<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/3140 E. , 2023/5115 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2019/3140<br>Karar No:2023/5115<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Elektrik Perakende Satış A.Ş. <br>VEKİLİ : Av. …<br> <br>KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurumu <br>VEKİLİ : Av. …<br><br>İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ :<br> Dava konusu istem: Tedarik lisansı kapsamında elektrik satış faaliyeti gösteren davacı şirketin muvazaa iddiasıyla perakende satış sözleşmesi imzalamaktan kaçınma ve önceki abonenin tüketiminden kaynaklanan borçların abonelik başvurusunda bulunan kişiden talep edilmesi fiillerinin Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 8/4. ile 15/6. maddelerine aykırılık teşkil ettiğinden bahisle ihtarda bulunulması ve mevzuata aykırılığın giderilmesi için 30 (otuz) gün süre verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; S. A. isimli kişi tarafından, davalı idareye gönderilen … tarih ve … sayılı şikayet dilekçesinde, davacı şirketin kendisiyle abonelik sözleşmesi yapmaktan kaçındığını, muvazaa iddiasında bulunduğunu ve önceki abonenin tüketiminden kaynaklı borçları kendisinden talep edildiğini belirttiği, bunun üzerine davalı idare tarafından, davacı şirkete ilgili şikayetin bildirildiği, şirketçe verilen cevapta, mevcut abonenin ödenmemiş borcu bulunduğu, kullanım yerinin olduğu çevrede yapılan araştırmalar sonucunda kişilerin muvazaalı işlem tesis ederek şirketlerini zarara uğratmak istedikleri ve bu sebeple sözleşme yapmaktan imtina ettikleri yönünde ifadeler yer aldığı, konunun 01/04/2015 tarihli toplantıda değerlendirilmesi sonucunda, davacı şirketten yazılı savunma istenilmesine karar verildiği, yazılı savunma istem yazısının davacı şirkete tebliğ edildiği, davacı şirket yaptığı savunmada, kullanım alanının olduğu çevrede yapmış oldukları alan araştırmalarını, bunun akabinde S. A. ve mevcut abonenin muvazaalı işlemler yaptıklarını, şirketlerini zarara uğratmak amacıyla talepte bulunduklarını ve bu sebeplerden ötürü şirketi zarara uğratmamak adına sözleşme imzalamadıklarının belirtildiği, davalı idare tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda, dava konusu Kurul kararının tesis edildiği, buna göre, bilgi ve belgelerin sunulması kaydıyla yeni başvuru sahibiyle perakende satış sözleşmesi düzenleneceği ve mevcut kullanım yerine ait başka tüketicilerin önceki dönemlere ilişkin tüketimlerinden kaynaklanan borçlarının yeni tüketiciden talep edilemeyeceği yönündeki mevzuat göz önünde alındığında dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.<br> Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirliği'nin … tarih ve … sayılı yazısıyla yeni abonelik başvurularında muvazaa araştırması yapılması gerektiğinin belirtildiği ve yine bu yönde yargı kararları bulunduğu, yapılan araştırmalar neticesinde başvuru sahibi ile aynı iş yerinde yer alan eski abonelik sahibi ile aralarında bir bağ bulunduğunun tespit edildiği, başvurucunun borçsuz olarak yeni abonelik başvurusunda bulunmasının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğu ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz istemin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Anayasa Mahkemesi'nin 24/05/2012 tarih ve E:2011/132, K:2012/82 sayılı kararında "Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan sosyal devlet ise 'insan onuru'nun korunmasını amaçlar ve bunun için sosyal adaleti tesis etmeye çalışır. Vatandaşlarına asgari bir yaşam standardı sağlamayı kendisine görev bilen sosyal devlet, kişi ve toplum yararı arasında denge kuran, toplumsal dayanışmayı üst düzeyde gerçekleştiren, sosyal ve ekonomik açıdan dezavantajlı olanları gözeterek sosyal adaleti sağlayan devlettir. Ancak, sosyal devlet anlayışı bireylerin her türlü ihtiyacının bedelsiz olarak karşılanmasını gerektirmemektedir. Devlet tarafından su ve elektrik gibi bazı temel ihtiyaçların bedeli karşılığında vatandaşlara sunulmasının, yasal olmayan tarzda elektrik kullanılması halinde de bir takım yaptırımlar uygulanmasının sosyal devlet anlayışına aykırılık oluşturmadığı açıktır." şeklinde değerlendirmelerde bulunulmuştur. <br> Elektriğe ulaşımın günümüzdeki önemi göz önüne alındığında temel ihtiyaç olarak kabul edilerek Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 17. maddesinde yer verilen kişinin manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı kapsamında değerlendirilmesi, somut olayda elektrik aboneliği başvurusunda bulunulması gereken yer bir iş yeri olduğundan yine Anayasa'nın 48. maddesinde yer alan çalışma hürriyeti kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.<br> Elektriğe erişimin yasal olmayan yollarla sağlanmasının engellenmesi amacıyla, bu şekilde erişime önlem alınması ya da sonrasında idari yaptırım uygulanması önünde bir engel bulunmamakla birlikte, temel hak ve hürriyetin kısıtlanması anlamına gelecek bu hallerde ölçülülük ve orantılılık ilkelerine uyulması gerekmektedir.<br> Somut olayda, yeni başvurucu tarafından elektrik aboneliği başvurusunda bulunulmuş ancak bu başvurusu, davacı şirket tarafından eski kullanıcılar ile muvazaalı işlemleri nedeniyle reddedilmiştir. Başvurucu tarafından Kurul'a şikayet başvurusunda bulunulması üzerine davacı şirkete ihtar yaptırımı uygulanmasına ilişkin Kurul kararı tesis edilmiştir. Konuya ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Denetim Başkanlığı'nın 02/09/2015 tarih ve 33196 sayılı yazısında "Yönetmelik hükümlerinin emredici nitelikte olduğu ve görevli tedarik şirketlerinin takdir hakkı bulunmadığı, perakende satış sözleşmesi yapmaktan muvazaa sebebiyle kaçınılamayacağı" gerekçelerine yer verildiği görülmektedir.<br> Gerçekten de Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nde bu duruma özgü bir düzenleme yer almamakla birlikte davacı şirketin perakende satış sözleşmesi imzalayıp imzalamama hususunda serbestisi olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı şirketin bu tutumunun kanuni dayanağının, hakkın kötüye kullanımına ilişkin Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi ve muvazaaya ilişkin Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi olduğu söylenebilecekse de müdahalenin ölçülü ve orantılı olup olmadığına ilişkin değerlendirme yapılması gerekmektedir.<br> Davacı şirketin, herhangi bir yargı kararına dayanmaksızın kendi tespit ettiği muvazaalı işlemler nedeniyle elektrik aboneliği başvurusunu reddetmesi hâlinde, ispat külfeti elektrik aboneliği başvurusunda bulunan kişinin üzerinde kalacak ve perakende satış sözleşmesinde dezavantajlı konumunda bulunan taraf olarak ispat külfetini yerine getirene kadar elektriğe erişim sağlayamayacaktır. Bu durumun, muvazaalı işlemlere ilişkin iddiaların ciddiliğinden bağımsız olarak, abonelik başvurusu yapan kişiye aşırı bir külfet yüklediği anlaşılmaktadır.<br> Bu durumda, elektrik aboneliği başvurusunda bulunan kişi ile, muvazaalı işlemleri nedeniyle perakende satış sözleşmesinden kaçınan ve önceki abonenin borcunu yeni başvurucudan talep eden davacı tedarik şirketinin Yönetmelik hükümlerine aykırı davrandığından bahisle ihtar yaptırımı uygulanmasına ilişkin Kurul kararında hukuka aykırılılık bulunmadığı görüşüyle temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br> Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br> ESAS YÖNÜNDEN:<br> MADDİ OLAY : <br> "… Mahallesi, … Bulvarı, … Apartmanı, Bodrum Kat" adresinde yer alan tekstil atölyesi için elektrik aboneliği başvurusunda bulunulmuş, başvuru davacı şirket tarafından reddedilmiştir. Abonelik başvurusunda bulunan tarafından yapılan bilgi edinme başvurusuna, davacı şirket tarafından verilen cevapta "tesisatın eski ve yeni kullanıcı arasında muvazaalı işlemler bulunduğu gerekçesiyle perakende satış sözleşmesi imzalanmadığı" şeklinde açıklama yapılmıştır. <br> Başvurusu reddedilen tarafından Kurul'a 16/11/2014 tarih ve 14373 sayılı dilekçe ile şikâyet başvurusunda bulunulmuştur. Konunun 01/04/2015 tarihli toplantıda değerlendirilmesi üzerine davacı şirketin yazılı savunmasının alınmasına karar verilmiştir. <br> Davacı şirketin fiilinin Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 8. maddesinin dördüncü fıkrası ile 15. maddesinin altıncı fıkrasına aykırılık teşkil ettiğinden bahisle ihtar edilmesine ve mevzuata aykırılığın giderilmesi için 30 (otuz) gün süre verilmesine ilişkin 10/09/2015 tarih ve 5784-7 sayılı Kurul kararı alınmış, anılan kararın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.<br> İLGİLİ MEVZUAT:<br> 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 10. maddesinin birinci fıkrasında "Toptan ve perakende satış faaliyetleri, üretim şirketleri ile tedarik lisansı kapsamında kamu ve özel sektör tedarik şirketleri tarafından, bu Kanun ve bu Kanuna göre çıkarılan yönetmelikler uyarınca yürütülür." hükmüne; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Dürüst davranma" başlıklı 2. maddesinde "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmüne, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinin birinci fıkrasında "Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır." hükmüne yer verilmiştir.<br> 08/05/2014 tarih ve 28994 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren mülga Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 8. maddesinin dördüncü fıkrasında "Bir önceki tüketicinin perakende satış sözleşmesini sonlandırmadan veya sonlandırarak ayrılması ve farklı bir gerçek veya tüzel kişinin, aynı kullanım yeri için yeni bir perakende satış sözleşmesi başvurusunda bulunması halinde görevli tedarik şirketi tarafından;<br> a) Önceki tüketicinin ödenmemiş borçlarının bulunması halinde, söz konusu borçlar, ilgili tüketicinin güvence bedelinden düşülmek suretiyle karşılanır ve ilgili sözleşme sona erdirilir.<br> b) Güvence bedelinin ödenmemiş borçlarının bulunması halinde, (a) bendi kapsamında işlem yapılır ve kalan borç önceki tüketiciden tahsil edilir.<br> c) Bu Yönetmelik hükümleri uyarınca gerekli olan bilgi ve belgelerin sunulması kaydıyla, yeni başvuru sahibiyle perakende satış sözleşmesi düzenlenir." düzenlemesine, beşinci fıkrasında "Dördüncü fıkra kapsamında, bir önceki tüketicinin perakende satış sözleşmesini sonlandırmadan kullanım yerinden ayrılması halinde, görevli tedarik şirketi, yeni başvuru sahibinden söz konusu yerin kullanım hakkına sahip olduğunu belgelemesini isteyebilir." düzenlemesine, 15. maddesinin yedinci fıkrasında "Aynı kullanım yerine ait başka tüketicilerin önceki dönemlere ilişkin tüketimlerinden kaynaklanan borçları, yeni tüketicinin üstlenmesi talep edilemez." düzenlemesine yer verilmiştir.<br><br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br> Bakılmakta olan dava, Kurul tarafından tesis edilen ihtar kararının iptali istemiyle açıldığından idare hukuku ilke ve kurallarına göre çözülmesi gerekmekte ise de idari işlemin sebep unsuru, abonelik başvurusunda bulunulan tesisatın eski ve yeni kullanıcısı arasında muvazaa bulunup bulunmadığı hususuna dayndığından, sözleşme hukukuna ilişkin olan "muvazaa" teriminin somut olayda irdelenmesi gerekmektedir.<br> Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18/10/2023 tarih ve E:2023/9-353, K:2023/971 sayılı kararında muvazaaya ilişkin olarak, "29. Öte yandan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 18 inci maddesi ile aynı doğrultuda düzenlenen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 19 uncu maddesi uyarınca bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradeleri esas alınır ve borçlu, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı bu işlemin muvazaalı olduğu savunmasında bulunamaz. <br> 30. Türk Hukuk Lûgatında muvazaanın “Anlaşmalı saptırma, gerçek dışı durumlara gerçekmiş niteliğini kazandırma işlemi; hukuksal bir işlem konusunda gerçek duruma aykırılıkta birleşilerek yapılan ortak açıklama (beyan) ya da ortaya konulan belge; danışıklı işlem” (Türk Hukuk Lûgatı Türkçe-Türkçe, Ankara-2021 Baskı, Cilt-I, s. 819) şeklinde yapılan tanımından hareketle muvazaa, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacı ile ve fakat kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak hususunda anlaşmaları olarak ifade edilebilir. <br> 31. Bir diğer deyişle, irade açıklamasında bulunan taraflar bu açıklamanın sonuç doğurmaması konusunda anlaşmışlar, yalnız gerçek bir hukuki işlemin bulunduğu görünüşünü yaratmayı istemişlerse muvazaadan söz edilir. <br> 32. Taraflar ister yalnız bir görünüş yaratmayı, ister ikinci bir gizli işlem yapmayı arzu etmiş olsunlar, görünüşteki (zahiri) işlem tarafların gerçek iradelerine uymadığından ilke olarak herhangi bir sonuç doğurmaz. Muvazaada, görünüşteki işlemin her türlü hukuki sonuçtan yoksun olması, tarafların ortak iradelerinin bu yolda olmasından kaynaklanmaktadır. <br> 33. Kural olarak hiç kimse kendi muvazaasına dayanarak bir hak talep edemez. Kaldı ki böyle bir hak talebi herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunamayacağını belirten 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2 nci maddesine de aykırıdır." değerlendirmelerine yer verilmiştir.<br> Elektrik tüketiminden kaynaklanan borçlarının ödemekten kaçınmak amacıyla, aslında fiilen aynı kullanıcı tarafından elektrik kullanımına devam edilmesine karşın, yeni bir kira sözleşmesi imzalanması suretiyle, borçsuz şekilde yeni bir perakende sözleşmesi düzenlenmesi yönündeki başvurunun muvazaa kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.<br> Muvazaanın ortaya konulması durumunda, yeni başvurucunun borçsuz olarak elektrik tedariki talep etmesi, hakkın kötüye kullanımı anlamına geleceğinden hukuk düzenince korunması beklenemeyecek olup davacı şirketin mevcut elektrik borcunun ödenmesini sağlamak amacıyla sözleşme imzalamaktan kaçınabileceğinin kabulü gerekmektedir.<br> Yönetmelikte "Aynı kullanım yerine ait başka tüketicilerin önceki dönemlere ilişkin tüketimlerinden kaynaklanan borçları, yeni tüketicinin üstlenmesi talep edilemez." düzenlemesine yer verilmiş ise de tüketicinin "yeni" olup olmadığının tespiti ancak muvazaa iddiasının açıklığa kavuşturulması ile mümkündür.<br> Davacı şirket tarafından özetle "… numaralı tesisatta kayıtlı bulunan H.Ö'ye ait toplam 46.171,19-TL borç nedeniyle aboneliğin 14/10/2014 tarihinde feshedildiği, S.A. tarafından aynı tesisata ilişkin borç kabul edilmeyerek yeni abonelik başvurusunda bulunulduğu, başvuru üzerine yapılan saha araştırmasında, mevcut adreste 5 yıldır S.K. ve M.K. isimli kardeşlerin ikamet ettikleri, hâlen bu kişiler tarafından iş yeri çalıştırmaya devam edildiği ve eski borçlu H.Ö. ile akrabalık bağları bulunduğu, yeni başvurucu S.A'nın da borçlu ve akrabaları ile iş ilişkilerinin bulunduğu, S.K'nın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nde kayıtlı iş yeri adresinin S.A. tarafından abonelik başvurusu yapılan adres ile aynı olduğu, tesisatın kullanıcı olduğunun ispatı için sunulan kira sözleşmesinde yazan bedelin emsallerine göre aşırı düşük olduğu, S.A'nın abonelik başvurusunda bulunulan tesisatın fiili kullanıcısı olan M.K'nın eski çalışanı olduğu, fiili kullanıcılar ile muvazaalı işlemler yapılarak şirketlerinin zarar uğratılmaya çalışıldığı tespit edildiğinden abonelik başvurusunun reddedildiği" şeklinde iddialarda bulunulduğu görüldüğünden uyuşmazlığın esasına etki edebilecek bu iddialar değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekmektedir.<br> Bu itibarla, davacı şirketin muvazaaya ilişkin iddiaları araştırılarak esas hakkında karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br> Açıklanan nedenlerle;<br> 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;<br> 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,<br> 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, 28/11/2023 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. <br> <br><br>(X) KARŞI OY :<br> Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.</font></p></body></html>
kira