<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/407 E. , 2023/1164 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU<br>Esas No : 2022/407<br>Karar No : 2023/1164<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Vergi Dairesi Başkanlığı - …<br> (…Vergi Dairesi Müdürlüğü) <br>VEKİLİ : Av. …<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : …<br><br>İSTEMİN KONUSU : …Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ : <br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, …Güvenlik Hizmetleri Ticaret Limited Şirketine ait 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin muhtelif vergi ve cezaların tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen …tarih ve …sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.<br>…Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı: <br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 623. maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkralarında, şirketin yönetimi ve temsilinin şirket sözleşmesi ile düzenleneceği, şirket sözleşmesi ile şirketin yönetimi ve temsilinin, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebileceği, en azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerektiği, müdürlerin, kanunla veya şirket sözleşmesi ile genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır.<br>Davacı, 28/08/2008 tarih ve 7137 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan 13/08/2008 tarihli ortaklar kurulu kararı ile borçlu şirkete yönetici olarak atanmış ve şirketi idare ve temsil hususunda yetkili kılınmıştır. 13/03/2009 tarihinde ise bu görevinden istifa etmiştir.<br>Olayda, davacı tarafından, asıl amme borçlusu …Güvenlik Hizmetleri Ticaret Limited Şirketinin 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun uyarınca güvenlik yöneticisi olarak görev yaptığı ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde belirtilen "kanuni temsilci" sıfatını taşımadığı ve sahip olduğu temsil ve idare yetkisinin yalnızca 5188 sayılı Kanun'a göre sorumluluk doğuran işlerde, idare ve emniyet müdürlüğü nezdinde şirketi temsile yönelik olduğu ileri sürülmektedir.<br> 28/08/2008 tarih ve 7137 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan 13/08/2008 tarihli şirkete yeni yönetici atanması konulu ortaklar kurulu kararı incelendiğinde, davacının asıl borçlu şirkete "yönetici olarak atanmasına şirketi idare ve temsil hususunda yetkili kılınmasına" karar verilmiştir. Dava dilekçesine ekinde ibraz edilen 25/09/2007 tarihli imza sirkülerinden ise ... adlı kişinin münferit imzası ile şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındığı anlaşılmaktadır. Anılan kişi tarafından davalı idareye hitaben yazılan ve dava dilekçesi ekinde ibraz edilen 24/02/2014 tarihli dilekçede, davacının "...yalnızca 5188 sayılı Özel Güvenlik Kanunu ve buna bağlı yönetmelik gereği tüm güvenlik işlerini yerine getirmek ve projelerin operasyon faaliyetlerini yönetmek üzere tarafımca "Güvenlik Yöneticisi" olarak işe" alındığı ve "kendisine ticari ve mali işler ile ilgili ... herhangi bir yetki ve sorumluluk" verilmediği belirtilmiştir.<br>7190 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik'in "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde "Yönetici: Özel güvenlik şirketlerinde ve alarm izleme merkezlerinde özel güvenlik görevlilerine emir ve komuta etme, alınacak güvenlik tedbirlerini, bunların yerini, sırasını ve zamanını belirleme ve değiştirme yetki ve sorumluluğuna sahip olan yöneticiler ile özel güvenlik eğitim kurumlarında eğitimden sorumlu olan yöneticileri" olarak tanımlanmıştır.<br>Davacı borçlu şirkete "yönetici" olarak atanmıştır. Her ne kadar şirketi idare ve temsil hususunda yetkili kılındığı görülmekte ise de davacının şirketi ilzam yetkisine sahip kılınmadığı ve 213 sayılı Kanun'un 10. maddesinde belirtilen "kanuni temsilci" sıfatını taşımadığı anlaşıldığından, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.<br>Mahkeme bu gerekçeyle ödeme emrini iptal etmiştir.<br> Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesinin 01/02/2019 tarih ve E:2016/4237, K:2019/605 sayılı kararı:<br>Davacı, 28/08/2008 tarih ve 7137 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan 13/08/2008 tarihli ortaklar kurulu kararı ile asıl borçlu ... Güvenlik Hizmetleri Ticaret Limited Şirketine beş yıllığına yönetici olarak atanmıştır. 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin muhtelif vergi ve cezaların tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu ödeme emri düzenlenmiştir.<br> İlzam yetkisi, borç ve sorumluluk altına sokmak yani şirket adına bağlayıcı karar almak anlamına gelmektedir. Limited şirketlerde, şirketi idare ve temsil yetkisi müdüre ait olup bu yetkinin, ilzam yetkisi gibi her halde sınırsız olmayıp, ilgili mevzuatta belirtilen şartlar dahilinde sınırlandırılabileceği açıktır.<br> Bunun dışında, müdürlerin temsil yetkisinin sınırlandırılması iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceği gibi böyle bir sınırlama ticaret siciline tescil edilemez. Bu durumda, içerik itibarıyla temsil yetkisinin sınırlandırılmasının ancak iç ilişkide hüküm ifade ettiği ve bu temsil yetkisine sahip olanlar için bir nevi talimat niteliği taşıdığı sonucuna varılmaktadır.<br>Limited şirketlerde idare ve temsile yetkili olanlar, şirketin amacına ve işletme konusuna giren her türlü işleri ve hukuki işlemleri şirket adına yapabileceklerdir. <br>Limited şirket müdürü olarak tescil ve ilan edilen kişinin herhangi bir sebeple kanuni temsilci sıfatının sona ermesinin tescil edilip, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilmesiyle üçüncü şahıslar nezdinde hukuki sonuç doğuracağı açık olup, kanuni temsilcilik görevinin ilan tarihinde sona erdiğinin kabulü zorunludur.<br>Bununla birlikte, kanuni temsilcilerin şirketten tahsil edilemeyen vergi borçları nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için şirket hakkında yürütülen takip muamelelerinin usulüne uygun olarak tamamlanmış ve amme alacağının şirket tüzel kişiliğinden tahsil olanağının kalmamış olması gerekir.<br>Davacının, şirketi idare ve temsile yetkili kılındığı ve bu yetkisinin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanmak suretiyle sona erdirilmediği anlaşılmaktadır.<br> Davacının, şirketin amacına ve işletme konusuna giren her türlü işleri ve işlemleri şirket adına yapabilecek olması ve bu yetkisinin sınırlandırılmasının iyi niyet sahibi üçüncü şahıslara karşı hüküm ifade etmeyecek olmasının, 6762 sayılı Kanun'un yukarıda düzenlemesine yer verilen kuralları gereği olması karşısında, şirket tüzel kişiliğinin borcundan dolayı kanuni temsilci sıfatıyla takibinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. <br>Bu nedenle, dava konusu ödeme emrini, davacının ilzam yetkisi bulunmadığı yolundaki gerekçeyi hükme esas alarak iptal eden Vergi Mahkemesi kararının, şirket hakkında takip muamelelerinin usulünce gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, kanuni temsilci adına ödeme emri düzenlenmeden evvel şirketin borcunu karşılayacak mal varlığına sahip bulunup bulunmadığı, diğer bir deyişle, şirketten tahsil imkanı bulunmayan usulünce kesinleşmiş bir kamu alacağından söz edilip edilemeyeceği hususlarının araştırılarak yeniden karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir. <br>Daire bu gerekçeyle kararı bozmuş; davacının karar düzeltme istemini ise reddetmiştir. <br> ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı ısrar kararı: <br>Mahkeme, ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar etmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu ödeme emrinin hukuka uygun olduğu belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME : <br>Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek durumda görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>Davalının, ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı ısrar kararına yönelik temyiz isteminin REDDİNE,<br>2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/10/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.<br><br><br>X - KARŞI OY:<br>Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Üçüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz. </font></p></body></html>
müdür