<html><head><meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=UTF-8"></head> <body leftmargin="25" topmargin="20" font face="Verdana" size="2"><b><font face="Verdana" size="2">Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/6670 E.  ,  2023/6474 K.</font></b><ul><li style="font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold"></li></ul><ul style="list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12"></ul><br> <b><font face="Verdana" size="2">"İçtihat Metni"</font></b><p align="justify"><font face="Verdana" size="2"> T.C.<br>D A N I Ş T A Y<br> ALTINCI DAİRE <br>Esas No : 2022/6670<br>Karar No : 2023/6474 <br><br>DAVACI : … A.Ş.<br>VEKİLİ : Av. …<br><br>DAVALILAR : 1- … - …<br> 2- … Bakanlığı - ANKARA<br>VEKİLLERİ : Av. …<br> 3- … Müdürlüğü - …<br> <br>VEKİLİ : Av. ,,,<br><br>DAVANIN KONUSU : Kocaeli İli, Dilovası İlçesi, ... Mahallesi, … ada, .. parsel sayılı taşınmazın, 5.840,16 m²'lik kısmına el konulması (ve akabinde kamulaştırılması) işlemine ait 20/03/2007 tarih ve 26468 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış "Ankara-İstanbul Hızlı Tren Projesi kapsamında, Köseköy-Gebze arasında bulunan taşınmazların, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 22/02/2007 tarih ve 2007/11779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının davaya konu taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir.<br><br>DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, acele kamulaştırma işlemi gerçekleştirildiği takdirde, liman faaliyetlerinin fiilen durmasının söz konusu olacağı, kamulaştırılacak taşınmazların tespitinin TCDD Genel Müdürlüğü'ne bırakılmasının hukuka aykırı olduğu, hiçbir şekilde proje güzergahı ve taşınmazların belirtmesinin yapılmadığı, bunu belirlemenin başka bir kuruma bırakılmasının, acele kamulaştırma işleminin varlık sebebine aykırı olduğu, 2007 yılında alınan acelelik kararına dayalı olarak 15 yıl sonra 2022 yılında işlem tesisinin Anayasa'ya aykırı olduğu, dava konusu işlemde acelelik kararı için gerekçe belirtilmediği, kararın yasal unsurları taşımadığı, sınırsız, süresiz ve genel bir acele kamulaştırma söz konusu olduğu, mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğu, yöntem saptırması ile malul, kamu yararı amacı dışında bir saikle tesis edilmiş olduğu, acele kamulaştırma gerçekleştiğinde, davacının faaliyet yürütmesinin imkansız hale geleceği ve liman faaliyetlerinin tamamen duracağı, davaya konu kararın iptali gerektiği ileri sürmektedir.<br><br>DAVALILARIN SAVUNMALARI : <br>1- Cumhurbaşkanlığı ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından, dava konusu taşınmazın kamulaştırma işlemlerinin TCDD Genel Müdürlüğü uhdesinde olduğu, herhangi bir tasarruflarının bulunmadığı, kamu yararı kararının … tarih ve … sayılı Makam Oluru ile onaylandığı, hasım mevkiinden çıkarılmaları gerektiği, acele kamulaştırmaya ilişkin olarak ... Asliye Hukuk Mahkemesinin … D.İş sayılı dosyası nezdinde açılan davadan TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü'nün … tarih ve …sayılı yazısı ile vazgeçildiği, davacının işbu davaya açmakta hukuki yararı kalmadığı, davanın konusuz kaldığı, davacı tarafından idari merci tecavüzü yapıldığı, dava şartı atlanarak açılan davanın usul ve yasaya aykırı olduğu, davanın süresinde açılmadığı, TCDD Genel Müdürlüğünün protokole uymadığı iddia edilse de protokol dışında talepleri olanın davacı olduğu, davaya konu kararda hukuka aykırılık bulunmadığı, davanın reddi gerektiği savunulmuştur.<br>2- T.C. Devlet Demir Yolları İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından, acele kamulaştırma için … Asliye Hukuk Mahkemesinin … D.İş sayılı dosyası ile açılan davadan, … tarih ve … sayılı yazı ile vazgeçildiği, davanın konusuz kaldığı, davaya konu işlemin hukuka uygun olduğu, davacı tarafından idari merci tecavüzü yapıldığı, dava şartı atlanarak açılan davanın usul ve yasaya aykırı olduğu, davanın süresinde açılmadığı, davacı ile bir protokol imzalanmışsa da, daha sonra protokole aykırı olarak davacının bir takım talepleri olduğu, talepler kapsamında söz konusu taşınmazın kullanılmasının imkansız hale geldiği, bunun üzerine söz konusu taşınmazın acele kamulaştırılması kararı alındığı, protokol dışı talepleri olanın davacı olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmuştur. <br><br>DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Davaya konu işlemin, dava konusu taşınmaza ilişkin kısmının iptali gerektiği düşünülmektedir.<br><br>DANIŞTAY SAVCISI …'NUN DÜŞÜNCESİ : Dava, Kocaeli İli, Dilovası İlçesi, ... Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın, 5.840,16 m²'lik kısmına el konulması (ve akabinde kamulaştırılması) işlemine ait 20/03/2007 tarih ve 26468 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış "Ankara-İstanbul Hızlı Tren Projesi kapsamında, Köseköy-Gebze arasında bulunan taşınmazların, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 22/02/2007 tarih ve 2007/11779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının davaya konu taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.<br>Davalı idarelerin usule yönelik itirazları yerinde görülmemiştir.<br>Anayasanın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasaya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Bu hükümlerden hareketle bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) ancak kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır.<br>Anayasanın "Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma" başlıklı 90. maddenin 1. fıkrasında: "Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır." son fıkrasında ise: "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 07.05.2004 günlü, 5170 sayılı Yasanın 7. maddesi) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." kuralıyla usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası andlaşmaların iç hukuk sistemine yansıtılma yöntemi belirlenerek, bu andlaşmalardan temel hak ve özgürlüklere ilişkin olanlarla yasaların aynı konuda farklı hükümler içermesi durumunda uluslararası andlaşma kurallarının esas alınması anayasal gerekliliktir.<br>20.03.1952 günü kabul edilen İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 Nolu Protokol Türkiye tarafından 19.03.1954 tarihinde onaylanmıştır. Anılan Protokolun "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde ise: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." kuralı yer almıştır.<br>2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde: “İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler” ve 6. maddesinin son fırkasında “Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur.” kuralına yer verilmiştir.<br>2942 sayılı Yasanın "Acele kamulaştırma" başlıklı 27. maddesinde, 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına (Değişik ibare: 24/4/2001 - 4650/15 md.) 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. (Ek fıkra: 19/4/2018-7139/29 md.) Mahkemece verilen taşınmaz mala el koyma kararı tapu müdürlüğüne bildirilir. Taşınmaz malın başkasına devir, ferağ veya temlikinin yapılamayacağı hükmü tapu kütüğüne şerh edilir. El koyma kararından sonra taşınmaz mal 20 nci madde uyarınca boşaltılır. Bu Kanunun 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedelidir." hükümleri öngörülmüştür.<br>Anayasa'nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkün olup buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır. Ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolüyle de mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır.<br> Bu çerçevede, 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda Cumhurbaşkanına tanınan yetki acele kamulaştırma kararı alma yetkisi değil, kamulaştırma sürecinin olağan yöntemler dışında gerçekleşebilmesine yönelik karar alma yetkisi olması, esasen kamu hizmetlerinin yerine getirilebilmesi amacıyla kamulaştırma işlemini tesis etmesi gereken makamın da Cumhurbaşkanı değil, kamu hizmetini yerine getirmekle yükümlü olan idareler olması karşısında Cumhurbaşkanı kararının, kamulaştırma kararının yerine getirilmesinin kamu yararı ve kamu düzeni nedeniyle olağan dışı bir şekilde, acele yöntemlerle yapılmasının gerekliliğini ortaya koyan nitelik taşıması gerekmektedir. <br>Dosyanın incelenmesinden; Danıştay 6. Dairesinin 14/12/2022 tarih ve E:2022/6670 sayılı ara kararına davalı idareler tarafından verilen cevapta; davaya konu parselin bulunduğu alanda gerekli mutabakatın sağlandığı, bu aşamada kamulaştırma yapılmaksızın taraflarca düzenlenecek ek protokol ile söz konusu alanların kullanımının hüküm altına alınacağı, ilerleyen süreçlerde yapılacak olan protokol hükümlerine aksi bir durum olması halinde kamulaştırma yapılabileceği hususunun bildirildiği, acele el koyma istemi ile ... Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada ise, davanın idare tarafından geri alınması sebebiyle, … tarih ve E:… D.İş., K:… sayılı karar ile dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği; anılan ara kararına davacı tarafından verilen 17.01.2023 tarihli cevap dilekçesinde ise idare tarafından acele kamulaştırma kararının geri alınmadığının, ek protokol imzalanmasının mümkün olmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır. <br>Bu durumda; dava konusu Bakanlar Kurulu Kararında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanmasını gerektiren nedenlerin kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasını gerektiren hallerin ortadan kalktığı, gelinen aşamada davaya konu taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin bir acelelik halinden bahsedilemeyeceği, işlemin idarece geri alınmadığı da dikkate alındığında, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.<br>Açıklanan nedenlerle, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin olarak iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 05/07/2023 tarihinde, davacı vekili Av. …'ın, davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı vekilleri Av. …'nın ve T.C. Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü vekili Av. …'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, esas hakkında verilen karara katılmakla birlikte; Üye …'ın acele kamulaştırma kararının dayanağı olan kamu yararı kararının iptali istemi ile İdare Mahkemesinde açılan dava dosyasının bağlantı kararı verilerek birlikte incelenmesinden sonra davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiği; Üye …'in ise davaya konu taşınmazın bulunduğu mahalde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiği yönündeki oylarına karşılık; esasa geçilerek işin gereği görüşüldü:<br><br>İNCELEME VE GEREKÇE :<br>MADDİ OLAY :<br>Kocaeli İli, Dilovası İlçesi, ... Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın, 5.840,16 m²'lik kısmına el konulması (ve akabinde kamulaştırılması) işlemine ait 20/03/2007 tarih ve 26468 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış "Ankara-İstanbul Hızlı Tren Projesi kapsamında, Köseköy-Gebze arasında bulunan taşınmazların, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 22/02/2007 tarih ve 2007/11779 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının davaya konu taşınmaz yönünden iptali istemi ile bakılmakta olan dava açılmıştır.<br><br>İLGİLİ MEVZUAT:<br>Anayasanın 35. maddesinde; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.<br>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde; "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.<br>2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 1. maddesinde; "Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, kamulaştırma bedelinin hesaplanmasını, taşınmaz malın ve irtifak hakkının idare adına tescilini, kullanılmayan taşınmaz malın geri alınmasını, idareler arasında taşınmaz malların devir işlemlerini, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler.” hükmüne ve 6. maddesinin son fırkasında; “Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur.” hükmüne, 6. maddesinde "....Cumhurbaşkanı veya bakanlıklar tarafından verilen kamu yararı kararlarının ayrıca onaylanması gerekmez. <br>Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır." hükmüne, 27. maddesinde ise; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.<br> <br> HUKUKİ DEĞERLENDİRME:<br>Usul Yönünden:<br>Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından;<br>İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir.<br>Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından acele kamulaştırmaya ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte bireysel işlem olması karşısında otuz gün içinde dava açılacak idarenin gösterilmesi suretiyle ilgiliye tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün de gereğidir. <br>Bu çerçevede, muhatapları açısından subjektif ve kişisel nitelikte olan acele kamulaştırma kararlarının, usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği, bu durumda 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinin uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır.<br>Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/03/2015 tarihli, E:2014/5590, K:2015/891 sayılı ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararları da bu yöndedir. <br>Uyuşmazlıkta, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının davacıya tebliğ edildiğine dair belgenin dosyaya sunulmadığı ve davacı tarafından öğrenme tarihi üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde davanın açıldığı anlaşılmış ve davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir. <br>Esas Yönünden:<br>Özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında öngörüldüğü, anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahalelerin olabileceğinin öngörüldüğü, ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük yada orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.<br>Anayasa’nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin Kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır.<br> Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelelik halinin bulunduğu durumlarda, acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik olarak gerekli tespitler yapılıp sebepleri de belirtilmek suretiyle başvuruda bulunulması ve bunun sonucunda da başvuruda bulunulan taşınmazlara yönelik inceleme yapılarak koşulların gerçekleşmesi halinde, Cumhurbaşkanınca taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir.<br>Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartların ortaya konulması gerekmektedir.<br>Uyuşmazlığa konu taşınmazın da içinde bulunduğu Ankara-İstanbul Hızlı Tren Projesi kapsamında Bakanlar Kurulunun 22/02/2007 tarih ve 2007/11779 sayılı kararıyla Köseköy-Gebze arasında bulunan ve ekli haritada gösterilen güzergahta bulunan taşınmazların TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırılmasına karar verildiği, söz konusu proje kapsamındaki davaya konu taşınmazın bulunduğu alanda, Gebze-Köseköy 3. ve 4. Hat Peron İnşaatı, Altyapı, Üstyapı ve Elektrifikasyon İkmal Yapım İşi güzergahındaki yapım çalışmalarının hızlı bir şekilde tamamlanarak hattın bütünüyle hizmete açılmasının projenin fonksiyonelliğini artırarak kamu yararına hizmet edeceği, Türkiye'nin gayri safi yurt içi milli hasılasına en yüksek katkıyı sağlayan ve nüfusun önemli bir bölümünün yaşadığı Marmara Bölgesinde mevcut yollarda artan trafik yoğunluğu sonucunda, yol güvenliği ve seyahat süresinin uzaması gibi problemlerle karşı karşıya kalındığı, ülkemizin en büyük metropolitanı ve sanayi kenti olan İstanbul'un önemli bir ekonomik, kültürel, turistik ve sosyal merkez olması nedeniyle mevcut ulaşım sistemlerinin kapasitelerinin üzerinde bir trafik yükü altında bulunduğu, anılan projeyle birlikte ulaşım altyapısının hizmet seviyesinin artacağı, Türkiye'nin taşımacılık alternatiflerinin ve ticaret kapasitesinin artırılmasının önemi hususları dikkate alındığında, bu haliyle dava konusu edilen acele kamulaştırma kararının dayanağı olan hızlı tren projesinde kamu yararı bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır. <br>Bu durumda; hızlı tren hattı güzergahı üzerinde kalan uyuşmazlık konusu taşınmazın kamulaştırılmasında kamu yararı bulunması, hattın bir an önce tamamlanması amacıyla yapılacak kamulaştırmada acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığından, taşınmaza el konulmasına imkan veren dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmamaktadır.<br>Ayrıca her ne kadar, Dairemizin 14/12/2022 tarihli ara kararına davalı idareler tarafından verilen cevap dilekçelerinin incelenmesinden, davaya konu parselin bulunduğu alanda gerekli mutabakatın sağlandığı, bu aşamada kamulaştırma yapılmaksızın taraflarca düzenlenecek ek protokol ile söz konusu alanların kullanımının hüküm altına alınacağı, ilerleyen süreçlerde yapılacak olan protokol hükümlerine aksi bir durum olması halinde kamulaştırma yapılabileceği hususunun bildirildiği, acele el koyma istemi ile ... Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada ise, davanın idare tarafından geri alınması sebebiyle, … tarih ve E:… D.İş., K:… sayılı karar ile dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği; anılan ara kararına davacı tarafından verilen 17.01.2023 tarihli cevap dilekçesinde ise idare tarafından acele kamulaştırma kararını geri alan bir karar alınmadığının, ek protokol imzalanmasının mümkün olmadığının belirtildiği anlaşılmakta ise de, gelinen son durumda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın halen bir protokol ile sonuçlandırılamamış olması, idare tarafından davaya konu kararın halen geri alınmamış olması ve çözüme yönelik taraflarca yapılacak görüşmelerden netice çıkmaması durumunda idare tarafından el koyma ve kamulaştırma işlemlerine devam edilebilecek olması durumları ile hattın bir an önce tamamlanması amacıyla yapılacak kamulaştırmada acelelik halinin bulunduğu hususu dikkate alınarak yapılan değerlendirme neticesinde acelelik halinin ortadan kalktığının kabulüne olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.<br><br>KARAR SONUCU:<br> Açıklanan nedenlerle;<br>1. DAVANIN REDDİNE,<br>2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen, davacı tarafından yapılan toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,<br>4. Varsa posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,<br>5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 05/07/2023 tarihinde usulde ve esasta oyçokluğuyla karar verildi.<br><br><br>KARŞI OY (X) :<br>Dairemizin 14/12/2022 tarihli ara kararına davalı idareler tarafından verilen cevap dilekçelerinin incelenmesinden, davaya konu parselin bulunduğu alanda gerekli mutabakatın sağlandığı, bu aşamada kamulaştırma yapılmaksızın taraflarca düzenlenecek ek protokol ile söz konusu alanların kullanımının hüküm altına alınacağı, ilerleyen süreçlerde yapılacak olan protokol hükümlerine aksi bir durum olması halinde kamulaştırma yapılabileceği hususunun bildirildiği, acele el koyma istemi ile … Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada ise, davanın idare tarafından geri alınması sebebiyle, … tarih ve E:… D.İş., K:… sayılı karar ile dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği; anılan ara kararına davacı tarafından verilen 17.01.2023 tarihli cevap dilekçesinde ise idare tarafından acele kamulaştırma kararını geri alan bir karar alınmadığının, ek protokol imzalanmasının mümkün olmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır. <br>Bu durumda; tarafların iddia ve savunmaları ile ara kararlarına verilen cevap dilekçelerinin incelenmesi neticesinde; dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının, dosyanın geldiği aşama itibarıyla ortadan kalkmış olduğu görüldüğünden ve gelinen aşamada davaya konu taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin bir acelelik halinden bahsedilemeyeceğinden, ayrıca dava konusu işlemin Cumhurbaşkanlığı tarafından geri alınmadığı da dikkate alındığında, davaya konu Bakanlar Kurulu Kararının davaya konu taşınmaza ilişkin kısmının iptali gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.</font></p></body></html>

kamulaştırma