<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/5804 E. , 2024/252 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>SEKİZİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2022/5804<br>Karar No : 2024/252 <br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Anonim Şirketi<br>VEKİLİ : Av. ... <br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Büyükşehir Belediye Başkanlığı<br>VEKİLİ : Av. ... <br><br>İSTEMİN KONUSU : ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br>Dava konusu istem: Davacı şirkete ait tesislerin, davalı idarece yapılan kazı çalışması sırasında hasar gördüğünden bahisle, oluştuğu iddia edilen 495.440,25-TL zararın davalı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesince verilen ...tarih E:..., K:...sayılı karar ile, ara kararı ile davalı idareden; Ankara ili, Çankaya ilçesi, Eskişehir Yolu-Hacettepe Üniversitesi kavşağında yol genişletme amacıyla yapılan çalışmanın dayanağının sorularak, söz konusu yol çalışmasının herhangi bir idari karar kapsamında yapılıp yapılmadığı ve yapılan yol çalışması öncesinde davacı da dahil olmak üzere ilgili kurumlara bilgi verilmesi dışında sözkonusu kurumların (BEDAŞ, ASKİ, Türk Telekom A.Ş., Başkent Doğalgaz A.Ş. vs) görev ve yetkisi kapsamında herhangi bir hukuksal dayanak yada bu konuda yapılmış olan herhangi bir protokol bulunup bulunmadığının sorulduğu, davacıdan ise; davalı idarenin yol genişletme çalışması öncesinde ...tarihli ve ...sayılı yazısı ile ilgili kurumların bilgilendirildiği belirtildiğinden, çalışma süresince herhangi bir teknik elemanın görevlendirilip görevlendirilmediğinin sorularak, sözkonusu çalışmadan ve deplase gerektiği hususundan ne zaman haberdar olunduğunun sorulmasına karar verildiği, davacının 24/11/2021 tarihli cevabında 11/07/2017 tarihli bilgilendirme yazısının tarafına tebliğ edilmediği, ayrıca söz konusu yazıda hangi tarihte çalışma yapılacağı bilgisinin bulunmadığı, davacının varlıklarına zarar verilmesi ve hasar tespitinin yapıldığı tarihin 08/11/2019 olduğu, davacının tesislerine zarar verilen çalışmadan sonradan haberdar olduklarının belirtildiği, davalı idarenin 29/11/2021 tarihli cevabi yazısında, hiçbir kurumla konuda yapılmış olan herhangi bir protokol bulunmadığı, bahse konu yol genişletme çalışmasının mevcut imar planına göre uygun şekilde açıldığı ve Şehir Hastanelerinin trafik yoğunluğundan dolayı zaruri ihtiyaç olarak bu çalışmanın yapıldığının belirtildiği, bu durumda, dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile davalı idarenin bahse konu yol genişletme çalışmasının Şehir Hastanelerinin trafik yoğunluğundan dolayı zaruri ihtiyaç olarak yapıldığı ve dayanağı olarak herhangi bir idari karar alındığına ilişkin bilgi ve belge sunulmadığı hususları da birlikte değerlendirildiğinde, uyuşmazlık konusu olayın haksız fiilden kaynaklanan tazminat davası niteliğinde olduğu anlaşılmakla, uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılarak davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek ...İdare Mahkemesinin ...tarih E:..., K:...sayılı kararının hüküm fıkrasına "..davanın görev yönünden reddine," ibaresinden sonra gelmek üzere ve vekalet ücretine esas olmak üzere, "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. ve 331/2. maddeleri uyarınca görevli ve yetkili Mahkemede davaya devam edilmemesi ve kararın kesinleşmesi halinde" ibaresi eklenerek istinaf başvurusunu açıklama ile reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı şirket tarafından, Anayasanın 125. maddesi son fıkrası gereği idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu, hizmet kusurunun kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi durumunda idarenin tazmin yükümlülüğünün doğduğu, açılan davanın tam yargı davası olduğu, davanın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı tarafından savunma verilmemiştir. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE: <br>MADDİ OLAY : <br>Davacı şirket tarafından, Ankara ili, Çankaya ilçesi, Eskişehir Yolu-Hacettepe Üniversitesi kavşağında yol inşaatı çalışması alanında davacıya ait yeraltı enerji nakil hatlarının/tesislerin kavşaktaki yolların ve yol için yapılan yol dolgusunun altında kaldığı, herhangi bir elektrik arızası durumunda söz konusu enerji nakil hatlarına ve tesislerine derinde bulunacak olması nedeniyle müdahalede güçlük çıkacağı, arızaya müdahale süresinin oldukça uzayacağı, ayrıca derin çalışma yapmanın can ve mal güvenliğini tehlikeye düşüreceğinden bahse konu enerji nakil hatlarının deplasesinin ve yeniden yapılması gerekeceğinden bahisle deplase bedeli olan 495.440,25-TL'nin tahsili istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında; idari davalar, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, genel hizmetlerden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak tanımlanmış, aynı Kanunu'nun dilekçeler üzerine yapılacak ilk inceleme esaslarını düzenleyen 14. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendinde, dava dilekçelerinin görev ve yetki yönünden inceleneceği belirtilmiş, 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde ise, 3/a bendine göre adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların görev yönünden reddedileceği hükmüne yer verilmiştir.<br> 2577 sayılı Kanunun ''İptal ve tam yargı davaları'' başlığını taşıyan 12. maddesinde; "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler" hükmü; "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinde; "1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.<br>2. Görevli olmayan adli (...) yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz." hükmü yer almaktadır.<br> Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinde "İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." kuralı yer almaktadır.<br> 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 7. maddesinin (f) bendinde, "büyükşehir ulaşım ana plânını yapmak veya yaptırmak ve uygulamak; ulaşım ve toplu taşıma hizmetlerini plânlamak ve koordinasyonu sağlamak; kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek; kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek", anılan maddenin (g) bendinde ise "Büyükşehir belediyesinin yetki alanındaki mahalleleri ilçe merkezine bağlayan yollar, meydan, bulvar, cadde ve ana yolları yapmak, yaptırmak..." büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları arasında sayılmıştır.<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Uyuşmazlığın, davalı Belediye tarafından yapılan yol çalışmaları sebebiyle zemin dolgusunun yükseldiği, yeraltı enerji nakil hatlarına olası bir arıza durumunda ulaşılmasının zorlaştığı, bu sebeple yer altında bulunan elektrik kablolarının deplase edilmesi için ödenmesi gereken 495.440,25-TL bedelin tahsiline ilişkin olduğu görülmektedir.<br>2577 sayılı Kanunun 12. maddesi ile, ilgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlemden dolayı farklı aşamalarda tam yargı davası açmalarına imkân tanındığı görülmekte olup; bu seçeneklerden ilki, idari işlem nedeniyle uğranılan zararın tazmini amacıyla açılan tam yargı davalarıdır. <br>İdarenin işlemlerinden kaynaklandığı ileri sürülen zararın tazmini için açılacak tam yargı davasının ikinci seçeneği ise; bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararların tazmini talebiyle açılan davalardır. Burada, icra tarihinden itibaren dava süresi içinde açılacak olan tam yargı davası söz konusudur. 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesinde bahsedilen "işlemin icrası" ibaresiyle, yasa koyucunun, tesis edilmekle hemen zarara yol açmayan, başka bir ifadeyle, işlemin tesisi ile zarar doğurucu sonuçları ortaya çıkaran uygulaması farklı zamanlara rastlayan durumları kastettiği anlaşılmaktadır. Bu hükmün işlerlik kazanacağı idari işlemler, tesis ve bildirim safhası ile yürütme safhası birbirinden ayrı olan işlemlerdir. İdari işlemlerin bir kısmında bu iki safha arasında bir zaman aralığı bulunur. Bu nitelikteki işlemlerde, yürütme (icra), işlemin bildirim tarihinden sonraki bir tarihte olur. Bu işlemlerden doğabilecek zararlar da ancak icra edildikleri, uygulandıkları tarihte ortaya çıkar.<br>2577 sayılı Kanunun 13. maddesinde düzenlenen ve zararı doğuran idari tasarrufun idari eylem olduğu durumlarda ise; idari eylemlerden kaynaklı tam yargı davaları söz konusu olacaktır. Burada ilgililer, kamu gücünü elinde bulunduran idarenin eyleminden dolayı zarara uğradıklarını ileri sürebilirler. İdari eylem, idarenin maddi bir olaydır; temelinde idari bir işlem bulunmaz, bir idari işleme dayanmaz, yani onun yürütülmesi (icrası) niteliğinde değildir. İdarenin, ifasıyla görevlendirildiği kamu hizmetlerinin yürütümü sırasındaki davranışları, alması gereken önlemleri almaması idare edilenlerin haklarını ihlal edebilecek nitelikteki tasarruflar idari eylem oluştururlar. <br>İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br>Olayda, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı Fen İşleri Dairesi Başkanlığı Yol ve Asfalt Şube Müdürlüğünün ...tarih ve ...sayılı yazısıyla, yazı ekindeki planda işaretli olan imar yollarında yol açım çalışmalarının başlayacağı, çalışmaların aksamaması ve can ve mal kaybının yaşanmaması için güzergah içerisinde kalan tesislerin ivedi olarak deplase edilmesi gerektiği, bölgeyi bilen teknik elemanın bu çalışma sahasında bulunması gerektiği belirtilmiş, davacı tarafından bilgilendirme yazısının tarafına tebliğ edilmediği belirtilmiş, sonrasında idarece söz konusu alanda çalışmalar yapılmıştır.<br>Bu durumda, dava konusu tazminat isteminin haksız fiilden kaynaklanan değil idarenin işlemininin icrası sebebiyle doğan zararlardan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Davalı idarenin hizmet kusurunun ve olaydan doğan zararın hizmet kusuru esasına göre tazminini gerektiren koşulların bulunup bulunmadığının araştırılması ve bu hususların tespiti idare hukuku ilkelerine göre yapılacağından uyuşmazlığın görüm ve çözümünde idari yargı yerlerinin görevli olduğu sonuç ve kanaatine varılmaktadır.<br>Ayrıca, bir kamu kurumunun görevlerinden olan bir işi yapmayı kararlaştırması idari bir karar olduğu gibi, bu kararı yerine getirmek üzere plan ve projeler yapıp, o plan ve projeler gereğince işi görmesi de kararın neticesi olan birer idari eylemdir. Davalı idare tarafından savunmasında, Büyükşehir Belediyeleri Koordinasyon Merkezleri Yönetmeliğinin 8. maddesinin (d) bendinde yer alan "İlgili kuruluşlarca imar planı olmayan alanlarda önceden yapılmış tesislerin, yeni imar durumuna uygun yol yapım çalışmaları bitmeden, mevcut tesislerin uygun hale getirilmesini sağlar." düzenlemesi kapsamında çalışmaların yürütüldüğü belirtilmiş, Mahkeme tarafından yapılan ara kararı üzerine idare tarafından verilen cevapta da yol genişletme çalışmasının mevcut imar planına uygun olarak açıldığı belirtilmiş olup, söz konusu alanda imar planına istinaden çalışma yapılıp yapılmadığı hususunun da göz önüne alınması gerekmektedir.<br>Öte yandan, ilgililer, idarenin işlemininin icrası sebebiyle doğan zararların tazmini istemiyle idari yargıda dava açabilecekleri gibi, idarenin ifasıyla görevlendirildiği kamu hizmetlerinin yürütümü sırasındaki alması gereken önlemleri almaması nedeniyle oluşan zararlar yani idari eylemden kaynaklı zararların tazmini istemiyle idari yargıda dava açabileceklerinden, temelinde idari işlem olmasa bile davalı idareye Büyükşehir Belediyesi Kanunu kapsamında verilen görev ve yetki kapsamında kamu hizmetinin yürütümü esnasında verilen zararlardan kaynaklı davanın idari yargıda açılması gerektiği açıktır.<br> Bu durumda, uyuşmazlığın görüm ve çözümünün adli yargı yerlerine ait olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine dair karara yönelik istinaf isteminin reddine karar veren Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle,<br>1. Temyiz isteminin kabulüne,<br>2. ...Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının BOZULMASINA, <br>3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, <br>4. Kesin olarak, 30/01/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>
kira