<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2020/11356 E. , 2025/1529 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> ALTINCI DAİRE <br>Esas No : 2020/11356<br>Karar No : 2025/1529 <br><br>DAVACI : ... Odası (... Şubesi) <br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>DAVALI : ... Bakanlığı/ANKARA<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... Başkanlığı<br>VEKİLİ : Av. ...<br> <br>DAVANIN KONUSU : İzmir İli, Ödemiş İlçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazlara yönelik 20/05/2020 tarihinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu plan değişikliğinden önce kabul edilen planlara karşı açılan davalarda verilen iptal kararlarının gerekçelerine uyulmadığı, nüfus projeksiyonuna ve nüfus kabullerine aykırı olduğu, çevre düzeni planının bütünlüğünün bozulduğu, çevresindeki tarım alanları ile bütünlük teşkil eden tarım arazilerinin korunması gerekirken parçacıl şekilde tarım arazilerinin bütünlüğünün bozulduğu ve Ödemiş ilçesinin kuzeyindeki tarımsal alanlarda kentsel baskılara neden olacağı, plan değişikliğinde bilimsel, teknik ve nesnel gereklilikler ortaya konulmadığından dava konusu işlemin iptali gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Usul yönünden; davacının dava açma ehliyetinin olmadığı, esas yönünden; davaya konu parsellerin mutlak tarım alanı özelliğinin bulunmadığı, plan hükümleri gereği Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'na ait konut projelerine ait planların çevre düzeni planına aktarılması gerektiği, planda şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, İzmir ili, Ödemiş ilçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazlara yönelik 20/05/2020 tarihinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarenin usule ilişkin savına itibar edilmemiştir. 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 9. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, "Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni plânlarının yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir. 10/7/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 102. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, yerleşme, yapılaşma ve arazi kullanımına yön veren, her tür ve ölçekte fiziki planlara ve uygulamalara esas teşkil eden üst ölçekli mekânsal strateji planlarını ve çevre düzeni planlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak hazırlamak, hazırlatmak, onaylamak ve uygulamanın bu stratejilere göre yürütülmesini sağlamak, (c) bendinde ise, havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları da dâhil her tür ve ölçekteki çevre düzeni planlarının ve imar planlarının yapılmasına ilişkin esasları belirlemek, havza veya bölge bazında çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak, onaylamak ve bu planların uygulanmasını ve denetlenmesini sağlamak Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.<br> 14/06/2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı ifade eder." kuralı yer almaktadır.<br> Yönetmeliğin "Planlama alanı" başlıklı 18. maddesinde, "Çevre düzeni planı; coğrafi, sosyal, ekonomik, idari, mekânsal ve fonksiyonel nitelikleri açısından benzerlik gösteren bölge, havza veya en az bir il düzeyinde yapılır." kuralına, "Plan ilke ve esasları" başlıklı 19. maddesinin 1. fıkrasında ise, "Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır." kuralına yer verilmiştir.<br> Anılan 19. maddenin 2. fıkrasında, "Çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında aşağıda genel başlıklar halinde belirtilen konular ile diğer konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edilir; bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılır: a) Sınırlar. b) İdari ve bölgesel yapı. c) Fiziksel ve doğal yapı. ç) Sit ve diğer koruma alanları, hassas alanlar, doğal karakteri korunacak alanlar. d) Ekonomik yapı. e) Sektörel gelişmeler ve istihdam. f) Demografik ve toplumsal yapı. g) Kentsel ve kırsal yerleşme alanları ve arazi kullanımı. ğ) Altyapı sistemleri. h) Yeşil ve açık alan kullanımları. ı) Ulaşım sistemleri. i) Afete maruz ve riskli alanlar. j) Askeri alanlar, askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri. k) Planlama alanına yönelik bölgesel ölçekli kamu projeleri ve yatırım kararları. l) Her tür ve ölçekteki plan, program ve stratejiler. m) Göller, barajlar, akarsular, taşkın alanları, yeraltı ve yüzeysel su kaynakları ve benzeri hidrolojik, hidrojeolojik alanlar. n) Çevre sorunları ve etkilenen alanlar." düzenlemesine yer verilmiştir.<br> Yönetmeliğin "Revizyon ve değişiklikler" başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrasında, "Çevre düzeni planının ihtiyaca cevap vermediği hallerde veya planın vizyonu, amacı, hedefleri, stratejileri, ilke ve politikaları açısından plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü etkilemesi halinde çevre düzeni planı bütününde revizyon yapılır. Çevre düzeni planı revizyonu; a) Nüfusun yerleşim ihtiyaçlarının karşılanamaması, b) Planın temel strateji ve politikalarını değiştirecek bölgesel ölçekli yatırımların ortaya çıkması, c) Yeni verilere bağlı olarak, sonradan ortaya çıkabilecek ve bölgesel etkiye yol açabilecek arazi kullanım taleplerinin oluşması, ç) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerde değişiklik olması, durumunda yapılır." düzenlemesine, 2.fıkrasında da, "Çevre düzeni planı ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikte, plan değişikliği yapılabilir. Çevre düzeni planı değişikliklerinde; a) Kamu yatırımlarına, b) Çevrenin korunmasına, c) Çevre kirliliğinin önlenmesine, ç) Planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine, d) Değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine, dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu içeren teklif ve talepler; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılır." düzenlemesine yer verilmiştir.<br> Dosyanın incelenmesinden; uyuşmazlığa konu alanın 23/06/2014, 30/12/2014 ve 16/11/2015 tarihlerinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planlarında, küçük bir kısmının kentsel gelişme alanı, büyük kısmının tarım alanı olarak belirlendiği, 10/10/2018 tarihinde onaylanan plan değişikliği ile alanın tamamının "tarım alanı" olarak ayrıldığı, dava konusu 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planıyla yaklaşık 25 hektarlık alanın kullanımının "kentsel gelişme alanı" olarak planladığı, davacı tarafından, dava konusu plan değişikliğinden önce, alanda onaylanan alt ölçekli planlara karşı açılan davalarda verilen iptal kararlarının gerekçelerine uyulmadığı, yapılan değişikliğin nüfus projeksiyonuna ve nüfus kabullerine aykırı olduğu, çevre düzeni planının bütünlüğünün bozulduğu, çevresindeki tarım alanları ile bütünlük teşkil eden tarım arazilerinin korunması gerekirken, parçacıl şekilde yapılan planlama ile tarım arazilerinin bütünlüğünün zedelendiği, bu durumun Ödemiş ilçesinin kuzeyindeki tarım alanları açısından kentsel baskılara neden olacağı, diğer yandan plan değişikliğinde bilimsel, teknik ve nesnel gerekliliklerin ortaya konulmadığı gibi plan açıklama raporunun da yetersiz olduğu ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır.<br> Dava konusu Çevre Düzeni Planı gerekçe raporunda; İzmir ili, Ödemiş ilçesi, ... Mahallesi'nde yer alan planlama alanının, Ödemiş kent merkezine yaklaşık 3 km uzaklıkta ve yaklaşık 25 hektar büyüklüğünde olduğu, plan değişikliği ile “kentsel gelişme alanı” olarak belirlenmesinin amaçlanarak, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından sosyal konut üretimi ve alt gelir grubuna yönelik konut projelerinin geliştirilmesine yönelik projeler yapıldığı, bu kapsamda Toplu Konut İdaresi mülkiyetinde/tasarrufunda olan parselleri kapsayan alanda proje geliştirilmesinin öngörüldüğü, İzmir İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün 26/04/2016, 29/07/2016 ve 10/08/2016 tarihli kurum görüşleri ile 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun ilgili maddelerine istinaden tarım dışı amaçla kullanımı uygun görülen alanın, “kentsel gelişme alanı” olarak planlandığının belirtildiği görülmektedir.<br> İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planına ilişkin Plan Hükümlerinde;<br> "4.8. Kentsel Gelişme Alanları: Bu planın hedef yıla ilişkin nüfus kabulleri ile ilke ve stratejilerine göre bu planla kentsel yerleşime uygun bulunan kentsel kullanımların geliştirileceği alanlardır." tanımına yer verilmiş,<br> "7.1. Bu çevre düzeni planı, plan açıklama raporu ve plan hükümleriyle bir bütündür. Alt ölçekli planlar yapılırken bu belgelerin bütünü göz önünde bulundurulacaktır.<br> 7.2. Bu plandan ölçü alınarak uygulamaya geçilemez. Bu plan ile belirlenen kentsel yerleşme alanları, bu alanların tamamının yerleşime açılacağını göstermez. Bu alanların sınırları, alt ölçekli planlama çalışmalarında ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri ile doğal, yapay ve yasal eşikler doğrultusunda, bu planda ve plan hükümleri ekinde yer alan tabloda belirlenen hedef nüfus dikkate alınarak kesinleştirilir." düzenlemelerine yer verilmiştir.<br>4.42 sayılı maddesinde, "Tarım arazileri: toprak, topografya ve iklimsel özellikleri tarımsal üretim için uygun olup halihazırda tarımsal üretim yapılan veya yapılmaya uygun olan veya imar, ihya, ıslah edilerek tarımsal üretim yapılmaya uygun hale dönüştürülebilen arazilerdir." şeklinde tanımlanmış, 8.7.1 sayılı maddesinde, "5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununa tabi tarım arazilerinin, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve ilgili yönetmeliğinde tanımlanan tarım arazileri sınıflarına ayrılmamış olup tarım arazilerinin sınıflamasının, ilgili kurum ya da kuruluşlarca yapılacağı belirtilmiş, tarım arazileri ile ilgili genel kurallar getirildikten sonra, devamı maddelerde tarım arazilerinin niteliğine göre yapılaşma şartları belirtilmiştir." hükmüne yer verilmiştir.<br>Dava konusu plan değişikliğinden önce, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca alanda, 18/05/2018 tarihinde, 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının onaylandığı ve alanın "Park Alanı, Rekreasyon Alanı, İlkokul ve Ortaokul Alanı, Konut Alanı, İbadet Alanı, Ticaret Alanı, Sağlık Tesisleri Alanı, Kültürel Tesis Alanı" kullanımlarına ayrıldığı, anılan planların iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin E:..., K:... sayılı kararıyla; mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen raporun dosyada bulunan bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilmesi sonucunda, dava konusu planların onaylandığı tarihte yürürlükte olan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda dava konusu planlama alanının büyük bir kısmının “Tarım Arazisi” olduğu, Ödemiş - Gölcük Karayolu kenarında kalan çok küçük bir kısmının ise “Kentsel Gelişme Alanı” olarak tanımlandığı, planlama alanının tamamını kentsel arazi kullanımlarına ayıran (konut alanı, ticaret alanı, eğitim alanı, taşıt yolu vb) dava konusu plan kararlarının üst ölçekli İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı kararları ile çeliştiği ve planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırı olduğu, dava konusu planların onaylandığı tarihte yürürlükte olmamakla birlikte 10.10.2018 tarihinde onaylanarak yürürlüğe giren İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliğinde, Ödemiş kentsel yerleşim alanı ile Zeytinlik yerleşim alanını bütünleştiren ve Ödemiş-Gölcük Karayolu kenarında tanımlanan “Kentsel Gelişme Alanı” plan kararının kaldırılmış olduğu ve dava konusu planlama alanı da dahil olmak üzere tüm çevre alanların “Tarım Arazisi” olarak belirlendiği, ... günlü, ... sayılı İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi kararıyla uygun bulunan ve Başkanlık Makamınca 20.07.2017 tarihinde onaylanan İzmir Doğu Bölgesi 1/25000 ölçekli Nazım İmar Planı’nda dava konusu 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı plan onama sınırlarının tamamının “Tarım Arazisi” olarak belirlenmiş olduğu, bu kapsamda dava konusu planların, İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planına ve İzmir Doğu Bölgesi 1/25000 ölçekli Nazım İmar Planına aykırı usulde yürürlüğe konulduğu ve planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırı olduğu, dava konusu planların onama sınırları içerisinde kalan parsellerin 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanununa göre korunması gereken mutlak tarım arazileri ve özel ürün arazilerinden oluştuğu, aynı zamanda söz konusu parsellerin, komşuluğunda yer alan diğer araziler ile tarımsal bütünlük gösterdiği, dava konusu planların onama sınırları içerisinde kalan parsellerin tarım dışı amaçla kullanılmasının bu yönüyle de uygun olmadığı, ayrıca, Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın talebine istinaden İZSU Genel Müdürlüğü'nün görüş yazısında, dere şev üst çizgileri arasında kalan alanın dere güzergahı olarak kabul edilmesi ve dere şev üst çizgisinden itibaren her iki tarafında derenin temizlik, bakım ve servisi için en az 5 metre genişliğinde olmak üzere imar yollarının ayrılması ve Planlama çalışmalarında önerilecek teknik altyapı alanlarının BHA (İZSU) alanı olarak ayrılması gerektiği hususları belirtilmiş olmasına karşın dava konusu planlarda IZSU görüşünde belirtilen hususların da dikkate alınmadığı; bu nedenlerle dava konusu 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, toprak koruma mevzuatına ve kamu yararına aykırı olduğu gerekçesiyle iptallerine karar verildiği,bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... günlü, E: ..., K: ... sayılı kararıyla reddedildiği, davalı idarelerce bu kararın temyiz ve yürütmesinin durdurulmasının istenildiği, Danıştay Altıncı Dairesinin 28/05/2021 günlü,E: 2021/2603 sayılı kararıyla yürütmenin reddine karar karar verildiği, esasa ilişkin henüz karar verilmediği, Anılan yargı kararı üzerine, 10/06/2020 tarihinde, alana ilişkin olarak 1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli nazım ile 1/1.000 ölçekli uygulama imar planının onaylandığı, bu imar planlarının iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin E:..., K:... sayılı kararıyla, parsellerin 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanununa göre korunması gereken mutlak tarım arazileri ve özel ürün arazilerinden oluştuğu, tarımsal nitelikli arazilerin tarımsal üretim altında tutulması, kesintisiz gıda üretimi açısından ulusal düzeyde yüksek kamu yararı değeri taşıdığı halde tarım dışı amaçla kullanımının planlanmasının uygun olmadığı,planların yapıldığı bölgede mevcutta konut talebine yetecek miktarda konut arzı sağlanmış olduğu halde dava konusu planlar ile alanda konut alanı olarak planlamada planlamanın hangi gerekçelere dayalı olarak gerçekleştirildiğinin plan açıklama raporunda açıkça belirtilmemiş olduğu,dava konusu planlama alanının korunması gereken mutlak tarım arazileri ve özel ürün arazilerinden oluştuğu halde bu alanda yaklaşık 25 ha.’lık bir yerleşim alanı planlanmasının bu tarımsal alanların bütünlüğünü zedeleyeceği, ayrıca 2017 yılında onaylanan mer’i imar planında 2030 yılına kadar öngörülmeyen bu tür bir planlama kararının, alanda yapılaşma baskısını arttıracağı ve kentin kuzey yönünde sıçramalı bir biçimde gelişmeyi tetikleyeceği, bunun da kentsel maliyetleri arttırıcı bir etki yapacağı ve tarımsal faaliyetleri oldukça olumsuz yönde etkileyeceği/baskı altına alacağı, dava konusu planlar ile Mahkemece iptal edilen 18.05.2018 onaylı 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı kararları karşılaştırıldığında, plan kararları arasında küçük farklılıklar dışında bir değişiklik olmadığı,gerek planlama alanı sınırları gerekse de planlama alanı sınırları içerisinde önerilen arazi kullanım kararların dağılımı ve büyüklüğünün aynen korunduğu; bu kapsamda da dava konusu plan kararları ile ... İdare Mahkemesi’nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı iptal kararında belirtilen gereklerin yerine getirilmediği , dava konusu Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 10/06/2020 gününde onaylanan,1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planı değişikliğinin, 1/5.000 ölçekli Nazım İmar Planının ve 1/1.000 ölçekli Uygulama İmar Planının; şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, plan tekniğine, imar ve toprak koruma mevzuatına, kamu yararına ve Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı iptal kararına aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verildiği, bu karara karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin E:... sayısına kayıtlı olup henüz karara bağlanmadığı,anılan yargı kararı üzerine de, 19/09/2022 tarihinde, alana ilişkin olarak 1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli nazım ile 1/1.000 ölçekli uygulama imar planının onaylandığı, bu planların iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin E:..., K:... sayılı kararıyla, alanda 19/09/2022 tarihli Bakan Olur'u ile yapılan 1/25000 ölçekli ve 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planları ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının incelenmesinde Nazım İmar Planı’nın Genel Hükümler başlıklı hükümleri içerisindeki “6.5. Bu plan sınırları içerisinde plan bütünlüğünü bozucu yönde noktasal sanayi, konut, ticaret, turizm tesisi, vb. kullanım kararları oluşturulamaz” hükmüne aykırı olduğu, dava konusu alanda zeytinlik ve kuru marjinal tarım arazisi olduğu belirtilen alanların konumsal olarak birbirleriyle içiçe olduğu, söz konusu alanlarda plan onama sınırı dışı bırakılan ..., ... veya ... sayılı parsellerin olduğu kesim veya ..., ... ve ... sayılı parsellerin bulunduğu kesimin zeytinlik kapsamında olduğu; diğer taraftan, ilgili kurum görüşlerinde kuru marjinal tarım arazisi tespiti yapılan eski ... sayılı parselin fiili kullanım durumunun geçmiş tarihli uydu görüntülerinde düzenli dikim yapılmış bir zeytinlik olduğu, ayrıca kurum görüşlerinin de zeytinlik alanların bölgedeki yoğunluğunu da ortaya koyduğu; yerleşme lekesi dışarısında zeytinlik vasfının korunması gerektiği alanlara komşu konumda kentsel büyüme öngörülmesinin uygun olmadığı, bölgenin zeytinlik alanlarının korunması üzerinde baskı oluşturduğu ve tarımsal bütünlüğünü bozucu olduğu ve bir kamu yatırımı yerseçimi olarak tarımsal bütünlük içinde değerlendirilmeyen ve mevcut yerleşim planları kapsamında kalan farklı alanların tercih edilmesinin mümkün olduğu hususları dikkate alındığında, dava konusu alanda kurum görüşleri temelinde alanın tarımsal niteliğinin ve bölgedeki tarımsal bütünlüğün gözardı edilmesinin planlama ilke ve esaslarına uygun olmadığı; bu açıdan ... İdare Mahkemesi’nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında alanın tarımsal niteliğine ve tarımsal bütünlüğü bozucu olma durumuna dair belirtilen gerekçelerin karşılanmamış olduğu, bir kamu yatırımı yerseçimi olarak dava konusu planlama alanı yerine tarımsal bütünlük içinde değerlendirilmeyen ve mevcut yerleşim planları kapsamında kalan farklı alanların tercih edilmesinin mümkün olduğu ve mer’i plan sınırları içerisinde kentte yaklaşık 55.000 kişi (mevcut nüfusun yaklaşık %74’ü) için henüz yapılaşmamış rezerv konut alanının planlanmış olduğu koşullar altında, dava konusu alanın kentsel gelişime konu edilmesinin de doğal kaynakların ve tarımsal faaliyetlerin sürdürülebilirliği yerine salt ucuz konut üretimini merkeze alan bir çaba içermesi nedeniyle şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırı olduğu,2017 yılında onaylanan mer’i nazım imar planında yerleşmede mevcutta konut talebine yetecek miktarda konut arzının sağlanmış olduğu; dava konusu planlama alanında kuzeyde inşai faaliyetlerin kısmen tamamlandığı, kısmen devam ettiği, mutlak tarım arazileri ve özel ürün arazilerinin bulunduğu bir alanda yaklaşık 25 ha.’lık bir yerleşim alanı planlanmasının bu tarımsal alanların bütünlüğünü zedelemenin ötesinde mer’i imar planı kararları açısından da plan bütünlüğünü olumsuz etkileyeceği; dava konusu plan kararları ile kamu yatırımı yerseçimine ilişkin olarak belirtilen gereklerin yerine getirilmediği; bu açıdan ... İdare Mahkemesi’nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında gerek planlama alanı sınırları, gerekse de planlama alanı sınırları içerisinde önerilen arazi kullanım kararlarının dağılımı ve büyüklüğünün aynen korunmaması gerektiği yönündeki gerekçelerin karşılanmamış olduğundan bahise dava konusu 19.09.2022 tarihli Bakanlık Olur’u ile yapılan 1/25.000 ölçekli ve 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planları ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı’nın şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, imar ve toprak koruma mevzuatına ve kamu yararına aykırı olduğu gerekçesiyle, anılan planların iptaline karar verildiği,bu karara karşı davalı idarelerce istinaf yoluna başvurulmuş olup, henüz karara bağlanmamıştır.<br> 23/06/2014 tarihinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesinin E:2014/10352, K:2021/11916 sayılı kararıyla, mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporuyla dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden,Ödemiş ilçesinde belirlenen "kentsel gelişme alanları" yönünden,Dava konusu Çevre Düzeni Planının Açıklama Raporu Syf. (1)'de, bu planın temel amacı " Yaşanan hızlı ve kontrolsüz kentleşmenin, parçacı ve sektörel planlamanın yarattığı sorunların ortadan kaldırılması, kentleşme ve sanayileşmenin kontrollü gelişiminin sağlanması, gelişmelerin sürdürülebilir kılınması, ekolojik dengeyi bozacak olası etkilerin engellenmesi, 2025 yılına kadar kültürel ve doğal değerlerin korunmasını sağlayacak biçimde gelişmenin yönlendirilmesidir." şeklinde açıklandığı, Açıklama Raporu Syf (11)'de, "Ödemiş: İlçe merkezinde düzenli bir nüfus artışının gelecekte de süreceği görülmektedir. Ödemiş, genel olarak kendi mahallelerinden nüfus almaktadır. Nüfus kabulü, yapılan projeksiyon sonucuna planlamada esneklik sağlayacak bir artışla yapılmıştır. Yapılan projeksiyonlarda hedef yıla kadar nüfusta azalmanın en çok ortaya çıktığı bölge Ödemiş ilçe sınırları içindeki mahallelerdir. Nüfusun azalmakta olduğu mahallelerde, Beydağ Barajı sulama projesinin etkileri sonrasında göçün azalacağı, mevcut nüfus büyüklüğünün korunacağı varsayımıyla hareket edilmiş ve bu çerçevede Ödemiş İlçesi için 2025 hedef yılında 177.000 kişilik kabul nüfusu belirlendiği, Açıklama Raporu Syf. (36)'da, "ÖDEMİŞ: Planın hedef yılı olan 2025 yılı için 177.000 kişilik nüfus büyüklüğü kabul edilen Ödemiş ilçe merkezinde var olan onaylı planların, plan dönemi içinde ortaya çıkacak gereksinimi karşıladığı, yeni kentsel gelişme alanı açılmasına gerek olmadığı düşünülerek mevcut imar planları içinde henüz yapılaşmamış alanlar ile toplu konut proje alanları kentsel gelişme alanı olarak düzenlendiği,dava konusu planın açıklama raporunda, Ödemiş'in mahallerinde nüfusun azalmakta olduğu, Ödemiş ilçe merkezindeki nüfus artışının ise, kendi mahallerinden gelen göçten kaynaklandığı, dolayısıyla mevcut nüfus büyüklüğünün korunacağının belirtilmiş olmasına karşın, dava konusu plan ile Ödemiş için yerleşik alana kıyasla oldukça büyük oranda bir gelişme alanının öngörüldüğü ,Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca, çevre düzeni planının plan notları ve raporuyla bir bütün olduğu göz önünde bulundurulduğunda, açıklama raporunda bu bölgeye yönelik ortaya konulan öngörü ile Ödemiş'e getirilen kentsel gelişme alanı arasında çelişki bulunduğu, bu çelişkinin de planı kusurlandıracak nitelikte olduğunun kabulü gerekmediği, Ödemiş ovasının tarımsal sit alanı özelliği dikkate alındığında, açıklama raporundaki projeksiyonun aksine, bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere, mevcut yerleşik alana kıyasla oldukça büyük bir kentsel gelişme alanı getirilmesinin, dava konusu planın yaşanan hızlı ve kontrolsüz kentleşmenin yarattığı sorunların ortadan kaldırılması, ekolojik dengeyi bozacak olası etkilerin engellenmesi ile 2025 yılına kadar kültürel ve doğal değerlerin korunmasını sağlayacak biçimde gelişmenin yönlendirilmesi temel amacına aykırılık teşkil ettiği ,bu itibarla, Ödemiş kentsel gelişme alanı kullanımı ile açıklama raporunda bu bölgeye yönelik öngörünün çelişkili olduğu görüldüğünden, bu haliyle, dava konusu planın bu kısmında şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uyarlık bulunmadığı gerekçeleriyle Ödemiş ilçesinde belirlenen "kentsel gelişme alanları" yönünden dava konusu çevre düzeni planının iptaline karar verilmiştir.<br> Danıştay Altıncı Dairesince mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda "...Davaya konu Çevre Düzeni Planı Değişikliği yapılmadan önce, 2014-2015 onaylı ilk planlardaki haliyle değerlendirildiğinde, İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında Ödemiş yerleşimine ilişkin olarak kentsel yerleşik alanın mevcut büyüklüğü kadar ve hatta daha fazla yeni bir gelişme alanının eklenmiş olması, daha önceki bölümde de vurgulandığı üzere oldukça büyük bir yeni gelişme alanı açılmış olduğuna işaret etmektedir. 10.10.2018 tarihindeki düzeltme ve değişiklik ile bu gelişme bir miktar azaltılmışsa da yine de mevcut yerleşik alan kadar bir büyüklüğün yeni gelişme alanı olarak öngörülmesi dikkat çekicidir. Davaya konu işlem ile bu yeni gelişme alanı daha da büyütülmüş olup, Ödemiş yerleşiminin kuzeydoğusunda planda tarım alanı olarak korunan ve tarımsal üretimin sürdürülmesi öngörülen alanların da bir kısmı kentsel gelişme alanına dönüştürülmüştür.<br> Bu bölgedeki arazinin planlı ve verimli biçimde değerlendirilmediği, doğal ve tarımsal alanların hızla elden çıkartıldığı, doğal çevrenin yapılı çevreye hızlı biçimde dönüştürülmekte olduğu anlamına gelmektedir. Bu durum plandaki koruma-kullanma dengesinin koruma aleyhine, kullanma yönünde bozulduğu; sürdürülebilir gelişme ilkesine aykırı biçimde çok fazla miktarda alanın yeni gelişme alanı olarak planlandığını göstermektedir.<br> Oysa Çevre Düzeni Planının hiçbir ilke ve stratejisinde Ödemiş ilçe yerleşiminin stratejik önemde büyümesini öngören ve bugüne kadarki büyümenin iki katının da üzerine çıkmasını gerekçelendirecek bir stratejik hedef söz konusu değildir. Ödemiş ilçe yerleşiminde, tarih boyunca yerleşimin geliştiği yerleşik alan kadar yeni bir gelişme alanının kısa vadedeki plan döneminde açılması yönündeki bir gereksinim gerçekçi değildir.<br> Dava dosyasına sunulan belgelerde görüldüğü üzere İzmir Valiliği İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından zeytinlik kullanımı olduğu belirtilen parseller plan alanı kapsamına alınmamış; anılan Müdürlük tarafından kuru marjinal tarım arazisi niteliğinde olduğu bilgisi verilen ve bu nitelik nedeniyle tarım dışı amaçla kullanılmasının uygun görüldüğü belirtilen parseller planlama alanına dahil edilmiştir. <br> Hazine ve TOKİ mülkiyetinde olan taşınmazlarda, orman alanları ile mutlak tarım ve dikili tarım parselleri kapsam dışında tutularak, Çevre Düzeni Planında öngörülen kentsel gelişme alanlarının dışında, planda tarımsal alan olarak öngörülmüş olan alanların ortasında Çevre Düzeni Planında plan değişikliği yapılarak bir konut alanı (Çevre Düzeni Planındaki kullanım tanımıyla kentsel gelişme alanı) önerilmektedir. Bu parseller mutlak tarım arazisi olmasa da, marjinal tarım özelliği olsa da, Ödemiş yerleşiminin planları bağlamında kentsel gelişme alanına dönüştürülmeleri planlama ve şehircilik ilkeleri açısından doğru değildir.<br> Plan değişikliği gerekçesinin bilimsel, nesnel ve teknik gerekçelerden yoksun olduğu görülmektedir. Elbette Çevre Düzeni Planı değişiklikleri açısından Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinde sayılan gerekçeler kapsamında “kamu yatırımları” amacıyla değişiklik anlamlı bir gerekçedir ve davaya konu işlemde bu gerekçenin varlığından söz edilebilir. Ancak toplu konut alanı geliştirilmesi için zaten mevcut yerleşik alan kadar yeni gelişme alanı öngörülmüş olan bölgenin içinden yer seçilmesi gereği de planlama yaklaşımı olarak açıkça ortadadır. Çevre Düzeni Planında bu kadar büyük bir kentsel gelişme alanı öngörülmüşken, sadece mülkiyet faktörü nedeniyle, planda gelişme öngörülen alanın dışında, gelişme alanından kopuk ve planda tarımsal üretimin desteklenmesi ve korunması öngörülen bir alanın ortasında konut gelişimi amacıyla plan değişikliği yapılması, anılan Yönetmeliğin Çevre Düzeni Planı değişikliği koşulları ve gerekçelerine de aykırılık taşımaktadır.<br> Bu bölgenin seçimi mülkiyetten kaynaklı olup, dikili tarım arazisi ve mutlak tarım arazisi olan yerler ile orman arazileri kurum görüşleri doğrultusunda planlama alanı kapsamı dışına alınmış ve plan sınırı buna göre belirlenmiştir. Ancak davaya konu işlem ile Çevre Düzeni Planında tarım alanı olarak belirlenen bölge içinde bir kısım tarımsal alanın kentsel gelişme alanı olarak belirlenmesi sonucunda bu bölgedeki tarımsal alan bütünlüğünün zedelendiği açıktır. Kentsel Gelişme Alanının çevresinde kurum görüşleri doğrultusunda plan alanı dışında tutulan tarımsal alanların çevredeki diğer tarım alanlarıyla ilişkisi kopmuş olup, plan değişikliği sonrasında buradaki tarımsal alanlar kendi içlerinde bir bütünlük gösterememektedir.<br> Üst kademe planlar alt kademe planları yönlendirmemiş; alt kademe plan kararı üst ölçekli planların Ödemiş yerleşimine ilişkin ana plan stratejisine aykırı biçimde geliştirilmiş; ardından alt ölçekli planların üst ölçekli plana uyumunu sağlamak için üst ölçekli planlarda plan değişikliği yapılmıştır. Planların kademeli birlikteliğinden anlaşılması gereken böyle bir planlama süreci olmayıp, davaya konu Çevre Düzeni Planı Değişikliği, planların kademeli birlikteliği ilkesini göz ardı etmiştir. <br> Davaya konu Çevre Düzeni Planı Değişikliğinde yerleşime ilave edilmesi önerilen yeni gelişme alanının yerleşime ilişkin mevcut planlardaki nüfus öngörü ve kabullerini nasıl etkileyeceği değerlendirmesinin yapılmamış olması önemli bir eksikliktir. Bilimsel yaklaşım ve değerlendirmelere dayalı bir nüfus öngörüsünü temel almayan, Çevre Düzeni Planının nüfus öngörüleri üzerindeki olası etkileri değerlendirmeyen davaya konu yeni gelişme alanı önerisi, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarıyla bağdaşmamaktadır." görüş ve tespitlerine yer verilmiştir.<br> Danıştay Altıncı Dairesince iş bu dosyada mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu, daha önce verilen yargı kararları ve dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; 2014 ve 2015 yıllarında onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarında uyuşmazlığa konu alanın küçük kısmının kentsel gelişme alanı olarak ayrılmakla beraber büyük kısmının tarım alanı olarak belirlendiği, anılan planlara askı tarihleri içerisinde yapılan itirazların değerlendirilmesi neticesinde, davalı idarece 10/10/2018 tarihinde yapılan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile her ne kadar alanın tamamı "tarım alanı" olarak belirlenmiş ise de, bu süreçte taşınmazlara ilişkin olarak 18/05/2018 tarihinde yine davalı idarece onaylanan alt ölçekli planlar kapsamında, alanın kuru marjinal tarım arazisi vasfında olan kısmı açısından tarım dışı kullanım izni verildiği, bununla birlikte, alanda belirlenen kentsel gelişme alanı kullanımı ile mevcutta var olan gelişme alanlarının daha da büyütüldüğü, oysa üzerinde değişiklik yapılan çevre düzeni planının ilke ve stratejileri arasında, Ödemiş ilçe yerleşiminin stratejik önemde büyümesini öngören ve var olan büyümenin üzerine çıkmasını gerekçelendirecek bir hedefin yer almadığı, kaldı ki bu gerekçeye dayalı olarak, 2014 yılında onaylanan planın, Ödemiş ilçesinde belirlenen kentsel gelişme alanına ilişkin kısmının yargı kararı ile iptaline karar verildiği, dava konusu plan onama sınırları içerisinde kalan parsellerin, tarım dışı kullanım izni verilen kuru marjinal tarım arazisi haricinde kalan kısmının 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu'na göre korunması gereken mutlak tarım arazileri ve özel ürün arazilerinden oluştuğu, çevrede zeytin ağaçlarının yer aldığı ve tarımsal faaliyetlerin sürdürülmekte olduğu, güneyinde kalan kısımda ise kısmen ağaçlık bir dokunun yer aldığı, ayrıca alanın bu arazileri çevreleyen diğer araziler ile de tarımsal bütünlük oluşturduğu; buna karşın mutlak tarım arazileri ve özel ürün arazilerinin bulunduğu bir alanda yaklaşık 25 ha.’lık bir yerleşim alanı planlanmasının tarımsal alanların bütünlüğünü zedelediği, diğer yandan tarımsal nitelikli arazilerin tarımsal üretim altında tutulmasının kesintisiz gıda üretimi açısından ulusal düzeyde yüksek kamu yararı değeri taşıdığı, bu nedenlerle dava konusu plan onama sınırları içerisinde kalan parsellerin tarım dışı amaçla kullanımının planlanmasının uygun olmadığı, İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının genel planlama yaklaşımına, koruma-kullanma dengesine ilişkin ilkelerine, yeşil kuşak stratejisine ve planlama hükümlerine aykırı olduğu, plan değişikliği ile, tarım alanı kullanımında bulunan bir bölgenin bu kullanımdan çıkarılarak kentsel gelişme alanı olarak belirlenmesinin plan ana kararlarını zedelediği, yerleşme lekesi dışarısında zeytinlik vasfının korunması gerektiği alanlara komşu konumda kentsel büyüme öngörülmesinin uygun olmadığı, bölgenin zeytinlik alanlarının korunması üzerinde baskı oluşturduğu ve tarımsal bütünlüğü bozucu olduğu ve bir kamu yatırımı yerseçimi olarak, tarımsal bütünlük içinde değerlendirilmeyen mevcut yerleşim planları kapsamında kalan farklı alanların tercih edilmesinin mümkün olduğu hususları dikkate alındığında, dava konusu edilen plan değişikliğinin koruma ilkelerine, imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Açıklanan nedenlerle, İzmir ili, Ödemiş ilçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazlara yönelik 20/05/2020 tarihinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>MADDİ OLAY :<br>19/07/2007 tarihinde onaylanan Manisa-Kütahya-İzmir Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre düzeni Planının iptali istemiyle açılan davada Danıştay Altıncı Dairesinin 26/12/2012 tarihli, E:2010/786, K:2012/8225 sayılı kararıyla planın tümünün iptaline karar verilmiştir. Söz konusu karar üzerine İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı ... tarih ve ... sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı oluru ile onaylanmıştır. ... tarih ve ... sayılı Bakanlık oluru ile onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı askı sürecindeki itirazların değerlendirilmesi sonrasında ... tarih ve ... sayılı Bakanlık oluru ile yeniden onaylanmıştır. Söz konusu plana yönelik askı süreci içerisindeki itirazların değerlendirilmesi sonrasında da İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı (... paftaları ve plan hükümleri) 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 7. maddesi uyarınca 16/11/2015 tarihinde onaylanmış, bu planda 27/01/2017 tarihinde ... Plan Paftasında, 10/04/2018 tarihinde ... Plan Paftası, ... Plan Paftası ve bazı plan hükümlerinde değişiklik yapılmış, ... Plan Paftasına ilişkin yapılan değişiklik 25/07/2018 tarihinde onaylanmış ve İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği (... Plan Paftaları, Lejant Paftası, Plan Hükümleri, Plan Açıklama Raporu, Plan Değişikliği Gerekçe Raporu ve eki) 1. No’lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 102. maddesi uyarınca 10/10/2018 tarihinde onaylanmıştır. Bu tarihten sonra çevre düzeni planında muhtelif tarihlerde değişiklikler yapılmıştır.<br>Bakılan davada ise, 20/05/2020 tarihinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin iptali istenilmektedir.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>2872 sayılı Çevre Kanununun 9. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, "Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni plânlarının yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.<br>3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde çevre düzeni planı; varsa mekansal strateji planlarının hedef ve stratejilerine uygun olarak yerleşim, gelişme alanları ve sektörlere ilişkin alt ölçekli planlarını yönlendiren genel arazi kullanım kararları çerçevesinde ilke ve kriterleri belirleyen bölge, havza veya il bütününde hazırlanan, plan hükümleri ve raporuyla bir bütün olan plan olarak tanımlanmış, 8. maddesinin 1. fıkrasında; planların tanımlaması yapılarak, planlar bölge planı, çevre düzeni planı, nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak kademelendirilmiş ve alt ölçekli planların üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkelerine, stratejilerine ve kararlarına uyumlu olması zorunluluğu getirilmiştir.<br>10/7/2018 tarihli 30474 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 102.maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde, yerleşme, yapılaşma ve arazi kullanımına yön veren, her tür ve ölçekte fiziki planlara ve uygulamalara esas teşkil eden üst ölçekli mekânsal strateji planlarını ve çevre düzeni planlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak hazırlamak, hazırlatmak, onaylamak ve uygulamanın bu stratejilere göre yürütülmesini sağlamak, (c) bendinde ise, havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları da dâhil her tür ve ölçekteki çevre düzeni planlarının ve imar planlarının yapılmasına ilişkin esasları belirlemek, havza veya bölge bazında çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak, onaylamak ve bu planların uygulanmasını ve denetlenmesini sağlamak Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.<br>Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca çıkarılan 14/06/2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4.maddesinin 1.fıkrasının (c) bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı ifade eder." kuralı yer almaktadır.<br>Yönetmeliğin "Planlama alanı" başlıklı 18.maddesinde, "Çevre düzeni planı; coğrafi, sosyal, ekonomik, idari, mekânsal ve fonksiyonel nitelikleri açısından benzerlik gösteren bölge, havza veya en az bir il düzeyinde yapılır." kuralına, "Plan ilke ve esasları" başlıklı 19. maddesinin 1.fıkrasında ise, "Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır." kuralına yer verilmiştir.<br>Anılan 19.maddenin 2.fıkrasında, "Çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında aşağıda genel başlıklar halinde belirtilen konular ile diğer konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edilir; bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılır: a) Sınırlar. b) İdari ve bölgesel yapı. c) Fiziksel ve doğal yapı. ç) Sit ve diğer koruma alanları, hassas alanlar, doğal karakteri korunacak alanlar. d) Ekonomik yapı. e) Sektörel gelişmeler ve istihdam. f) Demografik ve toplumsal yapı. g) Kentsel ve kırsal yerleşme alanları ve arazi kullanımı. ğ) Altyapı sistemleri. h) Yeşil ve açık alan kullanımları. ı) Ulaşım sistemleri. i) Afete maruz ve riskli alanlar. j) Askeri alanlar, askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri. k) Planlama alanına yönelik bölgesel ölçekli kamu projeleri ve yatırım kararları. l) Her tür ve ölçekteki plan, program ve stratejiler. m) Göller, barajlar, akarsular, taşkın alanları, yeraltı ve yüzeysel su kaynakları ve benzeri hidrolojik, hidrojeolojik alanlar. n) Çevre sorunları ve etkilenen alanlar." düzenlemesine yer verilmiştir.<br>Aynı maddenin 3.fıkrasında, "Çevre Düzeni Planlarının hazırlanması sürecinde planlama alanı sınırları kapsamındaki tüm veriler 1/25.000 ölçekli harita hassasiyetinde hazırlanır." kuralı, 4.fıkrasında, "Plan hazırlık sürecinde ihtiyaç duyulan veri, bilgi ve belgeler; ilgili veriyi hazırlamakla sorumlu kurum ve kuruluşlardan, bilimsel çalışmalardan ve uzmanlarca arazide yapılacak çalışmalardan elde edilir." kuralı, 5.fıkrasında, "Planlama sürecinde coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak güncellenebilir ve sorgulanabilir sayısal veri tabanı oluşturulur." kuralı bulunmaktadır.<br>Yönetmeliğin "Revizyon ve değişiklikler" başlıklı 20. maddesinin 1.fıkrasında, "Çevre düzeni planının ihtiyaca cevap vermediği hallerde veya planın vizyonu, amacı, hedefleri, stratejileri, ilke ve politikaları açısından plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü etkilemesi halinde çevre düzeni planı bütününde revizyon yapılır. Çevre düzeni planı revizyonu; a) Nüfusun yerleşim ihtiyaçlarının karşılanamaması, b) Planın temel strateji ve politikalarını değiştirecek bölgesel ölçekli yatırımların ortaya çıkması, c) Yeni verilere bağlı olarak, sonradan ortaya çıkabilecek ve bölgesel etkiye yol açabilecek arazi kullanım taleplerinin oluşması, ç) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerde değişiklik olması, durumunda yapılır." düzenlemesine, 2.fıkrasında da, "Çevre düzeni planı ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikte, plan değişikliği yapılabilir. Çevre düzeni planı değişikliklerinde; a) Kamu yatırımlarına, b) Çevrenin korunmasına, c) Çevre kirliliğinin önlenmesine, ç) Planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine, d) Değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine, dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu içeren teklif ve talepler; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılır." düzenlemesine yer verilmiştir.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Usul Yönünden:<br> İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir.<br> Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olan menfaat ihlali, kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilmektedir.<br>Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 08/03/1979 tarihli, E:1971/1, K:1979/1 sayılı kararında, Türk Mühendis ve Mimar Odalarının, tüzel kişiliği haiz birlikler gibi hak ve yetkilerinin bulunduğu gerekçesiyle davacı ve davalı olarak taraf ve dava ehliyetleri bulunduğuna karar verilmiş, 521 sayılı Danıştay Kanununun 69. ve 70. maddelerinde yer alan "ilgililer" ibaresinin gerçek ve tüzel kişilerden daha kapsamlı olduğu vurgulanmıştır.<br>Çevre düzeni planlarına karşı açılan davalarda ifa ettikleri meslek ve sanat açısından şehirleşme ve dolayısıyla imar faaliyetleriyle çok yakından ilgileri bulunan mimarların ve şehir plancılarının oluşturduğu oda ve şubelerin de birlikler gibi doğrudan dava açabileceği kabul edilmektedir.<br>Bu bakımdan, TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir şubesinin; çevre düzeni planlarının mevzuata, planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğu iddiasına dayalı olarak kendi kuruluş amacı doğrultusunda dava açma ehliyetine sahip olduğu açıktır.<br>Esas yönünden;<br>Dava konusu taşınmazlar açısından 2872 sayılı Çevre Kanununun 9. maddesi ve söz konusu madde ile Mekansal Planlar Yönetmeliğinde belirtilen, tanımlara, çevre düzeni planının niteliğine, planlama alanının tespitine, bilgi ve verilerin toplanmasına ilişkin esaslara, çevre düzeni planı sınırları içinde kalan alanlarda uygulanacak temel esaslara, planların hazırlanması, hazırlattırılması ve incelenmesine ilişkin idari ve teknik usullere, alt ölçekli planlarla ilişkisine ve plan hiyerarşisine, plan değişikliğine ilişkin esaslara uygunluğunun, havza ve bölge bazında korunması gereken bölgeler, hassas bölgeler, ekosistemler ile ekolojik varlıkları gösteren; imar yapılaşma ve yerleşme sonucu ortaya çıkabilecek çevre kirliliğinin önlenmesine yönelik bir plan niteliği taşıyıp taşımadığı ile ekolojik amaçlı olup olmadığının, önemli doğa alanları, ekolojik açıdan hassas olan ve uluslararası anlaşmalar ve yasal mevzuat gereğince koruma altına alınan alanlar ile gerekli koruma kullanma ilkelerinin göz önünde bulundurulup bulundurulmadığının, nüfus projeksiyonunun tespitinin ve bu tespit edilen nüfusa uygun planlama öngörülerinin yapılıp yapılmadığının, uyuşmazlığa konu taşınmazlara verilen fonksiyonların yer seçimi ile birlikte arazinin yapılaşmaya uygunluğunun, uyuşmazlığa konu alanda belirlenen fonksiyonlar açısından alanın kendi içerisinde ve çevresi ile birlikte ulaşım kademelenmesi yönünden de incelenerek belirlenen fonksiyonun ve yol kullanımlarının planlama esaslarına ve şehircilik ilkelerine uygunluğunun, dava konusu plandan sonra 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında davacının itirazları ve iddiaları doğrultusunda değişiklik yapılıp yapılmadığının, yapıldı ise yapılan değişikliklerin belirlenmesi suretiyle ilgili mevzuatta belirlenen esaslara, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına uygun olup olmadığı hususlarının iddia ve savunma ile dosyadaki bilgi ve belgeler de dikkate alınarak incelenmesi amacıyla Naip üye ... tarafından resen seçilen bilirkişiler Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ... ve Dr. Öğretim Üyesi ...'in katılımıyla yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 23/01/2023 havale tarihli bilirkişi raporu alınmıştır.<br>Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile, bilirkişi raporuna davalı idare tarafından yapılan itirazlar ve davacı beyanları birlikte değerlendirilerek uyuşmazlık konusu çevre düzeni planı değişikliği incelenmiştir. <br>23/06/2014, 30/12/2014 ve 16/11/2015 onay tarihli İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında dava konusu taşınmazların "kısmen kentsel gelişme alanı kısmen tarım alanı", 10/10/2018 onay tarihli İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında "tarım alanı" kullanımı içerdiği; dava konusu işlem ile kabul edilen 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile uyuşmazlık konusu taşınmazları kapsayan yaklaşık 25 hektarlık alanın kullanımının "kentsel gelişme alanı" olarak düzenlendiği anlaşılmıştır.<br>Bilirkişi raporunda: "Davaya konu Çevre Düzeni Planı Değişikliği yapılmadan önce, 2014- 2015 onaylı ilk planlardaki haliyle değerlendirildiğinde, İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında Ödemiş yerleşimine ilişkin olarak kentsel yerleşik alanın mevcut büyüklüğü kadar ve hatta daha fazla yeni bir gelişme alanının eklenmiş olması, daha önceki bölümde de vurgulandığı üzere oldukça büyük bir yeni gelişme alanı açılmış olduğuna işaret etmektedir. 10.10.2018 tarihindeki düzeltme ve değişiklik ile bu gelişme bir miktar azaltılmışsa da yine de mevcut yerleşik alan kadar bir büyüklüğün yeni gelişme alanı olarak öngörülmesi dikkat çekicidir. Davaya konu işlem ile bu yeni gelişme alanı daha da büyütülmüş olup, Ödemiş yerleşiminin kuzeydoğusunda planda tarım alanı olarak korunan ve tarımsal üretimin sürdürülmesi öngörülen alanların da bir kısmı kentsel gelişme alanına dönüştürülmüştür.<br>Bu bölgedeki arazinin planlı ve verimli biçimde değerlendirilmediği, doğal ve tarımsal alanların hızla elden çıkartıldığı, doğal çevrenin yapılı çevreye hızlı biçimde dönüştürülmekte olduğu anlamına gelmektedir. Bu durum plandaki koruma-kullanma dengesinin koruma aleyhine, kullanma yönünde bozulduğu; sürdürülebilir gelişme ilkesine aykırı biçimde çok fazla miktarda alanın yeni gelişme alanı olarak planlandığını göstermektedir. Oysa Çevre Düzeni Planının hiçbir ilke ve stratejisinde Ödemiş ilçe yerleşiminin stratejik önemde büyümesini öngören ve bugüne kadarki büyümenin iki katının da üzerine çıkmasını gerekçelendirecek bir stratejik hedef söz konusu değildir. Ödemiş ilçe yerleşiminde, tarih boyunca yerleşimin geliştiği yerleşik alan kadar yeni bir gelişme alanının kısa vadedeki plan döneminde açılması yönündeki bir gereksinim gerçekçi değildir.<br>Dava dosyasına sunulan belgelerde görüldüğü üzere İzmir Valiliği İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından zeytinlik kullanımı olduğu belirtilen parseller plan alanı kapsamına alınmamış; anılan Müdürlük tarafından kuru marjinal tarım arazisi niteliğinde olduğu bilgisi verilen ve bu nitelik nedeniyle tarım dışı amaçla kullanılmasının uygun görüldüğü belirtilen parseller planlama alanına dahil edilmiştir. <br>Hazine ve TOKİ mülkiyetinde olan taşınmazlarda, orman alanları ile mutlak tarım ve dikili tarım parselleri kapsam dışında tutularak, Çevre Düzeni Planında öngörülen kentsel gelişme alanlarının dışında, planda tarımsal alan olarak öngörülmüş olan alanların ortasında Çevre Düzeni Planında plan değişikliği yapılarak bir konut alanı (Çevre Düzeni Planındaki kullanım tanımıyla kentsel gelişme alanı) önerilmektedir. Bu parseller mutlak tarım arazisi olmasa da, marjinal tarım özelliği olsa da, Ödemiş yerleşiminin planları bağlamında kentsel gelişme alanına dönüştürülmeleri planlama ve şehircilik ilkeleri açısından doğru değildir.<br>Plan değişikliği gerekçesinin bilimsel, nesnel ve teknik gerekçelerden yoksun olduğu görülmektedir. Elbette Çevre Düzeni Planı değişiklikleri açısından Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinde sayılan gerekçeler kapsamında “kamu yatırımları” amacıyla değişiklik anlamlı bir gerekçedir ve davaya konu işlemde bu gerekçenin varlığından söz edilebilir. Ancak toplu konut alanı geliştirilmesi için zaten mevcut yerleşik alan kadar yeni gelişme alanı öngörülmüş olan bölgenin içinden yer seçilmesi gereği de planlama yaklaşımı olarak açıkça ortadadır. Çevre Düzeni Planında bu kadar büyük bir kentsel gelişme alanı öngörülmüşken, sadece mülkiyet faktörü nedeniyle, planda gelişme öngörülen alanın dışında, gelişme alanından kopuk ve planda tarımsal üretimin desteklenmesi ve korunması öngörülen bir alanın ortasında konut gelişimi amacıyla plan değişikliği yapılması, anılan Yönetmeliğin Çevre Düzeni Planı değişikliği koşulları ve gerekçelerine de aykırılık taşımaktadır.<br>Bu bölgenin seçimi mülkiyetten kaynaklı olup, dikili tarım arazisi ve mutlak tarım arazisi olan yerler ile orman arazileri kurum görüşleri doğrultusunda planlama alanı kapsamı dışına alınmış ve plan sınırı buna göre belirlenmiştir. Ancak davaya konu işlem ile Çevre Düzeni Planında tarım alanı olarak belirlenen bölge içinde bir kısım tarımsal alanın kentsel gelişme alanı olarak belirlenmesi sonucunda bu bölgedeki tarımsal alan bütünlüğünün zedelendiği açıktır. Kentsel Gelişme Alanının çevresinde kurum görüşleri doğrultusunda plan alanı dışında tutulan tarımsal alanların çevredeki diğer tarım alanlarıyla ilişkisi kopmuş olup, plan değişikliği sonrasında buradaki tarımsal alanlar kendi içlerinde bir bütünlük gösterememektedir.<br>Üst kademe planlar alt kademe planları yönlendirmemiş; alt kademe plan kararı üst ölçekli planların Ödemiş yerleşimine ilişkin ana plan stratejisine aykırı biçimde geliştirilmiş; ardından alt ölçekli planların üst ölçekli plana uyumunu sağlamak için üst ölçekli planlarda plan değişikliği yapılmıştır. Planların kademeli birlikteliğinden anlaşılması gereken böyle bir planlama süreci olmayıp, davaya konu Çevre Düzeni Planı Değişikliği, planların kademeli birlikteliği ilkesini göz ardı etmiştir. <br>Davaya konu Çevre Düzeni Planı Değişikliğinde yerleşime ilave edilmesi önerilen yeni gelişme alanının yerleşime ilişkin mevcut planlardaki nüfus öngörü ve kabullerini nasıl etkileyeceği değerlendirmesinin yapılmamış olması önemli bir eksikliktir. Bilimsel yaklaşım ve değerlendirmelere dayalı bir nüfus öngörüsünü temel almayan, Çevre Düzeni Planının nüfus öngörüleri üzerindeki olası etkileri değerlendirmeyen davaya konu yeni gelişme alanı önerisi, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarıyla bağdaşmamaktadır." tespitlerine yer verilmiştir.<br>Davalı idare ve davalı idare yanında müdahil tarafından, bilirkişi raporuna itiraz edilerek dava konusu işlem ile kabul edilen çevre düzeni planı değişikliğinin imar mevzuatı ve planlama ilkelerine uygun olduğu ileri sürülmüştür.<br>Dairemizce yapılan değerlendirme; Dava konusu değişikliğin, İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının hedef, ilke, strateji ve kararlarına uygun olup olmadığının değerlendirilebilmesi için anılan plan düzenlemelerinin, Plan Notları ve Plan Açıklama Raporu çerçevesinde irdelenmesi gerekmektedir. İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planına ilişkin Plan Hükümlerinde;"4.8. Kentsel Gelişme Alanları: Bu planın hedef yıla ilişkin nüfus kabulleri ile ilke ve stratejilerine göre bu planla kentsel yerleşime uygun bulunan kentsel kullanımların geliştirileceği alanlardır." tanımına yer verilmiş, "7.1. Bu çevre düzeni planı, plan açıklama raporu ve plan hükümleriyle bir bütündür. Alt ölçekli planlar yapılırken bu belgelerin bütünü göz önünde bulundurulacaktır. 7.2. Bu plandan ölçü alınarak uygulamaya geçilemez. Bu plan ile belirlenen kentsel yerleşme alanları, bu alanların tamamının yerleşime açılacağını göstermez. Bu alanların sınırları, alt ölçekli planlama çalışmalarında ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri ile doğal, yapay ve yasal eşikler doğrultusunda, bu planda ve plan hükümleri ekinde yer alan tabloda belirlenen hedef nüfus dikkate alınarak kesinleştirilir." düzenlemelerine yer verilmiştir. 4.42 sayılı maddesinde, "Tarım arazileri: toprak, topografya ve iklimsel özellikleri tarımsal üretim için uygun olup halihazırda tarımsal üretim yapılan veya yapılmaya uygun olan veya imar, ihya, ıslah edilerek tarımsal üretim yapılmaya uygun hale dönüştürülebilen arazilerdir." şeklinde tanımlanmış, 5.3.5 sayılı maddesinde, verimli tarım arazilerine baskı yapan plansız sanayileşmenin önlenmesi ve mevcut sanayilerin çevresel etkilerinin kontrol altına alınması planlama ilkeleri arasında sayılmış, 8.7.1 sayılı maddesinde, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununa tabi tarım arazilerinin, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve ilgili yönetmeliğinde tanımlanan tarım arazileri sınıflarına ayrılmamış olup tarım arazilerinin sınıflamasının, ilgili kurum ya da kuruluşlarca yapılacağı belirtilmiş, tarım arazileri ile ilgili genel kurallar getirildikten sonra, devamı maddelerde tarım arazilerinin niteliğine göre yapılaşma şartları belirtilmiştir." Çevre düzeni planı kararlarının kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar, ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan veriler değerlendirilerek oluşturulması gerekmektedir. Nüfus projeksiyonlarına göre, yerleşim alanlarının belirlenmesi ve bu doğrultuda, tarım alanları, orman alanları, meralar, jeolojik açıdan sakıncalı alanların korunması gerektiğinden bu tür alanlarda, münferit kentsel gelişme taleplerinin plan bütünlüğü göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekmektedir.<br> Stratejik mekânsal planlama, kentsel gelişimi yalnızca fiziksel gelişim kapsamında ele alan bir yaklaşım değildir. Fiziksel gelişmenin yanı sıra, kentteki sosyal, kültürel, ekonomik, yerel örgütsel gelişime ilişkin stratejileri de içerir. Çevre düzeni planları, bölgesel nitelikte genel arazi kullanım kararları getirmekte olup, stratejik bir plan olması sebebiyle fiziki kullanım kararları içermemektedir.<br>Genel ilke olarak, plan kararları ile fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın koruma, kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemek amaçlanır.Bu amaç çerçevesinde, çevre düzeni planı ölçeğinde hangi usûl ve esaslara göre planlama yapılacağı ayrıntıları ile ilgili Kanun ve Yönetmeliklerde düzenlenmiştir.<br>Bir bölgede önceki plan kararları ile belli bir amaca yönelik tanımlama yapılmış olması o bölgenin tamamının amacı, kapsamı, niteliği ve esasları ilgili mevzuatta belirlenmiş olan çevre düzeni planında aynı amaca tahsis edileceği sonucunu doğurmaz. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 20. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, kamu yatırımlarına ve değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine dair yeterli ve geçerli sebeplerin bulunması ve bu hususun gerekçelendirilebilmesi halinde, çevre düzeni planlarında değişiklik yapılması mümkündür. Dava konusu İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğine ilişkin açıklama raporunda (syf. 15); 18/05/2018 tarihinde onaylanan nazım ve uygulama imar planlarının yargı kararıyla iptal edilmesi, planlama alanında yapılması öngörülen projenin kamusal yatırım olması, Cumhurbaşkanlığı tarafından belirlenen 2019 yılı alt gelir grubuna yönelik sosyal konut projelerinin üretilmesine yönelik karar doğrultusunda planlama alanında proje geliştirilmesinin öngörülmesi, bu haliyle nitelikli ve ucuz konut alanlarının üretilmesinin amaçlanması, üst kademe planları doğrultusunda alt kademe imar planlarının yönlendirilmesi, ilçenin kuzey yönünde gelişme eğilimi göstermesi neticesinde mülkiyeti TOKİ'ye ait taşınmazların etkin ve verimli kullanılması amacıyla söz konusu alana kentsel gelişme alanı kullanım kararı getirildiği belirtilmiştir. Dosyadaki belgelerin incelenmesinden uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu alanda, İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile, planlama alanında herhangi bir doğal sit alanı ve/veya tabiat varlığına rastlanmadığı, İzmir Valiliği İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısında, TOKİ planlaması yapılmak üzere dava konusu alanın 5403 sayılı Toprak koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamı dışında olduğu, İzmir Orman Bölge Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile, planlama alanının 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman sınırları dışında kaldığı, yapılacak plan çalışmasında herhangi bir sakınca bulunmadığının belirtildiği görülmüştür. Bu durumda, dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinin ilgili kurumlardan alınan görüşlere uygun olarak çevredeki kullanımlar göz önünde bulundurularak yapılmış olduğu, dikili tarım arazisi ve mutlak tarım arazisi olan yerler ile orman arazilerinin kurum görüşleri doğrultusunda planlama alanı kapsamı dışına alındığı ve plan sınırının buna göre belirlendiği, kentsel gelişme alanlarının tamamının alt ölçekli planlarda yerleşime açılacağı anlamına gelmediği, kamu yatırımlarına ve değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine dair yeterli ve geçerli sebeplere dayalı olarak dava konusu taşınmazları kapsayan yaklaşık 25 hektarlık alanın, "kentsel gelişme alanı" olarak belirlenmesinde, çevre düzeni planının ilke, hedef ve stratejileri ile planlama esaslarına ve imar mevzuatına aykırlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. DAVANIN REDDİNE,<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı yanında müdahil tarafından yapılan ...-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı yanında müdahile verilmesine,<br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,<br>4. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından keşif ve bilirkişi giderleri için yatırılan ...-TL avansın davacıdan alınıp Hazine adına yatırılması için kararın bir örneğinin Maliye Bakanlığı BaşHukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğü'ne tebliğine,<br>5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,<br>6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 19/03/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. <br><br></font></p></body></html>
kurum