129. maddeyle, soruşturma ile ilgili evrakın incelenmesinden veya vekili vasıtasıyla sözlü savunma yapılmasına kadar, 130. maddeden farklı olarak geniş bir savunma hakkı tanınmış bulunmaktadır. Yasa koyucu ilgili açısından en ağır sonuçları doğuran Devlet memurluğundan çıkarma cezasının verilmesinde, bu şekilde bir savunma hakkının tanınmasını memur statüsü açısından önemli bir güvence olarak öngörmüştür.<br>Her ne kadar, Bölge İdare Mahkemesince istinaf isteminin reddine karar verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararıyla, dava konusu işlemin öncelikle 657 Kanun’un 129. maddesi uyarınca savunma hakkı bakımından incelenerek, davacının son savunmamış alınmamış olduğu gerekçesiyle iptali gerekmekteyse de, İdare Mahkemesi’nin dava konusu işlemi esastan inceleyerek verdiği iptal hükmünün davacı bakımından ortaya çıkacak sonuçlarının, 657 Kanun’un 129. maddesindeki güvenceye ihtiyacı kalmayacak şekilde, lehine bir durum tesis ettiği, kaldıki; temyiz başvurusunda bulunanın davalı idare olduğu değerlendirildiğinde, 657 Kanun’un 129. maddesi uyarınca kendisine verilmiş yükümlülüğünü yerine getirmeyen idarenin “kimse kendi kusurundan yararlanamaz” ilkesi uyarınca lehine olacak şekilde kararın 657 Kanun’un 129. maddesi uyarınca son savunma hakkı tanınmadığı gerekçesiyle gerekçe değiştirerek onanmasının hakkaniyete aykırı olduğu değerlendirildiğinden, kararın bu açıklama ile onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> MADDİ OLAY : <br> Davacı, Niğde ili, … Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünde memur olarak görev yapmaktadır. <br> Anılan merkezde müdür yardımcısı olarak görev yapan … ve kursiyer ….'ye sözlü ve yazılı cinsel tacizde bulunduğu iddialarıyla ilgili olarak başlatılan disiplin soruşturması sonucunda, Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmıştır.<br> Bunun üzerine temyizen bakılan dava açılmıştır.<br> <br> <br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> 657 sayılı Kanun'un 129. maddesinde, ''Yüksek disiplin kurulları kendilerine intikal eden dosyaların incelenmesinde, gerekli gördükleri takdirde, ilgilinin özlük dosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili kurumlardan bilgi almaya, yeminli tanık ve bilirkişi dinlemeye veya niyabeten dinletmeye, mahallen keşif yapmaya veya yaptırmaya yetkilidirler. Hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memur, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir."; 130. maddesinde ise, "Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır." hükümlerine yer verilmiştir. <br> <br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Anayasa'nın 129. maddesinin ikinci fıkrasında, memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.<br>Anılan Anayasa hükmünün gerekçesinde, "yapılacak disiplin kovuşturmalarında ve disiplin cezası uygulamasında ilgiliye isnad olunan hususun bildirilmesi, dinlenilmesi, savunmasını yapma imkanı tanınması bu madde ile güvence altına alınmaktadır" ifadelerine yer verilerek, disiplin cezaları ile ilgili olarak anayasal güvenceye bağlanan savunma hakkının içeriği belirtilmiştir.<br>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 130. maddesinde diğer cezalar bakımından memura sadece 7 günden az olmamak üzere savunma hakkı tanınmışken memuriyetten çıkarma cezası açısından 129. maddeyle, soruşturma ile ilgili evrakın incelenmesinden veya vekili vasıtasıyla sözlü savunma yapılmasına kadar, 130. maddeden farklı olarak geniş bir savunma hakkı tanınmış bulunmaktadır. Yasa koyucu ilgili açısından en ağır sonuçları doğuran Devlet memurluğundan çıkarma cezasının verilmesinde, bu şekilde bir savunma hakkının tanınmasını memur statüsü açısından önemli bir güvence olarak öngörmüştür.<br>Anayasa hükmü ve 657 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden; Devlet memurunun veya diğer kamu görevlilerinin görevine son verilmesi sonucunu doğuran disiplin cezalarının verilebilmesi için, söz konusu disiplin cezalarını vermeye yetkili merciiler tarafından, ilgili kamu görevlisinin hakkındaki iddiaları, bu iddiaların dayandığı delilleri, üzerine atılı fillerin hukuki nitelendirmesini ve önerilen disiplin cezasını öğrenmesi sağlanarak, savunma yapmasına imkan tanınmasının hukuken zorunlu olduğu anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda; Yüksek Disiplin Kurulunca, Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilen ilgiliye 657 sayılı Kanun'un 129. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak son savunma hakkı tanınması gerektiği açık olup, uyuşmazlık konusu olayda, hakkında Devlet memurluğundan çıkarma cezası teklif edilen davacı hakkında Yüksek Disiplin Kurulunca 657 sayılı Kanun'un 129. maddesine göre son savunması alınmadan tesis edildiği görülen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Bu hususu göz ardı etmek suretiyle işin esasına girerek dava konusu işlemin iptaline karar veren İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesi yerine bulunmamakta ise de, sözü edilen husus sonucu itibarıyla hukuka uygun bulunan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte bulunmamıştır. <br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,<br>2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,<br>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br>4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 21/06/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.<br> <br><br></font></p></body></html>
müdür