<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/12647 E. , 2024/591 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> DÖRDÜNCÜ DAİRE <br>Esas No : 2023/12647<br>Karar No : 2024/591 <br><br>TEMYİZ EDEN TARAFLAR : I. (DAVACI) …<br>VEKİLİ : Av. … <br> II. (DAVALILAR) <br> 1- … Bakanlığı <br>VEKİLİ : Av. …<br> 2- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı<br>VEKİLİ : Av. …<br> 3- … Belediye Başkanlığı - …<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: İstanbul ili, Avcılar ilçesi, … Mahallesi, … pafta, … parselde bulunan A ve B bloktan oluşan taşınmazlarda A blokta ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... numaralı daireler ile B blokta …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … numaralı bağımsız bölümlerin maliki olan davacı tarafından, taşınmazların bulunduğu bölgenin davalı idareler tarafından kusurlu olarak imara ve yerleşime açıldıktan sonra ve yine davalı idarelere atf-ı kabil kusur sebebiyle "Afete Maruz Bölge" olarak ilan edildiği, karar gereği taşınmazı tahliye etmek zorunda kaldığı ve taşınmazın yıkım işleminin gerçekleştirildiği ileri sürülerek, yıkım nedeniyle uğranılan zararın ödenmesi talebinin reddine ilişkin 24/02/2017 tarih ve 1883 sayılı işlemin iptali ile yıkım sebebiyle oluşan zararına karşılık olarak bina maliyet bedeli olarak (07/11/2022 tarihinde kayda giren dilekçeyle ıslah edilmiş haliyle) 4.271.381,49-TL, arsa değer kaybına karşılık olarak (07/11/2022 tarihinde kayda giren dilekçeyle ıslah edilmiş haliyle) 3.533.618,51-TL maddi ve 12.06.2005 tarihinden itibaren tüm taşınmazların kira bedeline karşılık (07/11/2022 tarihinde kayda giren dilekçeyle ıslah edilmiş haliyle) 3.051.763,47-TL olmak üzere toplam 10.856.763,47-TL zararın idari eylemin gerçekleştiği tarinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davanın süre aşımı sebebiyle reddi yolundaki kararın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile kaldırılması ve dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesi üzerine, ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; uyuşmazlık konusu bölgede genel hayatı etkileyecek nitelikteki heyelanın varlığına ilişkin bilimsel raporlarda ifade edilen ve idarelerin bilgisinde olan jeolojik veriler dikkate alınmadan alan planlamaya konu edilip arsa üretilerek üzerinde yapılaşmaların gerçekleştirilmesine imkan sağlandığı şartlar altında taşınmaz edinen kişilerin, bölgenin sonradan afet bölgesi ilan edilerek yapı ve ikamete yasaklanan bölgede heyelan sonucu oturulamaz hale gelen yapının can ve mal emniyetini korumak açısından tahliye edilerek yıkılması ile oluşan fiillerden, Avcılar Belediyesinin yanı sıra afet mevzuatı ile imar mevzuatı açısından görev üstlenen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın hizmet kusurları bulunduğundan, davalı idarelerin tazminat istemine konu zararın oluşmasındaki kusur oranları ile sorumlu oldukları zarar miktarlarının ve varsa davacının kusurunun tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bilirkişi raporu ve ek raporlarla, aynı parsellerde bulunan ve aynı aykırılıkları içeren yapılar hakkında hüküm birlikteliğini sağlamak adına, ruhsatsız yapılarda emsal diğer dosyalardaki kusur oranlarına dair bilirkişi incelemeleri ve Danıştay kararları dikkate alındığında, yapı kullanma izin belgesi bulunmayan B blok ... ve ... numaralı bağımsız bölümler için İstanbul Büyükşehir Belediyesine %15, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına %25, Avcılar Belediye Başkanlığına %30 kusur izafe edilmesinin uygun olduğu, bu bağımsız bölümler nedeniyle meydana gelen zararda davacının % 30 oranında müterafik kusurunun bulunduğu, B blok 11 ve 12 numaralı bağımsız bölümler dışında kalan diğer bağımsız bölümler yönünden ise, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın %60, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının %30, Avcılar Belediye Başkanlığının ise %10 kusurlarının bulunduğu, muhtemel zararların tazmini mümkün bulunmadığından, taşınmazların kira bedeline karşılık talep edilen maddi tazminat isteminin reddi gerektiği, 2577 sayılı Yasanın 13. maddesi uyarınca ön başvuru üzerine tesis edilen … tarih ve … sayılı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı Şehir Planlama Müdürlüğü işleminin ise idari davaya konu olabilecek bir idari işlem olmaması nedeniyle anılan işlem bakımından davanın incelenemeyeceği sonucuna varılarak, arsa değer kaybı nedeniyle 1.630.300,00-TL, bina maliyet bedeline karşılık 1.375.859,06-TL (1.267.000,31-TL + 108.858,75-TL) maddi tazminat isteminin kabulüne, arsa değer kaybı nedeniyle 1.903.318,51-TL ve bina maliyet bedeli karşılığı 2.895.522,43-TL maddi tazminat talepleri ile 12.06.2005 tarihinden itibaren mahrum kalınan kira bedeline karşılık talep edilen 3.051.763,47-TL maddi tazminat isteminin reddine, yıkım nedeniyle uğranılan zararın ödenmesi talebinin reddine ilişkin 24/02/2017 tarih ve 1883 sayılı işlem yönünden ise davanın incelenmeksizin reddine, arsa değer kaybı nedeniyle hükmedilen maddi tazminat miktarının 20.000,00-TL’sinin davalı idarelerce kusur oranlarına (İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan %60, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı %30, Avcılar Belediye Başkanlığı %10) göre davanın açıldığı 24/04/2017 tarihinden itibaren, 1.610.300,00-TL’sinin ise ıslah dilekçesinin tebliğ edildiği 16.11.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminine, bina maliyet bedeline karşılık hükmedilen maddi tazminat miktarının 20.000,00-TL’sinin davalı idarelerce kusur oranları nispetinde (İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan %60, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı %30, Avcılar Belediye Başkanlığı %10) davanın açıldığı 24/04/2017 tarihinden itibaren, 1.247.000,31-TL’sinin ıslah dilekçesinin tebliğ edildiği 16.11.2022 tarihinden itibaren, 108.858,75-TL’sinin ise, davalı idarelerce İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nca %15, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nca %25, Avcılar Belediye Başkanlığı’nca %30 kusur oranları nispetinde ıslah dilekçesinin tebliğ edildiği 16.11.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:<br>1-Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından; davanın süresinde açılmadığı, husumetin idarelerine yöneltilemeyeceği, herhangi bir sorumlulukları bulunmadığı, zarar ile idarelerinin işlem ve eylemleri arasında illiyet bağı bulunmadığı belirtilerek, temyize konu karardaki aleyhe hususların bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br>2-İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; idarelerinin hizmet kusuru bulunmadığı, dava konusu işlem ve eylemlerle idareleri arasında illiyet bağı bulunmadığı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br>3-Avcılar Belediye Başkanlığı tarafından; davada süre aşımı bulunduğu, vekalet ücretinin eşit olarak ödenmesine karar verilmesi gerektiği, B Blok 11 ve 12 nolu bağımsız bölümlerin tapu kaydının dahi olmadığı, bu bölümlere ilişkin tazminat talebinin reddi gerektiği, idarelerinin herhangi bir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığı, davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br>4-Davacı tarafından; temyize konu karardaki gerekçenin bu kadar kapsamlı bir dava için yetersiz olduğu, eksik ve hatalı raporlar esas alınarak karar verildiği, rayiç bedel üzerinden hesaplama yapılması gerektiği, maliyet bedeli esas alınarak yapılan hesaplamanın uygun olmadığı, şerefiye gelirlerinin dikkate alınmadığı, enflasyonist ortamda gerçek durumla bağdaşmadığı, raporların bu haliyle hükme esas alınmasının mümkün olmadığı, arsanın afete maruz bölge kararı verilmiş olması sebebiyle kullanılamadığı, arsa değer kaybı hesaplaması esas alınarak karar verilmesinin hatalı olduğu, B Blok … ve … nolu daireler için kendilerine kusur atfedilmesinin hatalı olduğu, kira bedelleri yönünden inceleme, tespit ve hesaplama yapılması gerektiği, faiz başlangıcının hatalı belirlendiği, avans faizi verilmesi gerektiği belirtilerek, temyize konu karardaki aleyhe kısımların bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. <br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Taraflarca savunma verilmemiştir.<br><br>TETKİK HÂKİMİ : …<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br> Bina maliyet bedeli ile arsa değer kaybı yönünden kabul edilen maddi tazminat bedellerinin 20.000,00-TL'lik kısımlarına uygulanacak faiz başlangıcı dışındaki hususlar yönünden;<br>Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br> Bina maliyet bedeli ile arsa değer kaybı yönünden kabul edilen maddi tazminat bedellerinin 20.000,00-TL'lik kısımlarına uygulanacak faiz başlangıcı yönünden ise;<br>İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin birinci fıkrasının ikinci bendinde, temyiz incelemesi sonucu Danıştay'ın kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiştir.<br>Dosyanın incelenmesinden; temyize konu İdari Dava Dairesi kararında istinafa konu olan Mahkeme kararına dayanak alınan bilirkişi raporunda tazminata ilişkin tespitler 2014 yılına ilişkin Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ hükümlerine göre yapılmakla birlikte, maddi ve manevi zararların ödenmesi istemiyle noter kanalı ile idarelere yapılan başvuru 09/02/2017 tarihli olduğundan ve dava dilekçesinde zararların idari eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenildiği görülmekte olup, bina maliyet bedeli ile arsa değer kaybı yönünden kabul edilen maddi tazminat bedellerinin 20.000,00-TL'lik kısımlarına uygulanacak faiz başlangıcının idarelere başvurunun yapıldığı 09/02/2017 tarihi olarak belirlenmesi gerektiği halde, hükmedilen maddi tazminatın bina maliyet bedeli ile arsa değer kaybı yönünden kabul edilen maddi tazminat bedellerinin 20.000,00-TL'lik kısımları yönünden dava tarihi olan 24/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi şeklinde hüküm kurulduğu anlaşıldığından, dosyanın geldiği aşama da dikkate alınmak suretiyle, söz konusu Mahkeme kararının hüküm kısmının (1) nolu paragrafının (a) bendinde yer alan ''...dava tarihi olan 24/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine,'' şeklindeki ifadenin ''...idarelere başvuru tarihi olan 09/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, ...'' şeklinde düzeltilmesine, yine kararın hüküm kısmının (2) nolu paragrafının (a) bendinde yer alan ''...dava tarihi olan 24/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine,'' şeklindeki ifadenin ''...idarelere başvuru tarihi olan 09/02/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine,'' şeklinde düzeltilmesine, karar verilmiştir.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. Temyiz istemlerinin reddine,<br>2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, bina maliyet bedeli ile arsa değer kaybı yönünden kabul edilen maddi tazminat bedellerinin 20.000,00-TL'lik kısımlarına uygulanacak faiz başlangıcı dışındaki hususlar yönünden ONANMASINA, bina maliyet bedeli ile arsa değer kaybı yönünden kabul edilen maddi tazminat bedellerinin 20.000,00-TL'lik kısımlarına uygulanacak faiz başlangıcı yönünden ise; yukarıda belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,<br>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,<br>4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 25/01/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.<br> <br><br>(X) KARŞI OY : <br>Anayasa'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra son fıkrasında; idarenin kendi eylem ve işlemlerden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.<br>Dava tarihinde yürürlükte bulunan şekliyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde, bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceği hükme bağlanmıştır. (8/7/2021 tarihli ve 7331 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle bu fıkrada yer alan “altmış” ibaresi “otuz” şeklinde değiştirilmiştir.)<br>Heyelan nedeniyle oluştuğu ileri sürülen zararın tazmini istemiyle açılan bu davada, yapının üzerinde bulunduğu zeminin özelliği, yapı kullanma izni bulunup bulunmadığı, imar planları ve inşaat ruhsatlarının hangi idarelerce yapıldığı ve verildiği, yapıların imar açısından denetlenmesi, afete uğramış ve uğrayabilecek bölgeler ile yapı ve ikamet için yasaklanmış afet bölgelerinin tespit ve ilan edilip edilmediği, afet bölgelerinde yapılacak yapılarla ilgili kuralları, yapı tekniklerini, projelendirme esaslarını, denetim ve kontrol görevlerini yapıp yapmadığı hususları ayrı ayrı irdelenmeli ve idarece gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı belirlenmeli ve bunun sonucuna göre; idarenin belli bir hareket tarzı izleyip izlemediği veya hareketsiz kalıp kalmadığı ortaya konulmalıdır. Olaya bu açıdan bakınca yukarıda yapılan belirleme sonucu olayda idarenin hareketsizliği söz konusu olmakla öğretide de kabul edildiği gibi idarenin bu hareketsizliğinin "olumsuz eylem" olarak kabulü gerekmektedir. <br>Bu durumda; zararın idarenin eyleminden kaynaklandığı hallerde, dava açma süresinin başlangıç tarihinin belirlenmesi yönünden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinin uygulanacağı, buna göre, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde, bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceğinden, olayda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca idari eylem sebebiyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini için davacı tarafından ilk olarak 25/02/2016 tarihinde noter ihtarnamesi ile davalı idarelere maddi ve manevi zararlarının tazmini talebi ile başvurulduğu anlaşıldığından, davanın, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde, bu sürenin bittiği tarihten itibaren, 60 günlük dava süresi içinde açılması gerekirken, davacı tarafından idarelere 09/02/2017 tarihinde noter ihtarnamesi ile yapılan 3. başvuruya (25/06/2016 tarihinde yine noter ihtarnamesi ile yapılan 2. başvuru da dosyada mevcut) verilen ret cevabının 28/02/2017 tarihinde tebliğinden sonra 24/04/2017 tarihinde davanın açıldığı anlaşılmaktadır.<br>Bu itibarla; noter aracılığı ile yapılan 2. ve 3. başvuruların dava açma süresini ihya etmeyeceği de dikkate alınarak, idarelere noter aracılığı ile yapılan 25/02/2016 tarihli ilk başvurunun idarelere tebliğ tarihi, bu başvuruya davalı idareler tarafından cevap verilip verilmediği, cevap verildi ise cevabın davacıya tebliğ tarihi araştırılarak, davanın süresinde açılıp açılmadığının belirlenmesinden sonra esas hakkında karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile verilen kararda usul ve yasaya uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle temyize konu kararın bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.<br>Öte yandan; dosyanın incelenmesinden, maddi tazminat kalemleri arasında yer alan arsa değer kaybı yönünden kısmen kabul, kısmen ret kararı verildiği görülmekte olup, gelinen aşamada davaya konu bağımsız bölümlerin bulunduğu binanın arsasının halen davacının mülkiyetinde olduğu ve davacının söz konusu mülkiyet hakkından kaynaklanan tasarruf haklarını halen serbestçe kullanabileceği de dikkate alındığında, davacının arsa değer kaybından kaynaklı, tazmini gerektirir bir zararının söz konusu olmadığı anlaşıldığından, maddi tazminat kalemlerinden olan arsa değer kaybı yönünden davanın tümden reddi gerekirken, davanın kısmen kabulü yolunda verilen kararda hukuka uyarlık bulunmadığından, temyize konu karar arsa değer kaybı bakımından bozulması gerektiğinden, belirtilen gerekçe yönünden de çoğunluk kararına katılmıyorum. </font></p></body></html>
kira