<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2023/3787 E. , 2024/6055 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>DOKUZUNCU DAİRE<br> Esas No : 2023/3787<br> Karar No : 2024/6055<br> <br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı-...<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Yatırım ve İşletme A.Ş.<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Davacı tarafından, 2015-2016 yıllarında yapılan nakdi sermaye artışı üzerinden 2015 ila 2019 yılları için hesaplanan faiz tutarının, 2019 yılı kurumlar vergisi matrahının tespitinde kazançtan indirilmesi gerektiği ihtirazı kaydıyla verilen 2019 yılı kurumlar vergisi beyannamesine istinaden tahakkuk ettirilen kurumlar vergisinin nakdi sermaye artışı üzerinden hesaplanan faiz tutarına isabet eden kısmının kaldırılması ve fazladan ödenen kurumlar vergisinin yasal faiziyle birlikte iadesi istemine ilişkindir. <br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayda, davacı tarafından yapılan sermaye artışının davalı idarece, "Ortaklarca veya Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 12. maddesi kapsamında ortaklarla ilişkili olan kişilerce kredi kullanılmak veya borç alınmak suretiyle gerçekleştirildiği" ve "elde ettiği gelirlerin pasif nitelikte olduğu" iddia edilerek reddedilmesi ihtimaline karşı ihtirazi kayıtla verdiği beyanname üzerine tarh edilen verginin iptali istemiyle dava açılmış olup, davalı idarece, davacının ihtirazi kayıtlı beyannamesi üzerine bir cevap verilmediği ve savunma dilekçesinde artışın ne şekilde gerçekleştirildiğine ilişkin yeterli belgeyi vergi dairesi müdürlüğüne sunmadığı belirtilmekle birlikte, hangi belgelerin sunulmadığı ve hangi şartların sağlanmadığının açıklığa kavuşturulmaması üzerine, Mahkemelerince davalı idareden, dava konusu işlemin tesis edilme nedeni, yani davacının Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10/1-ı maddesinden yararlandırılmama gerekçesinin sorulmasına dair ara karar verildiği, davalı idarece söz konusu ara karar üzerine sunulan bilgi ve belgelerden, davacının talebinin hangi şartları sağlamadığının ve hangi belgelerin sunulmadığının belirtilmediğinin görüldüğü, buna göre, davalı idarece, Kanunda ve tebliğde yer alan şartların, davacı tarafından sağlanıp sağlanmadığının ve davacının indirim hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağının her yönüyle incelenerek kapsamlı bir şekilde ortaya konulması suretiyle tespiti gerekirken, bu tespit ile inceleme yapılmadan davacının isteminin reddedildiği, bir başka deyişle, davacının Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10/1-(ı) maddesinde düzenlenen sermaye artırımında indirim hükümlerinden yararlanma hakkının olmadığının ispatlanamadığı görüldüğünden, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, hukuka aykırı olarak tahsil edildiği anlaşılan dava konusu verginin tahsil edildiği tarihten düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faizi ile birlikte iadesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptaline, tahsil edilen verginin tahsil tarihinden düzeltme fişinin tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için tecil faizi oranında hesaplanacak faiziyle birlikte davacıya iadesine karar vermiştir. <br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi Kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Savunma dilekçesinde belertilen nedenler ve sunulan bilgi ve belgeler uyarınca dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.<br> <br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10/1 maddesi (ı) bendi dördüncü paragrafında, bu bendin uygulanmasında sermaye şirketlerine nakit dışındaki varlık devirlerinden kaynaklananlar dâhil olmak üzere, sermaye şirketlerinin birleşme, devir ve bölünme işlemlerine taraf olmalarından veya bilançoda yer alan öz sermaye kalemlerinin sermayeye eklenmesinden kaynaklanan ya da ortaklar veya bu Kanunun 12. maddesi kapsamında ortaklarla ilişkili olan kişilerce kredi kullanılmak veya borç alınmak suretiyle gerçekleştirilen sermaye artırımları, indirim hesaplamasında dikkate alınmayacağı; aynı bendin son paragrafında, bu bentte yer alan oranı, şirketlerin aktif büyüklükleri, ortaklarının hukuki niteliği, çalışan personel sayıları ve yıllık net satış hasılatlarına göre veya sermayenin kullanıldığı yatırımdan elde edilen gelirlerin kurumun esas faaliyeti kapsamında olmayan faiz, kâr payı, kira, lisans ücreti, menkul kıymet satış geliri gibi pasif nitelikli gelirlerden oluşmasına göre ya da sermayenin kullanıldığı yatırımların teşvik belgeli olup olmadığına veyahut makine ve teçhizat veya arsa ve arazi yatırımları için sermayenin kullanıldığı alanlar itibarıyla ya da bölgeler, sektörler ve iş kolları itibarıyla ayrı ayrı sıfıra kadar indirmeye veya %100’e kadar artırmaya, halka açık sermaye şirketleri için halka açıklık oranına göre %150’ye kadar farklı uygulatmaya Cumhurbaşkanının(olay tarihi itibarıyla Bakanlar Kurulunun) yetkili olduğu; 10/3.maddesinde, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûlleri belirlemeye Maliye Bakanlığının yetkili olduğu; kurallarına, 30 Haziran 2015 tarih ve 29402 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile uygulanacak indirim oranlarının belirlendiği, aynı Kararın 1/3-(a) maddesinde, 5520 sayılı Kanunun 10.maddesinin 1-(ı) bendi uyarınca uygulanacak indirim oranı; gelirlerinin %25 veya fazlası şirket faaliyeti ile orantılı sermaye, organizasyon ve personel istihdamı suretiyle yürütülen ticari zırai veya serbest meslek faaliyeti dışındaki faiz, kar payı, kira lisans ücreti, menkul kıymet satış geliri gibi pasif nitelikli gelirlerden oluşan sermaye şirketleri için %0, olarak uygulanacağı kuralına yer verilmiştir. Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 10.6. Sermaye artırımında indirim bölümü 10.6.5. Diğer hususlar kısmında ise indirimden faydalanmak isteyen sermaye şirketlerinin, taahhüt edilen sermaye artırımı tutarının nakit olarak şirketin banka hesabına fiilen yatırıldığına ilişkin olarak bu işlemleri içeren ve ilgili banka şubesi tarafından onaylanmış banka hesap özetini kağıt ortamında veya elektronik ortamda ilgili dönem kurumlar vergisi beyannamesi verme süresi içerisinde kurumlar vergisi yönünden bağlı oldukları vergi dairelerine ibraz etmeleri gerektiği, ayrıca, Tebliğin bu bölümünde yer alan açıklamalar çerçevesinde indirimden faydalanmak isteyen sermaye şirketlerinin, nakdi olarak artırdıkları sermaye ile indirime konu edecekleri tutara ilişkin bilgileri, kurumlar vergisi beyannamesi ekinde bildirmeleri gerektiği, düzenlenmiştir. Bu itibarla, olayda, davacının ara karara cevabında nakdi olarak artırdığı sermayeye ilişkin belgelerin beyanname ekinde Vergi Dairesi Müdürlüğüne verilmediğinin belirtilmesi nedeniyle davacı tarafından kurumlar vergisi beyannamesine konulan ihtirazi kayıt dikkate alınarak, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca, Mahkemece, davacının nakdi olarak artırdığı sermaye ile indirime konu edebileceği tutara ilişkin tüm bilgi ve bilgeler ile yürüttüğü faaliyetinin niteliğine ilişkin bilgi ve belgeler ile 2019 yılı kurumlar vergisi beyannamesinin gelir tablosu kısmında yer alan faaliyet gelirleri ve diğer faaliyetlerden olağan gelirlerinin niteliğine ilişkin bilgi ve belgelerin davacıdan celbi ile işin esası incelenerek ve uygulanacak indirim oranlarına ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı da gözetilerek, davacının 2015-2018 yıllarında yapıldığını belirttiği nakdi sermaye artışı üzerinden 2015 ila 2019 yılları için hesaplanan faiz tutarının, kazancın oluştuğu 2019 yılı kurumlar vergisi matrahının tespitinde kazançtan indirilmesine dair yasal şartlarının oluşup oluşmadığının ortaya konulması suretiyle dava konusu işlemin hukuki denetimi yapılarak, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemin ihtirazı kayıtla verilen beyannameye istinaden idarece beyanın doğruluğu esas alınarak tesis edildiği, beyanın doğru olmadığına dair bir iddiada bulunmadığı ve davacı tarafından da sermaye artışına ilişkin belgelerin vergi dairesine verilmediğinin ileri sürülmüş olduğu hususları gözetilmeyerek "kanunda ve tebliğde yer alan şartların, davacı tarafından sağlanıp sağlanmadığının ve davacının indirim hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağının her yönüyle incelenerek kapsamlı bir şekilde ortaya konulması suretiyle tespiti gerekirken, bu tespit ile inceleme yapılmadan davacının isteminin reddedildiği" gerekçesiyle verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunu reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, davacının 2019 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde mahsup edilecek vergiler toplamı hesaplanan kurumlar vergisinden fazla olduğundan ödenecek kurumlar vergisinin bulunmadığı gözetildiğinde, davacının dönem kazancının tespitinde nakdi sermaye artışı üzerinden hesaplanan faiz tutarının kazançtan indirilmesi halinde beyanname üzerinde kurumlar vergisi iadesinin oluşacağı açık olup iadesi gereken vergi tutarının ise öncelikle vergi borçlarına mahsup edileceği, mahsup edilemeyen tutarın süresinde yazılı olarak talep edilmesi halinde red ve iade edilebileceği, iadesi gereken vergilerin iadesinin ise 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 112/5.maddesinde ilgili mevzuatı gereğince mükellef tarafından tamamlanması gereken bilgi ve belgelerin tamamlanmasına bağlanması karşısında, vergi iade müessesesi kuralları içinde anılan verginin iade edilebileceği ve vergi iadesine ilişkin idarece tesis edilmiş olumsuz bir işlem bulunmadığı hususları gözetilmeksizin, verginin faizi ile iadesine karar verilmesi yönüyle de Vergi Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığı anlaşılmıştır. Dolayısı ile davalının temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. <br><br> TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br>İleri sürülen iddialar temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddine ve kararın onanmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 06/11/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.<br><br></font></p></body></html>
kira