<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/4909 E. , 2023/3239 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2022/4909<br>Karar No:2023/3239<br><br>MÜDAHALE İSTEMİ HAKKINDA KARAR<br><br>Davacı Datça Belediye Başkanlığı vekili Av. … tarafından, Tabiat Varlıkları ve Doğal Sit Alanları ile Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Bulunan Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki Yerlerin İdaresi Hakkında Yönetmeliğin 55. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilmiş olduğundan bahisle, (1) "anılan bentteki kurala istinaden tesis edilen 28/07/2020 tarihli ihale komisyonu kararı, 12/08/2020 tarih ve 171104 sayılı Bakanlık Oluruyla gerçekleştirilen Muğla ili, Datça ilçesi, … Mahallesi, … mevkii; … Mahallesi, … mevkii; … Mahallesi, … mevkii; … Mahallesi, … mevkiinin pazarlık usulüyle kiralanmasına ilişkin ihaleler ile bu ihaleler sonucunda anılan yerlerin 10 yıllığına … Turizm Ticaret Ltd. Şti'ye kiralanmasına ilişkin kararın ve yapılan sözleşmenin feshedilmesi" ve (2) "Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne yapılan ... tarih ve ... sayılı başvuru çerçevesinde Datça ilçe sınırları içinde bulunan tüm sahil/kıyı alanlarına yönelik gerçekleştirilecek ihalelerin içerik, gün, yer ve saatinin bir ay önceden Datça Belediyesi'ne duyurulması" talepleriyle Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na yapılan … tarih ve … sayılı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na karşı açılan davada; ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı, dava konusu işlemin kısmen iptali, davanın kısmen reddi yolundaki kararın iptale ilişkin kısmına yönelik olarak davalı idare tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, … Turizm Ticaret A.Ş. vekili Av. … tarafından verilen davalı idare yanında davaya müdahale istemini içeren dilekçe incelenerek gereği görüşüldü:<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, üçüncü kişilerin davaya katılması konusunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 66. maddesinde ise, üçüncü kişinin, davayı kazanmasında hukukî yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla fer'î müdahil olarak davada yer alabileceği kurala bağlanmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinden, müdahale isteminde bulunan … Turizm Ticaret A.Ş.'nin davaya müdahalede hukukî yararının bulunduğu anlaşıldığından, davalı idare yanında MÜDAHALE İSTEMİNİN KABULÜNE, 21/06/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.<br><br> T.C.<br> D A N I Ş T A Y<br>ONÜÇÜNCÜ DAİRE<br>Esas No:2022/4909<br>Karar No:2023/3239<br><br>TEMYİZ EDENLER: <br>1. (DAVALI) … Bakanlığı<br>VEKİLİ: Av. …<br><br>2. (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) … Turizm Ticaret A.Ş<br>VEKİLİ: Av. …<br> <br>KARŞI TARAF (DAVACI) : … Belediye Başkanlığı - …<br>VEKİLİ: Av. …<br><br>İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptale ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>YARGILAMA SÜRECİ:<br>Dava konusu istem: Davacı Belediye tarafından, Tabiat Varlıkları ve Doğal Sit Alanları ile Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Bulunan Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki Yerlerin İdaresi Hakkında Yönetmeliğin 55. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilmiş olduğundan bahisle, (1) "anılan bentteki kurala istinaden tesis edilen 28/07/2020 tarihli ihale komisyonu kararı, 12/08/2020 tarih ve 171104 sayılı Bakanlık Oluruyla gerçekleştirilen Muğla ili, Datça ilçesi, … Mahallesi, … mevkii; … Mahallesi, … mevkii; … Mahallesi, … mevkii; … Mahallesi, … mevkiinin pazarlık usulüyle kiralanmasına ilişkin ihaleler ile bu ihaleler sonucunda anılan yerlerin 10 yıllığına … Turizm Ticaret Ltd. Şti.'ye kiralanmasına ilişkin kararın ve yapılan sözleşmenin feshedilmesi" ve (2) "Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne yapılan … tarih ve … sayılı başvuru çerçevesinde Datça ilçe sınırları içinde bulunan tüm sahil/kıyı alanlarına yönelik gerçekleştirilecek ihalelerin içerik, gün, yer ve saatinin bir ay önceden Datça Belediyesi'ne duyurulması" talepleriyle Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na yapılan … tarih ve … sayılı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; 1) Dava konusu işlemin, "28/07/2020 tarihli ihale komisyonu kararı, 12/08/2020 tarih ve 171104 sayılı Bakanlık Oluruyla gerçekleştirilen Muğla ili, Datça ilçesi, … Mahallesi, … mevkii; … Mahallesi, … mevkii; … Mahallesi, … mevkii; … Mahallesi, … mevkiinin pazarlık usulüyle kiralanmasına ilişkin ihaleler ile bu ihaleler sonucunda anılan yerlerin 10 yıllığına … Turizm Ticaret Ltd. Şti.'ye kiralanmasına ilişkin kararın ve yapılan sözleşmenin feshedilmesi" yönündeki talebin zımnen reddine ilişkin kısmı yönünden; anılan yerlerin pazarlık usulüyle kiralanmasına ilişkin ihale ile bu ihale sonucunda anılan yerlerin 10 yıllığına … Turizm Ticaret Ltd. Şti.'ye kiralanmasına ilişkin kararın 02/05/2013 tarih ve 28635 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Tabiat Varlıkları ve Doğal Sit Alanları ile Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Bulunan Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki Yerlerin İdaresi Hakkında Yönetmeliğin 55. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi uyarınca tesis edildiği, anılan Yönetmelik kuralının Danıştay 13. Dairesinin 02/11/2021 tarih ve E:2021/3498 sayılı kararıyla yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği, 28/07/2020 tarihli İhale Komisyonu kararının, 12/08/2020 tarih ve 171104 sayılı Bakanlık Oluruyla gerçekleştirilen Muğla ili, Datça ilçesi, İskele Mahallesi, Ilıca mevkii; … Mahallesi, … mevkii; … Mahallesi, … mevkii; … Mahallesi, … mevkiinin pazarlık usulüyle kiralanmasına ilişkin ihale ile bu ihale sonucunda anılan yerlerin 10 yıllığına … Turizm Ticaret Ltd. Şti.'ye kiralanmasına ilişkin kararın ve yapılan sözleşmenin dayanağının kalmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde incelenen bu kısım yönünden hukuka uygunluk bulunmadığı; 2) Dava konusu işlemin "Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne yapılan … tarih ve … sayılı başvuru çerçevesinde Datça ilçe sınırları içinde bulunan tüm sahil/kıyı alanlarına yönelik gerçekleştirilecek ihalelerin içerik, gün, yer ve saatinin bir ay önceden Datça Belediyesi'ne duyurulması" yönündeki talebin zımnen reddine ilişkin kısmında ise hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. <br> Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlemin; "28/07/2020 tarihli ihale komisyonu kararı, 12/08/2020 tarih ve 171104 sayılı Bakanlık Oluruyla gerçekleştirilen Muğla ili, Datça ilçesi, … Mahallesi, … mevkii; … Mahallesi, … mevkii; … Mahallesi, … mevkii; … Mahallesi, … mevkiinin pazarlık usulüyle kiralanmasına ilişkin ihaleler ile bu ihaleler sonucunda anılan yerlerin 10 yıllığına ... Turizm Ticaret Ltd. Şti.'ye kiralanmasına ilişkin kararın ve yapılan sözleşmenin feshedilmesi" yönündeki talebin zımnen reddine ilişkin kısmı yönünden iptaline, "Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne yapılan … tarih ve … sayılı başvuru çerçevesinde Datça ilçe sınırları içinde bulunan tüm sahil/kıyı alanlarına yönelik gerçekleştirilecek ihalelerin içerik, gün, yer ve saatinin bir ay önceden Datça Belediyesi'ne duyurulması" yönündeki talebin zımnen reddine ilişkin kısmı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, Yönetmeliğin 55. maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendi gereğince başvuru konusu yerlerin kiralama işlemlerine ilişkin ihalelerin 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 51/g maddesine göre yapıldığı ve ... Turizm Ticaret Ltd. Şti.'ye kiraya verildiği, Danıştay tarafından Yönetmeliğin 55. maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendinin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmekle birlikte, daha önce yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine göre yapılmış ihalelerin iptaline ilişkin herhangi bir karar verilmediği, bu kapsamda davacının başvurusu hakkında anılan Danıştay kararında ihalelerin iptaline ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığından değerlendirme yapılmadığı; <br>Davalı yanında müdahil tarafından, Danıştay tarafından verilen yürütmeyi durdurma kararında daha önce yapılan ihalelerin iptaline ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı, bu sebeple anılan kararın davalı idare ile aralarındaki mevcut kira sözleşmelerine etkisinin olmadığı ve bunların hukuka uygun ve geçerli olduğunun kabulü gerektiği ileri sürülmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, başvuruda belirtilen işlemlerin dayanağının Yönetmeliğin 55. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi olduğu, anılan Yönetmelik kuralının yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği, dolayısıyla, ihale komisyonu kararı, ihale ve bu ihaleler sonucunda yapılan sözleşmenin hukuki dayanağının kalmadığı, idareye yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptaline yönelik ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.<br><br>DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>MADDİ OLAY : <br>Davacı Datça Belediyesi tarafından, Muğla Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne yapılan … tarih ve … sayılı başvuru ile, “Datça ilçesi sınırları içerisinde bulunan Kargı Koyu, Ilıca, İskele Mahallesi, Kumluk mevkii ve Karaincir mevkiinde bulunan sahil kesimleri ile aynı zamanda tüm sahil/kıyı alanlarını, halkın serbestçe kullanımına açmak ve duş, soyunma kabini, WC gibi gereksinimleri karşılayacak geçici yapıların hizmete sunulması amacıyla Belediyeye tahsisi; bu isteğin kabul görmemesi durumunda ise, ilçe sınırlarındaki sahiller için 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na göre yapılacak ihalelerin tümüne iştirak edileceğinden, yapılacak ihalelerin içerik, gün, yer ve saatinin bir ay önceden Datça Belediyesi'ne duyurulması” istenilmiştir.<br>Anılan başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine, zımnî ret işlemi ile bu işlemin dayanağı olduğu ileri sürülen 02/05/2013 tarih ve 28635 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Tabiat Varlıkları ve Doğal Sit Alanları ile Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Bulunan Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki Yerlerin İdaresi Hakkında Yönetmeliğin (Yönetmelik) iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle Dairemizin E:2021/3498 sayılı dosyasına kayıtlı dava açılmıştır.<br>Bu arada, Muğla ili, Datça ilçesi, İskele Mahallesi, Ilıca mevkii; Emecik Mahallesi, Karaincir mevkii; İskele Mahallesi, İskele mevkii; Datça Mahallesi, Kargı mevkiinin de aralarında yer aldığı yerlerdeki günübirlik kullanım alanlarının Yönetmeliğin 55. maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendine göre, ... Turizm Ticaret Ltd. Şti.'ye pazarlık usulü ile 10 (on) yıl süre ile kiralanması için ihale edilebilmesi yönünde gerekli teknik şartnamelerin hazırlanması ve ihaleye ilişkin iş ve işlemlerin yapılması 02/07/2020 tarih ve 138141 sayılı Bakan Olur'u ile uygun görülmüş; 27/07/2020 tarihinde 2886 sayılı Kanun'un 51/g ve Yönetmeliğin 55. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendine göre pazarlık usulüyle yapılan ve ... Turizm Ticaret Ltd. Şti.'nin tek istekli olarak katıldığı ihaleler sonucunda anılan yerlerin 10 yıllığına ... Turizm Ticaret Ltd. Şti.'ye kiralanmasına karar verilmiş; 12/08/2020 tarih ve 171104 sayılı Bakan Oluru ile sözleşme imzalanmasının uygun görülmesi üzerine, müdahil şirket ile davalı idare arasında söz konusu yerlerin günübirlik kullanım amacıyla kiralanmasına ilişkin 10 yıl süreli kira sözleşmeleri imzalanmıştır. <br>Dairemizin E:2021/3498 sayılı dosyasına kayıtlı davada, Danıştay Onüçüncü ve Altıncı Daireleri müşterek heyetince 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca birlikte yapılan toplantıda alınan 02/11/2021 tarihli kararla, davacı tarafından Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne yapılan 15/05/2020 tarih ve 1141/1922 sayılı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlem ile işleme dayanak oluşturan Yönetmeliğin 55. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendinin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir. <br> Bunun üzerine, davacı Belediye tarafından davalı idareye yapılan 21/02/2022 tarihli başvuruyla, anılan yürütmenin durdurulması kararına atıfta bulunularak, vakıflara veya bu vakıfların kuruluşlarına Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin pazarlık usulüyle kiraya verilmesini düzenleyen dava konusu Yönetmeliğin 55. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilmiş olduğuna göre, (1) "bu bende istinaden tesis edilen 28/07/2020 tarihli ihale Komisyonu kararı, 12/08/2020 tarih ve 171104 sayılı Bakanlık Oluruyla gerçekleştirilen Muğla ili, Datça ilçesi İskele Mahallesi Ilıca mevkii; Emecik Mahallesi Karaincir mevkii; İskele Mahallesi İskele mevkii; Datça Mahallesi Kargı mevkiinin pazarlık usulüyle kiralanmasına ilişkin ihale ile bu ihale sonucunda anılan yerlerin 10 yıllığına ... Ltd. Şti'ne kiralanmasına ilişkin kararın ve yapılan sözleşmenin feshedilmesi" ve (2) "Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne yapılan 15/05/2020 tarih ve 1141/1922 sayılı başvuru çerçevesinde Datça ilçe sınırları içinde bulunan tüm sahil/kıyı alanlarına yönelik gerçekleştirilecek ihalelerin içerik, gün, yer ve saatinin bir ay önceden Datça Belediyesi'ne duyurulması" talebinde bulunulmuştur.<br>Anılan başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır. <br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Anayasa'nın 125. maddesinin birinci fıkrasında, "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır."; 138. maddesinin dördüncü fıkrasında, "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." kurallarına yer verilmiştir.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinde, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." kuralı yer almaktadır.<br> <br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME: <br>İdare Mahkemesi kararının temyize konu kısmında, Yönetmeliğin 55. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendinin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesi nedeniyle, ihalenin, ihale sonucunda alınan kararın ve imzalanan sözleşmenin dayanağının kalmadığı belirtilerek, düzenleyici işlemin iptalinin kategorik olarak bu işleme dayanılarak tesis edilen ihale işlemleri ve imzalanan sözleşmelerin de iptalini gerektirdiği yönünde bir yaklaşımla, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.<br> İdari yargı mercilerince verilen iptal ve yürütmenin durdurulması kararları aynı nitelik ve hukuki etkilere sahip olup, davaya konu işlemin hukuk âleminde hiç tesis edilmemiş olması sonucunu doğururlar. Danıştay'ın istikrar kazanmış içtihadına göre de, iptal ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlar; idari işlemi tesis edildiği tarihten itibaren ortadan kaldıran, objektif, geriye yürüyen ve genellik ifade eden kararlardır. Buna bağlı olarak, iptal edilen işleme dayanılarak tesis edilmiş olan işlem ve tasarruflar da hukuki dayanaklarından yoksun kaldıklarından, kural olarak, iptal kararından etkilenirler. <br> Öte yandan, gerek düzenleyici işlemler hakkında verilen iptal kararlarının, bu düzenleyici işlemlere dayanılarak tesis edilmiş olan bireysel işlemler üzerindeki etkisi; gerekse ihale sürecindeki işlemlerin hukuka aykırılığı nedeniyle verilen iptal veya yürütmenin durdurulması kararlarının ihale sözleşmelerine olan etkisi hukuken tartışmalı konulardır. <br> İptal kararı ile iptali istenilen idari işlemin tesis edildiği tarihten itibaren ortadan kalkacağı ve o işlemin tesisinden önceki hukuki durumuna dönüleceği idare hukukunun bilinen ilkelerindendir. Ancak, hukuka aykırılığı yargı kararı ile saptanmış bazı genel düzenleyici işlemlerin iptali ile, bu genel düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilen işlemlerin bütün hukuksal sonuçlarıyla ortadan kaldırılması bazı durumlarda imkânsız olmakta veya haksız sonuçlara neden olabilmektedir.<br> Muhatapları lehine hukuki sonuç doğurmuş bulunan bireysel işlemler, düzenleyici işlemin iptaline ilişkin karardan etkilenmezler. Bunun nedeni, hukuki istikrar ve kazanılmış haklara saygının korunmasıdır. Düzenleyici işlemin iptaline karar verilmiş olması, bu işlemleri de hukuki dayanaktan yoksun hâle getirir, ama yine de bu işlemlerle doğmuş olan hukuki durum korunur. Çünkü aksine bir çözüm, iyi niyetli kişilerin kazanılmış haklarının ortadan kaldırılması sonucunu doğuracaktır. İşte bu türden olumsuz sonuçlara yol açmaması için düzenleyici işlemler hakkında verilen iptal kararlarının bu tür işlemler bakımından geriye yürümemesi, sadece geleceğe etkili olması ilkesi benimsenmiştir. Fakat böyle durumlarda da ilgililerin kazanılmış (subjektif) haklarının korunması mutlak olmayıp, kamu yararı ve kamu düzeninin gerekleriyle uyuştuğu ölçüde korunmaya lâyık görülmektedir. Bu gibi durumlarda, kazanılmış hakkın varlığı söz konusu olmayacaktır. Fakat kişilerin bu sebeple uğradığı zarar tazmin edilir (KAPLAN Gürsel, İdari Yargılama Hukuku, 8. Baskı, Bursa, 2022, s. 261-262).<br> Danıştay, iptal edilen düzenleyici işleme dayanan bireysel işlemlerin otomatik olarak hukuka aykırı duruma düşeceklerini kabul etmemektedir. Ancak, idarenin iptal edilen düzenleyici işleme dayanarak yaptığı bireysel işlemini, koşullarına uymak kaydıyla kaldırabileceği söylenebilir (TAN Turgut/BAYAZIT Bahar, İdare Hukuku, 10. Bası, Ankara, 2021, s. 888).<br> İdari yargıda (sözleşmeden ayrılabilen idari işlem hakkında) verilmiş olan iptal kararının, iptal edilmiş işleme dayanan sözleşmenin geçerliliğini nasıl etkileyeceği konusunda genellikle benimsenen görüş, sözleşmeden ayrılabilen idari işlemin iptalinin, otomatik olarak sözleşmenin hükümsüzlüğüne yol açmayacağı yönündedir. Ancak, Fransa'daki idari yargı kararlarında bir gelişme gözlemlenmektedir. Bu gelişmenin idare hukuku öğretisindeki bazı görüşlerden etkilendiği söylenebilir. Buna görüşe göre, ayrılabilir işlemin iptali durumunda, bu işlemle sözleşme arasındaki ilişkinin niteliği dikkate alınarak bir çözüm geliştirilmelidir (TAN Turgut/BAYAZIT Bahar, İdare Hukuku, 10. Bası, Ankara, 2021, s. 890-891).<br> İhale hukuku bakımından Türk ihale mevzuatında "ayrılabilir işlem teorisi"nin değil, "iki aşama teori"sinin geçerli olduğunu savunan yazarlarca da, iki aşama teorisinin sonuçlarından biri olarak, idari işlem aşamasında meydana gelen herhangi bir sakatlığın veya bu aşamaya ilişkin idari işlemlerin bir kısmının ya da tamamının iptal edilmesinin, sözleşmeyi otomatik olarak geçersiz hâle getirmeyeceği vurgulanmaktadır (BUZ Vedat, Kamu İhale Sözleşmelerinin Kuruluşu ve Geçerlilik Şartları, Ankara, 2007, s. 105). Bununla birlikte, iki aşama teorisinin anlamı, idarenin taraf olduğu özel hukuk sözleşmelerinde sözleşmenin kurulmasından önceki aşamanın tamamen yok sayılması, bu aşamada ne tür hukuka aykırılık söz konusu olursa olsun sözleşmenin geçerli sayılması demek değildir. İki aşama teorisi çerçevesinde de, özel hukuk sözleşmesinin geçerli olup olmadığı incelenirken, sözleşmenin kurulmasından önce söz konusu olabilecek hukuka aykırılık durumları göz önünde tutulacaktır (BUZ Vedat, Kamu İhale Sözleşmelerinin Kuruluşu ve Geçerlilik Şartları, Ankara, 2007, s. 108).<br> Bu itibarla, düzenleyici işlemin iptaline veya yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesi hâlinde, anılan düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilen ihale işlemlerinin ve ihale sözleşmesinin sonlandırılmasının gerekip gerekmeyeceğine, başka bir anlatımla, ihale işlemlerinin ve sözleşmenin ilgilisi lehine kazanılmış hak niteliği kazanarak dokunulmaz hâle gelip gelmediğine, iptaline veya yürütmesinin durdurulmasına karar verilen işlemdeki hukuka aykırılığın gerekçesine ve ağırlığına bakılarak her somut olay bazında ayrıca karar verilmesi gerekmektedir. <br> Davacının idareye başvurusuna dayanak olan ve Dairemizin E:2012/3498 sayılı dosyasında Danıştay Onüçüncü ve Altıncı Daireleri müşterek heyetince 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca birlikte yapılan toplantıda verilen yürütmeyi durdurma kararının gerekçesi incelendiğinde, "... dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (Mülga 644 sayılı KHK ile aynı düzenlemeleri içermektedir) ve dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olmamakla birlikte, uygulanacak kanun olarak atıfta bulunulan ve Hazine'nin özel mülkiyetindeki taşınmazlarla Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin işletilmesi, işlettirilmesi ve diğer yollarla ekonomiye kazandırılmasına ilişkin temel kanun olan 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'ndaki hükümler göz önüne alındığında; herhangi bir şekilde idareye, vakıflara veya bu vakıfların kuruluşlarına Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin pazarlık usulüyle kiraya verilmesi bakımından görev ve yetki verilmediği anlaşılmaktadır. Başka bir anlatımla, ne 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nde ne de 2886 sayılı Kanun'da, dava konusu Yönetmeliğin 55. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendine ilişkin bir hukuki dayanak bulunmamaktadır. ... <br> Bununla birlikte, dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olmamakla birlikte, uygulanacak kanun olarak atıfta bulunulan ve Hazine'nin özel mülkiyetindeki taşınmazlarla Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin işletilmesi, işlettirilmesi ve diğer yollarla ekonomiye kazandırılmasına ilişkin temel kanun olan 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nda da, sahip olunan tasarruf yetkisinin ihale yoluyla kullanılacağı benimsenmiştir. 2886 sayılı Kanun'un "İhale usullerine tâbi olmayan işler" başlıklı Üçüncü Kısmının 71 ilâ 82. maddeleri arasında yer alan bazı düzenlemelerle, ihalesiz olarak bazı işlerin gördürülebileceği belirtilmiş olup, anılan düzenlemelerin çoğunlukla idarelerin ihtiyaçlarına yönelik alımlarla ilgili olduğu ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle birlikte uygulanma kabiliyetini de yitirdiği, dolayısıyla Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin ihale yapılmaksızın kiralanmasına, bu yerlerle ilgili kullanma izni veya işletme hakkı verilmesine imkân tanıyan bir düzenlemenin bulunmadığı anlaşılmaktadır.<br> Geniş anlamda, bir işi birçok istekli arasından en uygun görülen şartlarla kabul edene bırakma süreci olan 'ihale'den önce; isteklilerin kim olacağının ihale eden (idare) tarafından bilinmesi mümkün değildir. Bu çerçevede, gerçekleştirilecek olan ihalede, mevzuatta öngörülen hangi ihale usûlünün uygulanacağının da isteklilerin kimler olacağına göre tayin edilmesinin hukukî bir izahının olmadığı açıktır. Başka bir anlatımla, istekli olabileceklerin niteliğinden yola çıkılarak, bir ihale usûlünün belirlenmesi ve hatta tek bir isteklinin davet edilmesine imkân sağlayan bir ihale usûlünün (pazarlık usûlü) tercih edilmesi mümkün değildir. Bu itibarla, dava konusu Yönetmeliğin 55. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendinde, isteklinin sahip olması gereken niteliğe göre ihalenin pazarlık usulüyle yapılabileceğine yönelik düzenlemeye yer verilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.<br> Bu itibarla, davalı Bakanlığın 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve kamu taşınmazlarıyla ilgili esas alınması gereken 2886 sayılı Kanun'un kendisine tanıdığı görev ve yetkilerle sınırlı olarak yönetmelik çıkarma salâhiyeti bulunduğu, tabiat varlıkları ve doğal sit alanları ile özel çevre koruma bölgelerinde bulunan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin kiralanması ve anılan taşınmazlarla ilgili olarak kullanma izni veya işletme hakkı verilmesinin 2886 sayılı Kanun ve uyuşmazlığa konu Yönetmelik'te genel usûl olarak benimsenen ihale usûlüne tâbi olduğu, dolayısıyla 55. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendinde yer alan kurum ve kuruluşlar için pazarlık usûlü ile taşınmaz kiralanmasının üst hukuk kurallarına aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. ..." değerlendirmelerine yer verildiği görülmektedir. <br> İdarenin hukuka aykırı işlemlerinin ilgilileri lehine subjektif birtakım hak veya kazanımlar sağladığı her durumda, bu işlemlerin dava açma süresi geçtikten sonra mutlak bir şekilde geri alınamaz duruma gelip gelmediği hususunda, bu işlemlerin "hak yaratıcı nitelikte" olup olmamalarına göre bir ayrıma gidilerek, bu anlamda, yok hükmünde olan işlemler, açık hataya dayalı tesis edilen işlemler, hileyle yapılmış işlemler ile gerçek anlamda bir hak doğurmaya elverişli olmayan negatif işlemler, geçici işlemler, tespit edici işlemler gibi işlemlerin idarece her zaman geri alınabileceği; hak doğurucu nitelikteki hukuka aykırı işlemlerin ise dava açma süresi içerisinde veyahut söz konusu işleme dava açılmış ise karar verilene kadar geri alınabileceği kabul edilmektedir.<br> Bir idari işlemin kurucu unsurundaki ağır ve bariz sakatlıklar, onun iptal edilebilirliğini değil ve fakat hukuki sonuçları daha ağır olan yokluğu ortaya çıkaracaktır (ERKUT Celal, "İdare Hukukunda Yokluk Teorisi", İdare Hukuku ve İlimleri Dergisi, Cilt: 9, Sayı: 1-3, 1988, s. 72). İdarenin yasal bir metnin yorumunda ya da uygulamasında açık ve esaslı bir yanılgıya düşmesi sonucunda oluşan işlemlerin "kesinlik kazanmaya elverişli olmayan işlemler" arasında yer aldığı ve herhangi bir kazanılmış hak doğurmayacağı; buna karşılık, basit hataların işlemin ilgilileri hakkında hak doğumunu engellemediği kabul edilmektedir. Bu aşamada, bir hatanın açık ve esaslı olup olmamasında, bir başka deyişle, bir hatanın açık hataya dönüşümünde gözetilecek kriterin ne olması gerektiği sorunu ortaya çıkmaktadır. Açık hata hâlini, hukuki olguların nitelemesinde yapılan belirgin bir yanılgı olarak ele alıp açıklamak mümkündür. Hatanın açık olmasından ise, "derhâl fark edilebilir" veya "belirgin" olması kastedilmektedir. Öğretide, idari işlemlerde açık hata hâlinin varlığı durumunda, bu işlemlerin kesin nitelikte olmadıkları, herhangi bir hak kazandırmadıkları ve hukuki değerden yoksun bulundukları kabul edilmiştir (ERKUT Celal, "İdare Hukukunda Yokluk Teorisi", İdare Hukuku ve İlimleri Dergisi, Cilt: 9, Sayı: 1-3, 1988, s. 78).<br> İdari usullerden biri olan ihale yöntemi, idarenin taraf olacağı bir sözleşmede, sözleşmenin karşı tarafını belirlemesini sağlamaktadır. Özel hukuk kişilerinin aksine, idare sözleşme yapacağı tarafı serbestçe seçemez. Gerek harcama yapılmasını gerektiren gerekse gelir getirici ihalelerde, sözleşmenin karşı tarafının belirlenmesi ilgili ihale kanununda öngörülen idari usulün uygulanması sonucunda mümkün olabilecektir.<br> Bu noktada vurgulanması gerekir ki; idare hukukunda asıl olan "ehliyet" değil, "yetkisizlik"tir. İdare hukukunda, özel hukuktan farklı olarak, idare işlem ve eylemde bulunurken, serbest irade ile hareket etmeyip, yasal ve yönetsel düzenlemelerle önceden belirlenmiş esas ve usullere uygun olarak davranmak zorundadır. Bu esasların başında da "yasallık ilkesi" gelir. İdare hukukunun bu temel ilkesine göre, idare, Anayasa ve kanunlarda öngörülmeyen hiçbir konuda kendiliğinden herhangi bir işlem ve eylemde bulunamaz. Öngörülen konularda işlem ve eylem yapılması dahi, ancak yasal ve yönetsel düzenlemelerle belirlenmiş olan durum ve koşullarda, yetkili kılınmış organ, makam ve görevli tarafından, yine belirli şekil ve usullere uyulmak suretiyle mümkündür (ÖZAY İl Han, Günışığında Yönetim, İstanbul, s. 535-536).<br> Bu tespitler çerçevesinde dava konusu işlem ele alındığında; idarece zımnen reddedilen başvurunun konusu olan ihale işlemleri ve sözleşmelerin, Yönetmeliğin yürütmesinin durdurulmasına karar verilen 55. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi uyarınca yapıldığı; söz konusu yürütmenin durdurulması kararında, tabiat varlıkları ve doğal sit alanları ile özel çevre koruma bölgelerinde bulunan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin kiralanmasının, 2886 sayılı Kanun ve Yönetmelik'te genel usul olarak benimsenen ihale usulüne tâbi olduğu, dolayısıyla 55. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendinde yer alan kurum ve kuruluşlar için pazarlık usulü ile taşınmaz kiralanmasının üst hukuk kurallarına aykırı olduğu değerlendirmesine yer verildiği; bu yönüyle, düzenleyici işlemin yürütmesinin durdurulmasına sebep teşkil eden hukuka aykırılık gerekçesi incelendiğinde, sözleşmenin karşı tarafının belirlenmesi için kanunda öngörülen genel ihale usulünü bertaraf edici nitelikte olan, ihale işlemlerinin ve dolayısıyla ihale sözleşmesinin kurucu unsurunda ağır bir sakatlığa sebep olan, açıkça kanuna aykırı olduğu tespit edilen, dolayısıyla, ağır ve bariz bir hukuka aykırılık taşıyan söz konusu düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilen uygulama işlemlerinin ve bu ihale işlemlerine dayanılarak yapılan sözleşmelerin ilgilileri lehine korunması gereken kazanılmış bir hak doğurmadığının açık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.<br> Öte yandan, kazanılmış hakların genel olarak kamu düzeninin sınırları içerisinde saygıya değer oldukları, dolayısıyla kazanılmış hakkın hukuka uygun durumun varlığına bağlı olduğu, hukuka uygun olmayan işlemlerin hak kaynağı olamayacakları, hukuka aykırı işlemlerin kazanılmış hak doğurabileceklerini kabul etmenin hukuken mümkün olmadığı gibi, modern devlet idaresinin temeli olan hukuka bağlılık prensibine aykırı düşeceği savunulmuştur. Bununla beraber, hukuka aykırı işlemlerin de müesses vaziyet doğurabilecekleri kabul edilmektedir (TAN Turgut, İdari İşlemin Geri Alınması, Ankara, 1970, s. 71).<br> "... [K]ural olarak, idarenin, işlemlerindeki hukuka aykırılıkları düzeltmek, bu tür işlemlerle ortaya çıkan hukuk ihlâllerini ortadan kaldırarak hukuka uygun bir düzeni sağlamak zorunda olduğu ortaya çıkmaktadır. Genel kural böyle olmakla birlikte, hukuka aykırı bir işlemin uygulanması suretiyle elde edilen bazı kazanımların bir yandan zaman içinde bu yolla idarede sağlanmış olan istikrarın ve kamu düzeninin bozulmaması amacı ile, öte yandan, belli bir süre kesintisiz uygulanmak suretiyle ilgili kişinin statüsünün ayrılmaz bir parçası hâline dönüşmüş olduğu göz önüne alınarak yargı kararlarıyla korunduğu bir gerçektir. Nitekim, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 26/09/1952 tarih ve 1952/44 sayılı kararıyla "kanunsuz bir yükselme işleminden sonra, aynı memur hakkında kanuna uygun çeşitli yükselmeler yapıldığı takdirde, idare tarafından kanunsuz yükselmenin artık geri alınmasının uygun görülemeyeceği" ve 22/12/1973 tarih ve 1973/14 sayılı kararıyla "idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hâllerinde, süre aranmaksızın kanunsuz terfi veya intibaka dayanarak ödediği meblağı her zaman geri alabileceği, ancak belirtilen istisnalar dışında kalan hatalı ödemelerin istirdadının, hatalı ödemenin ilk yapıldığı tarihten başlamak üzere 90 gün (dava açma süresi) içinde kabil olduğu ve 90 günlük süre geçtikten sonra istirdat edilemeyeceğine" karar verilerek sakat işlemin, bundan yararlanan lehine kazanılmış bir hak doğurmasa da, bunun kişiler için doğurduğu subjektif etki ve sonuçlarının korunması gerektiği sonucuna varılmıştır. Ancak söz konusu İçtihadı Birleştirme Kurulu kararları ile sağlanan korunmanın da kamu yararı ve kamu düzeni ile sınırlı olduğunu, idarede istikrar ilkesi esas alınarak sağlanan bu korumanın, kamu düzenini ve bunun sonucu olarak kamu yararını ihlâl eden, bozan bir sonuca ulaştığında artık sürdürülmesinin olanaklı olmadığını; korumanın, hukuka aykırı işlemin düzeltildiği tarihe kadar ilgili kişi için doğurduğu kişisel kazanımlarla sınırlı kalacağını kabul etmek gerekmektedir. Daha açık bir anlatımla, hukuka aykırı idarî işlemle elde edilen statü ve bu statüye dayanılarak yapılan işlem ve eylemler kamuya yönelik etki ve sonuçlar doğuruyorsa bu statü korunmayacak, ancak idarece hatalı işlem düzeltilinceye kadar ilgili kişinin bu statü nedeniyle elde ettiği kişisel kazanımlara da dokunulmayacaktır. ..." (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 13/11/1998 tarih ve E:1996/509, K:1998/562 sayılı kararı, Danıştay Dergisi, S. 100, s. 67-73).<br> Bu bağlamda, hem düzenleyici işlemlerle kural koyarken hem de bu kuralları uygularken hukuka uygun davranmakla yükümlü olan davalı idarenin, açık ve ağır bir hukuka aykırılık hâli taşıdığı tespit edilerek yürütmesi durdurulan düzenleyici işleme dayalı olarak tesis etmiş olduğu ihale işlemlerinin ayakta kalmasının ve sözleşmelerin devamının kamu yararına aykırı sonuçlar doğuracak nitelikte olması da göz önüne alındığında, söz konusu ihale işlemlerinin hukuk âleminde varlığını sürdürmesi ve mevcut sözleşmelerin devamının sağlanmasının beklenemeyeceği açık olmakla birlikle, söz konusu düzenleyici işleme dayalı olarak, hukuka aykırılığın tespit edildiği tarihe kadar elde edilen kazanımların yok sayılması sonucunu doğuracak şekilde işlem tesis edilmesinin de hukukî istikrar ve güvenlik ilkelerine aykırılık teşkil edeceği anlaşılmaktadır. Başka bir anlatımla, başvuru konusu ihale işlemleri ve sözleşmelere ilişkin iradenin geri alma şeklinde değil, kaldırma şeklinde ortaya çıkması gerekmektedir. <br> Bu itibarla, davacı tarafından Tabiat Varlıkları ve Doğal Sit Alanları ile Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Bulunan Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki Yerlerin İdaresi Hakkında Yönetmeliğin 55. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilmiş olduğundan bahisle, "anılan bentteki kurala istinaden tesis edilen 28/07/2020 tarihli ihale komisyonu kararı, 12/08/2020 tarih ve 171104 sayılı Bakanlık Oluruyla gerçekleştirilen Muğla ili, Datça ilçesi, İskele Mahallesi, Ilıca mevkii; Emecik Mahallesi, Karaincir mevkii; İskele Mahallesi, İskele mevkii; Datça Mahallesi, Kargı mevkiinin pazarlık usulüyle kiralanmasına ilişkin ihaleler ile bu ihaleler sonucunda anılan yerlerin 10 yıllığına ... Turizm Ticaret Ltd. Şti.'ye kiralanmasına ilişkin kararın ve yapılan sözleşmenin feshedilmesi" talebiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemde hukuka uygunluk; dava konusu işlemin bu kısmının iptali yolundaki temyize konu Mahkeme kararında ise sonucu itibarıyla hukukî isabetsizlik bulunmamaktadır.<br><br>KARAR SONUCU :<br>Açıklanan nedenlerle;<br>1.Davalının ve müdahilin temyiz istemlerinin reddine,<br>2.Davanın kısmen reddi, dava konusu işlemin kısmen iptali yolundaki … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyize konu iptale ilişkin kısmında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA,<br>3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,<br>4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya ve müdahile iadesine,<br>5. Kullanılmayan … TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde müdahile iadesine,<br>6. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,<br>7. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 21/06/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. <br><br><br>(X) KARŞI OY: Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğu belirtilmiş, Anayasa Mahkemesi kararlarında, hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlet olarak tanımlanmıştır.<br>Hukukun üstünlüğünün egemen olduğu bir devlette hukuk güvenliğinin sağlanması, hukuk devleti ilkesinin yerine getirilmesi için zorunlu şartlardandır. Hukuk devleti, hukukî düzenlemelerin öngörülebilir olmasını, kişilerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerektirir. Bu ise, açık, belirgin, istikrarlı, öngörülebilir hukuk kurallarının yürürlüğe konulması ve bu kuralların somut, objektif hukukî gerekçelere dayanılarak uygulanması ile sağlanır. Başka bir anlatımla, belirsiz, müphem ve keyfiliğe neden olabilecek uygulamalara yol açacak şekilde düzenleme yapılması hukuk güvenliği ilkesiyle bağdaşmaz.<br> Muhatapları lehine hukuki sonuç doğurmuş bulunan bireysel işlemler, düzenleyici işlemin iptaline ve yürütmesinin durdurulmasına ilişkin karardan etkilenmezler. Bunun nedeni, hukuki istikrar ve kazanılmış haklara saygının korunmasıdır. Düzenleyici işlemin iptali ile uygulama işlemleri de hukuki dayanaktan yoksun hâle gelseler de, bu işlemlerle doğmuş olan hukuki durumun korunması gerekir. Aksi bir yaklaşım, iyi niyetli kişilerin kazanılmış haklarının ortadan kaldırılması sonucunu doğuracaktır. Bu nedenle, düzenleyici işlemlerin iptali, yürütmesinin durdurulması veya değiştirilmesinde, bu düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilen uygulama işlemlerinde kazanılmış hakların korunması ilkesinin benimsenmesi gerekir. Nitekim idari işlemlerin hukuka aykırı veya hatalı olduğu gerekçesiyle her an iptali veya geri alınması endişesinin, hukuki güvenlik hakkını ihlâl edeceği açıktır.<br> Bilmediği ya da öğrenmesinin mümkün olmadığı hukukî hataların sorumluluğunu bireylere veya idare edilenlere yüklemek hakkaniyete uygun düşmeyecektir. Bu bağlamda, idarenin kararıyla, kanuna aykırı biçimde, ancak ihale işlemlerinin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Yönetmelik vb. düzenleyici işlemlere göre gerçekleştirilen bir ihalede, idareye güven duyarak ihaleye katılan isteklilerin ve ihale süreci sonunda sözleşme imzalayan kişilerin, ihale mevzuatını ve ihale işlemlerinin yapılış usulünü veya bunların kanuna aykırı olduğunu bilmeleri beklenemez. <br> Uyuşmazlık konusu ihale işlemlerinin tesis edildikleri tarih itibarıyla idare tarafından yürürlüğe konulan ve hukuka uygunluk karinesinden yararlanan bir Yönetmelik kuralına dayalı olarak gerçekleştirildiği, söz konusu düzenlemenin verdiği hukukî imkâna dayalı olarak gerçekleştirilen ihale sonucunda idare ile müdahil şirket arasında kiralama sözleşmelerinin imzalandığı ve geçerlilik kazandığı; belirtilen çerçevede, işlemin yok hükmünde olduğu, hile yahut müdahilin idareyi yanlış yönlendirmesine dayalı olarak tesis edildiği yönünde bir değerlendirme yapmanın da hukuken mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.<br> Öte yandan, olayda bir açık hata bulunup bulunmadığı yönünde değerlendirme yapıldığında, açık hatanın varlığının yoruma ihtiyaç olmayacak kadar açık bir mevzuat hükmüne aykırılık ve/veya herhangi bir ek inceleme ve araştırma yapılmaksızın hukuka aykırı olduğu belirlenen işlemler ya da ilgilisinin dahi fark edebileceği nitelikte açık hukuka aykırılıklar durumunda kabul edilebileceği, ihale işlemlerine ve sözleşmeye dayanak düzenleyici işlem olan Yönetmelik kuralının ihale işlemlerinin gerçekleştirildiği ve sözleşmenin yapıldığı tarihlerde yürürlükte olduğu, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun 1973 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararında açık hata hâlinin “idare edilenin kolayca anlayabileceği kadar açık bir hata” olarak tarif edilmiş olduğu, bir kanun hükmünün yeknesak bir uygulamaya imkân veren bir açıklık taşımaması ve uygulayıcıların yorumlamalarına ihtiyaç göstermesi hâlinin açık hata olarak kabul edilemeyeceği göz önüne alındığında, başvuru konusu ihale işlemlerinin ve sözleşmelerin açık hataya dayalı olarak tesis edildiği de kabul edilemez.<br> Bu itibarla, idarenin başvuru konusu yerlerin pazarlık usulü ile ihale edilmesine imkân tanıyan düzenleyici işlemine güven duyularak, işlem tarihinde hukuka uygun olarak yürürlükte bulunan Yönetmelik kuralına istinaden, herhangi bir hile veyahut yanıltıcı beyan ya da idarenin açık hatası bulunmaksızın gerçekleştirilen ihaleler ve bu ihaleler sonucunda yapılan sözleşmelerin, ortaya çıkan koşullar itibarıyla, hukukî güvenlik ve istikrar ilkeleri de göz önüne alındığında iptal edilmesinin hukuken mümkün olmadığı sonucuna ulaşıldığından, davacı tarafından "28/07/2020 tarihli ihale komisyonu kararı, 12/08/2020 tarih ve 171104 sayılı Bakanlık Oluruyla gerçekleştirilen Muğla ili, Datça ilçesi, İskele Mahallesi, Ilıca mevkii; Emecik Mahallesi, Karaincir mevkii; İskele Mahallesi, İskele mevkii; Datça Mahallesi, Kargı mevkiinin pazarlık usulüyle kiralanmasına ilişkin ihaleler ile bu ihaleler sonucunda anılan yerlerin 10 yıllığına ... Turizm Ticaret Ltd. Şti.'ye kiralanmasına ilişkin kararın ve yapılan sözleşmenin feshedilmesi" talebiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin bu kısmının iptali yolundaki temyize konu Mahkeme kararında ise hukukî isabet bulunmadığından, temyiz istemlerinin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozularak bu kısım yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.</font></p></body></html>
kira