<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/7191 E. , 2023/2806 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C. <br>D A N I Ş T A Y <br>ONUNCU DAİRE <br>Esas No : 2021/7191 <br>Karar No : 2023/2806 <br> <br>DAVACI : ... Derneği <br>VEKİLİ : Av. ... <br> <br>DAVALI : ... Kurumu <br>VEKİLİ : ... <br> <br>DAVANIN_ÖZETİ : 15/05/2014 tarih ve 29001 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Tıbbi Cihaz Satış, Reklam ve Tanıtım Yönetmeliği'nin idarenin bu alanda düzenleme yetkisi olmadığından bahisle tamamının, bu yönden tamamının iptalinin söz konusu olmaması halinde 5., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12., 14., 25., 26., 27., 28., 29., 30., 32., 33., 35., 36., geçici 1. ve geçici 2. maddelerinin iptali istenilmektedir. <br> <br>DAVACININ_İDDİALARI : Dava konusu Yönetmeliğin genel anlamda, idarenin Yönetmeliğin dayanağında yer alan Kanunların vermiş olduğu yetkiyi aşmış olduğu, 4703 sayılı Kanun ile 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de davalı idareye yalnızca faaliyetlerin denetimi anlamında bir takım yetkiler verildiği, bu konularda davalı idarenin düzenleme yapma yetkisinin olmadığı; <br>5., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12. ve 14. maddeleri bakımından, Yönetmelikte meslek tanımlarının yapıldığı, zikredilen bu mesleklerin, bir meslek olarak sağlık meslek mensupları arasında sayılmadığı, yine herhangi bir kanunda meslek grubu olarak tanımlanmadığı, Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmelik ile sağlık meslek mensupları ve sağlık meslek mensubu olmayan ancak sağlık hizmetlerinde çalışan kişilerin meslek tanımlarının yapıldığı, söz konusu Yönetmelikte dava konusu Yönetmelik ile düzenlenen sorumlu müdür, satış ve tanıtım elemanı ile klinik destek elemanının görev tanımlarına yer verilmediği, bunun nedeninin ise bu meslek grubunun kanunla düzenlenmemiş olduğu, anılan hükümlerin ticarete engel teşkil ettiği, zira CE belgesi almış tıbbi cihazların piyasaya arzının mümkün olduğu; <br>25., 26., 27., 28., 29., 30., 32., 33., 35. ve 36. maddeleri bakımından, idarenin ağır idari yaptırımları Yönetmelikle belirleyerek kanunilik ilkesine aykırı hareket ettiği, Anayasa'da düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesinin uygulanması bakımından adli ve idari cezalar arasında ayrım yapılmadığı, söz konusu hükümlerde satış merkezi faaliyetlerinin geçici olarak durdurulması, satış merkezlerinin süresiz olarak kapatılması gibi ağır yaptırımlara yer verilmesinin Anayasa'ya ve Danıştay içtihatlarına aykırılık teşkil ettiği; <br>Geçici 1. maddesi bakımından; halihazırda faaliyet gösteren iş yerlerine verilecek yetki belgesinin niteliği, ne şekilde verileceği ve bu belgeyi almak için hangi koşulların gerektiği konusunda belirsizliğin mevcut olduğu, Yönetmelikte yeterli bilginin olmadığı, kazanılmış haklara aykırılık teşkil ettiği, bu hususlarda sınırların Kanunla belirlenmesinin gerektiği; <br>Geçici 2. maddesi bakımından; söz konusu hüküm ile halihazırda faaliyet gösteren ticaret erbaplarının 18 ay içerisinde gerekli eğitim almaları koşuluyla iş ve işlemlere devam etmelerinin kazanılmış haklarının ihlali anlamına geldiği, bu meslek grubu için eğitim kurumu ya da fakülte olmadığından verilecek eğitimlerin kim tarafından ne şekilde gerçekleştirileceğinin belirli olmadığı, bir meslek odası ile birlikte ortaklaşa hazırlanmasının gerektiği, öte yandan eğitim durumu yetersiz olan kişilerin de bu mesleğe alınmalarının isabetsiz olduğu iddia edilmektedir. <br> <br>DAVALININ SAVUNMASI : 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 27. maddesine göre tıbbi cihazların kendi görev alanlarına girdiği, bu alandaki faaliyetleri yürütecek kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere izin vermek, ruhsatlandırmak, denetlemek ve gerektiğinde yaptırım uygulamak yetkilerinin açıkça düzenlendiği, öte yandan 4703 sayılı Kanun’da bahsedilen yetkili kuruluş tanımından hareketle ürünlere ilişkin teknik düzenlemeleri yapmak hususunda bu Kanunda da kendilerine yetki verildiği; <br> 5., 6., 7., 8. ve 9. maddeleri bakımından, söz konusu hükümlerde, 663 sayılı KHK ve 4703 sayılı Kanun’un verdiği yetkiyle tıbbi cihazlar alanında faaliyet gösteren ve satış merkezi olarak yetkilendirilmek isteyen gerçek ve tüzel kişilerin başvuru usul ve esaslarının belirlendiği, yapılan başvuruların Kurumlarınca değerlendirme süreçlerinin tanzim edildiği, yetki ve çalışma belgelerinin içeriklerinin düzenlendiği, genel ve çalışma esaslarının belirlendiği, dava konusu hükümlerin hukuka aykırılık taşımadığı, davacı tarafın ticaretin engellenemeyeceği yönünde yaptığı itirazların tıbbi cihazların serbest dolaşıma tabi olma hususuna ilişkin olduğu, güvenli ve teknik düzenlemeye uygun olan CE sertifikasına sahip tıbbi cihazların piyasaya çıkmalarına engel olunamayacağı ancak dava konusu düzenlemelerle bu hususa ilişkin herhangi bir kısıtlama getirilmediği, düzenlemelerin satış merkezlerine ilişkin olduğu, bu düzenlemeleri yapmanın hasta güvenliği için zorunlu olduğu; <br> 10., 11., 12. ve 14. maddeleri bakımından, tıbbi cihazların; hastalığın tanısı, önlenmesi, izlenmesi, tedavisi veya hafifletilmesi ile tedavi amaçlı üretilen, hasta, kullanıcı, uygulayıcı veya üçüncü kişilerin sağlığını ve güvenliğini doğrudan etkileyen, sağlıkta ve insanda kullanılan araçlar olduğu, bu ürünlerin ise satış merkezlerinde tüm faaliyetlerle ilgilenen satış, tanıtım ve uygulamasını yapan personellerin asgari eğitim almış, belli niteliklere sahip insanlar tarafından yapılmasının zorunlu olduğu, herhangi bir meslek tanımı ya da gruplandırma yapılmadığı, bu faaliyetlerin kontrolsüz ve herkesçe yapılmasının mümkün olmadığı, bu itibarla sorumlu müdür, satış ve tanıtım elemanı ile klinik destek elemanının belirlenmesinin hayati önem taşıdığı, sorumlu müdür uygulamasının daha bir çok mevzuatta da yer aldığı, sektörel disiplin ve kalite açısından gerekli olduğu, yine tıbbi cihaz satış ve tanıtım faaliyetlerinin yürütülmesini sağlamak, buna ilişkin hizmetin kalitesini ve süresini artırmak, istihdamı artırmak ve kaliteli sağlık hizmeti sunmak amacıyla satış ve tanıtım elemanı ile klinik destek elemanına yer verildiği, satış merkezlerinde ve sağlık kurum ve kuruluşlarında faaliyet gösterecek olan bu elemanların tıbbi cihaz alanında eğitim almış olmaları, belli niteliklere sahip olmaları ve cihazların tıbbi, bilimsel özellikleri ile uygulanması ve yan etkileri gibi hususlarda bilgi sahibi olmalarının dolayısıyla yeterliliklerini ispatlayacak bir yetki belgesine sahip olmalarının zorunlu ve gerekli olduğu; <br> 25., 26., 27., 28., 29., 30., 32., 33., 35. ve 36. maddeleri bakımından, zikredilen hükümlerin bazılarında Yönetmeliğe aykırı hareket edenlere uygulanacak müeyyidelerin belirlendiği, söz konusu hükümlerin ceza değil, idari tedbir niteliğinde olduğu, diğer maddelerde ise yaptırıma ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı, idarenin denetleme ve müeyyide uygulama yetkisinin Kanundan kaynaklandığı, söz konusu hükümlerin mali ya da cezai yükümlülükler içermediği, izin ya da ruhsat veren idarenin bu izinleri aynı şekilde iptal etme veya durdurma yetkisinin bulunduğu, Kanunlarda genel çerçevenin çizildiği, Yönetmelikte de buna aykırı hükümler getirilmediği, Yönetmelik ile getirilen kural ile ulaşılmak istenen neticenin garanti edilmeye çalışıldığı, ölçülülük ilkesine bağlı kalınarak da idari yaptırımların uyarma, geçici faaliyet durdurma ve süresiz faaliyet durdurma gibi aşamalı olarak yaptırımların belirlendiği, iş yeri kapatmanın ticari hayatın engelleneceği anlamına gelmediği, kurallara uymama sonucu idarenin uyguladığı idari tedbirler olduğu; <br> Geçici 1. ve 2. maddeleri bakımından, daha önce boşluk bulunan ve herhangi bir standarda bağlı olmayan tıbbi cihaz satış merkezlerinin dava konusu Yönetmelik ile izne tabi kılındığı, bu yerlerde artık ruhsat şartı arandığı, geçici maddeler ile de mevcut satış merkezlerine tanınan uyum süreci ile bu yerlerde çalışan personele ilişkin hükümler getirildiği, Yönetmelik yürürlüğe girmeden önce herhangi bir ruhsata tabi olmadan faaliyet gösteren bu yerlerde bazı maddeler dışındaki Yönetmelik hükümlerine ilişkin gerekleri 18 ay içinde yerine getirilmeleri zorunluluğunun herhangi bir mağduriyete sebep olmadığı, bu hükümde kazanılmış hakka aykırılıktan söz edilemeyeceği, düzenleyici işlemlerin kural olarak kazanılmış hak da yaratamayacağı, dava konusu hüküm ile satış merkezi ruhsatı alabilme yeterliliğine halel gelmeyeceği, bahsedilen yetki belgesinin belirsiz olmadığı, Yönetmelik ile idareye kılavuz çıkarma yetkisi verildiği, çıkarılan Kılavuz ile de yetki belgesinin ayrıntılarının belirlendiği, diğer taraftan, söz konusu hüküm ile satış ve tanıtım elemanı ile klinik destek elemanlarına Yönetmelik kapsamında getirilen mezuniyet şartları aranmaksızın halihazırda bu görevleri ifa edenlere bir hak tanındığı, uzun zamandır tıbbi cihaz alanında çalışanlara mağdur olmamaları bakımından gerekli eğitimleri almaları şartıyla hak verildiği ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. <br> <br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... <br>DÜŞÜNCESİ : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı üzerine dava konusu Yönetmeliğin geçici 2. maddesi yönünden davacının feragati nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. <br> <br>DANIŞTAY SAVCISI : ... <br>DÜŞÜNCESİ : Dava, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından, 15.5.2014 tarih ve 29001 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Tıbbi Cihaz Satış, Reklam ve Tanıtım Yönetmeliği'nin, 5., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12., 14., 25., 26., 27., 28., 29., 30., 32., 33., 35., 36., Geçici 1. ve Geçici 2. maddelerinin iptali istemiyle açılmıştır. <br> 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının teşkilat ve görevleri hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinin 2. fıkrasının (d) bendinde "Sağlık hizmetlerinde kullanılan ilaçlar, özel ürünler, ulusal ve uluslararası kontrole tâbi maddeler, ilaç üretiminde kullanılan etken ve yardımcı maddeler, kozmetikler ve tıbbî cihazların güvenli ve kaliteli bir şekilde piyasada bulunması, halka ulaştırılması ve fiyatlarının belirlenmesi" Bakanlığın görevleri arasında sayılmış, aynı KHK'nın 27. maddesinin 1. fıkrası ile Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Bakanlığın bağlı kuruluşu olarak teşekkül ettirilmiş olup, aynı maddenin 2. fıkrasının (a) bendinde, "Görev alanına giren ürünlerin ruhsatlandırılması, üretimi, depolanması, satışı, ithalatı, ihracatı, piyasaya arzı, dağıtımı, hizmete sunulması, toplatılması ve kullanımları ile ilgili kural ve standartları belirlemek, bu faaliyetleri yürütecek kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere izin vermek, ruhsatlandırmak, denetlemek ve gerektiğinde yaptırım uygulamak, laboratuvar analizlerini yapmak veya yaptırmak." anılan kurumun görev ve yetkileri arasında sayılmış; 40. maddesinde de, Bakanlık ve bağlı kuruluşların görev, yetki ve sorumluluk alanına giren ve önceden kanunla düzenlenmiş konularda idarî düzenlemeler yapabileceği düzenlemesine yer verilmiştir. <br> 7.3.2012 tarih ve 28226 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sağlık Bakanlığı Bağlı Kuruluşları Hizmet Birimlerinin Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesinde de "Tıbbi cihaz ve kozmetikler hakkında düzenleme yapmak, strateji ve proje geliştirmek ve yürütmek." "Tıbbi cihaz alanında hizmet gören kişi, kurum ve kuruluşları yetkilendirmek, yetkilendirme süreçlerinin takibini yapmak." "Tıbbi cihaz ve kozmetik ürünlerin tanıtım faaliyetlerine dair düzenlemeleri yapmak." yine anılan kurumun görev ve yetkileri arasında sayılmış bulunmaktadır. <br> Anılan düzenlemelere dayalı olarak, piyasaya arz edilen tıbbi cihazların satış, reklam ve tanıtım faaliyetlerine ilişkin usul ve esasları düzenleyen Tıbbi Cihaz Reklam ve Tanıtım Yönetmeliği davalı Kurum tarafından yayımlanmıştır. <br> Yönetmeliğin 1. maddesinde, bu Yönetmeliğin amacının, piyasaya arz edilen tıbbi cihazların satış, reklam ve tanıtım faaliyetlerine ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğu belirtilip; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, bu Yönetmeliğin 7.6.2011 tarihli ve 27957 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Tıbbi Cihaz Yönetmeliği, 7.6.2011 tarihli ve 27957 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Vücuda Yerleştirilebilir Aktif Tıbbi Cihazlar Yönetmeliği ile 9.1.2007 tarihli ve 26398 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Vücut Dışında Kullanılan (İn Vitro) Tıbbi Tanı Cihazları Yönetmeliği kapsamına giren cihazların satış, reklam ve tanıtım faaliyetleri ile bu faaliyetleri yürüten gerçek veya tüzel kişileri kapsadığı, kamu sağlık kurum ve kuruluşları, 18.1.2014 tarihli ve 28886 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Optisyenlik Müesseseleri Hakkında Yönetmelik kapsamına giren optisyenlik müesseseleri ve 24.9.2011 tarihli ve 28064 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ismarlama Protez ve Ortez Merkezleri ile İşitme Cihazı Merkezleri Hakkında Yönetmelik kapsamına giren ısmarlama protez ve ortez merkezleri ile işitme cihazı merkezlerinin bu Yönetmeliğin kapsamı dışında olduğu, ancak bu yerlerde satışı yapılan tıbbi cihazların reklam ve tanıtım faaliyetlerinin bu Yönetmelik kapsamında olduğu düzenlenmiştir. Yönetmelikte tıbbi cihaz tanımına yer verilmemiş, ancak 4. maddesinde, cihazın Tıbbi Cihaz Yönetmeliği, Vücuda Yerleştirilebilir Aktif Tıbbi Cihazlar Yönetmeliği ve Vücut Dışında Kullanılan (İn Vitro) Tıbbi Tanı Cihazları Yönetmeliğinin tanımlar maddesinde yer alan cihaz (aksesuar, ısmarlama üretilen cihaz, in vitro tıbbi tanı cihazı, tıbbi cihaz, aktif tıbbi cihaz, vücuda yerleştirilebilir aktif tıbbi cihaz, kişisel test cihazı) tanımlarını ifade edeceği belirtilmiştir. <br> Yönetmeliğin atıf yaptığı diğer Yönetmeliklerde tıbbi cihazlarla ilgili çeşitli tanımlara yer verilmiş; bunlardan, 9.1.2007 tarih ve 26398 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Vücut Dışında Kullanılan (İn vitro) Tıbbi Tanı Cihazları Yönetmeliğinde, "Tıbbi cihaz": İnsanda kullanıldıklarında aslî fonksiyonunu farmakolojik, immünolojik veya metabolik etkiler ile sağlamayan, fakat fonksiyonunu yerine getirirken bu etkiler tarafından desteklenebilen ve insan üzerinde: <br> 1) hastalığın tanısı, önlenmesi, izlenmesi, tedavisi veya hafifletilmesi, <br> 2)yaralanma veya sakatlığın tanısı, izlenmesi, tedavisi, hafifletilmesi veya mağduriyetin giderilmesi, <br> 3) anatomik veya fizyolojik bir işlevin araştırılması, değiştirilmesi veya yerine başka bir şey konulması, <br> 4) doğum kontrolü veya sadece ilaç uygulamak amacıyla üretilmiş, tek başına veya birlikte kullanılabilen, amaçlanan işlevini yerine getirebilmesi için gerekiyorsa bilgisayar yazılımı ile de kullanılan ve cansız hayvanların dokularından da elde edilen ürünler dahil olmak üzere, her türlü araç, alet, cihaz, aksesuar veya diğer malzemeleri olarak tanımlanmıştır. <br> Bahsedilen tanımdan da anlaşılacağı üzere; hastalığın tanısı, önlenmesi, izlenmesi tedavisi veya hafifletilmesi ile tedavi amaçlı üretilen, hasta, kullanıcı, uygulayıcı veya üçüncü kişilerin sağlığını ve güvenliğini doğrudan etkileyen, sağlıkta ve insanda kullanılan bu cihazların satışının yapılacağı merkezlerin ve bu merkezlerde çalışacak elemanların niteliklerinin, çalışma koşullarının belirlenmesine, belirlenen şartlara aykırı hareket halinde uygulanacak müeyyidelere ve bu düzenlemeden önce tıbbi cihaz satışı ile iştigal edenlere ilişkin geçiş hükümlerine dair dava konusu düzenlemenin, dayanağı 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ve hukuka aykırılık teşkil etmediği sonucuna varılmıştır. <br> Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir. <br> <br>TÜRK MİLLETİ ADINA <br> Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, dava konusu Yönetmeliğin geçici 2. maddesi yönünden davanın reddi yolundaki Danıştay Onuncu Dairesinin 09/11/2020 tarih ve E:2019/11785, K:2020/4639 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31/05/2021 tarih ve E:2021/1157, K:2021/1120 sayılı kararıyla davadan feragat edilmiş olması nedeniyle feragat hakkında karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulduğu görülmekle, bozma kararına uyularak, gereği görüşüldü: <br> <br>İNCELEME VE GEREKÇE : <br>MADDİ OLAY : <br>Dava, 15/05/2014 tarih ve 29001 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Tıbbi Cihaz Satış, Reklam ve Tanıtım Yönetmeliği'nin idarenin bu alanda düzenleme yetkisi olmadığından bahisle tamamının, bu yönden tamamının iptalinin söz konusu olmaması halinde 5., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12., 14., 25., 26., 27., 28., 29., 30., 32., 33., 35., 36., geçici 1. ve geçici 2. maddelerinin iptali istemiyle açılmıştır. <br> Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 19/04/2017 tarih ve E:2014/5739, K:2017/1865 sayılı kararı ile, dava konusu Yönetmeliğin geçici 2. maddesinin, dava açıldıktan sonra değiştirilmiş olması nedeniyle davanın konusuz kaldığı görüldüğünden bu kısım hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer maddeleri yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. <br>Daire kararının, davacı tarafından temyizi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/04/2019 tarih ve E:2017/2257, K:2019/1647 sayılı kararıyla, anılan kararın Yönetmeliğin geçici 2. maddesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasına, Yönetmeliğin diğer kısımları yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasının onanmasına karar verilmiştir. <br>Bozma kararı üzerine Dairemizin 09/11/2020 tarih ve E:2019/11785, K:2020/4639 sayılı kararıyla; dava konusu Yönetmeliğin geçici 2. maddesi yönünden de davanın reddine karar verilmiştir. <br>Anılan karar davacı tarafından 23/03/2021 tarihinde temyiz edilmiştir. <br>Bu arada, davadan feragat yetkisi bulunan davacı Derneğin vekili tarafından usulüne uygun olarak verilen ve 09/04/2021 tarihinde kayda giren dilekçe ile davadan feragat edildiği beyan edilmiştir. <br>Bunun üzerine, İdari Dava Daireleri Kurulunun 31/05/2021 tarih ve E:2021/1157, K:2021/1120 sayılı kararı ile; davacının davadan feragat isteminin karara bağlanabilmesi için kararın bozulmasına karar verilmiştir. <br>Bu nedenle, dava konusu Yönetmeliğin geçici 2. maddesi haricindeki dava konusu edilen diğer kısımlarına ilişkin verilen ret kararının davacının davadan feragati öncesinde kesinleştiği görüldüğünden; İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı doğrultusunda, dava konusu Yönetmeliğin geçici 2. maddesi yönünden davacının feragat isteminin karara bağlanması gerekmektedir. <br> <br> İLGİLİ MEVZUAT: <br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında; Danıştay dava daireleri kararlarına karşı Danıştay'da temyiz yoluna başvurulabileceği, 2575 sayılı Kanun'un 38. maddesinde İdari Dava Daireleri Kurulunca idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların temyizen inceleneceği, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 4. fıkrasında ise; idare mahkemelerinin bozmaya uymayarak eski kararında ısrar edebileceği öngörülürken, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu belirtilmiş, Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde ise ısrar olanağı tanınmamıştır. <br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle göndermede bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nu ek ve değişiklikleri ile birlikte tümüyle yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde, feragatın, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olduğu, 311. maddesinde feragatın kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı, hükümlerine yer verilmiştir. <br> <br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME : <br>Dosyanın incelenmesinden; davadan feragat etme yetkisi bulunan davacı Derneğin vekili tarafından usulüne uygun olarak verilen ve 09/04/2021 tarihinde kaydı yapılan dilekçeyle, davadan feragat edildiği anlaşılmaktadır. <br>Bu itibarla; dava konusu Yönetmeliğin geçici 2. maddesi yönünden yasal şekle uygun olarak davadan feragat edilmesi nedeniyle bu kısım bakımından davanın esasının incelenme olanağı bulunmamaktadır. <br> <br>KARAR SONUCU : <br>Açıklanan nedenlerle; <br>1. 15/05/2014 tarih ve 29001 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Tıbbi Cihaz Satış, Reklam ve Tanıtım Yönetmeliği'nin geçici 2. maddesinin iptali istemi hakkında davadan feragat nedeniyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, <br>2. Sonucu itibarıyla dava kısmen ret, kısmen karar verilmesine yer olmadığına şeklinde sonuçlandığından, davacı tarafından yapılan ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>3. Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 19/04/2017 tarih ve E:2014/5739, K:2017/1865 sayılı davanın reddine ilişkin ilk kararında davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedildiği için bu aşamada yeniden vekalet ücretine hükmedilmemesine, <br> 4. Posta gideri avansından artan tutar varsa kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine, <br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 25/05/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. <br></font></p></body></html>
müdür