<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2024/3937 E. , 2025/2954 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2024/3937<br>Karar No : 2025/2954<br> <br><br>TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALILAR): 1- ... Belediye Başkanlığı <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br> 2-... İdaresi Genel Müdürlüğü <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İnşaat Taahhüt Ticaret A. Ş. <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi İçmesuyu Havzaları Yönetmeliği’nin 6. maddesinin 9. fıkrasının (g) bendinin; ‘’ Ek-1’de isimleri verilen derelerin orman alanları ve tarımsal niteliği korunacak alanlar dışında kalan kısımlarında idarece belirlenecek ‘’dere ıslah kesiti’’nden sonra derenin her iki tarafında yapı yaklaşma sınırı en az 13 metre olup bu alanın dere ıslah kesitinden sonraki 10 metrelik kısmı ‘’ Dere İşletme Bandı’’ olarak ayrılır. Dere ıslah alanı ile dere işletme bantları idarece kamulaştırılır.’’ olarak değiştirilmesine ilişkin İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; İSKİ İçmesuyu Havzaları Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 9. fıkrasının (g) bendinin... tarih ve ... sayılı kararı ile değiştirilen halinin, yasal mevzuata uygun olarak gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin incelenmesi amacıyla Mahkemece dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda, ''..Kurumların yöntemsel yaklaşımları, yeni mevzuat düzenlemeleri, gündelik yaşantıdan kaynaklı yeni ortaya çıkan ihtiyaçlara bağlı olarak yapılması gereken değişikliklerin imar planı değişiklikleri ve revizyonları ile planlara işlenmedikçe planlamanın konusu olamayacağı ve uygulamada karşılık bulamayacağı, dava konusu değişiklikle getirilen dere işletme bandı uzunluğunun yeterli olduğu, fakat aynı değişiklikle getirilen yapı yaklaşma sınırının eski yönetmeliğe göre yeterli olmadığı, Eski İçme Suyu Havzaları Yönetmeliği'nde yer alan 100 metre koruma bandının (100 metrelik yapı yaklaşma mesafesinin) ve bu koruma alanında yapı yapılmasına izin verilmemesinin, bu alanın yeşil alan olarak bırakılmasının su kaynaklarının korunması bakımından önemli olduğu, bu koruma bandının, dava konusu karar eki olan dereler düşünüldüğünde yüz olarak çok büyük bir alanın yeni hüküm ve değişen yöntemsel yaklaşımlar ile aynı düzeyde kontrol edilebildiğine dair somut çalışmalar teknik bir şekilde açıklanmaksızın kaldırılmış olmasının ileriye dönük belirsizlikler ortaya çıkaracağı, dava konusu hükmün önceki halinde yer verilen uygulamanın yerine geçmesinin su kaynaklarının sürdürülebilirliği açısından olumsuz sonuçlarının olabileceği, kararın oluşumu aşamasında bu sonuçlara yönelik alternatif senaryoların değerlendirmeye alındığına dair herhangi bir açıklamanın bulunmadığı, değişikliğin gerekçelerinin değişiklik konusu tüm dereler için teknik ve nesnel bir biçimde ortaya koyulmadığı, bu bağlamda davalı dilekçe eklerinde sunulan gerekçe raporunun daha önce benzer konuda verilmiş bir mahkeme kararına dayanak teşkil eden bilirkişi raporuna teknik olmayan nitelikteki cevaplardan oluştuğu...'' tespitlerine yer verildiği, anılan bilirkişi raporunun Mahkemece hükme esas alınarak, İçme Suyu Havzaları Yönetmeliği'nde değişiklik yapılmadan önceki halinde yer alan 100 metrelik koruma bandının kaldırılarak dava konusu kararın oluşumu aşamasında alternatif senaryoların değerlendirmeye alındığına dair herhangi bir açıklamanın bulunmadığı, Yönetmelik değişikliğinin gerekçelerinin Yönetmelik ekinde yer alan tüm dereler için teknik ve nesnel bir biçimde ortaya koyulmadığı, dava konusu karar eki olan dereler düşünüldüğünde yüzde olarak çok büyük bir alanın yeni hüküm ve değişen yöntemsel yaklaşımlar ile aynı düzeyde kontrol edilebildiğine dair somut çalışmalar teknik bir şekilde açıklanmaksızın İçme Suyu Havzaları Yönetmeliği'nde değişiklik yapılmadan önceki halinde yer alan 100 metre koruma bandının kaldırılmasının ileriye dönük belirsizlikler ortaya çıkaracağı, dava konusu hükmün önceki halinde yer verilen uygulamanın yerine geçmesinin su kaynaklarının sürdürülebilirliği açısından olumsuz sonuçlarının da olabileceği değişikliğin kamu yararına uygun olmadığından, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının İddiaları: İstanbul’un yoğun nüfus artışı ve yapılaşma isteği karşısında, hassasiyet gösterilerek İSKİ İçmesuyu Havzaları Yönetmeliği'nde içmesuyu havzasında kalan derelerin korunması için tedbir almak amacıyla (100 metre) mesafeye dayalı koruma yönteminin getirildiği, bu yöntemin yoğun nüfus artışında yeterli altyapının henüz oluşturulamamış olmasından kaynaklandığı daha sonra evsel ve endüstriyel atık suların toplanması ve uzaklaştırılması için gerekli altyapı çalışmalarının bitirilmiş olması nedeniyle tedbir amaçlı getirilen 100 metrelik koruma yönteminden vazgeçildiği, davacı tarafından 100 metrelik koruma yönteminin kaldırılmasının kamu yararına aykırı olduğu belirtilmişse de, değişikliğin Tarım ve Orman Bakanlığının da onayı alınarak gerçekleştirildiğini, 100 metrelik koruma yönteminin uygulanmasının kamu kaynaklarının verimsiz kullanılması riskini oluşturacağını, Devlet bütçesine yük olacağını, dava konusu Yönetmelik değişikliğinde asgari mesafelerin çevresindeki alanların imara açıldığından bahsedilemeyeceği, Yönetmelik kapsamındaki alanların imara açık olmamasının söz konusu yönetmelik değişikliğinin bölgede yaşayan vatandaşlar için büyük bir değişiklik oluşturmayacağı ileri sürülmüştür.<br>2-İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün İddiaları: Dava konusu İSKİ İçmesuyu Havzaları Yönetmeliği'nin 6/9-(g) düzenlemesinde yer verilen ‘’…Ek-1’de isimleri verilen derelerin orman alanları ve tarımsal niteliği korunacak alanlar…’’ denilmek suretiyle, içmesuyu havzalarında bulunan derelerin membaından mansabına uzandığı, mecraı boyunca imar mevzuatı kapsamında imara açılmış kısımlarıyla ilgili olduğu, bunun dışında kalan orman alanları ve tarımsal niteliği korunacak alanların değişikliğe konu edilmediğini, derelerin esas beslendikleri memba alanlarının yeşil alan, orman ve tarımsal niteliği korunan alanlar olduğu, bunun yanı sıra derelerin baraj göllerine aktığı kısımlarda yine İSKİ İçmesuyu Havzaları Yönetmeliği uyarınca barajın maksimum su seviyesinden itibaren 300 metre mutlak koruma alanı, mutlak koruma alanının bitiminden itibaren ise 1000 metreye kadar kısa mesafe koruma alanında kalmakta olduğu, hem mutlak koruma alanı hem de kısa mesafe koruma alanlarının imara açılması yasak olduğundan, bu alanların şehirleşmeye açılması engellenerek hem derelerin kaynağının oluştuğu memba alanları hem de baraja yakın alanlarının korunduğu, İstanbul'da barajlara akan derelerin kaynak ya da pınar suyu niteliğinin olmadığı, yağmur sularıyla oluşan derelerin yağmurlu zamanlarda sularını memba alanı olarak nitelendirilen ormanlık, yeşil alan ve tarım alanları gibi yerlerden toplayarak barajları beslediği yağmur olmadığı zamanlarda da derelerin kuruduğu, yani sürekli akar olmayan derelerin su topladığı alanlarının imara açılmasının yasaklandığı, şehirleşmeye konu olan kısımlarda ise derelere su karışmasını engellemek adına bu alanlarda oluşan kirli yağmur suları ve her türlü atıksular, atıksu kanallarıyla toplanıp uzaklaştırılarak, derelerin sağlı sollu ıslah edilmek suretiyle kirlilikten korunması sebebiyle, netice olarak su kalitesini olumsuz etkileyen kirletici unsurların, İSKİ’nin görevi ölçeğinde bertaraf edilmiş olduğu, yapılaşmanın bulunduğu alanlarda derelerin su toplamadığı, derelerin sürekli akar vaziyette olmadığı hususları dikkate alındığında, yapı yaklaşma mesafesinin 13 metreye kadar indirilmesinin su kaynaklarının sürdürülebilirliğine olumsuz bir etkide bulunabileceğinin belirtilmiş olmasının objektif ve bilimsel bir yanının olmadığı, belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, İSKİ İçmesuyu Havzaları Yönetmeliği'nde yer alan ‘’derelerin her iki yanında 100 metrelik mutlak koruma alanı’’ düzenlemesi ile koruma sağlanmasına dair hükmün, 2013 yılında yapılan Yönetmelik değişikliğiyle 10 metreye indirildiği, bu değişikliğin.... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine yapılan dava konusu yeni düzenlemenin hukuka aykırı olduğu, 2011 yılına kadarki yönetmelik değişikliklerinde de, 100 metrelik mutlak koruma alanının doğal haliyle korunması esasının bozulmadığı, derelerin her türlü kirlenmeden doğal haliyle ve olduğu gibi korunması gerekirken, ilk defa 2011 yılında bu koruma anlayışından vazgeçilerek 10 metrelik dere ıslah ve işletme bandı ile koruma sağlanacağına dair yönetmelik değişikliğine gidilmesinin salt tazminatlardan kurtulmak amacıyla getirildiğinin anlaşıldığı, yapılan düzenleme ile iptal edilen ‘’ en az 10 metrelik dere ıslah ve işletme bandı’’, ‘’ ıslah kesiti’’ ve ‘’işletme bandı’’ olarak ayrıştırılarak, yapı yaklaşma mesafesi, 100 metre yerine ‘’ıslah kesiti + 13 metre’’ olarak öngörülmesinin hukuka aykırı olduğu, idarece dava konusu değişikliğin içmesuyu havzalarında bulunan derelerin membaından mansabına uzandığı, mecraı boyunca imar mevzuatı kapsamında imara açılmış kısımlarıyla ilgili olduğu, bunun dışında kalan orman ve tarımsal niteliği korunacak alanların değişikliğe konu edilmediği, işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı iddia edilmiş ise de; tarım ve orman alanlarının hariç bırakılmasının bu alanların kullanıma açık tutulması ve denetimsiz bırakılması neticesinde derelerin kirlenmeyeceği anlamına gelmediği, bu gerekçe doğru, bilimsel ve haklı olsaydı; 300 metrelik göl mutlak koruma alanlarında da tarım ve orman alanlarının kısıtlama dışında bırakılacağı, oysa ki mutlak koruma alanlarında ilaçlı zirai tarımın tamamen yasaklanması sebebiyle, derelerin korunması bakımından her iki yanda tarım alanlarının koruma alanı dışında bırakılmasının, derelerin dibine kadar her türlü zehirli zirai ilacın kullanılmasına izin verilmesi ve bu alanların denetimsiz bırakılması anlamına geleceği, belirtilerek davalıların temyiz istemlerinin reddi ile kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci ve Dördüncü Dairelerince 2575 sayılı Kanun'a 3619 sayılı Kanun ile eklenen Ek 1. madde uyarınca birlikte yapılan toplantıda Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle,<br>1. Temyiz istemlerinin reddine,<br>2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararının ONANMASINA, <br>3. Temyiz giderlerinin isteminde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından varsa artan tutarın Mahkeme tarafından ilgili taraflara iadesine,<br>4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,<br>5. Kesin olarak, 18/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br><br><br></font></p></body></html>
kurum