<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2023/5527 E.  ,  2024/6047 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>DOKUZUNCU DAİRE<br> Esas No : 2023/5527<br> Karar No : 2024/6047<br><br>TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVALI) ... Defterdarlığı-...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br> 2- (DAVACI) ... Cih. San. ve Tic. A.Ş.<br> (Eski Unvan: ... Cih. San. ve Tic. A.Ş.)<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, 2018 yılında yapılan nakdi sermaye artışı üzerinden hesaplanan faiz tutarının, 2018 yılı kurumlar vergisi matrahının tespitinde kazançtan indirilmesi gerektiği ihtirazı kaydıyla verilen 2018 yılı kurumlar vergisi beyannamesine istinaden tahakkuk ettirilen kurumlar vergisinin nakdi sermaye artışı üzerinden hesaplanan faiz tutarına isabet eden kısmının kaldırılması ve fazladan ödenen kurumlar vergisinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte iadesi istemine ilişkindir. <br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının tek ortağının Hollanda'da mukimi ... Holdings B.V olduğu, 5 Haziran 2018 tarihinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan 25.05.2018 tarihli genel kurul kararı ile şirket sermayesinin 120.000.000,00-TL artırıldığı, artırılan sermaye tutarının tamamının şirketin tek ortağı ... Holdings B.V. tarafından, her türlü muvazadan ari olarak nakden ve tamamen taahhüt edildiği, dosyada mevcut banka havale dekontlarından, artırılan tutarın 1/4'ünün artırım işleminin tescilinden önce 16.05.2018 tarihinde, geri kalan kısmının ise 14.06.2018, 05.07.2018 ve 20.07.2018 tarihlerinde ödendiğinin görüldüğü, nakdi sermaye artışı üzerinden hesaplanan faiz tutarının, 2018 yılı kurumlar vergisi matrahının tespitinde kazançtan indirilmesi gerektiği ihtirazı kaydıyla verilen 2018 yılı kurumlar vergisi beyannamesine istinaden fazladan tahakkuk ettirilen kurumlar vergisinin kaldırılması ve faiziyle birlikte iadesi istemiyle davanın açıldığı, olayda, davacı tarafından, ticaret siciline tescil edilmiş olan ödenmiş sermaye tutarındaki nakdi sermaye artışları üzerinden hesaplanan tutarın %50'sinin kurumlar vergisi matrahından indirilebileceği ileri sürülmekte ise de, davacının indirim hakkından yararlanabilmesi için, ortakların veya ortakla ilişkili kişilerin kredi kullanması veya borç alması suretiyle ortaklar tarafından gerçekleştirilecek sermaye artırımlarında ortaya çıkacak faiz transferinin önüne geçmek maksadıyla, ortaklar tarafından şirkete sağlanan nakdin kredi kullanılarak ve/veya borç alınarak temin edilmemiş olması gerektiği, her ne kadar dava dilekçesinde, ortak tarafından şirkete sağlanan paranın kredi kullanılarak ve/veya borç alınarak temin edilmediği belirtilmiş ise de, bu paranın ne şekilde temin edildiği yönünde dosyaya herhangi bir belge sunulmadığı ve idareye de bu hususa ilişkin olarak herhangi bir bildirimde bulunulmadığı görüldüğünden, ortak tarafından şirkete sağlanan nakdin ne şekilde temin edildiği hususunun ispat yükünün davacı şirkete ait olması nedeniyle, bu husustaki iddiasını ispat edemeyen davacı tarafından beyan edilen matraha istinaden idarece yapılan dava konusu tahakkukta hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:Olayda, davalı tarafından savunma dilekçesinde, ortaklara yapılan borçlanmanın ne şekilde yapıldığı, ortakların şirkete borç verirken kredi kullanıp kullanmadığı veya borç alıp almadığının önem arz ettiği, davacının elinde mevcut tüm bilgi ve belgeleri ile idareye başvuru yapıp, bu başvurunun kabul edilmemesi durumunda dava açması gerekirken doğrudan dava açmasının hukuka uygun olmadığı iddia edilmekte ise de, davacı tarafından artırılan sermayenin kaynağının şirket nakdi ve davacı şirketin de içerisinde yer aldığı grup içi nakit havuz sisteminden karşılandığının istinaf dilekçesinde belirtildiği, nakdin şirkete transferine dair banka dekontlarının da dilekçeye eklendiği, davalı idarece bu aşamada, aksine bir iddianın ileri sürülmediği ve herhangi bir delilin dosyaya ibraz edilmediğinin görüldüğü, öte yandan, Türk Vergi Sistemi esas itibarıyla beyan esasına dayanmakta olup, mükelleflerin beyanları konusunda şüpheye düştükleri bazı durumlarda beyannamelerini ihtirazi kayıtla vermeleri ve ihtirazi kaydın kabul edilmeyerek tahakkuk ettirilen vergileri dava konusu yapabilmeleri önce yargı içtihatlarıyla, daha sonra ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27.maddesinin 4.fıkrasıyla kabul edilmiştir. Dava konusu olayda ise, davacının kurumlar vergisi matrahından indirilmesi gerektiği ihtirazi kaydıyla beyan ettiği faize ilişkin sermaye artırımının, kanunda yasak olan şekilde (borç alınarak, kredi kullanılarak vb.) temin edilmediğinin tevsikine dair belgelerin beyannamenin (ihtirazi kayıtla) verilmesi sırasında ibraz edileceğine dair, kanunda veya alt düzenleyici işlemlerde herhangi bir düzenleme yer almadığından, davacının ihtirazi kayıtla beyannamesini vermesi ve ihtirazi kayda ait dilekçenin vergi dairesine sunulması üzerine, davalı idare tarafından, 213 sayılı Kanunun 148.maddesinin verdiği yetkiye dayanarak, konuyla ilgili tüm bilgi ve belgelerin davacıdan istenilerek gerekli incelemenin yapılması mümkün iken, bunun yapıldığına dair herhangi bir belgenin dosyaya eklenmediği görüldüğünden, tahakkuk işleminin, nakit olarak artırılan sermaye üzerinden hesaplanan faiz tutarına isabet eden ve işbu davaya konu edilen kısmında hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, Vergi mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kabulüne, tahakkuk işleminin, nakit olarak artırılan sermaye üzerinden hesaplanan faiz tutarına isabet eden kısmının iptaline karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: <br>DAVALININ İDDİASI: Davacının nakdi sermaye artışına ilişkin bu konudaki tüm bilgi ve belgeleri vergi idaresine vermediği, ihtirazı kayıtla verilen beyannameye istinaden davanın açıldığı, kanunu dolanmak suretiyle yapılacak indirimlerin hukuka aykırı olacağı iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir. <br><br>DAVACININ İDDİASI: 2018 yılı kurumlar vergisi beyannamesine istinaden fazladan tahakkuk ettirilen kurumlar vergisinin nakdi sermaye artışı üzerinden hesaplanan faiz tutarına isabet eden kısmının kaldırılması karar verildiği, ancak fazladan ödenen kurumlar vergisinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte iadesi talebi hakkında hüküm kurulmamasının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla kararın bu yönden bozulması istenilmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı tarafından cevap verilmemiştir, davacının cevabı yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10/1 maddesi (ı) bendi dördüncü paragrafında, bu bendin uygulanmasında sermaye şirketlerine nakit dışındaki varlık devirlerinden kaynaklananlar dâhil olmak üzere, sermaye şirketlerinin birleşme, devir ve bölünme işlemlerine taraf olmalarından veya bilançoda yer alan öz sermaye kalemlerinin sermayeye eklenmesinden kaynaklanan ya da ortaklar veya bu Kanunun 12. maddesi kapsamında ortaklarla ilişkili olan kişilerce kredi kullanılmak veya borç alınmak suretiyle gerçekleştirilen sermaye artırımları, indirim hesaplamasında dikkate alınmayacağı; aynı bendin son paragrafında, bu bentte yer alan oranı, şirketlerin aktif büyüklükleri, ortaklarının hukuki niteliği, çalışan personel sayıları ve yıllık net satış hasılatlarına göre veya sermayenin kullanıldığı yatırımdan elde edilen gelirlerin kurumun esas faaliyeti kapsamında olmayan faiz, kâr payı, kira, lisans ücreti, menkul kıymet satış geliri gibi pasif nitelikli gelirlerden oluşmasına göre ya da sermayenin kullanıldığı yatırımların teşvik belgeli olup olmadığına veyahut makine ve teçhizat veya arsa ve arazi yatırımları için sermayenin kullanıldığı alanlar itibarıyla ya da bölgeler, sektörler ve iş kolları itibarıyla ayrı ayrı sıfıra kadar indirmeye veya %100’e kadar artırmaya, halka açık sermaye şirketleri için halka açıklık oranına göre %150’ye kadar farklı uygulatmaya Bakanlar Kurulunun (olay tarihinde Cumhurbaşkanının) yetkili olduğu; 10/3.maddesinde, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûlleri belirlemeye Maliye Bakanlığının yetkili olduğu; kurallarına yer verilmiştir. 30 Haziran 2015 tarih ve 29402 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile uygulanacak indirim oranları düzenlenmiştir. Ayrıca, Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 10.6. Sermaye artırımında indirim bölümü 10.6.5. Diğer hususlar kısmında ise indirimden faydalanmak isteyen sermaye şirketlerinin, taahhüt edilen sermaye artırımı tutarının nakit olarak şirketin banka hesabına fiilen yatırıldığına ilişkin olarak bu işlemleri içeren ve ilgili banka şubesi tarafından onaylanmış banka hesap özetini kağıt ortamında veya elektronik ortamda ilgili dönem kurumlar vergisi beyannamesi verme süresi içerisinde kurumlar vergisi yönünden bağlı oldukları vergi dairelerine ibraz etmeleri gerektiği, ayrıca, Tebliğin bu bölümünde yer alan açıklamalar çerçevesinde indirimden faydalanmak isteyen sermaye şirketlerinin, nakdi olarak artırdıkları sermaye ile indirime konu edecekleri tutara ilişkin bilgileri, kurumlar vergisi beyannamesi ekinde bildirmeleri gerektiği, düzenlenmiştir. Bu itibarla, olayda, davacı tarafından kurumlar vergisi beyannamesine konulan ihtirazi kayıt dikkate alınarak, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca, Mahkemece, davacının nakdi olarak artırdığı sermaye ile indirime konu edebileceği tutara ilişkin tüm bilgi ve bilgeler ile yürüttüğü faaliyetinin niteliğine ilişkin bilgi ve belgeler ile 2018 yılı kurumlar vergisi beyannamesinin gelir tablosu kısmında yer alan faaliyet gelirleri ve diğer faaliyetlerden olağan gelirlerinin niteliğine ilişkin bilgi ve belgelerin davacıdan celbi ile işin esası incelenerek ve uygulanacak indirim oranlarına ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı da gözetilerek, davacının 2018 yılında yapıldığını belirttiği nakdi sermaye artışı üzerinden 2018 yıllı için hesaplanan faiz tutarının, 2018 yılı kurumlar vergisi matrahının tespitinde kazançtan indirilmesine dair yasal şartlarının oluşup oluşmadığının ortaya konulması suretiyle dava konusu işlemin hukuki denetimi yapılarak, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemin ihtirazı kayıtla verilen beyannameye istinaden idarece beyanın doğruluğu esas alınarak tesis edildiği, beyanın doğru olmadığına dair bir iddiada bulunmadığı hususları gözetilmeksizin yazılı gerekçeyle, kurumlar vergisinin kaldırılması ve faiziyle birlikte iadesi istemleri ile açılan davanın kabulüne hükmedilmesinde ve davacının 2018 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde mahsup edilecek vergiler toplamı hesaplanan kurumlar vergisine eşit olduğundan ödenecek kurumlar vergisinin bulunmadığı gözetildiğinde, davacının dönem kazancının tespitinde nakdi sermaye artışı üzerinden hesaplanan faiz tutarının kazançtan indirilmesi halinde beyanname üzerinde kurumlar vergisi iadesinin oluşacağı açık olup iadesi gereken vergi tutarının ise öncelikle vergi borçlarına mahsup edileceği, mahsup edilemeyen tutarın süresinde yazılı olarak talep edilmesi halinde red ve iade edilebileceği, iadesi gereken vergilerin iadesinin ise 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 112/5.maddesinde ilgili mevzuatı gereğince mükellef tarafından tamamlanması gereken bilgi ve belgelerin tamamlanmasına bağlanması karşısında, vergi iade müessesesi kuralları içinde anılan verginin iade edilebileceği ve vergi iadesine ilişkin idarece tesis edilmiş olumsuz bir idari işlem de bulunmadığı hususları gözetilerek kurumlar vergisinin kaldırılması ve faizi ile iadesi talepleriyle açılan davada, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 24.maddesi uyarınca her bir talep yönünden bir karar verilmesi gerekirken, birden fazla taleple açılan davada taleplerin her biri hakkında ayrı ayrı hüküm kurmak yerine davacının verginin faizi ile iadesi iradesini de içeren talep sonucu yönünden "davanın kabulüne" hükmedilmesinde ve kabule göre de gerekçe kurularak hüküm sonucunda faiz oranı ve iade verginin nevinin gösterilmemiş olmasında hukuka uyarlık bulunmadığından, tarafların temyiz isteminin kabulüyle temyiz edilen kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir. <br><br> TÜRK MİLLETİ ADINA <br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>MADDİ OLAY: Davacı tarafından, 2018 yılında yapılan nakdi sermaye artışı üzerinden hesaplanan faiz tutarının, 2018 yılı kurumlar vergisi matrahının tespitinde kazançtan indirilmesi gerektiği ihtirazı kaydıyla verilen 2018 yılı kurumlar vergisi beyannamesine istinaden tahakkuk ettirilen kurumlar vergisinin nakdi sermaye artışı üzerinden hesaplanan faiz tutarına isabet eden kısmının kaldırılması ve fazladan ödenen kurumlar vergisinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte iadesi istenilmektedir. <br><br>İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının, 2018 yılı kurumlar vergisi beyannamesine istinaden tahakkuk ettirilen kurumlar vergisinin nakdi sermaye artışı üzerinden hesaplanan faiz tutarına isabet eden kısmının kaldırılmasına ilişkin kısmına yönelik davalı tarafından ileri sürülen iddialar, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının, fazladan tahakkuk ettirilen kurumlar vergisinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte iadesi talebine ilişkin olarak davacının temyiz istemine gelince;<br>Olayda, davacı tarafından dava dilekçesinde 2018 yılı kurumlar vergisi beyannamesine istinaden tahakkuk ettirilen kurumlar vergisinin nakdi sermaye artışı üzerinden hesaplanan faiz tutarına isabet eden kısmının kaldırılması ve fazladan ödenen kurumlar vergisinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte iadesinin talep edildiği görülmesine rağmen, temyize konu kararda sadece kurumlar vergisinin kaldırılması yönünden hüküm kurulduğu, söz konusu kurumlar vergisinin faiziyle birlikte iadesi yönünden değerlendirme yapılmadığı ve gerekçe oluşturularak hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, dönem kazancının tespitinde nakdi sermaye artışı üzerinden hesaplanan faiz tutarının kazançtan indirilmesi halinde davacıya iadesi gereken kurumlar vergisinin bulunup bulunmadığı değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bu istem yönünden de gerekçeli hüküm kurulması gerektiğinden, kararın bu kısmının eksik hüküm nedeniyle bozulması gerekmektedir. <br><br>KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne, davalının temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, kurumlar vergisinin nakdi sermaye artışı üzerinden hesaplanan faiz tutarına isabet eden kısmının ONANMASINA, kurumlar vergisinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte iadesine ilişkin kısmının hüküm kurulmak üzere BOZULMASINA, <br> 3. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 06/11/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. <br><br></font></p></body></html>

kira