<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2020/6451 E. , 2023/15862 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>BEŞİNCİ DAİRE <br>Esas No : 2020/6451<br>Karar No : 2023/15862 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA<br>VEKİLLERİ : Huk. Müş. Av. …, Huk. Müş. Av. …<br><br>İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacının, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tabip olarak görev yapmakta iken 7145 sayılı Kanun'la 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 35. maddenin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Sağlık Bakanlığının 05/04/2019 tarih ve 70926 sayılı işleminin iptali istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin .. tarih ve E:.., K:.. sayılı kararında; davacı hakkında Niğde Cumhuriyet Başsavcılığı'nca silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davalı idarece gönderilen bilgi belgeler ve davacı hakkında verilen takipsizlik kararı incelendiğinde, davacının örgüt içi iletişim programı olan ByLock kaydının, FETÖ/PDY ile irtibatlı/iltisaklı dernek/vakıf/sendika/federasyon vb. gibi yerlere üyelik kaydının veya buralara bağış yaptığına yahut para yatırdığına ilişkin herhangi bir tespitin, FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve kapatılan okul/yurt/dershane vb. gibi yerlere ilişkin kaydının, örgüte destek mahiyetinde para transferi ve diğer mali desteklemelerde bulunduğuna ilişkin herhangi bir tespitin, örgütle bağlantılı faaliyette bulunduğuna ilişkin bir tespitin bulunmadığı, Bank Asya'da hesabının bulunduğu ancak davacının söz konusu hesabını ekonomik gerekçelerle kullandığı, davacı hakkındaki istihbari bilgilerin kendisine ilişkin olmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. <br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idarenin istinaf başvurusunda bulunması üzerine … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin .. tarih ve E:. K:… sayılı kararında; FETÖ/PDY lideri tarafından çağrının yapıldığı 25/12/2013 tarihinden, Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar olan dönemde, yeni hesaplar açma, para yatırma ve açılmış olan hesaplardaki mevduat tutarlarını artırma işlemlerine devam edildiği, 29/05/2015 tarihinden sonra hesap açma ve para yatırma işlemlerinin büyük ölçüde azaldığı dikkate alındığında, belirtilen tarih aralığında bankacılık açısından tamamen riskli konuma geldiği bilinen Banka'da yeni hesaplar açmanın ve para yatırmanın, Dairelerinin çok sayıda kararında vurgulandığı üzere, "eylemlerini bir grubun, örgütün ya da yapının bireysel iletişim, yazılı ve görsel basın, sosyal medya paylaşımları üzerinden gelen mesajları, işaretleri, talimatları veya yönlendirmeleri çerçevesinde belirleme hali" şeklinde tanımlanan iltisak ve irtibat düzeyinde FETÖ/PDY ile ilişkinin varlığını ortaya koyduğu, parası bulunmasa bile başka bankalardan faizli kredi kullanmak suretiyle elde ettikleri kaynakları örgüt liderinin talimatlandırdığı Banka'ya yatıranların durumunun ise ancak örgüt liderine samimi bir bağ ve örgütle kurulmuş olan kuvvetli irtibat ile izah edilebileceği, FETÖ/PDY liderinin talimatını yerine getirme uğruna maddi varlıklarını ve manevi değerlerini aşındıran bu kişiler bakımından, iltisak ve irtibat düzeyinin ötesine geçildiği, her ne kadar davacı hakkında Niğde Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen .. tarihli ve … karar numaralı kovuşturmaya yer olmadığı kararında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu kapsamında 2014 yılı ve sonrasına dair şüphe içeren, devamlılık, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden delil bulunmadığı belirtilmişse de, davacının eylemi ceza yargılaması bağlamında suç teşkil etmese de FETÖ/PDY ile iltisakı bakımından değerlendirilebileceği, buna bağlı olarak davacının hesap hareketlerinin 2014 yılı ve sonrasında devam ettiği, davacının FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli bankada 2003 yılından bu yana açılmış hesabının bulunduğu, anılan hesaba 2014 yılında 26.000,00 TL para yatırdığı tespit edilmiş olup, bu şekilde örgüte iltisaklı Bank Asya isimli banka hesabına ekonomik gerekçeler olarak nitelendirilemeyecek miktarda para yatırdığı ve mevduatında 2014 yılından itibaren bu şekilde artış meydana getirdiği anlaşılan davacının FETÖ/PDY terör örgütüne irtibatı ve iltisakı olduğu şeklindeki değerlendirmenin makul olduğu ve hakkaniyete uygun düştüğü, bu durumda, Anayasa'yla kurulmuş hür demokratik düzeni ortadan kaldırmayı amaçlayan terör örgütüyle irtibatı ve iltisakı bulunduğu konusunda somut verilere ulaşılan davacının, Anayasa'ya sadakat yükümlülüğünü de ihlal ettiği belirtilmiş ve bu nedenle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : FETÖ/PDY ile herhangi bir bağının bulunmadığı, Bank Asya nezdindeki hesap hareketlerinin rutin bankacılık faaliyeti niteliğinde olup, örgüt talimatı ile ilgisi bulunmadığı belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ''adli yardım hükmün kesinleşmesine kadar devam eder'' düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br><br>MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: <br>Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. <br>Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.<br>MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde sona ermiştir.<br>23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(f) maddesinde; 14/07/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinde belirtilenler hariç diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personelin, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgisine göre ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br>Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, "...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya (Anayasa Mahkemesinin 12/01/2023 tarihli ve 32071 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla, 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26. maddesiyle 27/06/1989 tarih ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan"...üyeliği, mensubiyeti veya" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; ... 9) 657 sayılı Kanuna ve diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır. Bu maddenin (A) fıkrasında belirtilenlerin işlemleri ise söz konusu fıkradaki usule göre yapılır." hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(f) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.<br>Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tabip olarak görev yapan davacı, 7145 sayılı Kanun'la 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 35. maddenin (B) fıkrası uyarınca Sağlık Bakanlığının 05/04/2019 tarih ve 70926 sayılı işlemiyle kamu görevinden çıkarılmıştır.<br>Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır.<br>Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda Niğde Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve Sor. No:.., K:… sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. <br>Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. <br>Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. <br>Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; "... davacı hakkında Niğde Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından … tarihli ve … karar numaralı kovuşturmaya yer olmadığı kararında, fetö silahlı terör örgütüne üye olma suçu kapsamında 2014 yılı ve sonrasına dair şüphe içeren, devamlılık, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden delil bulunmadığı belirtilmişse de, davacının eylemi ceza yargılaması bağlamında suç teşkil etmese de fetö terör örgütüyle iltisakı bakımından değerlendirilebileceği anlaşılmıştır. Buna bağlı olarak davacının hesap hareketlerinin 2014 yılı ve sonrasında devam ettiği görülmüştür. Olayda, davacının FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli bankada 2003 yılından bu yana açılmış hesabının bulunduğu, anılan hesaba 2014 yılında 26.000,00 TL para yatırdığı tespit edilmiş olup, bu şekilde örgüte iltisaklı Bank Asya isimli banka hesabına ekonomik gerekçeler olarak nitelendirilemeyecek miktarda para yatırdığı ve mevduatında 2014 yılından itibaren bu şekilde artış meydana getirdiği anlaşılan davacının ..." ifadelerine yer verilmek suretiyle davacının Bank Asya hesap hareketleri ile ilgili tespit ve değerlendirmelerde bulunulmuştur.<br>Davacı tarafından bu tespit ve değerlendirmeler ile ilgili olarak; Bank Asya hesap hareketliliğinin FETÖ direktifleri ile ilgili olmadığının, dini hassasiyeti nedeniyle faizsiz finans kurumlarını tercih ettiğinin, Bank Asya hesabına her ay düzenli yatırdığı paraların, aynı gün kira, fatura, kredi kartı ödemeleri gibi rutin ödemeler için kullanıldığının ileri sürüldüğü görülmüştür.<br>Davacının anılan iddiaları ile dosyaya bu iddiaları tevsik eder mahiyette sunduğu belgeler dikkate alınarak UYAP kayıtlarının, dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin ve davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması neticesinde Niğde Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen ve kesinleşen … tarih ve Sor. No:…, K:… sayılı sayılı kararda yer alan, "... Şüphelinin Asya Katılım Bankası A.Ş.'de hesabının bulunduğu ancak hesap dökümlerinin incelenmesinde şahsın söz konusu hesabı kart borcu ödeme, fatura tahsilatı şeklinde işlemlerde kullandığı, örgütün talimat verdiği dönem dışında da benzer mahiyette işlemlerde kullandığı için ekonomik gerekçeler dışında hesabın kullanıldığına ilişkin tespitin yapılamadığı, ..." yolundaki tespitlerin incelenmesinden; davacının Bank Asya'daki hesap hareketlerinin, terör örgütü liderinin talimatı doğrultusunda örgütsel amaçla yapıldığına dair bir tespitin bulunmadığı, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belge de bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.<br>Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüyle kararın kaldırılarak davanın reddine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne; <br> 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak davalı idarece yapılan istinaf başvurusunun kabulü, Mahkeme kararının kaldırılması, davanın reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin .. tarih ve E:.., K:… sayılı kararının yukarıda özetlenen gerekçeyle BOZULMASINA,<br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 14/11/2023 tarihinde, oyçokluğuyla, kesin olarak karar verildi. <br><br><br>(X)KARŞI OY :<br> Bölge İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, kararın bozulmasını gerektirecek bir neden bulunmadığından, davacının temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği görüşüyle, çoğunluk kararına katılmıyorum.</font></p></body></html>
kira