<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/4710 E. , 2024/2025 K.</font></b></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2019/4710<br>Karar No : 2024/2025<br> <br>Temyiz İsteminde Bulunanlar : 1- (Davacılar) 1- ...<br> 2- ...<br> 3- ...<br> 4- ...<br>Vekili : Av. ...<br> 2- (Davalı) ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı<br>Vekili : Av....<br><br>İstemin Özeti: ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, taraflarca karşılıklı olarak 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>Savunmanın Özeti : Taraflarca savunma verilmemiştir.<br><br>Danıştay Tetkik Hakimi : ...<br>Düşüncesi : Davacıların temyiz istemlerinin belirtilen ek gerekçe ile reddine, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:<br>Dava, davacılardan ...’ın eşi, ..., ... ve ...’ın babası ...’ın 01.08.2006 tarihinde ... No.lu Organize Sanayi Kavşağı'nda geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybetmesi nedeniyle hizmet kusurundan kaynaklanan tazmin borcunun doğduğu ileri sürülerek, müteveffanın desteğinden yoksun kalan eş ...için 500.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi, çocuklardan... için 100.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi, ... için 150.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi, ... için 250.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi, toplam 1.075.000,00 TL zararın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.<br>...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, Danıştay 15. Dairesi'nin 23/03/2017 gün ve E:2013/10674, K:2017/1368 sayılı kararı ile manevi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin kısmının onanması ve maddi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının bozulması üzerine bozma kararına uyularak verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacılar murisinin ölümüne sebep olan kazanın kusur incelemesi bakımından, davalı idarenin işlerliğini sağlamakla yükümlü kılındığı hizmetin kötü işlediği anlaşıldığından, kazaya karışan otobüs sürücüsünün yanı sıra davalı belediyenin kusurunun bulunduğu açık olduğundan, dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin ...tarihli, ... sayılı raporunda belirlenen 5/8 oranındaki trafik lambalarından kaynaklı belediye kusur oranı da Mahkemelerince de fiili duruma/maddi gerçeğe uygun olarak kabul edilmesi gerektiği, maddi tazminatın tespiti amacıyla bozma ilamı öncesi (E:... sayılı dosyada) Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, 04/02/2011 tarihli bilirkişi raporuna göre ...'ın 3.991.623,00 TL, ...'ın 1.327.164,00 TL, ...'ın 279.931,00 TL olmak üzere davacıların toplam 5.583.843,00 TL zararı olduğunun belirlendiği, davacılar vekili tarafından, 10/07/2017 ıslah dilekçesi ile yapmış oldukları başvuruda, 04/02/2011 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen 5.583.843,00 TL maddi zararın tamamının tazminin istendiği, ancak bozma ilamından sonra Mahkemece yaptırılan yeni bilirkişi raporu neticesinde ...'ın 2.979.878,28 TL, ...'ın 638.263,03 TL, ...'ın (...) 87.815,85 TL olmak üzere toplam zararın 3.705.957,16 TL olarak belirlendiği, bulunan bu maddi zararların tazmininde, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 3/8 olan üçüncü kişinin kusuruna isabet eden miktardan da davalı idarenin müteselsil olarak sorumlu tutulması gerektiği ve 3/8 oranında sorumlu tutulan diğer özel hukuk sujelerine rücu etme hakkı saklı tutularak, davalı idarece oluşan maddi zararın müteselsilen tazminine, talep edilen 5.583.843,00 TL maddi tazminat isteminin 3.705.957,16 TL'sinin kabulü ile davalı idareden alınarak hüküm fıkrasında gösterildiği şekilde davacılara verilmesine ve talep edilen maddi tazminatın 1.877.885,84 TL'sinin reddine karar verilmiştir. <br>Anayasa’nın 125'inci maddesinde: “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. ...<br>İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmü öngörülmüştür.<br>5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun "Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve sorumlulukları" başlıklı 7. maddesinde: "Büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları şunlardır: ... f) Büyükşehir ulaşım ana plânını yapmak veya yaptırmak ve uygulamak; ulaşım ve toplu taşıma hizmetlerini plânlamak ve koordinasyonu sağlamak; kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek; kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek." hükmüne yer verilmiştir.<br>5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Belediyenin görev ve sorumlulukları" başlıklı 14. maddesinde: "Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; ... hizmetlerini yapar veya yaptırır." hükmüne, "Belediyenin yetkileri ve imtiyazları" başlıklı 15. maddesinde: "Belediyenin yetkileri ve imtiyazları şunlardır: ... p) Kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek; kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek." hükmüne yer verilmiştir. <br>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Belediye trafik birimleri, görev ve yetkileri" başlıklı 10. maddesinde: “Bu kanunla belediyelere verilen görevler il ve ilçe trafik komisyonları ve mahalli trafik birimleri ile işbirliği yapılarak yürütülür.… b) Görev ve yetkiler<br>1. Yapım ve bakımından sorumlu olduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak,<br>2. Gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri, işaret levhaları koymak ve yer işaretlemeleri yapmak ...<br>7. Bu Kanun ve bu Kanuna göre çıkarılan yönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmak” hükmüne, 130. maddesinde: "Bu Kanunun uygulanmasında trafik hizmetleri açısından İçişleri Bakanlığı ile işbirliği içinde çalışması gereken ilgili bakanlık ve kuruluşlarla belediyelerin görev, yetki ve sorumluluklarının esasları, isbirliğini sağlayacak biçimde yönetmelikte düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.<br>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa dayanılarak çıkarılan Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Belediyelerin Görev ve Yetkileri" başlıklı 16. maddesinde: “<br>Belediye trafik hizmet birimlerinin görev, yetki ve sorumlulukları aşağıda gösterilmiştir.<br>Yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarında;<br>a) Yolun yapısını, trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak,<br>b) Yol ve kavşak düzenlemeleri yapmak,<br>c) Trafiği düzenleme amacı ile,<br>1) Trafik işaret levhaları, 2) Işıklı ve sesli trafik işaretleri, 3) Yer işaretlemeleri, temin ve tesis etmek, bunların devamlılığını ve işlerliğini sağlamak, ..." hükmüne yer verilmiştir.<br>Davalı idarenin temyiz istemi bakımından:<br>Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin yürüttüğü kamu faaliyetlerinden dolayı hakları muhtel olanlar tarafından, idare aleyhine açılan ve tazminat davalarını da kapsayan bir dava türüdür. Tazminat istemli tam yargı davalarında Mahkeme, hem olayın maddî yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukukî sonuçları tespit ederek bir sonuca varacaktır.<br>İdarenin hukukî sorumluluğu; kamusal faaliyetler sonucunda, idare ile yönetilenler arasında yönetilenler zararına bozulan ekonomik dengenin yeniden kurulmasını, idarî etkinliklerden dolayı bireylerin uğradığı zararın idarece tazmin edilmesini sağlayan bir hukuksal kurumdur. Bu kurum, kamusal faaliyetler nedeniyle yönetilenlerin malvarlığında ortaya çıkan eksilmelerin ya da çoğalma olanağından yoksunluğun giderilebilmesi, karşılanabilmesi için aranılan koşulları, uygulanması gereken kural ve ilkeleri içine almaktadır.<br>İdarenin hukukî sorumluluğu, kişilere lütûf ve atıfet duygularıyla belli miktarda para ödenmesini öngören bir prensip olmayıp; demokratik toplum düzeninde biçimlenen idare - birey ilişkisinin doğurduğu hukukî bir sonuçtur. İdarî yargı mercileri, bu anlayış doğrultusunda, idare hukukunun ilke ve kurallarını uygulamak suretiyle, idarenin hukukî sorumluluk alanını ve sebeplerini içtihat yoluyla saptayarak sonuca varmaktadırlar.<br>İdareler kural olarak yürüttükleri kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdürler. İdari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br>Bir başka anlatımla, kamu idareleri, yürüttükleri hizmetin işleyişini sürekli kontrol etmek ve gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüğün tam ve gereği gibi yerine getirilmemiş olması nedeniyle doğan zararların, hizmeti yürütmekle yükümlü bulunan idare tarafından tazmini gerekmektedir.<br>İdare, yasalarla kendisine görev olarak verilen kamu hizmetlerinin ifasında önce gerekli teşkilatı kurmak; bu teşkilatın ayni, şahsi ve mali imkan ve araçlarını hizmete hazır tutmak, hizmetin ifası sırasında hizmetin zamanında ve gereği gibi işlemesini devamlı olarak gözetmek ve hizmetin işleyişini kontrol etmek zorundadır. Gerek hizmetin ifası sırasındaki ayni, şahsi ve mali imkan ve araçlarının temin ve ifasındaki kusur, gerekse temin edilen bu araçlarla ifa olunan hizmetin geç işlemesi, gereği gibi veya hiç işlememesi; idareye zarar gören kimselerin bu nedenlerle doğan zararlarını tazmin sorumluluğunu yükler. Ancak ortada tazmini gereken zararın bulunmaması, zararın zarar gören kişinin veya üçüncü kişinin eyleminden doğması, mücbir sebeplerden kaynaklanması, zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulamaması, idare hukukuna özgü tazmin nedenlerinin bulunmaması gibi durumlarda idarenin tazmin yükümlülüğü ortadan kalkar.<br>Yukarıda yer verilen kanun maddeleri uyarınca, davalı idarenin belediye sınırları içerisinde trafik hizmetine ilişkin görev ve sorumluluğunun bulunduğu; kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği işleri yürütmek, yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarında yolun yapısını, trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmak, yol kavşak düzenlemeleri yapmak,<br> trafiği düzenleme amacı ile, trafik işaret levhaları, Işıklı ve sesli trafik işaretleri temin ve tesis etmek, bunların devamlılığını ve işlerliğini sağlamak, yine yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak konusunda, asli görev ve yetkinin davalı idarede olduğu ve idarenin bu görevlerini yerine getirmesi hususunda gerekli denetim, gözetim, yaptırım uygulama gibi yükümlülüklerinin bulunduğu açık olmakla birlikte, zararın meydana gelmesinde etken olan diğer şahısların da ilgili idareye karşı, kusurları oranında sorumlu oldukları öngörülmüştür.<br>Uyuşmazlıkta, Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin... tarihli, ... sayılı raporu ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, davacılar murisinin ölümüne sebep olan kazada, belediye sınırları içinde olup yoğun şehirlerarası araç trafiğinin yaşandığı bir kavşaktaki trafik lambalarının belirli bir istikameti düzenleyen bölümünün arızalandığı; olaya ilişkin belgelere göre, murisin aracının dönüş istikametindeki trafik ışıkları çalışırken, kendi istikametindeki üç adet trafik lambasının tamamı yanmadığından yoluna devam eden otobüsün geçiş yapan murisin aracına çarpması sonucu kazanın meydana geldiği; diğer istikametler faal iken tek istikameti düzenleyen üç trafik lambasının da yanmamasının bu istikametin sistem arızası verdiğini ortaya koyduğu; bu halde aslolanın belli bir istikamette arıza veren sistemin bu durumu algılayarak diğer istikametlerdeki trafik lambalarının da fasılalı düzene geçirmesi olduğu; ki bu şekilde, sürücülerin doğal olarak kavşaklardaki geçme önceliği konusunda daha dikkatli davranacakları; olayda bu sistemin yokluğu nedeniyle kazanın meydana geldiği ve dolayısıyla yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca davalı idarenin işlerliğini sağlamakla yükümlü kılındığı hizmetin kötü işlediği anlaşıldığından, kazaya karışan otobüs sürücüsünün yanı sıra davalı belediyenin kusurunun bulunduğu açık olup kusur oranının 5/8 'inin davalı idareye, 3/8 inin dava dışı diğer sürücüye şeklinde atfedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.<br>Olayda; dava dışı üçüncü kişinin, kendi istikametindeki üç adet trafik lambasının tamamı yanmadığından, geçiş üstünlüğüne dikkat etmesi gerekirken, yoluna devam etmesi neticesinde murisin aracına çarpması sonucu zararın ortaya çıkmasında kusurlu davrandığı açıktır.<br>Bununla birlikte, sorumluluğunda bulunan trafik işaret levhaları, Işıklı ve sesli trafik işaretleri temin ve tesis etme, bunların devamlılığını ve işlerliğini sağlamak görevini yerine getirmeme yönünden hukuken davalı belediyenin de sorumlu olduğu sonucuna varılmaktadır.<br>Bu itibarla, davalı idarenin ve dava dışı üçüncü şahısların kusurunun birlikte değerlendirilmesi sonrasında tazmin sorumluluğuna dair ayrı ayrı miktarlar belirlenerek karar verilmesi gerekirken dava dışı üçüncü kişinin sorumluluğunun da davalı idareye yüklenerek belirlenen tazminatın tamamından davalı idarenin sorumlu tutulmasına ilişkin İdare Mahkemesi kararında bu kısım yönünden hukuki isabet bulunmamaktadır.<br>Bu durumda İdare Mahkemesince belirlenen 3.705.957,16 TL maddi tazminatın dava dışı üçüncü kişilerin sorumluluğu olan 1.389.733,34 TL'lik kısmının bozulmasına karar verilmiştir.<br>Davacıların temyiz istemi bakımından yapılan incelemede;<br>Uyuşmazlık konusu olayda davacı tarafından sunulan temyiz dilekçesinde, murisin ortağı olduğu sadece bir şirket bakımından bedensel ve düşünsel katkı anlamında inceleme yapıldığı, diğer iki şirket açısından inceleme yapılmayarak tazminatın eksik hesaplandığı belirtilmiş ise de; 10.01.2019 tarihli hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda hesaplamanın, müteveffanın yöneticisi olduğu birden fazla şirketin bir profesyonel tarafından yönetilmesi halinde ödenecek ücretin dikkate alınarak yapıldığı, öte yandan vefat tarihinin öncesi ve sonrası olmak üzere murisin ortağı olduğu diğer şirketlerin ortaklarına yapmış olduğu kar dağıtımı veya ödemeye ilişkin dosya içerisinde herhangi bir bilgi belgenin bulunmadığı görüldüğünden, davacıların bu husustaki temyiz iddialarına itibar edilmemiştir.<br>İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.<br>İdare Mahkemesince verilen kararın bu kısmı ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, davacıların temyiz istemlerinin reddi ile anılan kararın bu kısım yönünden belirtilen ek gerekçe ile onanması gerekmektedir.<br>Açıklanan nedenlerle; davacıların temyiz istemlerinin belirtilen gerekçe ile reddine, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulüne, ... İdare Mahkemesince hükmedilen maddi tazminat miktarının 2,316,223,22 TL'lik kısmı yönünden onanmasına, 1.389.733,34 TL'lik kısmı yönünden bozulmasına, bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 02/04/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br> <br><br><br></font></p></body></html>
kira