<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2022/4116 E.  ,  2023/3860 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2">T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>DOKUZUNCU DAİRE<br>Esas No : 2022/4116<br>Karar No : 2023/3860<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığ-…<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>KARŞI TARAF (DAVACI) : … Vakfı (… Labarotuvar Lisesi ve İlkokulu İktisadi İşletmesi) <br>VEKİLİ : Av. …<br><br>İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Davacı vakfa bağlı … Labarotuvar Lisesi ve İlkokulu İktisadi İşletmesinin elde ettiği ve vakfa aktarılan kazanç üzerinden, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 94. maddesinin 1. fıkrasının 6/b-i bendinde düzenlenen tevkifatın yapılmaması gerektiği ihtirazi kaydı ile verilen 2021/Şubat dönemi muhtasar beyannamesine göre tahakkuk ettirilen gelir (stopaj) vergisinin 656.378,28-TL'lik kısmının iptali ve ödenen tutarın iadesi istemine ilişkindir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayda, … Laboratuvar Lisesi ve İlkokulu İktisadi İşletmesinin … Vakfına ait bir iktisadi işletme olduğu, kazancının kurumlar vergisine tabi olduğu, Vakfın ise kurumlar vergisi mükellefi olmadığı hususlarının ihtilafsız olduğu, ihtilaf konusunun, iktisadi işletmeden vakfa aktarılan vergi sonrası kazancın tevkifata tabi tutulup tutulmayacağı olduğu; Gelir Vergisi Kanunu'nun 94/6-b-i bendinde 75. maddeye atıfta bulunularak maddenin sadece 2. fıkrasının 1,2 ve 3 numaralı bendinde yazılı kâr paylarından stopaj yapılacağının ifade edildiği, 75/2. maddesinde ise iştirak hisselerinden doğan kazançların menkul sermaye iradı olarak sayıldığı, ancak vergi kanunlarında iştirak hissesinin tanımının yapılmadığı, sadece anılan 75. maddenin 2. bendinin parantez içi bölümünde, limited şirket ortaklarının, iş ortaklarının ve komanditerlerin kâr payları ile kooperatiflerin dağıttıkları kazançların iştirak hisselerinden doğan kazanç olduğu, kooperatiflerin ortakları ile yaptıkları muamelelerden doğan kârların ortaklara, kooperatifle yaptıkları muameleler nisbetinde tevziinin, kazanç dağıtımı sayılmayacağının belirtildiği, dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmelerden elde edilen kârın dernek veya vakıf hesabına aktarılmasının iştirak kazancı kabul edildiğine ilişkin açık bir düzenlemeye yer verilmediği;bu itibarla vergi kanunlarında tanımı yapılmamakla birlikte, genel anlamda iştirak hissesi kazancından söz edilebilmesi için ortada iki ayrı işletme bulunması, bir işletmenin diğer işletmenin sermayesine katkı vermesi ve verdiği bu katkı payı karşılığında kazanç elde etmiş olması gerektiği; olayda ise, vakfa ait iktisadi işletme söz konusu olup ortada iki ayrı işletmenin varlığından ve birinin diğerinin sermayesine iştirak ettiğinden söz edilmesine olanak bulunmadığı, zira iktisadi işletmenin kendisinin vakfa ait olduğu, vakfın vergi mükellefi olamamasından dolayı mükellefiyetin iktisadi işletme adına tesisinin söz konusu olduğu, iktisadi işletmenin elde ettiği kârın, hukuken bağlı ve ait olduğu vakıf tüzel kişiliği hesabına aktarılmasının kâr dağıtımı olarak kabul edilemeyeceği,söz konusu kazancın aktarımının, vergi kesintisine konu olacak kâr payları arasında da sayılmadığının anlaşıldığı; tüm bunlardan hareketle, davacı tarafından bağlı bulunduğu vakfa aktarılan kâr payının, iştirak kazancı olarak kabul edilmesi hukuken mümkün olmadığından, ihtirazı kaydın kabul edilmemesi suretiyle yapılan davaya konu tahakkuk işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 656.378,28-TL tahakkukun iptali ile ödenen tutarın davacıya iadesine karar verilmiştir.<br>Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Mevzuat kapsamında davalı idarece yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br> TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br> Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. <br>Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>KARAR SONUCU:<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1.Davalının temyiz isteminin reddine,<br>2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,<br>3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 24/10/2023 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.<br><br>(X)KARŞI OY :5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendine göre dernek veya vakıflar kurumlar vergisinin konusu dışında olsalar da bunlara ait iktisadi işletmelerin, rekabet eşitsizliğine neden olunmaması için kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmaktadır.Yine,anılan Kanunun ''vergi kesintisi'' başlıklı 15. maddesinde, birinci fıkrada sayılan kişi, kurum ve kuruluşlarca, tam mükellefiyete tabi kurumlara yapılacak bazı ödemeler üzerinden istihkak sahiplerinin kurumlar vergisine mahsuben vergi kesintisi yapılması öngörülmüş, geçici 1. maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanun uyarınca vergi kesintisine tabi tutulmuş kazanç ve iratlar üzerinden, Gelir Vergisi Kanununun 94. maddesi uyarınca; ikinci fıkrasında ise Gelir Vergisi Kanununun geçici 67. maddesi uyarınca vergi kesintisine tabi tutulmuş kazanç ve iratlar üzerinden, bu Kanun uyarınca ayrıca vergi kesintisi yapılmayacağı hükmüne yer verilmiştir.<br> 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94. maddesinin 6/b-i alt bendinde, kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlara isabet eden kısım düşüldükten sonra, 75. maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kâr paylarından vergi tevkifatı yapılacağı hükme bağlanmış ve bendin parantez içi hükmüyle de kurumlar ile gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve muaf olanlara ödenenler tevkifat kapsamına dahil edilmiştir. <br> Yukarıda yer verilen düzenlemeler uyarınca, tam mükellef kurum olan davacı işletmenin elde ettiği kurum kazancının, kurumlar vergisi ödendikten sonra kalan kısmının dağıtılabilir kâr niteliğine dönüştüğü, bu kârın dağıtılması halinde tevkifat yükümlülüğü doğduğu açık olup kârın aktarıldığı vakfın mükellefiyeti bulunmadığından, 5520 sayılı Kanunun 15. maddesinin uygulanması mümkün bulunmamakta; olayın, 193 sayılı Kanunun 94. maddesine göre değerlendirilmesi ve dağıtılan kâr payının, 94. madde kapsamında niteliğinin ortaya konulması gerekmektedir. <br> 193 sayılı Kanunun 94. maddesinin atıfta bulunduğu 75. maddesinde; sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışında, nakdi sermaye veya para ile temsil edilebilen değerlerden müteşekkil sermaye dolayısıyla elde edilen kâr payı, faiz, kira ve benzeri iratlar menkul sermaye iradı olarak tanımlanmış, ikinci fıkrasına bağlı (2) numaralı bendinde, iştirak hisselerinden doğan kazançlar kaynağı ne olursa olsun menkul sermaye iradı sayılmıştır.<br> Vergi kanunlarında iştirak hissesinin tanımı yapılmamakla birlikte 193 sayılı Kanunun 75.maddesinin ikinci fıkrasının parantez içi hükmünde; limited şirket ortakları, iş ortaklarının ortakları ve komanditerlerin kâr payları ile kooperatiflerin dağıttıkları kazançların iştirak kazancı sayılacağı belirtilmiştir. Bu belirleme, dağıtım yapılacak kişilerin sermaye payı sahibi olmalarına dayandırılmış olup, dağıtımı gerçekleştiren kurumun sermayesinin tamamının veya bir kısmının vakıf ya da dernek tarafından sağlanmış olmasının, kârdan pay alma amacıyla sermaye tahsis edildiği gerçeğine bir etkisi bulunmamaktadır.<br> Yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında; vakıflara ait iktisadi işletmeler, ilgili vakfın genel anlamda iştiraki, iktisadi işletme kârından bağlı olunulan vakfa yapılan aktarım vakıf yönünden Kanun'un 75/1-b maddesine göre iştirak kazancı, kârı sağlayan (aktaran) yönünden ise kâr dağıtımı niteliğinde olup işletme kendi kazancının vergisini, vakıf ise işletmenin kendisine sağladığı kazancın vergisini kaynağında tevkif yoluyla ödemek durumunda olduğundan ve vakıfın elde ettiği söz konusu iştirak kazancı kurumlar vergisinden istisna edildiğinden ortada mükerrer vergilendirme de söz konusu değildir.<br> Bu itibarla,davanın kabulü yolundaki Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.<br> </font></p></body></html>

kira