<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2023/3289 E.  ,  2023/4596 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ÜÇÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2023/3289<br>Karar No : 2023/4596<br><br>TEMYİZ EDENLER:<br>1-(DAVACI) …<br>2-(DAVALI) … Vergi Dairesi Müdürlüğü<br>VEKİLİ: Av. … <br><br>İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurularına ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Davacı adına, asıl borçlu … Plastik Hammade Ambalaj Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden alınamayan 2009 ve 2010 yıllarına ait muhtelif kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ila … takip numaralı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. <br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti Dava konusu … ila … takip numaralı ödeme emirleri içeriği amme alacaklarının dayanağını oluşturan vergi ve cezalara ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun olarak kesinleştirildiği, yapılan mal varlığı araştırması ile kamu alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen söz konusu ödeme emirlerinde hukuka aykırılık görülmediği, … takip numaralı ödeme emri içeriği amme alacağına ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen … takip numaralı ödeme emrinin dayanağını oluşturan vergi ve cezalara ilişkin ihbarnamelerin ilanen tebliğ edildiği ancak ilanen tebliğ öncesinde posta yoluyla tebliğ edilemediği hususuna ait bilgi ve belgelerin dosyaya sunulmadığı, … takip numaralı ödeme emrinin ise asıl borçlu şirketin re'sen terkinden sonra şirket kanuni temsilcisinin ikametgah adresinde eşine tebliğinin usulsüz olduğu, 2009 yılına ilişkin vergi ve cezaların en geç 31/12/2014 tarihine kadar tebliğ edilmesi gerektiği, 213 sayılı Kanun'un 114. maddesi uyarınca beş yıl içerisinde tarh ve tebliğ edilmediğinden vergi ve cezaların zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle … ila … takip numaralı ödeme emirleri yönünden dava reddedilmiş, … takip numaralı ödeme emri ise iptal edilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurularının, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:<br>Davacı tarafından, dava konusu ödeme emirleri içeriği vergi ve cezalarla ilgili olarak tarafına herhangi bir ihbarname ile bildirim yapılmadığından ortada kesinleşmiş bir amme alacağının bulunduğundan söz edilemeyeceği, asıl borçlu şirket 18/02/2015 tarihinde re'sen terkin edildiğinden ortada olmayan şirkete ilişkin vergi ve cezaların da yok hükümünde olduğu ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.<br>Davalı idare tarafından, davacının kanuni temsilcisi olduğu asıl borçlu şirketten amme alacağının tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın aleyhe olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.<br><br>TARAFLARIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ: Davacı temyiz isteminin kabulü, davalı idare temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY : <br>Asıl borçlu şirketin, 18/02/2015 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği hususunun 24/02/2015 tarih ve 521 sayılı, davacının ise şirketin kuruluş tarihi olan 11/10/2007 tarihinde ilk on yıl için kanuni temsilci olarak seçildiğinin 18/10/2007 tarih ve 282 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği, dava konusu … ila … takip numaralı ödeme emirlerinin beyanı üzerine tahakkuk eden vergilerden oluştuğu, asıl borçlu şirket adına … tarih ve …, … tarih ve …, … tarih ve …, … tarih ve …, … tarih ve …, … tarih ve … takip numaralı ödeme emirlerinin düzenlendiği ve 10/06/2014 tarihinde şirket kanuni temsilcisinin ikametgah adresinde tebliğ edildiği, … takip numaralı ödeme emrinin ise asıl borçlu şirketin 2009 yılına ait hesap ve işlemlerinin sahte belge kullanımı ile ilgili sınırlı olarak incelenmesi istenilmesi üzerine … tarih ve … sayılı defter belge isteme yazısının, asıl borçlu şirketin 31/12/2010 tarihinde faaliyetine son verildiğinden kanuni temsilcinin ikametgah adresinde 27/06/2013 tarihinde eşi ...'a tebliğ edildiği, on beş günlük yasal süre geçmesine rağmen mücbir sebep gösterilmeksizin defter ve belgeler ibraz edilmediğinden … tarih ve … sayılı vergi inceleme raporları düzenlenerek asıl borçlu şirket adına düzenlenen ihbarnamelerin ilanen tebliğ edildiği, asıl borçlu şirket tarafından borç ödenmemesi üzerine asıl borçlu şirket adına … tarih ve …, ... tarih ve … takip numaralı ödeme emirlerinin düzenlendiği, yapılan araştırmada asıl borçlu şirketin herhangi bir malvarlığı bulunamadığından şirketten tahsil imkanı kalmadığı sonucuna varılan kamu alacağının tahsili amacıyla dava konusu ödeme emirlerinin tanzim edildiği anlaşılmıştır.<br> <br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi veya buna bağlı alacakların, kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı kurala bağlanmıştır.<br>Aynı Kanun'un 93 ilâ 109. maddelerinde; tebliğ esasları, tebliğin muhatapları, posta ve ilan yoluyla tebliğler ile memur eliyle tebliğ ve tebliğ yerine geçen işlemler düzenlenmiş, tebligatın nerede, nasıl ve kimlere yapılacağı belirlenmiş, 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri vergilendirme ile ilgili olup hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların, adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasiyle ilmühaberli taahhütlü olarak tebliğ edileceği, şu kadar ki ilgilinin kabul etmesi şartiyle tebliğin daire veya komisyonda yapılmasının mümkün olduğu kuralına yer verilmiş, “Tebliğ yapılacak kimseler” başlıklı 94. maddesinin 1.fıkrasında, tebliğin, mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılacağı, 2. fıkrasında, tüzel kişilere yapılacak tebliğin, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde idare edenlere veya temsilcilerine yapılacağı, tüzel kişilerin müteaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılmasının yeterli olacağı, 2365 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen 3. fıkrasında ise, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde tebliğin, ikametgah adresinde bulunanlardan veya iş yerlerindeki memur ya da müstahdemlerden birine yapılacağı kural altına alınmıştır.<br> <br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>Davalı idare tarafından temyiz istemine konu edilen Vergi Dava Dairesi kararının; dava konusu … takip numaralı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrası aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Dairemizce de uygun bulunmuştur.<br>Tebliğ, hukuki bir işlemden ilgili kimsenin haber almasını sağlamak için, yetkili makamın kanuni şekilde yazı veya ilan ile yapacağı bilgilendirme işlemi olup amaç, ilgilinin yasal haklarını kullanabilmesine imkan tanımaktır. Bu nedenle, 2365 sayılı Kanun'la 3. fıkra eklenmeden önceki 94.madde düzenlemesinde, sadece dava açabilecek kişiler, adına tebligat yapılacak kişiler kapsamında sayılmıştır. Değişiklik öncesi 94. madde hükmü genel bir düzenleme gibi görünmekle beraber, muhatabın kendisine ya da onun adına dava açma konusunda yetkili ve görevli kimselere yer veren birinci fıkra hükmünün gerçek kişilere yönelik olduğu; ikinci fıkranın ise tüzel kişiler adına dava açabilecek dolayısıyla tebligat yapılabilecek kimseleri düzenlediği sonucuna varılmaktadır.<br>Kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde, tebliğin kimlere yapılacağı, 2365 sayılı Kanun'la eklenen 3. fıkrada belirlenmiştir. Düzenleme; muhatabın bulunmaması halinde, ikametgah adresinde bulunanlara veya işyerinde bulunan memur ve müstahdemlere tebligat yapılacağı ancak, tebligat yapılacak kişinin on sekiz yaşından büyük görünmesi ve açık bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerektiği şeklindedir. <br>Madde; aile fertlerine tebliğ yapılması halinde, tebliğ muhatabının haberdar olma ihtimalinin, ilanen tebligata göre daha fazla olacağı gerekçesine dayandırılmış, Bütçe Plan Komisyonunda maddeye “veya işyerinde memur ya da müstahdemlerinden birine yapılır.” ifadesi eklenmiş, böylece fıkra hem gerçek hem de tüzel kişiler için uygulanır duruma gelmiştir.<br>“İkamet adresinde yapılacak tebliğ” ifadesi, 1. fıkranın da işaret ettiği gerçek kişilere tebligat yapılamaması halini düzenlemektedir. Tüzel kişiler yönünden ise “işyerinde”, “tebliğ yapılacak kimsenin bulunmaması”, “memur veya müstahdem” kriterlerinin esas alınması gerekmekte olup, düzenlemeden; tüzel kişilerle ilgili tebliğin, tüzel kişilerin temsilcilerinin ikamet adreslerinde yapılabileceği gibi bir sonuç çıkarılması mümkün değildir.<br>Buna göre tüzel kişilerde asıl muhatap, yasal temsilcilerdir. Bu temsilciler mutad iş saatlerinde "işyerinde" bulunamadıkları veya tebligatı bizzat alamayacak durumda oldukları takdirde "orada hazır bulunan" "memur veya müstahdemlere" tebliğ yapılması, bu şekilde işyerinde tebligat mümkün olmaması halinde ilan yoluyla tebliğ yoluna gidilmesi gerekmektedir.<br>Bu durumda, dava konusu … ila … takip numaralı ödeme emirlerinin dayanağını oluşturan asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarih ve …, … tarih ve …, … tarih ve …, … tarih ve …, … tarih ve …i ile … tarih ve … takip numaralı ödeme emirlerinin, asıl borçlu şirket ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği tarihten önce şirketin kanuni temsilcisinin ikamet adresinde eşine tebliğ edilmesinin, 213 sayılı Kanun'un 94. maddesindeki usule uygun olduğundan söz edilemeyeceği dikkate alındığında, ortada kesinleşen kamu alacağının varlığından bahsedilemeyeceğinden dolayısıyla davacının söz konusu borçlar nedeniyle sorumlu tutularak adına düzenlenen ödeme emirleriyle takibe alınmasında hukuka uyarlık bulunmadığından Vergi Mahkemesi kararının davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasına davacı tarafından yöneltilen istinaf başvurusunun reddine dair hüküm fıkrasının bozulması gerekmiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı idare temyiz isteminin reddine,<br>2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının; … takip numaralı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,<br>3. Davacı temyiz isteminin kabulüne,<br>4. Kararın; … ila … takip numaralı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA, 15/11/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. </font></p></body></html>

müdür