<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2020/2306 E. , 2023/2883 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2020/2306<br>Karar No : 2023/2883 <br><br>TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- … Yatırım Geliştirme İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi <br> VEKİLİ: Av. … <br> 2- … Vergi Dairesi Başkanlığı …<br> (…Vergi Dairesi Müdürlüğü) <br> VEKİLİ : Av. …<br><br>İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı adına, kurum kazancının eksik beyan edildiğinden bahisle hakkında düzenlenen vergi inceleme raporlarına istinaden 2016 yılı için resen tarh edilen kurumlar vergisi, 2016/1-3, 7-9, 10-12 dönemleri geçici vergileri ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istenilmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporunun incelenmesinden, davacıya ait gayrimenkulün maliyet bedelinin yeniden değerleme yapmak suretiyle artırılması kısmı bakımından; enflasyon düzenlemesine tabi değerlerin elden çıkarılması halinde bunlara ilişkin enflasyon düzeltme farklarının maliyet addolunacağına ilişkin yasal düzenleme bulunduğu, davacı tarafından "arsa değerleme" açıklaması altında satışı gerçekleştirilmeden önce ilgili gayrimenkulün maliyet bedelinin artırıldığının görüldüğü, satışı gerçekleştirilmeden önce gayrimenkullerin maliyet bedelleri ile değerleneceği yönündeki Kanun hükümlerine aykırı hareket etmek suretiyle satış hasılatının maliyet bedeline ilave edilen tutar nispetinde azaltıldığı, maliyet bedeli yüksek gösterilmek suretiyle dönem kazancının eksik hesaplandığı sonucuna varıldığından artırılan tutarın 2016 yılı kurumlar vergisi matrahına ilave edilmesinde, dönem içerisinde gider hesaplarına kaydedilen geçmiş yıl kredi faiz giderleri bakımından; davacı tarafından geçmiş yıllara ait kredi faiz gidelerinin 2016 yılına ilişkin kurumlar vergisi matrahına esas safi kazancın tespitinde gider olarak kaydedilmiş olduğunun tespit edildiği, önceki hesap dönemlerine ilişkin giderlerin 2016 yılı safi kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınmasının mümkün olmadığı, söz konusu tutarların kurumlar vergisi matrahına ilave edilmesinde, kur farkının kayıt dışı bırakılması bakımından; kur farkının ticari kazancın tespitinde dikkate alınacak bir gelir unsuru olduğu, davacının 24/08/2016 tarihinde banka hesabı vasıtasıyla tahsil ettiği 2.800.000,00 ABD Doları tutarındaki tahsilatın 1.000.000,00 ABD Doları tutarındaki kısmını aynı tarihte, 500.000,00 ABD Doları tutarındaki kısmını 29/08/2016 tarihinde ve 1.300.000,00 ABD Doları tutarındaki kısmını 09/09/2016 tarihinde Türk Lirasına çevirdiği, söz konusu Türk Lirasına çevirme işlemlerinden kaynaklanan kur farklarını 646- kambiyo karları hesabına kaydetmemek suretiyle dönem kazancını eksik hesapladığı tespitli olduğundan, söz konusu tutarların kurumlar vergisi matrahına ilave edilmesinde ve davacının 8.000,00-TL üzerindeki bir kısım ödemelerini ve tahsilatları ile işyeri kira ödemelerini nakit olarak gerçekleştirdiğinin tespit edildiği, tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etme zorunluluğuna uyulmadığından mükerrer 355. madde uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı, kasa hesabında ihtiyacın üstündeki nakit paranın ortaklara veya ortaklarla ilişkili kişilere karşılıksız kullandırıldığı, kullandırılan paralar karşılığı faiz hesaplanmayarak örtülü kazanç dağıtımı yapıldığı tespiti bakımından; davacının kasada gözüken bu tutarları ortaklara veya ortakları ile ilişkili kişilere kullandırdığına ilişkin somut bir tespitin yapılamadığı, bu paraların mal veya hizmet alımında kullanılmadığı ya da bu paraların şahsi menfaat sağlamaya yönelik olarak kullandırıldığı hususu araştırılıp gerçekten şirket kaynaklarının ortaklara veya ortakları ile ilişkili kişilere karşılıksız olarak kullandırılması sonucu örtülü kazanç dağıtımında bulunulduğunun açıkça ve hukuken geçerli şekilde ortaya konulamadığı anlaşıldığından hesaplanan faiz tutarlarının kurumlar vergisi matrahına ilave edilmesinde ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na göre mahsup süresi geçtikten sonra kesinleşen geçici vergilerin terkin edileceği hükmü yer aldıığından, mahsup süresi geçen dönemler için resen salınan kurum geçici vergi asıllarında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : 2016 takvim yılına ilişkin olarak 7143 sayılı Kanun kapsamında Kurumlar Vergisi yönünden matrah artırımında bulunulduğu, kendilerine imzaya davet yazısının tebliğ edildiği ancak imzaya icap tarihinden önce incelemeye başlandığı, haklarında düzenlenen vergi inceleme raporunda kurum temsilcisinin beyanına dayanan açıklamalara yer verilmiş olup şirket hakkında inceleme yapılırken şirketin imzaya yetkili kanuni temsilcileri tarafından herhangi bir tutanağın imza altına alınmadığı, usule ve yasaya aykırı tesis edilen işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığından kararın aleyhe olan hüküm fıkralarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI :Davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu ile tespit edilen hususlara istinaden yapılan tarhiyatlarda hukuka aykırılık bulunmadığından kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. <br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. <br><br>TETKİK HÂKİMİ : …<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> Davalı idare tarafından kararın kabule ilişkin kısmı ile davacı tarafından kararın dava konusu işlemin dayanağı vergi inceleme raporunda değerlendirilen dönem içerisinde gider hesaplarına kaydedilen geçmiş yıl kredi faiz giderleri bölümü dışındaki kısımlarına ilişkin ileri sürülen iddialar kararın bu kısımlarının bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir<br>Davacının, kararın dava konusu işlemin dayanağı vergi inceleme raporunda değerlendirilen dönem içerisinde gider hesaplarına kaydedilen geçmiş yıl kredi faiz giderleri kısmına yönelik temyiz istemine gelince;<br> 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde; “vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır.Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Şu kadar ki vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesi ispatlama vasıtası olarak kullanılamaz.İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir.” hükmüne yer verilmiştir.<br>Aynı Yasanın, 30. maddesinde, re’sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde, takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tarif edilmiş, inceleme raporunda bu maddeye göre belirlenen matrah veya matrah farkının re’sen takdir olunmuş sayılacağı belirtildikten sonra 2. fıkrasının 4. bendinde defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulunmaması re’sen takdir nedeni olarak sayılmıştır.<br> 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 6. maddesinde kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde ise Gelir Vergisi Kanunu'nun ticarî kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir.<br>193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 38. maddesinde, bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olarak tanımlanmış ve ticari kazancın tespitinde, Vergi Usul Kanunu'nun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41. maddeleri hükümlerine uyulacağı belirtilmiştir.<br>Dosyanın incelenmesinden; hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi inceleme raporu ile davacının 2016 hesap dönemi içerisinde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun değerleme ile ilgili hükümlerine aykırı olacak şekilde dönem içerisinde sahibi olduğu gayrimenkulün maliyet bedelini yeniden değerleme yapmak suretiyle artırmak, geçmiş yıllara ilişkin kredi faiz giderlerini gider kaydederek kurumlar vergisi matrahının tespitinde kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate almamak, 100-Kasa hesabında ihtiyacın üzerinde bulunan ve sürekli devreden nakit miktarının firmanın ortaklarına veya ortakları ile ilişkili kişilere kullandırıldığı halde hesaplanması gereken faiz gelirinin hesaplanmaması, yabancı para cinsinden banka hesap hareketlerinin tetkiki neticesinde bir kısım döviz alım- satım işlemi sonucu elde edilen kambiyo karının kayıt dışı bırakılması suretiyle kurum kazancının eksik beyan edildiğinin tespiti üzerine davacı adına 2016 yılı için dava konusu cezalı tarhiyatların yapıldığı, 2016 yılında işyeri kira ödemeleri ile 8.000-TL yi aşan tahsilat ve ödemelerini nakit olarak gerçekleştirerek banka, benzeri finans kurumları veya posta idareleri vasıtasıyla ödeme yapılması zorunluluğuna uyulmadığından bahisle 2016 yılı için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355. madde uyarınca özel usulsüzlük cezası kesildiği anlaşılmıştır.<br>Dosyada, davacı tarafından geçmiş yıllara ait kredi faiz giderlerinin 2016 yılına ilişkin kurumlar vergisi matrahına esas safi kazancın tespitinde gider olarak kaydedilmiş olduğu, davacının 2013 yılında kredi kullandığı, faiz ve komisyon giderleri bulunduğu ve geçmiş yıllada gider kaydedilmediği hususunun ilgili raporla ortaya konulduğu, yapılan işlemin vergi kaybına neden olmamasından dolayı davacının geçmiş hesap dönemlerine ilişkin kredi faiz giderlerini 2016 hesap dönemine aktarıp giderleştirmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından aksi yöndeki Vergi Dava Dairesi kararının buna ilişkin kısmında isabet bulunmamaktadır. <br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1.Davacının temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen kabulüne, davalı idarenin temyiz isteminin reddine,<br>2.Temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, dava konusu işlemin dayanağı vergi inceleme raporunda değerlendirilen dönem içerisinde gider hesaplarına kaydedilen geçmiş yıl kredi faiz giderleri kısmının BOZULMASINA,<br>3. Anılan Vergi Dava Dairesi kararının diğer kısımlarının ONANMASINA,<br>4.Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,<br>5. 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, davacı aleyhine onanan tutar üzerinden binde 9,10 oranında ve … TL den az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,<br>4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 25/05/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.<br> <br> (X) KARŞI OY :<br>Temyiz dilekçesinde öne sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında temyize konu Dava Dairesi kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle karara katılmıyoruz.<br><br> <br></font></p></body></html>
kira