<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/12530 E. , 2023/2502 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2019/12530<br>Karar No : 2023/2502 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …<br>VEKİLİ : Av. …<br> <br>KARŞI TARAF (DAVALI) : … Valiliği / …<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Mardin ili, Midyat ilçesi, … Mahallesinde Beyazsu mevkii olarak bilinen Midyat-Nusaybin karayolu üzerindeki dinlenme tesislerinde restorant işleten davacı tarafından, Nusaybin ilçesinde 14/03/2016 tarihinde ilan edilen sokağa çıkma yasağı sürecinde, işyerini işletemediği ve buradan elde edilecek gelirden mahrum kaldığı, iş yeri kirası ve çalışan maaşları ödemek zorunda kaldığı ileri sürülerek uğranılan zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Mardin Valiliği 2 No'lu Zarar Tespit Komisyonunun … tarih ve … sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; bu durumda, restorant işleten davacı tarafından ticari faaliyet çerçevesinde mahrum kalınan kazanç ve muhtemel gelir kayıplarının 5233 sayılı Kanun'un 7. maddesi kapsamında tazmini gereken zarar kalemleri kapsamına girmediği, davacının iddia ettiği hususlarda kesin/kesinleşmiş bir zararının da bulunmadığı, ticari nitelikli bir zararının karşılanabilmesi için ancak ticarete konu taşınır/taşınmaz mal varlığının zarar görmesi veya davacının rızası dışında mal varlığına ulaşamamasının gerektiği, oysa somut olayda bu tür bir zarar bulunmadığı, bu itibarla dava konusu işlemin ticari nitelikteki zarar kapsamında değerlendirilen tazminat istemine konu edilen zarar ve gelir kayıplarının "muhtemel zarar" niteliğinde olması nedeniyle söz konusu zararların tazmini talebinin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, işyerinin Mardin ili Midyat ilçesi sınırları içerisinde olmasına karşın Nusaybin ilçe merkezine daha yakın olduğu, kendisinin de Nusaybin’de oturduğu ve işyerine buradan gidip geldiği, Nusaybin’de 5 kez sokağa çıkma yasağı ilan edildiği, malvarlığına bu süreçte ulaşamaması nedeniyle keşif yapılarak maddi zararlarının hesaplanıp ödenmesi gerektiği, delil tespiti için hukuk mahkemesinde açılan davalarda işyerinin bulunduğu Beyazsu Mevkiinde güvenlik kaygısı yaşandığından keşfe dahi gidilemediği, kendisinin çalışanların ve müşterilerin bu ortamda işyerine gelebileceğini düşünmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, zararın muhtemel olmadığı, işyerindeki birçok malzemenin bozulduğu ve çalındığı, komisyonca diğer kurumlardaki belgeler gözetilmeden, güvenliğin sağlanamadığına ilişkin yazılar irdelenmeden karar verildiği, itirazın reddine ilişkin işlemin tebligat zarfı ile tebliğ edilmediği, birden çok başvurucuya ait kararların tek tebliğ zarfı ile gönderildiği, tebligatın da usulsüz olduğu iddialarıyla temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …<br>DÜŞÜNCESİ : Davacının kazanç kaybına yönelik temyiz isteminin reddi ile kararın bu kısmının gerekçeli onanması, sabit giderlere (çalışanların maaşı ve iş yeri kirası) yönelik temyiz isteminin kabulü ile kararın bu kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> <br> MADDİ OLAY : <br> Mardin ili, Midyat ilçesi, … Mahallesinde Beyazsu mevkii olarak bilinen Midyat-Nusaybin karayolu üzerindeki dinlenme tesislerinde restorant işleten davacı tarafından, Nusaybin ilçesinde 14/03/2016 tarihinde ilan edilen sokağa çıkma yasağı sürecinde, işyerini işletemediği ve buradan elde edilecek gelirden mahrum kaldığı, iş yeri kirası ve çalışan maaşları ödemek zorunda kaldığı ileri sürülerek uğranılan zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini talebiyle 11/07/2016 tarihinde başvuru yapılmış, Mardin Valiliği 2 No'lu Zarar Tespit Komisyonunun … tarih ve … sayılı kararıyla iş yerinin bulunduğu yerin Midyat ilçe sınırlarında olduğu, iş yerinin bulunduğu mevkiin özel güvenlik bölgesi olmadığı, bahse konu yerde sokağa çıkma yasağı uygulanmadığı, olağan yaşamın devam ettiği, işyerine direk ve dolaylı bir terör saldırısı gerçekleşmediği, malvarlığına ulaşmasını engelleyen fiili bir durum olmadığı, müracaatçının zarar taleplerinin muhtemel/tahmini zarar talepleri (ciro kaybı kira, işçi maaşı, müşteri kaybı vs.) olduğu, 5233 sayılı Kanunda muhtemel tahmini zararla ilgili düzenleme bulunmadığı, Kanun kapsamına girmediği belirtilerek başvurunun reddine karar verilmiş, anılan kararın ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br> <br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> Terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddi zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemek amacıyla yürürlüğe konulan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasında, bu Kanun'un, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1., 3. ve 4. maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsadığı belirtilmiş; aynı Kanunun 7. maddesinde ise; hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar; yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri; terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararların, bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabileceği öngörülmüştür.<br>Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesinde, zarar görenin veya mirasçılarının veya yetkili temsilcilerinin başvurusu halinde bu Yönetmelik kapsamına giren bir zararın bulunup bulunmadığını tespit etme görevi olan Komisyon'un gerek görmesi halinde keşif yapabileceği, komisyon başkanının, belirlemiş olduğu keşif yeri ile gün ve saatini komisyon üyeleri ve/veya bilirkişi ile başvuru sahibine veya yetkili temsilcisine yazılı olarak bildireceği, başvuru sahibinin kendisi, veli veya vasisi veya yetkili temsilcisi ve varsa şahitlerinin keşif mahallinde hazır bulunacakları, muhtar veya o yer mahallinden iki kişinin de keşifte hazır bulunmasının temin edileceği, başvuru sahibi veya yetkili temsilcisinin keşif esnasında hazır bulunmaması halinde durumun tutanakta belirtileceği; 15. maddesinde, hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararların, yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararların sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar olduğu, 16. maddesinde, 15. maddede belirtilen zararların, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirleneceği hüküm altına alınmıştır.<br> <br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Öncelikle belirtmek gerekir ki dava konusu işlemde yukarıda belirtilen sebeplerin yanında iş yerinin bulunduğu yerin Midyat ilçe sınırlarında olduğu, iş yerinin bulunduğu mevkiin özel güvenlik bölgesi olmadığı, bahse konu yerde sokağa çıkma yasağı uygulanmadığı, olağan yaşamın devam ettiği, işyerine direk ve dolaylı bir terör saldırısı gerçekleşmediği, malvarlığına ulaşmasını engelleyen fiili bir durum olmadığı da belirtilerek talep reddedilmiş ise de dava dosyasının incelenmesinden iş yerinin bulunduğu yerin Midyat-Nusaybin karayolu üzerinde ve sokağa çıkma yasağının uygulandığı Nusaybin ilçesine yakın olduğu, sokağa çıkma yasağı döneminde Nusaybin'e giriş-çıkışlar kısıtlandığından işyerinin kullanılamadığı ve davacının işyerindeki zararın tespiti amacıyla başvurduğu adli merci tarafından güvenlik sebebiyle keşfe gidilemediği dikkate alındığında davacının anılan dönemde mal varlığına ulaşabildiğini söylemeye imkan bulunmamaktadır.<br> Bu durumda talebin reddine gerekçe gösterilen diğer sebepler yönünden dava konusu işlemin ve temyize konu kararın incelemesine geçilmelidir.<br><br>A) Temyize Konu Kararın Kazanç Kaybına Yönelik Kısmının İncelenmesi:<br>Bölge idare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.<br>Her ne kadar, İdare Mahkemesi kararında, davacının iş yerini işletilememesinden kaynaklanan kazanç kaybına ilişkin zararları yönünden, bu zararların 5233 sayılı Kanun'un 7. maddesinde sayılan ve anılan Kanun kapsamında tazmini gereken zararlardan olmadığı gerekçesinin yanı sıra anılan zararların muhtemel zarar niteliğinde olduğu gerekçesine yer verilerek davanın reddine karar verilmişse de talep edilen zararların, yalnızca 5233 sayılı Kanun'un 7. maddesinde sayılan zarar kalemleri arasında bulunmaması sebebiyle anılan Kanun kapsamında karşılanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.<br> Bu durumda, davanın reddine dair İdare Mahkemesi kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının anılan kısmında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.<br><br>B) Temyize Konu Kararın Sabit Giderlere (Çalışanların Maaşı ve İş Yeri Kirası) Yönelik Kısmının İncelenmesi:<br>5233 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, "Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararlar" Kanun kapsamında karşılanabilecek zarar kalemlerinden biri olarak sayılmıştır. Mal varlığının, bir kişinin para ile ölçülebilen hak ve borçlarının tümünü ifade ettiği dikkate alındığında, kişinin mülkiyetinde bulunanların yanı sıra zilyetliğinde bulunan taşınır veya taşınmaz eşya ile sözleşmeden ya da kanundan doğan haklarına ulaşamamasından kaynaklanan zararların da “mal varlığına ulaşamama” zararı kapsamında yer aldığı sonucuna varılmaktadır. <br>Buna göre, davacının tazminini talep ettiği çalışan maaşı ve iş yeri kirası zararının, kira sözleşmesi ile zilyetliğinde bulunan iş yerinden ve iş sözleşmesinden doğan işçilerin hizmetinden yararlanma hakkına, terörle mücadele faaliyetleri nedeniyle ulaşamamasına rağmen, bu haklarının devamını sağlamak amacıyla ilgili giderleri yapmak zorunda kalmasından kaynaklandığı anlaşıldığından bu zararların anılan Kanun'un 7. maddesinin (c) bendi kapsamında mal varlığına ulaşamamaktan kaynaklanan zarar olarak değerlendirilmesi, söz konusu maddenin "amaçsal yorum" neticesinde ortaya çıkarılan anlamına uygun düşecektir.<br>Bu durumda, Komisyon tarafından, davacı şirketin 14/03/2016 tarihinden itibaren uygulanan sokağa çıkma yasağı sürecinde işe devam edememesine rağmen katlanmak zorunda kaldığı -5233 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi kapsamında bulunan- iş yeri kirası ve çalışan maaşları zararlarına ilişkin bilgi ve belgelerin davacıdan ve ilgili kurumlardan istenerek belge ile kanıtlanan maddi zararın belirlenmesi, zararın tamamının veya bir kısmının 5233 sayılı Kanun'un 5. maddesinde belirtilen farklı bir yöntemle karşılanıp karşılanmadığının araştırılması, karşılanan bir kısım varsa bu kısmın toplam maddi zarar miktarından düşülerek kalan tutar için sulhname tasarısı düzenlenmesi gerektiği açıktır.<br>Bu itibarla, davanın reddine dair İdare Mahkemesi kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının ve dava konusu işlemlerin anılan kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Davacının kazanç kaybına yönelik temyiz isteminin REDDİNE, sabit giderlere (çalışanların maaşı ve iş yeri kirası) yönelik temyiz isteminin KABULÜNE,<br>2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının kazanç kaybına yönelik kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, sabit giderlere (çalışanların maaşı ve iş yeri kirası) yönelik kısmının BOZULMASINA,<br>3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 16/05/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. </font></p></body></html>
kira