<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/5780 E.  ,  2025/1578 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2021/5780<br>Karar No : 2025/1578 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : Kendi adlarına asaleten ...adına vesayeten ..., ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) :...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının davacılar tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılar tarafından, ...'un tedavisi (burun ameliyatı sırasında kardiak arrest gelişmesi ve sonrasındaki tedavisi) sırasında gelişen olaylar sonucu %99 oranında engelli hale gelmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla ... için 5.000,00 TL maddi, 600.000,00 TL manevi; Anne ... için 5.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi; Baba ... için 5.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın olayın gerçekleştiği 18/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayla ilgili olarak Adli Tıp Kurumunca düzenlenen ve hükme esas alınan rapor doğrultusunda ...'un %99 engelli hale gelmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle maddi tazminat istemine yönelik olarak davanın reddine, olayda 12/10/2016 imza tarihli aydınlatılmış onam-rıza belgesi incelendiğinde; davacı hastaya uygulanacak operasyonun ne olduğu, alternatif tedavi yöntemlerinin bulunup bulunmadığı, var ise bunların neler olduğu tereddüt ve şüpheye yer vermeyecek şekilde aydınlatılmış onam-rıza belgesinde bulunmadığı, bilgilendirme formunda yazan risklerin hekim tarafından ayrıca davacıya sözlü olarak aktarıldığına ilişkin bir kaydın yer almadığı, operasyonu gerçekleştirecek sağlık personelinin adı soyadı, ünvanı ve imzasının da anılan onam-rıza belgesinde bulunmadığı bu nedenle olayda aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediği gerekçesiyle manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, 200.000,00 TL'nin ...'a, 50.000,00 TL'nin Gülşen Karakuş'a, 50.000,00 TL'nin ...'a idari başvurunun yapıldığı 31/03/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince; İdare Mahkemesi kararının, davacıların maddi tazminat taleplerinin tamamı ile manevi tazminat taleplerinin 700.000,00 TL'sinin reddine ilişkin kısmı yerinde görülerek bu kısımlara yönelik davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusun reddine, dosya içeriğinde bulunan ... ve ... tarafından imzalanmış 12/10/2016 tarihli anestezi (hekimin adı soyadı bölümünde isim mevcuttur) ve yine aynı tarihli plastik, rekonstruktif ve estetik cerrahi uzmanı Op. Dr. O. K.'nın isminin bulunduğu aydınlatılmış onam-rıza belgelerinde, davacı hastaya uygulanacak operasyonun ne olduğunun, alternatif tedavi yöntemlerinin bulunup bulunmadığının, yapılan ameliyatın yaratabileceği muhtemel komplikasyonların (riziko) ve uygulanan operasyonun/tedavinin yaratacağı risklerin neler olduğunun açıkça yazıldığı, bu haliyle anılan onam belgelerinin mevzuatında belirtilen kriterlere uygun düzenlendiği belirtilerek olayda aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediği gerekçesiyle davacılar lehine manevi tazminata hükmedilmesi yerinde görülmeyerek, davalı ve davalı idare yanında müdahilin istinaf başvurularının kabulüne, İdare Mahkemesi kararının davacıların manevi tazminat taleplerinin 300.000,00 TL'sinin kabulüne ilişkin kısmının kaldırılmasına ve bu kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu, olayda hizmet kusurunun bulunduğu, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare yanında müdahil tarafından, davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının, kısmen onanması kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE : <br> <br>A) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Maddi Tazminat İstemine İlişkin Kısmının İncelenmesi:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen kararın maddi tazminat istemine ilişkin kısmı, usul ve hukuka uygun olup, davacı tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br> B) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Manevi Tazminat İstemine İlişkin Kısmının İncelenmesi:<br><br> MADDİ OLAY : <br> 20/07/1992 doğum tarihli ..., 18/10/2016 tarihinde Kağıthane Devlet Hastanesinde crooked nose (çarpık burun) tanısı ile burun ameliyatı olmuştur. ..., ameliyat sırasında gelişen kardiyak arrest sonucunda beyin hasarı yaşayarak bitkisel hayata girmiştir. Davacının %99 oranında engelli olduğuna ilişkin olarak Kağıthane Devlet Hastanesince 19/01/2017 tarihli engelli sağlık kurulu raporu düzenlenmiştir. <br> Bunun üzerine davacılar tarafından, olayda hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla 31/03/2017 tarihli dilekçe ile İstanbul İl Sağlık Müdürlüğüne başvurularak olay nedeniyle uğranılan zararlara karşılık maddi ve manevi tazminat ödemesi talep edilmiştir. Anılan başvurunun zımnen reddi üzerine ise bakılan dava açılmıştır.<br> Mahkemece olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan ... tarih ve ... karar numaralı raporda; "... kişinin 18/10/2016 tarihinde Kağıthane Devlet Hastanesinde crooked nose tanısıyla septolasti operasyonuna alındığı, operasyon başlangıcında bölgeye kanamayı önleme amacıyla lokal anestesi (5 ampul jetokain) uygulanmasını takiben ani tansiyon yükselmesi ve taşikardi (TA: 220/160, nabız:160-170 ) geliştiği, yükselen tansiyonu düşürmek amacıyla yapılan anestesi medikasyonu (Beloc 3 mg) sonrası ise tansiyonun düştüğü, bradikardi ve takiben kardiak arrest geliştiği, uygulanan resustasyona cevap alınan hastanın operasyon sonlandırılarak yoğun bakım ünitesine alındığı, kardiyoloji ve dahiliyeye konsülte edildiği ve aynı gün Kardiyoloji uzmanı bulunan bir merkezin yoğun bakım ünitesine sevki sağlandığı anlaşılmakla; kişiye planlanan operasyonun endikasyonu bulunduğu, operasyon başlangıcında yapılan lokal anestezik enjeksiyonunun tıbben uygun olduğu, bu enjeksiyon sonrasında gelişen ani tansiyon yükselmesinin, her türlü özene rağmen ortaya çıkabilen bir komplikasyon olarak nitelendirildiği, tansiyonu düşürmek için uygulanan ilaç seçimi ve dozlarının doğru olduğu, medikasyon sonrası oluşan tansiyon düşmesi, bradikardi ve kardiak arrestin (kalp durmasının) her türlü özene rağmen gelişebilen bir komplikasyon olarak değerlendirildiği, kardiak arrest sonrası uygulanan resusitasyon (yeniden canlandırma) işlemi ve sonrasında yapılan tedavilerin uygun olduğu, dolayısıyla ortaya çıkan komplikasyonların doğru yönetilmesi cihetiyle; kişinin tedavisini yürüten hekimlerin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, söz konusu sağlık hizmetini sağlık personeli aracılığıyla yürüten davalı idareye atfı kabil kusur bulunmadığı..." yönünde görüş bildirilmiştir.<br> Mahkemece, anılan raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu ve olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle yukarıda özetlendiği şekliyle davanın kısmen reddine, kısmen kabulüne karar verilmiş, anılan karara karşı taraflarca ve davalı idare yanında müdahil tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, temyize konu Bölge İdare Mahkemesince, davalı idare ve davalı idare yanında müdahilin istinaf başvurusunun kabulüne, davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun ise reddine karar verilmiştir.<br><br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.<br> Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.<br> İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdür. İdari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br> İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.<br> İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.<br> Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.<br> Esasen, Anayasa'nın 56. maddesi de Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemek ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak onları denetleyerek yerine getirmek ile ilgili pozitif bir yükümlülük getirmiştir.<br> Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> İdare Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, operasyon başlangıcında yapılan lokal anestezik enjeksiyonunun tıbben uygun olduğunun, bu enjeksiyon sonrasında gelişen ani tansiyon yükselmesinin, her türlü özene rağmen ortaya çıkabilen bir komplikasyon olduğunun, tansiyonu düşürmek için uygulanan ilaç seçimi ve dozlarının doğru olduğunun, medikasyon sonrası oluşan tansiyon düşmesi, bradikardi ve kardiak arrestin (kalp durmasının) her türlü özene rağmen gelişebilen bir komplikasyon olarak değerlendirildiğinin, kardiak arrest sonrası uygulanan resusitasyon (yeniden canlandırma) işlemi ve sonrasında yapılan tedavilerin uygun olduğunun, dolayısıyla ortaya çıkan komplikasyonların doğru yönetildiğinin belirilmesi karşısında, davacıda meydana gelen hasarın oluşmasında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu açıkça ortaya konulamadığından, uyuşmazlıkta maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamıştır.<br> Bununla birlikte, ...'un çarpık burun tanısı nedeniyle olduğu ameliyat sırasında henüz operasyona geçilmeden önce ameliyat bölgesindeki kanamayı önleme amacıyla yapılan lokal anestezinin uygulanmasını takiben ani tansiyon yükselmesi ve taşikardinin geliştiği, yükselen tansiyonu düşürmek amacıyla yapılan anestezi medikasyonu sonrası ise tansiyonun düştüğü ancak bradikardi ve takiben kardiyak arrest geliştiği, uygulanan resustasyona cevap alınan hastanın operasyon sonlandırılarak yoğun bakım ünitesine alındığı, neticede ...'un %99 oranında, ömür boyu yatağa mahkum olacak şekilde engelli hale geldiği, yapılan ameliyat sonucunda komplikasyon olarak kardiyak arrest (kalp durması) gelişmesine karşın ameliyatın gerçekleştirildiği hastanede kardiyoloji uzmanının bulunmadığı, hayata döndürülen hastanın kardiyoloji uzmanının bulunduğu bir merkeze sevkine karar verildiği görülmektedir.<br>Buna göre, davalı idarenin meydana gelen hasarda hizmet kusurunun bulunduğunun açıkça ortaya konulamaması karşısında, maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamakla birlikte, yukarıda belirtilen tüm bu işleyişteki aksaklığın, davacılarda sağlık hizmetinin kötü işletildiği, tedavide eksiklik yapıldığı kanısı yarattığı ve bu nedenle davacılarda daimi üzüntü ve acıya sebebiyet verdiği dolayısıyla manevi zarara yol açtığı açıktır.<br>Bu durumda, yürütülen sağlık hizmetinin öngörülen şekilde ifa edilmesini sağlayacak organizasyonun yapılmamasından kaynaklı olarak davacıların uğradıkları manevi zararın da manevi tazminatın yukarıda belirtilen niteliği gözetilerek takdiren belirlenecek makul bir miktarın ödenmesine hükmedilmesi suretiyle karşılanması gerekirken, davacıların manevi tazminat istemlerinin reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacıların temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,<br>2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, maddi tazminat istemine ilişkin kısmının ONANMASINA oy birliğiyle, manevi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA oy çokluğuyla<br>3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 12/03/2025 tarihinde, kesin olarak karar verildi. <br><br><br>(X) - KARŞI OY :<br><br> ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının, İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmına yönelik olarak davalı idare ve davalı idare yanında müdahil tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmının kaldırılmasına, manevi tazminat istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olduğundan kararın bu kısmının da onanması gerektiği oyuyla Daire kararının bozmaya ilişkin kısmına katılmıyoruz.<br><br><br></font></p></body></html>

kurum