<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2020/987 E. , 2023/5022 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2020/987<br>Karar No:2023/5022<br><br>TEMYİZ EDENLER : 1. (DAVACILAR): I- ...<br> II- ... Yayıncılık A.Ş.<br>VEKİLİ : Av. ...<br> 2. (DAVALI): ... Kurulu <br>VEKİLİ : Av. Mustafa EREN<br><br>İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: Davacılar tarafından, ... Yayıncılık A.Ş.'nin (...) Ankara, İstanbul, İzmir ve Denizli illerinde izinsiz yayın yaptığından bahisle radyo yayınlarının yazının tebliğ tarihi itibarıyla durdurulmasına ve üç gün içerisinde Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'na (Üst Kurul) bilgi verilmesine aksi takdirde yayın kuruluşu hakkında 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun’un 34. maddesi uyarınca yasal işlem başlatılacağına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlem ile bu işlemin dayanağı olan ... tarih ve ...sayılı Üst Kurul kararının iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına ilişkin olarak yapılan bireysel başvurunun kabulüne ilişkin 14/10/2015 tarih ve Başvuru no:2013/1429 sayılı Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca yargılamanın yenilenmesi ve dava konusu işlemlerin iptali istemiyle açılan davada, aynı Mahkemenin 29/04/2016 tarih ve E:2015/3442, K:2016/1212 sayılı kararıyla yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulüne dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi üzerine bu işlemler nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen şimdilik 10.000,00-TL maddi, 1.000.000,00-TL manevi (500.000,00-TL ... için, 500.000,00-TL ... için) tazminatın 11/11/2008 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden dava dosyası üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, 28/06/2018 tarihinde Mahkeme kaydına giren bilirkişi raporunda özetle, yayını durdurulan Ankara, İstanbul, İzmir ve Denizli illerine ait yıllara göre sağlanan gelir ve gidere ait bir delil sunulamadığı, bu nedenle davacıların yayın durdurma sebebiyle uğranılan net zararı somut belgelerle ortaya koyamadığı, Üst Kurul ve Kadıköy Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden sağlanan verilere göre şirketin 2004-2005-2006-2007-2008-2009-2010 yıllarında zarar ettiği, yani sağladığı gelirden çok harcama yaptığı, yayın sürerken 2008 yılında toplam 151.817,48-TL brüt hasılat sağlamışken, yayının durdurulduğu 2009 yılında sağlanan brüt hasılatın artarak 178.817,48-TL'ye çıktığı, 2010 yılında ise hasılatın 125.272,71-TL'ye düştüğü, bu tablodan yayının durdurulmasına rağmen diğer illerden hasılat sağlanmaya devam edildiğinin anlaşıldığı, davacı şirketin vergi dairesine ve Üst Kurul'a sunduğu beyannamelere göre sağladığı reklam gelirinden daha fazla harcama yaparak zarar ettiği, Türkiye'nin dört büyük ilinde yayın durdurulması sebebiyle sağlanan kardan zarar edilmediği ancak yıllardır var olan zararın daha da artmış olmasının doğal olduğu, davacı şirketin artan zararının ne kadar olduğunu net tespit edebilecek veri olmadığı, davacı tarafından Yeminli Mali Müşavire hazırlatılan özel raporun sektörde faaliyette bulunan en fazla iletişim geliri olan 10 radyonun gelirlerinin kriter olduğu, davacı şirkete ait radyonun ilk 10 radyo içinde olduğuna dair delil olmadığı, söz konusu gelirlerin net gelir olduğuna dair sunulan delil olmadığına ilişkin kanaat ve sonuç belirtildiği, <br>Bilirkişi raporunun içerdiği teknik gerekçe itibarıyla Mahkemece hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olduğu görüldüğünden bilirkişi raporuna yönelik davacıların ve davalı idarenin itirazlarına itibar edilmediği; <br> Uyuşmazlıkta, davacıların talebi üzerine Yeminli Mali Müşavir H.T. tarafından 19/01/2016 tarihinde hazırlanan davacı şirketin 2004 ila 2015 yılları arasında yoksun kaldığı ticari iletişim gelirinin tahmini raporunda, ...'ın Üst Kurul'a beyan edilen 2005-2014 tarihleri arasında toplam 842.650,24-TL ticari iletişim geliri bulunduğu, 2004-2013 yılları arasında en fazla ticari iletişim geliri olan 10 radyo tarafından beyan edilen ticari iletişim gelirleri toplamının 464.926.320-TL olduğu, tüm radyo yayıncı kuruluşların Üst Kurul'a beyan ettiği ticari iletişim gelirleri toplamının ise 870.304.150-TL olduğu, 2014 yılında ise 34 radyo hizmet sağlayıcı tarafından beyan edilen ticari iletişim gelirlerinin %7 büyüme gösterdiği, bu tespitten hareketle ilk 10 radyonun 2014 yılı gelirlerinin bir önceki yıl gelirine göre %7 artarak 101.886.272-TL'ye ulaştığı, 2015 yılının gelirinin ise aynı kalıp değişmediği varsayıldığı, bu varsayımlar altında bahsi geçen 10 firmanın 2004-2015 yılları ticari iletişim gelirleri toplamının 668.698.864-TL, bu 10 radyo tarafından firma başına beyan edilen ticari iletişim gelirleri toplamının 66.869.886-TL şeklinde bulunduğu, yine bu tespitten hareketle Vatan Radyo'nun 2004-2015 yılları arasında toplam 66.027.236-TL (66.869.886-842.650,24-TL) ticari iletişim gelirinden yoksun kaldığı tahmin edildiğinin görüldüğü;<br>Bir idari işlem nedeniyle maddi tazminata hükmedilebilmesi için o işlemin hukuka aykırı olduğunun tespit edilmesinin yeterli olmadığı, ayrıca bu işlem nedeniyle bir zararın doğmuş olması ve bu zararın meşru, müspet ve saptanabilir bir zarar olması gerektiği, Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 25/10/2016 tarih ve E:2016/2798, K:2016/3430 sayılı kararında da "... bir idari işlem nedeniyle maddi tazminata hükmedilebilmesi için sadece zararın varlığı yeterli olmayıp, bu zararın kesin olarak ortaya çıkmış, miktar olarak belirgin yani gerçek zarar olmasının zorunlu olmasının gerektiği..."nin vurgulandığı, bir diğer anlatımla, idare yönünden tazmin borcunun doğabilmesi için sadece zararın varlığının yeterli olmadığı, bu zararın kesin olarak ortaya çıkmış, miktar olarak belirgin yani gerçek zarar olmasının zorunlu olduğu, olayda davacı şirketin hazırlattığı raporda, 2004-2013 yılları arasında en fazla ticari iletişim geliri olan 10 radyo tarafından beyan edilen ticari iletişim gelirlerinden yola çıkılarak davacı şirketin zararının ortaya konulmaya çalışıldığı, ancak bu raporda uğranıldığı iddia edilen zararın, varsayım ve tahmine dayalı olduğu, diğer yandan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere yayın durdurulmasına ilişkin idari işlem nedeniyle davacı şirketin Ankara, İstanbul, İzmir ve Denizli illerinde kâr kaybına, ticari iletişim gelirinden yoksun kaldığı kanıtlanamadığı gibi yayının durdurulduğu dönemlerden olan 2009 ve 2010 yıllarında davacı şirketin zararda olduğu anlaşıldığından maddi tazminat isteminin geçerli görülmediği;<br>Davacıların 1.000.000,00-TL manevi tazminat (500.000,00-TL ... için, 500.000,00-TL ... için) istemi yönünden ise; olayda, Mahkemece iptal edilen Ankara, İstanbul, İzmir ve Denizli illerinde izinsiz yayın yaptığından bahisle radyo yayınlarının durdurulmasına ilişkin kararının, davacı şirketin ticarî itibarını, piyasadaki konumunu zedeleyeceği ve güvenirliğini azaltacağı açık olduğundan, davacı şirketin durumu, işlemin niteliği dikkate alındığında bu illerde yayınların durdurulmasına ilişkin davalı idare işleminin uygulamada kaldığı süre ve davacı şirket üzerindeki olumsuz etkileri göz önünde bulundurularak işlem nedeniyle uğradığı manevi zarara karşılık olarak takdiren 50.000,00 TL manevi tazminatın davacı şirkete ödenmesi gerektiği; <br>Diğer taraftan, idarenin bir eylem ya da işlemi nedeniyle, kişinin manevi ve ruhsal açıdan hissettiği büyük üzüntü ve elemin, adaletin sağlanmış olması ve telafi edilmesi amacıyla manevi tazminat ödemekle yükümlü olacağı, davacı şirketin sahibi olan ... hakkında davalı idarenin izinsiz radyo yayını yaptığı yönünde şikâyetleri üzerine değişik illerde bulunan savcılık makamlarınca çok sayıda soruşturma açılarak kovuşturmaya yer olmadığına, mahkemelerce ise yargılaması yapılarak beraatine karar verildiği, hukuka aykırılığı mahkeme kararıyla tespit edilen davalı idarenin işlemi nedeniyle bu süreçlere maruz kaldığından üzüntü, acı, elem ve psikolojik buhran, vb. gibi manevi zararına karşılık takdiren 50.000,00-TL manevi tazminatın davacı ...'a (...) ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br>Belirtilen gerekçelerle, davacıların maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne, toplam 100.000,00-TL manevi tazminatın (şirket için 50.000,00-TL, ... için 50.000,00-TL) davanın açıldığı 02/02/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece hesaplanarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacılar ile davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.<br><br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, maddi tazminat taleplerinin reddine ilişkin olarak, idarece tesis edilen işlemin usul ve hukuka uygun olmadığı ile uzun süre gelir elde edememelerine sebebiyet verildiğinin gerek yerel Mahkeme gerekse Yüksek Yargı kararıyla kesinleştiği, hukuka aykırı olarak tesis edilen idari işlem nedeniyle maddi olarak kayba uğranıldığı, zira yayınlarına devam ettiği sırada yüksek miktarda reklam anlaşmaları imzalandığı, yurt içinde çeşitli organizasyonlar düzenlendiği, yurt dışından vericiler ithal edildiği, birçok taksi durağıyla reklam için anlaşıldığı, yayına devam edemediği için yapılan anlaşmaların gereğinin ifa edilemediği ve büyük bir borç altına girildiği, yayın yapamadığı için en önemli gelir kaynağı olan reklam gelirlerinden ve doğrudan satıştan mahrum kaldığı, ayrıca yayınları durmasına rağmen kullanamadığı cihazları herhangi bir kaza veya doğal afet ihtimaline karşı sigortalattığı ve kullanamadığı hâlde cihazlar için kira bedeli ödemeye devam edildiği, maddi durumu iyice kötüleşince artık çalışanlarının işine son vermek zorunda kaldığı, dosyadaki bilirkişi raporunun uyuşmazlığı çözüme kavuşturacak nitelikte olmadığı, seçilen bilirkişinin dava konusuyla ilgili uzmanlığı bulunmadığı, bilirkişinin ifadesinin aksine zararlarının ne kadar olduğunun tespit edilmesinde kullanılacak verilerin Üst Kurul'dan temin edilebileceği, sektörde faaliyet gösteren radyo sayısı, radyoların yıllık ticari iletişim gelirleri, bu gelirlerin büyüme yüzdeleri vs. tüm bilgilerin Üst Kurul'da mevcut olduğu, bu verilerin taraflarından istenmesinin davalı-davacı sıfatları sebebiyle mantıklı olmadığı, dosya kapsamı ve uyuşmazlığın niteliği dikkate alındığında, seçilen muhasebeci bilirkişi yanında televizyon yayıncılığı uzmanı ve bir hukukçu da bulunacak şekilde teşekkül ettirilecek heyete bilirkişi incelemesi yaptırılmasının gerektiği; manevi tazminat taleplerinin kısmen reddine ilişkin olarak; radyo yayıncılığı alanında tecrübeli ve saygın bir kurum iken, idarenin haksız ve hukuka aykırı olarak tesis ettiği işlem ile işsiz bırakıldığı, çalışanlarının dağıldığı ve bulunduğu sektörde "güvenilmez" damgası yediği, ...'ın (...) idarenin bu haksız eyleminden dolayı sürekli savcılığa yapılan şikayetlerle uğraşmak zorunda kaldığı, bu durumlardan çok yıprandığı, ailesiyle ilgilenemez duruma geldiği ve eşiyle boşanma aşamasına geldiği, takdir edilen manevi tazminat miktarının oldukça düşük olduğu ileri sürülmektedir.<br> Davalı idare tarafından, usule ilişkin olarak, davacı ... bakımından, dava ehliyetinin bulunmaması sebebiyle davanın <br>reddi gerektiği, ... hakkındaki söz konusu izinsiz yayına ilişkin soruşturmaların işbu dava konusu Ankara, İstanbul, İzmir ve Denizli illerinde izinsiz yayın yapılması nedeniyle radyo yayınlarının durdurulmasına ilişkin kararından kaynaklanmadığı, kabul edilmemekle birlikte idarenin işlemi ile soruşturmalar arasında uygun illiyet bağı olduğu kanaati oluşsa dahi, bu hâlde de davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği; esasa ilişkin olarak, hükmedilen manevi tazminat miktarının, manevi tazminatın zenginleştirici olmaması gerektiği yönündeki içtihatlara aykırı olduğu, olayda manevi tazminata ilişkin zararın koşullarının dahi oluşmadığı, manevi tazminata uygulanan faizin kabul edilemeyeceği, Mahkeme ve Anayasa Mahkemesi'nin izinsiz yayınlarla ilgili ceza yargılamasına ilişkin değerlendirmelerinin gerçeği yansıtmadığı, ... için hükmedilen manevi tazminatın eksik ve hatalı değerlendirmeden kaynaklandığı, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yerleşik içtihatları uyarınca bir ihlâl tespitinin kendisinin manevi zarar nedeniyle hakkaniyete uygun bir tazmin için yeterli olduğunun kabul edildiği ileri sürülmektedir.<br><br>TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davacılar tarafından, savunma verilmemiştir.<br> Davalı idare tarafından, usule ilişkin olarak, davacı ... bakımından, dava ehliyetinin bulunmaması sebebiyle davanın <br>reddi gerektiği, kabul edilmemekle birlikte idarenin işlemi ile soruşturmalar arasında uygun illiyet bağı olduğu kanaati oluşsa dahi, bu hâlde de davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği; esasa ilişkin olarak, Anayasa Mahkemesi'nin davaya konu işlem hakkında derece mahkemelerinin "ilgili ve yeterli" olmayan gerekçe ile başvurucunun yayınlarının durdurulmasına ilişkin kamu gücü işlemine karşı açılan davanın reddedilmesinin ifade özgürlüğü bakımından hak ihlâli olarak değerlendirdiği, işlemin esası hakkında hüküm kurmadığı, Üst Kurul'a izafe edilecek herhangi bir kusur bulunmadığı, bilirkişi raporunun hatalı olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığı, manevi tazminata ilişkin zararın koşullarının oluşmadığı, davacının izinsiz yayınlarla ilgili ceza yargılamasına ilişkin değerlendirmelerinin gerçeği yansıtmadığı, ceza yargılaması ile idari yargılama birbirinden farklı usullere tabi olduğundan, uyuşmazlıkta ceza mahkemesi kararlarının tazminatın unsurları açısından değerlendirilmesinin usule ve mevzuata uygun olmadığı, ... adına manevi tazminat isteminin kabul edilemeyeceği, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yerleşik içtihatları uyarınca bir ihlâl tespitinin kendisinin manevi zarar nedeniyle hakkaniyete uygun bir tazmin için yeterli olduğunun kabul edildiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br> Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br> Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Davacıların ve davalının temyiz istemlerinin reddine,<br> 2. Davacıların maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulü ile toplam 100.000,00-TL manevi tazminatın (şirket için 50.000,00-TL, ... (...) ... için 50.000,00-TL) davanın açıldığı 02/02/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece hesaplanarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurularının reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA, <br> 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,<br> 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacılara ve davalıya iadesine, <br> 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 23/11/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br><br></font></p></body></html>
kira