<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2023/2668 E.  ,  2024/1111 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2023/2668<br>Karar No : 2024/1111 <br><br>DAVACI : ... Derneği<br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı / ANKARA<br> VEKİLİ : Av. ...<br> 2- ... Başkanlığı / ...<br> VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri Av. ...<br><br>DAVANIN_KONUSU: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında imzalanan 17/01/2023 tarihli, "4-6 Yaş Grubu Kur'an Kurslarında Eğitim Alan Çocukların Desteklenmesi Hususunda İşbirliği Protokolü"nün iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından; 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu'nda öngörülen tüm hizmetlerin Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu üzerinden yapılacağı, diğer yandan fonda toplanan kaynakların dağıtımına karar verme yetkisinin ise ... Nolu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile Cumhurbaşkanına verildiği, dolayısıyla Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın bakanlık bütçesi ve kaynaklarını bu Kanun kapsamında kullanma ve dağıtım yetkisi olmadığı, dava konusu idari işlemin ekonomik bakımdan dezavantajlı ailelerin, 4-6 yaş Kur'an kursuna devam edebilecek çağdaki çocuklarını resmi Kur'an kursuna kayıt ettirmeleri halinde, velinin ödemekle mükellef olduğu giderlerin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından doğrudan Diyanet İşleri Başkanlığı'na ödenmesini ve bu kapsamda her bir çocuk için aylık 150 lira olmak üzere kararlaştırılan nakdi destek tutarının 12 ay boyunca, aylık olarak Diyanet İşleri Başkanlığı'na aktarılmasını içerdiği, söz konusu idari işlemin ülkedeki gelir adaletsizliğinin önlenmesi amacına uygunluk taşımadığı, Anayasa'nın başlangıç ve değiştirilemez hükümleri uyarınca, Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı da dahil olmak üzere davalı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın yapmış olduğu tüm idari işlem ve faaliyetlerin "devlet işi” olduğu, Anayasaya göre din duygularının devlet işlerine karıştırılamayacağı ve devletin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğunun hüküm altına alındığı, bu doğrultuda dava konusu idari işlemin Anayasa'nın temel, değiştirilemez hükümlerine de aykırı olduğu, dolayısıyla idari işlemin bir an için yetkili idari makam tarafından (Cumhurbaşkanı Kararı ile) yapıldığı düşünülse dahi kanuna ve Anayasa'ya uygunluk taşımadığından ötürü konu, sebep ve maksat bakımından hukuka uygun olmadığı ileri sürülmektedir.<br><br>DAVALILARIN SAVUNMALARI :<br>Davalı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından; usule yönelik olarak, davacı Derneğin hedef kitlesinin şiddetin her çeşidine maruz kalmış olan çocuk veya kadınlar olduğu, Dernek Tüzüğünde sosyal yardım konusunun yer almadığı, ayrıca sosyal yardıma muhtaç ailelerin bu destekten yararlanmasında çocukların menfaatini ihlal eden bir durum da bulunmadığı, bu nedenle davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği; esas yönünden ise, Diyanet İşleri Başkanlığının... tarih ve ... sayılı yazılarında özetle, Bakanlıklarınca yürütülen Anaokulu/Ana sınıfı Yardım Programında olduğu gibi çocuklarını Başkanlıklarına bağlı 4-6 Yaş Grubu Kur'an Kurslarına kaydettiren velilerin de ödemekle mükellef olduğu giderlerin Bakanlıklarınca karşılanması talebinde bulunulduğu, 3294 sayılı Kanun kapsamında bulunan hanelerin hem kendi ekonomik durumları hem de sosyal çevrelerinin sosyoekonomik yeterlilikleri göz önünde bulundurulduğunda, dezavantajlı ailelerin, 4-6 yaş Kur'an kursuna devam edebilecek çağda çocuğu bulunması halinde ekonomik açıdan bazı zorluklarla karşılaşılacağı, vatandaşlarımızın, bu yardım programı ile zor zamanlarında Devletimizi yanlarında hissetmelerinin sağlanmasının ve çocukların milli ve manevi değerlerle donatılmış olarak eğitim öğretim hayatına hazırlanmalarının amaçlandığı, Kanun kapsamında olup sosyal yardımlardan yararlanan hanelerde 4-6 yaş aralığında çocuğu bulunup resmi Kur'an Kursuna kayıt ettiren velinin ödemekle mükellef olduğu giderlerin, Bakanlıklarınca doğrudan Diyanet İşleri Başkanlığına ödenmesine yönelik olarak, her bir çocuk için 2022-2023 eğitim öğretim döneminde aylık olarak Diyanet İşleri Başkanlığı ile anlaşılacak tutarda (2022-2023 eğitim öğretim dönemi için 150 TL olarak belirlenmiştir.), daha sonraki eğitim-öğretim yılları için her yılın Ağustos ayına kadar Bakanlıkları ile Diyanet İşleri Başkanlığınca belirlenecek tutarda yardım verilmesine ilişkin "4-6 Yaş Kur'an Kursu Desteği Programı"nın hazırlandığı, söz konusu destek programının Cumhurbaşkanlığı Makamının 19/10/2022 tarih ve 113145 sayılı onayıyla uygun görüldüğü, dolayısıyla fonda toplanan kaynağın Bakanlıklarınca direkt olarak kullanılma durumunun söz konusu olmadığı, 3294 sayılı Kanunun amacı ve kapsamı çerçevesinde yardım yapılacak hanelerin veya kişilerin, 3294 sayılı Kanun gereğince her il ve ilçede kurulmuş olan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı yönetiminden sorumlu Vakıf Mütevelli Heyetleri tarafından Kanun'un 1.ve 2. maddelerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucu belirlendiği, dolayısıyla "4-6 Yaş Kur'an Kursu Desteği Programı" kapsamında Kur'an Kursuna devam eden çocukların hanelerinin veya fertlerinin Kanun kapsamında olup olmadıklarının, Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı Kur'an Kursu yetkililerce kayıt esnasında Bütünleşik Sosyal Yardım Bilgi Sistemi üzerinden yapılan kontroller neticesinde tespit edildiği ve hedef kitlede olduğu anlaşılan çocukların kayıt işleminin gerçekleştirildiği, bu nedenle Kur'an kursuna kaydolacak çocukların velilerinin ilgili Kanun kapsamına girmediği ifadesinin doğru bir yaklaşım olmadığı savunulmaktadır.<br>Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından; usule yönelik olarak, davacı Derneğin hedef kitlesinin şiddetin çeşitli hallerine maruz kalmış olan çocuk veya kadınlar olduğu, Dernek Tüzüğünde sosyal yardım konusunun yer almadığı, ayrıca sosyal yardıma muhtaç ailelerin bu destekten yararlanmasında çocukların menfaatini ihlal eden bir durum da bulunmadığı, bu nedenle davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği; esas yönünden ise, Başkanlıklarının, İslam Dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek üzere kurulmuş, Anayasal bir kurum olduğu, 4-6 Yaş Kur'an kurslarının da bu amaçla eğitim verdiği, dolayısıyla dava konusu Protokol’ün mevzuata, kanunlara ve Anayasaya da uygun olduğu, ayrıca Kur'an Kursuna devam eden çocuklar ile yine dezavantajlı olup Kur'an Kursuna devam eden çocuklar arasında eşitliğin değerlendirilmesinin gerektiği, bu Protokol’ün çocuklar arasında eşitliği sağlamaya yönelik olduğu savunulamaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ:...<br>DÜŞÜNCESİ :Dava konusu düzenleme ile davacı Dernek arasında menfaat ilgisinin bulunmaması nedeniyle davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin dava dilekçesi 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi yönünden incelenerek gereği görüşüldü: <br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, davacının, iptali istenen işlem yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir.<br>İptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucu, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak aramaktadır.<br>İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir.<br>İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idari işlemlerin; ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceği kabul edilmektedir.<br>Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisinin varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin, hukuken korunması gereken bir menfaat bağının bulunması dava açma ehliyeti için gerekli sayılmaktadır.<br>Davacı Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Tüzüğü'nün 2. maddesinde, Derneğin amacı, bu amacı gerçekleştirmek için dernekçe sürdürülecek çalışma konuları ve biçimleri ile faaliyet alanı, "Dernek, “Şiddete BOYUN EĞME!” anlayışıyla; her türlü şiddet mağduru olan, incinebilir kesimde yer alan çocuklar ve kadınlar ve bunların yakınları ile dayanışma amacıyla kurulmuştur. Dernek, ekonomik, psikolojik, cinsel ve fiziksel olmak üzere şiddetin çeşitli hallerine maruz kalmış olan mağdur çocuklara ve kadınlara gönüllü hukuksal, psikolojik ve ekonomik destek sağlar. Bu amaçla yargılama saflarında soruşturma ve kovuşturma evrelerine etkin katılım sağlar, şiddet mağdurları ve yakınları için tazminat davalarının yürütülmesini, şiddet mağdurları ve yakınları lehine yapılacak olan velayet, vesayet, koruyucu aile gibi her türlü hukuki yolun uygulanmasında avukatlık desteği sunar. Toplumda incinebilir kesimler lehine düzenlenmiş olan yasal mevzuatın iyileştirilmesi, geliştirilmesi ve korunması için mücadele etmenin yanı sıra, bu kesimler aleyhine yapılan tüm iş ve işlemler ile ilgili idari, hukuki ve cezai başvuru veya dava yollarını kullanır. Dernek tüzel kişiliği olarak dava açar veya katılma/müdahale talebinde bulunur.<br>Dernekçe Sürdürülecek Çalışma Konuları ve Biçimleri<br>1- Faaliyetlerinin etkinleştirilmesi ve geliştirilmesi için araştırmalar yapmak,<br>2- Kurs, seminer, konferans ve panel gibi eğitim çalışmaları düzenlemek,<br>3- Amacın gerçekleştirilmesi için gerekli olan her türlü bilgi, belge, doküman ve yayınları temin etmek, dokümantasyon merkezi oluşturmak, çalışmalarını duyurmak için amaçları doğrultusunda gazete, dergi, kitap ve bülten gibi yayınlar çıkarmak,<br>4- Amacın gerçekleştirilmesi için sağlıklı bir çalışma ortamını sağlamak, her türlü teknik araç ve gereci, demirbaş ve kırtasiye malzemelerini temin etmek,<br>5- Gerekli izinler alınmak şartıyla yardım toplama faaliyetlerinde bulunmak ve yurt içinden ve yurt dışından bağış kabul etmek,<br>6- Tüzük amacının gerçekleştirilmesi için ihtiyaç duyulan gelirleri temin etmek amacıyla iktisadi, ticari ve sanayi işletmeler kurmak ve işletmek,<br>7- Üyelerinin yararlanmaları ve boş zamanlarını değerlendirebilmeleri için lokal açmak, sosyal ve kültürel tesisler kurmak ve bunları tefriş etmek,<br>8- Üyeleri arasında beşeri münasebetlerin geliştirilmesi ve devam ettirilmesi için yemekli toplantılar, konser, balo, tiyatro, sergi, spor, gezi ve eğlenceli etkinlikler vb. düzenlemek veya üyelerinin bu tür etkinliklerden yararlanmalarını sağlamak,<br>9- Dernek faaliyetleri için ihtiyaç duyulan taşınır, taşınmaz mal satın almak, satmak, kiralamak, kiraya vermek ve taşınmazlar üzerinde ayni hak tesis etmek,<br>10- Amacın gerçekleştirilmesi için gerek görülmesi durumunda yurt içinde ve yurt dışında vakıf kurmak, federasyon kurmak veya kurulu bir federasyona katılmak, gerekli izin alınarak derneklerin kurabileceği tesisleri kurmak,<br>11- Uluslararası faaliyette bulunmak, yurt dışındaki dernek veya kuruluşlara üye olmak ve bu kuruluşlarla ortak çalışmalar yapmak veya yardımlaşmak,<br>12- Amacın gerçekleştirilmesi için gerek görülmesi halinde, 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun hükümleri saklı kalmak üzere, kamu kurum ve kuruluşları ile görev alanlarına giren konularda ortak projeler yürütmek,<br>13- Dernek üyelerinin yiyecek, giyecek gibi zaruri ihtiyaç maddelerini ve diğer mal ve hizmetlerle kısa vadeli kredi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla sandık kurmak,<br>14- Gerekli görülen yerlerde temsilcilikler açmak,<br>15- Derneğin amacı ile ilgisi bulunan ve kanunlarla yasaklanmayan alanlarda, diğer derneklerle veya vakıf, sendika ve benzeri sivil toplum kuruluşlarıyla ortak bir amacı gerçekleştirmek için plâtformlar oluşturmak." şeklinde belirlenmiştir.<br>Dava dilekçesinin incelenmesinden, davacı Dernek tarafından, Dernek Tüzüğünde yer alan "Toplumda incinebilir kesimler lehine düzenlenmiş olan yasal mevzuatın iyileştirilmesi, geliştirilmesi ve korunması için mücadele etmenin yanı sıra, bu kesimler aleyhine yapılan tüm iş ve işlemler ile ilgili idari, hukuki ve cezai başvuru veya dava yollarını kullanır. Dernek tüzel kişiliği olarak dava açar veya katılma/müdahale talebinde bulunur." ifadesine dayalı olarak, davacı Dernek tüzel kişiliğinin menfaati ihlal edildiğinden bahisle iptal davası açma zorunluluğu doğduğu ileri sürülmekteyse de, Tüzükte yer alan anılan ifadelerin de davacı Derneğin ana amacı olduğu görülen "her türlü şiddet mağduru olan, incinebilir kesimde yer alan çocuklar, kadınlar ve bunların yakınları ile dayanışma" kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.<br>Bu kapsamda, her türlü şiddet mağduru olan, incinebilir kesimde yer alan çocuklar, kadınlar ve bunların yakınları ile dayanışma amacıyla kurulduğu görülen davacı Derneğin, kuruluş amacı ve faaliyet alanları ile 4-6 yaş Kur'an kursuna devam edebilecek çağdaki çocuklarını resmi Kur'an kursuna kayıt ettirilmeleri halinde, velinin ödemekle mükellef olduğu giderlerin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından doğrudan Diyanet İşleri Başkanlığı'na ödenmesini düzenleyen davaya konu Protokol birlikte değerlendirildiğinde, davacı Derneğin davaya konu ettiği Protokol ile arasında güncel, kişisel ve meşru bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı, daha açık bir ifadeyle Protokolün konusu ve kapsamı ile şiddet mağduru çocuk ve kadınlar arasında bir illiyet bağı olmadığı anlaşıldığından davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. <br>Kaldı ki, dava konusu protokolle, 3294 sayılı Kanun kapsamında sosyal yardımdan yararlanan, dolayısıyla ekonomik yoksunluk içinde bulunan hanelerde yaşayan çocukların resmi Kur'an kurslarına kayıtlı bulunmaları halinde beslenme, temizlik ve eğitim materyali giderlerinin davalı Bakanlıkça karşılanması öngörüldüğünden, Protokolün amacının çocukların menfaatine yönelik olmadığı da söylenemez.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi, 3. fıkrası, (c) bendi ve 15. maddesi, 1. fıkrası, (b) bendi uyarınca ehliyet yönünden DAVANIN REDDİNE,<br> 2. Aşağıda dökümü yapılan ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br> 3. Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca belirlenen ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,<br>4. Posta giderleri avansından artan tutar ile kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcının kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,<br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 27/03/2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.<br><br>(X)-KARŞI OY :<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönünden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar, iptal davaları olarak tanımlanmış olup, subjektif ehliyet koşulu "menfaat ihlali" olarak yer almıştır.<br>Dava açma ehliyeti, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade eder. İptal davalarında, idari işlem ile davacı arasında subjektif ehliyet koşulu olarak aranan menfaat ihlalinin; kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince her somut olaya göre değerlendirilerek takdir edileceği, bununla birlikte, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılmasına ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerektiği hususunda duraksama bulunmamaktadır.<br>Bu açıklamalar karşısında, dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı saptanırken, iptal davasının genel amacının yanında dava konusu idari işlemin niteliğine bakılarak menfaat ilgisinin olaya özgü değerlendirilmesi gerekmektedir.<br>Davacı Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Tüzüğü'nün 2. maddesinde, Derneğin, “Şiddete BOYUN EĞME!” anlayışıyla; her türlü şiddet mağduru olan, incinebilir kesimde yer alan çocuklar, kadınlar ve bunların yakınları ile dayanışma amacıyla kurulduğu belirtildikten sonra; Derneğin, toplumda incinebilir kesimler lehine düzenlenmiş olan yasal mevzuatın iyileştirilmesi, geliştirilmesi ve korunması için mücadele etmenin yanı sıra, bu kesimler aleyhine yapılan tüm iş ve işlemler ile ilgili idari, hukuki ve cezai başvuru veya dava yollarını kullanabileceğine de yer verilmiştir. <br>Bu itibarla, 4-6 yaş Kur'an kursuna devam edebilecek çağdaki çocuklarını resmi Kur'an kursuna kayıt ettirilmeleri halinde, velilerin ödemekle mükellef olduğu giderlerin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından doğrudan Diyanet İşleri Başkanlığı'na ödenmesini düzenleyen ve bu haliyle incinebilir kesimde yer alan çocukları ilgilendiren davaya konu düzenleyici işlem ile toplumda incinebilir kesimler lehine düzenlenmiş olan yasal mevzuatın iyileştirilmesi amacı taşıyan davacı Dernek arasında somut, güncel ve meşru bir menfaat bağının bulunduğu sonucuna varılmaktadır.<br> Öte yandan; dava dilekçesinin incelenmesinden, davacı Derneğin temel itirazının, dava konusu Protokolün 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu'na aykırı olduğu ve davalı Bakanlığın bütçesinin, dolayısıyla Devletin gelirlerinin hukuka uygun olarak kullanılmadığı iddialarına dayandığı görülmekte olup, davacı Dernek ile Devlet gelirlerinin dağıtımına yönelik düzenleme getiren Protokol arasında bu yönden de menfaat ilgisi bulunduğu kanaatine ulaşılmıştır.<br><br> Açıklanan nedenlerle, davacı Dernek ile "4-6 Yaş Grubu Kur'an Kurslarında Eğitim Alan Çocukların Desteklenmesi Hususunda İşbirliği Protokolü" arasında menfaat ilgisi bulunduğundan, davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki çoğunluk kararına katılmıyoruz. <br> <br><br></font></p></body></html>

kira