<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2022/6350 E.  ,  2025/5229 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2022/6350<br>Karar No : 2025/5229 <br><br>DAVACI : ... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALI :... Birliği<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ...Kurumu Başkanlığı<br><br>DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, Sigorta Tahkim Komisyonunun 25/08/2022 tarihli ve 134 sayılı kararının 2. maddesinin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.<br><br>DAVACININ_İDDİALARI_ : 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca Hazine ve Maliye Bakanlığı kadrosunda devlet memuru ve aynı zamanda sigorta uyuşmazlık hakemi olan davacı tarafından, mevzuatta sigorta hakemlerinin sıra ile atanma usulünün düzenlendiği, dosya sayısına ilişkin bir sınırlamanın bulunmadığı; buna karşın dava konusu işlem ile sigorta hakemlerine atanabilecek dosya sayısına sınırlama getirildiği, hukuka aykırı olan bu işlem nedeniyle maddi açıdan zarara uğradığı; öte yandan, söz konusu işlemin devlet memuru olan ile olmayan sigorta hakemleri arasında, ayrıca 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi olan sigorta hakemleri ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'na tabi olup devlet üniversitelerinde görev yapan sigorta hakemleri arasında ayrımcılık içerdiği, bu nedenle başta eşitlik ilkesi olmak üzere mevzuata ve hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir. <br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, usule ilişkin olarak, dava konusu uyuşmazlığın görüm ve çözümünün idare mahkemesinin görev alanına girdiği, davaya konu işlemin iç düzen işlemi niteliğinde olup idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem mahiyetinde bulunmadığı, dosyanın Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumuna ihbar edilmesi gerektiği ileri sürülmüş; esasa ilişkin olarak, Sigortacılık Kanunu'nda verilen yetkiye istinaden Sigorta Tahkim Komisyonunun hakem atama konusunda yetkisinin bulunduğu, son dönemde Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvurularda artış olduğu, sigorta hakemlerinin görevlendirildikleri dosyaları 2 aylık sürede karara bağlamaları gerektiği, verilen sürede karara bağlanmayan dosyalar için dava yolunun öngörüldüğü, ayrıca sigorta hakemlerinin, kendilerine atanan dosyaları süresi içinde karara bağlamamalarının, sigorta hakemliği listesinden silinme cezasını gerektirdiği, bu düzenlemeler karşısında sigorta hakemlerinde dosya birikmesinin ve kararların verilmesindeki gecikmenin önüne geçmek amacıyla dava konusu işlem ile kamuda çalışmayan hakemler için her ay 200, kamuda çalışanların mesaide oldukları gözetilerek ayda 100 dosya havalesi yapılacağının düzenlendiği, derdest dosya sınırının da kamu görevlisi olmayanlar için 400 ve kamu görevlisi olanlar için 200 dosya olarak belirlendiği, dava konusu düzenlemenin kamu yararı amacıyla yapıldığı ve hukuka uygun olduğu savunulmuştur. <br><br>DAVALI YANINDA <br>MÜDAHİLİN SAVUNMASI _: İptali istenen Sigorta Tahkim Komisyonu işleminde Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun bir dahlinin bulunmadığı, davanın öncelikle kendileri bakımından husumet yönünden reddi gerektiği, akabinde işlem usul ve yasaya uygun olduğundan davanın reddi gerektiği savunulmuştur. <br><br>DANIŞTAY_TETKİK_HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Dava, Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 25/08/2022 tarihli, 134 sayılı kararının 2. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.<br>2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasanın 124. maddesi, idarenin düzenleme yetkisine anayasal kaynak oluşturmakta olup, 123. maddesi de idarenin kuruluş ve görevleriyle bütün olduğu ve kanunla düzenleneceği, idarenin görev alanlarını ilgilendiren yasaların uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelik çıkarma yetkisine sahiptir.<br>İdare Hukukunda "yetki", idareye Anayasa ve yasalarla tanınmış olan karar alma gücünü ifade eder ve idari işlemlerin en temel öğesini oluşturur. Bir kamu düzeni sorunu olan yetki, yasa koyucu tarafından hangi makam veya merciye, hangi sınırlar içinde verilmiş ise, ancak o makam veya merci tarafından, söz konusu sınırlar dahilinde kullanılabilir. Belirtilen niteliği gereği, idare hukukunda "yetkisizlik" kural, "yetkili olmak" istisna olup yetkiye ilişkin hükümler genişletici yoruma konu olmaz.<br>5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinin 21. fıkrasında, Komisyonun yapısı ve görevleri ile Komisyon müdürü ve Komisyon müdür yardımcılarının nitelikleri, çalışma usûl ve esasları, raportörlerin, sigorta hakemlerinin çalışma usûl ve esasları gibi hususların yönetmelikle belirleneceği; 8. ve 18. fıkralarında, sigorta hakemlerinin atanma koşulları arasında yer alan deneyim ve deneyime esas teşkil eden bilgi ile ücretlerinin tespitine ilişkin hususlarda (mülga) Hazine Müsteşarlığınca düzenleme yapılacağı öngörülmüştür.<br>18/10/2019 tarihinde yürürlüğe giren 47 sayılı Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi<br>'nin 4., 7. ve Geçici 2. maddeleriyle 5684 sayılı Kanun ile (mülga) Hazine Müsteşarlığına verilen ve düzenleme yetkisi, kamu tüzel kişiliğini haiz olacak şekilde kurulan Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumuna devredilmiştir.<br>Sigorta Tahkim Komisyonu'nun iptali istenilen kararıyla, aylık ve toplam bazda hakemlere dosya tevdiine sınırlama getirilmiş, hakemlerin üstündeki dosya yoğunluğu ve Komisyonda atama bekleyen dosya yoğunluğuna göre Komisyon Müdürüne limitlerde arttırma ve azaltma yetkisi verilmek suretiyle sigorta hakemlerinin çalışma usul ve esasları kapsamında düzenleme yapıldığı, ancak bu konuda yönetmelik yoluyla düzenleme yapma yetkisi Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu'na tanındığından Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından tesis edilen dava konusu düzenlemede, yetki yönünden hukuka uyarlık görülmemiştir. <br>Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. <br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 13/11/2025 tarihinde, davacıyı temsilen gelen olmadığı, davalı idare Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği Başkanlığı vekili Av. ...'ın geldiği, davalı yanında müdahil Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunu temsilen gelen olmadığı, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Davalı idareye usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra davalı idareye son kez söz verilip, duruşma tamamlandı.<br>Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :<br>Bakılan dava, Sigorta Tahkim Komisyonunun 25/08/2022 tarihli kararıyla, 01/09/2022 tarihinden itibaren sigorta uyuşmazlık ve itiraz hakemlerine aylık ve toplam bazda dosya tevdiine sınırlama getirildiğinin bildirilmesine ilişkin 29/08/2022 tarihli e-postanın davacıya gönderilmesi üzerine, e-postada bahsedilen ...tarih ve ... sayılı Sigorta Tahkim Komisyonu kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır. <br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>USUL YÖNÜNDEN:<br>Dava konusu düzenlemenin, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 24. maddesinin 1.fıkrasının (c) bendi kapsamında, kamu kuruluşu tarafından çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlem niteliğinde olduğu, bu nedenle uyuşmazlığın ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'ın görev alanına girdiği sonucuna varıldığından, davalı idarenin görev itirazı yerinde görülmemiştir.<br>Yine davaya konu işlemin, objektif, genel ve soyut kurallar getirmek suretiyle sigorta tahkim sisteminin işleyişine ve bu bağlamda sigorta hakemlerinin görev ve sorumluluklarına ilişkin düzenlemeler getirdiği, bu haliyle tek başına (başka bir işlem tesisine ihtiyaç olmaksızın) gerek tahkime başvuran tarafların gerekse sigorta hakemlerinin hukukunda etki ve sonuç doğurduğu anlaşıldığından, idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte bir işlem olduğu sonucuna varılmış, bu nedenle davalı idarenin aksi yöndeki itirazı da yerinde görülmemiştir.<br>Öte yandan davalı idarenin, davanın "Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu"na ihbar edilmesi yönündeki itirazı yerinde görülerek, davanın anılan idareye ihbarına karar verilmiş, adı geçen Kurumun davaya davalı idare yanında müdahale istemi de kabul edilmiştir.<br><br>ESAS YÖNÜNDEN:<br>İlgili Mevzuat:<br>14/06/2007 tarihli ve 26552 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 03/06/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun "Amaç ve Kapsam" başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Kanunun amacı, ülkemiz sigortacılığının geliştirilmesini sağlamak, sigorta sözleşmesinde yer alan kişilerin hak ve menfaatlerini korumak ve sigortacılık sektörünün güvenli ve istikrarlı bir ortamda etkin bir şekilde çalışmasını temin etmek üzere bu Kanuna tabi kişi ve kuruluşların, faaliyete başlama, teşkilat, yönetim, çalışma esas ve usulleri ile faaliyetlerinin sona ermesi ve denetlenmesine ilişkin hususlar ve sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesine yönelik olarak sigorta tahkim sistemi ile ilgili usul ve esasları düzenlemektir." hükmüne yer verilmiş; <br>"Tanımlar" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde, "Birlik", Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği; (j) bendinde, "Müsteşarlık", Hazine Müsteşarlığı şeklinde; (o) bendinde, "sigorta hakemi", sigorta ettiren veya sigorta sözlşemesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözlşemesinden doğan uyuşmazlıkları çözen kişi olarak tanımlanmış; <br>"Sigortacılıkta tahkim" başlıklı 30. maddesinde, "(1) Sigorta ettiren veya sigorta sözleşmesinden menfaat sağlayan kişiler ile riski üstlenen taraf arasında sigorta sözleşmesinden veya Hesaptan faydalanacak kişiler ile Hesap arasında doğan uyuşmazlıkların çözümü amacıyla Birlik nezdinde Sigorta Tahkim Komisyonu oluşturulur. (...)<br>(3) Komisyon aşağıdaki görevleri yerine getirir:<br>a) Müdür ve müdür yardımcılarını atamak.<br>b) Birlikçe ayrı bir hesapta izlenecek olan Komisyonun bütçesini hazırlayarak Birliğe sunmak.<br>c) Tahkim sisteminin adil, tarafsız ve etkin bir biçimde işleyişini sağlamak için gerekli önlemleri almak.<br>ç) Komisyonun faaliyet sonuçları hakkında yıllık rapor hazırlayarak Birliğe ve Müsteşarlığa göndermek.<br>d) Bilgi işlem alt yapısını hazırlamak.<br>e) Kanunlarla kendisine verilen diğer görevleri yapmak. (...)<br>(7) Uyuşmazlıklar, hayat ve hayat dışı sigorta gruplarının sadece birinde görev yapacak olan sigorta hakemleri ve raportörler aracılığıyla çözülür.<br>(8) Sigorta hakemlerinin;<br>a) Malî güç dışında sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan nitelikleri taşıması,<br>b) En az dört yıllık yüksek okul mezunu olması,<br>c) Sigorta hukukunda en az beş yıl veya sigortacılıkta en az on yıl deneyimi olması,<br>gerekir. Müsteşarlık bu fıkra uyarınca aranacak deneyim ve bu deneyime esas teşkil eden bilginin tespitine ilişkin ölçütleri belirlemeye yetkilidir. (...)<br>12) Tahkim sistemine üye olmak isteyenlerden katılma payı, uyuşmazlık çözümü için Komisyona başvuranlardan ise başvuru ücreti alınır. Beş bin Türk Lirasının altındaki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararları kesindir. Beş bin Türk Lirası ve daha üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararlarına karşı kararın Komisyonca ilgiliye bildiriminden itibaren on gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere Komisyon nezdinde itiraz edilebilir. İtiraz talebinde bulunmak için bu madde uyarınca belirlenen başvuru ücretinin Komisyona yatırılması şarttır. İtiraz üzerine hakem kararının icrası durur. İtiraz talebi münhasıran bu talepleri incelemek üzere Komisyon tarafından teşkil edilen hakem heyetlerince incelenir. İtiraz talebi hakkında işin heyete intikalinden itibaren iki ay içinde karar verilir. Beşbin Türk Lirası ve daha üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararları bu madde uyarınca süresinde itiraz başvurusunda bulunulmaması hâlinde kesinleşir. Bu uyuşmazlıklar hakkında bu madde uyarınca yapılan itiraz üzerine verilen karar kesindir. Kırk bin Türk Lirasının üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında itiraz üzerine verilen kararlar için temyize gidilebilir. Ancak, tahkim süresinin sona ermesinden sonra karar verilmiş olması, talep edilmemiş bir şey hakkında karar verilmiş olması, hakemlerin yetkileri dahilinde olmayan konularda karar vermesi ve hakemlerin, tarafların iddiaları hakkında karar vermemesi durumlarında her hâlükarda temyiz yolu açıktır. Temyize ilişkin usûl ve esaslar hakkında Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu uygulanır. (...)<br>16) Hakemler, görevlendirildikleri tarihten itibaren en geç dört ay içinde karar vermeye mecburdur. Aksi halde, uyuşmazlık yetkili mahkemece halledilir. Ancak, bu süre tarafların açık ve yazılı muvafakatleriyle uzatılabilir. Hakem, kararını Komisyon müdürüne tevdi eder. Komisyon Müdürünce karar en geç üç iş günü içinde taraflara bildirilir; ayrıca kararın aslı dosya ile birlikte Komisyonca saklanır.(...)<br>(18) Hakemlik ücreti, Komisyona başvuru ücreti ve üyeliğe katılma payı, Komisyonun görüşü alınarak Müsteşarlıkça belirlenir; hakem ücreti Komisyon tarafından ödenir. (...)<br>21) Komisyonun yapısı ve görevleri ile Komisyon müdürü ve Komisyon müdür yardımcılarının nitelikleri, çalışma usûl ve esasları, raportörlerin, sigorta hakemlerinin çalışma usûl ve esasları, kararların ne şekilde düzenleneceği, Komisyona başvuru esasları, Liste tutulmasına ve bütçeye ilişkin esaslar ile katılım ücreti gibi hususlar yönetmelikle belirlenir. ..." hükmüne yer verilmiştir.<br>Öte yandan; 18/10/2019 tarihli ve 30922 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 17/10/2019 tarihli ve 47 sayılı Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi<br>'nin "Kuruluş" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve ilgili mevzuatla verilen görevleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak üzere kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu kurulmuştur. Kurumun merkezi İstanbul’dadır. Kurumun ilişkili olduğu bakanlık Hazine ve Maliye Bakanlığıdır." kuralına; <br>"Kurumun görev ve yetkileri" başlıklı 4. maddesinde, "(1) Kurumun görev ve yetkileri şunlardır:<br>a) 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, 28/3/2001 tarihli ve 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu, 14/6/2005 tarihli ve 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu, 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve 9/5/2012 tarihli ve 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanunu ile diğer mevzuatta yer alan sigortacılık ve özel emekliliğe ilişkin görev ve yetkileri yürütmek.<br>b) Sigortacılık ve özel emekliliğe ilişkin mevzuatı hazırlamak, uygulamak ve ilgililer tarafından uygulanmasını izlemek ve yönlendirmek.<br> (...)" kuralına; <br>"Kurulun görev ve yetkileri" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Kurulun görev ve yetkileri şunlardır:<br>a) Kurumun bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve ilgili diğer mevzuatta yer alan sigortacılık ve özel emekliliğe ilişkin görev ve yetkileri kapsamında bulunan konularda düzenlemeler yapmak ve kararlar almak. (...)" kuralına; <br>"Kurum görev ve hizmetlerinin yürütülmesi ile devir işlemleri" başlıklı geçici 2. maddesinde ise, "(1) Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kapatılan Sigortacılık Genel Müdürlüğü ve Sigorta Denetleme Kurulu Başkanlığınca yürürlükten kaldırılan mevzuat ve ilgili diğer mevzuata göre yerine getirilen görev ve hizmetler Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun kurulduğu tarihe kadar bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte söz konusu birimlerde görev yapmakta olan personel tarafından mevcut kadro ve unvanları ile yürütülür ve bu kapsamda yapılan harcama ve ödemelerin anılan birimlere ilişkin ilgili bütçe ödeneklerinden yapılmasına devam olunur. (...)<br>(4) Kapatılan Sigortacılık Genel Müdürlüğü ve Sigorta Denetleme Kurulu Başkanlığının iş ve işlemleriyle ilgili olarak açılmış ve açılacak olan adli ve idari davalar ile tahkim yargılaması ve icra işlemlerinde Kurum taraf sıfatını kazanır ve dava dosyaları ve icra takiplerine ilişkin dosyalar Kuruma devredilir.<br>" kuralına yer verilmiştir.<br>5684 sayılı Kanun'un 30. maddesine dayanılarak (mülga) Hazine Müsteşarlığınca hazırlanan ve 17/08/2007 tarihli, 26616 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, halihazırda ise Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanlığınca yürütülüp düzenlenen Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in, dava konusu kararın tesis edildiği tarihteki haliyle;<br>"Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde,<br>(1) Bu Yönetmelikte geçen; (...)<br>e) Komisyon Başkanlığı: Komisyonun işleyişi ile ilgili kararları almaya yetkili birimi,<br>ifade eder." kuralı;<br>"Komisyon Başkanlığının görevleri" başlıklı 6. maddesinde,<br>"(1) Sigorta Tahkim Komisyonu Başkanlığı bu Yönetmelikteki diğer hükümler saklı kalmak kaydıyla aşağıdaki görevleri yerine getirir.<br>a) Kanunun 30 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan görevleri yapmak.<br>b) Raportörler ve diğer personeli atamak.<br>c) Sigorta hakem başvurularını değerlendirerek uygun görülenlerin kabulü için durumu Kuruma bildirmek.<br>ç) Hakem ve Bilirkişi Listesini tutmak.<br>d) Uyuşmazlığın çözümü için sigorta hakemi seçilmesi ve gerektiğinde hakem ve itiraz hakem heyeti oluşturulmasının bu Yönetmelik hükümleri çerçevesinde ve doğru bir biçimde gerçekleşmesini sağlayacak mekanizmaları kurmak ve bunun denetimini sağlamak. <br>(...) <br>h) Kurum tarafından verilen diğer görevleri yerine getirmek." kuralı;<br>"Sigorta Tahkim Sistemine başvuru ve hakem ataması" başlıklı 16. maddesinde,<br>"(...)<br>(8) Dosya, konusuna göre hayat veya hayat dışı sigorta grubuna göre sınıflandırıldıktan sonra hakem seçimi, 14 üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmü saklı kalmak kaydıyla, genel listeden sıra usulüne göre yapılır. Sıra usulünde sigorta hakemlerinin uzmanlık alanları esas alınır. Listenin başındaki sigorta hakeminin uzmanlık alanı, uyuşmazlığın çözümü için uygun değilse, sıradaki uzmanlık alanı uyan ilk hakem atanır. Komisyon Müdürü, Kurumun belirlediği esaslar çerçevesinde, uzmanlık alanı, üstlendiği görevler, coğrafi kriterler ve hakemin iş yükü gibi hususları göz önünde bulundurarak hakem atanmasına ilişkin ilkeleri belirlemeye yetkilidir." kuralı;<br>"İtiraz hakem heyetleri, heyete başvuru ve atama" başlıklı 16/A maddesinde,<br>"(...)<br>(2) İtiraz hakem heyetleri, Yönetmeliğin 14 üncü maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde oluşturulur. Hakem seçimi, itiraz hakem heyeti listesinden sıra usulüne göre yapılır. Sıra usulünde sigorta hakemlerinin uzmanlık alanları esas alınır. Listenin başındaki sigorta hakeminin uzmanlık alanı, uyuşmazlığın çözümü için uygun değilse, sıradaki uzmanlık alanı uyan ilk hakem atanır. Uyuşmazlığın daha kısa sürede ve etkin bir biçimde çözümlenebilmesi amacıyla, uzmanlık alanı koşuluna uymak kaydıyla hakem atamasında coğrafi kriterlerle birlikte Komisyona yapılan itiraz başvuru sayıları ve hakemin iş yükü de dikkate alınır." kuralı yer almıştır.<br>Sigorta Tahkim Komisyonunun 25/08/2022 tarih ve 134 sayılı kararının dava konusu 2. maddesinde de, "Sigorta tahkim sisteminin etkin ve sağlıklı bir şekilde işlemesini teminen, aylık ve toplam bazda hakemlere dosya tevdiine sınırlama getirilmesine, bu maksatla ilk derece uyuşmazlık hakemi ve itiraz hakemlerine üstündeki dosya sayısı 400'ü geçmemek üzere ayda 200 dosya, kamuda görevli uyuşmazlık hakemlerine üstündeki dosya sayısı 200'ü geçmemek üzere ayda 100 dosya atanmasına, hakemlerin bu limitler altında bir talepte bulunması halinde, belirttikleri limit taleplerinin uygulanmasına, hakemlerin üstündeki dosya yoğunluğu ve Komisyonda atama bekleyen dosya yoğunluğuna göre Komisyon Müdürüne limitlerde arttırma ve azaltma yetkisi verilmesine karar verildi." düzenlemesi yer almıştır.<br><br>Dava Konusu Düzenlemenin İncelenmesi:<br>Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir. <br>Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.<br>Dava konusu Sigorta Tahkim Komisyonu kararıyla, sigorta tahkim sisteminin etkin ve sağlıklı bir şekilde işlemesi amacıyla, sigorta hakemlerine dosya tevdiine aylık ve toplam bazda sınırlama getirilerek, kamuda çalışmayan ilk derece uyuşmazlık hakemi ve itiraz hakemlerine üstündeki dosya sayısı 400'ü geçmemek üzere ayda 200 dosya, kamuda görevli uyuşmazlık hakemlerine üstündeki dosya sayısı 200'ü geçmemek üzere ayda 100 dosya atanmasının, hakemlerin bu limitler altında bir talepte bulunması halinde, belirttikleri limit taleplerinin uygulanmasının uygun görüldüğü, hakemlerin üstündeki dosya yoğunluğu ve Komisyonda atama bekleyen dosya yoğunluğuna göre Komisyon Müdürüne bahse konu limitlerde arttırma ve azaltma yetkisi verildiği görülmektedir.<br>5684 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen hükümleri uyarınca Sigorta Tahkim Komisyonunun sigortacılıkta tahkim sisteminin adil, tarafsız ve etkin bir biçimde işleyişini sağlamak için gerekli önlemleri almakla görevli olduğu; dava konusu düzenlemede karar altına alınan aylık azami dosya tevdi sayısının da anılan Kanun'un 30. maddesinin 3. fıkrası ile Sigorta Tahkim Komisyonuna tanınan görev kapsamında yer aldığı, aynı maddenin 21. fıkrasıyla Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumuna yönetmelikle düzenleme yapma yetkisi verilen hakemlerin çalışma usul ve esaslarına yönelik olmadığı, zira hakemlerin taraflarına tevdi edilen uyuşmazlığı inceleme ve karara bağlama usul ve esaslarına yönelik düzenleme içermediği, bu aşamadan öncesine ilişkin bulunduğu ve tahkim sisteminin sağlıklı, hızlı, adil ve etkin yürütülmesi için idari tevziye yönelik bir ilke kararı niteliğinde olduğu, nitekim Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16. maddesinin 8. fıkrasında yer alan (ve bu Yönetmelik'i düzenleme ve yürütme yetkisini haiz bulunan müdahil Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun iradesini gösteren) kuralda da Komisyon Müdürünün, uzmanlık alanı, üstlendiği görevler, coğrafi kriterler ve hakemin iş yükü gibi hususları göz önünde bulundurarak hakem atanmasına ilişkin ilkeleri belirlemeye yetkili olduğunun açıkça düzenlendiği, anılan kuralın, bir hakeme dosya tevdi edilmesi için halihazırda tarafına havaleli (üzerinde mevcut) azami dosya sayısını belirleme ve varsa üstlendiği başka görevleri gözetme yetkisini de içerdiği, esasen dava konusu kararda Komisyon Müdürüne tanınan "limitlerde artırma ve azaltma yetkisi"nin de bu kurala dayandığı, bu haliyle Komisyon Başkanlığı kararlarını icra ile görevli olan Komisyon Müdürünün Yönetmelikte öngörülen bu yetkisinin sınır ve çerçevesinin, dayanak Kanun'un 30. maddesinin 3. fıkrası uyarınca Komisyon Başkanlığınca çizilmesine hukuken engel bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.<br>Öte yandan; Hazine ve Maliye Bakanlığının "Devlet memurlarınca ücretli olarak sigorta hakemliği faaliyeti yapılamayacağı hususunun ilgili sigorta hakemlerine duyurulmasına" ilişkin 18/07/2018 tarihli, E.18991 sayılı Genel Yazısının iptali istemiyle açılan davada, Danıştay İkinci Dairesinin 12/06/2024 tarihli ve E:2020/366, K:2024/3629 sayılı kararıyla, "... sigorta hakemliği faaliyetinin, Devlet memurluğunun devamı niteliğinde bir faaliyet olmadığı, özel bilgi birikimi ve uzmanlık gerektirdiği, tamamen bağımsız ve tarafsız bir şekilde, mesai saatleri dışında gerçekleştirildiği; sigorta hakemlerinin, uyuşmazlık bazında Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından görevlendirildikleri ve hakem ücretinin Komisyon tarafından ödendiği; hakemlik faaliyetinin Devlet memurlarının kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağı kapsamında olmadığı ve Devlet memuru hakemlere takdir olunan ücretlerin ödenmesine ilişkin hükümlerin saklı olduğunun 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda düzenlendiği dikkate alındığında, Devlet memurlarınca ücretli olarak sigorta hakemliği faaliyeti yapılamayacağı hususunun ilgili sigorta hakemlerine duyurulmasına ilişkin dava konusu düzenlemede, kamu yararı ve hizmet gerekleri bakımından hukuka uygunluk görülmemiştir." gerekçesiyle dava konusu düzenlemenin iptaline karar verildiği, anılan kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 03/07/2025 tarihli ve E:2024/3098, K:2025/1493 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği görülmektedir.<br>Bu durumda, devlet memurlarının aynı zamanda sigorta hakemliği yapmalarına hukuki bir engel bulunmadığı açık ise de, sigorta hakemliğini mesai saatleri dışında gerçekleştirmeleri gerektiği ve öncelikle asli kamu görevlerinin gereklerini yerine getirmekle yükümlü oldukları dikkate alındığında, devlet memuru olan sigorta hakemleri bakımından, devlet memuru olmayan hakemlere nazaran daha az sayıda dosya tevdi edilmesinin öngörülmesinde hukuka, kamu yararına ve kamu hizmetinin gereklerine aykırı bir husus bulunmamaktadır. <br>Her ne kadar davacı tarafından, dava konusu işlemin devlet memuru olan ile olmayan sigorta hakemleri arasında, ayrıca 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi olan sigorta hakemleri ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'na tabi olup devlet üniversitelerinde görev yapan sigorta hakemleri arasında ayrımcılık içerdiği ileri sürülmüş ise de; Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunla aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere kanunlar karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik ilkesi herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durum ve konumlardaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın öngördüğü eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olmaz. Somut uyuşmazlık bakımından, kamu görevlisi olan sigorta hakemleri ile olmayan sigorta hakemlerinin aynı hukuki statüde bulunduğundan, görev ve sorumluluklarının, dosya inceleme sürelerinin aynı olduğundan söz etmek mümkün değildir. Bu nedenle, kamu görevlisi olan ve olmayan sigorta hakemleri için farklı dosya sayısı belirlenmesinde eşitlik ilkesine aykırı bir yön olmadığı açıktır. Ayrıca, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'na tabi olup devlet üniversitelerinde görev yapan sigorta uyuşmazlık hakemleri de "kamuda görevli" uyuşmazlık hakemi kapsamında yer aldığından, dava konusu düzenlemede bu hakemler ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi olan sigorta hakemleri arasında ayrımcılık yapıldığından da söz edilemez. Belirtilen nedenlerle, davacının iddialarına itibar edilmemiştir.<br>Buna göre, 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin 3. fıkrası ile Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasında ve 16. maddesinin 8. fıkrasında yer alan yetkiye istinaden sigorta tahkim sisteminin sağlıklı, hızlı, adil ve etkin yürütülmesini sağlamak, bu kapsamda dosyaların sigorta hakemlerinde birikmesinin ve karara bağlanmasında yaşanacak gecikmelerin önüne geçmek, aynı zamanda kamu görevi ifa eden hakemlerin asli görev ve faaliyetlerinin aksamamasını sağlamak amacıyla tesis edildiği anlaşılan dava konusu düzenlemede üst hukuk normlarına, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamıştır. <br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. DAVANIN REDDİNE,<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br>4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra, davacıya iadesine,<br>5. Toplam ...-TL müdahale harcının davacıdan alınarak davalı idare yanında müdahile verilmesine, <br>6. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 13/11/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.<br><br><br>(X)-KARŞI OY :<br><br>Dava, Sigorta Tahkim Komisyonunun 25/08/2022 tarihli ve 134 sayılı kararının 2. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır. <br>Anayasanın 124. maddesi, idarenin düzenleme yetkisinin anayasal dayanağını oluşturmakta olup, Anayasanın 123. maddesi gereği kuruluş ve görevleri yasayla düzenlenen idare, bu görev alanlarını ilgilendiren yasaların uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelik çıkarma yetkisini haizdir.<br>İdare Hukukunda "yetki", idareye Anayasa ve yasalarla tanınmış olan karar alma gücünü ifade eder ve idari işlemlerin en temel öğesini oluşturur. Bir kamu düzeni sorunu olan yetki, yasa koyucu tarafından hangi makam veya merciye, hangi sınırlar içinde verilmiş ise, ancak o makam veya merci tarafından, söz konusu sınırlar dahilinde kullanılabilir. Belirtilen niteliği gereği, idare hukukunda "yetkisizlik" kural, "yetkili olmak" istisnadır. Bu itibarla, yetki hükümleri genişletici yoruma tabi tutulamaz. <br>5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinin 21. fıkrasında, Komisyonun yapısı ve görevleri ile Komisyon müdürü ve Komisyon müdür yardımcılarının nitelikleri, çalışma usûl ve esasları, raportörlerin, sigorta hakemlerinin çalışma usûl ve esasları gibi hususların yönetmelikle belirleneceği kuralı yer almış; aynı maddenin 8. ve 18. fıkralarında da, sigorta hakemlerinin atanma koşulları arasında yer alan deneyim ve deneyime esas teşkil eden bilgi ile ücretlerinin tespitine ilişkin hususlarda (mülga) Hazine Müsteşarlığınca düzenleme yapılacağı öngörülmüş; böylece sigorta hakemlerinin özlük ve parasal hakları konusunda yetkili idare (mülga) Hazine Müsteşarlığı olarak belirlenmiş; sigorta hakemlerinin çalışma usûl ve esaslarının da adı geçen Müsteşarlıkça çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği kurala bağlanmıştır.<br>Öte yandan, 18/10/2019 tarihinde yürürlüğe giren 47 sayılı Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi<br>'nin 4., 7. ve geçici 2. maddelerinin birlikte incelenmesinden görüleceği üzere; 5684 sayılı Kanun ile (mülga) Hazine Müsteşarlığına verilen ve yukarıda özetlenen düzenleme yetkisi, kamu tüzel kişiliğini haiz olacak şekilde kurulan Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumuna devredilmiştir. Nitekim, 5684 sayılı Kanun'un 30. maddesine dayanılarak (mülga) Hazine Müsteşarlığınca hazırlanan ve 17/08/2007 tarihli, 26616 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'teki değişiklikler, adı geçen kurum tarafından yapılarak Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.<br>Dava konusu Sigorta Tahkim Komisyonu kararıyla, aylık ve toplam bazda hakemlere dosya tevdiine sınırlama getirilmiş, hakemlerin üstündeki dosya yoğunluğu ve Komisyonda atama bekleyen dosya yoğunluğuna göre Komisyon Müdürüne limitlerde arttırma ve azaltma yetkisi verilmiştir.<br>Dolayısıyla, dava konusu düzenlemenin, sigorta hakemlerinin çalışma usul ve esaslarına yönelik kural getirdiğinde duraksama bulunmamaktadır.<br>Oysa yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinden görüleceği üzere, sigorta hakemlerinin çalışma usul ve esaslarının Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından yönetmelik ile düzenleneceği açıkça hükme bağlandığından; dava konusu düzenlemede, yetki ve şekil yönüyle hukuka uyarlık bulunmamaktadır. <br>Açıklanan nedenle, davaya konu düzenlemenin iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum. <br><br><br>(XX)-KARŞI OY :<br><br> Bakılan dava, Sigorta Tahkim Komisyonu Yönetim Kurulunun 25/08/2022 tarihli kararıyla, 01/09/2022 tarihinden itibaren sigorta hakemlerine aylık havale edilecek dosya sayısı ile üzerlerinde bulunabilecek en çok dosya sayısı bakımından sınırlama getirildiğinin bildirilmesine ilişkin 29/08/2022 tarihli e-postanın davacıya gönderilmesi üzerine, e-postada bahsedilen 25/08/2022 tarih ve 134 sayılı Sigorta Tahkim Komisyonu kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır. <br>Sigorta Tahkim Komisyonunun 25/08/2022 tarih ve 134 sayılı kararının dava konusu 2. maddesinde, "Sigorta tahkim sisteminin etkin ve sağlıklı bir şekilde işlemesini teminen, aylık ve toplam bazda hakemlere dosya tevdiine sınırlama getirilmesine, bu maksatla ilk derece uyuşmazlık hakemi ve itiraz hakemlerine üstündeki dosya sayısı 400'ü geçmemek üzere ayda 200 dosya, kamuda görevli uyuşmazlık hakemlerine üstündeki dosya sayısı 200'ü geçmemek üzere ayda 100 dosya atanmasına, hakemlerin bu limitler altında bir talepte bulunması halinde, belirttikleri limit taleplerinin uygulanmasına, hakemlerin üstündeki dosya yoğunluğu ve Komisyonda atama bekleyen dosya yoğunluğuna göre Komisyon Müdürüne limitlerde arttırma ve azaltma yetkisi verilmesine karar verildi." düzenlemesi yer almıştır.<br>2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasanın 10. maddesinin birinci fıkrasında, "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir." hükmüne yer verilmiştir.<br>Davacının iddiaları ile mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden; Anayasa’nın 10. maddesinin eşitlik ilkesini yalnızca biçimsel bir eşitlik anlayışıyla sınırlandırmadığı; idarenin bütün işlem ve eylemlerinin “objektiflik”, “makullük” ve “ölçülülük” ilkeleri ışığında değerlendirilmesini zorunlu kılan maddi bir eşitlik yaklaşımını benimsediği anlaşılmaktadır. Bir başka ifade ile Anayasa’nın 10. maddesi uyarınca eşitlik ilkesi; aynı durumda bulunanlara aynı, farklı durumda bulunanlara farklı işlem yapılmasını gerektirir. Ancak farklı işlem yapılabilmesi için işlemin muhataplarının durumları farklı olmalıdır. Bu farklılık objektif ve makul bir nedene dayanmalıdır ve farklı muamele ölçülü olmalıdır. Aksi takdirde idari işlem eşitlik ilkesine aykırı hale gelir. <br>Sigorta hakemliği görevi, temel olarak; uzmanlık, hukuki bilgi, mesleki tecrübe, objektif değerlendirme kapasitesi gibi unsurlara dayanan bir görevdir. Kamu görevlisi hakemler ile diğer hakemlerin eğitim düzeyi, mesleki yetkinliği, uyuşmazlık çözme kapasitesi ve yeteneği açısından farklı bir konumda olduklarını gösteren objektif bir veri veya dayanak bulunmamaktadır. Hakem olma ölçütlerinin kamuda çalışanlar ve çalışmayanlar yönünden ortak değerlendirildiği dikkate alındığında, dosya çözüm kapasitesi bakımından her iki grubun birbirlerine üstünlükleri bulunmadığı dolayısı ile aylık havale edilebilecek dosya sayısı yönünden kamuda görevli olanlar ve olmayanlar ayrımı yapılmasının objektif bir dayanağının olmadığı ortadadır. Komisyon kararının, kamu görevlilerinin mesai kısıtlarına dayanması açısından yapılan değerlendirmede ise; sigorta hakemliğinin kamuda görevli olanlar için gönüllü bir ek görev olması kamu görevlisi hakemin dosya yoğunluğunu kaldırabilecek durumda değilse hakemlik yapmama veya daha az dosya talep etme hakkına sahip olduğu göz önüne alındığında kamu görevlilerinin mesai yükü gerekçesi, tek başına tüm kamu görevlilerinin daha düşük sayıda dosya tevdiine muhatap olmalarının dayanağı olamaz. Bu durumda, kamu görevlisi olup sigorta hakemliğine yeterince zaman ayırabilecek durumda olan, tecrübeli ve mesai dışındaki özel yaşamına ilişkin zamanlarından fedakarlıkta bulunarak çalışan hakemlerin doğrudan düşük limitlere tabi tutulması, kamu görevlisi hakemler ile diğer hakemler arasında yalnızca statü temelli bir ayrım gözetilerek farklı dosya limitlerinin belirlenmesi, hakemlik faaliyeti bakımından özgün ve rasyonel bir ayrım ölçütü ortaya koyamamaktadır. Bu nedenle, soyut ve kategorik bir statü farklılığının, somut görevin icrası bakımından farklı muameleye elverişli bir farklılık oluşturduğu ileri sürülemeyeceğinden, sigorta hakemliği bakımından aynı işi yapan hakemlere kamuda çalışanlar ve çalışmayanlar ayrımı yapılarak farklı dosya limitleri uygulanması, objektif ve makul bir temele dayanmadığı için kamuda görevli olup da sigorta hakemliği yapanlar yönünden negatif ayrımcılığa sebep olduğu ve bu yönüyle anayasal eşitlik güvencesiyle bağdaşmadığı ortadadır. <br>Açıklanan nedenlerle; Sigorta Tahkim Komisyonunun 25/08/2022 tarih ve 134 sayılı kararının dava konusu 2 nci maddesinde yer verilen ve sigorta hakem heyetlerine aylık havale edilecek dosya sayıları ile bu kişiler üzerinde aynı anda toplamda bulunabilecek dosya sayılarına ilişkin olarak kamuda görevli hakemler ile böyle bir görevi olmayan hakemler yönünden farklı rakamlar belirlenmesine ilişkin düzenleme ve hakemlerin üzerlerindeki dosya yoğunluğu ve Komisyonda atama bekleyen dosya yoğunluğuna göre Komisyon Müdürüne limitlerde arttırma ve azaltma yetkisi verilmesine ilişkin kısımlarının iptaline karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaatiyle çoğunluk kararına katılmıyorum. <br> <br><br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>

kurum