<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2022/1000 E.  ,  2023/4232 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2022/1000<br>Karar No : 2023/4232 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı <br>VEKİLİ : Av. …<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : …<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı adına, ... Sağlık Hizmetleri AŞ'nin kanuni temsilcisi sıfatıyla düzenlenen 03/12/2013 tarih ve 2013/1 sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir. <br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine Vergi Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; olayda, her ne kadar davalı idarece, davacının asıl amme borçlusu ... Sağlık Hizmetleri AŞ'nin kanuni temsilcisi olduğu ileri sürülmekte ise de, 24/04/2013 tarih ve 8306 sayılı Sicil Gazetesinde yer alan 13/02/2013 tarih ve 2013/2 sayılı şirket yönetim kurulu kararında; şirketin yönetim kurulu üyelerinin, başkanının ve başkan yardımcısının belirlendiği, davacının ise şirketin yönetim kuruluna seçilen kişilerden olmadığı; şirketin üçüncü kişilere karşı temsil ve ilzama yetkili olan kişilerinin temsil ve ilzam yetkilerinin sınırları denilerek, davacının da içlerinde bulunduğu bazı kişilere, poliçe ve çek düzenlenmesi, 3. kişiler ile yazışma yapılması, beyanname verilmesi, nakliye vb. işlemlerinden 100.000 ABD Dolarına kadar olan meblağda şirketi temsil yetkisi verildiğinin görüldüğü; bu durumda, davacının şirketin yönetim kurulu üyesi veya dışarıdan atanmış bir şirket temsilcisi olmadığı, sadece şirketin olağan işlerinde şirketi temsile yetkili olduğu anlaşıldığından, davacı adına asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle bozma kararına uyulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı, temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.<br><br>TETKİK HÂKİMİ : …<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinin 1. fıkrasında; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, ikinci fıkrasında; yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve bunlara bağlı alacakların, kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hükmüne yer verilmiştir.<br>01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 365. maddesinde, anonim şirketin, yönetim kurulu tarafından yönetileceği ve temsil olunacağı; 367. maddesinde, yönetim kurulunun, esas sözleşmeye konulacak bir hükümle, düzenleyeceği bir iç yönergeye göre, yönetimi, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabileceği, yönetimin, devredilmediği takdirde, yönetim kurulunun tüm üyelerine ait olduğu; 370. maddesinde de, esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisinin çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna ait olduğu; yönetim kurulununun, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebileceği, en az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisine haiz olmasının şart olduğu kurala bağlanmıştır.<br>Mezkur hükümler uyarınca, anonim şirketlerde, temsil ve ilzam yetkisinin yönetim kurulu üyelerinden bir kısmına ya da üçüncü bir kişiye verilebilmesi mümkün olup, asıl borçludan alınamayan vergi borçlarının tahsili amacıyla ancak temsil ve ilzam yetkisi taşıyan kişiler nezdinde takip yapılabilecektir. Bununla birlikte, şirket borçlarından dolayı kanuni temsilci sıfatıyla ilgili kişilerin takip edilebilmesi için, şirket nezdinde usulüne uygun şekilde kesinleşmiş bir kamu alacağının mevcut olması ve söz konusu alacağın kısmen veya tamamen şirketin mal varlığından tahsilinin mümkün olmaması gereklidir.<br>Dosyanın incelenmesinden; 24/04/2013 tarih ve 1247 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde tescil ve ilan edilen 13/02/2013 tarih ve 2013/2 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile, şirketin yönetim kurulu başkan, başkan yardımcısı ve üyelerinin atandığı, davacının bu kişiler arasında bulunmadığı ancak şirketi temsil ve ilzama mezun imza yetkilileri arasında sayıldığı, temsil ve ilzam yetkisi sınırlarının açıkça gösterildiği; bu kapsamda 100.000 (yüz bin) ABD dolarına (ya da başka bir para cinsinde buna denk gelen meblağa) kadar olan işlemlerde davacının ve ismi sayılan kişilerden herhangi ikisinin müşterek imzaları ile şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındıklarının belirtildiği, bununla birlikte 1.000.000 (bir milyon) ABD dolarına (ya da başka bir para cinsinde buna denk gelen meblağa) kadar olan ve bu sirkülerde belirtilen özel yetkiler dışındaki tüm işlemlerde; vergi dairelerine verilecek damga vergisi, kurumlar vergisi, KDV beyannamelerinin düzenlenmesi, vergi borçlarının ödenmesi için talimatlar verilmesi, vergi dairesine tescil işlemleri, hesap düzeltmelerinde dilekçeler verilmesi, resmi dairelerden evrak alınması, resmi dairelerde iş takipleri yapılması vb. işlemlerde de davacının da aralarında bulunduğu aynı kişilerin herhangi ikisinin müşterek imzaları ile şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındıkları; şirketin 2013/4,5,6 dönemlerine ait KDV, gelir(stopaj), damga vergisi ve gecikme faizi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına şirket kanuni temsilcisi sıfatıyla 03/12/2013 tarih ve 2013/1 sayılı ödeme emrinin düzenlendiği ve söz konusu ödeme emrinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda, her ne kadar Vergi Dava Dairesince, davacının, asıl borçlu şirketin borçlarından kanuni temsilci sıfatıyla sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, 13/02/2013 tarih ve 2013/2 sayılı Yönetim Kurulu Kararına göre, davacının şirketi temsil ve ilzam yetkisine sahip olduğu görüldüğünden, asıl borçlu şirket nezdinde usulüne uygun bir şekilde kesinleştirilen ve yapılan mal varlığı araştırması ile şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilcisi sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık; aksi yönde verilen temyize konu kararda ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Temyiz isteminin kabulüne,<br>2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 19/06/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.<br><br>(X) KARŞI OY :<br> Davacı adına, ... Sağlık Hizmetleri AŞ'nin kanuni temsilcisi sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay bozma kararı üzerine davanın kabulü yönünde verilen Vergi Dava Dairesi kararı davalı idarece temyiz edilmiştir.<br>213 sayılı Kanun'un 10. maddesi hükmüne göre kanuni temsilci sıfatıyla ilgili kişilerin takip edilebilmesi için, şirket nezdinde usulüne uygun şekilde kesinleşmiş bir kamu alacağının mevcut olması ve söz konusu alacağın kısmen veya tamamen şirketin mal varlığından tahsilinin mümkün olmaması gereklidir.<br>Bakılmakta olan davada, her ne kadar Danıştay Dördüncü Dairesinin 12/04/2021 tarih ve E:2019/5009, K:2021/2166 sayılı bozma kararında, "Davalı idarece dava dosyasına sunulan belgeler incelendiğinde, asıl borçlu şirkete ait vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasının yeterli olduğu ve borcun şirketten tahsil olanağının bulunmadığının ortaya koyulduğu sonucuna varıldığı; bu durumda, söz konusu amme alacağının şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşıldığından, davacının ilgili dönemde kanuni temsilcilik sıfatına haiz bulunup bulunmadığı, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği ve davacının takibi için gerekli olan diğer hususlar incelenmek suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerektiği" belirtilmiş ise de, kanuni temsilci adına düzenlenen ödeme emrine ilişkin hukuki değerlendirme yapılırken, öncelikle, kanuni temsilcinin sorumluluk durumunun, sonrasında şirket adına yapılan takibin usulüne uygun olarak gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin, en son olarak da yapılan mal varlığı araştırması ile alacağın şirketten tahsilinin mümkün olmadığı hususunun ortaya konulup konulmadığının irdelenmesi ve bir neticeye bağlanması gerektiğinden, yapılan mal varlığı araştırmasının yeterli olduğu ve borcun şirketten tahsil olanağının bulunmadığı sonucuna varıldıktan sonra, Vergi Dava Dairesince, hukuki değerlendirmenin ilk aşaması olan kanuni temsilcinin sorumluluk durumuna geri dönülmesinde ve davacının, asıl borçlu şirketin borçlarından kanuni temsilci sıfatıyla sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ve Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.</font></p></body></html>

müdür