<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2020/574 E.  ,  2025/2627 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2020/574<br>Karar No:2025/2627<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : .. Turizm Nakliyat Gıda ve Tarım Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: ... tarih ve ... sayılı Rekabet Kurulu (Kurul) kararının, Adıyaman ilinde faaliyet gösteren otogaz bayileriyle birlikte otogaz fiyatlarına yönelik rekabeti kısıtlayıcı nitelikte anlaşma yapmak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesinin ihlal edildiğinden bahisle davacı şirkete 25.798,81-TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; soruşturma konusu LPG satış bayilerinin otogaz perakende satışlarının birlikte belirlenmesi konularında piyasada rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama etkisi doğuran veya bu etkiyi doğurabilecek nitelikte olan anlaşma içerisinde bulundukları, piyasaya yönelik kararların uyum ve müzakere içinde beraberce alınmasına yönelik irade mutabakatı doğrultusunda hareket ettikleri, bu mutabakat kapsamında kararlaştırılan hususların hayata geçirildiğinin iktisadi analiz ve grafiklerle sabit olduğu dikkate alındığında, söz konusu anlaşmanın tarafı olan davacı şirketin 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlal ettiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br>Davacı tarafından, Kurulun kararını sözlü savunmadan itibaren 15 gün içerisinde vermediği ileri sürülmüşse de, 14/03/2018 tarihinde verilen sözlü savunmadan itibaren 15 gün içerisinde yani 29/03/2018 tarihinde Kurul tarafından karar verildiğinin açık olduğu anlaşıldığından, davacının anılan iddiasına da itibar edilmediği belirtilmiştir.<br>Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, ne gerekçeli Kurul kararında ne de savunma istem yazılarında idari para cezası verilmesinin dayanağı olan toplantı ve faaliyetlere şirketlerini temsilen kimin katıldığının belirtilmediği, azami otogaz satış fiyatını aşan tek bir satışlarının bulunmadığı, rekabetin ne surette etkilendiğinin bilirkişi raporuyla ortaya konulması gerektiği, savunmadan itibaren 15 gün içerisinde karar verilmediği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Kurul kararında belirtildiği üzere davacının Ağustos 2014'te Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odasındaki (ATSO) toplantıya bayi olarak katıldığı, toplantı sonrası ilk fiyat artışını yapan teşebbüsler arasında davacının yer aldığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>ESAS YÖNÜNDEN:<br>MADDİ OLAY : <br>Davalı idare kayıtlarına 29/11/2016 tarihinde 6916 sayı ile intikal eden bir başvuruda özetle, Adıyaman il merkezinde bulunan ve otogaz satışı faaliyeti gösteren bayilerin daha önce farklı fiyat tarifeleri uyguluyorken, yaklaşık bir aydır aynı fiyat tarifesini uyguladıkları, bayilerin aralarında anlaşmak suretiyle ortak bir fiyat belirleyip tüketicilere söz konusu fiyat üzerinden satış yaptıkları ileri sürülerek söz konusu teşebbüsler hakkında 4054 sayılı Kanun kapsamında gereğinin yapılması talep edilmiş, e-posta aracılığıyla yapılan ve davalı idare kayıtlarına... tarih ve ... sayı, ... tarih ve ... sayı,... tarih ve ... sayı, ... tarih ve ... sayı ile intikal eden ihbarlar ve 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına İlişkin Kanun ile 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında yapılan, ...... tarih ve ... sayı, ... tarih ve ... sayı, ... tarih ve ... sayı, ... tarih ve ... sayı ile davalı idare kayıtlarına giren ihbarlarda aynı yönde iddialar yer almıştır.<br>Anılan başvuruya ve ihbarlara istinaden hazırlanan 30/11/2016 tarihli ilk inceleme raporu görüşülerek, ... tarih ... sayılı Kurul kararıyla söz konusu iddialara yönelik olarak 4054 sayılı Kanun çerçevesinde bir soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının belirlenmesi amacıyla aynı Kanun’un 40. maddesi uyarınca önaraştırma yapılmasına sayıyla karar verilmiş, önaraştırma kapsamında 22 teşebbüste yerinde incelemeler ve görüşmeler gerçekleştirilmiş, önaraştırma sonucunda düzenlenen rapor görüşülerek ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla, 14 teşebbüs hakkında soruşturma açılmasına karar verilmiştir.<br>Yürütülen soruşturma kapsamında 17/03/2017 tarihinde davacının da aralarında bulunduğu 16 teşebbüste yerinde inceleme gerçekleştirilmiş, ... tarihli, ... ve ... sayılı bilgi isteme yazıları ile ATSO ve iki teşebbüsten rekabeti kısıtlama amacı taşıyan toplantıya katılan istasyon sahiplerinin kimler olduğuna ilişkin bilgiler istenilmiş,...tarihli, ... sayılı,... tarihli, ... sayılı ve ... tarihli, ... sayılı cevap yazıları ile üzerine davacı şirket dahil 12 teşebbüsün anılan toplantıya katıldığı tespit edilerek ... tarih ve ... sayılı Kurul bu şirketler hakkında da soruşturma açılmasına ve bu soruşturmanın ilk soruşturmayla birleştirilmesine karar verilmiş, yürütülen soruşturma sonucunda dava konusu Kurul kararı verilmiş, anılan Kurul kararının davacıyla ilgili kısmının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un "Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar" başlıklı 4. maddesinde, "Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır.<br>Bu hâller, özellikle şunlardır:<br>a) Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kâr gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tesbit edilmesi,<br>b) Mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü,<br>c) Mal veya hizmetin arz ya da talep miktarının kontrolü veya bunların piyasa dışında belirlenmesi,<br>d) Rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına çıkartılması yahut piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi,<br>e) Münhasır bayilik hariç olmak üzere, eşit hak, yükümlülük ve edimler için eşit durumdaki kişilere farklı şartların uygulanması,<br>f) Anlaşmanın niteliği veya ticari teamüllere aykırı olarak, bir mal veya hizmet ile birlikte diğer mal veya hizmetin satın alınmasının zorunlu kılınması veya aracı teşebbüs durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın ya da hizmetin diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da arz edilen bir mal veya hizmetin tekrar arzına ilişkin şartların ileri sürülmesi.<br>Bir anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat değişmelerinin veya arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, rekabetin engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi, teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder.<br>Ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla taraflardan her biri uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir.";<br>"İdarî Para Cezası" başlıklı 16. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, "Bu Kanunun 4, 6 ve 7'nci maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki malî yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın malî yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayrisafi gelirlerinin yüzde onuna kadar idarî para cezası verilir." kurallarına yer verilmiştir.<br> <br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile belirli bir mal ve hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri yasaklanmıştır. Bu itibarla, 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesine dayalı olarak bir rekabet ihlaline idarî para cezası uygulanabilmesi için, Kanun'un 4. maddesinde belirtilen rekabete aykırı bir anlaşmanın ya da uyumlu eylemin bulunması ve ayrıca bu hukuka aykırı davranışların varlığının ortaya konulması gerekir. Anılan Kanun'un 4. maddesinin gerekçesinde anlaşmanın, Medeni Hukuk'un geçerlilik koşullarına uymasa bile tarafların kendilerini bağlı hissettikleri her türlü uzlaşma ya da uyuşma anlamında kullanıldığı, anlaşmanın yazılı veya sözlü olmasının bir öneminin olmadığı belirtilmiştir.<br>Avrupa Birliği Adalet Divanı'nın (ABAD), Dyestuffs kararında, uyumlu eylem ise, anlaşma düzeyine ulaşmamakla birlikte, teşebbüslerin, rekabetin risklerine karşı oluşturulan bilinçli olarak ikâme ettikleri koordinasyon biçimi olarak tanımlanmış; Sugar kararında, teşebbüslerin rakiplerinin mevcut ve öngörülebilir davranışlarına rasyonel olarak ayak uydurmalarının hukuka uygun olduğu, ancak mevcut veya potansiyel rakiplerinin pazardaki davranışlarını etkileme yahut geleceğe ilişkin kararlarını rakiplerine ifşa etme amacı ya da etkisi bulunan her türlü doğrudan veya dolaylı iletişimin uyumlu eylem olarak nitelendirileceği ve bu durumun rekabet ihlâli oluşturacağı belirtilmiştir. Buna göre, uyumlu eylem için, teşebbüsler arası koordinasyon ya da iş birliğinin taraflar arasındaki doğrudan veya dolaylı bir bağlantıdan kaynaklanması gerekmektedir.<br>4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine göre anlaşma, uyumlu eylem veya teşebbüs birliği kararlarının rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı amaç taşıması yeterli olup, amacı bu olduğu takdirde, söz konusu davranışların ayrıca piyasada rekabeti bozucu etkilerinin görülmesi veya bu etkilerin ispatı aranmayacaktır. Bir başka anlatımla, rekabeti ihlâl edici amacın belirlenebildiği durumlarda, rekabete aykırı olduğu iddia edilen fiil ve davranışların mahiyetinin belirlenmesi asgari seviyede önem taşımaktadır. Nitekim, 4054 sayılı Kanun'un aktarılan hükümleri ve buna ilişkin gerekçelerde özetle; rekabetin ihlal edilmesini amaç edinen fiil ve davranışların yasaklandığı belirtilmiştir. <br> Bu bağlamda, rakipler arasındaki toplantı ve görüşmelerin AB otoriteleri tarafından değerlendirilmesinde, sıklıkla taraflar arasındaki iletişimin amacına vurgu yapıldığı görülmektedir. Bu çerçevede örneğin fiyat ve satış stratejisi gibi rekabete duyarlı hususların görüşüldüğü toplantılara katılımın amacının rekabeti sınırlamak olduğu varsayılmaktadır. Dolayısıyla rekabeti sınırlayıcı nitelik taşıyan toplantılara katılım, toplantıda alınan kararlara uyulup uyulmadığına bağlı olmaksızın, teşebbüsün ihlâle taraf olduğunu ispat için yeterli sayılmaktadır. Zira Komisyon Rhône-Poulenc kararında, rekabeti sınırlayıcı amaçla gerçekleştirilen bir toplantının katılımcılarının toplantıda edinilen bilgilerden bağımsız hareket etmesinin muhtemel olmadığı, bu sebeple toplantıya katılan teşebbüslerin her birinin açık veya zımni olarak bilgi paylaşımında bulunması zorunluluğu bulunmaksızın iletişimin karşılıklı olarak gerçekleştirilmiş sayılacağı kabul edilmiştir.<br>Bununla birlikte, fiyat ve satış stratejisi gibi rekabete duyarlı hususların görüşüldüğü toplantılara katılımın 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesine aykırılığın ispatı açısından yeterli olduğu kabul edilse de teşebbüsler arası bir iletişimin veya temasın bulunduğunun ortaya konulamadığı hallerde ilgili pazarın yapısı da göz önüne alınarak sadece teşebbüslerin uyguladıkları fiyatlar arasında paralellik bulunmasının anlaşmanın/uyumlu eylemin varlığının ispatı açısından yeterli olduğu kabul edilmemektedir.<br>Dosyanın incelenmesinden, soruşturma kapsamında elde edilen deliller değerlendirilerek ATSO’da otogaz istasyonu yetkilerinin katıldığı bir toplantının yapıldığı, söz konusu toplantıda istasyonlar arasındaki rekabetten ve fiyat farklılıklarından çok şikayetçi olunduğunun dile getirildiği, toplantı sonunda somut bir karara vararak bu sorunu kesin bir şekilde çözme kararlılığına yönelik beyanlarda bulunulduğu, nitekim tavsiye edilen fiyat üzerinden azami %4 oranında indirim yapılması hususunun toplantıda karara bağlandığı ve bu karara uyum gösterilmesini temin etmek için istasyonları denetlemekle görevli bir komisyon kurulduğu, davalı idarece rekabeti kısıtlama amacını taşıdığı tespit edilen bu anlaşmanın yapıldığı toplantıya katılan istasyon sahiplerinin kimler olduğuna ilişkin yapılan bilgi isteme yazıları sonunda toplantıya katıldığı tespit edilen davacı dahil 13 teşebbüsün otogaz perakende satış piyasasında rekabeti kısıtlama amacı taşıyan bir anlaşma içinde oldukları sonucuna varıldığı anlaşılmaktadır.<br>Davacı şirket tarafından yargılama süreci boyunca verilen tüm dilekçelerde ne gerekçeli Kurul kararında ne de savunma istem yazılarında idari para cezası verilmesinin dayanağı olan toplantı ve faaliyetlere şirketlerini temsilen kimin katıldığının belirtilmediği ileri sürülmekte olup bu iddianın karşılanması açısından Dairemizin 26/06/2025 tarihli ara kararıyla, ATSO ve diğer iki teşebbüsten istenilen bilgilere yönelik olarak verilen cevap yazıları uyarınca toplantıya katıldığı belirtilen kişilerden hangisinin veya hangilerinin davacı şirket adına toplantıya katıldığının ve bu kişi veya kişilerin davacı şirket adına toplantıya katıldığının nasıl tespit edildiğinin sorularak bu hususa ilişkin tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesi davalı idareden istenilmiş, ara kararına cevaben davalı idare tarafından verilen dilekçede, gelen cevabi yazılarda davacı şirket adına toplantıya kimin katıldığı bilgisinin yer almadığı ancak davacı tarafından soruşturma aşamasında toplantıya katılmadığına dair bir beyanda bulunulmadığı şeklinde açıklamalarda bulunulduğu görülmüştür.<br>Bu durumda, dava konusu Kurul kararıyla rekabeti bozma veya kısıtlama amacını taşıyan bir anlaşmanın tarafı olduğu ileri sürülen davacının fiyata yönelik rekabete duyarlı hususların görüşüldüğü ilgili toplantıya katıldığının davalı idarece ortaya konulamadığı, dolayısıyla ilgili pazarın yapısı göz önünde bulundurulduğunda davacı açısından paralel fiyat davranışı yanı sıra bir iletişime ve/veya temasa işaret eden delillerin bulunması gerektiğinin anlaşma/uyumlu eylemin ispatı açısından gerekli olduğu gözetildiğinde, davacının 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlal ettiğinin makul şüphenin ötesinde bir şekilde ortaya konulamadığı anlaşıldığından, ... tarih ve... sayılı Kurul kararının davacı şirkete idari para cezası verilmesine ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.<br>Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;<br>2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 12/09/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.<br> <br><br><br></font></p></body></html>

kurum