<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2020/5360 E. , 2024/10699 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2020/5360<br>Karar No : 2024/10699<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...<br> 2- ... <br>VEKİLLERİ : Av....- Av. ...<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği / ...<br>VEKİLLERİ : Av. ...<br><br>İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacılar tarafından, maliki oldukları ve 667 sayılı KHK ile kapatılan şirkete kiraya verdikleri Bursa ili, Nilüfer ilçesi, ...Mahallesi, ... Caddesi No:... adresinde bulunan taşınmazlarına 2016 yılının Ağustos ayından 18/08/2018 tarihine kadar el konulması nedeniyle kira gelirinden yoksun olmaları ve binanın korunmasında gerekli özenin gösterilmemesi nedeniyle uğradıklarını ileri sürdükleri 850.200,00-TL maddi ve 100.000,00-TL manevi zararlarının, taşınmaza verilen hasarın tazmini kapsamında hükmedilecek tazminata 18/08/2017 tarihinden, mahrum kalınan kira gelirleri bakımından her ay muaccel oldukları tarihten itibaren, manevi tazminat bakımından dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. <br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararında; davacıların kira gelir kaybı incelendiğinde; dava dosyasına sunulan banka dekontları ve gelir vergisi beyannamelerinden, davacıların taşınmazdan Ocak-2016 ile Temmuz-2016 döneminde aylık ortalama 38.000,00-TL kira geliri elde ettikleri, bu tutarın kiracı tarafından fiilen davacıya ödenen tutar olduğundan hesaplamalarda bu tutarın dikkate alınması gerektiği, diğer yandan taşınmazın 01/09/2016 tarihinde mühürlendiği ve 18/08/2017 tarihinde davacılara teslim edildiği göz önüne alındığında iki tarih arasındaki 11 ay 17 günlük süre için aylık kira bedeli olan 38.000,00-TL göz önüne alınarak yapılan hesaplama sonucunda davacıların toplam kira kaybının 439.533,33-TL olduğu, davacıların taşınmazda meydana gelen hasara ilişkin tazminat talepleri incelendiğinde; ...Sulh Hukuk Mahkemesi'nin... D.İş nolu dosyasında yapılan bilirkişi incelemesinde taşınmazda, mevcut hasarların tamir ve tadilatları için gerekli işçilik, malzeme ve sair maliyetlerinin toplam bedelinin 212.000,00-TL olacağı, yapılacak tadilat işlemlerinin tamir ve yapım süresinin 90 günlük sürede yapılabileceği tespitine yer verildiği, her ne kadar davacılar, taşınmazda meydana gelen zararın idarenin muhafaza görevini yerine getirmemesinden kaynaklandığını ileri sürseler de, taşınmazın kira sözleşmesi kapsamında okul olarak kullanıldığı, kullanıma bağlı olarak tamir ve tadilat gereksiniminin ortaya çıkabileceği, dolayısı ile idarenin taşınmazda meydana gelen hasardan sorumlu tutulmasının hakkaniyete uygun olmayacağı, kaldı ki bilirkişi raporunda giderlerin temizlenmesi, olukların ve çatı mebranları ve şıngılların tamir ve tadilatının da yer aldığı, ancak bu hasarların idareye atfedilmesi olanaksız olduğu, davacıların manevi tazminat talebi incelendiğinde; davacıların taşınmazı Kanun Hükmünde Kararname hükmü gereği mühürlenmiş ve makul bir inceleme süreci sonucunda davacılara teslim edildiğinden manevi tazminat şartlarının da oluşmadığı anlaşılmaktadır. <br>Belirtilen gerekçelerle, maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile, davacıların taşınmazının Kanun Hükmünde Kararname kapsamında mühürlenmesinin idarenin kusursuz sorumluluğuna neden olduğu değerlendirildiğinden, 439.533,33-TL maddi tazminatın 100.000,00 TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 02/08/2018 tarihinden, 339.533,33 TL'lik kısmının ise ıslah tarihi olan 02/09/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin 410.666,67-TL maddi tazminat ve manevi tazminat istemleri yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. <br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; <br>I-İlk Derece Mahkemesince verilen kararın, "fazlaya ilişkin 410.666,67-TL maddi tazminat talebi ile 100.000,00-TL manevi tazminat talebinin reddine" ilişkin kısmına davacılar tarafından istinaf başvurusu yönünden;<br>Dava dosyasının incelenmesinden, dayandığı gerekçeler karşısında, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının" fazlaya ilişkin 410.666,67-TL maddi tazminat talebi ile 100.000,00-TL manevi tazminat talebinin reddine" ilişkin kısmının hukuka ve usule uygun olduğu anlaşıldığından ve dilekçede ileri sürülen iddialar söz konusu kararın bu kısmının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca bu kısım yönüyle davacıların istinaf başvurusunun reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br>II-İlk Derece Mahkemesince verilen kararın, "439.533,33 TL tazminatın 100.000,00 TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 02/08/2018 tarihinden, 339.533,33 TL'lik kısmının ise ıslah tarihi olan 02/09/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine" ilişkin kısmına davalı idare tarafından istinaf başvurusu yönünden;<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dava Açma Süresi" başlıklı 7. maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; “Üst Makamlara Başvurma” başlıklı 11. maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı; "İptal ve tam yargı davaları" başlıklı 12. maddesinde de, ilgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilecekleri, bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklı olduğu; 15. maddesinin 1/b bendinde ise, bu süreler içerisinde açılmayan davaların süre aşımı nedeniyle reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır.<br><br>Öncelikle, açılan davanın süresinde açılıp açılmadığının hukuki değerlendirilmesinin yapılması gerekmektedir.<br>Davacılar tarafından açılan tam yargı davasının, hem işlemden (mühürleme işlemi) hem de eylemden (binanı korunmasında gerekli özenin gösterilmemesi) kaynaklı olduğu anlaşılmaktadır. <br>İlk Derece Mahkemesince hükmedilen 439.533,33-TL tazminat, mühürleme işlemiyle oluşan kira gelir kaybından, dolayısıyla bir idari işlemden kaynaklandığı ileri sürülen maddi zarardan oluşmaktadır.<br> 667 sayılı KHK kapsamında ilk mühürleme işleminin 01/09/2016 tarihinde tesis edildiği, 18/08/2017 tarihinde mühürleme işleminin kaldırılarak taşınmazın (binanın) davacılara teslim edildiği, davacılar tarafından 21/08/2017 tarihinde Sulh Hukuk Mahkemesinde binada oluşan zararların tespiti için dava açıldığı, 12/10/2017 tarihinde raporun tebliği üzerine 02/08/2018 tarihinde davalı idareye başvuru yapıldığı, başvurunun zımnen reddi üzerine 26/11/2018 tarihinde bakılan bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br>Bu durumda, 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca idari işlem dolayısıyla uğranıldığı ileri sürülen tam yargı davasının (mühürleme işlemi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen kira bedelleri) en geç mühürleme işleminin kaldırıldığı 18/08/2017 tarihinden itibaren dava açma süresi olan 60 gün içerisinde en geç 17/10/2017 tarihine kadar açılması veya bu süre içinde idareye 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında yapılacak başvurunun reddi üzerine davanın açılması gerekirken, 60 günlük dava açma süresi geçirildikten sonra 02/08/2018 tarihinde idareye yapılan başvurunun reddi üzerine açılan davada, mühürleme işleminden kaynaklı kira bedeli yönüyle dava süresinde açılmadığından, bu kısım yönünden davanın süre aşımı yönüyle reddi gerekmektedir.<br>Belirtilen gerekçelerle, davacıların istinaf başvurusunun reddine, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının "439.533,33-TL tazminatın 100.000,00-TL'lik kısmının idareye başvuru tarihi olan 02/08/2018 tarihinden, 339.533,33-TL'lik kısmının ise ıslah tarihi olan 02/09/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine" ilişkin kısmının kaldırılmasına, bu kısım yönünden davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Tazminat taleplerinin, idarenin işlemlerinden kaynaklanan zararın tazminine yönelik olmayıp idarenin eylemlerinden (taşınmaza fiilen el konulmasından) kaynaklanan zararların tazminine yönelik olduğu, bu nedenle 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi kapsamında değil, 13.maddesi kapsamında iş bu davanın açıldığı, bu nedenle süre aşımı nedeniyle davanın reddine karar verilemeyeceği, hukuka aykırı işlem nedeniyle madde ve manevi zararlarının tazmin edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. <br> <br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: <br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle değiştirilen "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde, "Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir." hükmüne yer verilmiş, devamında Bölge İdare Mahkemelerinin temyiz edilebilecek nihai kararları sayma suretiyle belirtilmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. <br> Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Davanın kısmen kabul-kısmen reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan davacıların istinaf başvurularının reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kısmen süre aşımı yönünden reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,<br>2. Temyiz aşamasındaki yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,<br> 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 25/06/2024 tarihinde oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.<br> <br><br><br></font></p></body></html>
kira