<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/2310 E. , 2024/7700 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2024/2310<br>Karar No : 2024/7700 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kaymakamlığı <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından; tahliye işlemine karşı açmış olduğu davada haksız tahliye ve yıkım nedeniyle oluştuğu idda edilen 750.000,00-TL (14/06/2023 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren ıslah dilekçesi ile başlangıçta talep edilen 750.000,00-TL maddi tazminat tutarının 106.131,00-TL daha artırılarak toplam 856.131,00-TL tazminat talep edildiği) maddi ve 75.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 775.00,00-TL zararın tazminine yıkım tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tazminine karar verilmesi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; maddi tazminat istemi yönünden yapılan incelemede; davacının tahliyesi yolunda tesis edilen işlemlerin iptali istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesi'nin davanın reddi yolundaki ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının temyiz edilmesi üzerine Danıştay Onuncu Dairesi'nin 22/11/2013 tarih ve E:2013/149 K:2013/8298 sayılı kararıyla özel hukuk hükümleri uyarınca imzalanan ve belirlenen sürede henüz sona ermemiş kira sözleşmesinin, idarenin tek yanlı beyanı ile feshedilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle bozulduğu, anılan bozma kararı üzerine ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla ilk verdiği kararda ısrar etmesi ve kararın yeniden temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/06/2016 tarih ve E:2014/2527 K:2016/2391 sayılı kararıyla mahkemenin ısrar kararının bozulmasına karar verildiği, İdari Dava Daireleri Kurulunun anılan bozma kararına uymak suretiyle işlemin iptaline yönelik ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının temyiz edilmesi üzerine Danıştay Onuncu Dairesi'nin 25/09/2017 tarih ve E:2017/583 K:2017/3735 sayılı kararı ile açıklamalı onandığı, anılan karara karşı yapılan karar düzeltme başvurusu üzerine anılan Daire kararının; "İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/06/2016 tarih ve E:2014/2527 K:2016/2391 sayılı kararının gerekçesinde kira sözleşmesinin feshine yönelik adliye mahkemelerinde açılacak dava sonucunda kira sözleşmesinin feshine karar verilmeden davacının fuzuli şagil olamayacağı, devam eden kira kontratı nedeniyle davacıdan ecrimisil talep edilemeyeceğinin belirtildiği, oysa Mahkemenin İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma kararına uyarak verdiği kararın onanmasına ilişkin Dairemiz kararında, davacının fuzuli şagil olduğu kabul edilmekle birlikte İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma kararına uyularak verilen kararda mevzuata aykırılık görülmediği belirtilerek sonucu itibariyle ecrimisil talep edilemeyeceğinin kabul edildiği, dolayısıyla kararın sonuç kısmıyla gerekçenin çeliştiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinde, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğunun hüküm altına alındığı, dolayısıyla mahkemeleri ve Danıştay Dairelerini bağlayıcı olduğu dikkate alındığında, anılan İdari Dava Daireleri Kurulu kararının değiştirilmesi sonucunu doğuran Danıştay Onuncu Dairesi'nin 25/09/2017 tarih ve E:2017/583, K:2017/3735 sayılı kararının gerekçe kısmının hukuka uygun olmadığı görülmüştür." gerekçesi ile davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile dava konusu işlemin iptaline ilişkin ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının onanmasına karar verildiği görülmüş, gelinen aşamada; Okul Aile Birliği ile davacı arasında 22/11/2009 tarihinde imzalanan kira sözleşmesinin feshine yönelik adliye mahkemelerinde açılacak dava sonucunda kira sözleşmesinin feshine karar verilmeden kira sözleşmesine dayalı kullanımdan dolayı davacının fuzuli şagil sayılmayacağı, bu nedenle özel hukuk hükümleri uyarınca imzalanan ve henüz sona ermemiş kira sözleşmesinin, idarenin tek yanlı beyanı ile feshedilmesinin mümkün olmadığının anlaşıldığı, bu sebeple 14/02/2012 tarihinde yıkılması sebebiyle oluşan zararların davalı idarece tazmin edilmesi gerektiğinin anlaşıldığı, davacı tarafından söz konusu halı saha için yapılan imalatların hesaplanması için ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyasında tespit yaptırıldığı anılan tespitte 741.700,00-TL bedel tespit edildiği, ayrıca Mahkemelerince 22/04/2022 tarihli ara kararı ile dava konusu taşınmazın yıkıldığı 14/02/2012 tarihinden sözleşmenin bittiği 22/11/2014 tarihleri arası dönem için kazanç kaybının hesaplanması için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, anılan dönem için bilirkişi tarafından, 114.431,35-TL kazanç kaybı hesaplandığının görüldüğü, bu durumda; davacının 856.131,00-TL maddi tazminatın isteminin 106.131,00-TL'lik kısmının ıslah tarihinden (14.06.2023), 750.000,00-TL'lik maddi tazminat yönünden ise dava tarihinden (07/02/2020) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiği, Manevi tazminat istemi yönünden yapılan incelemede ise; somut olayda, fuzuli şagil olarak değerlendirilemeyecek davacının fuzuli şagil olarak değerlendirilerek, idarenin tek yanlı beyanı ile sözleşmesinin feshedilmesi üzerine iş olanaklarının sonlandırılmasıyla yapılan yatırımları nedeniyle oluşan haklı beklentisi de göz ardı edilmek suretiyle davacının kişisel haklarının zedelenmesine ve üzüntüsüne neden olduğu açık olup, bu nedenle, davalı idarenin olaydaki ağır hizmet kusuru ve manevi tazminatın manevi tatmin aracı olma niteliği de gözönünde bulundurulmak suretiyle, davacının duyduğu acı ve üzüntünün kısmen de olsa giderilmesi amacıyla 75.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davacının 856.131,00-TL maddi tazminat istemi ile 75.000,00-TL manevi tazminat isteminin kabulüne, hükmedilen 856.131,00-TL maddi tazminatın 106.131,00-TL'lik kısmının ıslah tarihinden (14/06/2023), 750.000,00-TL'lik maddi tazminat ile 75.000,00-TL manevi tazminat yönünden ise dava tarihinden (07/02/2020) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; Davacının maddi ve manevi zararlarının tazminine ait davanın kabulü yolundaki davanın esasına ilişkin mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı idarenin istinaf başvurusunun reddi gerektiği, davacının hükmedilen tazminata yasal faiz başlangıç tarihi itibarıyla istinaf başvurusuna gelince, zararın gerçek miktarı olacak şekilde tazminat miktarı arttırılmak suretiyle ıslah edilen miktara da faizin iptal davasının açıldığı tarih veya duruma göre davalı idareye başvuru tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiği, bu itibarla mahkeme kararında yer alan faizin başlangıç tarihine yönelik farklı yöndeki ibarelerde, usul ve yasaya uyarlık bulunmamakta olup, davacının istinaf başvurusunun kabulü gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davalı idare istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun yasal faiz başlangıcı yönünden kabulüne, davacının 856.131,00-TL maddi ve 75.000,00-TL manevi tazminatın zararın gerçekleştiği, dolayısıyla yıkım tarihi olan 14/02/2012 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunun kendilerine tebliğ edilmediğinden itiraz da edemedikleri, davacının ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde 2009 ve 2010 yıllarında zarar etmesine arşın 2011 yılında 35.000,00 TL kar elde etmesinin mümkün oladığı, halı saha yapımı için maliyet hesabının hatalı olduğu, davacı tarafından bu hususun kesin ve somut şekilde ispat edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>TETKİK HÂKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Temyiz isteminin reddine,<br>2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, <br>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,<br>4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 23/12/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.<br><br></font></p></body></html>
kira