<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/2769 E.  ,  2023/1067 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU <br>Esas No : 2022/2769<br>Karar No : 2023/1067<br><br>TEMYİZ EDENLER : I- (DAVACI) : ... <br> VEKİLİ : Av. ... <br><br> II- (DAVALI) : ... Başkanlığı<br> VEKİLLERİ : I. Hukuk Müşaviri V. ...,<br> Hukuk Müşaviri ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı ısrar kararının, davacı tarafından işin esasına, davalı idare tarafından vekâlet ücretine yönelik olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Diyanet İşleri Başkanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Yurt Dışı Türkler ... olarak görev yapan davacının, İzmir ilinde imam-hatip olarak görev yaptığı dönem ile Nürnberg'te din hizmetleri ataşesi olarak görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği eylemleri sebebiyle Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 5/1-(b) maddesindeki ortak nitelik şartını kaybettiğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 98/b maddesi uyarınca görevine son verilmesine ilişkin ... tarih ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla; bir kamu görevlisi için ağır bir yaptırım niteliği taşıyan göreve son verme işleminin tesis edilebilmesi için ilgilisi hakkında yapılacak tespitlerin ve elde edilen delillerin somut ve tereddüt barındırmayacak şekilde açık ve kesin olması gerektiği, uyuşmazlığa bakıldığında, davacı hakkında yapılan isnatların yeterli delil olarak kabul edilemeyecek muğlak nitelikteki tanık anlatımları ile içeriği net olarak belirtilmeyen ve hayatın olağan akışına aykırı sayılamayacak görüşmelere dayandırıldığı, yine isnat edilen eylemlerin 2000-2018 tarihleri arasında gerçekleştiğinin belirtilmesi suretiyle ucu açık, denetimi mümkün olmayan bir zaman aralığının belirlendiği, dolayısıyla davacının görevine son verilebilmesi için somut ve yeterli delilin elde edilemediği anlaşıldığından, ilgili Yönetmelikle hüküm altına alınan ortak nitelik şartını kaybettiğinden bahisle davacının görevine son verilmesi yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla; her ne kadar İdare Mahkemesi kararında; Balıkesir İl Müftülüğü Murakıbı E.G. ile yoğun bir şekilde telefon ve SMS görüşmeleri olduğu, bazen aynı adreste bir çok defa bir araya geldikleri, hayatın olağan akışına aykırı bir ilişki içinde oldukları iddiaları yönünden HTS kayıtları değerlendirilmesinden zaman aralığının 4 yıllık bir süreci kapsadığı, bu süre zarfında 264 defa iletişimin hayatın olağan akışına aykırı sayılamayacağı, görüşme içeriklerinin tespit edilememesi nedeniyle ahlaken kabul edilemeyecek ilişki yönünde değerlendirilemeyeceği, baz istasyonundan alınan bilgiler değerlendirildiğinde ise sinyal bilgilerinin aynı adresten alınmasının aleyhine değerlendirilemeyeceği gerekçesi belirtilmiş ise de, tespitlerin dayanağı baz istasyonundan alınan sinyal bilgileri ile yoğun bir şekilde telefon ve SMS görüşmeleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının ve E.G.'nin ilk ifadesinde, "yüzyüze görüşmediklerini, telefonla hiç görüşmeleri olmadığını, herhangi şekilde karşılaşmadıklarını" beyan ettikleri, ancak HTS kayıtlarını gördükten sonra davacının E.G. ile görüşmesi hakkında, "Eğer Başkanlık personeli ise görev amaçlı görüşmeler yapmış olabileceği, gece de belki kendisiyle görevle alakalı hususları sormuş olabilir" dediği, davacı ve E.G.'nin inkar etseler de HTS kayıtlarından; evli olmadıkları halde 15/06/2014 - 18/08/2018 tarihleri arasında toplam yaklaşık 264 defa Telefon/SMS/MMS yoluyla görüştükleri ve bu yoğun görüşme trafiği içinde 64 kere 22:00 - 09:00 saatleri arasında olmak üzere mesai saatleri dışında, 17 defa da 00:00 - 06:30 saatleri arasında gece yarısı ve sabaha doğru görüşme gerçekleştirdikleri, karşılıklı birbirlerini ararken bir çok defa aynı şehirden (İstanbul - Balıkesir/Erdek, Yalova/Çınarcık ve Çiftlikköy, Edirne, Bursa, İzmir/Konak), hatta bazen de aynı adresten olmak üzere telefonlarının aynı baz istasyonundan sinyal verdiği, görüşmeler dikkate alındığında, her ikisinin de bir çok defa aynı adreste veya yakın mekanlarda buluştuklarının anlaşıldığı, aralarında evlilik bağı olmayan bir bayan ve erkeğin yoğun şekilde, azımsanmayacak bir kısmı gece yarısı olmak üzere birbirleriyle telefon ve SMS yoluyla görüşmeleri, aynı şehirlerde, hatta bazen aynı adreslerde, bir çok defa bir araya gelmeleri hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bunun görev amaçlı olarak açıklanamayacağı, adı geçenlerin bu durumu gizlemeye çalıştıkları bundan da meslekleri/medeni durumları itibarıyla izah edemeyecekleri ve ahlaken/örfen toplum nezdinde kabul edilemeyecek bir ilişki içinde oldukları anlaşılmış olup, bu durumda somut ve yeterli delillerle saptanan ve sabit olan eylemi nedeniyle imam-hatip olarak görev yapan davacının ortak nitelik şartını kaybettiğinden bahisle 657 sayılı Kanun'un 98/b maddesi uyarınca göreve son verilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle davalı idarenin istinaf isteminin kabulüne, ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararın kaldırılmasına ve davanın reddine; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 2.040,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir. <br>Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 27/12/2021 tarih ve E:2021/4832, K:2021/7119 sayılı kararıyla; uyuşmazlık konusu olayda, davacı hakkında yapılan isnatların, yeterli delil olarak kabul edilemeyecek muğlak nitelikteki tanık anlatımları ile içeriği net olarak belirlenemeyen ve hayatın olağan akışına aykırı sayılamayacak görüşmelere dayandırıldığı, yine isnat edilen eylemlerin 2014-2018 tarihleri arasında gerçekleştiğinin belirtilmesi suretiyle ucu açık, denetimi mümkün olmayan bir zaman aralığının belirlendiği, dolayısıyla davacının görevine son verilebilmesi için somut ve yeterli delil bulunmadığı sonucuna varıldığı; bu durumda, davacının Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 5/1-(b) maddesinde düzenlenen "...itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslam törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak" şartını kaybettiğinden bahsedilemeyeceği sonucuna ulaşıldığından, anılan fiilleri nedeniyle davacının görevine son verilmesi yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmediğinden, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesince verilen kararın kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla; ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı, davalı idarenin istinaf isteminin kabulü, ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararın kaldırılması ve davanın reddi yolundaki kararda ısrar edilmiş; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 2.040,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : <br>Davacı tarafından, hukuka aykırı elde edilmiş delillerin disiplin soruşturmasında kullanılmasının mümkün olmadığı, davalı idarenin, hangi tarih ve hangi sayılı karar ile dökümünün yaptırıldığı ve nasıl elde edildiği bilinmeyen ve hukuka aykırı olarak HTS kayıtlarını aldığı ve bu kayıtlardan yola çıkarak, E.G. isimli bekar bir bayanla 2014-2018 tarihleri gibi 4 senelik çok uzun bir sürede telefon üzerinden yapılan kısa süreli aramaları gerekçe göstererek aralarında ahlak dışı bir ilişki olduğuna delalet ettiği şeklinde dava konusu işlemi tesis ettiği, HTS kayıtlarının 3. bir kişi tarafından soruşturmacıya verildiği anlaşılmakla, hukuka uygun olarak elde edilen bir delil olarak değerlendirmeye olanak bulunmadığı, diğer yandan söz konusu yazışmaların iki kişi arasında geçen ve karşı tarafca da şikâyete konu edilmemiş olması nedeniyle kişinin özel hayatına ilişkin olduğu; idari amirleri ve birlikte görev yaptığı kişilerin beyanları incelendiğinde gayri ahlaki bir durum yaşandığı hususunda herhangi bir iddia bulunmadığı gibi böyle bir ilişkinin yaşandığına dair görgü tanığının da bulunmadığı; ihtimale dayanılarak disiplin yaptırımı uygulanamayacağı; "İslam törelerine uygunluğunun çevresinde biliniyor olması" şeklinde ifade edilen niteliğin kaybedildiğinden bahsedilebilmesi için, fiilde belirli bir sürekliliğin olması ve belirli bir çevrede aleniyet kazanmış olmasının gerektiği, söz konusu tespit ve değerlendirmeler çerçevesinde, davacının tavır ve hareketlerinin İslam törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olması vasfını kaybettiği hususunun iffetsiz bir yaşam tarzı sürdüğü varsayımına dayandırıldığı; soruşturma sonucu tespit edilen eylemlerinin Yönetmeliğin 5/1-(b) maddesinde belirtilen, "Atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarda, itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin Islâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak" şartının kaybedilmesini gerektirecek nitelik ve ağırlıkta olmadığından, anılan eylemleri nedeniyle memurluğunun sona erdirilmesi yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülmektedir.<br>Davalı idare tarafından; temyize konu kararın hüküm kısmında, vekâlet ücretinin sehven davacıdan alınarak davacıya verilmesine şeklinde yazıldığı ve yargılama yerel mahkemece duruşmalı olarak yapılmasına rağmen vekâlet ücretinin eksik hükmedildiği, bu nedenle vekâlet ücreti yönünden hukuka aykırı kararın bu kısmının bozulmasına veya düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : <br>Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.<br>Davalı idare tarafından, davacının temyiz talebinde ileri sürdüğü hususların haksız ve dayanaktan yoksun olduğu savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi ısrar kararının esasa ilişkin kısmının gerekçeli olarak, vekâlet ücretine ilişkin kısmının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>MADDİ OLAY :<br>Viyana Büyükelçiliği, Din Hizmetleri Müşavirliğinin ... tarih, ... sayılı yazısı ile Atib Genel Merkezinin giriş katındaki lokantada müdür olarak görev yapan T.S. isimli kişinin, Viyana Din Hizmetleri Müşavirliği ve Ataşeliği'ndeki usulsüzlükler hakkındaki iddiaları üzerine başlatılan soruşturmada, bir takım gayri ahlaki davranışlarda bulunduğunun tespit edilmesi nedeniyle davacının da soruşturma kapsamına dahil edildiği, soruşturma sonucunda isnat edilen eylemleri nedeniyle davacı hakkında disiplin yönünden 657 sayılı Kanun'un 125-B/(d) maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılması, idari yönden ise aynı Kanun'un 98/1/(b) maddesi uyarınca Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 5/1/(b) maddesindeki ortak nitelik şartını kaybettiğinden bahisle Diyanet İşleri Başkanlığı'ndaki görevinin sonlandırılması teklifinin getirildiği, getirilen teklif doğrultusunda 05/07/2019 tarih 338425 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Olur işlemiyle davacının görevine son verilmesi üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.<br>İLGİLİ MEVZUAT :<br>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48/1/(B-2) maddesinde, memurluğa alınacaklarda aranacak özel şartlar arasında, "kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartları taşımak" şartına yer verilmiş; 98/1/(b) maddesinde, memurların "memurluğa alınma şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan herhangi birini kaybetmesi" hâli Devlet memurluğunu sonra erdiren sebepler arasında sayılmıştır.<br>633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un "Personelin nitelikleri" başlıklı değişik 9. maddesinin 2. fıkrasında "Başkanlık personelinin 657 sayılı Kanunda ve bu Kanunda yer almayan diğer nitelikleri ile atanmalarında dinî öğrenim şartı arananlara ilişkin ortak nitelikler yönetmelikle düzenlenir." hükmü bulunmaktadır.<br>15/04/2015 tarih ve 29327 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 5/1/(b) maddesinde ise, "Atanmalarında dini öğrenim şartı esas alınan unvanlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak", Diyanet İşleri Başkanlığı kadrolarına ilk defa atanacaklarda aranacak genel şartlar arasında sayılmıştır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Davacının temyiz istemi yönünden;<br>Uyuşmazlıkta ısrara ilişkin husus, dini öğrenim gerektiren unvandaki bir kadroda görev yapan davacının, tarafına isnat olunan İslam törelerine uygun olmayan davranışları nedeniyle ortak nitelik şartını kaybettiği noktasında toplanmaktadır.<br>Diyanet İşleri Başkanlığı, İslam dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek üzere kurulmuştur. Diyanet İşleri Başkanlığının yürüttüğü kamu hizmetini, toplumla temas hâlinde yerine getirmekle yükümlü bulunan memurları olan din görevlilerinin, icra ettikleri görevlerin bir gereği olarak, ahlakları ve yaşayış tarzları ile topluma örnek olmalarının gerektiği açıktır.<br>Bu hususun, Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 5/1/(b) maddesinde, dini öğrenim gerektiren unvanlardaki kadrolara ilk defa atanacaklarda aranacak genel şartlardan biri olan ve uyuşmazlıkta uygulanan "itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak" şartında ifadesini bulduğu görülmektedir. <br>Bu açıklamalar ışığında davacıya isnat olunan ısrara ilişkin eylemler incelendiğinde; <br>Aralarında evlilik bağı olmadığı halde Balıkesir İl Müftülüğü Murakıbı E.G. ile yoğun bir şekilde, azımsanmayacak, bir kısmı gece yarısı olmak üzere telefon/SMS yoluyla görüştükleri, aynı şehirlerde, hatta bazen aynı adreslerde birçok defa bir araya geldikleri, bu durumu gizlemeye çalışmalarından da meslekleri/medeni durumları itibarıyla izahı mümkün olmayan, hayatın olağan akışına aykırı ve ahlaken/örfen kabul edilemeyecek bir ilişki içerisinde oldukları iddiasına ilişkin olarak; tespitlerin dayanağı baz istasyonundan alınan sinyal bilgileri ile telefon ve SMS görüşmeleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının ve E.G.'nin ilk ifadesinde, "yüzyüze görüşmediklerini, telefonla hiç görüşmeleri olmadığını, herhangi şekilde karşılaşmadıklarını" beyan ettikleri, ancak HTS kayıtlarını gördükten sonra davacının E.G. ile görüşmesi hakkında, "Eğer Başkanlık personeli ise görev amaçlı görüşmeler yapmış olabileceği, gece de belki kendisiyle görevle alakalı hususları sormuş olabilir" dediği; HTS kayıtlarından davacı ve E.G.'nin, evli olmadıkları hâlde 15/06/2014 - 18/08/2018 tarihleri arasında toplam 264 defa Telefon/SMS/MMS yoluyla görüştükleri ve bu yoğun görüşme trafiği içinde 64 kere 22:00 - 09:00 saatleri arasında olmak üzere mesai saatleri dışında, 17 defa da 00:00 - 06:30 saatleri arasında gece yarısı ve sabaha doğru görüşme gerçekleştirdikleri, karşılıklı birbirini ararken bir çok defa aynı şehirden (İstanbul - Balıkesir/Erdek, Yalova/Çınarcık ve Çiftlikköy, Edirne, Bursa, İzmir/Konak) hatta bazen de aynı adresten olmak üzere telefonlarının aynı baz istasyonundan sinyal verdiği, görüşmeler dikkate alındığında her ikisinin de bir çok defa aynı adreste veya yakın mekanlarda buluştuklarının anlaşıldığı, aralarında evlilik bağı olmayan bir kadın ve erkeğin yoğun şekilde, bir kısmı gece yarısı olmak üzere birbirleriyle telefon ve SMS yoluyla görüşmeleri, aynı şehirlerde, hatta bazen aynı adreslerde, bir çok defa bir araya gelmelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bunun görev amaçlı olarak açıklanamayacağı; adı geçenlerin bu durumu gizlemeye çalıştıkları, bundan da meslekleri/medeni durumları itibarıyla izah edemeyecekleri ve ahlaken/örfen toplum nezdinde kabul edilemeyecek bir ilişki içinde olduklarının bilincinde oldukları anlaşılmaktadır. Davacının, söz konusu iletişimin iki kişi arasında geçen ve karşı tarafça da şikâyete konu edilmemiş olması nedeniyle kişinin özel hayatına ilişkin olduğuna yönelik beyanlarına; başka biriyle evli olduğu sırada, aynı kurumda din görevlisi olan E.G. ile tespit edilen ilişkisinin, ahlaken/örfen kabul edilemeyecek nitelikte olması ve bu durumun da kamu görevine etki etmesi, mesleki hayatına olumsuz yansımaları olması sebebiyle itibar edilmemiştir.<br>Davacının din görevlisi olduğu ve ifa edilen görevin önemi ve özelliği gözetildiğinde, söz konusu eylemlerinin kurum disiplini ve itibarını zedeleyerek kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesini olumsuz etkileyeceği açıktır.<br> Bu durumda, davacının sabit bulunan söz konusu eylemlerinin, mesleki, sosyal ve kurumu bünyesindeki çevresinde bilinir olduğundan, ifa ettiği görevin özelliklerine göre belirlenen "itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşıma" şartını kaybetme sebebi olarak kabul edilmesi suretiyle kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla tesis edilen dava konusu işlemde ve davanın reddi yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.<br>Davalı idarenin temyiz istemi yönünden;<br>Davalı idare tarafından, temyize konu kararın hüküm kısmında, vekâlet ücretinin sehven "davacıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde yazıldığı ve yargılama idare mahkemesince duruşmalı olarak yapılmasına rağmen vekâlet ücretinin eksik hükmedildiği, bu nedenle vekâlet ücreti yönünden hukuka aykırı kararın bu kısmının bozulmasına veya düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda, Danıştayın; kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik ve yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiştir.<br>Bilindiği üzere; bir davanın tarafları, mahkemece verilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurma hakkına sahiptirler. Süresi içerisinde temyiz edilmeyen ya da esasen temyizi mümkün olmayan kararlar kesindir. Bunun dışında, hükümle taraflara yüklenen yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin temyiz edilmemesi hâlinde, temyiz edilmeyen bu bölümler lehine olan taraf için kazanılmış hak oluşturur.<br>Temyizen incenenen davada, Danıştay Onikinci Dairesince verilen bozma kararı öncesinde Bölge İdare Mahkemesince kurulan ilk hükümde davanın reddine karar verilmiş ve "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 2.040,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" karar verilmiş olup, bu karar davalı idare tarafından temyiz edilmemiştir.<br>O hâlde, ilk hüküm davalı idare tarafından temyiz edilmemiş olduğundan, vekâlet ücreti bakımından kurulan hüküm nedeniyle davacı yararına kazanılmış hak doğduğu, bu aşamada duruşmalı vekâlet ücretine hükmedilmediği yolundaki davalı idarenin temyiz iddiasının dinlenilmesi olanağı bulunmamaktadır.<br>Bu itibarla, temyizen incelenen kararın vekâlet ücretine ilişkin hüküm fıkrasında hatalı olarak yer alan "davacıdan alınarak davacıya verilmesine" ilişkin kısmının, "davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,<br> 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu ... tarih ve E:... , K:... sayılı ısrar kararının esasının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,<br> 3. Kararın, vekâlet ücretine ilişkin hüküm fıkrasında yer alan "davacıdan alınarak davacıya verilmesine" ilişkin kısmının, "davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" şeklinde düzeltilerek ONANMASINA, <br> 4. Kullanılmayan ... -TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,<br> 5. Bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 22/05/2023 tarihinde kesin olarak, esas ve vekâlet ücreti yönünden oyçokluğu ile karar verildi.<br> <br><br>X- ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı ısrar kararının esasa ilişkin kısmının, Danıştay Onikinci Dairesinin 27/12/2021 tarih ve E:2021/4832, K:2021/7119 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.<br><br><br>KARŞI OY<br><br>XX- Temyizen incenenen davada, Danıştay Onikinci Dairesince verilen bozma kararı öncesinde Bölge İdare Mahkemesince kurulan ilk hükümde davanın reddine karar verilmiş ve "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 2.040,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" karar verilmiş olup, bu karar davacının temyiz istemi üzerine bütünüyle bozulmuştur.<br>Olayda her ne kadar davalı idare tarafından davanın reddine yönelik ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı vekâlet ücreti yönünden temyiz edilmemiş ise de Danıştay Onikinci Dairesi tarafından verilen bozma kararı sonrasında Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın yeni bir karar olduğu hususu göz önüne alındığında vekâlet ücreti yönünden de yeniden hüküm kurulması gerektiği açık olup, temyizen incelenen kararda da bu çerçevede hüküm kurulduğu görülmektedir.<br>Bu itibarla, davalı idarenin "yargılama idare mahkemesince duruşmalı olarak yapılmasına rağmen vekâlet ücretinin eksik hükmedildiği" yolundaki vekâlet ücretinin miktarına yönelik temyiz talebinin de incelenerek bir karar verilmesi gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.</font></p></body></html>

müdür