<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2025/2224 E.  ,  2025/2863 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU <br>Esas No : 2025/2224<br>Karar No : 2025/2863 <br><br>TEMYİZ EDENLER:I- (Davacı): ...Mühendislik İnşaat Taahhüt ve Ticaret A.Ş.<br>VEKİLİ: Av. ...<br><br> II-(Davalılar): 1- ... Başkanlığı<br>VEKİLİ: Av. ...<br><br>2-... Anonim Şirketi <br>VEKİLİ: Av.... <br><br>3... Elektrik Perakende Satış A.Ş.<br> VEKİLİ: Av....<br> <br>İSTEMİN KONUSU: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 24/12/2024 tarih ve E:2022/1498, K:2024/5835 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: : 12/05/2019 tarih ve 30772 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin 37. maddesinin 7. fıkrasının ve söz konusu fıkra uyarınca Kasım 2021 döneminde üretilen enerji bedelinin ödenmeyerek YEK Destekleme Mekanizmasına (YEKDEM) bedelsiz katkı olarak dikkate alınması gerektiğine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Elektrik Piyasası Dairesi Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile Kasım 2021 döneminde üretilen enerji bedelinin YEKDEM'e bedelsiz katkı olarak dikkate alınması için Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği kapsamında EPİAŞ'ın Enerjisa Toroslar Elektrik Perakende Satış A.Ş.'ye yaptığı geriye dönük düzeltme kalemi bildirim işleminin ve Kasım 2021 döneminde üretilen enerji bedelinin davacı şirketten geri alınmasına yönelik Enerjisa Toroslar Elektrik Perakende Satış A.Ş.'nin 04/03/2022 tarihli işleminin iptali ile Kasım 2021 döneminde üretilen enerji bedelinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrası uyarınca miktar arttırım ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla işbu davanın açıldığı tarihteki karşılığı olan 583.120,00-TL'nin dava tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br><br>Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 24/12/2024 tarih ve E:2022/1498, K:2024/5835 sayılı kararıyla; <br> Maddi olay ve hukuki süreç aktarıldıktan sonra davalıların usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek uyuşmazlığın esasın incelenmesine geçildiği belirtilmiş,<br>6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 14. maddesinin 1. fıkrasına;5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun'un dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarih itibarıyla yürürlükteki hali olan 6/A maddesine;Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin 37. maddesinin 7. fıkrasının dava konusu haline yer verildikten sonra,<br>Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin 37. maddesinin 7. fıkrası, ... tarih ve ... sayılı işlemi, Enerjisa Toroslar Perakende'nin 04/03/2022 tarihli işlemi ve Kasım 2021 döneminde üretilen enerji bedelinin YEKDEM'e bedelsiz katkı olarak dikkate alınması için Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği kapsamında EPİAŞ'ın Enerjisa Toroslar Perakende'ye yaptığı geriye dönük düzeltme kalemi bildirimi işlemi yönünden;<br>Dairelerinin, söz konusu işlemlerin yürütmesinin durdurulmasına ilişkin 04/07/2022 tarih ve E:2022/1498 sayılı kararına davalı idareler tarafından itiraz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/09/2022 tarih ve YD İtiraz No: 2022/764 sayılı kararı ile itirazların gerekçeli olarak reddedildiği,<br> Bu itibarla, Dairelerinin Yönetmeliğin 37. maddesinin 7. fıkrasının ve uygulama işlemlerinin yürütmesinin durdurulmasına ilişkin kararına yapılan itirazların, İdari Dava Daireleri Kurulunca kararda aktarılan gerekçeyle reddedildiği, dava konusu düzenleme ve bu düzenleme kapsamında tesis edilen uygulama işlemlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı,<br> Davacı şirketin, Kasım 2021 döneminde üretilen ve YEKDEM'e bedelsiz katkı olarak kabul edilen enerji bedelinin işbu davanın açıldığı tarihteki karşılığı olan 583.120,00-TL'nin (miktar arttırım ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla) dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik istem yönünden;<br> a) 583.120,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden; <br> Dosyanın incelenmesinden, Kurum tarafından Kasım 2021 döneminde davacının lisanssız elektrik üretim tesisinde üretilen enerji bedelinin YEKDEM'e bedelsiz katkı olarak dikkate alınmasına karar verilmesi üzerine, EPİAŞ ve Enerjisa Toroslar Perakende tarafından ilgili mevzuat kapsamında yapılması gereken işlemlerin başlatıldığı ve YEKDEM'e bedelsiz gelir kaydedilmesine karar verilen 481.211,56-TL için geriye dönük düzeltme kalemi bildirimi yapıldığı, sonrasında 24/02/2022 tarihli faturanın düzenlendiği, davacının anılan faturaya istinaden 481.211,56-TL'yi EPİAŞ hesabına aktarılmak üzere (EPİAŞ tarafından da YEKDEM'e aktarılmak üzere) 04/03/2022 tarihinde davalı Enerjisa Toroslar Perakendeye ödediğinin anlaşıldığı,<br> Davacı tarafından aktarılan süreç neticesinde, Kasım 2021 dönemi için YEKDEM'e bedelsiz katkı olarak kabul edilmesine karar verilen enerji bedeli karşılığında 04/03/2022 tarihinde 481.211,56-TL ödenmekle birlikte, dava dilekçesinde Kasım 2021 döneminde üretilen ve YEKDEM'e bedelsiz katkı olarak kabul edilen enerji bedelinin işbu davanın açıldığı tarihteki karşılığı olan 583.120,00-TL'nin ödenmesine karar verilmesinin talep edildiği, söz konusu tutara ilişkin olarak dava dilekçesinde yapılan açıklamalardan, davacının Kasım 2021 döneminde ürettiği 296.919 kWh ihtiyaç fazlası üretim miktarını YEKDEM birim fiyatı olan 0,133 USD ile çarparak ABD doları cinsinden Kasım 2021 dönemi için alacağını 39.490 USD olarak hesapladığı, söz konusu tutarı da dava tarihindeki USD/TL kuru ile çarparak TL cinsinden alacağını 583.120,00-TL olarak belirlediği ve bu tutarı talep ettiğinin görüldüğü,<br> Olayda, davacı tarafından her ne kadar Kasım 2021 dönemi için hesapladığı 39.490 USD'nin dava tarihindeki TL karşılığı olan 583.120,00-TL talep edilmiş ise de, davacının tesisinde Kasım 2021 döneminde üretilen ve YEKDEM'e bedelsiz gelir kaydedilmesine karar verilen 481.211,56-TL enerji bedelinin ilgili dönemde davacıya ödendiği (bu hususun dosya içeriğinde yer alan ve davacı ile Enerjisa Toroslar Perakende arasında yapılan elektronik posta yazışmalarından anlaşıldığı), ödenen bu tutarın 04/03/2022 tarihine kadar davacının uhdesinde kaldığı ve bu tarihte Enerjisa Toroslar Perakende'nin banka hesabına yatırılmak suretiyle iade edildiği, başka bir anlatımla davacının hesaplama yöntemi ile talep ettiği tutarın tahakkuk ettirilip dava tarihine kadar kendisine ödenmeyen bir tutar olmadığı, dava konusu işlemler kapsamında yoksun kaldığı enerji bedelinin 04/03/2022 tarihinde Enerjisa Toroslar Perakende'ye ödediği tutar olduğu, bu bakımdan davacının gerek TL gerek USD cinsinden dava dilekçesinde yaptığı hesaplamada belirtildiği şekilde bir maddi kaybının mevcut olmadığı, çünkü YEKDEM'e bedelsiz gelir kaydedilmemesi gereken tutarın ilgili dönemde kendisine ödendiği ve 04/03/2022 tarihine kadar uhdesinde kaldığı, bu nedenle davacının dava konusu işlemler nedeniyle ortaya çıkan maddi kaybının belirtilen tarihte uhdesinden çıkan 481.211,56-TL'den ibaret olduğu, davacının söz konusu tutar için faiz talep ettiği ve anılan tutarın faiziyle birlikte ödenmesine karar verileceği de göz önüne alındığında, davacının dava konusu işlemler nedeniyle oluşan zararının 481.211,56-TL olduğu ve bu tutarın dava tarihinden itibaren (davacının uhdesinden çıktığı/ilgili idareye ödediği 04/03/2022 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerekmekle birlikte taleple bağlılık ilkesi gereğince yasal faizin dava tarihinden itibaren işletilmesi gerektiği) işletilecek faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi gerektiği, bu miktarın üzerinde bir zararı bulunmadığından fazlaya ilişkin zarar talebinin ise reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı,<br>b) Avans faizi istemi yönünden; <br>Her ne kadar davacı şirket tarafından, YEKDEM'e bedelsiz gelir kaydedilen enerji bedelinin dava tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmiş ise de söz konusu ödemenin iadesinde yasal faiz oranının dikkate alınacağı yönündeki yerleşik Danıştay içtihatları göz önünde bulundurulduğunda davacı şirketin fazlaya ilişkin faiz isteminin reddi gerektiği,<br>Öte yandan, davacı tarafından nispi vekalet ücretine hükmedilmesi istenilmekte ise de; davacının talep etmiş olduğu ödemenin iptal davasının bir sonucu olduğu, iptal davası ile birlikte ileri sürülen nedenlerle ödeme talebinde bulunulduğu ve davalılara hizmet kusuru atfedilmediği görüldüğünden davacının tazminat talebinin iptali istenen işlemden kaynaklı tazminat talebi olduğunun görüldüğü,<br>Bu itibarla, dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığından, hukuka aykırılığı ortaya konulmuş dava konusu işlemler nedeniyle ödenen 481.211,56-TL'nin dava tarihinden (16/03/2022) itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacı şirkete iadesi, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin ise reddi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle,<br>Dava konusu Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin 37. maddesinin 7. fıkrasının, ... tarih ve ... sayılı işlemin, Enerjisa Toroslar Perakende'nin 04/03/2022 tarihli işleminin ve Kasım 2021 döneminde üretilen enerji bedelinin YEKDEM'e bedelsiz katkı olarak dikkate alınması için Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği kapsamında EPİAŞ'ın Enerjisa Toroslar Perakende'ye yaptığı geriye dönük düzeltme kalemi bildirimi işleminin iptaline; bu işlemler nedeniyle ödenen 481.211,56-TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ve davacının fazlaya ilişkin ödeme ve faiz isteminin reddine karar verilmiş ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 56.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine; 56.000,00-TL vekalet ücretinin de davalılardan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, YEKDEM'e bedelsiz katkı sayılan 296.919 kWh olarak belli olan üretiminin dava tarihindeki YEKDEM USD bedelinden karşılığı olan 39.450 USD'nin dava tarihindeki TCMB kurundan TL karşılığının ödenmesini talep etmesinin haklı bir talep olduğu; idarenin işlem ve eylemlerinden doğan zararı ödemesine dair Anayasal hükümler çerçevesinde, işlemin dava tarihi itibariyle yarattığı gerçek zararın işlemin iptali ile beraber davacıya ödenmesine dair haklı talebin kısmen kabulü ile Enerjisa tarafından düzenlenen fatura tarihindeki karşılığı olarak ödeme yapılması sonucunu doğuran kararın bu yönüyle usul ve yasaya uygun olmadığı; davadan sonra paranın değerinin zaman içerisinde kaybı nedeniyle oluşan kayıplarının, tacir olan şirket yönünden çok düşük bir oran olarak kalan yasal faiz oranın karşılamasının olanaksız olduğu, mülkiyet hakkı yönünden de oluşan ihlalin bir nebze giderilebilmesini teminen daha yüksek yıllık orandaki avans faizi ile talebinin kabulü gerektiği ileri sürülmektedir. <br>Davalı idarelerden Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanlığı tarafından, dava konusu edilen Elektrik Piyasası Dairesi Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısının, kesin ve yürütülebilir bir işlem olmadığı; lisanssız üretim faaliyetlerinin saatlik yapılan işlemler neticesinde aylık faturalandırılan bir mahiyeti olması, ay ortasında birleşme/bölünme gibi faaliyetlerin sonuçlanması halinde faturalandırmaya yönelik sıkıntılar oluşması ile izleme ve kontrol mekanizmalarının etkin biçimde çalıştırılmasını teminen geçmiş dönemde uygulamada yaşanan aksaklıklar dikkate alınarak uygulamanın takibi açısından ve gerekli özenin gösterilmesini teminen öncül (ex-ante) ve uyarıcı nitelikte bir dava konusu düzenlemenin tesis edildiği; dava konusu düzenlemenin bir cezadan ziyade düzenleyici bir işlem olduğu ve bu bedellerin kamu faydası oluşturacak şekilde YEKDEM kapsamında değerlendirildiği; nitekim Gelir İdaresi Başkanlığınca da sürekli kar amacı güdülerek yürütülen lisanssız faaliyetlerin faturalamaya tabi olması gerektiğinin ifade edildiği; dolayısıyla uygulamada görülen faturalamaya ilişkin sıkıntıların yapılacak bir düzenleme ile giderilmesinin elzem hale geldiği ve Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin 37. maddesinin 7. fıkrasının bu amaçla ihdas edildiği; dava konusu ... Tarih ve ... sayılı yazının Elektrik Piyasası Dairesi Başkanlığının görüşü olduğu ve davacı şirketin mevzuatın açık hükmünde yer alan tarih itibarıyla ilgili şebeke işletmecisine başvuruda bulunmadığının açık olduğu; iptali talep edilen düzenlemede birleşme işleminin ayın ilk on günü içerisinde dağıtım şirketine bildirilmesi zorunluluğu açıkça ifade edilmişken Kadirli Organize Sanayi Bölgesi (OSB)'den kaynaklı gecikmeler nedeniyle bildirimin yapılmadığı ve işlemlerin geciktiği iddiasının doğru olmadığı ileri sürülmektedir.<br>Davalı idarelerden Enerji Piyasaları İşletme A. Ş. Tarafından, davacı şirketin lisanssız üretim yapan bir şirket olduğu ve aralarında piyasa katılım anlaşması bulunmadığı; davacının, işlettiği piyasalarda kayıtlı bir katılımcı olmadığı ve bunun doğal sonucu olarak da davacı şirket ile arasında bir sözleşme ilişkisi, herhangi bir fatura ilişkisi ya da hukuki bir ilişki bulunmadığından davacı hakkında tesis ettiği herhangi bir işlem bulunmadığı; lisanssız üretim şirketi olan davacının tesisine ait Kasım 2021 üretim bedelini EPİAŞ'tan talep etmesinin hukuka aykırı olduğu; husumet itirazına rağmen verilen bu karar nedeniyle, davacıya haksız bir şekilde vekalet ücreti ve yargılama gideri ödemesi yapmak zorunda kalındığı ileri sürülmektedir.<br>Davalı idarelerden Enerjisa Toroslar Elektrik Perakende Satış A. Ş. Tarafından, YEKDEM'in 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'yla kurulan ve özel hukuk hükümlerine tabi kamu iktisadi teşebbüsü olan EPİAŞ tarafından işletildiği ve bir tutar YEKDEM'e aktarıldığında o bedelin perakende şirketinde olmadığı; enerji bedelsiz olarak YEKDEM'e aktarıldığında ilgili enerjinin YEKDEM bünyesinde olduğu, karar zincirinde perakende şirketin uygulayıcı konumda olduğu ve kendileri açısından davanın husumetten reddi gerektiği; öte yandan, yapılan işlemlerin mevzuata uygun olarak yürütüldüğü, Kasım 2021 tarihinde üretilen enerji bedeline dair işlemlerin ihlalin idari yaptırımı olduğu ve o tarihteki mevzuata uygun olarak uygulandığı ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın iptal ve kabule ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçelerinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davalı idalerelerin temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br>Davalı idarelerden Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu ve Enerji Piyasaları İşletme AŞ tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın davanın reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br>Davalı idarelerden Enerjisa Toroslar Elektrik Perakende Satış AŞ tarafından ise, savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava konusu Yönetmelik hükmünün kanunilik ilkesine aykırı olduğu, Daire kararının düzenlemenin ve diğer işlemlerin iptaline ilişkin kısmının bu gerekçe ile gerekçeli onanması gerektiği; davanın reddine ilişkin kısmının ise aynen onaması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br>Üy...'in; "Uyuşmazlıkta, idarenin hukuka aykırı işlem veya eylemi nedeniyle hükmedilen tazminat alacağına kanuni faiz uygulanmasının yeterli olduğu kabul edilmiştir. Oysa özellikle yüksek enflasyonist dönemlerde, hükmedilen miktara yalnızca kanuni faiz yürütülmesi, uğranılan gerçek zararın giderilmesini sağlamaktan uzaktır.<br>İdarî yargıda tam yargı davalarının amacı, idarenin hukuka aykırı işlem veya eylemleri nedeniyle kişilerin uğradıkları zararın tam ve eksiksiz olarak tazmin edilmesidir. Bu ilke, zararın yalnızca nominal tutarıyla değil, reel değerinin korunması suretiyle giderilmesini de kapsar. Para alacakları, ekonomik değer ifade eden malvarlığı unsurları olup, ödemenin gecikmesi hâlinde bu alacakların satın alma gücünde meydana gelen azalma, zararın ayrılmaz bir parçasıdır.<br>Yüksek enflasyonun hüküm sürdüğü dönemlerde, sabit oranlı kanuni faiz, paranın değer kaybını telafi etmeye elverişli olmamakta; bu durum, idarenin geç ödeme yapmasından kaynaklanan ekonomik külfetin alacaklı üzerinde bırakılması sonucunu doğurmaktadır. Böyle bir sonucun, hukuk devleti ilkesi ile idarenin kusurundan doğan zararı tam olarak giderme yükümlülüğüyle bağdaşmadığı açıktır.<br>Bu çerçevede, faiz uygulamasının amacının, borcun geç ifasından doğan zararı telafi etmek olduğu gözetildiğinde; enflasyon oranlarının kanuni faiz oranlarının belirgin biçimde üzerinde seyrettiği dönemlerde, kanuni faizin bu işlevi yerine getiremediği izahtan varestedir. Bu hâlde, hükmedilen alacağa yalnızca kanuni faiz yürütülmesi, zararın giderilmesi değil, zararın bir bölümünün alacaklı üzerinde bırakılması anlamına gelmektedir.<br>Bu itibarla, idarenin sorumluluğuna gidilen hâllerde, gerçek zarar belirlenmeksizin ve paranın reel değer kaybı dikkate alınmaksızın yalnızca kanuni faiz uygulanmasının yeterli görülmesi, tam yargı davalarının telafi edici niteliğini zedelemektedir. İdarenin hukuka aykırı davranışından kaynaklanan gecikmenin ekonomik sonuçlarının, enflasyonist ortamda alacaklıya yüklenmesi, hakkaniyet ve adalet ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle; özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde, hükmedilen miktara kanuni faiz yürütülmesi, gerçek zararın tazminini sağlamadığından dolayı mülkiyet hakkına aykırı olduğundan bahisle anılan kanuni düzenlemenin iptali istemiyle itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği" şeklindeki ayrışık oyuna karşılık, anılan düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olmadığına oyçokluğu ile karar verilerek, temyiz isteminin esastan incelenmesine geçildi. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>MADDİ OLAY : <br>... Kablo Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından; şirketin ana hissedarı olan ... Elektrik Mühendislik İnşaat Taahhüt ve Ticaret A.Ş. bünyesinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 136/1-a maddesi gereği devralma şeklinde birleşmenin öngörüldüğü, söz konusu birleşmenin herhangi bir etkisinin olup olmadığı, hususunda 24/06/2021 tarihinde ... OSB Müdürlüğüne görüş sorulmuştur.<br>... OSB Müdürlüğünün 25/06/2021 tarihinde verdiği cevapta, firmaların unvan değişikliği yapması durumunda uygunluk görüşü alınmasının zorunlu olduğu, ancak bu yönde görüş verildikten sonra unvan değişikliği ve devir işlemlerinin yapılabileceği bildirilmiştir.<br>Daha sonra, ... Kablo Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin 05/11/2021 tarihli dilekçesiyle, birleşme işleminden önce yerine getirilmesi gereken prosedürün olup olmadığı sorularak, dava konusu Yönetmelik kuralı doğrultusunda yapılması gereken işlemler hususunda gereği ... OSB Müdürlüğünden talep edilmiştir.<br>Aynı şirketin 25/11/2021 tarihli dilekçesiyle, söz konusu birleşme işlemine Yönetim Kurulunca 22/11/2021 tarihinde karar verildiğinden bahisle uygunluk talebi için Kadirli OSB Müdürlüğüne başvuruda bulunulmuştur.<br>Bu başvuruya istinaden ... OSB Müdürlüğünün 17/12/2021 tarihli cevap yazısında, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Bölgeleri Genel Müdürlüğünün görüşü ve OSB Uygulama Yönetmeliği hükümleri doğrultusunda birleşmenin uygunluğuna karar verildiği davacı şirkete bildirilmiştir.<br>Ardından, birleşme nedeniyle 4 adet güneş enerjisi santralinin davacı şirkete devredilmesinin talep edildiği belirtilerek söz konusu üretim tesislerinin devrinin yapılıp yapılmayacağı, birleşme için sunulan bilgi ve belgelerin yeterli olup olmadığı ve ihtiyaç fazlası elektrik enerjisi bedelinin hangi şirkete ödeneceğine ilişkin olarak Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan görüş sorulmuştur.<br>Kurum'un ... tarihli yazısında, birleşme işleminin mevzuatta belirtilen takvime uyulmaksızın yapılması nedeniyle Kasım ayına ilişkin ödemenin YEKDEM'e bedelsiz katkı olarak kabul edilmesi gerektiği bildirilmiş, bunun üzerine dava konusu Yönetmelik kuralı gereğince Kasım 2021 döneminde üretilen enerji bedeli ödenmeyerek YEKDEM'e bedelsiz katkı olarak dikkate alınmasına karar verilmiştir.<br>Bunun üzerine, Yönetmeliğin 37. maddesinin 7. fıkrasının ve söz konusu fıkra uyarınca tesis edilen işlemlerin iptali ile Kasım 2021 döneminde üretilen enerji bedelinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrası uyarınca miktar artırım ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla işbu davanın açıldığı tarihteki karşılığı olan 583.120,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı şirkete ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 14. maddesinin 1. fıkrasında, lisans alma ve şirket kurma yükümlülüğünden muaf faaliyetler sayılmış; 3. fıkrasında, lisans alma yükümlülüğünden muaf olan yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik enerjisi üreten kişilerin ihtiyacının üzerinde ürettiği elektrik enerjisinin sisteme verilmesi hâlinde elektrik enerjisinin son kaynak tedarik şirketince, 10/05/2005 tarih ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun kapsamında belirlenen fiyatlardan alınacağı; 4. fıkrasında, bu kişilerin sisteme bağlanmasına ilişkin teknik usul ve esaslar ile satışa, başvuru yapılmasına ve denetim yapılmasına ilişkin usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenleneceği kurala bağlanmıştır.<br>5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun'un dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarih itibarıyla yürürlükteki hâli olan 6/A maddesinde, "4628 sayılı Kanun'un 3. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında kurulacak yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesisleri için başvuru yapılması, izin verilmesi, denetim yapılması ile teknik ve mali usul ve esaslar, Bakanlık, İçişleri Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve DSİ’nin görüşleri alınarak EPDK tarafından çıkartılacak bir yönetmelikle düzenlenir. Hidroelektrik üretim tesisleri için su kullanım hakkının verilmesine, DSİ’nin ilgili taşra teşkilatının su rejimi açısından üretim tesisinin yapımında sakınca bulunmadığına ve bağlantının yapılacağı dağıtım şirketinden dağıtım sistemine bağlantı yapılabileceğine dair görüş alınmak kaydıyla, tesisin kurulacağı yerdeki il özel idareleri yetkilidir. Bu madde kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik enerjisi üreten gerçek ve tüzel kişiler; ihtiyaçlarının üzerinde ürettikleri elektrik enerjisini dağıtım sistemine vermeleri hâlinde, I sayılı Cetveldeki fiyatlardan on yıl süre ile faydalanabilir. Bu kapsamda dağıtım sistemine verilen elektrik enerjisinin perakende satış lisansını haiz ilgili dağıtım şirketi tarafından satın alınması zorunludur. İlgili şirketlerin bu madde gereğince satın aldıkları elektrik enerjisi, söz konusu dağıtım şirketlerince YEK Destekleme Mekanizması kapsamında üretilmiş ve sisteme verilmiş kabul edilir." kuralına yer verilmiştir.<br>Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin 37. maddesinin 7. fıkrasının dava konusu halinde; "Lisanssız üretim tesisi sahibi tüzel kişinin; kendi tüzel kişiliği altında veya diğer bir tüzel kişi bünyesinde, tüm aktif ve pasifleri ile birlikte birleşmek istemesi halinde, ilgili üretim tesisi veya tesislerinin tamamının geçici kabulünün yapılmış olması kaydıyla, birleşme işlemi mer’i mevzuat kapsamında gerçekleştirilir. Birleşme işlemi gerçekleşmeden önce ilgili ayın ilk on günü içerisinde ilgili şebeke işletmecisine ilgili mevzuat kapsamındaki iş ve işlemler için başvuruda bulunulur. Birleşme talebi kapsamında sunulması gereken belgelerin tam ve eksiksiz olması halinde, birleşme işlemi ve ilgili mevzuat kapsamında yapılması gereken iş ve işlemler ilgili taraflarca eş zamanlı olarak ve fatura dönemi sonu itibarıyla sonuçlandırılarak tamamlanır. Tam ve eksiksiz olarak başvuruda bulunulmaması halinde ilgili şebeke işletmecilerince talep değerlendirmeye alınmaz ve 5 işgünü içerisinde muhataplara eksikliklere ilişkin bildirimde bulunulur. Birleşme işleminin ilgili tüzel kişilerce yukarıda yer alan hususlara uygun olarak tamamlanmaması halinde ilgili ayda üretilen enerjinin görevli tedarik şirketi tarafından üretilerek sisteme verilmiş olduğu kabul edilir ve bu enerji ile ilgili olarak piyasa işletmecisi ve görevli tedarik şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmaz ve bu kapsamda sisteme verilen enerji YEKDEM'e bedelsiz katkı olarak dikkate alınır." kuralı düzenlenmiştir.<br>Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin 37. maddesinin 7. fıkrasının, ... tarih ve ... sayılı işlemin, Enerjisa Toroslar Perakende'nin 04/03/2022 tarihli işleminin ve Kasım 2021 döneminde üretilen enerji bedelinin YEKDEM'e bedelsiz katkı olarak dikkate alınması için Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği kapsamında EPİAŞ'ın Enerjisa Toroslar Perakende'ye yaptığı geriye dönük düzeltme kalemi bildirimi işlemi yönünden;<br>Dava konusu Yönetmelik maddesinde, lisanssız üretim tesisi sahibi tüzel kişinin; kendi tüzel kişiliği altında veya diğer bir tüzel kişi bünyesinde, tüm aktif ve pasifleri ile birlikte birleşmek istemesi hâlinde, ilgili üretim tesisi veya tesislerinin tamamının kabulünün yapılmış olması kaydıyla, birleşme işleminin mer’i mevzuat kapsamında gerçekleştirileceği, lisanssız üretim tesisi sahibi tüzel kişinin aynı kalması ve pay oranlarının değişmemesi kaydıyla kabul şartının aranmayacağı, birleşme işlemi gerçekleşmeden önce ilgili ayın ilk on günü içerisinde ilgili şebeke işletmecisine ilgili mevzuat kapsamındaki iş ve işlemler için başvuruda bulunulacağı, birleşme talebi kapsamında sunulması gereken belgelerin tam ve eksiksiz olması hâlinde, birleşme işlemi ve ilgili mevzuat kapsamında yapılması gereken iş ve işlemlerin ilgili taraflarca eş zamanlı olarak ve fatura dönemi sonu itibarıyla sonuçlandırılarak tamamlanacağı, tam ve eksiksiz olarak başvuruda bulunulmaması hâlinde ise ilgili şebeke işletmecilerince talebin değerlendirmeye alınmayacağı ve beş iş günü içerisinde muhataplarına eksikliklere ilişkin bildirimde bulunulacağı, birleşme işleminin ilgili tüzel kişilerce yukarıda yer alan hususlara uygun olarak tamamlanmaması hâlinde ilgili ayda üretilen enerjinin görevli tedarik şirketi tarafından üretilerek sisteme verilmiş olduğunun kabul edileceği ve bu enerji ile ilgili olarak piyasa işletmecisi ve görevli tedarik şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmayacağı ve bu kapsamda sisteme verilen enerjinin YEKDEM’e bedelsiz katkı olarak dikkate alınacağı öngörülmüştür.<br>Bu düzenleme ile lisanssız üretim tesisi sahibi şirketlerin, birleşme usûllerine uymaması hâlinde ilgili ayda üretilen enerji bedelinin ödenmemesi öngörülmüş olup, ilgili şirketlerin lisanssız üretim tesisi statüsü dışına çıkarak lisanssız elektrik üretmiş duruma düşmedikleri, yalnızca mevzuatta belirlenen birleşme usûllerine uymadıkları hususu dikkate alındığında, dava konusu düzenlemenin mevzuata aykırılık nedeniyle idarî yaptırım uygulanmasını öngören nitelikte bir içeriğe sahip olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.<br>İdari yaptırımlardan "idari cezalar"da muhatabın cezalandırılması amacı, "idari tedbirler"de ise kamu hizmetinin aksamadan ve kamu düzeninin bozulmadan işleyişine devam etme amacı ağır basmakta olup, hizmetin düzgün işlemesini olumsuz etkileyebilecek ihlâlleri engelleyici ve durdurucu nitelik taşıyanlar "idari tedbir"; idari tedbir boyutunu aşıp tedip etme ve cezalandırma boyutuna varan yaptırımlar ise "idari ceza" olarak görülmektedir. Dava konusu işlemin dayanağı olan düzenleme ile öngörülen idari yaptırımın ise ise lisanssız elektrik üretim faaliyetinin düzenlenmesi ve iyi işlemesinin sağlanması amacına yönelik idari bir tedbir niteliği taşıdığı anlaşılmaktadır.<br>İdarelerin genel olarak düzenleyici işlem yapabilme yetkisi, Anayasa'nın 124. maddesine dayanan anayasal bir yetki olup, mevzuatla verilen görevlerin yerine getirilmesi amacıyla idareler tarafından düzenleyici işlemler yapılabileceği kuşkusuzdur. <br>Düzenleyici ve denetleyici kurumlar ise, ilgili bulundukları sektörde düzenleme ve denetleme görevi üstlenmekte olup, bu kuruluşların temel işlevi, toplumsal ve ekonomik hayatın temel hak ve özgürlükler ile yakından ilişkili alanlardaki kamusal ve özel kesim etkinliklerini birtakım kurallar koyarak düzenlemek, konulan kurallara uyulup uyulmadığını izlemek ve denetlemektir. Kamu hizmetlerinin değişen koşullara uyarlanması ve geliştirilmesi ihtiyacı, idarelere, kamu hizmetinin sunumuna ilişkin düzenleyici işlemlerin değiştirilebilmesi ya da yürürlükten kaldırılabilmesi imkanını tanımakta olup, diğer idareler ile karşılaştırıldığında, bağımsız idari otoritelerin düzenleme yapma ve mevcut düzenlemelerde değişiklik yapma yetkisinin, düzenlemeye tabi sektörün dinamik ve teknik yapısı gereği daha kapsamlı olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır.<br>Bu bağlamda, Anayasa Mahkemesinin E:2019/110, K:2021/85 sayılı kararında; "... 33. ... İdari cezalardan farklı olarak idari tedbirlerin temel amacı cezalandırmak değil belirli bir kamu hizmeti alanında kurulan düzeni korumak, onun bozulmasını engellemek ve işleyişine yönelik muhtemel tehlikeleri önlemektir. Dolayısıyla idari yaptırım kapsamındaki tedbirler, ceza niteliğinde değildir. Bu itibarla idari cezalardan farklı olarak idari tedbirler bakımından ceza hukukunun temel ilke ve güvencelerinin uygulanma zorunluluğu bulunmamaktadır (AYM, E.2007/68, K.2010/2, 14/1/2010)... 44. İdari tedbirlerin çok çeşitli olduğu ve değişen koşullar karşısında her zaman yeni tedbirlerin belirlenme ihtiyacının ortaya çıkabileceği düşünüldüğünde tüm idari tedbirlerin kanunla sınırlı olarak sayılmasının mümkün olmadığı açıktır. Diğer yandan hukuk kurallarının belirliliğinin sağlanması yalnızca kanunla düzenleme yapılması anlamına gelmemektedir. Belirlilik ilkesi, yalnızca yasal belirliliği değil, daha geniş anlamda hukuki belirliliği de ifade etmektedir. Yasal dayanağının bulunması ve erişilebilir, bilinebilir ve öngörülebilir olması gibi gereklilikleri karşılaması koşuluyla yürütmenin düzenleyici işlemleriyle de hukuki belirlilik sağlanabilir. Asıl olan muhtemel muhataplarının mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini öngörmelerini mümkün kılacak bir normun varlığıdır...." denilmek suretiyle idari yaptırım kapsamındaki idari tedbirlerin idari ceza niteliğinde olmadığına vurgu yapılmış, idari tedbirler yönünden ceza hukukunun temel ilke ve güvencelerinin uygulanma zorunluluğu bulunmadığı belirtildikten sonra, kanunilik şartının ne şekilde yorumlanması gerektiğine açıklık getirilmiştir.<br>Anayasa Mahkemesinin bu kararı ışığında bir değerlendirme yapıldığında; kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve mali özerkliğe sahip bir kamu kurumu olan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, 6446 ve 5346 sayılı Kanunlar uyarınca elektriğin tüketicilere kaliteli ve güvenli şekilde ulaştırılması amacıyla bu alandaki faaliyetlerin regüle edilmesine yönelik tedbirler alma, bu bağlamda bazı yükümlülüklerin ihlali durumunda yaptırımlar uygulama, bu yaptırımların türü ve miktarı konusunda yetkili olup, bu görev alanıyla ilgili olarak ikincil mevzuatla idari tedbir getirme yetkisine de sahiptir.<br>Anayasa Mahkemesi kararında vurgulandığı üzere, her türlü idari tedbirin kanunda sayılması hukuken mümkün olmadığından ve yasal dayanağın bulunması şartıyla idarenin düzenleyici işlemleriyle de idari tedbir öngörülebileceğinden ve dava konusu düzenlemenin yine anılan Anayasa Mahkemesi kararında belirtilen idari tedbirler yönünden kanunilik ilkesinin görünümü olan hukuki belirliliğin gereklerinden erişilebilir, bilinebilir ve öngörülebilir olma gerekliliklerini de taşıdığı anlaşıldığından, kanunilik ilkesi yönünden hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.<br>Dava konusu düzenlemenin "ölçülülük ilkesi" yönünden değerlendirilmesine gelince;<br>İdari yargı denetiminde ölçü norm olarak kullanılan temel ilkelerin birini de ölçülülük ilkesi teşkil etmektedir. Hukuki temelinde, Anayasa'nın 2. maddesinde ifade edilen hukuk devleti ilkesi ile temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimini düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi, literatür ve yargısal içtihatlarda, bireylere tanınan hakları sınırlandıran idari işlemlerin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olması, tanınan bir hakkı sınırlandıran idari işlemin ulaşılmak istenen amaç için gerekli olması ve amaç ile hakkı sınırlandıran idari işlemin orantılı olması şeklinde tanımlanmaktadır. Mezkur tanımlamadan hareket edildiğinde, ölçülülük ilkesinin elverişlilik, gereklilik ve orantılılık şeklinde alt ilkeleri bünyesinde barındırdığı anlaşılmaktadır. Konumuz açısından önem arz eden orantılılık ilkesi, bir özgürlük ya da hakkı sınırlandırmada başvurulan araç ile sınırlandırmayla ulaşılmak istenen amaç arasında kabul edilebilir bir oran bulunmasıdır. Dolayısıyla idare, bir yaptırım/tedbir öngörürken yaptırım uygulanmasına neden olan fiilin ağırlığı ile yaptırım/tedbir uygulamakla ulaşılmak istenen amacı gözetmelidir. Bu çerçevede, öngörülen amaç ile sınırlanan hak arasında makul, kabul edilebilir bir oranın bulunmaması ölçülülük ilkesine aykırılık oluşturacaktır. <br>Dava konusu düzenleme ile şirket birleşmelerine ilişkin tüm sorumluluk birleşme talebinde bulunan şirketler üzerine bırakılmıştır. Düzenlemede, ilgililerin elinde olmayan sistemin getirdiği aksaklıklar açısından ya da oluşabilecek mücbir sebepler yönünden bir ayrıntıya yer verilmediği gibi yükümlülüğün yerine getirilememesi durumunda, "sisteme verilen enerjinin YEKDEM’e bedelsiz katkı olarak kabul edilmesi" işlemine yönelik bir itiraz yolu da öngörülmemiştir. Tedbir amaçlı getirilen düzenlemede fiilin ağırlığı ile yaptırım arasındaki ilişkiye bakıldığında ise herhangi bir oranlama ya da derecelendirme yapılmadan doğrudan ilgili ayda üretilen enerjinin bedelsiz olarak YEKDEM'e kaydının kabul edildiği anlaşılmaktadır. <br>Bu durumda, daha hafif tedbirler ile düzenlenebilecek iken, doğrudan herhangi bir oranlama ya da derecelendirme öngörülmeden, şirketlerin, gelirleri arasında sayılabilecek tüm aya ilişkin YEKDEM gelirinden mahrum bırakılmasına yönelik düzenlemede "ölçülülük" ilkesine uygunluk bulunmamaktadır.<br>Dava konusu Yönetmelik düzenlemesinin "ölçülülük ilesine" uygun olmadığından bahisle hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından, anılan düzenlemeye dayanılarak tesis edilen dava konusu işlemlerde de hukuka uygunluk görülmemiştir.<br>Bu nedenle, Daire kararının iptale ilişkin kısmında sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>Davacı şirketin, Kasım 2021 döneminde üretilen ve YEKDEM'e bedelsiz katkı olarak kabul edilen enerji bedelinin işbu davanın açıldığı tarihteki karşılığı olan 583.120,00-TL'nin (miktar artırım ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla) dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik istemi yönünden;<br>Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;<br> "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,<br> b) Hukuka aykırı karar verilmesi,<br> c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen kararın, Kasım 2021 döneminde üretilen enerji bedelinin YEKDEM'e bedelsiz katkı olarak dikkate alınması için Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği kapsamında EPİAŞ'ın Enerjisa Toroslar Perakende'ye yaptığı geriye dönük düzeltme kalemi bildirimi işleminin iptali ile bu işlemler nedeniyle ödenen 481.211,56-TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine; davacının fazlaya ilişkin ödeme ve faiz isteminin ise reddine yönelik kısımları usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,<br>2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu Yönetmelik maddesi ile uygulama işlemlerinin iptali, ...-TL'nin dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve fazlaya ilişkin ödeme ve fazlaya ilişkin ödeme ve faiz isteminin reddi yolundaki Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 24/12/2024 tarih ve E:2022/1498, K:2024/5835 sayılı kararının iptale ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, diğer kısımlarının ise aynen ONANMASINA,<br>3. Kesin olarak, 20/11/2025 tarihinde esasta ve gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.<br><br>ESASTA VE GEREKÇEDE KARŞI OY <br>X-Elektrik piyasası faaliyetleri, 4628 sayılı Kanun ve diğer ilgili mevzuat ile ayrıntılı olarak düzenlenmiş, 4628 sayılı Kanun'un mülga 2. maddesi, elektrik piyasası faaliyetlerini; “piyasada faaliyet gösterecek tüzel kişilerin üretim, iletim, dağıtım, toptan satış, perakende satış, perakende satış hizmeti, ticaret, ithalat ve ihracat faaliyetleri” olarak sıralamıştır. Kanun'da elektrik enerjisi “iletim” faaliyetinin ancak tekel niteliğinde ve Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi tarafından yürütülebileceği düzenlenmiş, diğer faaliyetlerde ise kamu tüzel kişilerinin yanında, özel hukuk tüzel kişilerinin de hizmetlerin yürütülmesine katılabileceği öngörülmüştür. Elektrik piyasası faaliyetlerinin yürütülmesinde kamu-özel ayrımı yapılmaksızın, kural olarak, lisans alınması zorunluluğu getirilmiştir. Belirtilen yaklaşım, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile de sürdürülmüştür. <br>Öte yandan, 6446 sayılı Kanun'un "Lisanssız yürütülebilecek faaliyetler" başlıklı 14. maddesinde, lisans alma yükümlülüğünden muaf faaliyetler belirlenmiş, anılan maddenin 4. fıkrasında, lisanssız üretim yapabileceklerin sisteme bağlanmasına ilişkin teknik usul ve esaslar ile satışa, başvuru yapılmasına ve denetim yapılmasına ilişkin usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenleneceği kurala bağlanmıştır. <br>Kurum tarafından kendisine tanınan bu yetkinin dava konusu kuralın yer aldığı Yönetmeliğin yayımlanması suretiyle kullanıldığı görülmektedir. Buna göre, lisans alma yükümlülüğü olmaksızın elektrik enerjisi üretebilecek, gerçek veya tüzel kişilere uygulanacak usul ve esaslar Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nde belirlenmiş, katılımcıların hak ve yükümlülükleri ile sistem işletmecisi olarak dağıtım şirketlerinin ve görevli tedarik şirketlerinin yetki ve sorumluluğu ile her aşamada hangi işlemlerin nasıl tesis edileceği ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Yönetmeliğin amacının tüketicilerin elektrik ihtiyaçlarını tüketim noktasına en yakın kendi üretim tesisinden karşılaması, arz güvenliğinin sağlanmasında küçük ölçekli üretim tesislerinin ülke ekonomisine kazandırılması ve küçük ölçekli üretim kaynaklarının etkin kullanımının sağlanması ile elektrik şebekesinde meydana gelen kayıp miktarlarının düşürülmesi olduğu vurgulanmıştır. <br>Davacı tarafından; birleşme sürecine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirdiği, gecikmenin organize sanayi bölgesi mevzuatından kaynaklandığı, dava konusu Yönetmelik kuralının 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile lisanssız elektrik üretiminin amacına aykırı olduğu, ilgili ayda üretilen enerjinin tamamının sisteme tedarik şirketi tarafından verildiği kabulünün bir idari yaptırım türü olduğundan kanunla düzenlenmesinin gerektiği, Yönetmeliğin 37. maddesinin 7. fıkrası gereğince tesis edilen işlemlerin de hukuka aykırı olduğu ileri sürülürken; davalı idareler tarafından; Elektrik Piyasasında Lisanssız Üretim Yönetmeliği'nin 37. maddesinin 7. fıkrasının, süreç içerisinde, şirketlerin birleşme veya bölünme işlemlerinde aksaklıklar yaşanmasına ve ilgililerce bildirim yapılmaması nedeniyle, şebeke işletmecisince yapılan işlemlerde tereddüt yaşanmasına neden olduğu, ödemelerin, kimlere/hangi şirkete yapılacağı hususunda belirsizliklerin oluştuğu, lisanssız üretim faaliyetlerinin, saatlik yapılan işlemler neticesinde aylık olarak faturalandırılmasına karşın, birleşme/bölünme faaliyetlerinin ay ortasında sonuçlanması durumunda faturalandırmaya yönelik sıkıntılar yaşandığı, bu itibarla, uygulamanın takibinin kolaylaşması açısından, anılan düzenlemeyle, yaşanan sıkıntıların giderilmesinin amaçlandığı savunulmuştur.<br>Davacı tarafından; Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin 37. maddesinin 7. fıkrasında yer alan düzenlemenin idari bir yaptırım olduğu ve yönetmelikle düzenlenemeyeceği ileri sürülmekte ise de; davalı idarenin yukarıda belirtilen savunması da dikkate alındığında, anılan düzenlemenin, kendi tüketim ihtiyacını karşılamaya yönelik olarak elektrik enerjisi üreten şirketlerin birleşme/bölünme halinde yerine getirmeleri gereken bildirim yükümlülüğünü süresi içerisinde yerine getirmemeleri nedeniyle oluşan "fazladan üretilen elektriğinin bedelinin faturalandırılması" sorununu çözmeye yönelik bir düzenleme olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim, elektrik piyasasında düzenleme ve denetleme yapmakla görevli bulunan davalı EPDK'nın, sorun yaşandığını beyan ettiği bu alanda düzenlemeler yapabileceği açıktır.<br>Bu itibarla; dava konusu düzenlemenin, idari düzeni ihlal eden gerçekleşmiş bir fiile ilişkin olmayıp, lisanssız elektrik üretim şirketlerinin birleşme/bölünme halinde, bu durumun süresinde bildirimini sağlamaya yönelik, yani ileriye dönük bir ihlal yapılmaması amacına matuf uyarıcı bir işlem (düzenleme) olduğu anlaşıldığından, idari yaptırım olarak nitelendirilemeyeceği açık olup, dava konusu düzenlemede hukuka ve kanunilik ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.<br>Bu doğrultuda, Kasım 2021 döneminde üretilen enerji bedelinin ödenmeyerek YEK Destekleme Mekanizmasına (YEKDEM) bedelsiz katkı olarak dikkate alınması gerektiğine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Elektrik Piyasası Dairesi Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi, Kasım 2021 döneminde üretilen enerji bedelinin YEKDEM'e bedelsiz katkı olarak dikkate alınması için Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği kapsamında EPİAŞ'ın Enerjisa Toroslar Elektrik Perakende Satış A.Ş.'ye (Enerjisa Toroslar Perakende) yaptığı geriye dönük düzeltme kalemi bildirim işlemi ve Kasım 2021 döneminde üretilen enerji bedelinin davacı şirketten geri alınmasına yönelik Enerjisa Toroslar Perakendenin 04/03/2022 tarihli işlemi Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmeliğin 37. maddesinin 7. fıkrası uyarınca tesis edilmiş olup, yukarıda açıklanan nedenlerle 7. fıkrada hukuka aykırılık görülmediğinden, anılan işlemlerde ve Kasım 2021 döneminde üretilen enerji bedelinin YEKDEM'e bedelsiz katkı olarak kabul edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.<br> Açıklanan nedenlerle, davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulü ile temyize konu Daire kararının iptale ve kabule ilişkin kısmının bozulması, davacının temyiz isteminin reddi ile davacının fazlaya ilişkin ödeme ve faiz isteminin reddine ilişkin Daire kararının yukarıda yer alan gerekçe ile onanması gerektiği oyuyla, kararın gerekçeli onama kısmına esastan, onama kısmına ise gerekçe yönünden katılmıyoruz.<br><br>EK GEREKÇE<br>XX- 6446 sayılı Kanun'un 14. maddesinde sayılan faaliyetlerin lisans alma yükümlülüğünden muaf olduğu, lisans alma yükümlülüğünden muaf olan yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik enerjisi üreten kişilerin kendi ihtiyaçlarının üzerinde ürettikleri elektriği sisteme vermeleri hȃlinde 5346 sayılı Kanun kapsamındaki fiyatlardan yararlanma imkȃnlarının bulunduğu, söz konusu kişilerin sisteme bağlanmasına ilişkin teknik usul ve esaslar ile satış, başvuru ve denetim yapılmasına ilişkin usul ve esasların Kurum tarafından yönetmelikle düzenleneceği belirlilmiştir.<br>Dava konusu Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin 37. maddesinin 7. fıkrasında, lisanssız üretim tesisi sahibi tüzel kişinin; kendi tüzel kişiliği altında veya diğer bir tüzel kişi bünyesinde, tüm aktif ve pasifleri ile birlikte birleşmek istemesi hâlinde, ilgili üretim tesisi veya tesislerinin tamamının kabulünün yapılmış olması kaydıyla, birleşme işleminin mer’i mevzuat kapsamında gerçekleştirileceği, lisanssız üretim tesisi sahibi tüzel kişinin aynı kalması ve pay oranlarının değişmemesi kaydıyla kabul şartının aranmayacağı, birleşme işlemi gerçekleşmeden önce ilgili ayın ilk on günü içerisinde ilgili şebeke işletmecisine ilgili mevzuat kapsamındaki iş ve işlemler için başvuruda bulunulacağı, birleşme talebi kapsamında sunulması gereken belgelerin tam ve eksiksiz olması hâlinde, birleşme işlemi ve ilgili mevzuat kapsamında yapılması gereken iş ve işlemlerin ilgili taraflarca eş zamanlı olarak ve fatura dönemi sonu itibarıyla sonuçlandırılarak tamamlanacağı, tam ve eksiksiz olarak başvuruda bulunulmaması hâlinde ise ilgili şebeke işletmecilerince talebin değerlendirmeye alınmayacağı ve beş iş günü içerisinde muhataplarına eksikliklere ilişkin bildirimde bulunulacağı, birleşme işleminin ilgili tüzel kişilerce yukarıda yer alan hususlara uygun olarak tamamlanmaması hâlinde ilgili ayda üretilen enerjinin görevli tedarik şirketi tarafından üretilerek sisteme verilmiş olduğunun kabul edileceği ve bu enerji ile ilgili olarak piyasa işletmecisi ve görevli tedarik şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmayacağı ve bu kapsamda sisteme verilen enerjinin YEKDEM’e bedelsiz katkı olarak dikkate alınacağı öngörülmüştür.<br>Bu düzenleme ile lisanssız üretim tesisi sahibi şirketlerin, birleşme usûllerine uymaması hâlinde ilgili ayda üretilen enerji bedelinin ödenmemesi öngörülmüş olup, ilgili şirketlerİN lisanssız üretim tesisi statüsü dışına çıkarak lisanssız elektrik üretmiş duruma düşmedikleri, yalnızca mevzuatta belirlenen birleşme usûllerine uymadıkları hususu dikkate alındığında, dava konusu düzenlemenin mevzuata aykırılık nedeniyle idarî yaptırım uygulanmasını öngören nitelikte bir içeriğe sahip olduğu anlaşılmaktadır.<br>Birleşme işleminin Yönetmelik'te belirtilen takvime uyulmadan gerçekleşmesi durumunda, ilgili ayda üretilen enerji için lisanssız üretim tesisi sahibi tüzel kişilere herhangi bir ödeme yapılmamasına yönelik kuralın düzenleyici işlemlerle belirlenip belirlenemeyeceğinin ortaya konulması gerekmektedir.<br>Kanunilik ilkesi, suç ve cezaların kanunla konulması ve açıklık ilkesi gereğince herkes tarafından bilinebilirliğinin sağlanması ve ilgililerin hangi davranış ya da eylemleri neticesinde ne tür bir yaptırıma muhatap olacakları hususunda öngörülebilirlik ve hukukî güvenlik sağlar.<br>Kabahatte kanunilik gereğince, hangi tür eylemlerin kabahat olduğunun kanunla belirlenebileceği gibi, kanunda genel çerçevesi belirtilmek suretiyle idarenin düzenleyici işlemleriyle de belirlenebilecektir. Ancak, bu genel çerçevenin de hukukî belirlilik ilkesine uygun olarak tespit edilmesi ve haksızlık olarak nitelendirilecek fiillerin belirlenmesinin tamamıyla düzenleyici işlemlere bırakılmaması, idarî yaptırımların türü, süresi ve miktarının mutlaka kanunla düzenlenmesi yaptırımda kanunilik ilkesinin bir gereği olmaktadır.<br> 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 4. maddesinin 1. fıkrasında, hangi fiillerin kabahat oluşturduğunun, kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi, kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriğinin, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabileceği; 2. fıkrasında, kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarının ancak kanunla belirlenebileceği kurala bağlanmıştır.<br>Dava konusu Yönetmelik kuralının, birleşme işleminin öngörülen sürede gerçekleşmediğinin tespiti hâlinde, ilgili ayda üretilerek sisteme verilen enerjiye dair herhangi bir ödeme yapılmaması ve bu kapsamda sisteme verilen enerjinin YEKDEM'e bedelsiz katkı olarak dikkate alınmasına ilişkin idarî bir yaptırım olduğu, dolayısıyla idarî yaptırım niteliğindeki yeni bir türün düzenleyici bir işlem olan yönetmelikle ihdas edilmesinin yaptırımda kanunilik ilkesine aykırılık teşkil edeceği açıktır.<br>Bu itibarla, birleşme işleminin öngörülen takvime uyulmadan gerçekleştirilmesi durumunda, yeni bir idarî yaptırım türü oluşturularak lisanssız üretim tesisi sahibi tüzel kişilere ürettikleri elektriğin bedelinin ödenmemesini ve sisteme verilen enerjinin YEKDEM’e bedelsiz katkı olarak dikkate alınmasını düzenleyen dava konusu Yönetmelik maddesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.<br>Açıklanan nedenlerle, Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 24/12/2024 tarih ve E:2022/1498, K:2024/5835 sayılı kararının Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin 37. maddesinin 7. fıkrasının iptaline ilişkin kısmının kararda belirtilen gerekçeyle onanmasına ilişkin çoğunluk kararına katılmakla birlikte yukarıda belirtilen gerekçenin de karar eklenmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br><br>KARŞI OY <br>XXX- Anayasa'nın 125. maddesinde idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.<br>İdare yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdür ve hukuka aykırılığı yargı kararıyla belirlenen idari işlem ve bu işlemin uygulanması nedeniyle ilgilinin uğradığı gerçek zararın hukuka aykırı işlemi tesis eden idare tarafından tazmini gerektiği açıktır.<br>Öte yandan, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesine göre, taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.<br>Davacının hukuka aykırı idari işlem nedeniyle ödemek zorunda kaldığı tutarın kendisine iade edildiği tarihe kadar tasarruf edememesinden kaynaklanan maddi zararının davalı idare tarafından tazmini gerekmektedir. Ayrıca, davacıya, alacağın enflasyon karşısındaki değer kaybının önlenmesi amacıyla ve parasından yoksun kaldığı zaman için "faiz" ödemesi de yapılması gerekmektedir. Burda, faiz asıl alacağa bağlı fer'i bir hakkı ifade etmektedir. <br>Davacı Şirket tacir olduğundan ve Ticaret Kanunu uyarınca bir taraf için ticari sayılan iş diğer taraf içinde ticari mahiyette olup davacı alacağına avans faizi isteme hakkına sahip olduğundan ve taraflar arasındaki işin niteliğinin de "ticari iş" mahiyetinde olduğu kabul edildiğinden Daire tarafından kabul edilen alacağa avans faizi uygulanmasına karar verilmesi gerekirken yasal faiz uygulanmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.<br>Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile temyize konu 481.211,56-TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek "yasal faiziyle" birlikte davacıya ödenmesine ilişkin Daire kararının "yasal faize" ilişkin kısmının bozulması gerektiği görüşüyle, kararın bu kısmına katılmıyorum.<br><br><br><br>KARŞI OY <br>XXXX- Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı hükme bağlanmış; tam yargı davaları ise, idarenin eylem ve işlemlerinden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.<br>Öte yandan, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık Ücreti" başlıklı 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği belirtilmiş; 168. maddesinin son fıkrasında ise, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı kurala bağlanmıştır.<br>Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 1. maddesinin 1. fıkrasında; mahkemelerde, tüm hukuki yardımlarda, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sonlandıran her türlü merci kararlarında ve ayrıca kanun gereği mahkemelerce karşı tarafa yükletilmesi gereken avukatlık ücretinin tayin ve takdirinde, 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve bu Tarife hükümleri uygulanacağı; 13. maddesinde ise, bu Tarife'nin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücretinin, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla bu Tarife'nin üçüncü kısmına göre belirleneceği kurala bağlanmıştır. Bu düzenlemeye göre, konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen davalarda nispi avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.<br>Temyize konu dosyada bilgi ve belgelerin incelenmesinden, Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 37. maddesinin 7. fıkrasının ve söz konusu fıkra uyarınca Kasım 2021 döneminde üretilen enerji bedelinin ödenmeyerek YEK Destekleme Mekanizması'na (YEKDEM) bedelsiz katkı olarak dikkate alınması gerektiğine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Elektrik Piyasası Dairesi Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile Kasım 2021 döneminde üretilen enerji bedelinin YEKDEM'e bedelsiz katkı olarak dikkate alınması için Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği kapsamında EPİAŞ'ın Enerjisa Toroslar Elektrik Perakende Satış A.Ş.'ye yaptığı geriye dönük düzeltme kalemi bildirim işleminin ve Kasım 2021 döneminde üretilen enerji bedelinin davacı şirketten geri alınmasına yönelik Enerjisa Toroslar Elektrik Perakende Satış A.Ş.'nin 04/03/2022 tarihli işleminin iptali ile Kasım 2021 döneminde üretilen enerji bedelinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca miktar arttırım ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla işbu davanın açıldığı tarihteki karşılığı olan 583.120,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı şirkete ödenmesine karar verilmesi istemiyle davanın açıldığı anlaşılmıştır.<br>Bu durumda, uyuşmazlıkta uygulama işlemlerinin ve dayanağı düzenleyici işlemin iptali istemiyle birlikte, miktar artırımı ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, Kasım 2021 döneminde üretilen enerji bedelinin davanın açıldığı tarihteki karşılığı olan 583.120,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı şirkete ödenmesine karar verilmesi istemi de yer aldığından işbu davanın aynı zamanda tam yargı davası niteliğinde olduğu ve yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca davada kabul edilen miktar üzerinden davacı lehine ve reddedilen miktar üzerinden ise davalı idareler lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği; dolayısıyla, taraflar lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka uyarlılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Öte yandan, vekalet ücretine ilişkin husus, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasını gerektiren, "yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık" kapsamında bulunmadığından ve anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren bir "hukuka aykırılık" teşkil ettiğinden, temyize konu kararının bu hususta yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerekmektedir.<br>Açıklanan nedenlerle, Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu kararının taraflar lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.<br> <br><br>KARŞI OY <br>XXXXX- Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı hükme bağlanmış; tam yargı davaları ise, idarenin eylem ve işlemlerinden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.<br>Ayrıca, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık Ücreti" başlıklı 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği belirtilmiş; 168. maddesinin son fıkrasında ise, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı kurala bağlanmıştır.<br>Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 1. maddesinin 1. fıkrasında; mahkemelerde, tüm hukuki yardımlarda, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sonlandıran her türlü merci kararlarında ve ayrıca kanun gereği mahkemelerce karşı tarafa yükletilmesi gereken avukatlık ücretinin tayin ve takdirinde, 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve bu Tarife hükümleri uygulanacağı; 13. maddesinde ise, bu Tarife'nin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücretinin, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla bu Tarife'nin üçüncü kısmına göre belirleneceği kurala bağlanmıştır. Bu düzenlemeye göre, konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen davalarda nispi avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.<br>Temyize konu dosyada bilgi ve belgelerin incelenmesinden, Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 37. maddesinin 7. fıkrasının ve söz konusu fıkra uyarınca Kasım 2021 döneminde üretilen enerji bedelinin ödenmeyerek YEK Destekleme Mekanizması'na (YEKDEM) bedelsiz katkı olarak dikkate alınması gerektiğine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Elektrik Piyasası Dairesi Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile Kasım 2021 döneminde üretilen enerji bedelinin YEKDEM'e bedelsiz katkı olarak dikkate alınması için Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği kapsamında EPİAŞ'ın Enerjisa Toroslar Elektrik Perakende Satış A.Ş.'ye yaptığı geriye dönük düzeltme kalemi bildirim işleminin ve Kasım 2021 döneminde üretilen enerji bedelinin davacı şirketten geri alınmasına yönelik Enerjisa Toroslar Elektrik Perakende Satış A.Ş.'nin 04/03/2022 tarihli işleminin iptali ile Kasım 2021 döneminde üretilen enerji bedelinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca miktar arttırım ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla işbu davanın açıldığı tarihteki karşılığı olan 583.120,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı şirkete ödenmesine karar verilmesi istemiyle davanın açıldığı anlaşılmıştır.<br>Bu durumda, uyuşmazlıkta uygulama işlemlerinin ve dayanağı düzenleyici işlemin iptali istemiyle birlikte, miktar artırımı ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, Kasım 2021 döneminde üretilen enerji bedelinin davanın açıldığı tarihteki karşılığı olan 583.120,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı şirkete ödenmesine karar verilmesi istemi de yer aldığından işbu davanın aynı zamanda tam yargı davası niteliğinde olduğu ve yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca davada kabul edilen miktar üzerinden davacı lehine ve reddedilen miktar üzerinden ise davalı idareler lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği; dolayısıyla, taraflar lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka uyarlılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Öte yandan, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda, Danıştayın; kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik ve yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiştir. <br>Bu durumda, temyize konu kararın hüküm fıkrasındaki "7.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 56.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine; 56.000,00-TL vekalet ücretinin de davalılardan alınarak davacıya verilmesine," ibaresinin, "7.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 76.181,73-TL nisbi vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine; davalı idareler kendilerini vekil ile temsil ettirdiginden ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin 1. fıkrası uyarınca belirlenen vekalet ücreti Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu vekalet ücretlerinin altında kalamayacağından, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 56.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.<br>Bu itibarla, temyize konu kararın hüküm fıkrasının vekalet ücretine ilişkin kısmının düzeltilerek onanması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyorum.<br><br></font></p></body></html>

lisans