<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2020/2085 E.  ,  2023/3524 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2020/2085<br>Karar No : 2023/3524 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü/…<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : …<br>VEKİLİ : …<br><br>İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, … plakalı araca ilişkin motorlu taşıtlar vergisi haricindeki tüm vergi borçlarının zamanaşımına uğramış olması nedeniyle anılan vergi borçlarından dolayı malvarlığı üzerine uygulanan haciz işlemlerinin kaldırılması istemiyle yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin … tarih ve …sayılı işlemin iptali istenilmektedir. <br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; 02/05/2018 tarihli ara karar ile haciz işlemlerinin dayanağı olan davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin dosyaya ibrazı neticesinde, … ve … plakalı araçlara ilişkin motorlu taşıtlar vergisinin, 2000 ve 2001 takvim yıllarına ilişkin gelir vergisinin, 1998/3. dönemine ilişkin katma değer vergisi ile kusur cezasının ve 1998/1-12 ile 1999/1-12 dönemlerine ilişkin 9069 kodlu ''diğer harçlar'' açıklamalı amme alacağının tahsili amacıyla düzenlenmiş herhangi bir ödeme emrinin dosyaya ibraz edilmediği anlaşıldığından, söz konusu amme alacaklarına istinaden davacının mal varlığı üzerine doğrudan (ödeme emri düzenlenip tebliğ edilmeksizin) haciz işlemi uygulanmasında hukuka uyarlık bulunmadığı, belirtilen amme alacakları dışında kalan ve iş bu davanın konusunu teşkil eden diğer amme alacaklarının tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve …numaralı ödeme emirlerinin tebliğine ilişkin 19/11/2008 tarihli tebliğ alındısı incelendiğinde, adres kısmında ''Çorum Kapalı Ceza Evi'' nin yazıldığı, davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen 09/11/2018 tarihli dilekçe eki belgelerden de, ödeme emirlerinin tebliğine ilişkin tebliğ alındısının üzerinde yazılan tarihte davacının ceza evinde hükümlü olarak bulunduğu, 213 sayılı Kanun'da hükümlülere yapılacak tebligatlarla ilgili herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği, ancak 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 51. maddesinde, mali tebliğlerin kendi kanunlarında sarahat bulunmayan hallerde, anılan Kanunu'nun umumi hükümlerine tevkifan yapılacağı, 19. maddesinde de, mevkuf ve mahkumlara ait tebliğlerin yapılmasını, bunların bulunduğu müessese müdür veya memurun temin edeceğinin kurala bağlandığı, buna göre, hükümlü olan davacıya tebligat yapılmasını, davacının bulunduğu ceza evi müdürünün, müdür yoksa ceza evini idare eden memurun temin etmesinin gerekli olduğu, ödeme emirlerine ilişkin tebliğ alındısında bu hususa riayet edildiğine ilişkin herhangi bir şerhe yer verilmediği gibi, ödeme emirlerini tebliğ alan bir şahıs var ise de, bu şahsın isminin ve imzasının da bulunmadığı bu haliyle, davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği sonucuna varıldığından, anılan ödeme emirlerinde takibe konulan amme alacaklarına istinaden uygulanan haciz işlemlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan; 31/05/2018 tarihinde Mahkemelerinin kayıtlarına giren davalı idare dilekçesinde, davacının 31/05/2011 tarihinde 6111 sayılı Kanun kapsamında borçlarını yapılandırdığı ancak ödeme yapamadığı için yapılandırmanın iptal edildiğinin belirtildiği, olayda uyuşmazlık konusu haciz işlemlerinin dayanağı olan amme alacaklarının tamamı yapılandırılmamış ise de, yapılandırılmanın iptal edilmesinden sonra oluşan yeni hukuki duruma göre, yapılandırmaya konu amme alacaklarının tahsili amacıyla yeniden ödeme emrinin düzenlenmesi ve tebliğ edilmesi ve buna rağmen ödeme yapılmaz ise haciz işlemi tatbik edilmesi gerektiği, davalı idare tarafından yapılandırmanın iptal edilmesinden sonra yeni bir ödeme emri düzenlendiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge dosyaya ibraz edilmediğinden davacı hakkında tatbik edilen haciz işlemlerinde bu yönden de hukuka uyarlık bulunmadığı, hacizlerin kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde de yasal isabet bulunmadığı sonuca varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; Mahkeme tarafından yapılandırmadan önceki tebligatların, hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle hüküm kurulmuş ise de, 6111 sayılı Kanun kapsamında 2011 yılında yapılan yapılandırma başvurusu ile kesilen zamanaşımı süresinin 01/01/2012 tarihinden itibaren yeniden işlemeye başlayacağı ve 31/12/2016 tarihinde sona ereceği, öte yandan; Mahkemece davalı idareden davacı adına uygulanan haciz işlemlerinden önce zamanaşımını kesen nedenlerin bulunup bulunmadığının sorulduğu, idarece bazı yıllarda zamanaşımını kesen tahsilatlar bulunduğunun belirtilemesine rağmen tahsilat yapıldığını gösteren herhangi bir belgenin ibraz edilmediği, davalı idarece zamanaşımını kesen nedenler ortaya konulamadığından, 6111 sayılı Kanun uyarınca yapılan başvuru sonucu kesilen tahsil zamanaşımı süresinin 31/12/2016 tarihinde, yapılandırma kapsamına girmeyen 1997 ila 2006 yıllarına ilişkin amme alacakları için ise 2009 yılında düzenlenen haciz varakaları üzerine 31/12/2014 tarihinde sona erdiği anlaşıldığından, davacı adına uygulanan haciz işlemlerinde ve söz konusu hacizlerin kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu borçların tahsilatına ilişkin belgelerin ibraz edilemediği, ancak dava konusu vergi borçları ile ilgili … tarih ve …sayılı Yerköy Tapu Sicil Müdürlüğü nezdindeki haciz talepleri üzerine … tarih ve … yevmiye sayı ile tüm gayrimenkullerine birinci haciz, … tarih ve … sayılı Yerköy Tapu Sicil Müdürlüğü nezdindeki haciz talepleri üzerine … tarih ve … yevmiye sayı ile tüm gayrimenkullerine ikinci haciz, … tarih ve …sayı ile … tarih ve … sayılı malvarlığı araştırma konulu yazılarına istinaden Yozgat Defterdarlığı tarafından 2010 yılında yurt çapında yapılmış olan … tarih ve …sayılı malvarlığı araştırılması sonucu Yozgat Defterdarlığı arayıcılığıyla … tarih ve … yevmiye ile tüm gayrimenkullerine üçüncü haciz tatbik edilerek zamanaşımı süresinin 31/12/2015 tarihine kadar uzatıldığı, … tarih ve …sayılı haciz istemi ile … tarih ve … yevmiye ile tüm gayrimenkullerine dördüncü haciz tatbik edilerek zamanaşımının kesildiği, bunun yanısıra dava konusu borçlarla ilgili olarak elektronik ortamda davacının banka hesaplarına 2009-2016 yılları arasında 21 adet e-haciz tatbik edildiği, yine aynı borçlar için zamanaşımı süresi içerisinde davacı adına tescilli …, …, … plakalı araçlarına haciz ve yakalamalı haciz tatbik edildiği, söz konusu haciz tatbiklerinin zamanaşımı süresi içerisinde yapıldığı, davacının zamanaşımına uğramış herhangi bir borcunun bulunmadığı, 6111 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince yapılandırma talebinde bulunması nedeniyle haksız yere açılan davanın reddedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>TETKİK HÂKİMİ : …<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1.Temyiz isteminin reddine,<br>2.Temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA, <br>3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br>4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 14/06/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.<br><br> (X) KARŞI OY : <br>Bakılmakta olan davada, Vergi Dava Dairesince, ilk derece mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiş ve istinaf istemi, kararın gerekçesi değiştirilerek reddedilmiştir. <br>Anayasa’nın 142’nci maddesinde “Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.” hükmüne yer verilmiştir. <br>İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı başvurulabilecek kanun yollarından biri olan istinaf kanun yolunda yargılama usulü 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45’inci maddesinde kurala bağlanmıştır.<br>2577 sayılı Kanunun 18/6/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanunun 19’uncu maddesiyle değişik 45’inci maddesinin (2) numaralı fıkrasında, istinafın, temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu, istinaf başvurusuna konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında dilekçelerdeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyaların bölge idare mahkemesine gönderileceği; (3) numaralı fıkrasında, bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği; (4) numaralı fıkrasında ise bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu hâlde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği, inceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabileceği, istinabe olunan mahkemenin gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getireceği kurallarına yer verilmiştir. Ayrıca bölge idare mahkemesinin hukuka uygun bulmadığı kararları kaldırarak dosyayı ilk derece mahkemesine göndereceği, başka bir deyişle işin esası hakkında yeniden karar vermesinin istisnaları anılan maddenin (5) numaralı fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre, bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulması, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verir ve dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. <br>2577 sayılı Kanunun yine 6545 sayılı Kanunun 22’nci maddesiyle değişik 49’uncu maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde ise, temyiz incelemesi sonunda Danıştay'ın; kararı hukuka uygun bulursa onayacağı, kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onayacağı hüküm altına alınmıştır. <br>Sözü edilen yasa kurallarında, idari yargıda istinaf başvurusunu inceleyen istinaf mercii olarak bölge idare mahkemelerinin yapacakları istinaf incelemesi sonucunda verebilecekleri karar türleri sayılarak belirtilmiştir. Bu kararlar; "istinaf başvurusunun reddine", "ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esastan karar verilmesi" şeklindedir. Buna göre, istinafa tabi ilk derece mahkemesi kararı hukuka uygun bulunursa, istinaf başvurusu reddedilecek, Kanun, ayrıca 45’inci maddesinin 3’üncü fıkrasında, istinaf merciine, maddi yanlışlıkla sınırlı olarak istinafa tabi kararın düzeltme yetkisini verdiğinden, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı karar verilir; karar hukuka uygun bulunmazsa, yasada öngörülen istisnai durumlar dışında, istinaf başvurusu kabul edilerek, istinaf başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak işin esası hakkında yeniden karar verilecektir. İşin esası hakkında yeniden karar verecek olan istinaf mercii, yargılamanın bu aşamasında, ilk derece mahkemesince yapılmayan her türlü inceleme ve araştırmayı kendisi yapar; inceleme sırasında ihtiyaç duyulması halinde, kendi yargı çevresi dışındaki inceleme ve araştırmaları istinabe yoluyla, başka idare ve vergi mahkemelerine yaptırabilir; gerekirse keşif ve bilirkişi gibi yöntemlere başvurabilir. Yine yasada sayılan sınırlı sebeplere dayanılarak istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın mahkemeye gönderilmesine karar verilir. <br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 18/6/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanunun 22’nci maddesi ile değişik 49’uncu maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde, temyiz merciine, temyize tabi kararın sonucunu hukuka uygun bulmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaması veya eksik bulması durumunda, gerekçeyi değiştirerek kararı onama yetkisi tanınmıştır. Oysa aynı yetki, 45’inci maddede, istinaf merciine verilmemiştir. Başka bir deyişle, 6545 sayılı Kanun ile 49’uncu maddede değişiklik yapılmak suretiyle temyiz merciinin “gerekçesini değiştirerek karar verme” yetkisi açıkça düzenlenmişken; aynı 18/6/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanunun 19’uncu maddesiyle yeniden düzenlenen ve kararlara karşı başvuru yollarından istinaf başvuru yolunu düzenleyen 45’inci maddesinde böyle bir düzenleme getirilmemiştir. <br>İdari yargılama usulünde temyiz dilekçelerinin taşıması gereken şekil ve usul koşulları ile bu dilekçeler hakkında verilecek karar ya da yapılacak işlemler 2577 sayılı Kanunun 48’inci maddesinde gösterilmiştir. 2577 sayılı Kanunun 45’inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci tümcesinde istinafın temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu belirtilmekle, tümcenin devamındaki düzenleme de gözetildiğinde, 48’inci maddede temyiz yolu için öngörülen şekil ve usul kurallarının istinaf yolu bakımından da geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Diğer bir deyişle kanun koyucu istinaf talebi içeren dilekçeler ve ilgili yargı mercileri tarafından bu dilekçelerle ilgili yapılacak iş ve işlemler bakımından da aynı usul ve esasların uygulanmasını öngörmüş olup Kanunun 45’inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci tümcesinde bu nedenle istinafın temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla, temyizin şekil ve usullerine gönderme yapan bu kuralın, temyiz incelemesi üzerine verilecek kararların düzenlendiği 49’uncu maddenin istinaf merciinin gerekçe değiştirerek karar verebilmesini sağladığı söylenemez. <br>Danıştay’ın temyiz mercii olarak görevi, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması şeklinde ortaya çıkan hukuka aykırılıkların denetimini yapmakla sınırlıdır (2575 sayılı Danıştay Kanunu 23. madde). Davaya baştan başlama; uyuşmazlığı hem maddi hem hukuki yönüyle çözme özelliği nedeniyle istinaf incelemesi temyiz incelemesinden ayrılmaktadır. Bu sebeple kanun koyucu, istinaf ve temyiz incelemesinin birbirinden farklı oluşunu gözeterek bu incelemeler sonucu verilecek karar türlerini de farklı olarak belirlemiştir. Bu bakımdan da 45’inci maddedeki karar türlerinin açık düzenlenmesi karşısında ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilmesinde, 45’inci maddenin (2) numaralı fıkrasının, “İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir” kuralına dayanılarak 49’uncu maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde, temyiz merciine tanınan kararın gerekçesini değiştirerek onar kuralının dayanak alınması mümkün olmamaktadır. <br>Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353’üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde, adli yargı istinaf mercii olarak bölge adliye mahkemelerince davanın esasıyla ilgili olarak, incelenen mahkeme kararının gerekçesinde hata edilmiş ise, gerekçenin düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği hükmüne yer verilmiştir. İdari yargı istinaf kanun yolunda verilecek karar türleri 2577 sayılı Kanunun 45'inci maddesinde tek tek sayıldığı, maddi hataların düzeltilerek istinaf isteminin reddine karar verilmesi ve hangi hallerde ilk derece mahkemesine gönderme kararı verileceği açıkça düzenlendiği halde, gerekçenin değiştirilerek istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerektiği yönünde bir yasal düzenlemenin bulunmaması, bölge adliye mahkemelerine belirtilen yasa kuralı ile bu yetkinin tanınmış olması göz önünde bulundurulduğunda, bu konuda yasal boşluk bulunduğu görüşüyle de açıklanamayacaktır. Bölge idare mahkemesi ilk derece mahkemesi kararını sonuç itibarıyla hukuka uygun bulduğu, ancak gerekçesi yönünden hukuka uygun bulmadığı takdirde, temyiz aşamasında olduğu gibi, kararın gerekçesini değiştirerek istinaf isteminin reddine karar verebilmesine olanak sağlayan açık bir düzenleme olmadığından, bu tür durumlarda istinaf isteminin kabulü, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasıyla işin esası hakkında uygun görülen gerekçe ile yeniden bir karar verilmesi yasa gereğidir.<br>Açıklanan nedenle, istinaf incelemesi sonucunda Vergi Dava Dairesince vergi mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi yargılama usulüne uygun düşmediğinden, temyize konu kararın yeniden karar verilmek üzere bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum. <br><br></font></p></body></html>

müdür