<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/18877 E.  ,  2023/3944 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br>İKİNCİ DAİRE<br>Esas No : 2021/18877<br>Karar No : 2023/3944<br><br>TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Turizm Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>KARŞI TARAF (DAVALI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı <br>VEKİLİ : Av. …<br><br>İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:… K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. <br><br>YARGILAMA SÜRECİ : <br>Dava Konusu İstem : Dava; Ankara ili, Yenimahalle ilçesi, … Mahallesi, AOÇ Hayvanat Bahçesi içerisinde (..) bulunan ve davacı şirket tarafından işletilen büfenin, işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptal edilmesine ilişkin … Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın … günlü, … sayılı işleminin; ... İdare Mahkemesi'nin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla iptaline karar verildiğinden; idarenin ruhsat iptaline yönelik hukuka aykırı işlemi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak suretiyle 592.592,00 TL (miktar arttırımı yoluyla) maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın, davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.<br> İlk Derece Mahkemesi kararının özeti : ... İdare Mahkemesinin, … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla; davacı şirketin, maddi kaybının tespiti için, 03/07/2018 günlü ara kararı ile Yenimahalle Vergi Dairesi Müdürlüğünden, büfenin 2012 ve 2013 yıllarına ilişkin Kurumlar Vergisi beyannamelerinin örneklerinin istenildiği ve alınan cevap üzerine ise, 22/01/2019 günlü ara kararı ile dosyanın bilirkişi heyetine tevdii yoluyla hazırlattırılan 04/04/2019 günlü bilirkişi raporu, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile UYAP kayıtlarının birlikte incelenmesi sonucunda; maddi tazminat istemi yönünden, AOÇ Müdürlüğü tarafından davacı şirkete Ankara 18. Noterliği aracılığıyla gönderilen … günlü, … yevmiye numaralı ihtarname ile yeni dönemde kira akdinin yenilenmeyeceği ve hayvanat bahçesi alanının 25/05/2011 günlü, protokol gereği Ankara Büyükşehir Belediyesine kiraya verildiğinden 01/01/2014 tarihinden sonra da Belediye lehine intifa hakkı tesis edileceği ve mecurun 01/01/2013 tarihi itibariyle tahliye edilerek müdürlüğe teslim edilmesi gerektiğine dair ihtarda bulunulduğu, davacının tazminat istemine dayanak olan işlemin ise 03/04/2013 tarihinde tesis edildiği, bu tarih ve sonrasına ilişkin davacı şirketin kiracılığının devamına yönelik ne dava dışı Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü ile ne de davalı Belediye ile geçerli bir sözleşme akdinin bulunmadığı, bunun yanında davacı şirket tarafından AOÇ Müdürlüğü'nce iş yerinin tahliyesine yönelik gönderilen ihtara yahut Ankara Büyükşehir Belediye'since kira sözleşmesinin yenilenmemesine dair işleme karşı kiracılık ilişkisinin devam ettiğinin tespitine dair yetkili Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde dava açıldığına ilişkin dosyaya herhangi bir bilgi veya belgenin sunulmadığı, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibariyle geçerli bir kira sözleşmesi bulunmayan davacı şirketin söz konusu eksiklikten dolayı anılan iş yerinde bu tarih ve sonrasında faaliyette bulunmasının kabulüne olanak bulunmadığı ve hukuka aykırılığı yargı kararıyla saptanan idari işlemle davacının yukarıda ileri sürmüş olduğu zararları arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle; manevi tazminat istemi yönünden ise, davacı şirketin iş yeri açma ve çalışma ruhsatının iptal edilmesine ilişkin işlemin ağır hizmet kusuru vasfında olmadığı, manevi tazminat istemine dayanak işlemin yetki unsuruna ilişkin hukuka aykırılığın tespit edildiği hususu dikkate alındığında davacı şirketin ticari itibarına yönelik kasıtlı ve ağır bir saldırı ve bunun sonucu gerçekleşen bir manevi zararı bulunmadığından manevi tazminat şartlarının davacı şirket yönünden varlığının kabul edilemeyeceği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.<br> Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; davacının istinaf başvurusuna konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. <br><br>TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Mahkemece eksik incelemeyle karar verildiği; işlemin yapıldığı tarihte AOÇ ile geçerli bir kira akdinin olmadığı ve AOÇ’nin kira akdinin tek taraflı feshine yönelik ihtarıyla aktin feshedildiği gerekçesine dayanılmış olmasına karşın, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin … günlü E:…, K:… sayılı dosyasında, AOÇ’nin fesih bildirimini gerekli yasal süre içinde yapmadığı ve davanın açıldığı tarih itibariyle kiracılık ilişkisinin devam ettiğine ve fakat mecurun 27/01/2014 günü yıkılmış olması nedeniyle, davanın konusuz kaldığı ve kiracılık ilişkisinin devam ettiğine karar verilmesine yönelik talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, Yargıtay tarafından da onanarak kesinleştiği; eldeki davanın da davalının, yetkili olmadığı bir yerde işlem tesis ederek, işletmeyi kullanmalarını engelleyerek taraflarının zarara uğramasına sebebiyet vermesi nedeniyle açılmış olduğu ileri sürülerek, kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br><br>KARŞI TARAFIN CEVABI : Cevap verilmemiştir.<br> <br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …<br>DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. <br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE : <br>MADDİ OLAY : <br>Ankara ili, Yenimahalle ilçesi, … Mahallesi, … yanı, No:… adresinde davacı şirket tarafından işletilen işletmeye ait "büfe" faaliyet konulu işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptal edilerek işletmenin faaliyetten men edilmesine ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın … günlü, … sayılı işleminin; ... İdare Mahkemesi'nin davanın reddi yolundaki kararının bozulması üzerine, bozma kararına uymak suretiyle verdiği … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla, dava konusu işletmenin Yenimahalle ilçesi sınırlarında bulunduğu ve işyeri açma ve çalışma ruhsatı bakımından Yenimahalle Belediyesinin sorumluluk sahasında bulunduğu, işletmenin bulunduğu alanı Hayvanat Bahçesi alanına dahil eden protokol hükümlerinin dava konusu işlem tarihi itibariyle henüz yürürlüğe girmiş sayılmadığı dikkate alındığında, dava konusu işlem tarihi (03/04/2013) itibariyle işletmenin bulunduğu alanda henüz yetkisi bulunmayan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından tesis edilen dava konusu işlemde, yetki unsuru yönünden hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle iptaline karar verildiğinden; idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle, işyerinin mühürlendiği 03/04/2013 tarihinden itibaren işyerinin kapalı kalması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak suretiyle 592.592,00 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminatın ödenmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT :<br> Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında; "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." hükmüne yer verilmiştir.<br>2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun, 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmış; 12. maddesinde, ilgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla, doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabileceği; 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 günlü, 28633 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile eklenen 2. cümlesinde, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin, nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabileceği ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçenin otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edileceği; 6459 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile eklenen, Geçici 7. maddesinde ise, Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına eklenen hükmün, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan tüm davalarda uygulanacağı; 31. maddesinde ise, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri hususlarında, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılması belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise, bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir. <br><br>HUKUKİ DEĞERLENDİRME : <br>Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.<br>İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.<br>İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. İdare üstlendiği kamu hizmetini gereği gibi yerine getirmekle yükümlü olup, hizmetin işleyişi ve yerine getirilişi sırasında gerekli önlemlerin alınmaması, hizmetin iyi işlememesi nedeniyle verilen zararların hizmet kusuru ilkesi gereği tazmini gerekmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.<br>Prensip olarak, idarenin bir eylem ya da işleminden dolayı tazminatla yükümlü kılınabilmesi için o olayda hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluğunun bulunması zorunludur. İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek içinse, bir zararın mevcut olması ve bu zararın idari bir işlem veya eylemden kaynaklanması, diğer bir ifadeyle, oluşan zararla idari işlem ve eylem arasında illiyet bağının kurulabilmesi gerekmektedir.<br>İdarenin hukuki sorumluluğunun varlığı ve kapsamı, yukarıda aktarılan unsurlar dahilinde oluşmakla birlikte; zararın varlığı ve niceliğinin ortaya konulmasında; maddi olayın tüm unsurlarıyla incelenmesi ve tazmin sorumluluğu açısından bir tespitin yapılması da yargının görevidir.<br>Mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği kuralı karşısında; alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek yeterlikte olmaması veya taraflarca yapılan itirazları karşılamaması halinde bilirkişilerden ek rapor istenilebileceği veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi verilen rapor dikkate alınmadan uyuşmazlığın çözümüne engel bir düzenleme de bulunmamaktadır. Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuz olup, bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.<br> Temyiz istemine konu mahkeme kararının, maddi tazminat talebine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi: <br>Dava dosyasının, taraflar arasındaki diğer dava dosyalarına ilişkin UYAP kayıtları ile birlikte incelenmesinden; davalı idarenin henüz yetkili olmadığı bir alanda bulunan davacının işletmesine ilişkin ruhsat iptali, tahliye ve yıkım işlemleri tesis ettiği ve işlemleri hakkında açılan davaların sonuçlanmasını beklemeksizin işyerini yıkmak suretiyle davacının kullanımını engelediği ve tesis ettiği işlemlerin yargı yoluyla iptaline karar verilmiş olması karşısında, idarenin hizmet kusurunun bulunduğu anlaşılmıştır.<br>İşyeri açma ve çalışma ruhsatının, hukuka aykırı suretle iptali nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların tazmini istemli davada, işyerinin kira sözleşmesinin geçerliliğini tartışmaya olanak bulunmadığı gibi özel hukuka tabi kira sözleşmesinin, geçersiz olduğuna, sona erdiğine veya feshine ilişkin bir yargı kararının da dosyaya sunulmamış olması karşısında Mahkemenin bu nedenle davanın reddi yolundaki kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.<br>Bu durumda İdare Mahkemesince; öncelikle tazmin edilmesi gerekli zarar kalemleri ile zarara esas dönemin tespitini müteakiben, gerçek zararın tazminine hükmedilmesi gerekmektedir.<br> Temyiz istemine konu mahkeme kararının, manevi tazminat talebine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi:<br>Tüzel kişilerin kişilik haklarını, saygınlık, ticari itibar, sosyal ilişkiler bakımından sahip olunan değer, diğer kurumlar nezdindeki algılanış, mesleki çevrelerdeki konum, güvenilirlik gibi değerler oluşturmaktadır. Tüzel kişiliğin saygınlığını yitirmesine, itibar kaybına uğramasına veya amaçlarını gerçekleştirmek bakımından zor duruma düşürülmesine yol açan hukuka aykırı tasarrufların, manevi zarara yol açtığı kabul edilerek bu tür zararların tazmini gerektiği ve tüzel kişiler lehine manevi tazminata hükmedilirken piyasadaki konumları ve ekonomik durumları dikkate alınarak, olay nedeniyle piyasadaki konumlarının ve ticari itibarlarının sarsılması ile orantıyı ifade edecek, işlemin hukuka aykırılığını ortaya koyacak ve hukuka aykırılığı özendirmeyecek bir miktarın belirlenmesi gerekmektedir.<br>Bu durumda, idarenin hizmet kusurunun belirlendiği uyuşmazlıkta, İdare Mahkemesince, davacının manevi tazminat istemi hakkında yukarıda belirtilen değerlendirmeler kapsamında yeniden karar verilmesi gerekmektedir.<br><br>KARAR SONUCU : <br>Açıklanan nedenlerle;<br>1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,<br>2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:… K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,<br>3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine,<br>4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na 6545 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca kesin olarak, 05/07/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>

kira