<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/1638 E. , 2025/4812 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2022/1638<br>Karar No : 2025/4812 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA <br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>TEMYİZ EDEN <br>(DAVALI YANINDA MÜDAHİL) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1-...<br> 2- ...<br> 3- ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davalı idare ve davalı idare yanında müdahil tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>DAVANIN_KONUSU : Davacılar tarafından, murisleri ...'in geçirdiği trafik kazası sonrası vücudunda oluşan kırıkların tedavi edilmesi amacıyla götürüldüğü Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 21/04/2016 tarihinde vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık her bir davacı için ayrı ayrı 1.000,00 TL maddi ve 80.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 243.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; sunulan hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı durumlarda idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için, zararın idarenin ağır hizmet kusuru sonucu meydana gelmesi gerektiği, idarelerce yürütülen sağlık hizmetinin ağır hizmet kusuru olmasının, hak sahibi ilgililerin, maddi ve manevi zararlarının, idarenin hizmet kusurunun varlığı durumunda ise, sadece manevi zararlarının tazmin edilmesini gerektirdiği, olayda, ağır hizmet kusuru bakımından esas alınacak olan raporun hizmet kusuru saptaması yönünden dikkate alınmayacağı, ağır hizmet kusuru bakımından davalı idareye izafe edilecek bir kusur bulunmadığı, hizmet kusuru yönünden ise, davacılar tarafından dava dilekçesinde ve duruşma sırasında mirasçıları müteveffa ...'in vefat ettiği 21/04/2016 günü saat 15.00 sıralarında röntgene sevk edildiği ve bu sırada röntgen çekilmeden bayıldığına ilişkin iddiaları ile Adli Tıp Kurumu raporunda da akşam visitinde hastanın nefes darlığı çektiğine ilişkin yakınmada bulunulduğuna ilişkin saptamalar çerçevesinde hastane kayıtlarına bakıldığında, 21/04/2016 tarihi saat 00.23 ile 15.21 arasında hastanın durumunun kontrol edildiğine dair bir kayıt bulunmaması ve bu zaman aralığında herhangi bir tedavi işlemine tabi tutulmaması ve hastanın durumunun ağırlaştığı saat 15.00 sıralarında hemen müdahale edilmek yerine rutin visit saati olan 16.30 sıralarında acil kodu ile hastaya yapılan müdahalede geç kalındığı sonucuna varıldığı, bu nedenle müteveffa hastaya geç müdahalede bulunulmasının hizmet kusuru niteliğinde olduğu görüldüğünden, maddi tazminat istemi yönünden, davalı idarenin ağır hizmet kusuru tespit edilemediğinden davacıların tazmini gereken maddi zararlarının söz konusu olmadığı, manevi tazminat istemi yönünden ise hizmet kusurunun varlığı sebebiyle, davacıların duyduğu elem ve ızdıraplar nedeniyle manevi dünyasında meydana gelen zararların davalı idarece tazmini gerektiği gerekçesiyle davacıların maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, takdiren 50.000,00 TL'nin ...'e, 25.000,00 TL'nin ...'e, 25.000,00 TL'nin ...'e idari başvurunun yapıldığı 25/11/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; kararın davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine, istinaf başvurusunun kısmen (vekalet ücreti yönünden) kabulüne, kararın vekalet ücretlerine ilişkin kısmının kaldırılmasına, reddedilen manevi tazminat yönünden 10.750,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye ödenmesine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Adli Tıp Kurumu raporu ile olayda hizmet kusuru bulunmadığının tespit edildiği, yapılan işlemlerin tıp kurullarına uygun olduğu, tüm özenin gösterilmiş olmasına rağmen istenmeyen sonuçlardan sağlık çalışanlarının sorumlu tutulmasının sağlık hizmetinin gereği gibi işlememesine sebep olacağı, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme vasıtası olamayacağı, manevi tazminat için faiz talebinin dayanağının bulunmadığı, davalı idare yanında müdahil tarafından, Adli Tıp Kurumu raporu ile olayda tıbbi uygulama hatası tespit edilmediğinden hizmet kusuru mülahazası ile verilen kararın hukuka aykırı olduğu iddialarıyla temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA <br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE : <br> MADDİ OLAY : <br> Dava dosyasının incelenmesinden, davacıların yakını ...'in 12/04/2016 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonrası Kırklareli Vize Devlet Hastanesine getirildiği, üst kol, bilek ve dizinde kırık saptandığı, açık kırık olan bölgesinde kemiğin doku altına yerleştirildiği ve 112 ile görüşülerek Kırklareli Devlet Hastanesine sevk edildiği, anılan hastanede diyabet ve kalp ritim bozukluğu bulunduğunun tespit edildiği, 13/04/2016 tarihinde tedavi ret formu imzalayarak kendi isteği ile Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesine geldiği, operasyon amaçlı yatırılarak ameliyat öncesi medikal tedavisinin başlandığı, 18/04/2016 tarihinde kırıklarına yönelik ameliyat yapıldığı, ameliyat sorası yoğun bakımda izlendiği, 19/04/2016 tarihinden itibaren tedavisinin serviste devam ettiği, epikrize göre 21/04/2016 tarihi saat 00.23'te CRP türbimetrik uygulandığı, aynı gün 15.21'de eklem grafi çekimi işlemi yapıldığı, hemşire notunda saat 16.00'da röntgenden geldiğinde tansiyonunun 80/50 mmHg ölçüldüğü ve izotonik mayi verildiğinin belirtildiği, akşam vizitinde nefes darlığı şikayeti olduğunun belirtilmesi üzerine kan gazı alındığı, kan gazı alındıktan sonra genel durumunun bozulduğu, 16.30'da mavi kod verildiği, kan gazında pH değerinin düşük olduğu görülerek yağ embolisi durumundan şüphelenildiği, kalbinin durması üzerine canlandırma işlemi yapıldığı ve entübe edildiği, 18.10'da yoğun bakım ünitesinde yer ayarlanarak transfer edildiği, transfer sırasında tekrar kalbinin durması üzerine 18.20'de kalp masajına başlandığı, 18.45'te eks kabul edilerek işlemin sonlandırıldığı, akabinde davacılar tarafından 25/11/2016 tarihinde olay günü 15.00 sıralarında röntgene sevk edildiği, röntgen çekiminde bayılmasına rağmen gereken müdahalenin zamanında yapılmadığı ileri sürülerek meydana gelen maddi ve manevi zararın karşılanması talebiyle 25/11/2016 tarihinde davalı idareye başvuru yapıldığı, başvurunun zımnen reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br> Uyuşmazlıkta, ... İdare Mahkemesince davalı idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığı hususunun tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan ... tarih ve ... karar sayılı raporda özetle; "... kişinin ölümünün genel beden travmasına bağlı humerus, radius ve patella kırıkları ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana gelmiş olduğu ... kişinin Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesine müracatı sonrasında muayenelerinin yapıldığı, gerekli tetkiklerin istendiği, kişide oluşan travmatik kırıklar tespit edilerek alınan ameliyat kararının uygun olduğu, ameliyat öncesi tetkikler tamamlanarak kişinin uygun teknikle ameliyat edildiği ve multitravmalı olduğu dikkate alınarak postoperatif ilk takibinin yoğun bakım şartlarında yapılmasının uygun olduğu, durumunun stabil olması üzerine çıkarıldığı serviste nefes darlığı şikayeti üzerine kan gazı ve anestezi konsültasyonlarının istenmesinin uygun olduğu, yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu ..." yönünde görüş belirtilmiştir.<br> İstinaf aşamasında, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarihli ara kararı ile hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda, " ... yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu ..." yönünde görüş belirtilmekte birlikte hastane kayıtlarına bakıldığında, 21/04/2016 tarihi saat 00.23 sıralarında CRP türbimetrik uygulanan hastaya 15.21 saatine kadar hiçbir tedavi uygulaması yapılmadığı, 15.21'de eklem grafisi çekildiği, günlük visit saati olan 16.30 sıralarında mavi kod verildiği, 18.10'da yoğun bakıma transfer edildiği, 18.20'de CRP'e başlandığı, 18.45'de vefat ettiği ifade edilerek, bu durumda olan bir hastanın bu süreçte durumunun kontrol edilip edilmediği, belirtilen zaman aralığında herhangi bir tedavi ve tıbbi müdahale işlemine tabi tutulup tutulmadığı, rutin visit saatinde yapılan müdahalede geç kalınıp kalınmadığı hususlarında dava dosyası içeriğinde yer alan tarafların iddiaları ile dosyada yer alan ve gerektiğinde ilgili yerlerden temin edilecek bilgi ve belgeler de değerlendirilmek suretiyle Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 8. İhtisas Kurulundan ek rapor istenilmesine karar verilmesi üzerine Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan ... tarih ve ... karar sayılı ek raporda özetle; "... kişinin Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesine müracatı sonrasında muayenelerinin yapıldığı, gerekli tetkiklerin istendiği, kişide oluşan travmatik kırıklar tespit edilerek alınan ameliyat kararının uygun olduğu, ameliyat öncesi tetkikler tamamlanarak kişinin uygun teknikle ameliyat edildiği ve multitravmalı olduğu dikkate alınarak postoperatif ilk takibinin yoğun bakım şartlarında yapılmasının uygun olduğu, durumunun stabil olması üzerine çıkarıldığı serviste 21/04/2016 tarihinde nefes darlığı şikayeti üzerine kan gazı ve anestezi konsültasyonlarının istenmesinin uygun olduğu, 21/04/2016 tarihinde kan gazı alındıktan sonraki zaman diliminde genel durumunun bozulması üzerine saat 16:30’da mavi kod verilerek gerekli resüsitasyon işleminin yapıldığı, genel durumu kötü, vital bulguları stabil olmayan hastanın öncesinde servis şartlarında stabilize edilip, bu sırada yoğun bakım ünitesinde yer ayarlanması üzerine yoğun bakım ünitesine transfer edilmesinin doğru olduğu, hastanın yoğun bakım ünitesine transferi sırasında tekrar arrest olduğu, hastaya gerekli yeniden canlandırma işleminin yapıldığından; kişinin Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavisine katılan hekim ve yardımcı sağlık personelinin uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğu, tıbbi uygulama hatası bulunmadığı, tedavi hizmetini sağlık çalışanları vasıtası ile yürüten idarenin uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğu, tıbbi uygulama hatası bulunmadığı ..." yönünde görüş bildirilmiştir.<br> Ardından ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin 26/11/2020 tarihli ara kararı ile "kişinin Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavisine katılan hekim ve yardımcı sağlık personelinin uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğu belirtilmekle beraber, bu durumda olan bir hastaya yapılan uygulamaların zamanında makul sayılabilecek bir süre içerisinde (mavi kod verildikten 1 saat 40 dakika sonra yoğun bakıma geçilmesi) gecikmeksizin yapılıp yapılmadığı ve<br> bu süreçte kişinin durumunun kontrol edilerek gerekli tıbbi müdahalelerin yapılıp yapılmadığı hususlarında kanaat getirilmesine yeter derecede değerlendirme bulunmadığı" sonucuna varıldığından, Adli Tıp Kurumu 3. Üst Kurulundan tekrar görüş istenilmesine karar verilmesi üzerine Adli Tıp Kurumu 3. Üst Kurulu tarafından hazırlanan ... tarih ve ... karar sayılı raporda özetle; "... zamanında otopsi yapılarak dokularda makroskobik, histopatolojik ve toksikolojik analizler yapılmamış olmakla birlikte, dava dosyasında mevcut tıbbi verilere göre, kişinin ölümünün genel beden travmasına bağlı humerus, radius kırıkları ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu, 12/04/2016 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu sol humerus ve sağ radiusta kırık, sağ patellada subluksasyon tespit edilen hastaya 18/04/2016 tarihinde Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde uygulanan plak vida ile tespit ameliyatının endikasyonu bulunduğu ve uygulama şeklinin tıbben doğru olduğu, ameliyat sırasında hipotansiyon ve kalp ritim bozukluğu saptanan hastanın ameliyat sonrasında yoğun bakım ünitesinde ve serviste uygun takip ve tedavisinin yapıldığı, tıbbi kayıtlara göre 21/04/2016 tarihinde röntgen çekimi sonrası kan basıncı 80/50 mmHg ölçüldüğü, izotonik mayi takıldığı, EKG çekildiği, hemogram, biyokimya ve kan gazı tetkiklerinin yapıldığı, entübe edilerek yoğun bakıma alındığı, hekim notuna göre vizit sırasında nefes darlığı şikayeti olan hastadan kan gazı alındığı, genel durumunun bozulması üzerine entübe edilerek yeniden canlandırma işlemleri uygulandığı dikkate alındığında, yapılan uygulamaların tıp kurallarına uygun olduğu, dolayısı ile dava konusu olayda davalı sağlık personeline tıbbi hata atfedilmediği, söz konusu sağlık hizmetini sağlık personeli aracılığıyla yürüten idarenin hizmet kusuru bulunmadığı ..." yönünde görüş belirtilmiştir.<br>İdare Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, temyize konu karar ile de kabule yönelik istinaf başvurusu esas yönünden reddedilmiş, manevi tazminat miktarına yönelik hükmedilen vekalet ücreti yönünden kabul edilmiştir.<br> <br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br> Yasalarla kendisine verilen ve yapmakla yükümlü bulundukları kamu görevlerini yapmayan veya gereği gibi yerine getirmeyen idarelerin, bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi suretiyle hizmetin kötü veya geç işlemesi, gereği gibi işlememesi veya hiç işlememesi ve bu yüzden bir zarara sebebiyet yerilmiş olması, idarelere meydana gelen zararın tazmini sorumluluğunu yüklemektedir. İdare Hukuku öğretisine göre, tazminat davalarında idarelerin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için ortada bir zararın bulunması ve bunun idarelere yüklenebilen bir işlem veya eylemden doğması bir başka deyişle zararla idari faaliyet arasında illiyet bağının bulunması gerekir. Anlaşılacağı üzere idarenin kamu hizmetinin yürütülmesinden doğan zarardan sorumlu tutulmasını gerektiren kuramlardan birisi hizmet kusurudur. Genel olarak hizmet kusuru bir kamu hizmetinin kuruluş ve işleyişindeki aksaklık ve bozukluğu ifade etmektedir.<br>İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için, ortada bir zararın bulunmasının yanında, bunun idareye yüklenebilen bir işlem veya eylemden doğması, başka bir deyişle zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabilmesi gerekir. Zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunmaması, zararın idari faaliyetten doğmadığını gösterir. Zararın oluşmasında zarara uğrayanın ya da üçüncü kişinin kusurunun bulunması halinde ise idarenin tazmin sorumluluğunun ortadan kalkacağı ya da kusur ölçüsünde azalacağı açıktır.<br> <br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>İdarenin sorumluluğu için ağır hizmet kusurunun varlığı şart olmayıp, hizmet kusurunun bulunması yeterli görülmektedir. Bunun yanısıra kusurun ağırlık oranının belirlenecek tazminat miktarında ölçüt olabileceği de açıktır. <br>Dava konusu uyuşmazlıkta, yukarıda bahsi geçen Adli Tıp Kurumu raporlarında davalı sağlık personeline tıbbi hata atfedilmediği, söz konusu sağlık hizmetini sağlık personeli aracılığıyla yürüten idarenin hizmet kusuru bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği gözetildiğinde davalı idarenin olayda hizmet kusurunun bulunmadığı, bu nedenle maddi tazminata hükmedilmesi koşullarının oluşmadığı sonucuna varılmaktadır. <br> Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. <br>Manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de tam yargı davalarının niteliği gereği olarak da takdir edilen miktarın aynı zamanda idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak bir oranda olması gerekmektedir. <br>Bakılan davada, Adli Tıp Kurumu raporunda her ne kadar dava konusu olayda davalı sağlık personeline tıbbi hata atfedilmediği, söz konusu sağlık hizmetini sağlık personeli aracılığıyla yürüten idarenin hizmet kusuru bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiş ise de, tıbbi belgelerde 21/04/2016 tarihi saat 00.23 ile 15.21 arasında hastanın durumunun kontrol edildiğine dair bir kayıt bulunmaması ve davacıların 15.00 sıralarında müteveffanın röntgen çekimi esnasında bayıldığı, bayılmasının önemsenmediği ve zamanında müdahalede bulunulmadığı yönündeki iddiaları dikkate alındığında, davacılarda yürütülen sağlık hizmetlerinin gereği gibi işletilmediği konusunda endişe ve üzüntü oluştuğu sonucuna varılmış olup, bu nedenle uğranılan manevi zararın, manevi tazminata hükmedilmesi suretiyle karşılanması gerekmektedir. Bu nedenle, uyuşmazlıkta davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu gerekçesi ile manevi tazminata hükmedilmesinde ve bu kısma yönelik istinaf başvurusunun reddedilmesinde sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davalı idare ve davalı idare yanında müdahilin temyiz istemlerinin REDDİNE,<br>2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda yer verilen gerekçe ile ONANMASINA, <br>3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine,<br>4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 27/10/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. <br><br><br><br></font></p></body></html>
kurum