<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/5489 E. , 2025/5286 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2022/5489<br>Karar No : 2025/5286 <br><br>DAVACI :... <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLLERİ : Huk. Müş. ...<br> Huk. Müş. ...<br> 2- ... Valiliği / ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU : Aile hekimliği uzmanı olan davacı tarafından, ...Tıp Merkezinde pratisyen hekim olarak çalıştırılması istemiyle anılan Tıp Merkezi tarafından yapılan başvurunun reddine ilişkin Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ...tarih ve ... sayılı işlemi ile Adana Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin ve bu işlemlerin dayanağı olan 05/01/2022 tarih ve 40 sayılı Bakanlık Oluru ile bu Olurla yürürlüğe giren Kapasite Değerlendirme Komisyonu (KDK/26) kararlarının A.1 maddesinin iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, 2007 yılında Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olduğu, 2011 yılında aile hekimliği uzmanlığını aldığı, aile hekimliği uzmanlarının özel hastane ve tıp merkezlerinde pratisyen hekim olarak çalışmalarına ilişkin olarak bugüne kadar birçok düzenleme yapıldığı, ilk olarak 04/09/2015 tarihli Genel Yazıda, yargı kararı uyarınca aile hekimliği uzmanlarının özel hastanelerin acil ünitelerinde pratisyen hekim kadrolarında çalışabileceklerinin belirtildiği, yaklaşık dört yıl boyunca bu şekilde pratisyen hekim olarak özel sağlık kuruluşlarının acil ünitelerinde çalışabilen aile hekimliği uzmanlarının çalışmalarının 24/06/2019 tarihli Genel Yazı ile engellendiği, 16/12/2021 tarih ve 3671 sayılı Bakanlık Oluru ile yürürlüğe giren Kapasite Değerlendirme Komisyonu (KDK/25) Prensip Kararı ile "Aile Hekimliği" uzmanlık dalının da pratisyen hekim kadrosunda çalışabilecek uzmanlık dalları arasında sayıldığı, bu karara istinaden, Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacının ... Tıp Merkezinde pratisyen hekim kadrosunda çalıştırılması istemiyle anılan Tıp Merkezi tarafından davalı idarelere başvuruda bulunulduğu, ancak, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile, 05/01/2022 tarih ve 40 sayılı Bakanlık Oluru ile yürürlüğe giren Kapasite Değerlendirme Komisyonu (KDK/26) Prensip Kararında pratisyen hekim kadrosunda çalışabilecek uzmanlık dalları arasında aile hekimliği uzmanlık dalı sayılmadığından başvurunun reddedildiği, aile hekimliği uzmanlık dalının 16/12/2021 tarihli Bakanlık Olurundan çok kısa bir süre sonra 05/01/2022 tarihli Bakanlık Oluru ile yürürlüğe giren dava konusu KDK/26 Prensip Kararıyla, anılan uzmanlık dalları arasından çıkarıldığı, daha önce aynı yönde tesis edilen düzenleyici işlemlerin yargı kararlarıyla iptal edildiği, Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılmış olması sebebiyle kamuda çalışamadığı, özel sektörde de çalışmasının kısıtlandığı, bu durumun aile sağlığı ve acil sağlık hizmetleri açısından bir risk faktörü oluşturduğu, davacının çalışma hakkına ölçüsüz ve orantısız bir müdahale niteliğinde olduğu, nitekim Anayasa Mahkemesinin 1219 sayılı Kanun'un ek 15. maddesine yönelik kararında da belirtildiği gibi tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların, 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 2. fıkrasının her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla ve başka bir sınırlama olmadan, birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabilme hakkına sahip oldukları, Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin ekinde yer alan "Ek-5 Özel Sağlık Kuruluşlarında Bulundurulması Zorunlu Asgari Personel Listesi"nin III. bölümünde yapılan 11/07/2013 tarihli değişikliğin iptali yolundaki Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 26/09/2018 tarih ve E:2017/609, K:2018/6467 sayılı kararında da bu hususun belirtildiği, dava konusu uyuşmazlık ile benzer davalarda mahkemelerce iptal kararı verildiği, aile hekimliği uzmanlarının özel hastanelerin acil servislerinde çalışabilmesinin yargı kararı ile sağlanabildiği, Dünya Aile Hekimleri Birliği Avrupa Bölgesi tarafından yapılan tanıma göre, genel pratisyenlik/aile hekimliğinin eğitim içeriği, araştırmaları, kanıta dayalı ve klinik uygulamaları olan akademik ve bilimsel bir disiplin ve birinci basamağa odaklı bir klinik uzmanlık dalı olduğu, aile hekimliği uzmanlarının pratisyen hekim olarak çalışmalarında uluslararası literatür açısından da herhangi bir engel olmadığı belirtilerek dava konusu işlemlerin iptali istenilmektedir. <br><br>DAVALILARIN_SAVUNMALARI : Davalı Sağlık Bakanlığı tarafından, düzenleyici işlem yönünden, etkin, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasını sağlamak üzere Özel Hastaneler Yönetmeliği ve Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte özel sağlık kuruluşları hakkında planlama hükümlerinin sevk olunduğu, planlama hükümleri öncesinde hekimlerin kamu ve özel sağlık kuruluşları arasında geçiş yapması konusunda herhangi bir kısıtlama mevcut değilken, planlama hükümlerinin yürürlüğe konulmasıyla mevcut hekimlerin kamu ve özel sektör olarak kendi alanında değerlendirilmeye alındığı, hekim planlaması kapsamında Bakanlıkça yapılan değerlendirme sonucunda özellikle ana dal ve yan dal uzmanlarının sayısal olarak kamu sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde yetersiz kaldığının tespit edilmesi üzerine, ülke genelinde kamu ve özel sağlık kuruluşlarında hekim dağılımında dengenin sağlanması ve ihtiyaç bulunan yerlerde istihdamın sağlanması bakımından, ilgili mevzuat uyarınca Bakanlığa verilmiş olan yetkiye istinaden, kamu yararı ve ülke genelinde tüm vatandaşların hizmet ihtiyacı gözetilerek ana dal ve yan dallarda uzman hekim planlaması yapıldığı, Bakanlıkça yapılan uzman hekim planlamasının, yan dal uzmanlık alanları da dâhil uzman hekimlerin ülke genelinde nüfusa göre dengeli dağılımı kriteri çerçevesinde yapılmakta olduğu, ayrıca, bu planlamada, uzman hekimlerin ülke genelinde nüfusa göre dengeli dağılımını kısıtlı insan kaynağı içerisinde düzenleyebilmek için, ülkedeki toplam uzman hekim sayısının, ilin nüfusuna kıyaslanarak ilde istihdam edilebilecek uzman sayısının belirlendiği ve ildeki mevcut aktif çalışan uzman sayısının bu sayıya oranına göre değerlendirmeler yapıldığı, belirli bir alanda, belirli mesleği icra yetkisinin kazanılmış olmasının, o mesleğin herhangi bir kurala bağlı olmaksızın icra edilebileceği anlamına gelmediği, Anayasa Mahkemesine göre de, hekimlerin çalışma koşullarının bazı kayıtlara tabi tutulmasınını Anayasa'ya aykırı bulunmadığı, konunun sadece meslek mensupları bakımından ve mesleki yetki kapsamında değerlendirilemeyeceği, 15/02/2008 yayım tarihli Yönetmelikle başlayan planlama uygulamasının Danıştayca hukuka uygun bulunduğu, 1219 sayılı Kanun’un 12. maddesinin 2. fıkrasında üç bent halinde sayılan yerlerde yapılacak her çalışmanın, bu çalışmayı düzenleyen kendi özel mevzuatının kuralları imkân verdiği ölçüde mümkün olacağı, bu bağlamda, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışma hakkının da, vakıf üniversitelerinde, özel sağlık kuruluşlarında veya muayenehanede çalışma hakkının da mutlak ve sınırsız olmadığı, her uzmanlık dalında Ülkenin tamamında eşit ve kaliteli hizmet sunumunu sağlayacak düzeyde yetişmiş uzman hekim bulunmadığı, dolayısıyla mevcut hekimlerin en verimli şekilde istihdamı için, planlama yapılmasının zorunlu olduğu, bu şekilde planlama doğrultusunda düzenleme ve işlem yapılmasının hekimlerin çalışma haklarına sınırlama getirmek olarak değerlendirilemeyeceği, planlama yapılarak mevcut insan gücü kaynağının en verimli şekilde kullanılabildiği, hukuka ve hizmetin gereklerine uygun olarak oluşturulan Bakanlık Kapasite Değerlendirme Komisyonunun (KDK/26) toplantısı Prensip Kararları A/1. hükmü kapsamında, tıpta uzmanlıkta bazı ana dal ve yan dal uzmanlığı olan hekimlerin özel hastanelerde ve tıp merkezlerinde uzman hekim kadrosu aranmaksızın pratisyen hekim olarak çalışmalarının uygun bulunduğuna dair karar alındığı ve Kararda pratisyen hekim kadrosunda çalışabilecek uzmanlık dallarının “Anatomi, Fizyoloji, Tıbbi Farmakoloji, Tıbbi Mikoloji, Tıbbi Viroloji, Tıbbi Parazitoloji, Temel İmmünoloji” olarak belirlendiği, bu kapsamda kamuda istihdam edilecek klinisyen sayılarının büyük önem arz ettiği, anılan Karar ile pratisyen hekim olarak çalışmaları uygun bulunan uzmanlık dallarına bakıldığında kamu istihdamında en az ihtiyaç duyulan uzmanlık dallarının belirlenmiş olduğu, Kararda, aile hekimliği uzman tabiplerinin pratisyen tabip kadrolarında çalıştırılmasının birinci basamak sağlık hizmetlerinde ve özellikle koruyucu sağlık hizmetlerinde Bakanlıklarının hedeflerine ulaşması için gerekli olan yetişmiş insan gücü dağılım dengesini bozabileceğinin öngörüldüğünün belirtildiği, Aile Hekimliği Uzmanlık Eğitimi Çekirdek Müfredatına bakıldığında, aile hekimliği uzmanlık dalının, birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunumu, toplum sağlığı ve koruyucu hekimlik hizmetlerinin sunumunda hayati öneme sahip klinik bir uzmanlık dalı olduğu, dolayısıyla, aile hekimliği uzmanlığının, özellikle bahse konu alanlarda ihtiyaç duyulan klinik bir branş olduğundan özel hastanelerde ve tıp merkezlerinde uzman hekim kadrosu aranmaksızın pratisyen hekim kadrosunda çalışabilecek uzmanlık dalları arasında sayılmadığı, öte yandan, Özel Hastaneler Yönetmeliğinin ekinde yer alan Ek-1'in 27/05/2012 tarihli Yönetmelik ile değişik IX. bölümünün "klinik olmayan uzmanlık dallarından" ibaresinin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesince hükmün iptaline karar verilmiş ise de, bu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca bozulduğu; bireysel işlemler yönünden, dava konusu düzenleyici işleme istinaden tesis edilen bireysel işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun işlem tesis edildiği belirtilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.<br>Davalı Adana Valiliği tarafından, hangi uzmanlık dallarının özel sağlık kuruluşlarında pratisyen hekim olarak çalışabileceklerinin Kapasite Değerlendirme Komisyonu kararı ile belirlendiği, davacının belirlenen bu uzmanlık dallarından herhangi birinde uzmanlığı bulunmadığından pratisyen hekim olarak çalışma talebinin reddedildiği, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ :...<br>DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Dava, Aile hekimliği uzmanı olan davacı tarafından, ... Tıp Merkezinde pratisyen hekim olarak çalıştırılması istemiyle anılan Tıp Merkezi tarafından yapılan başvurunun reddine ilişkin Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ...tarih ve ... sayılı işlemi ile Adana Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin ve bu işlemlerin dayanağı olan 05/01/2022 tarih ve 40 sayılı Bakanlık Oluru ile bu Olurla yürürlüğe giren Kapasite Değerlendirme Komisyonu (KDK/26) kararlarının A/1 maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.<br>3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu; 2. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; (e) bendinde, tesis edilecek eğitim, denetim, değerlendirme ve oto kontrol sistemi ile sağlık kuruluşlarının tespit edilen standart ve esaslar içinde hizmet vermesinin sağlanacağı; 9. maddesinin (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği hükme bağlanmıştır.<br>10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (k) bendinde, sağlık insan gücü planlaması yapmak, sayı ve nitelik olarak ihtiyaca uygun insan gücü yetiştirilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak; (l) bendinde, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır. Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir.<br> 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 12. maddesinin 2. Fıkrasında, "(Değişik ikinci fıkra: 21/1/2010-5947/7 md.; Değişik: 2/1/2014-6514/21 (md.) Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar; 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesi, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 27 nci maddesi, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 36 ncı maddesi ile 17/11/1983 tarihli ve 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun 32 nci maddesi saklı kalmak kaydıyla, aşağıdaki sağlık kurum ve kuruluşlarında mesleklerini icra edebilir:<br>a) Kamu kurum ve kuruluşları.<br> b) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan vakıf üniversiteleri.<br> c) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan vakıf üniversiteleri, serbest meslek icrası." hükmüne; 3. fıkrasında, tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların, Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamaları çerçevesinde ve anılan maddenin ikinci fıkrasının her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabileceği hükmüne yer verilmiştir. <br> Özel Hastaneler Yönetmeliğinin ''Sağlık kurum ve kuruluşlarının planlanması'' Ek 4. maddesinde; '' Bakanlıkça aşağıdaki amaçlar doğrultusunda, faaliyetine ihtiyaç duyulan sağlık kurum ve kuruluşları ile bunlara ait sağlık insan gücü, tıbbi hizmet birimleri ve nitelikleri ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz dağılımı alanlarında kamu ve özel sektörü kapsayacak şekilde planlama yapılır:<br> a) Sağlık hizmetlerinin, demografik yapı ve epidemiyolojik özellikler de göz önünde bulundurulmak suretiyle kaliteli, hakkaniyete uygun ve verimli şekilde sunulması,<br> b) Sağlık kurum ve kuruluşlarının hizmet kapasiteleri, sağlık insan gücü ile çağdaş tıbbi bilgi ve teknolojinin ülke düzeyinde dengeli dağılımının sağlanması,<br> c) Koruyucu sağlık ve acil sağlık hizmetleri gibi işbirliği halinde hizmet sunumunun gerekli olduğu alanlarda uygun kapasitenin oluşturulması,<br> ç) Kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaması.<br>(Değişik ikinci fıkra:RG-21/3/2014-28948) Özel hastane açmak isteyenler, Bakanlıkça yapılan planlamada ihtiyaç gösterilen yerleşim bölgelerinde faaliyette bulunmak üzere başvurabilir.'' hükmü yeralmıştır.<br> 15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin "Sağlık kurum ve kuruluşlarının planlanması" başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasında, "Bakanlıkça aşağıdaki amaçlar doğrultusunda muayenehaneler hariç, faaliyetine ihtiyaç duyulan sağlık kurum ve kuruluşları ile bunlara ait sağlık insan gücü, tıbbi hizmet birimleri ve nitelikleri ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz dağılımı alanlarında kamu ve özel sektörü kapsayacak şekilde planlama yapılır:<br> a) Sağlık hizmetlerinin, demografik yapı ve epidemiyolojik özellikler de göz önünde bulundurulmak suretiyle kaliteli, hakkaniyete uygun ve verimli şekilde sunulması,<br> b) Sağlık kurum ve kuruluşlarının hizmet kapasiteleri, sağlık insan gücü ile çağdaş tıbbi bilgi ve teknolojinin ülke düzeyinde dengeli dağılımının sağlanması,<br> c) Koruyucu sağlık ve acil sağlık hizmetleri gibi işbirliği halinde hizmet sunumunun gerekli olduğu alanlarda uygun kapasitenin oluşturulması,<br> ç) Kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaması." düzenlenmesi yer almaktadır. <br> 05/01/2022 tarih ve 40 sayılı Bakanlık Oluru ile yürürlüğe giren Kapasite Değerlendirme Komisyonunun dava konusu (KDK/26) kararlarının A/1 maddesinde Aile Hekimliği uzmanlık dalının 16/12/2021 tarihli Bakanlık Oluru ile yürürlüğe giren KDK/25 Prensip Kararında, pratisyen hekim kadrosunda çalışabilecek uzmanlık dalları arasında sayılmışken yeniden yapılan değerlendirme sonucunda KDK/25 kararının birinci basamak sağlık hizmetlerinde ve özellikle koruyucu sağlık hizmetlerinde Bakanlıklarının hedeflerine ulaşmak için gerekli olan yetişmiş insan gücü dağılım dengesini bozabileceğinin öngörüldüğü belirtilerek Aile Hekimliği uzmanlık dalı tablodan çıkarılmıştır.<br> Yukarıda yer alan düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden Sağlık Bakanlığının, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamaya ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini sağlamaya ve bunu denetlemeye yetkili olduğu hususu yerleşik Danıştay içtihatları ile sabittir. <br> Ayrıca, sağlık insan gücünü planlama yetkisine ilişkin anılan mevzuat hükümlerinin yanı sıra, hekimlerin birden fazla yerde çalışabilmelerine ilişkin olarak da, 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 3. fıkrasında bu istihdam planlamalarının esas alınacağı belirtilmiştir.<br> Davalı Sağlık Bakanlığı Ülkenin tamamında eşit ve kaliteli hizmet sunumunu sağlayacak düzeyde yetişmiş uzman hekim bulunmadığı, dolayısıyla mevcut hekimlerin en verimli şekilde istihdamını sağlamak için planlama yapılmasının zorunlu olduğu, anılan Karar ile pratisyen hekim olarak çalışmaları uygun bulunan uzmanlık dallarına bakıldığında kamu istihdamında en az ihtiyaç duyulan uzmanlık dallarının belirlenmiş olduğu, kararda aile hekimliği uzman tabiplerinin pratisyen tabip kadrolarında çalıştırılmasının birinci basamak sağlık hizmetlerinde ve özellikle koruyucu sağlık hizmetlerinde Bakanlıklarının hedeflerine ulaşması için gerekli olan yetişmiş insan gücü dağılım dengesini bozabileceğinin öngörüldüğünün belirtildiği savunulmaktadır.<br> Bu durumda mevcut sağlık insan gücünün ülke genelinde dengeli ve adil dağılımının sağlanması, ülkenin tamamında sürekli, eşit ve verimli sağlık hizmeti sunumu sağlayacak uzman hekimin bulunmaması nedeniyle mevcut hekimlerin en verimli şekilde kullanılması, böylece kaliteli ve etkili sağlık hizmeti sunumu amacıyla, özel hastanelerde ve tıp merkezlerinde kadro aranmaksızın pratisyen hekim kadrosunda çalışabilecek uzmanlık alanlarının, uzman hekim ihtiyacı dikkate alınarak kamu istihdamında en az ihtiyaç duyulan uzmanlık dalları olduğu belirtilen uzmanlık alanlarına yer veren dava konusu Kapasite Değerlendirme Komisyonu kararında üst hukuk normlarına, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir.<br> Sonuçta, Kapasite Değerlendirme Komisyonu (KDK/26) kararlarının A/1 maddesine dayanılarak Aile hekimliği uzmanı olan davacının ... Tıp Merkezinde pratisyen hekim olarak çalıştırılması istemiyle anılan Tıp Merkezi tarafından yapılan başvurunun reddine ilişkin Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ...sayılı işlemi ile Adana Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminde de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br> Davacı tarafından, duruşma yapılması isteminde bulunulmuş ise de, davacı vekili tarafından 26/09/2025 kayıt tarihli dilekçe ile duruşma isteminden vazgeçildiği belirtildiğinden, duruşma yapılmasına gerek görülmemiştir.<br><br>MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :<br> Adana ilinde faaliyet gösteren ... Tıp Merkezi tarafından, aile hekimliği uzmanı olan davacının pratisyen hekim olarak çalıştırılmasına izin verilmesi istemiyle Adana Valiliği İl Sağlık Müdürlüğüne başvuruda bulunulduğu, Adan Valiliğince başvurunun Bakanlığa iletilmesinin ardından Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve E.... sayılı işlemiyle, 05/01/2022 tarih ve 40 sayılı Bakanlık Olur'u ile yürürlüğe giren Kapasite Değerlendirme Komisyonun (KDK/26) Prensip Kararlarının A/1 hükmü kapsamında pratisyen hekim kadrosunda çalışabilecek uzmanlık dallarının belirlendiği, aile hekimliği uzmanı olan davacının uzmanlık alanının prensip karar kapsamında pratisyen hekim olarak çalışacaklara yönelik belirlenen uzmanlık dallarından olmadığı, bu nedenle tıp merkezinde pratisyen hekim kadrosunda çalışamayacağının Adana Valiliğine bildirildiği, anılan işleme istinaden Adana Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemiyle davacının başvurusunun reddedildiği, bunun üzerine söz konusu işlemlerin ve işlemlerin dayanağı olan 05/01/2022 tarih ve 40 sayılı Bakanlık Oluru ile bu Olurla yürürlüğe giren Kapasite Değerlendirme Komisyonu (KDK/26) kararlarının A.1 maddesinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. <br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> İlgili Mevzuat:<br> 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 12. maddesinin 2. fıkrasında, "(Değişik ikinci fıkra: 21/1/2010-5947/7 md.; Değişik: 2/1/2014-6514/21 md.) Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar; 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesi, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 27 nci maddesi, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 36 ncı maddesi ile 17/11/1983 tarihli ve 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun 32 nci maddesi saklı kalmak kaydıyla, aşağıdaki sağlık kurum ve kuruluşlarında mesleklerini icra edebilir:<br>a) Kamu kurum ve kuruluşları.<br> b) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan vakıf üniversiteleri.<br>c) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan vakıf üniversiteleri, serbest meslek icrası." hükmüne; 3. fıkrasında, -dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle- tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların, Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamaları çerçevesinde ve anılan maddenin ikinci fıkrasının her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabileceği hükmüne yer verilmiştir. <br> 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu; 2. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; (e) bendinde, tesis edilecek eğitim, denetim, değerlendirme ve oto kontrol sistemi ile sağlık kuruluşlarının tespit edilen standart ve esaslar içinde hizmet vermesinin sağlanacağı; 9. maddesinin (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği hükme bağlanmıştır.<br> 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (k) bendinde, sağlık insan gücü planlaması yapmak, sayı ve nitelik olarak ihtiyaca uygun insan gücü yetiştirilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak; (l) bendinde, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır. Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir.<br> Öte yandan, dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan 27/03/2002 tarih ve 24708 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren (Mülga) Özel Hastaneler Yönetmeliğinin "Sağlık kurum ve kuruluşlarının planlanması" başlıklı ek 4. maddesinin 1. fıkrasında, "Bakanlıkça aşağıdaki amaçlar doğrultusunda, faaliyetine ihtiyaç duyulan sağlık kurum ve kuruluşları ile bunlara ait sağlık insan gücü, tıbbi hizmet birimleri ve nitelikleri ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz dağılımı alanlarında kamu ve özel sektörü kapsayacak şekilde planlama yapılır:<br>a) Sağlık hizmetlerinin, demografik yapı ve epidemiyolojik özellikler de göz önünde bulundurulmak suretiyle kaliteli, hakkaniyete uygun ve verimli şekilde sunulması,<br>b) Sağlık kurum ve kuruluşlarının hizmet kapasiteleri, sağlık insan gücü ile çağdaş tıbbi bilgi ve teknolojinin ülke düzeyinde dengeli dağılımının sağlanması,<br>c) Koruyucu sağlık ve acil sağlık hizmetleri gibi işbirliği halinde hizmet sunumunun gerekli olduğu alanlarda uygun kapasitenin oluşturulması,<br>ç) Kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaması." düzenlemesine yer verilmiştir. <br>Yine, dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan 15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren (Mülga) Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin "Sağlık kurum ve kuruluşlarının planlanması" başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasında, "Bakanlıkça aşağıdaki amaçlar doğrultusunda muayenehaneler hariç, faaliyetine ihtiyaç duyulan sağlık kurum ve kuruluşları ile bunlara ait sağlık insan gücü, tıbbi hizmet birimleri ve nitelikleri ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz dağılımı alanlarında kamu ve özel sektörü kapsayacak şekilde planlama yapılır:<br>a) Sağlık hizmetlerinin, demografik yapı ve epidemiyolojik özellikler de göz önünde bulundurulmak suretiyle kaliteli, hakkaniyete uygun ve verimli şekilde sunulması,<br>b) Sağlık kurum ve kuruluşlarının hizmet kapasiteleri, sağlık insan gücü ile çağdaş tıbbi bilgi ve teknolojinin ülke düzeyinde dengeli dağılımının sağlanması,<br>c) Koruyucu sağlık ve acil sağlık hizmetleri gibi işbirliği halinde hizmet sunumunun gerekli olduğu alanlarda uygun kapasitenin oluşturulması,<br>ç) Kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaması." düzenlenmesi yer almaktadır.<br> Anılan mevzuat hükümleri gereği, planlama ilkelerinin belirlenmesi amacıyla Sağlık Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Kapasite Değerlendirme Komisyonunun 29/12/2021 tarihli 26. toplantısında alınan (KDK/26) Prensip Kararlarının "1.1. Pratisyen Tabip Kadrolarında Çalışabilecek Uzmanlık Dallarına Yönelik Prensip Kararı" başlıklı kısmında, "16/12/2021 tarih ve 3671 sayılı makam oluru ile yürürlüğe giren KDK/25 Komisyon Toplantısında A-Prensip Kararlarının 'Pratisyen Hekim Kadrolarına Çalışabilecek Uzmanlık Dallarına Yönelik Prensip Kararları' başlıklı 1,1. Maddesi ile Aile Hekimliği uzman tabiplerinin pratisyen tabip kadrolarında çalışabileceği kararı alınmıştı. Ancak yeniden yapılan değerlendirme neticesinde bu kararın birinci basamak sağlık hizmetlerinde ve özellikle koruyucu sağlık hizmetlerinde Bakanlığımız hedeflerine ulaşmak için gerekli olan yetişmiş insan gücü dağılım dengesini bozabileceği öngörüldüğünden tablo aşağıdaki şekilde güncellenmiştir." ifadesine yer verildikten sonra listede pratisyen hekim olarak çalışabilecek uzmanlık dalları, “Anatomi, Fizyoloji, Tıbbi Farmakoloji, Tıbbi Mikoloji, Tıbbi Viroloji, Tıbbi Parazitoloji, Temel İmmünoloji” olarak belirlenmiştir. <br>Anılan kararlar, 05/01/2022 tarih ve 40 sayılı Makam Olur'u ile yürürlüğe girmiştir. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br>1) Dava Konusu Prensip Kararının ve Bakanlık Olur'unun İncelenmesi:<br> 3359 sayılı Kanun'un 3. maddesi, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesi ve bu düzenlemelere dayanılarak çıkarılan Özel Hastaneler Yönetmeliği ve Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hükümleri gereği Sağlık Bakanlığının, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamaya ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini sağlamaya ve bunu denetlemeye yetkili olduğu hususu yerleşik Danıştay içtihatları ile sabittir. <br>Ayrıca, Sağlık Bakanlığının genel olarak sağlık insan gücünü planlama yetkisine ilişkin anılan mevzuat hükümlerinin yanı sıra, hekimlerin birden fazla yerde çalışabilmelerine ilişkin olarak da, 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 3. fıkrasında bu istihdam planlamalarının esas alınacağı belirtilmiştir.<br>Bu kapsamda, sağlık insan gücünün planlanması konusunda Sağlık Bakanlığına verilen yetki çerçevesinde Bakanlık bünyesinde oluşturulan Kapasite Değerlendirme Komisyonunca, planlama ilkelerinin belirlendiği, Komisyonun aldığı Prensip Kararları doğrultusunda sağlık kurum ve kuruluşları, sağlık insan gücü, tıbbi hizmet birimleri ve nitelikleri ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz dağılımının planlandığı, kararların Bakanlık Oluru ile yürürlüğe girdiği görülmektedir. <br>Davacı tarafından, mevzuatta uzman hekimlerin, kendi uzmanlık dalları dışında özel sağlık kuruluşlarında pratisyen hekim olarak çalışmalarını sınırlayan herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığı, aile hekimlerinin pratisyen hekim olarak çalışmalarında uluslararası literatür açısından da herhangi bir engel olmadığı ileri sürülerek dava konusu işlemlerin iptali istenilmekte; davalı idareler tarafından ise, her uzmanlık dalında Ülkenin tamamında eşit ve kaliteli hizmet sunumunu sağlayacak düzeyde yetişmiş uzman hekim bulunmadığı, dolayısıyla mevcut hekimlerin en verimli şekilde istihdamı için planlama yapılmasının zorunlu olduğu, dava konusu Prensip Kararı ile kamu istihdamında en az ihtiyaç duyulan uzmanlık dallarının pratisyen hekim olarak çalışmalarının uygun bulunduğu, aile hekimliği uzmanlık dalının uzman hekim olarak istihdamına ihtiyaç duyulan bir branş olduğu, birinci basamak sağlık hizmetlerinde ve özellikle koruyucu sağlık hizmetlerinde Bakanlık hedeflerine ulaşmak için gerekli olan yetişmiş insan gücü dengesinin bozulabileceği öngörüldüğünden, aile hekimliği uzmanlarının pratisyen hekim olarak çalışmalarının uygun görülmediği savunulmaktadır.<br>Buna göre, mevzuatla Sağlık Bakanlığına tanınan planlama yetkisi çerçevesinde, mevcut sağlık insan gücünün ülke genelinde dengeli ve adil dağılımının sağlanması, ülkenin tamamında sürekli, eşit ve verimli sağlık hizmeti sunumu sağlayacak uzman hekimin bulunmaması nedeniyle mevcut hekimlerin en verimli şekilde kullanılması, böylece kaliteli ve etkili sağlık hizmeti sunumu amacıyla, özel hastanelerde ve tıp merkezlerinde pratisyen hekim kadrosunda çalışabilecek uzmanlık alanlarının, uzman hekim ihtiyacı dikkate alınarak kamu istihdamında en az ihtiyaç duyulan uzmanlık dalları olduğu belirtilen "anatomi, fizyoloji, tıbbi farmakoloji, tıbbi mikoloji, tıbbi viroloji, tıbbi parazitoloji, temel immünoloji" şeklinde belirlenmesi yönünde alınan ve bu kapsamda aile hekimliği uzmanlık dalına yer verilmemesine ilişkin dava konusu Prensip Kararında ve anılan kararın yürürlüğe konulmasına ilişkin Makam Olur'unda üst hukuk normlarına, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiştir.<br>Nitekim, benzer konuda açılan davada; davanın reddi yolunda verilen Dairemizin 13/03/2023 tarih ve E:2020/6049, K:2023/1179 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/04/2025 tarih ve E:2024/317, K:2025/897 sayılı kararıyla onandığı görülmektedir. <br>2) Dava konusu bireysel işlemlerin incelenmesi:<br> 05/01/2022 tarih ve 40 sayılı Bakanlık Oluru ile bu Olurla yürürlüğe giren Kapasite Değerlendirme Komisyonu (KDK/26) kararlarının A.1 maddesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, söz konusu Prensip Kararına dayanılarak yapılan değerlendirme sonucu aile hekimliği uzmanı olan davacının özel bir tıp merkezinde pratisyen hekim olarak çalıştırılması istemiyle yapılan başvurunun reddi yönünde tesis edilen bireysel işlemlerde de hukuka aykırılık bulunmamaktadır. <br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. DAVANIN REDDİNE,<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,<br>4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,<br>5. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 13/11/2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.<br> <br><br>(X)-KARŞI OY :<br><br>Anayasa'nın "Çalışma ve sözleşme hürriyeti" başlıklı 48. maddesinde, herkesin, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahip olduğu; 13. maddesinde de, temel hakların ancak kanunla sınırlandırılacağı hükmü yer almıştır.<br>1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 8. maddesinde, "Türkiye'de icrayı tababet için bu kanunda gösterilen vasıfları haiz olanlar umumi surette hastalıkları tedavi hakkını haizdirler. Ancak her hangi bir şubei tababette müstemirren mütehassıs olmak ve o unvanı ilan edebilmek için Türkiye Tıp Fakültesinden veya Sıhhıye Vekaletince kabul ve ilan edilecek müessesattan verilmiş ve yahut ecnebi memleketlerin maruf bir hastane veya laboratuvarından verilip Türkiye Tıp Fakültesince tasdik edilmiş bir ihtısas vesikasını haiz olmalıdır." hükmüne yer verilmiştir. <br>Aynı Kanun’un -dava konusu işlemlerin tesis eidildiği tarihteki haliyle- 12. maddesinde, “Sanatını icra etmek üzere bir mahalde kayıtlı olan herhangi bir tabibin bizzat dükkan ve mağaza açmak suretiyle her türlü ticaret yapması memnudur.<br>(Değişik ikinci fıkra: 21/1/2010-5947/7 md.; Değişik: 2/1/2014-6514/21 md.) Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar; 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesi, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 27 nci maddesi, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 36 ncı maddesi ile 17/11/1983 tarihli ve 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun 32 nci maddesi saklı kalmak kaydıyla, aşağıdaki sağlık kurum ve kuruluşlarında mesleklerini icra edebilir:<br>a) Kamu kurum ve kuruluşları.<br>b) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan vakıf üniversiteleri. <br>c) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan vakıf üniversiteleri, serbest meslek icrası.<br>(Değişik üçüncü fıkra: 21/1/2010-5947/7 md.) Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamaları çerçevesinde ve ikinci fıkranın her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabilir. Bu maddenin uygulanması bakımından Sosyal Güvenlik Kurumunca branş bazında sözleşme yapılan özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversiteleri yalnızca sözleşme yaptıkları branşlarda (b) bendi kapsamında kabul edilir. Mesleğini serbest olarak icra edenler, hizmet bedeli hasta tarafından karşılanmak ve Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilmemek kaydıyla, (b) bendi kapsamında sayılan sağlık kuruluşlarında da hastalarının teşhis ve tedavisini yapabilir....” hükmü yer almıştır.<br>Mezkur Kanun hükmü uyarınca, tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların, anılan maddenin ikinci fıkrasının her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla ve başka bir sınırlama olmadan, birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabilme hakkına sahip oldukları tartışmasızdır.<br>Dava konusu Prensip Kararı incelendiğinde, sadece tıpta uzmanlık ana dallarından "anatomi, fizyoloji, tıbbi farmakoloji"; tıpta uzmanlık yan dallarından "tıbbi mikoloji, tıbbi viroloji, tıbbi parazitoloji, temel immünoloji" dallarında uzman olan hekimlerin pratisyen hekim olarak çalışabileceklerinin öngörüldüğü, söz konusu uzmanlık dalları haricindeki hekimlerin pratisyen hekim olarak çalışmalarının ise 1219 sayılı Kanun'daki sınırlamaların ötesinde engellendiği anlaşılmaktadır. <br>Bu durumda, tıp fakültesinden mezun olmak suretiyle pratisyen hekim unvanını kazanıp, uzman doktor olmak için uzmanlık eğitimini tamamlayarak uzmanlık belgesi almış bir tabibin (tıpta uzmanlık ana dallarından "anatomi, fizyoloji, tıbbi farmakoloji"; tıpta uzmanlık yan dallarından "tıbbi mikoloji, tıbbi viroloji, tıbbi parazitoloji, temel immünoloji" dallarında uzman olan hekimler dışında kalan hekimler) pratisyen hekim olarak çalışma hakkını ortadan kaldıran düzenlemenin çalışma özgürlüğünü ortadan kaldırması nedeniyle hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. <br>Ayrıca, hukuka aykırı olduğu belirlenen düzenleyici işlem dayanak alınarak tıp fakültesinden mezun olmak suretiyle pratisyen hekim unvanını kazanan davacının sırf uzmanı olduğu alanda çalışmaya zorlanması suretiyle sahip olduğu pratisyen hekimlik unvanında çalışma hakkını ortadan kaldıran dava konusu işlemlerde de hukuka uygunluk bulunmamaktadır. <br>Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemlerin iptallerine karar verilmesi gerektiği oyuyla, aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum. <br><br> <br><br><br><br> <br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>
kurum