<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/12202 E. , 2023/5856 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>ONUNCU DAİRE<br>Esas No : 2019/12202<br>Karar No : 2023/5856 <br><br>DAVACI : Özel ... Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti. <br>VEKİLİ : Av. ...<br><br>DAVALI : ... Bakanlığı <br>VEKİLLERİ : ...<br><br>DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, 15/02/2008 tarihli ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin, 01/10/2019 tarihli ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin;<br>a) 5. maddesi ile değiştirilen 6. maddesinin 2. fıkrasının,<br>b) 9. maddesi ile değiştirilen 12. maddesinin 1. fıkrasının, <br>c) 15. maddesi ile değiştirilen 19. maddesinin 4. fıkrasının,<br>ç) 18. maddesi ile değiştirilen 34. maddesinin 8. fıkrasının,<br>d) 19. maddesi ile değiştirilen ek 1. maddesinin 14. fıkrasının, <br>e) 22. maddesi ile geçici 12. maddeye eklenen 5. fıkrasının,<br>f) 24. maddesi ile eklenen Ek-15 "Tıp Merkezleri Bünyesinde Açılacak Estetik Birimlerinde Yapılabilecek İşlemler Listesi"nin <br>iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından,<br>Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesi ile değiştirilen 6. maddenin 2. fıkrası bakımından, düzenlemenin yatırım yapan tıp merkezi sahiplerinin yatırımlarının özünü zedelediği, halihazırda yatırımını 4 kadro olacak şekilde organize etmiş ve maliyetlerin üstesinden gelmeye çalışan yatırım aşamasındaki tıp merkezlerinin 4 kadronun dahi üstesinden zar zor gelmekte iken bu sayının yapılan değişiklikle 10’a çıkarılmasının yapılan yatırımların atıl kalması ve yatırımların zarar ile sona ermesi sonucunu doğurduğu ve yasal dayanağının olmadığı, Bakanlığın konuyu hangi kriterlere göre değerlendireceği, bu değerlendirmeyi ne kadar süre içerisinde yapacağı hususlarında düzenleme yapmadığı, bu durumun yatırımcı tıp merkezleri açısından belirsizlik ve keyfi uygulamaların önünü açtığı, düzenlemenin Kanuna, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğu;<br>9. maddesi ile değiştirilen 12. maddenin 1. fıkrası bakımından, iki bin metrekare kapalı alan şartının hukuki ve teknik gerekçelerinin olmadığı, Kanun'da sağlık üniteleri için öngörülen metrekarelerin belli olduğu, bu belirli asgari metrekarelerin toplanması halinde iki bin metrekareye ulaşılamadığı, özellikle kendileri gibi mevzuata güvenerek yatırım yapmış, 2 yılı aşkın süredir kira ödeyen, bina içini tıp merkezine uygun hale getirmek için inşaat çalışmaları yapan yatırımcıların dava konusu düzenleme nedeniyle yatırımlarının atıl kaldığı, yatırımcıların kişilik ve mal bütünlüğü haklarının zedelendiği;<br>15. maddesi ile değiştirilen 19. maddenin 4. fıkrası ve 22. maddesi ile geçici 12. maddeye eklenen 5. fıkra bakımından, sınırlı bir bütçe ile yatırımlarını önceki mevzuata uygun bir şekilde planlamış ve yapmış olan hekimlerin Yönetmelik değişiklikleri sonrası 4 kadro yerine 10 kadroya ihtiyaç duyulması, kurumsal sözleşme olmaması, ek 15 sayılı liste ile belirlenen bazı tıbbi müdahalelere ilişkin faaliyetlerin kısıtlanması, üstelik metrekare sınırlaması olmayan bir binada yatırım yapmış olması ve artık yatırımını gerçekleştiremeyecek olması, tıp merkezini devretmek isteyen yatırımcı hekimlerin askıda devretme hakkından mahrum edilmesi sebebiyle düzenlemelerin kanunilik, süreklilik prensiplerine aykırı olduğu, çalışma ve mülkiyet hakkını zedelediği, iş gücü ve emek kaybına sebebiyet verdiği, kadro sayısının 10’un altına düşmesi durumunda verilen ek sürelerde kadroların tamamlanamaması halinde tıp merkezleri ruhsatının askıya alınmasının bilimsel gerçekler ve sağlık hakkı ile bağdaşmadığı, mevcut mevzuata göre yatırım aşamasında olan bir çok tıp merkezinin kadrolarını kurumsal sözleşme ile tamamlamak suretiyle faaliyetlerini gerçekleştirmeyi planladığı, mevcut mevzuata güvenerek yatırım sürecine girdiği, dava konusu düzenlemenin bu durumdaki pek çok kişiyi zarara soktuğu, aynı zamanda hasta haklarını ihlal ettiği;<br>18. maddesi ile değiştirilen 34. maddenin 8. fıkrası bakımından, yatırım aşamasında olan tıp merkezi sahiplerinin askıda olan bir ruhsat için anlaşma yapmış olması ve inşaat halinde yatırımı devam etmesi durumlarında, yeni çıkan Yönetmeliğin getirdiği (kadro artışı ve faaliyet kısıtlaması gibi) maddi külfetler nedeniyle askıda olan ruhsatını bir daha devredemeyeceği, dolayısıyla mülkiyet hakkı zedelenen tıp merkezinin iflasa sürekleneceği, düzenlemenin uygulamasına yönelik bir genelge yayımlanmadığından belirsizlik durumunun söz konusu olduğu, idarenin planlama açısından yaptığı bu düzenlemenin bu amaca değil ticari kaygılara hizmet ettiği;<br>19. maddesi ile değiştirilen ek 1. maddenin 14. fıkrası ve 24. maddesi ile eklenen Ek-15 "Tıp Merkezleri Bünyesinde Açılacak Estetik Birimlerinde Yapılabilecek İşlemler Listesi" bakımından, düzenlemelerde hekimlerin mesleki olarak haklarının kısıtlandığı, A tipi bir merkezde veya herhangi bir hastanede aynı işlemleri yapabilmekte olan hekimlerin, B ve C tipi merkezlerde aynı işlemleri neden ve nasıl yapamadıklarının haklı bir açıklamasının olmadığı, kısa süre önce yatırım yaparak B tipi tıp merkezine dönüşen merkezlerin bir çok işlemi yapamaz hale geldiği, değişen koşullar sonucu A, B ve C tipi tıp merkezlerinin aralarındaki bir çok biçimsel ve yönetsel farklılık ortadan kaldırıldığı halde, külfet ve mükellefiyetler aynı iken B tipi olanların hizmetlerinin sınırlandırılmasının hukuki gerekçesinin olmadığı, tıp alanının dinamik bir alan olduğu, bu alandaki sürekli değişim ve gelişim nedeniyle hastanın yararı gözetilerek yapılabilecek işlemlerin sayma yoluyla belirlenmesinin olanaklı olmadığı, sağlık hizmetlerine ulaşma hakkının ve çalışma hakkının hukuka aykırı olarak sınırlandığı, düzenlemenin 1219 sayılı Kanuna aykırı olarak hekimlerin tedavi hakkını ihlal ettiği, dava konusu düzenleme yapılırken tıpta uzmanlık derneklerinden ve meslek örgütlerinden görüş alınmadığı, düzenlemenin bilimsel gerekliliklere dayanmadığı iddia edilerek anılan düzenlemelerin iptali istenilmektedir.<br><br>DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından,<br>Usul bakımından, davacı şirketin işletme unvanında sağlık hizmetleri yazması haricinde, sağlık hizmetleriyle ve özel olarak davaya konu Yönetmelik ile somut ilgisinin ne olduğunu ortaya koymadan, hekim ve/veya meslek kuruluşuymuş gibi iş bu davayı açmış olduğu, davanın ehliyet yönünden reddinin gerektiği;<br> Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesi ile değiştirilen 6. maddenin 2. fıkrası bakımından, etkin, verimli ve kesintisiz sağlık hizmeti verilmesi gayesiyle tanı ve tedavi merkezlerinin Yönetmeliğin 5. maddesinin ikinci fıkrasında yeniden sınıflandırıldığı, bu sınıflandırma gözetilerek tıp merkezlerinin en az iki farklı uzmanlık alanında en az on uzman hekim kadrosuyla açılmasının öngörüldüğü, böylece önceki düzenlemeye göre A tipi, B tipi, C tipi pek çok tıp merkezinin bünyesinde anestezi, tıbbi biyokimya, tıbbi mikrobiyoloji, radyoloji gibi klinik olmayan uzmanlık dalları bulunduğu dikkate alınarak uzmanlık dallarının klinisyen uzmanlık dallarından olması şartı kaldırılarak kolaylık sağlandığı, davacının “yatırımın özü” ile neyi kastettiği anlaşılamadığından bu hususa cevap verilemeyeceği, düzenlemenin hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesini nasıl ihlal ettiğinin de anlaşılamadığı, yine hükmün niteliği gereği davacının hangi kriter, değerlendirme ve eğitimden bahsettiğinin anlaşılamadığı, davacının düzenleme öncesi idarenin hangi işlemi üzerine ne tür bir yatırım yaptığını, dava konusu düzenlemenin hangi sebeple ve ne şekilde menfaatini ihlal ettiğini açıkça ortaya koymadığı, idarelerin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanun ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinin uygulanmasını göstermek üzere ve bunlara aykırı olmamak kaydıyla düzenleyici işlemler yapabileceği, bu düzenlemelerde değişen koşulları dikkate alarak daha önceki düzenlemeler ile doğmuş bulunan objektif hukuki durumları, ileriye yönelik olarak yürürlükten kaldırma yetkisine sahip olduğu, dava konusu Yönetmeliğin 21. maddesi ile yeniden düzenlenen asıl Yönetmeliğin geçici 3. maddesi ile önceki düzenlemeden kaynaklanan durumların belirli şartlar altında ya aynen korunduğu ya da sağlık kuruluşunun durumu ve sahiplerinin iradelerine bağlı olarak yeni hukuki duruma intibakı sağlayıcı geçiş hükümlerinin getirildiği;<br>9. maddesi ile değiştirilen 12. maddenin 1. fıkrası bakımından, tıp merkezlerinin ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kururluşlarına ilişkin ilk düzenlemenin yürürlüğe konulduğu 09/03/2000 tarihinden beri, gerek alt yapı özellikleri, gerekse sunulan sağlık hizmetleri, personelin sayısı ve niteliği itibarıyla en nitelikli sağlık kuruluşları oldukları, bu Yönetmelik döneminde dahi cerrahi müdahalelerin müstakil binada kurulan tıp merkezleri ve tıp dal merkezlerinde yapılmasına izin verildiği, yaklaşık 20 yıl öncesinden beri tıp merkezlerinin ayakta teşhis ve tedavi verilen özel sağlık kuruluşları arasında en üst düzey şartlara sahip olması gerektiğinin bilinebilir ve öngörülebilir olduğu, mevzuat hükümlerinin hiç değiştirilmemesinin beklenmesinin hiç kimse için, bilhassa tacirler açısından haklı bir beklenti olarak kabul edilemeyeceği, dava konusu düzenleme ile getirilen iki bin metrekare şartının Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılan tıp merkezlerine yönelik olduğu, düzenleme ile hizmet kapasitesinin ve niteliğinin artırılmasının amaçlandığı, kamu yararı amacı güdüldüğü, davacının tıp merkezlerinin müstakil binada kurulmasına yönelik hukuka aykırılık iddiasının olmadığı, Yönetmeliğin geçici 3. maddesi ile mevcut durumun korunduğu, bu maddenin üçüncü fıkrasında mevcut tıp merkezlerine mevcut yerlerinde, bu Yönetmelikte yer alan tıp merkezleri için gerekli olan şartları sağlamak kaydıyla yeni tıp merkezi ruhsatının düzenleneceği ve bu kuruluşların en az iki bin metrekare şartından muaf olduğunun açıkça belirtildiği, dolayısıyla yatırımların atıl kalmasından söz edilemeyeceği, düzenlemenin tıp merkezlerinin daha kompleks ve donanımlı fiziki yapıya sahip binalarda sağlık hizmeti sunulması amacına yönelik olduğu;<br>15. maddesi ile değiştirilen 19. maddenin 4. fıkrası ve 22. maddesi ile geçici 12. maddeye eklenen 5. fıkra bakımından, 19. maddenin 4. fıkrasında 01/10/2019 tarihli değişiklik ile açılış için öngörülen hekim sayısı şartının faaliyetin devamı sırasında da aranacağının öngörüldüğü ve bunun son derece tabi bir durum olduğu, hekim sayısında azalma sebebiyle derhal faaliyetten men veya ruhsat iptali gibi bir yaptırım uygulanmayarak, işletmelere faaliyetlerinin devamı için son derece geniş imkânlar tanındığı, düzenlemenin tıp merkezlerinin lehine olduğu, Yönetmeliğin ek 1. maddesinin on sekizinci fıkrasında yer alan kurumsal sözleşme yöntemiyle çalışma şekline yeni değişiklikte yer verilmediğinden geçici 12. maddeye 5. fıkra hükmünün eklendiği, bu madde yönünden de yukarıdaki savunmanın geçerli olduğu, anılan düzenleme ile Yönetmeliğin ek 1. maddesinin 18. fıkrası yürürlükten kaldırılmış ve bu değişiklik yayım tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş olmakla 01/10/2019 tarihi itibarıyla kurumsal sözleşme imkânının kalmadığı, dava konusu geçici madde hükmünün 8 ay daha kurumsal sözleşme ile çalışma imkânı verdiği, böylece maddenin hukuki duruma intibakı sağladığı;<br>18. maddesi ile değiştirilen 34. maddenin 8. fıkrası bakımından, asıl Yönetmeliğin 34. maddesinin 1. fıkrasında “Her ne sebeple olursa olsun devir talep tarihi itibariyle aktif olarak faaliyet göstermeyen özel sağlık kuruluşları devredilemez. Faaliyette olan özel sağlık kuruluşlarının devri halinde, EK-1/b’deki belgeler ile birlikte Müdürlüğe başvurulur. Başvuru üzerine, 13 üncü maddeye göre işlem yapılarak yeni işleten adına ruhsatname düzenlenir.” hükmü yer almakta iken maddenin dava konusu Yönetmelik ile “Özel sağlık kuruluşlarının bu Yönetmelik kapsamındaki kişilere devri halinde EK-1/b’deki belgeler ile birlikte Müdürlüğe başvurulur. Başvuru üzerine, 13 üncü maddeye göre işlem yapılarak yeni işleten adına ruhsatname düzenlenir.” şeklinde değiştirildiği, Yönetmelik değişikliği öncesinde ruhsatı askıda olan tıp merkezlerinin devrine izin verilmemekte iken, dava konusu düzenleme ile bu durumda olan tıp merkezlerinin devrine bir defaya mahsus izin verildiği, düzenlemenin tıp merkezlerinin lehine olduğu, aktif olarak faaliyet göstermeyen tıp merkezlerinin devrine imkân verilmesinin, atıl durumda olan tıp merkezlerinin ekonomiye kazandırılması demek olduğu, böylece 3359 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (b) bendindeki “... kamu ve özel bütün sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinde kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaması...” yönünde Bakanlıklarına yüklenen ödevin hayata geçirildiği;<br>19. maddesi ile değiştirilen ek 1. maddenin 14. fıkrası ve 24. maddesi ile eklenen Ek-15 "Tıp Merkezleri Bünyesinde Açılacak Estetik Birimlerinde Yapılabilecek İşlemler Listesi" bakımından, gerek Yönetmeliğin ek 1. maddesinde, gerekse Yönetmeliğin eki ek-15’te işlemlerin B ve C tipi tıp merkezlerinde yapılamayacağına yönelik bir düzenlemeye yer verilmediği, Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin ek 1. maddesine 21/03/2014 tarihli Yönetmelik ile eklenen 14. fıkrada, "A ve B tipi tıp merkezleri bünyesinde, kendi kadrolarında bulunan tabipler ile estetik amaçlı sağlık hizmetlerini sunmak amacıyla estetik birimi kurulabilir. Estetik birimi açma başvuruları tıp merkezinin bulunduğu il müdürlüğüne yapılır. Müdürlükçe, açılması uygun görülen birim tıp merkezinin faaliyet izin belgesine ve Sağlık Kuruluşları Yönetim Sistemine (SKYS) işlenir. Estetik biriminde bu Yönetmeliğin geçici 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında tanımlanan işlemler yapılabilir.” hükmü yer almakta iken bu düzenlemeye karşı açılan davada anılan düzenlemenin iptal edildiği, kararın gerekçesinde, sadece “estetik birimlere ilişkin genel esasların belirlenmemiş olmasının” bir eksiklik olarak tespit edildiği, ek-15’te yer alan estetik birimlerinde yapılabileceği öngörülen işlemlerin hemen tamamının tıbbi uygulama olarak Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 2003 yılından beri deri ve zührevi hastalıkları ile plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi dallarında uzman olan tabipler ve Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikasına sahip olan tabiplerce yapılmakta olduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI : ...<br>DÜŞÜNCESİ : Dava, davacı Şirket tarafından; 15/02/2008 tarihli ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin, 01/10/2019 tarihli ve 30905 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5'inci maddesi ile değiştirilen 6'ncı maddesinin 2'nci fıkrasının, 9'uncu maddesi ile değiştirilen 12'nci maddesinin 1'inci fıkrasının, 15'inci maddesi ile değiştirilen 19'uncu maddesinin 4'üncü fıkrasının, 18'inci maddesi ile değiştirilen 34'üncü maddesinin 8'inci fıkrasının, 19'uncu maddesi ile değiştirilen ek 1'inci maddesinin 14'üncü fıkrasının, 22'nci maddesi ile geçici 12'nci maddeye eklenen 5'inci fıkrasının ve 24'üncü maddesi ile eklenen Ek-15 "Tıp Merkezleri Bünyesinde Açılacak Estetik Birimlerinde Yapılabilecek İşlemler Listesi"nin iptali istemiyle açılmıştır. <br>T.C. Anayasasının 56'ncı maddesinin 1'inci fıkrasında, herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu; 3'üncü fıkrasında, Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği; 4'üncü fıkrasında da, Devletin, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği, 124'üncü maddesinde, bakanlıkların kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelik çıkarabilecekleri, hükme bağlanmıştır. <br>3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun 3'üncü maddesinde, Sağlık hizmetleriyle ilgili temel esaslar arasında; a) bendinde; "Sağlık kurum ve kuruluşları yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak planlanır, koordine edilir, mali yönden desteklenir ve geliştirilir.", c) bendinde; "Bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılması esastır. Sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesi bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenlenir. Bu düzenleme ilgili Bakanlığın görüşü alınarak yapılır. Gerek görüldüğünde özel sağlık kuruluşlarının her türlü ücret tarifeleri sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca onaylanır. Kamu kurum ve kuruluşlarına ait sağlık kuruluşları veya sağlık işletmelerinde verilen her türlü hizmetin fiyatları Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca tespit ve ilan edilir.” hükmü yer almış; aynı Kanunun 9'uncu maddesinin c bendinde de, "Bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususlar Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, çıkarılacak yönetmelikle tespit edilir.” hükmüne yer verilmiştir.<br>Öte yandan; 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 355'inci maddesinde; Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri, "a) Her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularım sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak, c) Kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek, h) Sağlık hizmetlerinde kalite ve akreditasyon kuralları belirlemek ve uygulanmasını sağlamak, l) Mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek,” olarak sayılmıştır.<br>1219 sayılı, 3359 sayılı, 3153 sayılı, 992 sayılı Kanunlar ile I sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 355'inci maddesinin 1'inci fıkrasının (a) ve (c) bentleri ve 508'inci maddesi ile davalı idareye tanınan yetkiye dayanılarak, kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaksızın, ülke düzeyinde dengeli, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasını sağlamak üzere ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşlarının yapılandırılmaları, ruhsatlandırma işlemleri, faaliyetleri ve faaliyetlerine son verilmesi, denetimleri ve diğer hususlar ile ilgili usûl ve esasları düzenlemek amacıyla, Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hazırlanmış ve 15.2.2008 gün ve 26788 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur.<br>Söz konusu Yönetmeliğin 5'inci maddesiyle, aynı Yönetmeliğin 6'ncı maddesi başlığıyla birlikte değiştirilmiş, “Tıp merkezlerinin temel özellikleri ve kadroları başlıklı" 6'ncı maddenin iptale konu edilen 2'nci fıkrasında, "Tıp merkezleri en az iki farklı uzmanlık dalında olmak üzere en az on uzman hekim kadrosuyla açılır." hükmüne; 9'uncu maddesiyle değişik 12'nci maddesinin 1'inci fıkrasında, "Tıp merkezi müstakil binalarda kurulur. Ancak tıp merkezi binasının toplam kapalı alanı iki bin metrekareden küçük olamaz.”hükmüne; aynı yönetmeliğin 15'inci maddesiyle değişik 19'uncu maddesinin 4'üncü fıkrasında, "Çalışan uzman tabip sayısı 10 (on)’un altına düşen tıp merkezinin üç ay içinde uzman eksikliğini giderememesi halinde üç ay daha ek süre verilir. Verilen ek süre sonunda uzman eksikliğinin giderilememesi halinde ruhsatnamesi en fazla iki yıl süreyle askıya alınır. Bu süre sonunda uzman eksikliğini gideremeyen tıp merkezinin ruhsatnamesi iptal edilir. Askı süresi içerisinde veya süre sonunda işletenin talebi halinde kuruluş polikliniğe çevrilebilir. Askıya alınma tarihinden itibaren iki yıl içinde uzman eksikliği giderilir ise tıp merkezi yeniden faaliyete geçirilir. Ruhsatın askıya alınması ve tekrar faaliyete geçirilmesi işlemi müdürlükçe yapılır ve Bakanlığa bilgi verilir." hükmüne, 18'inci maddesi ile değiştirilen 34'üncü maddesinin 8'inci fıkrasında, "Ruhsatı askıda olan sağlık kuruluşlarının ruhsatları askı süresince sadece bir kez devredilebilir." hükmüne, 19'uncu maddesi ile değiştirilen ek 1'inci maddesinin 14'üncü fıkrasında, "Tıp merkezleri bünyesinde, kendi kadrolarında bulunan deri ve zührevi hastalıklar ile plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahî dallarında uzman tabipler ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası olan tabiplerce estetik amaçlı sağlık hizmetlerini sunmak amacıyla estetik birimi kurulabilir. Estetik birimi açma başvuruları tıp merkezinin bulunduğu il müdürlüğüne yapılır. Müdürlükçe, açılması uygun görülen birim tıp merkezinin faaliyet izin belgesine ve Bakanlıkça oluşturulan elektronik sisteme işlenir. Estetik biriminde EK-15’te tanımlanan işlemler yapılabilir. Estetik birimi için asgari bu Yönetmelikte poliklinik odası için tanımlanmış fiziki mekân ve asgari tıbbi donanım bulunmak zorundadır." hükmüne, 22'nci maddesi ile geçici 12'nci maddeye eklenen 5'inci fıkrasında, "Bu fıkrayı ihdas eden Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan bu Yönetmeliğin ek 1 inci maddesinin on sekizinci fıkrası kapsamında kurumsal sözleşme ile çalışanların sözleşmeleri en geç 30/6/2020 tarihinde sona erer." hükmüne ve 24'üncü maddesi ile eklenen Ek-15 ile "Tıp Merkezleri Bünyesinde Açılacak Estetik Birimlerinde Yapılabilecek İşlemler Listesi"ne yer verilmiştir.<br>Davacı Şirket tarafından, ortaya çıkan mevzuat değişikliklerinin ve en az 10 uzman hekim kadrosu şartı getirilmesinin tıp merkezi sahiplerinin yatırımlarını icra etme olanaklarını kısıtladığı, belirsiz ve keyfi uygulamaların önünün açıldığı, şartın yerine getirilebilmesi için tıp merkezlerinin birleşme veya satın alma yolunu seçmeye zorlandığı, koşulları ağırlaştırıcı şekilde personel, bina, alan standartları ve uzmanlık dalı koşulu getirildiği, kadro değişikliği, uzman kadro temini gibi düzenlemelerin haksız rekabete ve haksız kazanca sebebiyet verileceği, özel sağlık kuruluşlarında çalışan tabiplerin çalışacakları özel sağlık kuruluşu sayısında kısıtlama getirildiği, iki yıl içinde en az iki uzmanlık dalında on uzman hekim kadro şartı getirilmesinin kazanılmış haklara aykırı olduğu, iptali istenilen düzenlemelerde hukuka uygunluk bulunmadığı iddialarıyla dava açılmıştır.<br>Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile tarafların iddia ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, davalı idareye tanınan yetkiye istinaden, kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaksızın, ülke düzeyinde dengeli, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasını sağlamak üzere ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşlarının yapılandırılmaları, ruhsatlandırma işlemleri, faaliyetleri ve faaliyetlerine son verilmesi, denetimleri ve diğer hususlar ile ilgili usûl ve esasları düzenlemek amacıyla dava konusu yönetmeliğin çıkarıldığı, etkin, verimli ve kesintisiz sağlık hizmeti verilmesi gayesiyle tanı ve tedavi merkezlerinin Yönetmelikle yeniden sınıflandırıldığı, bu sınıflandırma gözetilerek tıp merkezlerinin en az iki farklı uzmanlık alanında en az on uzman hekim kadrosuyla açılmasının öngörüldüğü, böylece önceki düzenlemeye göre A tipi, B tipi, C tipi pek çok tıp merkezinin bünyesinde anestezi, tıbbi biyokimya, tıbbi mikrobiyoloji, radyoloji gibi klinik olmayan uzmanlık dalları bulunduğu dikkate alınarak uzmanlık dallarının klinisyen uzmanlık dallarından olması şartının kaldırılarak kolaylık sağlandığı, idarelerin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanun ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını göstermek üzere ve bunlara aykırı olmamak kaydıyla düzenleyici işlemler yapabileceği, bu düzenlemelerde değişen koşulları dikkate alarak daha önceki düzenlemeler ile doğmuş bulunan objektif hukuki durumları, ileriye yönelik olarak yürürlükten kaldırma yetkisine sahip olduğu, dava konusu Yönetmeliğin 21. maddesi ile yeniden düzenlenen asıl Yönetmeliğin geçici 3. maddesi ile, iş bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden önce ruhsatlandırılmış tıp merkezlerinin 01/10/2019 tarihindeki mevcut halleriyle faaliyetlerine devam edeceklerinin hüküm altına alındığı, önceki düzenlemeden kaynaklanan durumların belirli şartlar altında ya aynen korunduğu ya da sağlık kuruluşunun durumu ve sahiplerinin iradelerine bağlı olarak yeni hukuki duruma intibakı sağlayıcı geçiş hükümlerinin getirildiği görülmekle, 01/10/2019 tarihli ve 30905 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 5'inci maddesi ile değiştirilen 6'ncı maddesinin 2'nci fıkrasında, 9'uncu maddesi ile değiştirilen 12'nci maddesinin 1'inci fıkrasında, 18'inci maddesi ile değiştirilen 34'üncü maddesinin 8'inci fıkrasında ve 24'üncü maddesi ile eklenen Ek-15 "Tıp Merkezleri Bünyesinde Açılacak Estetik Birimlerinde Yapılabilecek İşlemler Listesi"nde hukuka, kamu yararına ve üst norma aykırılık görülmemiştir.<br>Davanın anılan yönetmeliğin 15'inci maddesi ile değiştirilen esas Yönetmeliğin 19'uncu maddesinin 4'üncü fıkrasının iptali istemine gelince;<br> 01/10/2019 tarihli değişiklik ile faaliyetteki tıp merkezlerinin çalışan hekim sayısının onun altına düşmesi halinde üç ay içerisinde uzman eksikliğini gidermesi, bu süre zarfında da giderememesi halinde üç ay daha ek süre verilmesi, verilen ek süre sonunda da uzman eksikliğinin giderilememesi halinde ruhsatnamenin en fazla iki yıl süre ile askıya alınması, iki yıllık askı süresi sonunda da uzman eksikliliğinin giderilememesi halinde ruhsat iptalinin öngörüldüğü, bu hükümle açılış için belirlenen hekim sayısı şartının faaliyetin devamı sırasında da aranacağının belirtildiği anlaşılmaktadır.<br> Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleriyle davalı idareye, bütün tıp merkezlerine ilişkin usul ve esasları düzenlemek görev ve yetkisinin tanındığı açıktır. Bu görev ve yetki, sözü edilen tüm bu faaliyetleri denetlemeyi, dolayısıyla bu alana ilişkin idari düzeni korumak ve sürdürmek için, mevzuatta sözü edilen geçici durdurma ve iptal şeklindeki idari yaptırımları uygulamayı da kapsamaktadır. Bu bağlamda, söz konusu alanı düzenlemekle yetkili olan idarenin, getirdiği kurallara aykırılığı saptaması durumunda kimi ihlallerde öncelikle ihtar, ardından geçici durdurma yaptırımına girişebileceğinin kabulü gerekmekte olup, iptali istenilen idari yaptırımların belirlenmesinde ölçülülük ilkesinin de gözetildiği sonucuna varıldığından, işletme faaliyetinin devamı için son derece önemli bir hüküm olduğu anlaşılan davalı idarenin yetkisi alanında yapılan anılan düzenlemede de hukuka aykırılık görülmemiştir.<br>Yönetmeliğin 19'uncu maddesi ile değiştirilen ek 1'inci maddesinin 14'üncü fıkrasının iptali isteminde;<br> Dosyanın incelenmesinden; Mülga Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 4'üncü maddesinde, Sertifikanın: Güzellik ve estetik amaçlı olarak kişilere uygulayacakları tıbbî işlemlerle ilgili olarak Bakanlıkça veya Bakanlık tarafından yetki verilen kuruluşlarca açılan eğitimi başarı ile tamamlayan tabipler adına düzenlenen belgeyi ifade edeceği, Sertifikalı Tabibin, 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanuna göre Türkiye’de mesleğini icra etme hak ve yetkisi bulunan ve bu maddenin (e) bendinde belirtilen sertifikaya sahip olan tabibi şeklinde, Uzman Tabip, Tıpta uzmanlık mevzuatına göre Dermatoloji ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahî dallarında uzmanlık belgesine sahip olan tabibi şeklinde tanımlamalara yer verildiği; aynı Yönetmeliğin 12'nci maddesinde bu sağlık kuruluşlarında çalışan tabiplerin yapacakları işlemlerin sayıldığı, 15/02/2008 tarihli ve 267888 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 39'uncu maddesi ile anılan Yönetmeliğin yürürlükten kaldırıldığı, geçici 4'üncü madde hükmünde de , yürürlükten kaldırılan Yönetmelik kapsamındaki kuruluşların yeni Yönetmeliğe uyum sürecine ilişkin geçiş hükmüne yer verildiği, Yönetmeliğin ek 1'inci maddesinin 14'üncü fıkrasının değişiklikten önceki halinde yer alan “kendi kadrolarında bulunan tabipler” ifadesinden özel sağlık kuruluşunda bulunan her tabip tarafından estetik uygulamaların yapılabileceği sonucuna varılamayacağı, Yönetmeliğin geçici 4'üncü maddesinin 4'üncü fıkrasındaki, mülga Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte sayılan tıbbî işlemlerin tamamının, sertifika veya buna benzer yetki belgesine dayanılarak unvanlarda, "estetik" veya bu anlama gelecek herhangi bir ibare kullanılmaksızın tıp mesleğini icra yetkisi sahasına göre tabip veya uzman tabiplerin tıbbi uygulaması şeklinde yürütüleceği şeklindeki düzenlemede geçen "uzman tabip" ibaresinin tıbbın herhangi bir dalında uzman olan tabip anlamına gelmeyeceği, zaten bu hükümde “tıp mesleğini icra yetki sahasına göre” denilerek yetkinin sınırının çizildiği; Yönetmeliğin (15) numaralı ekinde estetik birimlerinde yapılabileceği öngörülen işlemlerin hemen tamamının, tıbbi uygulama olarak Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 2003 yılından beri deri ve zührevi hastalıkları ile plastik ve rekonstrüktif ve estetik cerrahi dallarında uzman olan tabipler ve Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikasına sahip olan tabiplerce yapılmakta olduğu, bu uygulamaların kulak burun ve boğaz hastalıkları uzmanı tabipler ve diğer dallarda uzman olan tabipler tarafından yapılan uygulamalar olmadığı, bir çok uzmanlık dalı gibi kulak burun ve boğaz hastalıkları uzmanlık dalında da bazı uygulamalar yapılabildiği, ancak bunların estetik amaçlı olmadığı, gerektiğinde tedavi amacıyla yapılan bazı uygulamalar olduğu sonucuna ulaşıldığından, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiş olup, davacı Şirket tarafından ileri sürülen iddialar anılan madde hükmünü kusurlandıracak nitelikte görülmemiştir.<br>Davanın anılan yönetmeliğin 22'nci maddesi ile esas yönetmeliğin geçici 12'nci maddesine eklenen 5'inci fıkrasının iptali istemine gelince;<br> Yönetmeliğin ek 1'inci maddesinin 18'inci fıkrasında yer alan “Özel sağlık kuruluşunun kadrosunda çalışan tabip ve uzman tabipler, kadrolu çalıştıkları özel sağlık kuruluşunun çalışma saatleri dışında 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla kurumsal sözleşme yapılarak diğer özel hastane veya özel sağlık kuruluşunda çalıştırılabilir. Ancak, bu durumda tabip ve uzman tabiplerin muvafakatinin alınması zorunludur. Sözleşme Müdürlüğe bildirilir ve ilgili tabip ve uzman tabiplere çalışma belgesi düzenlenir. Özel sağlık kuruluşunun kadrosunda çalışan sözleşmeye konu tabip ve uzman tabiplerin kadrodan ayrılmaları halinde sözleşme sona erer.” yönündeki kurumsal sözleşme yöntemiyle çalışma şekline yeni değişiklikte yer verilmediğinden geçici 12'nci maddeye 5'inci fıkra hükmünün eklendiği, ek 1'inci maddenin 18'inci fıkrası yürürlükten kaldırılmış olduğuna ve bu değişiklik yayımla yürürlüğe girdiğine göre 01/10/2019 tarihi itibarıyla kurumsal sözleşme imkanının kalmadığı, dava konusu geçici madde hükmünün 8 ay daha kurumsal sözleşme ile çalışma imkanı verdiği, böylece maddenin hukuki duruma intibakı sağladığı, kurumsal sözleşmenin kaldırılmasının A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezleri açısından mağduriyet oluşturmasının söz konusu olmadığı, A, B ve C tipi tıp merkezlerinin, uygunluk belgesi ve faaliyet izin belgelerinde 01/10/2019 tarihi öncesinde mevcut olan branşlara geçici statüde hekim başlayışı yapılmasına izin verildiği anlaşılmakla hukuka uygun olduğu anlaşılan bu maddeye yönelik davacı Şirket iddiaları yerinde görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, davanın reddi yolunda karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. <br> <br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 24/10/2023 tarihinde, davacı vekili Av. ...'ın ve davalı idare temsilcisi Hukuk Müşaviri Av. ...'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br>Davalı idarenin, davacının bu davayı açmakta ehliyetli olmadığı yönündeki usul itirazı yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi. <br>Dava konusu Yönetmelik maddelerinde yer alan düzenlemeler, davacının iddiaları ile sınırlı olarak incelendi.<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>MADDİ OLAY :<br>15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin bazı maddelerinde 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile birtakım değişiklikler yapılması üzerine davacı tarafından bakılan dava açılmıştır. <br><br> İLGİLİ MEVZUAT :<br> Anayasa’nın 56. maddesinde, Devletin; herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak, insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlardan yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği düzenlenmiştir. <br>3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacının, sağlık hizmetleri ile ilgili temel esasları belirlemek olduğu; 2. maddesinde, Milli Savunma Bakanlığı hariç bütün kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzelkişileri ve gerçek kişileri kapsadığı; 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; (c) bendinde, bütün sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık personelinin ülke sathında dengeli dağılımı ve yaygınlaştırılmasının esas olduğu, sağlık kurum ve kuruluşlarının kurulması ve işletilmesinin bu esas içerisinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca düzenleneceği; (g) bendinde, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, sağlık ve yardımcı sağlık personelinin yurt düzeyinde dengeli dağılımını sağlamak üzere istihdam planlaması yapılacağı; 9. maddesinin (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği hükme bağlanmıştır.<br>10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (c) bendinde, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek; (k) bendinde, sağlık insan gücü planlaması yapmak, sayı ve nitelik olarak ihtiyaca uygun insan gücü yetiştirilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmak; (l) bendinde ise, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır. <br>Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir.<br>Anılan mevzuat hükümlerine dayanılarak; kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaksızın ülke düzeyinde dengeli, verimli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasını sağlamak üzere ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşlarının yapılandırılmaları, ruhsatlandırma işlemleri, faaliyetleri ve faaliyetlerine son verilmesi, denetimleri ve diğer hususlar ile ilgili usûl ve esasları düzenlemek amacıyla Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hazırlanmış ve 15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.<br>Anılan Yönetmeliğin "Sağlık kurum ve kuruluşlarının planlanması" başlıklı 9. maddesinde, "(1) Bakanlıkça aşağıdaki amaçlar doğrultusunda muayenehaneler hariç, faaliyetine ihtiyaç duyulan sağlık kurum ve kuruluşları ile bunlara ait sağlık insan gücü, tıbbi hizmet birimleri ve nitelikleri ile teknoloji yoğunluklu tıbbi cihaz dağılımı alanlarında kamu ve özel sektörü kapsayacak şekilde planlama yapılır:<br>a) Sağlık hizmetlerinin, demografik yapı ve epidemiyolojik özellikler de göz önünde bulundurulmak suretiyle kaliteli, hakkaniyete uygun ve verimli şekilde sunulması,<br>b) Sağlık kurum ve kuruluşlarının hizmet kapasiteleri, sağlık insan gücü ile çağdaş tıbbi bilgi ve teknolojinin ülke düzeyinde dengeli dağılımının sağlanması,<br>c) Koruyucu sağlık ve acil sağlık hizmetleri gibi işbirliği halinde hizmet sunumunun gerekli olduğu alanlarda uygun kapasitenin oluşturulması,<br>ç) Kaynak israfı ve atıl kapasiteye yol açılmaması.<br>(2) Özel sağlık kuruluşu açmak isteyenler, Bakanlıkça yapılan planlamada ihtiyaç gösterilen yerleşim bölgelerinde faaliyette bulunmak üzere başvurabilir." düzenlemesine yer verilmiştir. <br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME :<br> A) Yönetmeliğin 6. maddesinin 2. fıkrası ile 19. maddesinin 4. fıkrasının incelenmesi : <br>15/02/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin "Tıp merkezi kadroları" başlıklı 6. maddesi, "(1) Tıp merkezi kadroları, Bakanlıkça belirlenen sağlık hizmet bölgelendirmesine göre planlanan tabip/uzman sayısı ve hizmet ihtiyacı dikkate alınarak Bakanlıkça belirlenir ve yatırım listesinde ilan edilir.<br>(2) A ve B tipi tıp merkezleri Bakanlıkça belirlenen kadrolarında en az dört klinisyen uzmanla açılır ve faaliyete geçtikleri tarihten itibaren iki yıl içinde kadrolarını tamamlayabilirler.<br>(3) Sağlık kuruluşlarının kadroları, Bakanlıkça Sağlık Kuruluşları Yönetim Sistemine kaydedilir. İlan edilecek dönemlerde verilecek yeni kadrolar bu sistemde tanımlanır ve tıp merkezlerinin hekim ayrılış ve başlayışları ile poliklinik ve muayenehanelerin açılış işlemleri sistem üzerinden yürütülür. Kadro ilaveleri, planlama çerçevesinde Bakanlıkça ilan edilecek dönemlerde tıp merkezleri ve polikliniklerin tipleri dikkate alınarak yapılır.<br>(4) Bakanlık tarafından ilan edilecek uzmanlık dallarından olmak üzere bu kadrolar için belirlenen kriterlere uygun olmak kaydıyla ve A veya B tipi tıp merkezinin bildireceği kadro iptal edilerek Bakanlıkça kadro değişimi yapılır." şeklinde iken; 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 5. maddesi ile, maddenin başlığı "Tıp merkezlerinin temel özellikleri ve kadroları" şeklinde, anılan madde ise, "(1) Tıp merkezleri bu Yönetmelikte asgari olarak öngörülen bina, hizmet ve personel standartlarına haiz olmak kaydıyla, sekiz saatten az olmamak üzere ruhsatlarında belirlenen sürede veya yirmi dört saat süreyle sürekli ve düzenli olarak hizmet verir.<br>(2) Tıp merkezleri en az iki farklı uzmanlık dalında olmak üzere en az on uzman hekim kadrosuyla açılır.<br>(3) Tıp merkezlerinin uzman hekim kadroları, Bakanlıkça oluşturulan elektronik sisteme kaydedilir. Bu merkezlere verilecek yeni kadrolar, hekim ayrılış ve başlayışları bu sistem üzerinden yürütülür.<br>(4) Tıp merkezlerinin uzman tabip kadroları, Bakanlıkça belirlenen sağlık hizmet bölgelerine göre sağlık tesisi, sağlık insan gücü, tabip/uzman tabip sayısı ile hizmet ihtiyacı dikkate alınarak yapılan planlamalara göre Bakanlıkça belirlenir ve ilan edilir.<br>(5) Tıp merkezleri Bakanlığın izni ile; planlama kapsamındaki ünite ve merkezleri ilgili mevzuatına uygun olmak kaydıyla başka bir tıp merkezine veya özel hastaneye devredebilir. Tıp merkezleri kendi aralarında veya özel hastaneler ile karşılıklı kadro değişimi yapabilir. Ancak il dışına ünite ve merkez devri ile karşılıklı kadro değişimi, Bakanlık planlamalarına uygun bulunması halinde yapılabilir." şeklinde değiştirilmiştir. <br>Ayrıca, anılan Yönetmeliğin "Sağlık çalışanlarının sağlık kuruluşundan ayrılması" başlıklı 19. maddesinin 4. fıkrası, "Klinisyen uzman sayısı dördün altına düşen tıp merkezinin üç ay içinde uzman eksikliğini giderememesi halinde ruhsatnamesi en fazla iki yıl süreyle askıya alınır. Bu süre sonunda uzman eksikliğini gideremeyen tıp merkezinin ruhsatnamesi iptal edilir. Askı süresi içerisinde veya süre sonunda işletenin talebi halinde kuruluş polikliniğe çevrilebilir. Askıya alınma tarihinden itibaren iki yıl içinde uzman eksikliği giderilir ise tıp merkezi yeniden faaliyete geçirilir. Ruhsatın askıya alınması ve tekrar faaliyete geçirilmesi işlemi müdürlükçe yapılır ve Bakanlığa bilgi verilir." şeklinde iken; 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 15. maddesi ile, "Çalışan uzman tabip sayısı 10 (on)’un altına düşen tıp merkezinin üç ay içinde uzman eksikliğini giderememesi halinde üç ay daha ek süre verilir. Verilen ek süre sonunda uzman eksikliğinin giderilememesi halinde ruhsatnamesi en fazla iki yıl süreyle askıya alınır. Bu süre sonunda uzman eksikliğini gideremeyen tıp merkezinin ruhsatnamesi iptal edilir. Askı süresi içerisinde veya süre sonunda işletenin talebi halinde kuruluş polikliniğe çevrilebilir. Askıya alınma tarihinden itibaren iki yıl içinde uzman eksikliği giderilir ise tıp merkezi yeniden faaliyete geçirilir. Ruhsatın askıya alınması ve tekrar faaliyete geçirilmesi işlemi müdürlükçe yapılır ve Bakanlığa bilgi verilir." şeklinde değiştirilmiştir. <br>Öte yandan, söz konusu Yönetmeliğin geçici 2. maddesinde, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, 9/3/2000 tarihli ve 23988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğe göre açılarak faaliyet gösteren tıp/dal merkezleri, C tipi tıp merkezi; poliklinikler B tipi poliklinik olarak kabul edilir. Bu madde yürürlüğe girmeden önce tıp/dal merkezleri ile poliklinikler için Müdürlükçe düzenlenmiş uygunluk belgeleri C tipi tıp merkezi ve B tipi poliklinik ruhsatnamesi ve faaliyet izin belgesi olarak kabul edilir. ...<br>(3) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren kadrolu klinisyen uzman sayısı dördün altında olan tıp/dal merkezlerinin mevcut klinisyen kadro sayısı asgari kadro sayısı olarak kabul edilir ve bu şekilde faaliyetlerine devam etmelerine izin verilir. ..." kuralına; anılan Yönetmeliğin 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 21. maddesi ile yeniden düzenlenen geçici 3. maddesinde, "(1) Bu maddede geçen;<br>a) A tipi tıp merkezi, 11/7/2013 tarihli ve 28704 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik sonrası Bakanlıkça A tipi tıp merkezi olarak ruhsatlandırılmış olup faaliyetlerine devam eden tıp merkezlerini,<br>b) B tipi tıp merkezi, 11/7/2013 tarihli ve 28704 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik sonrası Bakanlıkça B tipi tıp merkezi olarak ruhsatlandırılmış olup faaliyetlerine devam eden tıp merkezlerini,<br>c) C tipi tıp merkezi, 9/3/2000 tarihli ve 23988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan mülga Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğe göre açılarak faaliyet gösteren tıp merkezlerini,<br>ifade eder.<br>(2) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Bakanlıkça ruhsatlandırılmış A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihteki mevcut halleriyle faaliyetlerine devam ederler. Bu kuruluşlara mevcut halleriyle devam ettikleri müddetçe yeni ünite, birim ve uzman hekim kadrosu ilavesine izin verilmez.<br>(3) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ruhsatlandırılmış A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezlerine mevcut yerlerinde bu Yönetmelikte yer alan tıp merkezi için gerekli olan şartları sağlamak kaydıyla yeni tıp merkezi ruhsatı düzenlenir. Ancak bu kuruluşlar en az iki bin metrekare toplam kapalı alana sahip olma şartından muaf olup, iki yıl içerisinde en az iki uzmanlık dalında on uzman hekim kadro şartını sağlamak zorundadırlar. Gerekli asgari uzman tabip kadrolarını sağlamak için, aynı il içinde bulunan diğer özel sağlık kuruluşlarından ya da uzman tabip dağılımı yönünden daha yüksek yoğunluklu illerden daha az yoğunluklu illere olacak şekilde farklı bir ilden uzman tabip kadrosu devir alınmasına izin verilir. Ancak uzman hekim kadrosunu devretmek isteyen özel sağlık kuruluşunun kadro devri sonrası uzman hekim kadro sayısının dördün altına düşmesi durumunda uzman hekim kadro devrine izin verilmez.<br>(4) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ruhsatlandırılmış B tipi ve C tipi tıp merkezlerinden en az ikisi bu Yönetmelikte tıp merkezi için gerekli olan asgari bina ve personel şartlarını birleşerek sağlamaları halinde tıp merkezine dönüşebilir. Birleşme işlemi tamamlanan özel sağlık kuruluşları tekrar ayrılma talebinde bulunamaz. Birleşerek dönüşmesi Bakanlıkça uygun görülen tıp merkezi, iki yıl içerisinde ön izin belgesi almak ve ön izin tarihinden itibaren üç yıl içerisinde ruhsat almak zorundadır. Bu süre içerisinde sağlık kuruluşu, faaliyetine mevcut haliyle devam edebilir veya faaliyetini askıya alabilir ve Müdürlüğe tebligat adresi bildirerek kuruluş binasını boşaltabilir. Dönüşen tıp merkezine mevcut uzman hekim kadrosuna ilave olarak, birleştirilen ruhsat sayısı kadar Bakanlıkça planlama kapsamında uygun görülen uzman hekim kadrosu ruhsatlandırma aşamasında verilir. <br>(5) Bu madde kapsamında yeniden ruhsat düzenlenecek tıp merkezlerinden bir defaya mahsus ruhsat harcı alınmaz." kuralına yer verilmiştir. <br>Öncelikle, tıp merkezlerinin sınıflandırılması yönünden mevzuat süreci incelenmiştir:<br>a- 15/02/2008 tarihli ve 26788 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte, tıp merkezleri açısından A tipi, B tipi, C tipi tıp merkezi sınıflandırması bulunmamaktadır.<br>b- 11/07/2013 tarih ve 28704 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile tıp merkezlerinde A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezi sınıflandırmasına gidilmiş; 09/03/2000 tarih ve 23988 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan mülga Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğe göre açılarak faaliyet gösteren tıp/dal merkezleri C tipi tıp merkezi olarak kabul edilmiş, geçiş hükümleri ile bu tıp merkezlerinin mevcut halleri ile faaliyetlerini sürdürmelerine izin verilmiştir. A ve B tipi tıp merkezleri için (A tipi tıp merkezlerinin müstakil binalarda açılması ve binanın bulunduğu alanın imar mevzuatında özel sağlık tesisi yapılabilecek yer olması gerekliliği haricinde) aynı hizmet standartları belirlenmiştir. <br>c- Devam eden süreçte, 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan dava konusu Yönetmelik değişikliği ile A, B ve C tipi tıp merkezi sınıflandırması sona erdirilmiş; tıp merkezlerinin kadro, bina, hizmet ve personel standartlarında bir takım değişikliğe gidilerek tek tip "tıp merkezi" uygulamasına geçilmiş, yine geçiş hükmü ile A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezlerinin mevcut halleri ile faaliyetlerine devam etmelerine izin verilmiş, mevcut halleriyle faaliyetlerine devam ettikleri müddetçe de yeni ünite, birim ve uzman hekim kadrosu ilavesine izin verilmeyeceği öngörülmüş, bu tıp merkezlerine belli şartları sağlamaları halinde "tıp merkezi"ne dönüşebilme imkanı verilmiştir.<br>Dava konusu değişiklikten önce, A ve B tipi tıp merkezleri en az dört klinisyen uzman kadrosuyla açılabiliyorken, söz konusu değişiklik ile, yeni tip tıp merkezlerinin en az iki farklı uzmanlık dalında olmak üzere en az on uzman hekim kadrosuyla açılmaları öngörülmüştür.<br>Davacı tarafından, düzenlemenin yatırım yapan tıp merkezi sahiplerinin yatırımlarının özünü zedelediği, dava konusu düzenlemelerin yapılan yatırımların atıl kalması ve yatırımların zarar ile sona ermesi sonucunu doğurduğu ve yasal dayanağının olmadığı, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğu, çalışma ve mülkiyet hakkının zedelendiği, iş gücü ve emek kaybına sebebiyet verdiği, kadro sayısının 10’un altına düşmesi durumunda verilen ek sürelerde kadroların tamamlanamaması halinde tıp merkezleri ruhsatının askıya alınmasının bilimsel gerçekler ve sağlık hakkı ile bağdaşmadığı ileri sürülmektedir. <br>Öncelikle, yeni "tıp merkezi"nin kuruluş kadrosunun (en az iki farklı uzmanlık dalında olmak üzere) en az on uzman hekim kadrosu olması, bu kadroların klinik uzmanlık dallarından olması gibi bir koşula bağlanmaması ve daha önce A, B ve C tipi tıp merkezlerinde sunulan sağlık hizmetinden kapasite, kalite ve nitelik olarak daha üst seviyede bir sağlık hizmetinin "tıp merkezi"nde sunulması suretiyle hasta sağlığının korunmasının amaçlanması karşısında dava konusu düzenlemeler hukuka aykırı bulunmamıştır.<br>Ayrıca, 19. maddenin 4. fıkrasında yer verilen, tıp merkezleri faaliyetine devam ederken oluşan uzman hekim eksikliğinin giderilmesi süreci, davalı idarece yapılan planlamanın işlevsiz kalmasının önlenmesi adına kurala bağlanmış, üç ay içinde uzman eksikliğinin giderilmemesini takiben üç ay daha ek süre verilmesi, devamında ruhsatnamenin iki yıl süreyle askıya alınması, ancak bu aşamalardan sonra eksikliğin giderilmemesi halinde ruhsatnamenin iptal edilmesi öngörülmüş, bununla birlikte kuruluşlara, askı süresi içinde veya süre sonunda polikliniğe dönüşme suretiyle sağlık sistemindeki varlıklarını devam ettirme imkanı da tanınmıştır. <br>Buna göre, 10 uzman hekim kadrosuyla kurulan tıp merkezlerinin, çalışan uzman hekim sayısının 10'un altına düşmesi ve uzman hekim eksikliğinin giderilmemesi halinin, kademeli olarak ruhsat iptali yaptırımına bağlanması işin doğasından kaynaklanmaktadır. <br>Bununla birlikte, A, B ve C tipi tıp merkezi olarak ruhsatlandırılmış ve mevcut haliyle faaliyetine devam edecek olanlardan, "tıp merkezi" için öngörülen (en az iki farklı uzmanlık dalında olmak üzere) en az on uzman hekim kadrosunun bulunması koşulunu sağlamalarının istenilmediği, dolayısıyla düzenlemenin küçük kapasiteli tıp merkezlerini olumsuz etkilemesinin söz konusu olmadığı, bu merkezlere, Yönetmelikte yer alan "tıp merkezi" için (asgari toplam kapalı alan şartı hariç) gerekli olan şartları sağlamak kaydıyla mevcut yerlerinde de yeni tıp merkezi ruhsatı düzenlenebildiği, kadro şartının sağlanması için iki yıllık süre dahi tanındığı, uzman tabip kadrosu devir alınmasına izin verildiği dikkate alındığında, düzenlemede kamu yararı ve hizmet gereklerine de aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır. <br>Öte yandan davacı tarafından, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı düzenleme yapıldığı iddia edilmiş ise de, dava konusu düzenlemelerin kamu sağlığını ilgilendirmesi, hizmetin niteliğinin artırılmasına yönelik öngörülmesi ve yeni tip "tıp merkezi"ne dönüşümün zorunlu tutulmaması, A tipi, B tipi ve C tipi tıp merkezi olarak ruhsatlandırılmış kuruluşların mevcut halleriyle faaliyetlerine devam etmelerine izin verilmesi karşısında, bu iddiaya itibar edilmemiştir.<br> B) Yönetmeliğin 12. maddesinin 1. fıkrasının incelenmesi :<br>Dava konusu Yönetmeliğin "Bina durumu" başlıklı 12. maddesinin 1. fıkrası, "A tipi tıp merkezi müstakil binalarda kurulur. Ancak B tipi tıp merkezleri binanın girişinden itibaren tüm bölümleri asansör ve merdiven kullanımı dahil bütünlük ve müstakiliyet arz eden kısmında da kurulabilir. Bu durumda, yangın kaçış merdivenlerine ulaşıma dair uygunluk aranır. Cerrahi uygulama yapacak tıp merkezlerinin A ve B tipi olması zorunludur." şeklinde iken; 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 9. maddesi ile, "(1) Tıp merkezi müstakil binalarda kurulur. Ancak tıp merkezi binasının toplam kapalı alanı iki bin metrekareden küçük olamaz." şeklinde değiştirilmiştir. <br>Dava konusu düzenlemede, 06/10/2022 tarih ve 31975 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişiklik yapılmış ise de, bu değişikliğin davacının iddiasını karşılamadığı gibi düzenlemenin esasını etkilemediği ve benzer yönde olduğu görüldüğünden, bu düzenleme yönünden davanın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği sonucuna varılarak uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçilmiştir. <br>Dava konusu değişiklikten önce, A tipi tıp merkezlerinin, müstakil binalarda kurulmasının zorunlu olduğu düzenlenmiş, A, B ve C tipi tıp merkezlerinde asgari toplam kapalı alana yönelik herhangi bir koşula yer verilmemiş iken; dava konusu değişiklik ile, yeni "tıp merkezleri"nin, müstakil binalarda ve asgari toplam kapalı alanı iki bin metrekareden küçük olmayacak şekilde kurulması öngörülmüştür.<br>Buna göre, tıp merkezlerinde sunulan sağlık hizmetinin nitelik ve kapasitesinin artırılması, bu merkezlerin daha donanımlı fiziki yapıya sahip olmalarının sağlanması amacıyla, yeni "tıp merkezleri"nin müstakil binalarda kurulması koşulunun öngörüldüğü, davalı idarece tıp merkezi binasının toplam kapalı alanının ne kadar olması gerektiğine yönelik tespit yetkisinin, yeni tıp merkezlerinin hizmet birimleri ve standartları da göz önünde bulundurularak kullanıldığı anlaşılmaktadır.<br>Bu nedenlerle, dava konusu düzenlemenin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu sonucuna varılmaktadır. <br>C) Yönetmeliğin 34. maddesinin 8. fıkrasının incelenmesi :<br>Dava konusu Yönetmeliğin "Ruhsatlandırılmış sağlık kuruluşunun devri ve başka bir yere nakli" başlıklı 34. maddesi, "(1) Her ne sebeple olursa olsun devir talep tarihi itibariyle aktif olarak faaliyet göstermeyen özel sağlık kuruluşları devredilemez. Faaliyette olan özel sağlık kuruluşlarının devri halinde, EK-1/b’deki belgeler ile birlikte Müdürlüğe başvurulur. Başvuru üzerine, 13 üncü maddeye göre işlem yapılarak yeni işleten adına ruhsatname düzenlenir.<br> (2) Tıp merkezini devralan, tıp merkezinin ruhsatında kayıtlı uzmanlık dalları ile çalıştırdığı tabip ve planlamaya dahil tabip harici sağlık çalışanı açısından, 9 uncu maddeye uymak zorundadır.<br> (3) Sağlık kuruluşlarının devri halinde, son dört ay içinde yapılmış denetimde eksiklik ve/veya uygunsuzluğunun bulunmadığı ve hizmet alanlarında değişikliğin olmadığı durumlarda, Teknik İnceleme Ekibi tarafından yerinde incelemenin tekrarlanmasına gerek olmadan EK-1/b’deki belgeler değerlendirilerek, devralan adına ruhsatname düzenlenir.<br> (4) Sağlık kuruluşunu devralan kişi, kesin devir tarihinden itibaren en geç on beş iş günü içinde ruhsat almak amacıyla Müdürlüğe başvurmak zorundadır. Devralan kişi adına Bakanlıkça ruhsat düzenleninceye kadar, ancak eski işleteninin ve mesul müdürünün sorumluluğunda sağlık kuruluşu faaliyetine devam edebilir.<br> (5) Devir yapılmasına rağmen, on beş iş günü içinde başvuru yapılmadığının ruhsat düzenlemesi sırasında veya sonrasında belgesiyle tespiti halinde, devralan adına ruhsat düzenlenmesi işlemlerine devam edilir. <br> (6) Sağlık kuruluşunun denetimi sırasında tespit edilen eksiklik ve/veya uygunsuzluklardan dolayı devralan, devredenin sorumluluklarını da almış sayılır. Denetim sırasında tespit edilen eksiklik ve/veya uygunsuzluklardan dolayı devredene verilen süre, devralanın talebi halinde yeniden verilir. Sağlık kuruluşunun faaliyetinin durdurulması halinde devralan, faaliyet durdurma süresinin tamamlanmasını beklemek zorundadır.<br> (7) Sağlık kuruluşunun aynı ilçe sınırları içinde başka bir adrese nakledilmek istenmesi halinde, tıp merkezi binası için ön izin alınması şartıyla, nakil talep dilekçesi ve EK-1/c’deki belgelerle birlikte Müdürlüğe başvurulur. Başvuru, 13 üncü madde uyarınca değerlendirilir ve ruhsat düzenlenir.<br>(8) A veya B tipi tıp merkezleri C tipi tıp merkezine dönüşemez." şeklinde iken; 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 9. maddesi ile maddenin 1. fıkrası, "Özel sağlık kuruluşlarının bu Yönetmelik kapsamındaki kişilere devri halinde, EK-1/b’deki belgeler ile birlikte Müdürlüğe başvurulur. Başvuru üzerine, 13 üncü maddeye göre işlem yapılarak yeni işleten adına ruhsatname düzenlenir." şeklinde; 8. fıkrası ise, "Ruhsatı askıda olan sağlık kuruluşlarının ruhsatları askı süresince sadece bir kez devredilebilir." şeklinde değiştirilmiştir.<br> Buna göre, daha önce ancak aktif olarak faaliyet gösteren özel sağlık kuruluşları devre konu edilebilir iken, dava konusu değişiklik ile bu kısıtlamaya son verildiği, ruhsatı askıda olan sağlık kuruluşlarının askı süresince bir kez devredilebilme imkanının tanındığı görülmektedir. <br> Aktif olarak faaliyet göstermeyen veya ruhsatı askıda olan özel sağlık kuruluşlarının sağlık sistemine kazandırılması ve bu kuruluşlara ihtiyacı olan maddi imkanın sağlanması amacıyla davalı idareye tanınan planlama yetkisi çerçevesinde yapıldığı anlaşılan dava konusu değişiklikte kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmamaktadır. <br>Ç) Yönetmeliğin ek 1. maddesinin 14. fıkrası ile ekinde yer alan Ek-15 "Tıp Merkezleri Bünyesinde Açılacak Estetik Birimlerinde Yapılabilecek İşlemler Listesi"nin incelenmesi :<br>Dava konusu Yönetmeliğin 39. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ile 12/05/2003 tarihli ve 25106 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmış; "Sağlık kuruluşlarının kalite ve verimliliğini artırmak amacıyla izin verilebilecek hususlar" başlıklı ek 1. maddesinin 14. fıkrasında, "A ve B tipi tıp merkezleri bünyesinde, kendi kadrolarında bulunan tabipler ile estetik amaçlı sağlık hizmetlerini sunmak amacıyla estetik birimi kurulabilir. Estetik birimi açma başvuruları tıp merkezinin bulunduğu il müdürlüğüne yapılır. Müdürlükçe, açılması uygun görülen birim tıp merkezinin faaliyet izin belgesine ve Sağlık Kuruluşları Yönetim Sistemine (SKYS) işlenir. Estetik biriminde bu Yönetmeliğin geçici 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında tanımlanan işlemler yapılabilir." kuralı; "Güzellik ve estetik veya bu amaçla açılan merkezlerin ve ünitelerin uyumu" başlıklı geçici 4. maddesinde, "(1) 39 uncu maddenin birinci fıkrasının (b) bendi ile yürürlükten kaldırılan Yönetmeliğe göre açılan merkezlerin ve ünitelerin uygunluk belgelerinin geçerlilik ve faaliyet süresi, 1/1/2010 tarihinde sona erer. <br>(2) Sağlık kuruluşu statüsü sona eren ve işleteni tabip olan müstakil merkezler, güzellik salonuna veya ilgili mevzuat ile belirlenen şartlar ve standartlar sağlanarak muayenehane veya polikliniğe dönüştürülür.<br>(3) İkinci fıkra uyarınca muayenehane veya poliklinik olarak faaliyet göstermesine izin verilenler ile tıp merkezi ve özel hastaneler bünyesinde ünite şeklinde olanların tabela, basılı ve elektronik ortam materyallerinde ve ünite isimlendirilmesinde 'güzellik' ifadesi kullanılamaz.<br>(4) 39 uncu maddenin birinci fıkrasının (b) bendi ile yürürlükten kaldırılan Yönetmelikte sayılan tıbbî işlemlerin tamamı, sertifika veya buna benzer yetki belgesine dayanılarak unvanlarda, 'estetik' veya bu anlama gelecek herhangi bir ibare kullanılmaksızın tıp mesleğini icra yetkisi sahasına göre tabip veya uzman tabiplerin tıbbi uygulaması şeklinde yürütülür.<br>(5) Birinci fıkrada sözü edilen ve müstakil açılan merkezlerin işleteni tabip değil ise bunlar işletenin tercihine göre güzellik salonuna veya tabip mesul müdür istihdam etmek şartıyla polikliniğe dönüştürülebilir. Polikliniğe dönüşme hakkı 15/2/2008 tarihi itibariyle uygunluk belgesine sahip ve bu tarih itibariyle faaliyette bulunan merkezlerin işletenleri tarafından 1/2/2010 tarihine kadar başvuruda bulunmak suretiyle kullanılabilir. Bu hak işletenlerin değişmesi ile sona erer. Şahıs şirketlerinde herhangi bir ortağın değişmesi, sermaye şirketlerinde ise mevcut ortaklara yapılan devirler hariç olmak üzere hisse devri, bu fıkra kapsamında işleten değişikliği kabul edilir.<br>(6) Beşinci fıkraya göre polikliniğe dönüşmek için Müdürlüğe başvuru yapanlar, en geç altı ay içinde uygunluğunu sağlayıp müdürlükten 'poliklinik uygunluk belgesi' almak zorundadırlar. Bu süre içinde tabip mesul müdürleri sorumluluğunda poliklinik olarak faaliyette bulunabilirler. Bu kuruluşlar, bina ve fiziki şartlar bakımından geçici 2 nci maddenin birinci fıkrası (a) bendinde öngörülen uyum süresi içerisinde yürürlükten kaldırılan 9/3/2000 tarihli ve 23988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre değerlendirilerek Müdürlükçe uygunluk belgesi düzenlenir. Altı ay sonunda uygunluğunu sağlayamayan veya Müdürlük incelemesi sonucu başvurusu uygun bulunmayan yerlerin valilikçe faaliyetine son verilir.” kuralı; "Güzellik salonları" başlıklı geçici 5. maddesinde ise, "(1) 39 uncu maddenin birinci fıkrasının (b) bendi ile yürürlükten kaldırılan Yönetmeliğe göre açılmış güzellik salonları, sağlık kuruluşu statüsünden çıkarılmıştır. Güzellik salonu adı altında açılan işyerleri, 10/8/2005 tarihli ve 25902 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik kapsamında belediyelerce ruhsatlandırılır.<br>(2) Güzellik salonunda tıp fakültesi diploması olan biri çalışsa bile, tabip yetkisinde olan tıbbi işlemler güzellik salonunda yapılamaz. Bu hususa uymadığı tespit edilen kişiler hakkında ilgili mevzuat hükümleri uygulanır." kuralı düzenlenmiştir.<br>Dava konusu ek 1. maddesinin 14. fıkrasının bu halinin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay (Kapatılan) Onbeşinci Dairesinin 17/02/2016 tarih ve E:2014/3862, K:2016/953 sayılı kararı ile anılan düzenlemenin iptaline karar verilmiş, bu karara karşı davalı idare tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/03/2019 tarih ve E:2016/3380, K:2019/1199 sayılı kararıyla, "Üst hukuk kurallarının uygulanmasını sağlamak için idarece tesis edilen düzenleyici işlemler bireysel nitelikte olmayan, genel, soyut ve objektif kurallar içeren işlemlerdir. Düzenleyici işlemler bu özellikleri nedeniyle uygulanmakla tükenmeyip, yürürlüğünden sonra meydana gelen hukukî ilişkilere uygulanan kurallar içermektedir. Bu nedenle, idarece düzenleyici işlem tesis edilirken, yapılan düzenlemenin herkes tarafından anlaşılabilir, farklı anlamlara gelmeyecek ve yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına sebep olmayacak nitelikte olması, düzenleyici işlemin kapsam ve sınırlarının açık bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir. Aksi takdirde üst hukuk kurallarının doğru bir şekilde uygulanmasını sağlama işlevi yerine getirilemeyeceğinden, düzenleyici işlem tesis etmek suretiyle ulaşılmak istenen amaca ulaşılamayacağı açıktır.<br>Dava konusu düzenlemede; A ve B tipi tıp merkezleri bünyesinde, kendi kadrolarında bulunan tabipler ile estetik amaçlı sağlık hizmetlerini sunmak amacıyla estetik birimi kurulabileceği öngörülmekle birlikte, sadece; bu birimlerde Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik'in geçici 4. maddesinin dördüncü fıkrasında tanımlanan işlemlerin yapılabileceği düzenlemesine yer verilmekle yetinildiği, bu birimlere ilişkin genel esasların belirlenmediği ve bu haliyle düzenlemenin açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir bir kural içermediği anlaşılmakta olup, bu gerekçeyle hukuka uyarlık görülmemiştir." gerekçesiyle Daire kararının onanmasına karar verilmiştir (Bu kararın düzeltilmesi istemi de aynı Kurulun 24/12/2020 tarih ve E:2019/3305, K:2020/3492 sayılı kararıyla reddedilmiştir.). <br>Bunun üzerine, asıl Yönetmeliğin ek 1. maddesinin 14. fıkrası, 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 19. maddesi ile, "Tıp merkezleri bünyesinde, kendi kadrolarında bulunan deri ve zührevi hastalıklar ile plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahî dallarında uzman tabipler ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası olan tabiplerce estetik amaçlı sağlık hizmetlerini sunmak amacıyla estetik birimi kurulabilir. Estetik birimi açma başvuruları tıp merkezinin bulunduğu il müdürlüğüne yapılır. Müdürlükçe, açılması uygun görülen birim tıp merkezinin faaliyet izin belgesine ve Bakanlıkça oluşturulan elektronik sisteme işlenir. Estetik biriminde EK-15’te tanımlanan işlemler yapılabilir. Estetik birimi için asgari bu Yönetmelikte poliklinik odası için tanımlanmış fiziki mekân ve asgari tıbbi donanım bulunmak zorundadır." şeklinde değiştirilmiş; aynı Yönetmeliğin 24. maddesi ile de, asıl Yönetmeliğe EK-15 "Tıp Merkezleri Bünyesinde Açılacak Estetik Birimlerinde Yapılabilecek İşlemler Listesi" eklenmiş, bu listede, "(1) Tıp merkezleri bünyesinde açılan estetik birimlerinde Deri ve Zührevi Hastalıklar ile Plastik, Rekonstrüktif Cerrahi dallarında uzman tabipleri ile Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikası olan tabiplerin uygulayabileceği tıbbi işlemler aşağıdadır;<br>a) Sivilce tedavisi,<br>b) Lazer, krioterapi, koterizasyon, intradermal enjeksiyon metotları ile siğil, skar dokusu gibi oluşumların cilt yüzeyinden eksizyonu,<br>c) Ciltteki damar genişlemeleri, pigmentasyon (lekeler/çiller) ve kırışıklıkların azaltılmasına yönelik lazer uygulamaları,<br>d) Lazer cihazı, %35’lik oranın üzerindeki alfa hidroksi asitler ve türevlerinin kullanımı ile derin peeling işlemleri,<br>e) Cilt içerisine terapotik veya kozmetik amaçlı yapılan her türlü enjeksiyonlar,<br>f) Cilde yapılan uygulamalar ile ilgili oluşabilecek yan etkilere müdahaleler,<br>g) Saç ekimi (restorasyonu) uygulamaları,<br>h) Kişinin fazla kilolarını vermesi (zayıflama) için gerekli işlemlerin, tıbbî değerlendirmelerle birlikte planlanmasını ve uygulanmasını sağlamak." denilmek suretiyle tıp merkezleri bünyesinde açılacak estetik birimlerinde yapılabilecek işlemler sayma yoluyla belirlenmiştir. <br>Ayrıca, 12/05/2003 tarihli ve 25106 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan (Mülga) Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde, "Sağlık Kuruluşu", güzellik ve estetik merkezi, güzellik salonu, saç ekim merkezi, güzellik enstitüsü gibi isimler altında faaliyet gösteren, güzellik ve estetik amaçlı olarak kişilere cilt ve vücut bakımı, makyaj, epilasyon ve benzeri hizmetlerin verildiği özel sağlık kuruluşları şeklinde; (e) bendinde, "Sertifika", güzellik ve estetik amaçlı olarak kişilere uygulayacakları tıbbî işlemlerle ilgili olarak Bakanlıkça veya Bakanlık tarafından yetki verilen kuruluşlarca açılan eğitimi başarı ile tamamlayan tabipler adına düzenlenen belge şeklinde; (f) bendinde, "Sertifikalı Tabip", 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'a göre Türkiye’de mesleğini icra etme hak ve yetkisi bulunan ve bu maddenin (e) bendinde belirtilen sertifikaya sahip olan tabip şeklinde; (g) bendinde, "Uzman Tabip", tıpta uzmanlık mevzuatına göre Dermatoloji ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahî dallarında uzmanlık belgesine sahip olan tabip şeklinde tanımlanmış; "Tabibin Görev ve Yetkileri" başlıklı 12. maddesinde, "Tabip, sadece bir merkezde çalışabilir. Tabip, sağlık kuruluşunda uyguladığı tıbbî işlemlerden ve bu işlemler sonucu oluşabilecek komplikasyonlardan ve hasta kayıtlarının düzenli tutulmasından, mesul müdür ile birlikte sorumludur." denildikten sonra tabiplerin uygulayacakları tıbbî işlemler sayılmıştır. <br>Öncelikle, tıp merkezleri bünyesindeki estetik biriminde estetik amaçlı sağlık hizmetlerinin hangi hekimler tarafından yapılacağı hususu ele alındığında, 1219 sayılı Kanun ve tıpta uzmanlık mevzuatı uyarınca, deri ve zührevi hastalıkları (dermatoloji) uzmanları ile plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanlarının, uzmanlık alanlarının verdiği görev ve yetkiye istinaden; Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin geçici 4. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "mülga Yönetmelikte sayılan tıbbi işlemlerin tamamının sertifikalı hekimlerce yapılabileceği" yolundaki kural gereğince de, mülga Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik kapsamında sertifika almış hekimlerin, kazanılmış hak ilkesi gözetilerek, unvanlarında “estetik” veya bu anlama gelecek herhangi bir ibare kullanmaksızın estetik işlemlerini uygulamaya yetkili olduğu görülmektedir.<br>Dairemizin 09/07/2020 tarihli ara kararıyla, davalı idareden, dava konusu Ek-15 sayılı listede yer alan işlemler belirlenirken yapılan çalışmalara ve bu belirlemede esas alınan bilimsel gerekçelere ilişkin bilgi ve belgelerin dosyaya sunulması istenilmiş, davalı idarece verilen 19/10/2020 kayıt tarihli ara kararı cevabında, dava konusu Yönetmelik ile değiştirilen ek 1. maddenin 14. fıkrasında, yeni bir düzenleme yapılmadığı, Danıştay tarafından estetik biriminde yapılabilecek tıbbi işlem ve fiziki mekan kurallarının eksik düzenlendiği gerekçesi ile verilen iptal kararı gereğince değişiklik yapıldığı, yapılan bu değişiklik ile Danıştay kararındaki gerekçe doğrultusunda estetik biriminde yapılabilecek işlemler listesinin yürürlükten kaldırılan Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikteki işlemler esas alınarak belirlendiği, madde metnindeki uzmanlık alanlarının da işlem listesine uyumlu olarak düzenlendiği, yeni bir uygulama ya da kısıt olmaksızın yaklaşık 16 yıldır bilinen ve sahada geçerli olan uygulamanın Danıştay kararı doğrultusunda belirli hale getirildiği, EK-15 sayılı listede estetik birimlerinde yapılabileceği öngörülen işlemlerin hemen tamamının, tıbbi uygulama olarak Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 2003 yılından beri deri ve zührevi hastalıkları ile plastik ve rekonstrüktif ve estetik cerrahi dallarında uzman olan tabipler ve Bakanlıkça onaylı medikal estetik sertifikasına sahip olan tabiplerce yapılmakta olduğu yönünde açıklamalarda bulunmuştur.<br>Bakılan davada, dava konusu Ek-15 sayılı listede sayılan tıbbi işlemler ile mülga Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik kapsamında tabiplerin uygulayacakları tıbbi işlemlerin aynı olduğu, mülga Yönetmelik çerçevesinde 2003 yılından bari yukarıda belirtilen nitelikleri haiz tabipler tarafından yapılagelen işlemlerin, bu kez tıp merkezleri bünyesindeki estetik birimlerinde gerçekleştirilmesinin öngörüldüğü, buralarda gerçekleştirilebilecek işlemlere açıklık getirilmesi amacıyla bu işlemlerin sayma yoluyla belirlendiği görülmektedir. <br>Buna göre, kişilere sağlık veya estetik amaçlı olarak uygulanacak işlemlerin neler olduğu, nerelerde, hangi şartlarda ve hangi hekimler tarafından gerçekleştirileceği hususunda daha önce verilen yargı kararlarının gerekçeleri doğrultusunda açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir düzenleme yapıldığı, bu haliyle düzenlemede kamu yararına, hizmetin gereklerine ve üst normlara aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. <br>D) Yönetmeliğin geçici 12. maddesinin 5. fıkrasının incelenmesi :<br>1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 12. maddesi 2. fıkrasında, "Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar; 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesi, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 27 nci maddesi, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 36 ncı maddesi ile 17/11/1983 tarihli ve 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun 32 nci maddesi saklı kalmak kaydıyla, aşağıdaki sağlık kurum ve kuruluşlarında mesleklerini icra edebilir:<br> a) Kamu kurum ve kuruluşları. <br> b) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan vakıf üniversiteleri. <br> c) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan vakıf üniversiteleri, serbest meslek icrası." düzenlemesine yer verilmiş; aynı maddenin 3. fıkrasında, tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların, Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamaları çerçevesinde ve ikinci fıkranın her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabileceği hüküm altına alınmıştır.<br>Dava konusu Yönetmeliğin ek 1. maddesinin 18. fıkrası, "Özel Sağlık Kuruluşlarında çalışan tabip/uzman tabipler, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla, çalıştıkları sağlık kuruluşundaki çalışma saatleri dışında bir özel hastanenin acil servis, klinik servis ve ünitelerinde nöbet tutabilir. Bu tabiplerin nöbet listesi aylık olarak düzenlenir ve Müdürlükçe onaylanır. Özel sağlık kuruluşunun kadrosunda çalışan tabip ve uzman tabipler, kadrolu çalıştıkları özel sağlık kuruluşunun çalışma saatleri dışında 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla kurumsal sözleşme yapılarak diğer özel hastane veya özel sağlık kuruluşunda çalıştırılabilir. Ancak, bu durumda tabip ve uzman tabiplerin muvafakatinin alınması zorunludur. Sözleşme Müdürlüğe bildirilir ve ilgili tabip ve uzman tabiplere çalışma belgesi düzenlenir. Özel sağlık kuruluşunun kadrosunda çalışan sözleşmeye konu tabip ve uzman tabiplerin kadrodan ayrılmaları halinde sözleşme sona erer." şeklinde iken; 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 19. maddesi ile, "Özel Sağlık Kuruluşlarında çalışan tabip/uzman tabipler, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla, çalıştıkları sağlık kuruluşundaki çalışma saatleri dışında bir özel hastanenin acil servis, klinik servis ve ünitelerinde nöbet tutabilir. Bu tabiplerin nöbet listesi aylık olarak düzenlenir ve Müdürlükçe onaylanır." şeklinde değiştirilmiş; asıl Yönetmeliğin geçici 12. maddesine, 01/10/2019 tarih ve 30905 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmeliğin 22. maddesi ile eklenen 5. fıkrada da, "Bu fıkrayı ihdas eden Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan bu Yönetmeliğin ek 1 inci maddesinin on sekizinci fıkrası kapsamında kurumsal sözleşme ile çalışanların sözleşmeleri en geç 30/6/2020 tarihinde sona erer." kuralı düzenlenmiştir. <br> Yukarıda yer verilen 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 3. maddesi, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesi ve bu düzenlemelere dayanılarak çıkarılan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik hükümleri gereği Sağlık Bakanlığının, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamaya ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini sağlamaya ve bunu denetlemeye yetkili olduğu hususu yerleşik Danıştay içtihatları ile sabittir. <br>Ayrıca, Sağlık Bakanlığının genel olarak sağlık insan gücünü planlama yetkisine ilişkin anılan mevzuat hükümlerinin yanı sıra, hekimlerin birden fazla yerde çalışabilmesine ilişkin olarak da 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 3. fıkrasında bu istihdam planlamalarının esas alınacağı belirtilmiştir. <br>Dava konusu değişiklikten önce, özel sağlık kuruluşunun kadrosunda çalışan hekimlerin, kadrolu çalıştıkları kuruluşun çalışma saatleri dışında 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesine uygun olmak kaydıyla, özel sağlık kurum ve kuruluşlarının arasında yapılacak kurumsal sözleşme ile diğer bir kuruluşta kadro şartı aranmaksızın (yine hekimin muvafakati ile) çalıştırılabildiği, 01/10/2019 tarihli Yönetmelik değişikliği ile kurumsal sözleşme uygulamasına son verildiği, dava konusu değişiklik ile de bu şekilde kurumsal sözleşme ile çalışan hekimlerin sözleşmelerinin en geç 30/06/2020 tarihinde sona ereceğinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.<br>Bakılan davada, kurumsal sözleşme uygulamasının, kadrolu çalışmanın istisnaları arasından çıkarılması sebebiyle sağlık hizmetlerinin aksamaması adına, söz konusu sözleşmelerin sona ermesi için yaklaşık 9 aylık bir geçiş süresi tanıyan dava konusu düzenlemede, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile hukuka aykırılık görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. DAVANIN REDDİNE,<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL duruşmalı vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, <br>4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,<br>5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/10/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br> </font></p></body></html>
kira